• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • Şifalı Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    Şifalı Bitkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    12 Nisan 2014 Cumartesi

    Ceviz ağacının ikinci adı ömür ağacıdır

    Ceviz ağacının ikinci adı ömür ağacıdır. Asırlardır insanoğlunun en sevdiği gıdalardan biri olmuştur. Ceviz hakkında Çiçeron’dan tutun da Hipokrat ve İbni Sina’ya kadar çok sayıda düşünür görüş beyan etmiştir. O, vücudumuzun enerji aküsü olarak kalmayıp, güzelliğimize de güzellik katar.

    1940 yılında atom bombası yüzünden Hiroşima ve Nagazaki’de kilometrekarelerce alanda tüm canlılar yok edildi ve yıllarca radyasyon devam etti. Ama Japonlar buna rağmen dünyada sağlıklı ve uzun yaşayan insanlar olarak kaldılar. Bunun nedeni sağlığa önem verip sağlıklı bir yaşlılık için önlem almak. Üstelik kalp hastalıklarıyla göğüs kanseri gibi birçok kanser türüne en az yakalanma oranı da onlarda. Hawaili bir bilim adamının 8 bin Japon kökenli ABD’linin beslenme ve yaşam biçimleri üzerine yaptığı araştırmada bu insanların bir günde 27 çeşit besin tükettiğini fark etmiş. Bunlar arasında pirinç, soya, ceviz, balık turşu ve tahıllar bulunuyor.

    Bu ay size cevizle hazırlanan tarifler vereceğim.


    Yaşam şerbeti

    Öncelikle sağlığımız için kalkan görevi yapan, vücudu koruyan, kolesterolü düşüren, cildi güzelleştiren, metabolizmayı güçlendiren, yüksek antioksidan içeren, deri hasarlarına, kronik iltihaplara ve kemik hastalıklarına iyi gelen yaşam şerbeti:

    Malzemeler:
    - İki bardak ceviz içi
    - 1 kg. çilek (ahududu, böğürtlen)
    - 1 kg. yeşil elma
    - 2.5 kg. şeker
    - Yarım su bardağı su

    Hazırlanışı:
    Öncelikle şekere su katıp şerbeti hazırlayın. Geri kalan malzemeleri küçük parçalar halinde doğrayıp 10 dakika yoğurarak elimizle ezin. Üzerine şerbeti ekleyip 25 dakika ocakta pişirdikten sonra hepsini iki kat tülbentten geçirin. Sabah ve akşam bir yemek kaşığı bu şerbeti tüketin. Şeker hastalarına tavsiye etmiyorum.


    Sivilce ve akne tedavisi için tonik

    Bir bardak küçültülmüş ceviz yapraklarının üstüne 0.5 litre su ilave edin ve 20-30 dakika benmari yapın ve süzün. Daha sonra içine bir çay kaşığı tuz ve bir yumurta akı ilave edin. Hepsini karıştırın ve günde 10-15 defa yüzünüzü bu tonikle temizleyin. Bir hafta içinde ciddi değişikler görebilirsiniz. Bu toniği sivilceleriniz bittikten sonra da haftada bir defa tekrarlayın.


    Ölü hücrelere cevizli deodorant

    0.5 litre gül suyuna cevizin 10 tane yaprağını ve bir demet yaş nane ilave edin. Bir hafta sonra süzün ve sprey kabına doldurup her banyo sonrası kullanın. Vücuttaki tahrişleri, kaşıntıyı, ölü hücreleri atmaya yardımcı olur. Nanenin ferahlatıcı etkisinden deri oksijen alışverişini sağlar.


    Kış için ceviz kremi

    Kış aylarında cildimiz hep kuru ve cansız görünür. Böyle zamanlarda yine ceviz yardıma geliyor. Yoğun nemlendiricileri bile aratmayan ceviz kremin yapılışı çok kolay. Havanda bir yemek kaşığı cevizi ezin ve içine bir yumurta sarısı ilave edin. Bir çay kaşığı tereyağı ve bir çay kaşığı bal ekledikten sonra cildinize 20 dakika uygulayın. Ilık suyla yıkayın. Bu krem maskeyi akşamları uygulayın ve dışarıya çıkmayın. Cilt nemlenmiş ve dış etkenlere hassas olacaktır. Haftada iki defa uygulanması kâfidir.

     ŞEMS ARSLAN
    sems.arslan@hotmail.com
    www.semsarslan.com

    Alıntıdır:
    Güzellik Pınarı - Şems Aslan - Taraf Gazetesi: Süper doktor ceviz ağacı yazısını kaynağın'dan oku

    Şems Aslan ~ Süper doktor ceviz ağacı

    Konu Saati  14:20  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Ceviz ağacının ikinci adı ömür ağacıdır

    Ceviz ağacının ikinci adı ömür ağacıdır. Asırlardır insanoğlunun en sevdiği gıdalardan biri olmuştur. Ceviz hakkında Çiçeron’dan tutun da Hipokrat ve İbni Sina’ya kadar çok sayıda düşünür görüş beyan etmiştir. O, vücudumuzun enerji aküsü olarak kalmayıp, güzelliğimize de güzellik katar.

    1940 yılında atom bombası yüzünden Hiroşima ve Nagazaki’de kilometrekarelerce alanda tüm canlılar yok edildi ve yıllarca radyasyon devam etti. Ama Japonlar buna rağmen dünyada sağlıklı ve uzun yaşayan insanlar olarak kaldılar. Bunun nedeni sağlığa önem verip sağlıklı bir yaşlılık için önlem almak. Üstelik kalp hastalıklarıyla göğüs kanseri gibi birçok kanser türüne en az yakalanma oranı da onlarda. Hawaili bir bilim adamının 8 bin Japon kökenli ABD’linin beslenme ve yaşam biçimleri üzerine yaptığı araştırmada bu insanların bir günde 27 çeşit besin tükettiğini fark etmiş. Bunlar arasında pirinç, soya, ceviz, balık turşu ve tahıllar bulunuyor.

    Bu ay size cevizle hazırlanan tarifler vereceğim.


    Yaşam şerbeti

    Öncelikle sağlığımız için kalkan görevi yapan, vücudu koruyan, kolesterolü düşüren, cildi güzelleştiren, metabolizmayı güçlendiren, yüksek antioksidan içeren, deri hasarlarına, kronik iltihaplara ve kemik hastalıklarına iyi gelen yaşam şerbeti:

    Malzemeler:
    - İki bardak ceviz içi
    - 1 kg. çilek (ahududu, böğürtlen)
    - 1 kg. yeşil elma
    - 2.5 kg. şeker
    - Yarım su bardağı su

    Hazırlanışı:
    Öncelikle şekere su katıp şerbeti hazırlayın. Geri kalan malzemeleri küçük parçalar halinde doğrayıp 10 dakika yoğurarak elimizle ezin. Üzerine şerbeti ekleyip 25 dakika ocakta pişirdikten sonra hepsini iki kat tülbentten geçirin. Sabah ve akşam bir yemek kaşığı bu şerbeti tüketin. Şeker hastalarına tavsiye etmiyorum.


    Sivilce ve akne tedavisi için tonik

    Bir bardak küçültülmüş ceviz yapraklarının üstüne 0.5 litre su ilave edin ve 20-30 dakika benmari yapın ve süzün. Daha sonra içine bir çay kaşığı tuz ve bir yumurta akı ilave edin. Hepsini karıştırın ve günde 10-15 defa yüzünüzü bu tonikle temizleyin. Bir hafta içinde ciddi değişikler görebilirsiniz. Bu toniği sivilceleriniz bittikten sonra da haftada bir defa tekrarlayın.


    Ölü hücrelere cevizli deodorant

    0.5 litre gül suyuna cevizin 10 tane yaprağını ve bir demet yaş nane ilave edin. Bir hafta sonra süzün ve sprey kabına doldurup her banyo sonrası kullanın. Vücuttaki tahrişleri, kaşıntıyı, ölü hücreleri atmaya yardımcı olur. Nanenin ferahlatıcı etkisinden deri oksijen alışverişini sağlar.


    Kış için ceviz kremi

    Kış aylarında cildimiz hep kuru ve cansız görünür. Böyle zamanlarda yine ceviz yardıma geliyor. Yoğun nemlendiricileri bile aratmayan ceviz kremin yapılışı çok kolay. Havanda bir yemek kaşığı cevizi ezin ve içine bir yumurta sarısı ilave edin. Bir çay kaşığı tereyağı ve bir çay kaşığı bal ekledikten sonra cildinize 20 dakika uygulayın. Ilık suyla yıkayın. Bu krem maskeyi akşamları uygulayın ve dışarıya çıkmayın. Cilt nemlenmiş ve dış etkenlere hassas olacaktır. Haftada iki defa uygulanması kâfidir.

     ŞEMS ARSLAN
    sems.arslan@hotmail.com
    www.semsarslan.com

    Alıntıdır:
    Güzellik Pınarı - Şems Aslan - Taraf Gazetesi: Süper doktor ceviz ağacı yazısını kaynağın'dan oku

    14 Mart 2014 Cuma


    Değerli okuyucu, kış mevsimine yavaş yavaş girmeye başladığımız şu günlerde okul çağındaki çocuklar sık sık farenjit veya bademcik iltihaplanması yaşamaktadırlar. Bademcik iltihabı veya farenjit şikâyetini yıllardır çeken birçok kişi tanıdım. Özellikle okul çağındaki çocuklar bademcik iltihaplanmasından dolayı günlerce yüksek ateşle yatmakta ve okullarından geri kalıyor. Bu durumlarda adaçayı ile yapılan gargara mükemmel bir yardımcıdır. Bademcik ve/veya boğaz iltihabının (farenjit) oluşumuna karşı da gerçek bir koruyucu ve önleyicidir. İlk günlerde gün boyu birkaç defa yapacağınız adaçayı gargarası sizi yeniden dünyaya gelmiş gibi hissettirir. Daha sonraki günlerde haftada birkaç defa bu gargarayı tekrarlamak sizi bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyacak.

    Doğal bir antibiyotik

    Latince adının ilk kelimesi olan “salvia” korumak, korunmak ve muhafaza etmek anlamına geliyor. Adaçayının içerdiği salvin, carnosol asiti ve cirsimaritin antibiyotik özelliği olan etkin maddelerdir. Özellikle salvin ve carnosol asidi, bakterilerde RNA sentezini etkileyerek çoğalmalarını ve rejenerasyonlarını engeller. Adaçayında bulunan önemli bir eterik yağda, içerdiği cineol’dür. Cineol, öksürüğü engelleyici bir maddedir. Kısaca, adaçayı hem doğal bir antibiyotik hem de doğal bir öksürük engelleyicidir. Adaçayında bulunan doğal antibiyotik özellikli etkin maddeler suda çözünen maddelerdir. Suda çözünme özelliklerinden dolayı, alkolle tentürleri yapılmadan doğrudan sıcak suda demleyerek kullanma imkânı sağlar. Ağız gargaralarının çoğu bir miktar alkol kullanılarak hazırlanmak durumundadır. Çünkü, birçok bitkinin içerdiği doğal antibiyotik özelliği taşıyan etkin maddeler suda çözünmediklerinden, su ile hazırlanmaları durumunda etkili olamamaktadırlar. Adaçayının içerdiği doğal antibiyotik özellikli etkin maddeler suda çok kolay çözünme özelliği gösterdiklerinden, hem yetişkinler hem de çocuklar için, sıcak suda demleyip (kısık ateşte kaynatarak) gargara olarak hazırlanmasına imkân sağlar.

    Dİkkat
    Farenjit ve bademcik problemi olanların sigara ve asitli içeceklerden (kola, soda, maden suyu gibi) özellikle uzak durmaları gerekir. Gargara uygularken bu tür içeceklerden uzak durulmasını öneririm. Bütün bunların paralelinde diş ve ağız temizliğine özen göstermek gerekir. Yemeklerden sonra mutlaka dişlerinizi fırçalayınız. Uygulamada belirtilen gargarayı mutlaka dişlerinizi fırçaladıktan sonra yapınız. Bu noktada, okul çağında çocukları olan anne ve babaların dikkatli olmaları gereken bir konuyu önemle vurgulamak istiyorum; Çocukluk döneminde boğaz iltihabı, boğaz ağrısı bazı ebeveynler tarafından pek fazla önemsenmeyen bir rahatsızlıktır. Basit bir durum gibi görünen boğaz iltihabının ciddi sonuçlar doğurabileceğini gözardı etmeyiniz. Mutlaka hekiminize danışınız.

    BİLİYOR MUYDUNUZ?

    Antik çağda ve sonraki yüzyıllarda sebze ve tahıl ekilen alanlara adaçayının yaprak ve sapları serpilirdi. Adaçayına parazitler, böcekler yaklaşamaz. O, bir parazit kovucudur (uzaklaştırıcıdır). Tarlalarda ekili mahsullerin aralarına serpilen adaçayının sap ve yaprakları zirai ilaç olarak kullanılmıştır.


    Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı da koruyucu kür
    Yaklaşık bir su bardağı (150 ml) klorsuz suda dört-beş gram kurutulmuş adaçayı veya bir tatlı kaşığı taze adaçayı kısık ateşte on dakika demlenir. Günde iki-üç kez gargarası yapılır. Bademcik veya boğaz iltihabı olanların sabah kalktıklarında ağız kokuları olabilmektedir. Koku dişlerin fırçalanmasından sonra biraz hafifler, kahvaltıdan sonra da tamamen kaybolur. Çünkü gece boyu oluşan iltihap sabah kahvaltısı yapılırken, besinler ile sürüklenerek taşınır. Gün boyu herhangi bir ağız kokusu da çekmezler. Ancak, gece uykuya geçildiği zaman iltihap oluşumu tekrar başlar. Normalde adaçayı gargarasını hazırlayıp lavabodan eksik etmemeniz gerekir. Her gün ağız temizliğinin ardından bir defa adaçayı gargarasını yapmak ağızdaki bakterilere ve de ağız kokusuna karşı güçlü bir engelleyicidir. Hazırlanan bir bardak adaçayı gargarası 24 saat bozulmadan bekleyebilir.
    Hamileliğin ilk üç ayı çok önemlidir. Hekiminize danışmadan ilaç ve tanımadığınız bitkisel tedavi yöntemlerini kullanmayınız. Memleketimizde bitkisel ilaçların yan tesirinin olmadığı genel olarak yaygın bir görüştür. Bu görüş doğru değildir. Bilmediğiniz ve tanımadığınız bitkileri kullanmadan önce mutlaka bu konunun uzmanı olan kişi veya kuruluşlardan bilgi alınız.
    Adaçayı, memleketimizde son yıllarda sıkca tüketilmeye başlanmış bitkisel bir çaydır. Ancak hamileliğin ilk üç ayında adaçayının temkinli kullanılması gerekir. Eğer düşük tehlikesi söz konusu ise kesinlikle adaçayından uzak durulması gerekir. Çünkü, adaçayı yaprakları, düşük yapma riskini artıran dört tane madde içermektedir. Hamile olanların hekimlerine danışmadan, kendi başlarına ilaç almaları ve yine kendi başlarına bitkisel tedavi yöntemlerini seçmeleri yanlıştır.


    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak




    İbrahim Saraçoğlu Adaçayı bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına

    Konu Saati  14:31  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»


    Değerli okuyucu, kış mevsimine yavaş yavaş girmeye başladığımız şu günlerde okul çağındaki çocuklar sık sık farenjit veya bademcik iltihaplanması yaşamaktadırlar. Bademcik iltihabı veya farenjit şikâyetini yıllardır çeken birçok kişi tanıdım. Özellikle okul çağındaki çocuklar bademcik iltihaplanmasından dolayı günlerce yüksek ateşle yatmakta ve okullarından geri kalıyor. Bu durumlarda adaçayı ile yapılan gargara mükemmel bir yardımcıdır. Bademcik ve/veya boğaz iltihabının (farenjit) oluşumuna karşı da gerçek bir koruyucu ve önleyicidir. İlk günlerde gün boyu birkaç defa yapacağınız adaçayı gargarası sizi yeniden dünyaya gelmiş gibi hissettirir. Daha sonraki günlerde haftada birkaç defa bu gargarayı tekrarlamak sizi bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı koruyacak.

    Doğal bir antibiyotik

    Latince adının ilk kelimesi olan “salvia” korumak, korunmak ve muhafaza etmek anlamına geliyor. Adaçayının içerdiği salvin, carnosol asiti ve cirsimaritin antibiyotik özelliği olan etkin maddelerdir. Özellikle salvin ve carnosol asidi, bakterilerde RNA sentezini etkileyerek çoğalmalarını ve rejenerasyonlarını engeller. Adaçayında bulunan önemli bir eterik yağda, içerdiği cineol’dür. Cineol, öksürüğü engelleyici bir maddedir. Kısaca, adaçayı hem doğal bir antibiyotik hem de doğal bir öksürük engelleyicidir. Adaçayında bulunan doğal antibiyotik özellikli etkin maddeler suda çözünen maddelerdir. Suda çözünme özelliklerinden dolayı, alkolle tentürleri yapılmadan doğrudan sıcak suda demleyerek kullanma imkânı sağlar. Ağız gargaralarının çoğu bir miktar alkol kullanılarak hazırlanmak durumundadır. Çünkü, birçok bitkinin içerdiği doğal antibiyotik özelliği taşıyan etkin maddeler suda çözünmediklerinden, su ile hazırlanmaları durumunda etkili olamamaktadırlar. Adaçayının içerdiği doğal antibiyotik özellikli etkin maddeler suda çok kolay çözünme özelliği gösterdiklerinden, hem yetişkinler hem de çocuklar için, sıcak suda demleyip (kısık ateşte kaynatarak) gargara olarak hazırlanmasına imkân sağlar.

    Dİkkat
    Farenjit ve bademcik problemi olanların sigara ve asitli içeceklerden (kola, soda, maden suyu gibi) özellikle uzak durmaları gerekir. Gargara uygularken bu tür içeceklerden uzak durulmasını öneririm. Bütün bunların paralelinde diş ve ağız temizliğine özen göstermek gerekir. Yemeklerden sonra mutlaka dişlerinizi fırçalayınız. Uygulamada belirtilen gargarayı mutlaka dişlerinizi fırçaladıktan sonra yapınız. Bu noktada, okul çağında çocukları olan anne ve babaların dikkatli olmaları gereken bir konuyu önemle vurgulamak istiyorum; Çocukluk döneminde boğaz iltihabı, boğaz ağrısı bazı ebeveynler tarafından pek fazla önemsenmeyen bir rahatsızlıktır. Basit bir durum gibi görünen boğaz iltihabının ciddi sonuçlar doğurabileceğini gözardı etmeyiniz. Mutlaka hekiminize danışınız.

    BİLİYOR MUYDUNUZ?

    Antik çağda ve sonraki yüzyıllarda sebze ve tahıl ekilen alanlara adaçayının yaprak ve sapları serpilirdi. Adaçayına parazitler, böcekler yaklaşamaz. O, bir parazit kovucudur (uzaklaştırıcıdır). Tarlalarda ekili mahsullerin aralarına serpilen adaçayının sap ve yaprakları zirai ilaç olarak kullanılmıştır.


    Bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına karşı da koruyucu kür
    Yaklaşık bir su bardağı (150 ml) klorsuz suda dört-beş gram kurutulmuş adaçayı veya bir tatlı kaşığı taze adaçayı kısık ateşte on dakika demlenir. Günde iki-üç kez gargarası yapılır. Bademcik veya boğaz iltihabı olanların sabah kalktıklarında ağız kokuları olabilmektedir. Koku dişlerin fırçalanmasından sonra biraz hafifler, kahvaltıdan sonra da tamamen kaybolur. Çünkü gece boyu oluşan iltihap sabah kahvaltısı yapılırken, besinler ile sürüklenerek taşınır. Gün boyu herhangi bir ağız kokusu da çekmezler. Ancak, gece uykuya geçildiği zaman iltihap oluşumu tekrar başlar. Normalde adaçayı gargarasını hazırlayıp lavabodan eksik etmemeniz gerekir. Her gün ağız temizliğinin ardından bir defa adaçayı gargarasını yapmak ağızdaki bakterilere ve de ağız kokusuna karşı güçlü bir engelleyicidir. Hazırlanan bir bardak adaçayı gargarası 24 saat bozulmadan bekleyebilir.
    Hamileliğin ilk üç ayı çok önemlidir. Hekiminize danışmadan ilaç ve tanımadığınız bitkisel tedavi yöntemlerini kullanmayınız. Memleketimizde bitkisel ilaçların yan tesirinin olmadığı genel olarak yaygın bir görüştür. Bu görüş doğru değildir. Bilmediğiniz ve tanımadığınız bitkileri kullanmadan önce mutlaka bu konunun uzmanı olan kişi veya kuruluşlardan bilgi alınız.
    Adaçayı, memleketimizde son yıllarda sıkca tüketilmeye başlanmış bitkisel bir çaydır. Ancak hamileliğin ilk üç ayında adaçayının temkinli kullanılması gerekir. Eğer düşük tehlikesi söz konusu ise kesinlikle adaçayından uzak durulması gerekir. Çünkü, adaçayı yaprakları, düşük yapma riskini artıran dört tane madde içermektedir. Hamile olanların hekimlerine danışmadan, kendi başlarına ilaç almaları ve yine kendi başlarına bitkisel tedavi yöntemlerini seçmeleri yanlıştır.


    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak






    Taze portakal yaprağı

    Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir. Portakal yaprağında bulunan hidroksiprolin ve luteolin beta rutinosit etkin maddeleri sindirim sisteminin perisaltik hareketlerini uyararak, kabızlığın ortadan kalkmasında mükemmel bir destekleyicidir.


