• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • Diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
    Diyet zayıflama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

    15 Nisan 2014 Salı

    Doyana kadar ve canınızın çektiği şeyleri yiyeceksiniz, aynı zamanda da zayıflayacaksınız. Hayal gibi geliyor değil mi? Oysa hepsi gerçek. ‘Volümetrik diyet’ sayesinde rejimde olmanın artık yeni bir anlamı var.

    Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. ‘Volümetrik diyet’te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

    Volümetrik diyet, başka bir deyişle ‘hacim diyeti’ olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor. Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ‘volümetri'den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ‘evet’ deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

    Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ‘doyana’ kadar yemek yiyor. Bu durumda ‘ne’ yediğinin de pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç 'doydum' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak volümetrik diyeti geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor:
    ''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''

    Bir günlük örnek mönü

    SABAH 
    Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

    ARA 
    Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak, hem de daha doyurucu olacak.

    ÖĞLE 
    Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetosunun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

    Yiyerek zayıflamanın adı

    Konu Saati  04:09  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Doyana kadar ve canınızın çektiği şeyleri yiyeceksiniz, aynı zamanda da zayıflayacaksınız. Hayal gibi geliyor değil mi? Oysa hepsi gerçek. ‘Volümetrik diyet’ sayesinde rejimde olmanın artık yeni bir anlamı var.

    Amerika'dan gelen yeni bir diyet trendi, diyete olan bakış açısını değiştiriyor. ‘Volümetrik diyet’te amaç; yemeyi sevmek, tadını çıkarmak ve doyana kadar yemek!

    Volümetrik diyet, başka bir deyişle ‘hacim diyeti’ olarak da adlandırabileceğimiz bu diyet trendi, yeni bir çığır açıyor. Çünkü temeli, ''doyana kadar ye'' prensibine dayanıyor. Nesnelerin hacmini ölçmeye yarayan bir birim olan ‘volümetri'den adını alan diyet yöntemi, besinleri kalori değerlerine göre değil, hacim değerlerine göre sınıflandırıyor. Bir örnek vermek gerekirse: 15 tane üzüm, tartıda 100 gram geliyor ve kalorisi de 70 civarında. 15 tane kurutulmuş üzüm ise en fazla 20 gram ve onun da kalorisi 70 civarında. Peki, 100 gram üzümle mi doyarsınız, yoksa 20 gram kuru üzümle mi? Her ikisinin de kalorisi aynı ise, daha hacimli olan taze üzüme uzanmaz mı şimdi eliniz? Bu soruya ‘evet’ deme ihtimaliniz çok yüksek. Zaten araştırmalar da bunu gösteriyor.

    Pennsylvania'da yapılan bir araştırmaya göre insanlar, ‘doyana’ kadar yemek yiyor. Bu durumda ‘ne’ yediğinin de pek bir önemi kalmıyor. Düşük kalorili de olsa, yüksek kalorili de olsa, temel amaç 'doydum' hissini yaşamak! Bu araştırmadan yola çıkarak volümetrik diyeti geliştiren Beslenme Uzmanı Barbara Rolls, normalden daha az yiyerek zayıflamanın çok zor olduğunun altını çiziyor:
    ''Besinleri kısarak yapılan diyet, ilk başta kilo verdirir ama uzun vadede başarılı olamaz. Çünkü 'açlık' hissinin bastırılması gerekiyor!''

    Bir günlük örnek mönü

    SABAH 
    Aç karnına bir bardak su için. Ardından büyük bir kase içine; yulaf ezmesi, taze meyve parçaları koyun. Bu karışıma yağsız süt, yoğurt ya da meyve suyuyla hacim kazandırın.

    ARA 
    Bir patates salatasının içine bolca salatalık doğrayın. Bu, salatanızın hem hacmini artıracak, hem de daha doyurucu olacak.

    ÖĞLE 
    Sade suya tirit tarzı çorbanızın hacmini artırmak için kepekli makarna ve sebzelerden faydalanın. Makarna yerine bulgur, yarma, pirinç gibi bakliyatlar da kullanabilirsiniz. Kurubaklagiller de çorbaya ayrı bir lezzet ve hacim katar. İsterseniz içine arada bir tavuk, balık ya da et parçaları atın. Eğer zengin bir çorba içme şansınız yoksa; balık ya da tavuk filetosunun yanında bol salata ve sebze yiyebilirsiniz. Ardından küçük bir sütlü tatlı ya da meyve alabilirsiniz. Bol bol su içmeyi unutmayın!

    20 Mart 2014 Perşembe



    Ama neyle yediğinize bağlı..

    Halk arasında şişmanlattığı söylenen ve rejim yapılırken ilk olarak azaltılan ekmek, diyetisyenler tarafından yenmesi gerektiği söyleniyor.