    Kabızlığa karşı taze portakal yaprağı kürü

    Yaklaşık 150 ml (bir su bardağı) suda yedi-sekiz adet taze portakal yaprağını 10-12 dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocaktan indiriniz ve ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra kahvaltıdan en erken bir saat sonra içilir. Dört gün boyunca günde bir kez içilir ve kür sonlandırılır. İhtiyaca göre kür tekrar edilebilir.


    Değerli okuyucu, bugün sizlere kış mevsiminin en önde gelen meyvesi portakaldan bahsetmek istiyorum. Akdeniz bölgesinin bu ünlü meyvesinin otuza yakın cinsi vardır. Suyunu hafif çekmiş, kalın kabuklu, yumurta şeklinde, iri, yafa portakalıdır. Ne acıdır ki, son birkaç yıldan beri pazarlarda yafa portakalını bulmak mümkün değil. Belki, sizin de dikkatinizi çekmiştir, özellikle son iki kış mevsiminde cinslerini ve tadını yadırgadığınız portakal cinslerini görmektesiniz... Belki de kendini kendinize sormuşsunuzdur, bunlar da nereden çıktı, nerede o eski portakallar diye...
    Akdeniz bölgesinde son 20-25 yıl içerisinde binlerce dönüm narenciye bahçesi yok oldu. Mersin, Antalya illerinde yüzlerce dönüm narenciye bahçelerinin üzerinde mahalleler kuruldu. Akdeniz sahil şeridinde binlerce dönüm narenciye bahçesi yok edilerek yerine yazlık konutlar ve tatil köyleri kuruldu. Çocukluk ve gençlik yıllarımdan hatırlıyorum, milletin efendileri sırtlarında çuvallarda toprak taşıyarak yarı kayalık arazilerde üç-beş dönümlük narenciye bahçeleri kurmuşlardı. Omuzlarında su taşıyarak bu küçük bahçeleri yetiştirdiler. O bahçeler çoktan yok oldu.

    Susuz kalan bitkinin çığlığı

    Sahil şeridinde halen susuzluğa terk edilmiş yüzlerce dönüm narenciye bahçesi var. Nasıl olsa arazi kıymetli, gerisi önemli değil. Susuz kalan bir bitkinin çığlığını ve inlemesini, asistan olarak çalıştığım yıllarda, Graz Teknik Üniversitesi, Mikrobiyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde, kurduğumuz düzenekle öğrencilere gösterirdik. Öğrencilerden gelen tepki üzerine deneyi kaldırdık.
    Artık, Güney sahillerine gitmiyorum. Halen yüzlerce dönüm ekili narenciye bahçesi ölüme terk edilmiş. Yazın sıcağında nasıl kavrulduklarını, kuruduklarını görmemek, yüreğimde onların çığlıklarını yaşamamak adına güneye gitmiyorum. Gitmesem de o çığlıkları hissediyorum. Şimdilerde biraz yağmur alıyorlar, acım daha az.

    Portakal suyu aç karnına halsizlik yapar

    Taze sıkılmış portakal suyu her zaman içilmemelidir. Sabahları aç karına içilen portakal suyu halsizlik yapar, gün içerisinde yorgunluğa sebep olur. Eğer, sabah aç karnına içmeyi alışkanlık haline getirirseniz, öğleye doğru başlayan hafif baş dönmeleri yaşayabilirsiniz. Akşam içildiği taktirde, büyük bir ihtimalle geceyi uykusuz geçirmenize sebep olabilir. Taze sıkılmış portakal suyu, kahvaltı arasında veya sonrasında günde bir bardak içilmelidir. Sivilce ve akne şikâyeti olanların portakal suyundan uzak durmalarını öneririm. Sivilce ve akneleri azdırır. Üst dudak ile alt dudağın birleştiği her iki kenar bölgesinde kapanmak bilmeyen ilithaplı yırtık var ise, portakal tüketiminden veya taze sıkılmış suyundan kesinlikle uzak durulması gerekir.

    Taze portakal yaprağı

    Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir. Portakal yaprağında bulunan hidroksiprolin ve luteolin beta rutinosit etkin maddeleri sindirim sisteminin perisaltik hareketlerini uyararak, kabızlığın ortadan kalkmasında mükemmel bir destekleyicidir.


    Kabızlığa karşı taze portakal yaprağı
    Yaklaşık 150 ml (bir su bardağı) suda yedi-sekiz adet taze portakal yaprağını 10-12 dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocaktan indiriniz ve ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra kahvaltıdan en erken bir saat sonra içilir. Dört gün boyunca günde bir kez içilir ve kür sonlandırılır. İhtiyaca göre kür tekrar edilebilir.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak


    İbrahim Saraçoğlu Kabızlığa karşı taze portakal yaprağı kürü

    Konu Saati  11:24  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»



    Taze portakal yaprağı

    Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir. Portakal yaprağında bulunan hidroksiprolin ve luteolin beta rutinosit etkin maddeleri sindirim sisteminin perisaltik hareketlerini uyararak, kabızlığın ortadan kalkmasında mükemmel bir destekleyicidir.


    Kabızlığa karşı taze portakal yaprağı kürü

    Yaklaşık 150 ml (bir su bardağı) suda yedi-sekiz adet taze portakal yaprağını 10-12 dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocaktan indiriniz ve ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra kahvaltıdan en erken bir saat sonra içilir. Dört gün boyunca günde bir kez içilir ve kür sonlandırılır. İhtiyaca göre kür tekrar edilebilir.


    Değerli okuyucu, bugün sizlere kış mevsiminin en önde gelen meyvesi portakaldan bahsetmek istiyorum. Akdeniz bölgesinin bu ünlü meyvesinin otuza yakın cinsi vardır. Suyunu hafif çekmiş, kalın kabuklu, yumurta şeklinde, iri, yafa portakalıdır. Ne acıdır ki, son birkaç yıldan beri pazarlarda yafa portakalını bulmak mümkün değil. Belki, sizin de dikkatinizi çekmiştir, özellikle son iki kış mevsiminde cinslerini ve tadını yadırgadığınız portakal cinslerini görmektesiniz... Belki de kendini kendinize sormuşsunuzdur, bunlar da nereden çıktı, nerede o eski portakallar diye...
    Akdeniz bölgesinde son 20-25 yıl içerisinde binlerce dönüm narenciye bahçesi yok oldu. Mersin, Antalya illerinde yüzlerce dönüm narenciye bahçelerinin üzerinde mahalleler kuruldu. Akdeniz sahil şeridinde binlerce dönüm narenciye bahçesi yok edilerek yerine yazlık konutlar ve tatil köyleri kuruldu. Çocukluk ve gençlik yıllarımdan hatırlıyorum, milletin efendileri sırtlarında çuvallarda toprak taşıyarak yarı kayalık arazilerde üç-beş dönümlük narenciye bahçeleri kurmuşlardı. Omuzlarında su taşıyarak bu küçük bahçeleri yetiştirdiler. O bahçeler çoktan yok oldu.

    Susuz kalan bitkinin çığlığı

    Sahil şeridinde halen susuzluğa terk edilmiş yüzlerce dönüm narenciye bahçesi var. Nasıl olsa arazi kıymetli, gerisi önemli değil. Susuz kalan bir bitkinin çığlığını ve inlemesini, asistan olarak çalıştığım yıllarda, Graz Teknik Üniversitesi, Mikrobiyoloji ve Biyoteknoloji Enstitüsü’nde, kurduğumuz düzenekle öğrencilere gösterirdik. Öğrencilerden gelen tepki üzerine deneyi kaldırdık.
    Artık, Güney sahillerine gitmiyorum. Halen yüzlerce dönüm ekili narenciye bahçesi ölüme terk edilmiş. Yazın sıcağında nasıl kavrulduklarını, kuruduklarını görmemek, yüreğimde onların çığlıklarını yaşamamak adına güneye gitmiyorum. Gitmesem de o çığlıkları hissediyorum. Şimdilerde biraz yağmur alıyorlar, acım daha az.

    Portakal suyu aç karnına halsizlik yapar

    Taze sıkılmış portakal suyu her zaman içilmemelidir. Sabahları aç karına içilen portakal suyu halsizlik yapar, gün içerisinde yorgunluğa sebep olur. Eğer, sabah aç karnına içmeyi alışkanlık haline getirirseniz, öğleye doğru başlayan hafif baş dönmeleri yaşayabilirsiniz. Akşam içildiği taktirde, büyük bir ihtimalle geceyi uykusuz geçirmenize sebep olabilir. Taze sıkılmış portakal suyu, kahvaltı arasında veya sonrasında günde bir bardak içilmelidir. Sivilce ve akne şikâyeti olanların portakal suyundan uzak durmalarını öneririm. Sivilce ve akneleri azdırır. Üst dudak ile alt dudağın birleştiği her iki kenar bölgesinde kapanmak bilmeyen ilithaplı yırtık var ise, portakal tüketiminden veya taze sıkılmış suyundan kesinlikle uzak durulması gerekir.

    Taze portakal yaprağı

    Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir. Portakal yaprağında bulunan hidroksiprolin ve luteolin beta rutinosit etkin maddeleri sindirim sisteminin perisaltik hareketlerini uyararak, kabızlığın ortadan kalkmasında mükemmel bir destekleyicidir.


    Kabızlığa karşı taze portakal yaprağı
    Yaklaşık 150 ml (bir su bardağı) suda yedi-sekiz adet taze portakal yaprağını 10-12 dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocaktan indiriniz ve ılımasını bekleyiniz. Ilıdıktan sonra kahvaltıdan en erken bir saat sonra içilir. Dört gün boyunca günde bir kez içilir ve kür sonlandırılır. İhtiyaca göre kür tekrar edilebilir.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak


    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'nun saçlara canlılık ve parlaklık vermek, kepeği önlemek, saç dökülmesini önlemek için verdigi kürler ve önerileri şöyle;












    İbrahim Saraçoğlunun saç sorunları yaşayanlara önerileri

    * Hayvansal ve bitkisel katı yağlardan uzak durulmalıdır.

    * Zeytin yağlı, doğal yeşil sabunlar da saç dökülmesi ve kepeklenmeye karşı oldukça etkilidir.

    * Saçlara parlaklık vermek, kepek ve yağlanmayı önlemek için Isırgan otunu kuru veya taze olarak kullanabilirsiniz. .

    * Saç dökülmeleri için lavanta kürü kullanılmalı

    İbrahim Saraçoğlu saç için kürleri

     

    Saç Dükülmesine Karşı


    Lavanta kürü

    1 yemek kaşığı Lavanta, 1 bardak kaynamış suyun içine atılır ve 8 dakika suda kaynatılır. Süzüldükten sonra kullanılmak üzere soğumaya bırakılır.

    Yıkanmış ve temiz olan saçlar için, son duruluma suyu olarak, hazırlanan, lavanta suyu kullanılır. 30 dakika bekledikten sonra saçlar yıkanır. .

    Eğer, saçlarınız kirli ve çok yağlanmış ise, önce yeşil sabun veya şampuanla yıkayınız. Sonra demlenmiş lavanta suyu ile yıkayarak, yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile durulayınız.

    Kür Saç dökülmesi durana kadar haftada 1-2 defa uygulanır. Saç dökülmesi durduktan sonra önleyici amaçlı olarak zaman zaman uygulanır.


    Kepeklenmeye ve yağlanmaya karşı 


    Isırgan kürü

    Bir tutam ısırgan otunu 750 ml kaynayan suda dört dakika hafif ateşte haşlayınız. Soğuduktan sonra süzünüz.

    Saçlarınız temiz ise ısırgan otu suyu ile yıkayınız. Yarım saat bekletip suyla yıkayınız.

    Saçınız kirli ise önce şampuan veya sabunla yıkayıp sonra ısırgan otunun haşlama suyunu saçlarınıza uygulayıp yarım saat bekletiniz. Sonra sadece suyla yıkayınız. Bu uygulama saçlarınıza, canlılık, parlaklık kazandırır. Kepeklenme ve yağlanmayı da önler.

    Kurutulmuş ve taze ısırgan arasındaki fark
    Taze ısırgan kullanımı kanamalara karşı durdurucu özelliğinden dolayı tüm dünyada uzun yıllardan beri bilinen bir halk ilacıdır. Kanamaları durdurucu özelliği taze yaprak ve saplarının içerdiği zengin K vitamininden kaynaklanmaktadır. Kurutulmuş ısırganda ise K vitamini yoktur. Bu nedenle kurutulmuş ısırgan çayı kan sulandırıcı özelliğe sahiptir.

     Diğer Dr. İbrahim Saraçoğlu Kürleri


    21 Şub 2014
    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'nun saçlara canlılık ve parlaklık vermek, kepeği önlemek, saç dökülmesini önlemek için verdigi kürler ve önerileri şöyle; İbrahim Saraçoğlunun saç sorunları yaşayanlara önerileri * Hayvansal ve bitkisel katı ...
    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Menopoza bağlı ateş basmalarına Soğan kürü. Değerli okuyucu, kuru soğanın polikistik over (yumurtalık kisti), menopoz şikâyetleri ve prostatit ağrılarına karşı, kür olarak kullanıldığında mükemmel destekleyici tedavi gücü ...
    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Avakado Kürü. Avokado, uzun yıllar Türkiye'de tanınmayı ve kabul görmeyi bekledi durdu... 80'lerin başından itibaren aranan, en pahalı meyve olarak pazarlarımıza girmeye başladı. Avokadonun olgunlaşmış olanını (elde ...
    19 Şub 2014
    Değerli okuyucu, bugün sizlere havuçtan bahsetmek istiyorum. Havuca ayrıcalık kazandıran birkaç özelliğini hemen belirteyim; Unutkanlığınız mı başladı? Onun taze sıkılmış suyunu kür olarak uyguladığınızda, unutkanlığınızın ortadan ...

    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Bağırsak kanserini önleyici Patatesi kürü. Değerli okuyucu, bugün sizlere hemen hemen tüm dünyanın tanıdığı bir sebzeden, patatesten bahsetmek istiyorum. Patates bağırsak kanserine karşı güçlü bir önleyici ve bağırsak ...
    01 Mar 2014
    Balgam Söktürücü Şifalı Bitkiler. Özellikle sigara içenlerin başlıca sorunlarından biri balgamdır. Bronşlar tıkanır ve atılamayan balgam büyük rahatsızlık verir. Bronşları açmak ve balgamı sökmek için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ...
    20 Şub 2014
    Sancılı geçen âdet döneminde etkili olur. İki bardak (yaklaşık 300 ml) su kaynatılır. Su kaynadıktan sonra içerisine 1 tatlı kaşığı tepeleme kurutulmuş kantaron bitkisi (kökleri hariç) ilave edilir. Yaklaşık 1 dakika kısık ateşte kaynatılır ve ılımaya ...
    20 Şub 2014
    Gut hastalığı. Gut hastalığına yakalanmış olanların uygulayacakları kereviz kürü mükemmel bir yardımcıdır. Hastalar kürü uygulamaya başladıktan birkaç gün sonra rahatlayabilmektedirler. Gut hastalığı, eski tarihlerden beri Avrupa ülkelerinde ...

    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Adaçayı bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına. Değerli okuyucu, kış mevsimine yavaş yavaş girmeye başladığımız şu günlerde okul çağındaki çocuklar sık sık farenjit veya bademcik iltihaplanması yaşamaktadırlar. Bademcik ...
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Emzirme döneminde anne sütünü artırıcı besinler kürler. Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ...
    20 Şub 2014
    Taze portakal yaprağı. Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir.
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Polykistik over, erken menopoza ve miyomlara Soğan kürü. Değerli okuyucu, kuru soğan üzerine olan ilk çalışmalarıma seksenli yılların ortalarında başlamıştım. Aynı zamanda sarımsak ve pırasayı da inceliyordum. Çünkü ...

     

    20 Şub 2014
    Akciğer ödemine karşı. Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte altı dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 ...
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu İktidarsızlığa karşı ve sperm artırıcı keçiboynuzu kürü. İngilizcesi her ne kadar “carob” ise de, genelde “St.Johns Bread” olarak bilinir. Almanca'sı da “johannisbrot” dur. Her iki lisanda da “Yakup Peygamber'in Ekmeği“ ...
    20 Şub 2014
    Emziren anneler. Anne sütünün yerini hiçbir şey dolduramaz. Günümüz insanının yaşadığı stres ve ekonomik şartlar veya çoğu kez annenin çalışıyor olması, anne sütünün erken azalmasına neden olabilmektedir. Emziren annelerin sütlerinin ...
    19 Şub 2014
    Saman nezlesi, alerjik astım, alerjiye bağlı hapşırma ve genel astıma karşı üzerlik otu tohumu oldukça etkilidir. Üzerlik otu tohumuna bu çok yönlü gücü veren içerdiği vasicinone maddesidir. Vasicinone aynı zaman-da hem bronş genişletici ...

    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Sağlıklı diş etleri için kır papatyası kürü. Diş eti rahatsızlıklari için papatya kürü. Sağlıklı diş etlerine mi sahip olmak istiyorsunuz? Bir su bardağı suda beş dakika bir tutam (4-5 gram) kır papatyasını hafif ateşte demleyiniz ve ...
    19 Şub 2014
    İyi huylu prostat büyümesinde (prostathiperplazi) etkili olduğu savunu-lan DiHidroTestosteron (DHT) hipotezi-dir. Dihidrotestosteron, testosteron hormonun farklı bir kimyasal formudur. Kabak çekirdeğinde veya preslenmiş yağında bulunan ...
    18 Şub 2014
    Tarçın, defnegillerden bir bitkidir. Anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan yaprak dökmeyen (dört mevsim yeşil) aromatik kokulu bir ağaç cinsidir. O, Osmanlı mutfağının vazgeçilmezidir. Eğer sık sık sinüzitten, faranjitten ve ses tellerinizden ...
    18 Şub 2014
    Bununla da kalmayıp iyi huylu kolesterolün yükseltilmesinde de yardımcı olabilmektedir. Hibiskus iyi bir yardımcıdır, kesinlikle bir ilaç olarak değerlendirilmemelidir. Şeker hastaları hekimlerinin önerdikleri ilaçlarını almalıdır. İbrahim Saraçoğlu ...

    19 Şub 2014
    Domates Kürü. Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesi şikâyetlerine karşı Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yapma zorluğuna karşı aynı kür uygulanır. Burada dikkat edilecek en önemli nokta, satın ...
    19 Şub 2014
    KADINLARIN sancılı geçen ÂDET dönemlerine karşı. Âdet döneminin başlamasına üç gün kala uygulamaya başlanır ve bitimine kadar devam edilir. Bir tutam civanperçemi (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atılır.
    19 Şub 2014
    Nane Kürü. Kadınlarda tüylenmeye karşı ve östrojen hormonu yükseltilmesi için: Bir ay boyunca öğlen ve akşam öğünlerinden on dakika önce bir tatlı kaşığı (4-5 gram) taze nane tüketilir ve şikâyetin seyrine göre dönem dönem uygulanır.
    19 Şub 2014
    Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı. Bir tatlı kaşığı dolusu yulaf samanını kaynamakta olan bir bardak suya atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Üç hafta boyunca haftada 2 çay bardağı içilir.

    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Böbrek taşını düşürmek için Avakado Yaprağı. Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç, avokado yaprağında bulunan methyl-chavicol'dur. İlk bakışta methyl-chavicol ana etkin madde gibi görünmektedir. Halbuki bu güç ...
    18 Şub 2014
    Dutun en az 20'nin üzerinde türü vardır. Bunlar arasında en çok tanınanları şunlar: Morus alba (beyaz dut), Morus bombycis, Morus nigra (karadut), Morus latifolia, Morus rubra (kırmızı dut), Morus notabilis, Morus liboensis ...
     19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Kuyruk sokumu iltihaplanmasına ısırganotu kürü. Değerli okuyucu, geçen hafta ısırganın (urtica dioica) akciğer kanserine karşı önleyici ve destek tedavi edici özelliğinden ve de saçlardaki yağlanmaya ve kepeklenmeye ...
    19 Şub 2014
    İbrahim SARAÇOĞLU Göbek Yağı Eriten Doğal Kür Malzemeler 4 adet taze lahana yaprağı, Yaklaşık 25 dal taze maydanoz, 1 adet limon (sulu... Bitlenince ne yapmalı ? Bit Tedavisi. Bitlenmek kişisel temizlikle ilişkili değildir, çünkü tertemiz bir ...

    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Depresyon ve anksiyeteye karşı Ispanak kürü. Depresyon, hâlâ sebeplerinin üzerinde araştırmalar yapılan ve bilim adamlarının merceğinde olan bir araştırma konusudur. Depresyon mutlaka tedavi edilmesi gereken, ...
    19 Şub 2014
    Yağsız yeşil mercimek çorbası kürü. En az enginar kadar kolesterolü düşürücü özelliğe sahiptir. Haftada iki - üç defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolestrolünüzü kontrol altına almanızda diğer taraftanda tansiyonunuzun ...
    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Safra kesesi ve sindirim şikâyetlerine Enginar kürü. Değerli okuyucu, bugün sizlere enginardan bahsetmek istiyorum. Enginarın içerdiği en önemli etkin maddelerden biri cynarin'dir. Daha zengin olarak enginarın ...
    19 Şub 2014
    Kronik bademcik enfeksiyonuna karşı. Kaynamakta olan bir bardak klorsuz suya (yaklaşık 150-200 ml) dört-beş gram adaçayını ve iki adet ebegümeci yaprağını ilave ederek on dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan ...

    İbrahim Saraçoğlu Saç sorunlarına karşı saç bakımı

    Konu Saati  10:46  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'nun saçlara canlılık ve parlaklık vermek, kepeği önlemek, saç dökülmesini önlemek için verdigi kürler ve önerileri şöyle;












    İbrahim Saraçoğlunun saç sorunları yaşayanlara önerileri

    * Hayvansal ve bitkisel katı yağlardan uzak durulmalıdır.

    * Zeytin yağlı, doğal yeşil sabunlar da saç dökülmesi ve kepeklenmeye karşı oldukça etkilidir.

    * Saçlara parlaklık vermek, kepek ve yağlanmayı önlemek için Isırgan otunu kuru veya taze olarak kullanabilirsiniz. .

    * Saç dökülmeleri için lavanta kürü kullanılmalı

    İbrahim Saraçoğlu saç için kürleri

     

    Saç Dükülmesine Karşı


    Lavanta kürü

    1 yemek kaşığı Lavanta, 1 bardak kaynamış suyun içine atılır ve 8 dakika suda kaynatılır. Süzüldükten sonra kullanılmak üzere soğumaya bırakılır.

    Yıkanmış ve temiz olan saçlar için, son duruluma suyu olarak, hazırlanan, lavanta suyu kullanılır. 30 dakika bekledikten sonra saçlar yıkanır. .

    Eğer, saçlarınız kirli ve çok yağlanmış ise, önce yeşil sabun veya şampuanla yıkayınız. Sonra demlenmiş lavanta suyu ile yıkayarak, yarım saat etki ettiriniz. Daha sonra sadece su ile durulayınız.

    Kür Saç dökülmesi durana kadar haftada 1-2 defa uygulanır. Saç dökülmesi durduktan sonra önleyici amaçlı olarak zaman zaman uygulanır.


    Kepeklenmeye ve yağlanmaya karşı 


    Isırgan kürü

    Bir tutam ısırgan otunu 750 ml kaynayan suda dört dakika hafif ateşte haşlayınız. Soğuduktan sonra süzünüz.

    Saçlarınız temiz ise ısırgan otu suyu ile yıkayınız. Yarım saat bekletip suyla yıkayınız.

    Saçınız kirli ise önce şampuan veya sabunla yıkayıp sonra ısırgan otunun haşlama suyunu saçlarınıza uygulayıp yarım saat bekletiniz. Sonra sadece suyla yıkayınız. Bu uygulama saçlarınıza, canlılık, parlaklık kazandırır. Kepeklenme ve yağlanmayı da önler.

    Kurutulmuş ve taze ısırgan arasındaki fark
    Taze ısırgan kullanımı kanamalara karşı durdurucu özelliğinden dolayı tüm dünyada uzun yıllardan beri bilinen bir halk ilacıdır. Kanamaları durdurucu özelliği taze yaprak ve saplarının içerdiği zengin K vitamininden kaynaklanmaktadır. Kurutulmuş ısırganda ise K vitamini yoktur. Bu nedenle kurutulmuş ısırgan çayı kan sulandırıcı özelliğe sahiptir.

     Diğer Dr. İbrahim Saraçoğlu Kürleri


    21 Şub 2014
    Prof. Dr. İbrahim Adnan Saraçoğlu'nun saçlara canlılık ve parlaklık vermek, kepeği önlemek, saç dökülmesini önlemek için verdigi kürler ve önerileri şöyle; İbrahim Saraçoğlunun saç sorunları yaşayanlara önerileri * Hayvansal ve bitkisel katı ...
    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Menopoza bağlı ateş basmalarına Soğan kürü. Değerli okuyucu, kuru soğanın polikistik over (yumurtalık kisti), menopoz şikâyetleri ve prostatit ağrılarına karşı, kür olarak kullanıldığında mükemmel destekleyici tedavi gücü ...
    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Avakado Kürü. Avokado, uzun yıllar Türkiye'de tanınmayı ve kabul görmeyi bekledi durdu... 80'lerin başından itibaren aranan, en pahalı meyve olarak pazarlarımıza girmeye başladı. Avokadonun olgunlaşmış olanını (elde ...
    19 Şub 2014
    Değerli okuyucu, bugün sizlere havuçtan bahsetmek istiyorum. Havuca ayrıcalık kazandıran birkaç özelliğini hemen belirteyim; Unutkanlığınız mı başladı? Onun taze sıkılmış suyunu kür olarak uyguladığınızda, unutkanlığınızın ortadan ...

    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Bağırsak kanserini önleyici Patatesi kürü. Değerli okuyucu, bugün sizlere hemen hemen tüm dünyanın tanıdığı bir sebzeden, patatesten bahsetmek istiyorum. Patates bağırsak kanserine karşı güçlü bir önleyici ve bağırsak ...
    01 Mar 2014
    Balgam Söktürücü Şifalı Bitkiler. Özellikle sigara içenlerin başlıca sorunlarından biri balgamdır. Bronşlar tıkanır ve atılamayan balgam büyük rahatsızlık verir. Bronşları açmak ve balgamı sökmek için Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu ...
    20 Şub 2014
    Sancılı geçen âdet döneminde etkili olur. İki bardak (yaklaşık 300 ml) su kaynatılır. Su kaynadıktan sonra içerisine 1 tatlı kaşığı tepeleme kurutulmuş kantaron bitkisi (kökleri hariç) ilave edilir. Yaklaşık 1 dakika kısık ateşte kaynatılır ve ılımaya ...
    20 Şub 2014
    Gut hastalığı. Gut hastalığına yakalanmış olanların uygulayacakları kereviz kürü mükemmel bir yardımcıdır. Hastalar kürü uygulamaya başladıktan birkaç gün sonra rahatlayabilmektedirler. Gut hastalığı, eski tarihlerden beri Avrupa ülkelerinde ...

    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Adaçayı bademcik ve boğaz enfeksiyonlarına. Değerli okuyucu, kış mevsimine yavaş yavaş girmeye başladığımız şu günlerde okul çağındaki çocuklar sık sık farenjit veya bademcik iltihaplanması yaşamaktadırlar. Bademcik ...
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Emzirme döneminde anne sütünü artırıcı besinler kürler. Değerli okuyucu, bebeklerini emziren annelerden sık sık aldığım soruların başında, “Bebeğimi daha uzun emzirmek istiyorum, fakat sütüm azalmaya başladı, ...
    20 Şub 2014
    Taze portakal yaprağı. Kronik kabızlık şikâyetine karşı portakal yaprağı iyi bir çözümdür. Kabızlığa karşı kullanılacak olan portakal yapraklarının mutlaka taze ve yeşil olması gerekir. Kurutulmuş portakal yaprakları amaca uygun değildir.
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Polykistik over, erken menopoza ve miyomlara Soğan kürü. Değerli okuyucu, kuru soğan üzerine olan ilk çalışmalarıma seksenli yılların ortalarında başlamıştım. Aynı zamanda sarımsak ve pırasayı da inceliyordum. Çünkü ...

     

    20 Şub 2014
    Akciğer ödemine karşı. Kaynamakta olan yaklaşık yarım litre suya 6-7 adet keçiboynuzunu küçük küçük kırarak atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte altı dakika kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan sonra ocağın altını kapatınız ve 15 ...
    20 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu İktidarsızlığa karşı ve sperm artırıcı keçiboynuzu kürü. İngilizcesi her ne kadar “carob” ise de, genelde “St.Johns Bread” olarak bilinir. Almanca'sı da “johannisbrot” dur. Her iki lisanda da “Yakup Peygamber'in Ekmeği“ ...
    20 Şub 2014
    Emziren anneler. Anne sütünün yerini hiçbir şey dolduramaz. Günümüz insanının yaşadığı stres ve ekonomik şartlar veya çoğu kez annenin çalışıyor olması, anne sütünün erken azalmasına neden olabilmektedir. Emziren annelerin sütlerinin ...
    19 Şub 2014
    Saman nezlesi, alerjik astım, alerjiye bağlı hapşırma ve genel astıma karşı üzerlik otu tohumu oldukça etkilidir. Üzerlik otu tohumuna bu çok yönlü gücü veren içerdiği vasicinone maddesidir. Vasicinone aynı zaman-da hem bronş genişletici ...

    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Sağlıklı diş etleri için kır papatyası kürü. Diş eti rahatsızlıklari için papatya kürü. Sağlıklı diş etlerine mi sahip olmak istiyorsunuz? Bir su bardağı suda beş dakika bir tutam (4-5 gram) kır papatyasını hafif ateşte demleyiniz ve ...
    19 Şub 2014
    İyi huylu prostat büyümesinde (prostathiperplazi) etkili olduğu savunu-lan DiHidroTestosteron (DHT) hipotezi-dir. Dihidrotestosteron, testosteron hormonun farklı bir kimyasal formudur. Kabak çekirdeğinde veya preslenmiş yağında bulunan ...
    18 Şub 2014
    Tarçın, defnegillerden bir bitkidir. Anavatanı Güney ve Güneydoğu Asya olan yaprak dökmeyen (dört mevsim yeşil) aromatik kokulu bir ağaç cinsidir. O, Osmanlı mutfağının vazgeçilmezidir. Eğer sık sık sinüzitten, faranjitten ve ses tellerinizden ...
    18 Şub 2014
    Bununla da kalmayıp iyi huylu kolesterolün yükseltilmesinde de yardımcı olabilmektedir. Hibiskus iyi bir yardımcıdır, kesinlikle bir ilaç olarak değerlendirilmemelidir. Şeker hastaları hekimlerinin önerdikleri ilaçlarını almalıdır. İbrahim Saraçoğlu ...

    19 Şub 2014
    Domates Kürü. Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesi şikâyetlerine karşı Kalp büyümesine ve iyi huylu prostat büyümesinin neden olduğu idrar yapma zorluğuna karşı aynı kür uygulanır. Burada dikkat edilecek en önemli nokta, satın ...
    19 Şub 2014
    KADINLARIN sancılı geçen ÂDET dönemlerine karşı. Âdet döneminin başlamasına üç gün kala uygulamaya başlanır ve bitimine kadar devam edilir. Bir tutam civanperçemi (yaklaşık beş gram) yarım litre kaynamakta olan suyun içine atılır.
    19 Şub 2014
    Nane Kürü. Kadınlarda tüylenmeye karşı ve östrojen hormonu yükseltilmesi için: Bir ay boyunca öğlen ve akşam öğünlerinden on dakika önce bir tatlı kaşığı (4-5 gram) taze nane tüketilir ve şikâyetin seyrine göre dönem dönem uygulanır.
    19 Şub 2014
    Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı. Bir tatlı kaşığı dolusu yulaf samanını kaynamakta olan bir bardak suya atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Üç hafta boyunca haftada 2 çay bardağı içilir.

    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Böbrek taşını düşürmek için Avakado Yaprağı. Böbrek taşını harekete geçiren kimyasal güç, avokado yaprağında bulunan methyl-chavicol'dur. İlk bakışta methyl-chavicol ana etkin madde gibi görünmektedir. Halbuki bu güç ...
    18 Şub 2014
    Dutun en az 20'nin üzerinde türü vardır. Bunlar arasında en çok tanınanları şunlar: Morus alba (beyaz dut), Morus bombycis, Morus nigra (karadut), Morus latifolia, Morus rubra (kırmızı dut), Morus notabilis, Morus liboensis ...
     19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Kuyruk sokumu iltihaplanmasına ısırganotu kürü. Değerli okuyucu, geçen hafta ısırganın (urtica dioica) akciğer kanserine karşı önleyici ve destek tedavi edici özelliğinden ve de saçlardaki yağlanmaya ve kepeklenmeye ...
    19 Şub 2014
    İbrahim SARAÇOĞLU Göbek Yağı Eriten Doğal Kür Malzemeler 4 adet taze lahana yaprağı, Yaklaşık 25 dal taze maydanoz, 1 adet limon (sulu... Bitlenince ne yapmalı ? Bit Tedavisi. Bitlenmek kişisel temizlikle ilişkili değildir, çünkü tertemiz bir ...

    18 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Depresyon ve anksiyeteye karşı Ispanak kürü. Depresyon, hâlâ sebeplerinin üzerinde araştırmalar yapılan ve bilim adamlarının merceğinde olan bir araştırma konusudur. Depresyon mutlaka tedavi edilmesi gereken, ...
    19 Şub 2014
    Yağsız yeşil mercimek çorbası kürü. En az enginar kadar kolesterolü düşürücü özelliğe sahiptir. Haftada iki - üç defa tüketeceğiniz yağsız mercimek çorbası, bir taraftan kolestrolünüzü kontrol altına almanızda diğer taraftanda tansiyonunuzun ...
    19 Şub 2014
    İbrahim Saraçoğlu Safra kesesi ve sindirim şikâyetlerine Enginar kürü. Değerli okuyucu, bugün sizlere enginardan bahsetmek istiyorum. Enginarın içerdiği en önemli etkin maddelerden biri cynarin'dir. Daha zengin olarak enginarın ...
    19 Şub 2014
    Kronik bademcik enfeksiyonuna karşı. Kaynamakta olan bir bardak klorsuz suya (yaklaşık 150-200 ml) dört-beş gram adaçayını ve iki adet ebegümeci yaprağını ilave ederek on dakika kısık ateşte kaynatınız. Kaynama süresi tamamlandıktan ...

    13 Mart 2014 Perşembe



    Diş eti rahatsızlıklari için papatya kürü

    Sağlıklı diş etlerine mi sahip olmak istiyorsunuz? Bir su bardağı suda beş dakika bir tutam (4-5 gram) kır papatyasını hafif ateşte demleyiniz ve süzünüz. Su ılıdıktan sonra diş fırçanızı daldırarak dişlerinizi fırçalayınız (diş macunu ile önceden fırçalamadan). Dişlerinizi fırçalarken ara ara fırçayla diş etlerinize fazla bastırmadan hafif hafif fırçalayınız. Demlediğiniz papatya çayı bir defalık kullanım içindir. Diş etlerinizin güçlendiğini hayretle gözlemleyebilirsiniz. Eğer diş etleriniz fırçalarken kolayca kanıyor ise papatya çayı ile fırçalayınız.

    Değerli okuyucu, bugün sizlere papatyadan bahsetmek istiyorum, çünkü yaklaşık bir-bir buçuk ay sonra bizleri tekrar güler yüzleriyle selamlamaya başlayacaklar. Yazılarımda ve kitaplarımda sık sık vurgulamaya çalıştığım gibi, “Doğa asla çöp üretmez. Eğer doğanın ürettiği bir bitkiye çöp diyorsak, biliniz ki bu onu henüz tanımıyor olmamızdan ve bilgimizin yetersizliğinden kaynaklanır.” Hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir bitkiye “çer-çöp” demek, kişinin kendi cehalatini gösterir. Yolda yürürken dalından düşmüş bir yaprağa basmaktan her zaman sakınırım. Çok yakında hoş kokulu papatyalar tekrar bize güler yüzlerini göstermeye başlayacaklar. Çiçekleri, beyaz yapraklarını dökmeden onları toplamak gerekir. Kendiniz için yaklaşık 200-250 gram toplayınız ve gölgede kurutunuz. Papatya, sinüzit şikâyeti olanlara mükemmel bir çözüm getirmektedir. Uygulaması çok kolaydır. Sinüzite karşı kullanacağınız papatyayı, aktarlardan, eczanelerden veya marketlerden temin edebilirsiniz. Aktarlarda açık olarak satılan kır papatyası hem çok daha ucuz hem de daha çok etkilidir.
    Kadınların regl dönemleri boyunca her gün tok karnına demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, bu dönemde hissedilen depresif ruh durumunda büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Papatya, adeta reglden dolayı sıkıntılı ve depresif dönem geçirenler için özel olarak yaratılmış bir bitkidir diyebilirim. Sık sık baş ağrısı çekmeye başladıysanız, kır papatyasının çayını içmenizi öneririm. Baş ağrılarının yavaş yavaş seyrekleştiğini ve giderek tamamen ortadan kalktığını anlatan çok sayıda insan tanıdım.

    10 gün içinde toplanmalı
    Mide ülseri şikâyeti olanlar, papatyayı rahatlıkla bitkisel çay olarak içebilirler. Özellikle çiçeklerinin içerdiği alfa-bisabolol maddesi ülsere karşı (antiulcer) etkilidir. Bu etkin madde aynı zamanda mide yanmasına karşı da etkisini göstermektedir. Bağırsak kramplarında ve spazmlarında ve de koliklerden yakınanlara mükemmel bir yardımcıdır. Yapraklarında ve saplarında bulunan azulene maddesi de mide ülserine karşı etkilidir. Özellikle kır papatyasının yapraklarında ve saplarında bulunan apigenin maddesi, kadınların regl dönemlerindeki depresif durumlarına karşı etkili olan birkaç etkin maddeden biridir. Karaciğeri koruyan herniarin maddesi kır papatyasının tipik etkin maddelerinden biridir. Ayrıca, karaciğerin arındırılmasındaki rolü sinapic asitten kaynaklanmaktadır. Kır papatyasının zaman zaman bitkisel çayının içilmesi, karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasında ve karaciğerin arındırılmasında (hepato-detoxification) etkin rol oynamaktadır. Papatyaları mevsiminde siz de toplayabilirsiniz. Çiçekleri tam olarak açtıktan sonra en geç on gün içinde toplanmalıdır.
    Bu güleryüzlü çiçekleri topladıktan sonra, tahta veya bir bezin üzerinde açık havada ve gölgede kurutmak gerekir. Kuruturken, naylon veya benzeri sentetik malzeme üzerine kesinlikle sermeyiniz. Kuruduktan sonra cam kavanozda ve ışık almayan kapalı dolapta koruma altına almak gerekir. Kurutacağınız papatyaları, belki tozludur diye kesinlikle yıkamayınız.


    Kür 1: Sinüzite karşıTencerede yaklaşık yarım litre suyu kaynama noktasına getiriniz. İki tutam (yaklaşık 9-10 gram) kurutulmuş papatyayı kısık ateşte kaynamakta olan suyun içine atınız. Başınızı havlu ile örterek, yüzünüzü buharına tutarak burnunuzdan nefes alıp veriniz. Arada ağzınızdan da nefes alıp veriniz. Bu uygulamayı 5 dakika tatbik ediniz. 5 dakika tamamlandıktan sonra yarım saat ara verip tekrar 5 dakika aynı şekilde başınızı havlu ile örterek uygulayınız. Ertesi gün aynı şekilde 5 dakika uygulayıp yarım saat ara veriniz ve tekrar 5 dakika uygulayınız. Akıntının gelmeye başladığı gün, 3 gün ara veriniz. Bazı durumlarda ilk günün ilk beşinci dakikasında akıntı gelmeye başlar. Bazı durumlarda ise ikinci veya daha sonraki günlerde akıntı gelmeye başlar. Yeterli rahatlama sağlandıktan sonra ileri tarihlerde zaman zaman uygulama tekrar edilebilir.

    Kür 2: Depresif geçen regl dönemlerine karşı Regl dönemleri boyunca her gün tok karnına, demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, depresif durumlarına büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Eğer regl döneminden üç gün önce başlanırsa çok daha etkili olacaktır. Bu kürü uygularken dikkat edilmesi gereken nokta, papatya çayının tok karnına içilmesidir. Öğle veya akşam yemeğinden yarım saat sonra içmek en uygun zamanlamadır.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak



    İbrahim Saraçoğlu Sağlıklı diş etleri için kır papatyası kürü

    Konu Saati  17:57  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»



    Diş eti rahatsızlıklari için papatya kürü

    Sağlıklı diş etlerine mi sahip olmak istiyorsunuz? Bir su bardağı suda beş dakika bir tutam (4-5 gram) kır papatyasını hafif ateşte demleyiniz ve süzünüz. Su ılıdıktan sonra diş fırçanızı daldırarak dişlerinizi fırçalayınız (diş macunu ile önceden fırçalamadan). Dişlerinizi fırçalarken ara ara fırçayla diş etlerinize fazla bastırmadan hafif hafif fırçalayınız. Demlediğiniz papatya çayı bir defalık kullanım içindir. Diş etlerinizin güçlendiğini hayretle gözlemleyebilirsiniz. Eğer diş etleriniz fırçalarken kolayca kanıyor ise papatya çayı ile fırçalayınız.

    Değerli okuyucu, bugün sizlere papatyadan bahsetmek istiyorum, çünkü yaklaşık bir-bir buçuk ay sonra bizleri tekrar güler yüzleriyle selamlamaya başlayacaklar. Yazılarımda ve kitaplarımda sık sık vurgulamaya çalıştığım gibi, “Doğa asla çöp üretmez. Eğer doğanın ürettiği bir bitkiye çöp diyorsak, biliniz ki bu onu henüz tanımıyor olmamızdan ve bilgimizin yetersizliğinden kaynaklanır.” Hakkında bilgi sahibi olmadığımız bir bitkiye “çer-çöp” demek, kişinin kendi cehalatini gösterir. Yolda yürürken dalından düşmüş bir yaprağa basmaktan her zaman sakınırım. Çok yakında hoş kokulu papatyalar tekrar bize güler yüzlerini göstermeye başlayacaklar. Çiçekleri, beyaz yapraklarını dökmeden onları toplamak gerekir. Kendiniz için yaklaşık 200-250 gram toplayınız ve gölgede kurutunuz. Papatya, sinüzit şikâyeti olanlara mükemmel bir çözüm getirmektedir. Uygulaması çok kolaydır. Sinüzite karşı kullanacağınız papatyayı, aktarlardan, eczanelerden veya marketlerden temin edebilirsiniz. Aktarlarda açık olarak satılan kır papatyası hem çok daha ucuz hem de daha çok etkilidir.
    Kadınların regl dönemleri boyunca her gün tok karnına demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, bu dönemde hissedilen depresif ruh durumunda büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Papatya, adeta reglden dolayı sıkıntılı ve depresif dönem geçirenler için özel olarak yaratılmış bir bitkidir diyebilirim. Sık sık baş ağrısı çekmeye başladıysanız, kır papatyasının çayını içmenizi öneririm. Baş ağrılarının yavaş yavaş seyrekleştiğini ve giderek tamamen ortadan kalktığını anlatan çok sayıda insan tanıdım.

    10 gün içinde toplanmalı
    Mide ülseri şikâyeti olanlar, papatyayı rahatlıkla bitkisel çay olarak içebilirler. Özellikle çiçeklerinin içerdiği alfa-bisabolol maddesi ülsere karşı (antiulcer) etkilidir. Bu etkin madde aynı zamanda mide yanmasına karşı da etkisini göstermektedir. Bağırsak kramplarında ve spazmlarında ve de koliklerden yakınanlara mükemmel bir yardımcıdır. Yapraklarında ve saplarında bulunan azulene maddesi de mide ülserine karşı etkilidir. Özellikle kır papatyasının yapraklarında ve saplarında bulunan apigenin maddesi, kadınların regl dönemlerindeki depresif durumlarına karşı etkili olan birkaç etkin maddeden biridir. Karaciğeri koruyan herniarin maddesi kır papatyasının tipik etkin maddelerinden biridir. Ayrıca, karaciğerin arındırılmasındaki rolü sinapic asitten kaynaklanmaktadır. Kır papatyasının zaman zaman bitkisel çayının içilmesi, karaciğer metabolizmasının sağlıklı çalışmasında ve karaciğerin arındırılmasında (hepato-detoxification) etkin rol oynamaktadır. Papatyaları mevsiminde siz de toplayabilirsiniz. Çiçekleri tam olarak açtıktan sonra en geç on gün içinde toplanmalıdır.
    Bu güleryüzlü çiçekleri topladıktan sonra, tahta veya bir bezin üzerinde açık havada ve gölgede kurutmak gerekir. Kuruturken, naylon veya benzeri sentetik malzeme üzerine kesinlikle sermeyiniz. Kuruduktan sonra cam kavanozda ve ışık almayan kapalı dolapta koruma altına almak gerekir. Kurutacağınız papatyaları, belki tozludur diye kesinlikle yıkamayınız.


    Kür 1: Sinüzite karşıTencerede yaklaşık yarım litre suyu kaynama noktasına getiriniz. İki tutam (yaklaşık 9-10 gram) kurutulmuş papatyayı kısık ateşte kaynamakta olan suyun içine atınız. Başınızı havlu ile örterek, yüzünüzü buharına tutarak burnunuzdan nefes alıp veriniz. Arada ağzınızdan da nefes alıp veriniz. Bu uygulamayı 5 dakika tatbik ediniz. 5 dakika tamamlandıktan sonra yarım saat ara verip tekrar 5 dakika aynı şekilde başınızı havlu ile örterek uygulayınız. Ertesi gün aynı şekilde 5 dakika uygulayıp yarım saat ara veriniz ve tekrar 5 dakika uygulayınız. Akıntının gelmeye başladığı gün, 3 gün ara veriniz. Bazı durumlarda ilk günün ilk beşinci dakikasında akıntı gelmeye başlar. Bazı durumlarda ise ikinci veya daha sonraki günlerde akıntı gelmeye başlar. Yeterli rahatlama sağlandıktan sonra ileri tarihlerde zaman zaman uygulama tekrar edilebilir.

    Kür 2: Depresif geçen regl dönemlerine karşı Regl dönemleri boyunca her gün tok karnına, demleyip içecekleri bir bardak papatya çayı, depresif durumlarına büyük ölçüde yardımcı olacaktır. Eğer regl döneminden üç gün önce başlanırsa çok daha etkili olacaktır. Bu kürü uygularken dikkat edilmesi gereken nokta, papatya çayının tok karnına içilmesidir. Öğle veya akşam yemeğinden yarım saat sonra içmek en uygun zamanlamadır.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak



     

    Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı

    Bir tatlı kaşığı dolusu yulaf samanını kaynamakta olan bir bardak suya atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Üç hafta boyunca haftada 2 çay bardağı içilir. Üç haftadan sonra şikâyetin seyrine göre devam edilir. Her içim için yulaf samanı suyunu taze hazırlamak şarttır. Kesinlikle 10 saatten fazla beklemiş yulaf samanı suyunu haricen veya dahilen kullanmayınız.

    KOAH ve yulaf samanı

    Tıp dilinde, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı olarak bilinen ve kısaca KOAH olarak adlandırılan bu rahatsızlıkta yulaf samanı kürü yardımcı ve destekleyicidir.

    DİKKAT
    Yulaf samanı kürünü uygulamadan önce ona karşı alerjiniz olup olmadığına dair test yaptırınız.

    DİKKAT 
    Kullanılacak yulaf samanının yeşil olarak kurutulmuş olma şartı vardır. Güneş altında sarardıktan sonra toplanmış yulaf samanı amaca uygun değildir.


    Halk arasında ala olarak bilinen derideki beyazlanmaya tıp dilinde vitiligo denilmektedir. Hastalık, pigment eksikliğinden kaynaklanır. Bazı bilimadamları sebebin kalıtımsal olabileceğini veya bu rahatsızlığa otoimmün (bağışıklık) sistemin neden olabileceğini savunmaktadır. Özellikle ellerde, kollarda ve yüzde görülen bu deri rahatsızlığı, genital bölgelerde de olabiliyor. Beyazlanmanın olduğu bölgelerde bulunan tüy, saç veya kıllar da dökülebiliyor. Genel bir kural olmasa da, saç derisinde vitiligo varsa, o bölgedeki saçlar da beyazlaşmaktadır.
    Ala olarak bilinen bu hastalıkla ilgili yaptığım araştırmalarda yulaf samanının (Avena sativa) iyi bir çözüm getirdiğini gördüm. Önemle vurgulamak istediğim bir nokta şudur: Vitiligo’ya ilk yakalananlar derideki beyazlanmanın veya beyaz lekelerin güneş ışığına çıkarak kaybolacağını (güneş ışığı altında yanarak beyaz bölgelerin koyulaşacağını) zannederler. Bu görüş kesinlikle yanlıştır. Vitiligo’ya karşı hazırlanan kür en etkili sonucu rahatsızlığın görüldüğü ilk yılda verir.

    Güneş olumsuz etkiler

    Vitiligo, aksine güneş ışığı altında daha hızlı ilerleme, yayılma ve dağılma gösterir. Güneş ışığı özellikle yaz aylarında vitiligo üzerinde olumsuz etki yapar. Eğer, tedavi edilmez ise yaş ilerledikçe de artış ve yayılma gösterir. Ala hastalığı olanlara, öğünlerinde normal beyaz veya kepekli ekmek yerine mısır ekmeği tüketimini alışkanlık haline getirmelerini tavsiye ederim. Çünkü, mısır ununda, ala hastalığını önleyici birkaç tane etkin madde bulunmaktadır. Hatta, hamur tatlılarının yapımında da normal un yerine mısır ununu kullanmaları önemli bir önleyici destek oluşturmaktadır. Mısır ununun vitiligo üzerinde hem önleyici hem de yayılmasını durdurucu rolü vardır. Vitiligo şikâyeti olanların kahve tüketiminde ölçülü olmaları gerekir. Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde yulaf samanının gücü mükemmeldir diyebilirim. Çoğu zaman yulaf samanını bulmak zordur. Bundan dolayı buğday veya arpa samanı ile aynı sonucu almak mümkün mü diye sorular soruluyor. Ne yazık ki, yulaf samanının yerini, bilinen hiçbir saman dolduramaz.
    Yulaf samanındaki scopoletin, içeriğindeki en önemli etkin maddelerden bir tanesidir. Scopoletin aynı zamanda antibacterial (bakteri yok edici), antiinflammatory (inflamasyona - iltihap- karşı), antiseptic (antiseptik), bronchorelaxant (bronş rahatlatıcı), antiasthmatic (astıma karşı), antibronchoconstrictor (bronş açıcı, bronş gevşetici), cancer preventive (kanser önleyici) özelliklere de sahiptir. Scopoletin’in bütün bu özelliklerini destekleyen, işlevini artıran en az beş tane yardımcı etkin madde daha vardır. Örneğin, yulafın içerdiği proline ve pyridoxine maddeleri de antiasthmatic (astıma karşı) özelliği olan maddelerdir. Scopoletin etkin maddesi havuçta, dolmalık biberde ve kerevizde yeterli miktarda bulunmaktadır. Ancak yulaf samanındaki kadar fonksiyonel ve de etkin değildir. Yulaf samanının bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde nasıl kullanılacağı günün küründe verilmiştir.

    Ala (vitiligo) hastalığına karşı

    Üç tutam (yaklaşık 15 gram) yulaf samanını kaynamakta olan 1 litre suyun içine atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Ilıdıktan sonra süzünüz. Lekelerin olduğu bölgeye en az 5 dakika uygulayınız (pamuk kullanabilirsiniz). Parmak uçlarınızla lekelerin olduğu bölgeleri hafif hafif bastırmadan yarım dakika oğuşturunuz. Daha sonra tekrar 5 dakika etki ettiriniz. 5 dakikalık etki ettirme süresi tamamlandıktan sonra en az 2 saat ellerinizi yıkamayınız. Bu işleme lekeler kaybolana kadar haftada 3 kez devam ediniz. Tüm bu işlemlere başlamadan önce ellerinizi 2-3 dakika ılık suyun içerisinde yumuşatmanız daha etkili olur. Kesinlikle kullanılmış olan yulaf samanı suyunu ertesi ve daha sonraki günler için kullanmayınız. Her defasında taze olarak hazırlanması ve kullanılması gerekir. Yulaf samanı suyunu hazırladıktan, süzdükten ve ılıdıktan hemen sonra uygulayınız. Yulaf samanı suyunu bir kaba alıp ellerinizide 5 dakika daldırabilirsiniz. Hazırlanan yulaf samanı suyunun, üzerinden 10 saat geçtikten sonra haricen veya dahilen hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir.



    Yulaf samanı demir, potasyum ve fosfor deposudur

    Yulaf samanı yapraklarında bulunan demir ve potasyum, başka hiçbir tahıl grubunun yapraklarında böylesine zengin değildir. Yaprakları adeta potasyum ve demir deposudur. Anemi ve kalpte ritim bozukluğu şikâyeti olanlar için yulaf samanı kürü mükemmel bir destekleyicidir. Şüphesiz ki, içerdiği potasyum ve demir yetiştiği bölgenin iklim şartlarına ve toprağın kimyasına bağlı olarak değişkenlik gösterecektir. Yulaf samanı yaprakları en az 100 ppm ile 1200 ppm arasında değişen oranda demir içermektedir. Potasyum için ise 1 600 ppm ile 80 bin ppm arasında değişkenlik gösterebilmektedir. Yulaf samanı bitkisinin içerdiği demir ve potasyumdan faydalanabilmek için yapraklarının toplanır toplanmaz belli bir sıcaklıkta hemen işlem görmesi gerekir. Aksi taktirde küründen yeteri derecede faydalanmak mümkün değildir. Bunun nedenlerinden biri yapraklarının içerdiği coumarin maddesinden kaynaklanmaktadır.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak



    İbrahim Saraçoğlu Vitiligo, KOAH ve bronşite bağlı nefes darlığına yulaf samanı

    Konu Saati  17:09  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

     

    Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı

    Bir tatlı kaşığı dolusu yulaf samanını kaynamakta olan bir bardak suya atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 5 dakika kaynatınız. Soğuduktan sonra süzünüz. Üç hafta boyunca haftada 2 çay bardağı içilir. Üç haftadan sonra şikâyetin seyrine göre devam edilir. Her içim için yulaf samanı suyunu taze hazırlamak şarttır. Kesinlikle 10 saatten fazla beklemiş yulaf samanı suyunu haricen veya dahilen kullanmayınız.

    KOAH ve yulaf samanı

    Tıp dilinde, Kronik Obstruktif Akciğer Hastalığı olarak bilinen ve kısaca KOAH olarak adlandırılan bu rahatsızlıkta yulaf samanı kürü yardımcı ve destekleyicidir.

    DİKKAT
    Yulaf samanı kürünü uygulamadan önce ona karşı alerjiniz olup olmadığına dair test yaptırınız.

    DİKKAT 
    Kullanılacak yulaf samanının yeşil olarak kurutulmuş olma şartı vardır. Güneş altında sarardıktan sonra toplanmış yulaf samanı amaca uygun değildir.


    Halk arasında ala olarak bilinen derideki beyazlanmaya tıp dilinde vitiligo denilmektedir. Hastalık, pigment eksikliğinden kaynaklanır. Bazı bilimadamları sebebin kalıtımsal olabileceğini veya bu rahatsızlığa otoimmün (bağışıklık) sistemin neden olabileceğini savunmaktadır. Özellikle ellerde, kollarda ve yüzde görülen bu deri rahatsızlığı, genital bölgelerde de olabiliyor. Beyazlanmanın olduğu bölgelerde bulunan tüy, saç veya kıllar da dökülebiliyor. Genel bir kural olmasa da, saç derisinde vitiligo varsa, o bölgedeki saçlar da beyazlaşmaktadır.
    Ala olarak bilinen bu hastalıkla ilgili yaptığım araştırmalarda yulaf samanının (Avena sativa) iyi bir çözüm getirdiğini gördüm. Önemle vurgulamak istediğim bir nokta şudur: Vitiligo’ya ilk yakalananlar derideki beyazlanmanın veya beyaz lekelerin güneş ışığına çıkarak kaybolacağını (güneş ışığı altında yanarak beyaz bölgelerin koyulaşacağını) zannederler. Bu görüş kesinlikle yanlıştır. Vitiligo’ya karşı hazırlanan kür en etkili sonucu rahatsızlığın görüldüğü ilk yılda verir.

    Güneş olumsuz etkiler

    Vitiligo, aksine güneş ışığı altında daha hızlı ilerleme, yayılma ve dağılma gösterir. Güneş ışığı özellikle yaz aylarında vitiligo üzerinde olumsuz etki yapar. Eğer, tedavi edilmez ise yaş ilerledikçe de artış ve yayılma gösterir. Ala hastalığı olanlara, öğünlerinde normal beyaz veya kepekli ekmek yerine mısır ekmeği tüketimini alışkanlık haline getirmelerini tavsiye ederim. Çünkü, mısır ununda, ala hastalığını önleyici birkaç tane etkin madde bulunmaktadır. Hatta, hamur tatlılarının yapımında da normal un yerine mısır ununu kullanmaları önemli bir önleyici destek oluşturmaktadır. Mısır ununun vitiligo üzerinde hem önleyici hem de yayılmasını durdurucu rolü vardır. Vitiligo şikâyeti olanların kahve tüketiminde ölçülü olmaları gerekir. Bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde yulaf samanının gücü mükemmeldir diyebilirim. Çoğu zaman yulaf samanını bulmak zordur. Bundan dolayı buğday veya arpa samanı ile aynı sonucu almak mümkün mü diye sorular soruluyor. Ne yazık ki, yulaf samanının yerini, bilinen hiçbir saman dolduramaz.
    Yulaf samanındaki scopoletin, içeriğindeki en önemli etkin maddelerden bir tanesidir. Scopoletin aynı zamanda antibacterial (bakteri yok edici), antiinflammatory (inflamasyona - iltihap- karşı), antiseptic (antiseptik), bronchorelaxant (bronş rahatlatıcı), antiasthmatic (astıma karşı), antibronchoconstrictor (bronş açıcı, bronş gevşetici), cancer preventive (kanser önleyici) özelliklere de sahiptir. Scopoletin’in bütün bu özelliklerini destekleyen, işlevini artıran en az beş tane yardımcı etkin madde daha vardır. Örneğin, yulafın içerdiği proline ve pyridoxine maddeleri de antiasthmatic (astıma karşı) özelliği olan maddelerdir. Scopoletin etkin maddesi havuçta, dolmalık biberde ve kerevizde yeterli miktarda bulunmaktadır. Ancak yulaf samanındaki kadar fonksiyonel ve de etkin değildir. Yulaf samanının bronşit ve bronşite bağlı nefes darlığı şikâyetlerinde nasıl kullanılacağı günün küründe verilmiştir.

    Ala (vitiligo) hastalığına karşı

    Üç tutam (yaklaşık 15 gram) yulaf samanını kaynamakta olan 1 litre suyun içine atınız. Ağzı kapalı olarak hafif ateşte 3 dakika kaynatınız. Ilıdıktan sonra süzünüz. Lekelerin olduğu bölgeye en az 5 dakika uygulayınız (pamuk kullanabilirsiniz). Parmak uçlarınızla lekelerin olduğu bölgeleri hafif hafif bastırmadan yarım dakika oğuşturunuz. Daha sonra tekrar 5 dakika etki ettiriniz. 5 dakikalık etki ettirme süresi tamamlandıktan sonra en az 2 saat ellerinizi yıkamayınız. Bu işleme lekeler kaybolana kadar haftada 3 kez devam ediniz. Tüm bu işlemlere başlamadan önce ellerinizi 2-3 dakika ılık suyun içerisinde yumuşatmanız daha etkili olur. Kesinlikle kullanılmış olan yulaf samanı suyunu ertesi ve daha sonraki günler için kullanmayınız. Her defasında taze olarak hazırlanması ve kullanılması gerekir. Yulaf samanı suyunu hazırladıktan, süzdükten ve ılıdıktan hemen sonra uygulayınız. Yulaf samanı suyunu bir kaba alıp ellerinizide 5 dakika daldırabilirsiniz. Hazırlanan yulaf samanı suyunun, üzerinden 10 saat geçtikten sonra haricen veya dahilen hiçbir şekilde kullanılmaması gerekir.



    Yulaf samanı demir, potasyum ve fosfor deposudur

    Yulaf samanı yapraklarında bulunan demir ve potasyum, başka hiçbir tahıl grubunun yapraklarında böylesine zengin değildir. Yaprakları adeta potasyum ve demir deposudur. Anemi ve kalpte ritim bozukluğu şikâyeti olanlar için yulaf samanı kürü mükemmel bir destekleyicidir. Şüphesiz ki, içerdiği potasyum ve demir yetiştiği bölgenin iklim şartlarına ve toprağın kimyasına bağlı olarak değişkenlik gösterecektir. Yulaf samanı yaprakları en az 100 ppm ile 1200 ppm arasında değişen oranda demir içermektedir. Potasyum için ise 1 600 ppm ile 80 bin ppm arasında değişkenlik gösterebilmektedir. Yulaf samanı bitkisinin içerdiği demir ve potasyumdan faydalanabilmek için yapraklarının toplanır toplanmaz belli bir sıcaklıkta hemen işlem görmesi gerekir. Aksi taktirde küründen yeteri derecede faydalanmak mümkün değildir. Bunun nedenlerinden biri yapraklarının içerdiği coumarin maddesinden kaynaklanmaktadır.

    Dikkat: Buradaki bilgilerin herhangi bir hastalığı teşhis amacı kesinlikle yoktur. Bir rahatsızlığınız var ise, mutlaka bir hekime danışınız.

    Kaynak



    10 Mart 2014 Pazartesi

    Camellia Assamica ve Camellia Sinensis konik olarak büyüyen ağaçlardır. Boyları türüne göre 6-15 metre arasında değişir. Çay ağaçları 100 yıl yaşar. Çin’de yetişen çaya Camellia Sinensis, Hindistan’da yetişene ise Camellia Assamica adı verilmiştir. Bu çay bitkilerinden Japonya ikliminde ve toprağında yetişen ve yetiştiği çevreye uyum sağladığı için çok iyi ürün veren Camellia Japonica gibi birçok tür üretilmiştir. Günümüzde çay yetiştiricisi kendi çevre koşullarına en iyi uyum sağlayan çayı seçme şansına sahiptir.

    Çin’de yabani olarak yetişen subtropikal çay, kökünden itibaren dallanmaya başlar ve yavaş büyür. Toprak bakımından daha yetingendir. Hatta hafif dona dayanıklıdır ve az nemde de yaşamını sürdürür. Assam çayı tam bir tropikal bitkidir. Gelişebilmesi için güçlü güneş ışığına, sıcağa ve yüksek oranda neme ihtiyacı vardır.

    Çay bitkisi yaz kış yeşildir. Yapraklarının toplanmasını kolaylaştırmak için devamlı budanarak boyu 120-150 cm arasında tutulur. Ne kadar fazla sulanırsa o kadar çok ürün verir. Yüksek nem gelişmesinin başlıca koşullarından biridir. Çin’de en iyi çay, tepeleri sürekli bulutlarla kaplı dağlarda yetişir. Bununla birlikte, çayın günde ortalama 4-5 saat güneşe ihtiyacı vardır.

    Çin çayının yaprakları uzun, oval, koyu yeşil, parlak, kısa saplı ve kenarları ince dişlidir. Taze yaprakların altında çok ince, gümüş renkli parlak tüyler vardır. Hint çayının yaprakları daha büyük ve derimsidir. Çin çayından daha fazla ürün verir. Assam melezleri bol ürün verir, dayanıklıdır, hastalıklara ve zararlı böceklere karşı kendini daha iyi korur.

    Çay ağacının çok güçlü kazık kökü toprağın 6 m derinliğine kadar iner. Suyunu ve gıdasını yetiştiği toprağa göre gelişen yan kökleriyle alır.

    Nelerinden Yararlanılır:

    Yaprağından yararlanılır.

    Toplanması ve Saklanması: 

    Çay yetiştiği iklime göre, tüm yıl boyunca veya belirli dönemlerde toplanır. Çay sürgünlerinin ucundaki 3 yaprak, çay yaprakları üzerindeki çiğ kuruduktan sonra elle toplanır. Genellikle yaprağın biri tam açmadığı için toplanan çay yaprağı sayısı 2,5 olarak kabul edilir. Yaprakların toplandıktan en geç 6 saat sonra fabrikaya götürülmüş olması gereklidir. Aksi halde kalitesinden kaybeder.

    Siyah çay fermantasyon sonucu elde edilmektedir. Bu karışık ve çok özen isteyen bir işlemdir. Fermantasyon sürecinde çay yapraklarında oluşan kimyasal reaksiyon nedeniyle tanen maddesinin bir bölümü değişikliğe uğrar. Yeşil çay böyle bir işlemden geçirilmediği için içindeki tanen oranı daha yüksektir ve tadı daha buruktur.

    Yeşil çayın rengini koruması ve yapraklarındaki enzimlerin sonradan fermantasyona başlamaması için yapraklar özel tavalarda ısıtılarak veya buharla içindeki enzimler tahrip edilir.

    Çayın toplanması, depolanması ve paketlenip piyasaya sunulması arasında oldukça uzun zaman geçmektedir. Bu süre içinde çaydaki kimyasal reaksiyonlar devam eder. Toplandıktan sonraki üç hafta içinde çayın kalitesi daha da artar. Depolama süreci içinde çaydaki teaflavin ve okside olmamış flavonlar azalır, teinin suda çözünürlük özelliği artar.

    En mükemmel paketlemede bile çay kalitesinde kayıp olmaktadır. Uzun süre depolanan çayda, özellikle aroma kaybı olur, gücü azalır. Bazen tadında arzu edilmeyen değişiklikler ortaya çıkar. Uzun süre depolama, çaydaki kateşin oranını da olumsuz etkiler. Çay hava ve ışık geçirmeyen cam, porselen veya tahta kaplarda ve serin yerlerde saklanmalıdır. Nemden çok iyi korunmalıdır.

    İçindeki Bazı Maddeler


    Tein (%l,5-4 arasında), adenin, teofilin, teobromin, eterli yağ ve aroma maddeleri (300′den fazla), mineraller ve izleri (alüminyum, bakır, çinko, demir, flor, iyot, kalsiyum, manganez, potasyum), vitaminler (B, C, E, niasin, pantotenik a-sit), aminoasitler, diğer maddeler (selüloz %10, yağlar, üre, balmumu, saponin, lipoksigenaz, karoteno-id, flavonglikozit, flavonoidler (polifenoller). 5 çay fincanı çay (20 g çay) bir insanın günlük flor ihtiyacını karşılamaktadır. Çayın içindeki florun oranına göre bazen 5 çay fincanmdaki flor oranı ihtiyaçtan yüksek olmaktadır.

    Tein ve kafein kimyasal olarak aynı maddelerdir. Çayın içindeki 400′den fazla maddenin birlikte yaptıkları etki henüz tam olarak bilinmiyor. Çin ve Japonya’da yapılan araştırmalarda 100 g yeşil çayda 9,36-12,9 g polifenol ve 1,82-2,94 g tein tespit e-dilmiştir. Tein oranının tüm çay toplama süresince aynı kalmasına karşılık, polifenol oranı ilk ve sonbaharda yükselmektedir. Tıbbi olarak reaksiyon göstermesi için günde 0,75-1,55 g polifenole ihtiyaç vardır. Normal olarak içilen yeşil çayla bu oranın alınmasının imkânsız olduğu ileri sürülmektedir.


    Siyah çay fermantasyon sonucu elde edilmektedir. Bu karışık ve çok özen isteyen bir işlemdir. Fermantasyon sürecinde çay yapraklarında oluşan kimyasal reaksiyon nedeniyle tanen maddesinin bir bölümü değişikliğe uğrar. Yeşil çay böyle bir ...
    Bazı insanlar içinde tein bulunan içecek veya yiyeceklere karşı alerjik reaksiyon gösterir. İçinde tein olan kahve, kakao, siyah çay, kola, çikolata gibi içecekleri içtikten veya gıdaları yedikten bir saat sonra vücutlarının her tarafında kaşıntı başlar.
    Gerek siyah gerekse yeşil çay kansere karşı koruyucudur, virüslerin, mikropların çoğalmasını önler, kalp ve damarları kireçlenmeye karşı korur, yüksek tansiyonu düşürür, kanı pıhtılaşmaya karşı korur, kemiklerin sıkılaşmasım sağlar, dişleri ...

    Çay porselen veya cam kapta yapılmalıdır. Çayın yapıldığı kap deterjan veya sabunla değil, sıcak suyla yıkanmalıdır. Yeşil çay ve siyah çayın yapımı farklıdır. Suyun sertliği çayın aromasını ve tadını etkiler. Çay, sertliği az olan suda daha iyi ...

    Çay Bitkisi (Çay Ağacı)

    Konu Saati  08:14  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Camellia Assamica ve Camellia Sinensis konik olarak büyüyen ağaçlardır. Boyları türüne göre 6-15 metre arasında değişir. Çay ağaçları 100 yıl yaşar. Çin’de yetişen çaya Camellia Sinensis, Hindistan’da yetişene ise Camellia Assamica adı verilmiştir. Bu çay bitkilerinden Japonya ikliminde ve toprağında yetişen ve yetiştiği çevreye uyum sağladığı için çok iyi ürün veren Camellia Japonica gibi birçok tür üretilmiştir. Günümüzde çay yetiştiricisi kendi çevre koşullarına en iyi uyum sağlayan çayı seçme şansına sahiptir.

    Çin’de yabani olarak yetişen subtropikal çay, kökünden itibaren dallanmaya başlar ve yavaş büyür. Toprak bakımından daha yetingendir. Hatta hafif dona dayanıklıdır ve az nemde de yaşamını sürdürür. Assam çayı tam bir tropikal bitkidir. Gelişebilmesi için güçlü güneş ışığına, sıcağa ve yüksek oranda neme ihtiyacı vardır.

    Çay bitkisi yaz kış yeşildir. Yapraklarının toplanmasını kolaylaştırmak için devamlı budanarak boyu 120-150 cm arasında tutulur. Ne kadar fazla sulanırsa o kadar çok ürün verir. Yüksek nem gelişmesinin başlıca koşullarından biridir. Çin’de en iyi çay, tepeleri sürekli bulutlarla kaplı dağlarda yetişir. Bununla birlikte, çayın günde ortalama 4-5 saat güneşe ihtiyacı vardır.

    Çin çayının yaprakları uzun, oval, koyu yeşil, parlak, kısa saplı ve kenarları ince dişlidir. Taze yaprakların altında çok ince, gümüş renkli parlak tüyler vardır. Hint çayının yaprakları daha büyük ve derimsidir. Çin çayından daha fazla ürün verir. Assam melezleri bol ürün verir, dayanıklıdır, hastalıklara ve zararlı böceklere karşı kendini daha iyi korur.

    Çay ağacının çok güçlü kazık kökü toprağın 6 m derinliğine kadar iner. Suyunu ve gıdasını yetiştiği toprağa göre gelişen yan kökleriyle alır.

    Nelerinden Yararlanılır:

    Yaprağından yararlanılır.

    Toplanması ve Saklanması: 

    Çay yetiştiği iklime göre, tüm yıl boyunca veya belirli dönemlerde toplanır. Çay sürgünlerinin ucundaki 3 yaprak, çay yaprakları üzerindeki çiğ kuruduktan sonra elle toplanır. Genellikle yaprağın biri tam açmadığı için toplanan çay yaprağı sayısı 2,5 olarak kabul edilir. Yaprakların toplandıktan en geç 6 saat sonra fabrikaya götürülmüş olması gereklidir. Aksi halde kalitesinden kaybeder.

    Siyah çay fermantasyon sonucu elde edilmektedir. Bu karışık ve çok özen isteyen bir işlemdir. Fermantasyon sürecinde çay yapraklarında oluşan kimyasal reaksiyon nedeniyle tanen maddesinin bir bölümü değişikliğe uğrar. Yeşil çay böyle bir işlemden geçirilmediği için içindeki tanen oranı daha yüksektir ve tadı daha buruktur.

    Yeşil çayın rengini koruması ve yapraklarındaki enzimlerin sonradan fermantasyona başlamaması için yapraklar özel tavalarda ısıtılarak veya buharla içindeki enzimler tahrip edilir.

    Çayın toplanması, depolanması ve paketlenip piyasaya sunulması arasında oldukça uzun zaman geçmektedir. Bu süre içinde çaydaki kimyasal reaksiyonlar devam eder. Toplandıktan sonraki üç hafta içinde çayın kalitesi daha da artar. Depolama süreci içinde çaydaki teaflavin ve okside olmamış flavonlar azalır, teinin suda çözünürlük özelliği artar.

    En mükemmel paketlemede bile çay kalitesinde kayıp olmaktadır. Uzun süre depolanan çayda, özellikle aroma kaybı olur, gücü azalır. Bazen tadında arzu edilmeyen değişiklikler ortaya çıkar. Uzun süre depolama, çaydaki kateşin oranını da olumsuz etkiler. Çay hava ve ışık geçirmeyen cam, porselen veya tahta kaplarda ve serin yerlerde saklanmalıdır. Nemden çok iyi korunmalıdır.

    İçindeki Bazı Maddeler


    Tein (%l,5-4 arasında), adenin, teofilin, teobromin, eterli yağ ve aroma maddeleri (300′den fazla), mineraller ve izleri (alüminyum, bakır, çinko, demir, flor, iyot, kalsiyum, manganez, potasyum), vitaminler (B, C, E, niasin, pantotenik a-sit), aminoasitler, diğer maddeler (selüloz %10, yağlar, üre, balmumu, saponin, lipoksigenaz, karoteno-id, flavonglikozit, flavonoidler (polifenoller). 5 çay fincanı çay (20 g çay) bir insanın günlük flor ihtiyacını karşılamaktadır. Çayın içindeki florun oranına göre bazen 5 çay fincanmdaki flor oranı ihtiyaçtan yüksek olmaktadır.

    Tein ve kafein kimyasal olarak aynı maddelerdir. Çayın içindeki 400′den fazla maddenin birlikte yaptıkları etki henüz tam olarak bilinmiyor. Çin ve Japonya’da yapılan araştırmalarda 100 g yeşil çayda 9,36-12,9 g polifenol ve 1,82-2,94 g tein tespit e-dilmiştir. Tein oranının tüm çay toplama süresince aynı kalmasına karşılık, polifenol oranı ilk ve sonbaharda yükselmektedir. Tıbbi olarak reaksiyon göstermesi için günde 0,75-1,55 g polifenole ihtiyaç vardır. Normal olarak içilen yeşil çayla bu oranın alınmasının imkânsız olduğu ileri sürülmektedir.


    Siyah çay fermantasyon sonucu elde edilmektedir. Bu karışık ve çok özen isteyen bir işlemdir. Fermantasyon sürecinde çay yapraklarında oluşan kimyasal reaksiyon nedeniyle tanen maddesinin bir bölümü değişikliğe uğrar. Yeşil çay böyle bir ...
    Bazı insanlar içinde tein bulunan içecek veya yiyeceklere karşı alerjik reaksiyon gösterir. İçinde tein olan kahve, kakao, siyah çay, kola, çikolata gibi içecekleri içtikten veya gıdaları yedikten bir saat sonra vücutlarının her tarafında kaşıntı başlar.
    Gerek siyah gerekse yeşil çay kansere karşı koruyucudur, virüslerin, mikropların çoğalmasını önler, kalp ve damarları kireçlenmeye karşı korur, yüksek tansiyonu düşürür, kanı pıhtılaşmaya karşı korur, kemiklerin sıkılaşmasım sağlar, dişleri ...

    Çay porselen veya cam kapta yapılmalıdır. Çayın yapıldığı kap deterjan veya sabunla değil, sıcak suyla yıkanmalıdır. Yeşil çay ve siyah çayın yapımı farklıdır. Suyun sertliği çayın aromasını ve tadını etkiler. Çay, sertliği az olan suda daha iyi ...

    9 Mart 2014 Pazar

    ATKUYRUĞU OTU (Equisetum)
    Equisetum sözcüğü Latince equus (at) ve seta (kuyruk) sözcükleri kökenlidir. Arvense sözcüğü ise arvum (tarla) sözcüğü kökenlidir. Bu ad yetiştiği yere dayanılarak verilmiştir.

    Avrupa’da, Kuzey Asya’da, Japonya’da, Kuzey Afrika’da, Kanarya adalarında, Kuzey Amerika’da ve Türkiye’de yaygın yetişir.

    Dioskorides’in rahim kanamalarında, öksürük ve yaralarda kullandığı bitkinin atkuyruğu otu olduğu kabul edilmektedir. Bitkiyi ilk kez Plinius Equisetum adı altında kullanmış, kan kesici gücünün eşsiz olduğunu söylemiştir. Galen bitkiyi kanamalara, ishale, kan tükürmeye, kötü yaralara karşı kullanmıştır.

    Albertus Magnus, bitkinin kan kesici niteliğini övmüştür. Atkuyruğu otu 16. yüzyılda birçok hastalığa karşı yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bitkiyi Matthiolus kan kesici olarak, Tabernaemontanus vereme karşı kullanmıştır. 18. yüzyılın sonlarına doğru yerini kimyevi maddelere bırakarak yavaş yavaş unutulan bitki 19. yüzyılda tekrar kullanılmaya başlanmıştır.

    Kneipp çürümeye başlayan yaralara, çıbanlara, birçok cilt hastalığına; içten böbrek kumlarına, idrar yolları hastalıklarına karşı kullanmıştır. Leclerc, Madaus ve daha birçok hekim bitkiyi vereme karşı önermiştir. Madaus sistit, safra kesesi, böbrek ve idrar torbası taşlarında, yatak ıslatmada, sancılı idrarda kullanmıştır.

    Tıbbi Nitelikleri

    Kan kesici, yara kapatıcı, büzücü.

    Atkuyruğu Otu Faydaları Yararları Kullanılışı


    Kullanıldığı Yerler:


    Albüminüri, aşırı terleme, ağız içi epitel doku iltihapları, ayak terlemesi, burun kanaması, kanamalar, hamilelik çatlakları, madeni tuz eksikliği, sıyrık, sistit, yaralar, diş etleri iltihabı, cilt hastalıkları.

    Ayrıca, astım, bronşit ve nezle tedavisinde de önerilmektedir.

    Atkuyruğu Avrupa’da halk arasında kaynatılarak damar kireçlenmesinde ve ödemde uygulanmaktadır. Akciğer hastalıklarında tedaviyi destekleyici, burun kanamasında kan kesici, boğaz ve ağız iltihaplarında ise gargara olarak kullanılmaktadır.

    Botanik


    Özellikle kumlu balçıklı toprakları sever. Nemli çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında yetişir.

    Ege ve Marmara bölgesinde, Equisetum Himale L. İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır. Atkuyruğu otu sporla çoğalır. Çok yıllık, çiçeksiz bir bitkidir. Toprağın 1 m derinliğine kadar giden boğum boğum kökünden, köke saçak kök görünümü veren birçok ince yan kök çıkar.

    Baharda boyları yaklaşık 20 cm olan sarımsı kırmızı kahverengi sürgünler verir. Sürgünler kamış görünümlü olup uçlarında başağı andıran spor topluluğu vardır. Başaklardan bitkinin çoğalmasını sağlayan sporlar dökülür. İlkbaharda çıkan bu sürgünler kaybolduktan sonra, boyları 50 cm’ye ulaşan kamış (atkuyruğu) görünümlü grimsi yeşil sürgünler çıkar. Sürgünlerin üstünde, eşit aralıklarla sıralanmış boğum gibi halkalar vardır. Bu halkalardan, ince yuvarlak 3-5 cm boyunda yeşil sürgünler çıkar. Bunlar sonbahara kadar yeşil kalır.

    Nelerinden Yararlanılır:

    Bitkinin toprak üstü bölümünden, yaz sürgünlerinden yararlanılır.

    Toplanması ve Saklanması:


    Yaz sürgünleri haziran temmuz aylarında toplanarak gölge, sıcak, havadar yerlerde süratle kurutulur. Bitkinin üzerinde özellikle sonbahara doğru Usilato Equiseti adlı yarı asalak mantar görülür. Hasta olan bitkinin üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Mantar hastalığı olan bitkiler toplanmamalıdır.

    Bitki kurusa da yeşilliğini kaybetmez, iyice kuruduğunda gevrekleşerek çıtır çıtır kırılır. Kuruyan sürgünler ince keten bez torbaların içinde, nemsiz, havadar yerlerde asılarak saklanmalıdır. Bitkinin kökü zehirli olduğundan toplanan sürgünlere karışmamasına dikkat edilmelidir.

    Kokusu ve Tadı:


    Özel bir kokusu yoktur. Tadı çok az tuzlu ve acımsıdır.

    Yan Etkileri:


    Önerilen ölçülerde kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisi yoktur.

    Kullanma Biçimleri:


    İçten ve dıştan uygulanır.

    Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:


    Çay: Dolu dolu 1-2 çay kaşığı taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml suda 3-5 dk kaynatılır, 5 dk demlenip süzülür. (1 çay kaşığı 1,2 g’dır.) Veya 2 çay kaşığı taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml soğuk suda 24 saat demlenip süzülür. Ilık olarak günde 3 fincan içilir.

    Not: İçindeki silisli bileşimlerin, en az yarım saat kaynatılırsa eridiği ileri sürülmektedir. Sıvı oranının değişmemesine dikkat edilerek kaynatılabilir. Çok uzun süre kaynatılsa bile silisli birleşimlerin belirli bir orandan fazlası suda erimez.

    Tentür: İki avuç dolusu (200 g) taze veya kuru yaz sürgünü 1 litre cin veya benzer bir içkinin içinde her gün arasıra çalkalanarak yaklaşık 20 gün güneşte dinlendirilip süzülür.

    Tentür (Das Beste): 100 g yaz sürgünü 95°’lik 100 g alkolde 3 hafta dinlendirilir, hava geçirmeyen şişelerde saklanır.

    Toz: Çok iyi kurumuş yaz sürgünü dövülerek veya öğütülerek elde edilir. Çorba ve yemeklere karıştırılarak da yenebilir.

    Su: Taze yaz sürgünü preslenerek elde edilir. Duruma göre 1 çay fincanı suya 1-3 yemek kaşığı suyu karıştırılır.

    Banyo: 2 avuç dolusu taze veya kuru yaz sürgünü (150-200 g) 3 litre suda 5 dk kaynatılır, banyo suyuna karıştırılır. Banyo suyu vücudu örtmelidir. 10-20 dakikalık banyodan sonra kurulanmadan 1 saat kadar yatarak dinlenilmelidir. Banyo suyu ısıtılarak 1-4 kere kullanılabilir.

    Lapa: İnce kıyılan yaz sürgünü havanda dövülür. Lapa durumuna gelinceye kadar suyla karıştırılır.

    İçindeki Bazı Maddeler:


    Silisli asitler (%3-%16), equisetum asidi, saponin, birçok organik asit, tuzlar (sodyum, potasyum), demir, magnezyum, manganez, kloridler, alüminyum, potasyum. Bitkinin üzerinde yaşayan mantarın neden olduğu alkaloit de vardır.


    AT KUYRUĞU BİTKİSİ İLE BİTKİSEL DESTEKLEYİCİ KÜR TARİFLERİ

    Aft, Diş Etleri İltihabı ve Kanaması:

    5 g kuru veya 10 g taze yaz sürgünü 250 ml suda 30 dk kaynatılıp süzülür. Günde birçok kez gargara yapılır.

    Akciğer ve mide Kanaması, Böbrek Taş ve Kumları, İdrar Yolları Kanamaları:


    1,5 g yaz sürgünü 150 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Günde 3-4 çay fincanı içilir. Bu çay soğuk olarak da hazırlanabilir.

    Akciğer Hastalıklarında Vücudun Direncini Artırıcı:


    2 çay kaşığı karışıma 250 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Balla tatlandırılarak günde 2-3 çay fincanı içilir.

    Aşırı Terleme 1 (Özellikle Geceleri):


    15 g bitki 300 ml suda 15-20 dk kaynatılıp süzülür. Akşam yemekten sonra ve yatmadan kısa süre önce 1 çay fincanı içilir.

    Aşırı Terleme 2 (Flamm ve Kroeber):

    1 çay kaşığı karışım l çay fincanı suda 10 dk kaynatılıp süzülür. Gün boyunca soğuk olarak 1-3 çay fincanı yudum yudum içilir.

    Bahar Kürü, Kan Temizleyici:


    Baharda 2-3 hafta her gün 2-3 çay fincanı çayı veya 1 çay fincanı suya 2 yemek kaşığı suyu karıştırılarak 2-3 çay fincanı içilir.

    Baldır Kasları Krampları, Sinirsel Mide Hastalıkları:

    1 çay kaşığı karışıma 150 ml kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir. Ayrıca ayaklara sıcak su banyosu, baldıra hafif masaj yapılmalıdır.

    Böbreklerde Taş ve Kum Oluşumunu Önleyici: Atkuyruğu yaz sürgünü 50 g

    Bu durumda önleyici olarak 3 ayda bir 3 hafta, günde 1- 2çay fincanı çayı içilmesi ve 3 hafta, haftada 2 atkuyruğu banyosu yapılması çok yararlı olmaktadır.

    Böbrek ve İdrar Yolları Hastalıkları, Nefrit, Sistit:


    Yapışkan otu bitki 5 g
    Ballıbaba bitki 5 g
    Funda bitki 5 g
    Atkuyruğu yaz sürgünü 5 g

    Karışıma 500 ml kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. 4′e bölünerek gün boyunca içilir.

    Böbrek, İdrar Torbası Taş ve Kumları: Ayrık otu kök 10 g

    2 çay kaşığı karışım 250 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Günde 2 çay fincanı sıcak olarak içilir.

    Burun Kanamasının Tedavisi İçin:


    5 g yaz sürgünü 100 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Çay içilir ve çayda ıslatılan pamuk veya gazlı bez buruna tamponlanır.

    Burun Kanaması 2:


    Atkuyruğu su 50 ml

    Çay veya su buruna damlatılır. Kanama durmazsa suyunda veya çayında ıslatılan pamuk buruna tamponlanır.

    Deri Çatlakları:


    10 g yaz sürgünü 250 ml suda 5 dk kaynatılır, soğumaya bırakılır, süzülür. Çayda ıslatılmış bir bez çatlakların üstünü örtecek biçimde konur. Günde 2-3 kere değiştirilir.

    Diğer Tedavide Kullanıldığı Durumlar:


    • 1. hafta her gün, 2. hafta gün aşırı yapılan banyosu rahim iltihabı ve kanlı, iltihaplı hemoroitlere iyi gelir.

    • Sabahlan ayak altına, parmaklara ve topuğa fırçayla sürülen tentürü ayak terlemesine iyi gelir.

    • Alçı alındıktan sonra kırık yer 3 hafta gün aşırı atkuyruğu banyosu yapılırsa, kemik çok çabuk güçlenir.

    • Yatak ıslatma durumlarında yatmadan 5-6 saat önce 1-2 çay fincanı çayı içilir.

    • Çayı, çoğunlukla belirli bir yaştan sonra görülen beyin damarları kireçlenmesi ve unutkanlıklara iyi gelmektedir. Uzun süre kür yapılabilir.

    • Ekzamada, çeşitli cilt hastalıklarında atkuyruğu banyosu yapılır, çayı içilir.

    • Araştırmalar uzun süre atkuyruğu kullanıldığında kötü tümörlerin büyümelerinin durduğunu ve iyileştiklerini göstermiştir.





    Şifalı Atkuyruğu Otu Faydaları ve Kullanılışı

    Konu Saati  11:01  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    ATKUYRUĞU OTU (Equisetum)
    Equisetum sözcüğü Latince equus (at) ve seta (kuyruk) sözcükleri kökenlidir. Arvense sözcüğü ise arvum (tarla) sözcüğü kökenlidir. Bu ad yetiştiği yere dayanılarak verilmiştir.

    Avrupa’da, Kuzey Asya’da, Japonya’da, Kuzey Afrika’da, Kanarya adalarında, Kuzey Amerika’da ve Türkiye’de yaygın yetişir.

    Dioskorides’in rahim kanamalarında, öksürük ve yaralarda kullandığı bitkinin atkuyruğu otu olduğu kabul edilmektedir. Bitkiyi ilk kez Plinius Equisetum adı altında kullanmış, kan kesici gücünün eşsiz olduğunu söylemiştir. Galen bitkiyi kanamalara, ishale, kan tükürmeye, kötü yaralara karşı kullanmıştır.

    Albertus Magnus, bitkinin kan kesici niteliğini övmüştür. Atkuyruğu otu 16. yüzyılda birçok hastalığa karşı yaygın olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bitkiyi Matthiolus kan kesici olarak, Tabernaemontanus vereme karşı kullanmıştır. 18. yüzyılın sonlarına doğru yerini kimyevi maddelere bırakarak yavaş yavaş unutulan bitki 19. yüzyılda tekrar kullanılmaya başlanmıştır.

    Kneipp çürümeye başlayan yaralara, çıbanlara, birçok cilt hastalığına; içten böbrek kumlarına, idrar yolları hastalıklarına karşı kullanmıştır. Leclerc, Madaus ve daha birçok hekim bitkiyi vereme karşı önermiştir. Madaus sistit, safra kesesi, böbrek ve idrar torbası taşlarında, yatak ıslatmada, sancılı idrarda kullanmıştır.

    Tıbbi Nitelikleri

    Kan kesici, yara kapatıcı, büzücü.

    Atkuyruğu Otu Faydaları Yararları Kullanılışı


    Kullanıldığı Yerler:


    Albüminüri, aşırı terleme, ağız içi epitel doku iltihapları, ayak terlemesi, burun kanaması, kanamalar, hamilelik çatlakları, madeni tuz eksikliği, sıyrık, sistit, yaralar, diş etleri iltihabı, cilt hastalıkları.

    Ayrıca, astım, bronşit ve nezle tedavisinde de önerilmektedir.

    Atkuyruğu Avrupa’da halk arasında kaynatılarak damar kireçlenmesinde ve ödemde uygulanmaktadır. Akciğer hastalıklarında tedaviyi destekleyici, burun kanamasında kan kesici, boğaz ve ağız iltihaplarında ise gargara olarak kullanılmaktadır.

    Botanik


    Özellikle kumlu balçıklı toprakları sever. Nemli çayırlarda, tarlalarda, yol kenarlarında yetişir.

    Ege ve Marmara bölgesinde, Equisetum Himale L. İç ve Doğu Anadolu bölgelerinde yaygındır. Atkuyruğu otu sporla çoğalır. Çok yıllık, çiçeksiz bir bitkidir. Toprağın 1 m derinliğine kadar giden boğum boğum kökünden, köke saçak kök görünümü veren birçok ince yan kök çıkar.

    Baharda boyları yaklaşık 20 cm olan sarımsı kırmızı kahverengi sürgünler verir. Sürgünler kamış görünümlü olup uçlarında başağı andıran spor topluluğu vardır. Başaklardan bitkinin çoğalmasını sağlayan sporlar dökülür. İlkbaharda çıkan bu sürgünler kaybolduktan sonra, boyları 50 cm’ye ulaşan kamış (atkuyruğu) görünümlü grimsi yeşil sürgünler çıkar. Sürgünlerin üstünde, eşit aralıklarla sıralanmış boğum gibi halkalar vardır. Bu halkalardan, ince yuvarlak 3-5 cm boyunda yeşil sürgünler çıkar. Bunlar sonbahara kadar yeşil kalır.

    Nelerinden Yararlanılır:

    Bitkinin toprak üstü bölümünden, yaz sürgünlerinden yararlanılır.

    Toplanması ve Saklanması:


    Yaz sürgünleri haziran temmuz aylarında toplanarak gölge, sıcak, havadar yerlerde süratle kurutulur. Bitkinin üzerinde özellikle sonbahara doğru Usilato Equiseti adlı yarı asalak mantar görülür. Hasta olan bitkinin üzerinde kahverengi lekeler oluşur. Mantar hastalığı olan bitkiler toplanmamalıdır.

    Bitki kurusa da yeşilliğini kaybetmez, iyice kuruduğunda gevrekleşerek çıtır çıtır kırılır. Kuruyan sürgünler ince keten bez torbaların içinde, nemsiz, havadar yerlerde asılarak saklanmalıdır. Bitkinin kökü zehirli olduğundan toplanan sürgünlere karışmamasına dikkat edilmelidir.

    Kokusu ve Tadı:


    Özel bir kokusu yoktur. Tadı çok az tuzlu ve acımsıdır.

    Yan Etkileri:


    Önerilen ölçülerde kullanıldığı sürece herhangi bir yan etkisi yoktur.

    Kullanma Biçimleri:


    İçten ve dıştan uygulanır.

    Bitkiden Yararlanma Yöntemleri:


    Çay: Dolu dolu 1-2 çay kaşığı taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml suda 3-5 dk kaynatılır, 5 dk demlenip süzülür. (1 çay kaşığı 1,2 g’dır.) Veya 2 çay kaşığı taze veya kuru yaz sürgünü 150 ml soğuk suda 24 saat demlenip süzülür. Ilık olarak günde 3 fincan içilir.

    Not: İçindeki silisli bileşimlerin, en az yarım saat kaynatılırsa eridiği ileri sürülmektedir. Sıvı oranının değişmemesine dikkat edilerek kaynatılabilir. Çok uzun süre kaynatılsa bile silisli birleşimlerin belirli bir orandan fazlası suda erimez.

    Tentür: İki avuç dolusu (200 g) taze veya kuru yaz sürgünü 1 litre cin veya benzer bir içkinin içinde her gün arasıra çalkalanarak yaklaşık 20 gün güneşte dinlendirilip süzülür.

    Tentür (Das Beste): 100 g yaz sürgünü 95°’lik 100 g alkolde 3 hafta dinlendirilir, hava geçirmeyen şişelerde saklanır.

    Toz: Çok iyi kurumuş yaz sürgünü dövülerek veya öğütülerek elde edilir. Çorba ve yemeklere karıştırılarak da yenebilir.

    Su: Taze yaz sürgünü preslenerek elde edilir. Duruma göre 1 çay fincanı suya 1-3 yemek kaşığı suyu karıştırılır.

    Banyo: 2 avuç dolusu taze veya kuru yaz sürgünü (150-200 g) 3 litre suda 5 dk kaynatılır, banyo suyuna karıştırılır. Banyo suyu vücudu örtmelidir. 10-20 dakikalık banyodan sonra kurulanmadan 1 saat kadar yatarak dinlenilmelidir. Banyo suyu ısıtılarak 1-4 kere kullanılabilir.

    Lapa: İnce kıyılan yaz sürgünü havanda dövülür. Lapa durumuna gelinceye kadar suyla karıştırılır.

    İçindeki Bazı Maddeler:


    Silisli asitler (%3-%16), equisetum asidi, saponin, birçok organik asit, tuzlar (sodyum, potasyum), demir, magnezyum, manganez, kloridler, alüminyum, potasyum. Bitkinin üzerinde yaşayan mantarın neden olduğu alkaloit de vardır.


    AT KUYRUĞU BİTKİSİ İLE BİTKİSEL DESTEKLEYİCİ KÜR TARİFLERİ

    Aft, Diş Etleri İltihabı ve Kanaması:

    5 g kuru veya 10 g taze yaz sürgünü 250 ml suda 30 dk kaynatılıp süzülür. Günde birçok kez gargara yapılır.

    Akciğer ve mide Kanaması, Böbrek Taş ve Kumları, İdrar Yolları Kanamaları:


    1,5 g yaz sürgünü 150 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Günde 3-4 çay fincanı içilir. Bu çay soğuk olarak da hazırlanabilir.

    Akciğer Hastalıklarında Vücudun Direncini Artırıcı:


    2 çay kaşığı karışıma 250 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Balla tatlandırılarak günde 2-3 çay fincanı içilir.

    Aşırı Terleme 1 (Özellikle Geceleri):


    15 g bitki 300 ml suda 15-20 dk kaynatılıp süzülür. Akşam yemekten sonra ve yatmadan kısa süre önce 1 çay fincanı içilir.

    Aşırı Terleme 2 (Flamm ve Kroeber):

    1 çay kaşığı karışım l çay fincanı suda 10 dk kaynatılıp süzülür. Gün boyunca soğuk olarak 1-3 çay fincanı yudum yudum içilir.

    Bahar Kürü, Kan Temizleyici:


    Baharda 2-3 hafta her gün 2-3 çay fincanı çayı veya 1 çay fincanı suya 2 yemek kaşığı suyu karıştırılarak 2-3 çay fincanı içilir.

    Baldır Kasları Krampları, Sinirsel Mide Hastalıkları:

    1 çay kaşığı karışıma 150 ml kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Günde 2 çay fincanı içilir. Ayrıca ayaklara sıcak su banyosu, baldıra hafif masaj yapılmalıdır.

    Böbreklerde Taş ve Kum Oluşumunu Önleyici: Atkuyruğu yaz sürgünü 50 g

    Bu durumda önleyici olarak 3 ayda bir 3 hafta, günde 1- 2çay fincanı çayı içilmesi ve 3 hafta, haftada 2 atkuyruğu banyosu yapılması çok yararlı olmaktadır.

    Böbrek ve İdrar Yolları Hastalıkları, Nefrit, Sistit:


    Yapışkan otu bitki 5 g
    Ballıbaba bitki 5 g
    Funda bitki 5 g
    Atkuyruğu yaz sürgünü 5 g

    Karışıma 500 ml kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. 4′e bölünerek gün boyunca içilir.

    Böbrek, İdrar Torbası Taş ve Kumları: Ayrık otu kök 10 g

    2 çay kaşığı karışım 250 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Günde 2 çay fincanı sıcak olarak içilir.

    Burun Kanamasının Tedavisi İçin:


    5 g yaz sürgünü 100 ml suda 5 dk kaynatılıp süzülür. Çay içilir ve çayda ıslatılan pamuk veya gazlı bez buruna tamponlanır.

    Burun Kanaması 2:


    Atkuyruğu su 50 ml

    Çay veya su buruna damlatılır. Kanama durmazsa suyunda veya çayında ıslatılan pamuk buruna tamponlanır.

    Deri Çatlakları:


    10 g yaz sürgünü 250 ml suda 5 dk kaynatılır, soğumaya bırakılır, süzülür. Çayda ıslatılmış bir bez çatlakların üstünü örtecek biçimde konur. Günde 2-3 kere değiştirilir.

    Diğer Tedavide Kullanıldığı Durumlar:


    • 1. hafta her gün, 2. hafta gün aşırı yapılan banyosu rahim iltihabı ve kanlı, iltihaplı hemoroitlere iyi gelir.

    • Sabahlan ayak altına, parmaklara ve topuğa fırçayla sürülen tentürü ayak terlemesine iyi gelir.

    • Alçı alındıktan sonra kırık yer 3 hafta gün aşırı atkuyruğu banyosu yapılırsa, kemik çok çabuk güçlenir.

    • Yatak ıslatma durumlarında yatmadan 5-6 saat önce 1-2 çay fincanı çayı içilir.

    • Çayı, çoğunlukla belirli bir yaştan sonra görülen beyin damarları kireçlenmesi ve unutkanlıklara iyi gelmektedir. Uzun süre kür yapılabilir.

    • Ekzamada, çeşitli cilt hastalıklarında atkuyruğu banyosu yapılır, çayı içilir.

    • Araştırmalar uzun süre atkuyruğu kullanıldığında kötü tümörlerin büyümelerinin durduğunu ve iyileştiklerini göstermiştir.





    8 Mart 2014 Cumartesi

    STELLARİA MEDİA ( KUŞ OTU, SERÇE DİLİ, SERÇE YÜREĞİ, DOLAŞTIK, KUŞ AYAĞI, TAVUK OTU)
    Steliaria Latince yıldız anlamındaki stelia sözcüğü kökenlidir. Media sözcüğü ise ortalama anlamına gelmektedir.

    Anavatanı Avrupa ve Ön Asya’dır. Dioskorides kuş otunu alsine adıyla kullanmıştır. Matthiolus hastalıktan zayıf düşmüş olanlar için et suyunda pişirilen yapraklarının çok faydalı olduğunu yazmış, bitkinin çocuklara ateş düşürücü olarak verilmesini ve suyunun iltihaplı yaraların temizliğinde kullanılmasını Önermiştir.

    Tıbbi Nitelikleri

    Güçlendirici, idrar söktürücü, süt salgısını azaltıcı, yara iyileştirici.

    Kullanıldığı Yerler

    Cilt, ezikler, nekahet dönemi, hemoroit, kanama, kansızlık, mide.

    Botanik

    Tarlalarda, orman boşluklarında, yol kenarlarında, bahçelerde görülür. Anadolu’da 2000 m’ye kadar yaygın yetişir. Boyu 10-40 cm arasında değişen, yarı sürüngen, bir yıllık otsu bitkidir. Çok dallı bitki yerde gevşek yeşil bir örtü oluşturur. Saplar tüylüdür. Koyu yeşil yapraklar yumurta veya elips biçimli, uçları sivridir. Küçük beyaz çiçekler küçük demetler halinde açar. İklim koşulları uygun olduğunda kuş otu yıl boyunca çiçek açar.

    Nelerinden Yararlanılır

    Kök dışında tüm bitkiden yararlanılır. Çok seyrek olarak bazı eserlerde adıyla geçer.

    Toplanması ve Saklanması

    İlkbaharda toplanan bitki ince serilerek gölge ve havadar yerlerde kurutulur. Kokusu ve Tadı: Bitki kokusuzdur.

    Yan Etkileri

    Herhangi bir yan etkisi yoktur.

    Kullanma Biçimleri

    İçten ve dıştan uygulanır.

    Bitkiden Yararlanma Yöntemleri

    Çay: 1 çay kaşığı ince kıyılmış taze veya kuru bitkiye 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Sıcak olarak günde 2 çay fincanı içilir.
    Su: Taze bitki preslenerek elde edilir. İhtiyaçtan çok preslenmemelidir. Günde 5-6 çay kaşığı içilir.

    İçindeki Bazı Maddeler:

    Potasyum (yüksek oranda), silisik asit, saponin, madeni tuzlar.

     

    Kuş otu ile bitkisel destekleyici tedavi kürleri

     

    Verem için bitkisel tedavi


    Atkuyruğu yaz sürgünü 20 g
    Yer sarmaşığı 20 g
    Kuş otu 20 g

    1 çay kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 fincan sıcak olarak içilir.

    Akciğer ve Göğüs Hastalıkları


    20 g bitkiye 500 ml sıcak beyaz şarap eklenir, 20 dk demlenip süzülür. Günde birçok kez 1 likör kadehi içilir.

    Böbrek ve İdrar torbası Hastalıkları


    Atkuyruğu yaz sürgünü 30 g
    Dar yapraklı sinirli ot yaprak 35 g
    Kuş otu bitki 35 g

    1,5 çay kaşığı karışıma 150 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 fincan sıcak olarak içilir.

     

    Böbrek ve İdrar Torbası Hastalıkları 2


    4 g bitkiye 150 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Yemeklerden önce l çay fincanı içilir.

    Nekahet Dönemi


    3 g bitki 200 ml suda kısık ateşte 20 dk kaynatılıp süzülür. Yemeklerden önce l çay fincanı içilir.

    Şifalı Bitkiler Kuşotu Bitkisi ve Faydaları

    Konu Saati  18:29  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    STELLARİA MEDİA ( KUŞ OTU, SERÇE DİLİ, SERÇE YÜREĞİ, DOLAŞTIK, KUŞ AYAĞI, TAVUK OTU)
    Steliaria Latince yıldız anlamındaki stelia sözcüğü kökenlidir. Media sözcüğü ise ortalama anlamına gelmektedir.

    Anavatanı Avrupa ve Ön Asya’dır. Dioskorides kuş otunu alsine adıyla kullanmıştır. Matthiolus hastalıktan zayıf düşmüş olanlar için et suyunda pişirilen yapraklarının çok faydalı olduğunu yazmış, bitkinin çocuklara ateş düşürücü olarak verilmesini ve suyunun iltihaplı yaraların temizliğinde kullanılmasını Önermiştir.

    Tıbbi Nitelikleri

    Güçlendirici, idrar söktürücü, süt salgısını azaltıcı, yara iyileştirici.

    Kullanıldığı Yerler

    Cilt, ezikler, nekahet dönemi, hemoroit, kanama, kansızlık, mide.

    Botanik

    Tarlalarda, orman boşluklarında, yol kenarlarında, bahçelerde görülür. Anadolu’da 2000 m’ye kadar yaygın yetişir. Boyu 10-40 cm arasında değişen, yarı sürüngen, bir yıllık otsu bitkidir. Çok dallı bitki yerde gevşek yeşil bir örtü oluşturur. Saplar tüylüdür. Koyu yeşil yapraklar yumurta veya elips biçimli, uçları sivridir. Küçük beyaz çiçekler küçük demetler halinde açar. İklim koşulları uygun olduğunda kuş otu yıl boyunca çiçek açar.

    Nelerinden Yararlanılır

    Kök dışında tüm bitkiden yararlanılır. Çok seyrek olarak bazı eserlerde adıyla geçer.

    Toplanması ve Saklanması

    İlkbaharda toplanan bitki ince serilerek gölge ve havadar yerlerde kurutulur. Kokusu ve Tadı: Bitki kokusuzdur.

    Yan Etkileri

    Herhangi bir yan etkisi yoktur.

    Kullanma Biçimleri

    İçten ve dıştan uygulanır.

    Bitkiden Yararlanma Yöntemleri

    Çay: 1 çay kaşığı ince kıyılmış taze veya kuru bitkiye 150 mi kaynar su eklenir, 10 dk demlenip süzülür. Sıcak olarak günde 2 çay fincanı içilir.
    Su: Taze bitki preslenerek elde edilir. İhtiyaçtan çok preslenmemelidir. Günde 5-6 çay kaşığı içilir.

    İçindeki Bazı Maddeler:

    Potasyum (yüksek oranda), silisik asit, saponin, madeni tuzlar.

     

    Kuş otu ile bitkisel destekleyici tedavi kürleri

     

    Verem için bitkisel tedavi


    Atkuyruğu yaz sürgünü 20 g
    Yer sarmaşığı 20 g
    Kuş otu 20 g

    1 çay kaşığı karışıma 150 mi kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 fincan sıcak olarak içilir.

    Akciğer ve Göğüs Hastalıkları


    20 g bitkiye 500 ml sıcak beyaz şarap eklenir, 20 dk demlenip süzülür. Günde birçok kez 1 likör kadehi içilir.

    Böbrek ve İdrar torbası Hastalıkları


    Atkuyruğu yaz sürgünü 30 g
    Dar yapraklı sinirli ot yaprak 35 g
    Kuş otu bitki 35 g

    1,5 çay kaşığı karışıma 150 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Günde 2-3 fincan sıcak olarak içilir.

     

    Böbrek ve İdrar Torbası Hastalıkları 2


    4 g bitkiye 150 ml kaynar su eklenir, 15 dk demlenip süzülür. Yemeklerden önce l çay fincanı içilir.

    Nekahet Dönemi


    3 g bitki 200 ml suda kısık ateşte 20 dk kaynatılıp süzülür. Yemeklerden önce l çay fincanı içilir.

    Dalak Otu – Teucrium chamaedrys



    Yavşan otunun toprak üstü kısımları ile birlikte hazırlanan çayı, soğutulduktan sonra, her sabah aç karnına, 1 kaşık kadar içilerek, guatr tedavisinde kullanılır.

    Bitkinin toprak üstü kısımlarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan lapa, haricen, çocukların gaz sancısının giderilmesinde kullanılır.

    Bilinen diğer adları:
    Bojdank, Mayasıl otu, Mahmude otu, Kinin otu, Kısa Mahmut otu, Erkurtaran, Kısacıkmahmut otu, Meşecik, Yermeşesi, Yerpalamudu, Basur otu, Kinin otu, Giyamervend, Giyateşenek, Meryemğort, Payavşan, Hava otu, Peri yavşanı, Acı yavşan, Biber yavşan

    Dalak otunun faydaları

    Diş ağrılarını gidemek ve diş damağını güçlendirmek amacıyla toprak üstü kısımları ağızda çiğnenir.Ağıza hoş bir koku vermek amacıyla çiğnenir.İştahsızlığı gidermek amacıyla genç sürgünleri yenilir.

    Mide ağrılarını kesici, uyarıcı ve kuvvet verici etkilere sahiptir. Memleketimizde mide hastalıklarına ve şeker hastalığına karşı çok kullanılan bir bitkidir.

    Baş ağrıları ve kulak ağrıları tedavisi için toprak üstü kısımları kullanılır.

    Özellikle böbrek ile mide sancılarının ağrılarını dindirmek için kullanılır.

    Basura karşı içilir .
    Dalakotu

    Çiçekli ve yapraklı dalların çayı sıtma hastalığına karşı içilir.

    Gövdesi mide ağrıları için taze olarak yenir.

    Yaprakları ishal için suda kaynatılıp içilir. Ayrıca yaprakları karın ağrısı ve kusma için kara ot ve kekik ile birlikte arpa unu ile yakı yapılır.

    Tüm bitkinin çayı iştahsızlık ve bulantıya karşı kullanılır.

    Tüm bitki rengini verinceye kadar haşlanır, suyu süzülüp, doğum sancılarının giderilmesi için içilir.

    Tüm bitki çayı, soğuk algınlığı, karın ağrısı, barsak bozukluğu, diyabet ve güneş çarpmasına karşı kullanılır.

    Yapraklarının çayı hemoroide karşı kullanılır.

    Toprak üstü kısımlarından yapılan çay hazmettirici olarak kullanılır.

    Bitkiden hazırlanan çay, dahilen, uyuşturucu alışkanlığı olanlarda bağımlılığı giderici olarak kullanılır. Günde 1 bardak dolusu içilir. Uyuşturucu bağımlısını yatıştırır ve zamanla hastanın uyuşturucuya bağımlılığını yok eder.

    Bitki çiğnenip, haricen tatarcık hastalığı tedavisinde kullanılır.

    Bitkiden hazırlanan çay, haricen, mayasıl tedavisinde ve kaşıntıya karşı kullanılır.

    Çiçekli ve yapraklı dallarından hazırlanan çay, kansızlığa karşı kullanılır.

    Çiçekli ve yapraklı dallarından hazırlanan çay, dahilen, damar sertliğine karşı kullanılır.

    Şifalı bitkilerden dalakotu ve faydaları

    Konu Saati  09:35  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Dalak Otu – Teucrium chamaedrys



    Yavşan otunun toprak üstü kısımları ile birlikte hazırlanan çayı, soğutulduktan sonra, her sabah aç karnına, 1 kaşık kadar içilerek, guatr tedavisinde kullanılır.

    Bitkinin toprak üstü kısımlarının suda kaynatılmasıyla hazırlanan lapa, haricen, çocukların gaz sancısının giderilmesinde kullanılır.

    Bilinen diğer adları:
    Bojdank, Mayasıl otu, Mahmude otu, Kinin otu, Kısa Mahmut otu, Erkurtaran, Kısacıkmahmut otu, Meşecik, Yermeşesi, Yerpalamudu, Basur otu, Kinin otu, Giyamervend, Giyateşenek, Meryemğort, Payavşan, Hava otu, Peri yavşanı, Acı yavşan, Biber yavşan

    Dalak otunun faydaları

    Diş ağrılarını gidemek ve diş damağını güçlendirmek amacıyla toprak üstü kısımları ağızda çiğnenir.Ağıza hoş bir koku vermek amacıyla çiğnenir.İştahsızlığı gidermek amacıyla genç sürgünleri yenilir.

    Mide ağrılarını kesici, uyarıcı ve kuvvet verici etkilere sahiptir. Memleketimizde mide hastalıklarına ve şeker hastalığına karşı çok kullanılan bir bitkidir.

    Baş ağrıları ve kulak ağrıları tedavisi için toprak üstü kısımları kullanılır.

    Özellikle böbrek ile mide sancılarının ağrılarını dindirmek için kullanılır.

    Basura karşı içilir .
    Dalakotu

    Çiçekli ve yapraklı dalların çayı sıtma hastalığına karşı içilir.

    Gövdesi mide ağrıları için taze olarak yenir.

    Yaprakları ishal için suda kaynatılıp içilir. Ayrıca yaprakları karın ağrısı ve kusma için kara ot ve kekik ile birlikte arpa unu ile yakı yapılır.

    Tüm bitkinin çayı iştahsızlık ve bulantıya karşı kullanılır.

    Tüm bitki rengini verinceye kadar haşlanır, suyu süzülüp, doğum sancılarının giderilmesi için içilir.

    Tüm bitki çayı, soğuk algınlığı, karın ağrısı, barsak bozukluğu, diyabet ve güneş çarpmasına karşı kullanılır.

    Yapraklarının çayı hemoroide karşı kullanılır.

    Toprak üstü kısımlarından yapılan çay hazmettirici olarak kullanılır.

    Bitkiden hazırlanan çay, dahilen, uyuşturucu alışkanlığı olanlarda bağımlılığı giderici olarak kullanılır. Günde 1 bardak dolusu içilir. Uyuşturucu bağımlısını yatıştırır ve zamanla hastanın uyuşturucuya bağımlılığını yok eder.

    Bitki çiğnenip, haricen tatarcık hastalığı tedavisinde kullanılır.

    Bitkiden hazırlanan çay, haricen, mayasıl tedavisinde ve kaşıntıya karşı kullanılır.

    Çiçekli ve yapraklı dallarından hazırlanan çay, kansızlığa karşı kullanılır.

    Çiçekli ve yapraklı dallarından hazırlanan çay, dahilen, damar sertliğine karşı kullanılır.

    Zencefil ve faydaları


    Zencefil özellikle asya, çin, hindistan ve arabistanda çokca tüketilen ve her çeşit “bitkisel” şifa uygulamalarında kullanılan bir bitki çeşididir. Özellikle çin ve hindistan dolaylarında zencefil 2000 yıldır bilinir ve çok aktif olarak kullanılır. Örneğin çinde “zencefil bitkisi”; hazımsızlıklarda ve çeşitli mide hastalıklarında, diare(su kaybı ishal)’de ve mide bulantılarının tedavilerinde kullanılırkenzencefil 258x300 Zencefil ve faydaları

    Hindistanda Zencefil bitkisi; genellikle eklem iltihaplanmalarında, colic tedavilerinde(bu bağırsaklarda meydana gelen gaz spazmlarıdır ve oldukca ağrılıdır özellikle çocuklarda sık görülür) ve hayati göstergelerin düzeltilmesinde kullanılır. Aslına bakarsanız zencefil bitkisi bütün bir dünyada aranılan ve sevilen bir çeşit baharattır. Bu bitkinin bu haklı şöhreti özellikle soğuk algınlıklarana birebir olmasından kaynaklanmaktadır. Zencefil bitkisinin soğuk algınlıklarına çok iyi geldiği bütün bir dünyada bilinen bir gerçektir.
    Son Olarak; zencefil asya da en azından 4,400 yıldır kullanılan iyi bir baharat ve iyi bir destekleyici şifahi bitki türüdür. Tropikal iklimlerin bereketli topraklarından bütün bir dünyaya armağandır zencefil.

    Yapısal Özellikleri -Şekli Özellikleri-


    Zencefil yumru şeklinde bir birine geçmiş yuvarlaklar gibi görünen bir köke sahiptir. Bu kök yerin 15-25 cm altında bulunur. Kökün üzerindeki “birbiri içine geçmiş
    hissi veren açık veya koyu” halkalar su yüzeyinde yayılan dalgalar gibi yayılım gösterir. Bu bitkinin gövdesi biribirinin içine geçmiş yivli bir yapıya sahiptir. Kısımların kenarından yapraklar çıkar ve bu yapraklar yeşildir. yapraklar henüz küçükken gövdeyi saran vir ok ucu gibidir. büyüdükçe gövdeden ayrılarak yaprak şeklini ve görümünü kazanır.
    Bu bitki çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri beyaz sarımtırak veya karışık yeşl de olabilir. Pembe olduğu da vakidir(adalarda ki çeşitleri).
    Etken Maddeleri nelerdir?
    Bu bitkinin etkili oluşunun en önemli nedelerinden birsi uçucu yağlarının olması ve yapısındaki fenol bileşikleridir(shogaols ve gingerols). Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi önemli yapmaktadır.

    Kullanıldığı yerlerden bazıları.

    İştah açıcıdır,
    Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
    Mideyi düzenler,
    Mide bulantılarını giderir,
    Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
    Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
    Solunum yollarını açar,
    kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
    Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
    Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
    Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
    özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
    Baş ağrılarını gideici özelliği vardır,Zencefil
    Uykuyu rahatlatır,
    Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
    Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.

    Örnek Olaylarla Kullanım Alanları


    1- Yolculuk sırasında bir çoğumuzu taşıtlar tutar ve aslında çok da hoş geçebilecek bir yolculuk bizim için tam bir kabusa dönüşür. İş te bunu zencefil sayesinde engelleyebiliriz. Şöyleki, Yolculuğa çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını engeller. Zencefilin faydaları
    2- Ameliyattan kalkan hastalara verilen ilaçlar narkoz etkisini hafifletir fakat bu ilaçların yan etkileri mevcuttur. Oysa zencefil bu ilaçlardan daha etkili bir bulantı bastırıcıdır. Ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. – 2gr. arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon oldukca faydalı sonuçlar verir.
    3. Hamilelikte alınan günlük 1 gr toz zencefil hamileliğin mide üzerindeki etkilerini büyük oranda iyileştirir ve hatta yok edebilir de.
    4. Zencefilin soğuk algınlıklarında kullanıldığını daha önce söylemiştik. Bir fincan çay içerisine bir miktar bal karıştırılıp ardından bu karışımımız içerisine iki dilim taze zencefil kor ve az bir miktar beklendikten sonra bu karışımı içesek soğuk algınlığımız kısa sürede atlatılır.
    5. Yemeklerde ve tatlılarda kullanılan zencefil zamanla romatizmal hastalıklara çok iyi gelmektedir. Zencefil bitkisine son yıllardaki talep patlamasının sebeplerinden birisi de bu antiromatizmal özeliklerindendir.(Not: Sitemizde en çok “zencefil” bitkisi merak edilerek okunuyor.)


    Kanser ve Zencefil


    Zencefil bitkisi son zamanlarda kanserle savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılmaktadır. Dünyada azımsanmayacak sayıdaki bilim adamı zencefilin “kanserle ve buna benzer tehlikeli hastalıklarla” savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılabileceğini kabul etmektedir.

    Zencefilin Vücuda Alınma Yöntemleri


    1- Zencefil çaylarla birlikte alınabilir özellikle yaş zencefil dilimlenerek fincan içerisine konmuş çayda bekletilir.
    2- Toz halindeki zencefil bal ile özenerek alınabilir.
    3- Ayrıca çay, bal, zencefil karışımı da oldukca etkili bir tiryaktır.
    4- Bunlardan farklı olarak zencefil “toz olarak” 1 gramlık dozlarla doğrudan alınabilir(özellikle hamilelerde)
    5- Zencefilin diğer bir alınma yöntemi de zencefilli yemek, pasta ve tatlılarla olmaktadır.
    NOT: Zencefilin yaş ve taze olarak alınması tavsiye edilen bir yöntemdir.


    Dozaj ve Yaşlara Göre Kullanım Miktarı Ne olmalıdır?


    !!!!Önemli NOT!!!!
    Zencefil her nekadar mucizevi bir bitki de olsa 2 yaşın altındaki çocuklarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Buna çok dikkat edilmelidir.

    a-Pediatrik Olarak(2 yaşın üstündeki çocuklarda)


    Zencefil 2 yaşın üzerindeki çocuklarda bulantılara karşı, colic ve bağırsak ağrılarına karşı kas ve baş ağrılarında karşı kullanılabilir. 20-25 kg a kadar olan çocuklar bir yetişkine verilecek dozun 3 de 1 i kadar bir doz almalıdırlar. 70 kg ağırlığındaki bir birey yetişkin olarak kabul edilmektedir.

    b- Yetişkinler


    !!!!Önemli Not!!!!
    Her ne kadar yetişkin olsanız da günlük 4 gramdan fazla zencefil almayınız. Bu doz normaldir günlük 4 gramın üzerindeki dozlar yaygın göğüs yanması şikayeti doğurur.(Yiyecekler genellikle %0.5 kadar zencefil içerir)
    1- Bulantılar ve gaz şikayetlerinde= günlük “yiyeceklerle birlikte olmak koşuluyla” 2-4 gr arasında zencefil alınmalıdır. Eğer toz halinde alınacaksa 0.25-1 gr arasında toz 1.5-3.0 mL suyla (bu 30-90 damla demektir) karıştırılır.
    2- Soğuk algınlığında, baş ağrılarında, veya grip gibi hastalıklarda= 2-3 dilim yaş zencefil veya 0.5 gr toz zencefil çay ve bal karışımına atılarak sıcak alınır. Bu seans günde 2-3 kere tekrarlanır.
    3- Adet sancılarının giderilmesinde= günlük 1 gr toz zencefil alınabilir bu tos zencefil 20-30 damla suyla extrakt haline getirilir ve 3-4 defada tüketilir. İstenirse bal veya tatlı ile karıştırılabilir.

    Toplu Uyarılar


    Zencefili asla 2 (iki) yaşından küçük çocuğa vermeyiniz.
    Günlük 4 gr dan fazla zencefil kullanmayınız.
    Hazırladığınız zencefili 1 defada değilde günün değişik saatlerinde 2-3 defada tüketiniz.
    Bir yetişkin ağırlığının 70 kg olduğunu unutmayınız.
    Çocuklarda yetişkin ağırlığına göre dozu düşürerek veriniz. Örneğin 20 kg bir çocuk için hesap şöyle olmalıdır 70/20=3 bu durumda yetişkine hazırlanan doz 3 e bölünür ve kullanılır.

    Şifalı bitkilerden zencefil ve faydaları

    Konu Saati  09:29  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Zencefil ve faydaları


    Zencefil özellikle asya, çin, hindistan ve arabistanda çokca tüketilen ve her çeşit “bitkisel” şifa uygulamalarında kullanılan bir bitki çeşididir. Özellikle çin ve hindistan dolaylarında zencefil 2000 yıldır bilinir ve çok aktif olarak kullanılır. Örneğin çinde “zencefil bitkisi”; hazımsızlıklarda ve çeşitli mide hastalıklarında, diare(su kaybı ishal)’de ve mide bulantılarının tedavilerinde kullanılırkenzencefil 258x300 Zencefil ve faydaları

    Hindistanda Zencefil bitkisi; genellikle eklem iltihaplanmalarında, colic tedavilerinde(bu bağırsaklarda meydana gelen gaz spazmlarıdır ve oldukca ağrılıdır özellikle çocuklarda sık görülür) ve hayati göstergelerin düzeltilmesinde kullanılır. Aslına bakarsanız zencefil bitkisi bütün bir dünyada aranılan ve sevilen bir çeşit baharattır. Bu bitkinin bu haklı şöhreti özellikle soğuk algınlıklarana birebir olmasından kaynaklanmaktadır. Zencefil bitkisinin soğuk algınlıklarına çok iyi geldiği bütün bir dünyada bilinen bir gerçektir.
    Son Olarak; zencefil asya da en azından 4,400 yıldır kullanılan iyi bir baharat ve iyi bir destekleyici şifahi bitki türüdür. Tropikal iklimlerin bereketli topraklarından bütün bir dünyaya armağandır zencefil.

    Yapısal Özellikleri -Şekli Özellikleri-


    Zencefil yumru şeklinde bir birine geçmiş yuvarlaklar gibi görünen bir köke sahiptir. Bu kök yerin 15-25 cm altında bulunur. Kökün üzerindeki “birbiri içine geçmiş
    hissi veren açık veya koyu” halkalar su yüzeyinde yayılan dalgalar gibi yayılım gösterir. Bu bitkinin gövdesi biribirinin içine geçmiş yivli bir yapıya sahiptir. Kısımların kenarından yapraklar çıkar ve bu yapraklar yeşildir. yapraklar henüz küçükken gövdeyi saran vir ok ucu gibidir. büyüdükçe gövdeden ayrılarak yaprak şeklini ve görümünü kazanır.
    Bu bitki çiçekli bir bitkidir. Çiçekleri beyaz sarımtırak veya karışık yeşl de olabilir. Pembe olduğu da vakidir(adalarda ki çeşitleri).
    Etken Maddeleri nelerdir?
    Bu bitkinin etkili oluşunun en önemli nedelerinden birsi uçucu yağlarının olması ve yapısındaki fenol bileşikleridir(shogaols ve gingerols). Ayrıca içerdiği nişasta, kalsiyum, B ve C grubu vitaminleri de bu bitkiyi önemli yapmaktadır.

    Kullanıldığı yerlerden bazıları.

    İştah açıcıdır,
    Antiseptik özelliği kanın temiz kalmasını sağlar,
    Mideyi düzenler,
    Mide bulantılarını giderir,
    Mide ağrılarında ve hazımsızlıkta iyi bir seçimdir,
    Bağırsaklarda biriken ve atılamayan gazların kolaylıkla atılmasını sağlar(colic),
    Solunum yollarını açar,
    kanın yapısını daha akışkan hale getirir(ki bu kalbin daha rahat çalışmaı demektir)
    Vücutta sıcaklık ve terleme meydana getirir.
    Zencefil gerçekten iyi bir anti oksidandır(oksitleri temizler dışarıya atılmasına yardımcı olur)
    Kalp ritminin düzene girmesini sağlar,
    özellikle romatizmal rahatsızlıklarda bin yıllardır kullanılmaktadır.
    Baş ağrılarını gideici özelliği vardır,Zencefil
    Uykuyu rahatlatır,
    Kandaki kollesterolu diğer bir çok bitkiye nazaran daha fazla oranda düşürür,
    Bu ve buna benzer daha bir çok faydaları vardır zencefilin.

    Örnek Olaylarla Kullanım Alanları


    1- Yolculuk sırasında bir çoğumuzu taşıtlar tutar ve aslında çok da hoş geçebilecek bir yolculuk bizim için tam bir kabusa dönüşür. İş te bunu zencefil sayesinde engelleyebiliriz. Şöyleki, Yolculuğa çıkmadan 30 dakika önce ağza alınan 1 gr. zencefil araç tutmasını engeller. Zencefilin faydaları
    2- Ameliyattan kalkan hastalara verilen ilaçlar narkoz etkisini hafifletir fakat bu ilaçların yan etkileri mevcuttur. Oysa zencefil bu ilaçlardan daha etkili bir bulantı bastırıcıdır. Ameliyat sonrası ayılmalarda 0,5gr. – 2gr. arası zencefil+100 ml. sıcak su ile ile hazırlanan infüzyon oldukca faydalı sonuçlar verir.
    3. Hamilelikte alınan günlük 1 gr toz zencefil hamileliğin mide üzerindeki etkilerini büyük oranda iyileştirir ve hatta yok edebilir de.
    4. Zencefilin soğuk algınlıklarında kullanıldığını daha önce söylemiştik. Bir fincan çay içerisine bir miktar bal karıştırılıp ardından bu karışımımız içerisine iki dilim taze zencefil kor ve az bir miktar beklendikten sonra bu karışımı içesek soğuk algınlığımız kısa sürede atlatılır.
    5. Yemeklerde ve tatlılarda kullanılan zencefil zamanla romatizmal hastalıklara çok iyi gelmektedir. Zencefil bitkisine son yıllardaki talep patlamasının sebeplerinden birisi de bu antiromatizmal özeliklerindendir.(Not: Sitemizde en çok “zencefil” bitkisi merak edilerek okunuyor.)


    Kanser ve Zencefil


    Zencefil bitkisi son zamanlarda kanserle savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılmaktadır. Dünyada azımsanmayacak sayıdaki bilim adamı zencefilin “kanserle ve buna benzer tehlikeli hastalıklarla” savaşta “destekleyici tedavi olarak” kullanılabileceğini kabul etmektedir.

    Zencefilin Vücuda Alınma Yöntemleri


    1- Zencefil çaylarla birlikte alınabilir özellikle yaş zencefil dilimlenerek fincan içerisine konmuş çayda bekletilir.
    2- Toz halindeki zencefil bal ile özenerek alınabilir.
    3- Ayrıca çay, bal, zencefil karışımı da oldukca etkili bir tiryaktır.
    4- Bunlardan farklı olarak zencefil “toz olarak” 1 gramlık dozlarla doğrudan alınabilir(özellikle hamilelerde)
    5- Zencefilin diğer bir alınma yöntemi de zencefilli yemek, pasta ve tatlılarla olmaktadır.
    NOT: Zencefilin yaş ve taze olarak alınması tavsiye edilen bir yöntemdir.


    Dozaj ve Yaşlara Göre Kullanım Miktarı Ne olmalıdır?


    !!!!Önemli NOT!!!!
    Zencefil her nekadar mucizevi bir bitki de olsa 2 yaşın altındaki çocuklarda kesinlikle kullanılmamalıdır. Buna çok dikkat edilmelidir.

    a-Pediatrik Olarak(2 yaşın üstündeki çocuklarda)


    Zencefil 2 yaşın üzerindeki çocuklarda bulantılara karşı, colic ve bağırsak ağrılarına karşı kas ve baş ağrılarında karşı kullanılabilir. 20-25 kg a kadar olan çocuklar bir yetişkine verilecek dozun 3 de 1 i kadar bir doz almalıdırlar. 70 kg ağırlığındaki bir birey yetişkin olarak kabul edilmektedir.

    b- Yetişkinler


    !!!!Önemli Not!!!!
    Her ne kadar yetişkin olsanız da günlük 4 gramdan fazla zencefil almayınız. Bu doz normaldir günlük 4 gramın üzerindeki dozlar yaygın göğüs yanması şikayeti doğurur.(Yiyecekler genellikle %0.5 kadar zencefil içerir)
    1- Bulantılar ve gaz şikayetlerinde= günlük “yiyeceklerle birlikte olmak koşuluyla” 2-4 gr arasında zencefil alınmalıdır. Eğer toz halinde alınacaksa 0.25-1 gr arasında toz 1.5-3.0 mL suyla (bu 30-90 damla demektir) karıştırılır.
    2- Soğuk algınlığında, baş ağrılarında, veya grip gibi hastalıklarda= 2-3 dilim yaş zencefil veya 0.5 gr toz zencefil çay ve bal karışımına atılarak sıcak alınır. Bu seans günde 2-3 kere tekrarlanır.
    3- Adet sancılarının giderilmesinde= günlük 1 gr toz zencefil alınabilir bu tos zencefil 20-30 damla suyla extrakt haline getirilir ve 3-4 defada tüketilir. İstenirse bal veya tatlı ile karıştırılabilir.

    Toplu Uyarılar


    Zencefili asla 2 (iki) yaşından küçük çocuğa vermeyiniz.
    Günlük 4 gr dan fazla zencefil kullanmayınız.
    Hazırladığınız zencefili 1 defada değilde günün değişik saatlerinde 2-3 defada tüketiniz.
    Bir yetişkin ağırlığının 70 kg olduğunu unutmayınız.
    Çocuklarda yetişkin ağırlığına göre dozu düşürerek veriniz. Örneğin 20 kg bir çocuk için hesap şöyle olmalıdır 70/20=3 bu durumda yetişkine hazırlanan doz 3 e bölünür ve kullanılır.


    Aspir latince/botanik ismi Carthamus tinctorius olan tek yıllık bir bitkidir. Papatyagiller ailesinin bir üyesidir

    Dikenli yaprakları, sert yapıda, uzun, sarı ya da kırmızımsı çiçekleri vardır. Tohumlarından yemeklik yağ da yapılmaktadır. Güneşten fakir, kuru topraklarda rahatlıkla yetişebilen bitki 1 metreye kadar uzayabilir. Fırat Nehri çevresi, İran, Hindistan ve Kuzey Afrika’da yetişir. Bitkisel tedaviler ve gıda olarak kullanımı vardır.aspir cicegi Aspir Çiçeğinin Faydaları

    Yalancı safran, boyacı safranı, amerikan safranı ve zaffer adları ile de bilinir. Gerçek safranın çok pahalı olması nedeni ile bazı sektörlerde safran yerine kullanımı bilinmektedir

    Geleneksel bitkisel tedavilerde binlerce yıldır kullanılan aspir özellikle adet düzensizliklerinde faydalıdır. Çiçeklerinin çayı iyi bir adet söktürücüdür. Adet ağrıları, doğum sonrası sancılar, eklem romatizma ve tutuklukları ile karın ağrılarında kullanımı yaygındır

    Aspir çiçeği doğal bir kan düzenleyicidir. Kan dolaşımını arttırır ve pıhtılaşmayı çözer. Sıcak ve keskin bir tadı olan yağı hem yemeklik hem de masaj için kullanılmaktadır

    Aspir çiçeği kızamık gibi döküntülü deri hastalıklarında yaygın olarak kullanılır. Çiçeklerinin çayı haricen yani dışarıdan döküntülere uygulanarak temizliği sağlanır

    Aspir yağı tembel bağırsakları çalıştırdığından müshil olarak kullanılsa da bu yağın doğal formu ile mümkündür. Teknolojik işlemlerden geçen yağda böyle bir özellik bulunmaz

    Aspir yağı kalp hastalıklarını önleyici ve koruyucudur. Sindirim sistemi problemlerinde özellikle laktik asit (süt asidi) birikmesinde faydalıdır.
    Aspir çiçeği

    Aspir bitkisinin yüksek antioksidan özelliklere sahip oldupu son zamanlarda yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Kemik erimesi ve diğer kemik hastalıklarında etkindir. Antibakteriyel özelliği de bulunur. Ateş düşürücü, şişlik indirici ve parazit gidericidir

    Aspir çiçeği solmaya yüz tuttuğunda toplanır ve güneş ışığından uzak tutularak kurutulur. Kurumuş çiçekler tozlaştırılarak ya da bütün halde kullanılır. Günlük en fazla 3 gram kullanılmalıdır

    Aspir çiçeği hamile kadınlar tarafından kullanılmamalıdır. Adet sökücü özelliği nedeni ile düşüklere neden olabilir. Öte yandan kanı seyrelttiğinden pıhtılaşma sorunu olanlarda da kullanılmaz. İşlenmemiş aspir yağı şiddetli ishallere neden olabilir

    Çiçeğin kurusu bütün halde ya da toz halinde 1 bardak kaynar suya 1 gram bitki şeklinde hazırlanı

    Aspir çiçeği bitkisi ve aspir yağının faydaları

    Konu Saati  09:24  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»


    Aspir latince/botanik ismi Carthamus tinctorius olan tek yıllık bir bitkidir. Papatyagiller ailesinin bir üyesidir

    Dikenli yaprakları, sert yapıda, uzun, sarı ya da kırmızımsı çiçekleri vardır. Tohumlarından yemeklik yağ da yapılmaktadır. Güneşten fakir, kuru topraklarda rahatlıkla yetişebilen bitki 1 metreye kadar uzayabilir. Fırat Nehri çevresi, İran, Hindistan ve Kuzey Afrika’da yetişir. Bitkisel tedaviler ve gıda olarak kullanımı vardır.aspir cicegi Aspir Çiçeğinin Faydaları

    Yalancı safran, boyacı safranı, amerikan safranı ve zaffer adları ile de bilinir. Gerçek safranın çok pahalı olması nedeni ile bazı sektörlerde safran yerine kullanımı bilinmektedir

    Geleneksel bitkisel tedavilerde binlerce yıldır kullanılan aspir özellikle adet düzensizliklerinde faydalıdır. Çiçeklerinin çayı iyi bir adet söktürücüdür. Adet ağrıları, doğum sonrası sancılar, eklem romatizma ve tutuklukları ile karın ağrılarında kullanımı yaygındır

    Aspir çiçeği doğal bir kan düzenleyicidir. Kan dolaşımını arttırır ve pıhtılaşmayı çözer. Sıcak ve keskin bir tadı olan yağı hem yemeklik hem de masaj için kullanılmaktadır

    Aspir çiçeği kızamık gibi döküntülü deri hastalıklarında yaygın olarak kullanılır. Çiçeklerinin çayı haricen yani dışarıdan döküntülere uygulanarak temizliği sağlanır

    Aspir yağı tembel bağırsakları çalıştırdığından müshil olarak kullanılsa da bu yağın doğal formu ile mümkündür. Teknolojik işlemlerden geçen yağda böyle bir özellik bulunmaz

    Aspir yağı kalp hastalıklarını önleyici ve koruyucudur. Sindirim sistemi problemlerinde özellikle laktik asit (süt asidi) birikmesinde faydalıdır.
    Aspir çiçeği

    Aspir bitkisinin yüksek antioksidan özelliklere sahip oldupu son zamanlarda yapılan çalışmalarla kanıtlanmıştır. Kemik erimesi ve diğer kemik hastalıklarında etkindir. Antibakteriyel özelliği de bulunur. Ateş düşürücü, şişlik indirici ve parazit gidericidir

    Aspir çiçeği solmaya yüz tuttuğunda toplanır ve güneş ışığından uzak tutularak kurutulur. Kurumuş çiçekler tozlaştırılarak ya da bütün halde kullanılır. Günlük en fazla 3 gram kullanılmalıdır

    Aspir çiçeği hamile kadınlar tarafından kullanılmamalıdır. Adet sökücü özelliği nedeni ile düşüklere neden olabilir. Öte yandan kanı seyrelttiğinden pıhtılaşma sorunu olanlarda da kullanılmaz. İşlenmemiş aspir yağı şiddetli ishallere neden olabilir

    Çiçeğin kurusu bütün halde ya da toz halinde 1 bardak kaynar suya 1 gram bitki şeklinde hazırlanı

    3 Mart 2014 Pazartesi

    Mahlep bitkisine Türkiye’nin birçok yerinde doğal olarak rastlanmakta olup, yöresel olarak İdris, Yabani Kiraz, Taş Kirazı, Endirez, Keniro, Kokulu Kiraz, Melem, Endulus ve Meltem gibi isimlerle anılmaktadır. Eskiden mahlep yalnız Kuzey Anadolu Bölgesinde sınır bitkisi olarak yetiştirilirdi. Fakat son yıllarda, gerek iç tüketimin, gerekse ihracatın artması sonucu özellikle kapama bahçelerin kurulması ve yetiştiriciliği hızla artmıştır. Tokat, Mardin, Çorum, Amasya, Ordu, Erzurum, Uşak ve Van’da mahlep doğal olarak yetişmektedir

    Ülkemizde mahlep bitkisinin çeşitli kısımları, yörelere göre değişmekle birlikte, tarih boyunca halk ilacı olma özelliğini korumuştur. Son yıllarda yoğun olarak baharat ve halk ilacı şeklinde tohum ve meyveleri kullanılmakla birlikte, çiçekleri, yaprakları, meyve sapı ve resin kısmında çeşitli hastalıkların tedavisinde halk ilacı olarak kullanımı konusunda bilgiler mevcuttur.

    Mahlebin İnsan Sağlığı Açısından Önemi

    ▪ Azotça zengin olmasına rağmen nişasta oranının az olması sebebiyle şeker hastalığının tedavisinde kullanılır.
    ▪ Mahlep meyveleri böbrek sancısı ve karın ağrılarını gidermede etkilidir.
    ▪ Karaciğer hastalıkları.
    ▪ Nefes darlığı ve astım.
    ▪ Balgam söktürücü.
    ▪ Prostat büyümesi.
    ▪ Güneş geçmesi.
    ▪ İdrar tutukluğu tedavilerinde etkilidir.
    ▪ Mahlep zamkı (resin) ise öksürük kesici ve bağırsak iltihaplarını iyileştirici olarak kullanılır.



    Mahlep Tohumu

    Mahlep tohumu önemli bir protein ve yağ asitleri kaynağıdır. Sabit yağ % 27-40 oranında bulunur ve kumarin taşır. Mahlep yağı % 35’e kadar eleostarin asidi taşır. Bu asidin gliseridi çok az yağda bulunmaktadır. Eleostarin asidinin gliseridi taşıyan yağların filmleri elastikiyet ve suya karşı dayanıklılık bakımından diğer kuruyan yağlardan daha üstündür. Ayrıca % 33–34 Linoleik asit, % 33’te Oleik asit içerir. Kumarin serbest formda veya glikozla birleşmiş olarak bulunur (WEB 1).

    Mahlebin Tüketimi ve Kullanılan Bitki Kısmı

    Etkili maddeyi içeren tıbbi bitki türlerinde bu maddenin bitkinin bütün organlarına dağılımı eşit değildir. Özellikle toprak altı ve toprak üstü organlarındaki maddelerin kalitelerinde de farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bazı hallerde de etkili madde, bitki toprak üstü organlarının birinde ya fazla miktarda veya tamamen orada bulunabilir. Özellikle çiçek ve meyvelerdeki etkili maddeler vejetatif organlarınkinden ve kalite yönünden büyük sapma gösterir.

    ▪ Mahlep tohumlarından elde edilen yağın, önemli kimyasal özellikleri sebebiyle boya sanayinde geniş kullanım alanı bulunmaktadır. Bu yağ, suya dayanıklı olması sebebiyle gemi boyaları ve vernik imalatında önemli bir yere sahiptir. ▪ Mahlep tohumları kozmetik sanayinde ince toz haline getirilerek renklendirmede kullanılır.

    ▪ Dinlendirici ve ferahlatıcı özelliğinden dolayı ilaç sanayinde bazı toniklerin, tabletlerin ve antibiyotiklerin üretiminde kullanılır. Çekirdeğinin içindeki beyaz kısım ise aspirinin bileşenlerindendir.

    ▪ Mahlebin şeker içeren özütünün mayalanması sonucu şarabı yapılır (Şekil 1.1). 1958 yılında üretilmeye başlayan Tokat şaraplarının karakteristik tadını ve kokusunu veren meyvedir. Normalin birkaç derece üstündeki % 18’lik alkol oranı ile vermut sınıfına giren mahlep likör şarabı, mahlebin az bulunması sebebiyle her yıl son derece kısıtlı miktarlarda üretilir.

    ▪ Mahlep ağacının odunu da sert ve damarlı olduğundan oymacılıkta, kerestecilikte ve mobilyacılıkta kullanılmaktadır.

    ▪ Kına haline getirilen mahlep, ter kokusunu giderdiğinden vücuda sürülür.

    ▪ Kurutulup toz haline getirilen meyveleri baharat olarak kullanılır. Özellikle kurabiyelere, muhallebilere, çöreklere ve tüm hamurlu yiyeceklere katılarak kullanılabilir.

    ▪ Son yıllarda Orta Anadolu’da kurak yerlerin ağaçlandırılmasında iyi sonuç alınmış ve öncü ağaç olarak kullanılmaktadır.

    ▪ Kumarin içeren hoş kokulu kabuklarından dolayı dalları eskiden tütün çubuğu ve pipo yapımında kullanılırdı.

    ▪ Yöresel olarak Tokat’ta meyve tohumlarından mahlep ezmesi ve ya püresi yapılarak tüketime sunulmaktadır.

    KAYNAK


    KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ
    FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
    YÜKSEK LİSANS TEZİ
    Seval Aknil MERALER
    BİYOLOJİ ANABİLİM DALI
    Danışman: Doç. Dr. Nazım ŞEKEROĞLU
    (Tezin bir kısmı yazıda kullanılmıştır. tamamını okumak için tıkla pdf)

    Mahlep bitkisi ve Mahlebin Faydaları

    Konu Saati  13:23  |  in  Şifalı Bitkiler  |  Devamı»

    Mahlep bitkisine Türkiye’nin birçok yerinde doğal olarak rastlanmakta olup, yöresel olarak İdris, Yabani Kiraz, Taş Kirazı, Endirez, Keniro, Kokulu Kiraz, Melem, Endulus ve Meltem gibi isimlerle anılmaktadır. Eskiden mahlep yalnız Kuzey Anadolu Bölgesinde sınır bitkisi olarak yetiştirilirdi. Fakat son yıllarda, gerek iç tüketimin, gerekse ihracatın artması sonucu özellikle kapama bahçelerin kurulması ve yetiştiriciliği hızla artmıştır. Tokat, Mardin, Çorum, Amasya, Ordu, Erzurum, Uşak ve Van’da mahlep doğal olarak yetişmektedir

    Ülkemizde mahlep bitkisinin çeşitli kısımları, yörelere göre değişmekle birlikte, tarih boyunca halk ilacı olma özelliğini korumuştur. Son yıllarda yoğun olarak baharat ve halk ilacı şeklinde tohum ve meyveleri kullanılmakla birlikte, çiçekleri, yaprakları, meyve sapı ve resin kısmında çeşitli hastalıkların tedavisinde halk ilacı olarak kullanımı konusunda bilgiler mevcuttur.

    Mahlebin İnsan Sağlığı Açısından Önemi

    ▪ Azotça zengin olmasına rağmen nişasta oranının az olması sebebiyle şeker hastalığının tedavisinde kullanılır.
    ▪ Mahlep meyveleri böbrek sancısı ve karın ağrılarını gidermede etkilidir.
    ▪ Karaciğer hastalıkları.
    ▪ Nefes darlığı ve astım.
    ▪ Balgam söktürücü.
    ▪ Prostat büyümesi.
    ▪ Güneş geçmesi.
    ▪ İdrar tutukluğu tedavilerinde etkilidir.
    ▪ Mahlep zamkı (resin) ise öksürük kesici ve bağırsak iltihaplarını iyileştirici olarak kullanılır.



    Mahlep Tohumu

    Mahlep tohumu önemli bir protein ve yağ asitleri kaynağıdır. Sabit yağ % 27-40 oranında bulunur ve kumarin taşır. Mahlep yağı % 35’e kadar eleostarin asidi taşır. Bu asidin gliseridi çok az yağda bulunmaktadır. Eleostarin asidinin gliseridi taşıyan yağların filmleri elastikiyet ve suya karşı dayanıklılık bakımından diğer kuruyan yağlardan daha üstündür. Ayrıca % 33–34 Linoleik asit, % 33’te Oleik asit içerir. Kumarin serbest formda veya glikozla birleşmiş olarak bulunur (WEB 1).

    Mahlebin Tüketimi ve Kullanılan Bitki Kısmı

    Etkili maddeyi içeren tıbbi bitki türlerinde bu maddenin bitkinin bütün organlarına dağılımı eşit değildir. Özellikle toprak altı ve toprak üstü organlarındaki maddelerin kalitelerinde de farklılıklar ortaya çıkmaktadır. Bazı hallerde de etkili madde, bitki toprak üstü organlarının birinde ya fazla miktarda veya tamamen orada bulunabilir. Özellikle çiçek ve meyvelerdeki etkili maddeler vejetatif organlarınkinden ve kalite yönünden büyük sapma gösterir.

    ▪ Mahlep tohumlarından elde edilen yağın, önemli kimyasal özellikleri sebebiyle boya sanayinde geniş kullanım alanı bulunmaktadır. Bu yağ, suya dayanıklı olması sebebiyle gemi boyaları ve vernik imalatında önemli bir yere sahiptir. ▪ Mahlep tohumları kozmetik sanayinde ince toz haline getirilerek renklendirmede kullanılır.

    ▪ Dinlendirici ve ferahlatıcı özelliğinden dolayı ilaç sanayinde bazı toniklerin, tabletlerin ve antibiyotiklerin üretiminde kullanılır. Çekirdeğinin içindeki beyaz kısım ise aspirinin bileşenlerindendir.

    ▪ Mahlebin şeker içeren özütünün mayalanması sonucu şarabı yapılır (Şekil 1.1). 1958 yılında üretilmeye başlayan Tokat şaraplarının karakteristik tadını ve kokusunu veren meyvedir. Normalin birkaç derece üstündeki % 18’lik alkol oranı ile vermut sınıfına giren mahlep likör şarabı, mahlebin az bulunması sebebiyle her yıl son derece kısıtlı miktarlarda üretilir.

    ▪ Mahlep ağacının odunu da sert ve damarlı olduğundan oymacılıkta, kerestecilikte ve mobilyacılıkta kullanılmaktadır.

    ▪ Kına haline getirilen mahlep, ter kokusunu giderdiğinden vücuda sürülür.

    ▪ Kurutulup toz haline getirilen meyveleri baharat olarak kullanılır. Özellikle kurabiyelere, muhallebilere, çöreklere ve tüm hamurlu yiyeceklere katılarak kullanılabilir.

    ▪ Son yıllarda Orta Anadolu’da kurak yerlerin ağaçlandırılmasında iyi sonuç alınmış ve öncü ağaç olarak kullanılmaktadır.

    ▪ Kumarin içeren hoş kokulu kabuklarından dolayı dalları eskiden tütün çubuğu ve pipo yapımında kullanılırdı.

    ▪ Yöresel olarak Tokat’ta meyve tohumlarından mahlep ezmesi ve ya püresi yapılarak tüketime sunulmaktadır.

    KAYNAK


    KİLİS 7 ARALIK ÜNİVERSİTESİ
    FEN BİLİMLERİ ENSTİTÜSÜ
    YÜKSEK LİSANS TEZİ
    Seval Aknil MERALER
    BİYOLOJİ ANABİLİM DALI
    Danışman: Doç. Dr. Nazım ŞEKEROĞLU
    (Tezin bir kısmı yazıda kullanılmıştır. tamamını okumak için tıkla pdf)

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top