    Çorum Devlet Hastanesi Diyetisyen Hekim Serpil Ovalı, ekmeğin tek başına kilo yapmadığını belirterek, "Ekmek mutlaka tüketilmeli, ancak dengeli beslenilmelidir. Ekmek kan şekerini dengeler" diye konuştu.

    Zayıflama diyetlerinde ekmek yerine yağlı ve aşırı şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Serpil Ovalı, "Ekmek besin grubu 3. gruptur ve tahılların içerisinde yer alır. Buğday, bulgur, çavdar, pirinç mısır ve makarna bu gurup içerisindedir. Bu besin grubunun protein kalitesi düşüktür. Diğer besinlerle birlikte et, süt, yumurta gibi ürünlerle yenmesi halinde kilo alınmasına sebep olur. Ekmekte yağ oranı düşüktür. Ekmek yerken mutlaka buğdaydan yapılmış ekmek tavsiye edilir." diye konuştu.

    Halk arasında ekmeğin şişmanlık yaptığı belirtilirken bu fikrin doğru olmadığını ifade eden Serpil Ovalı, "Başta da söylediğim gibi ekmek tak başına kilo yapmaz, Toplum olarak çok fazla meyve ve sebze yemediğimiz için gerekli vitamin ekmekte alınabilir. Bu yüzden şişmanlamayalım diye ekmek yememezlik yapılmaması gerekir. Ekmekte dengeli ve oranlı yenmesi gerekir." diye konuştu

    Serpil Ovalı, "Ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yenirse şişmanlatmaz. Ama ekmeği makarnayla, pilavla, börekle yerseniz beslenmeyi tetikler. Artık memnuniyetle görüyoruz ki, diyetisyenlerin diyet programlarında ekmek var. Ekmek şişmanlama için potansiyel bir risk değil" dedi.

    Diyetisyen Ovalı,, beyaz ekmekten kaçınılıp, kepekli, çavdarlı ekmek tüketimine yönlendirmenin nedenlerine de değinirken, "Çavdarlı, kepekli unla yapılan ekmekleri biz genellikle 40 yaş üstündekiler için tavsiye ediyoruz. Çünkü karbonhidrat, protein, amino asit, vitamin, mineral ve lifli maddeler buğday tanesinin tamamında mevcut. Beyaz ekmeğin yapıldığı 60-70-80 randımanlı unlarda öğütme sırasında bunların önemli bir kısmı kayboluyor. Yaşlılarda beslenme toplam kaloriden çok bağırsak fonksiyonları, mide fonksiyonları bakımından önem kazanıyor." şeklinde konuştu

    Ovalı, "Ekmek şişmanlatmaz. Günlük harcayacağı kaloriden daha fazla kalori alırsanız, bunu nereden alırsanız alın kilo alırsınız. Ekmek bileşiminde yağ olmadığı için beslenme açısından şişmanlatmayı en az tetikleyen bir madde. Ekmekte protein ve karbonhidrat var, bunların bir gramı 4 kalori veriyor. Yağ ise bunların iki misli, 9 kalori veriyor. Dolayısıyla ekmek yerken biz börek, makarna, pirinç, patates gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalarla birlikte alıyorsak doğal olarak beslenmemizi tetikliyor. Ama ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yendiği zaman kesinlikle şişmanlatmaz." diye konuştu.

    Ekmek kesinlikle şişmanlatmıyor!

    Konu Saati  06:34  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»



    Ama neyle yediğinize bağlı..

    Halk arasında şişmanlattığı söylenen ve rejim yapılırken ilk olarak azaltılan ekmek, diyetisyenler tarafından yenmesi gerektiği söyleniyor.

    Çorum Devlet Hastanesi Diyetisyen Hekim Serpil Ovalı, ekmeğin tek başına kilo yapmadığını belirterek, "Ekmek mutlaka tüketilmeli, ancak dengeli beslenilmelidir. Ekmek kan şekerini dengeler" diye konuştu.

    Zayıflama diyetlerinde ekmek yerine yağlı ve aşırı şekerli gıdalardan uzak durulması gerektiğini anlatan Diyetisyen Serpil Ovalı, "Ekmek besin grubu 3. gruptur ve tahılların içerisinde yer alır. Buğday, bulgur, çavdar, pirinç mısır ve makarna bu gurup içerisindedir. Bu besin grubunun protein kalitesi düşüktür. Diğer besinlerle birlikte et, süt, yumurta gibi ürünlerle yenmesi halinde kilo alınmasına sebep olur. Ekmekte yağ oranı düşüktür. Ekmek yerken mutlaka buğdaydan yapılmış ekmek tavsiye edilir." diye konuştu.

    Halk arasında ekmeğin şişmanlık yaptığı belirtilirken bu fikrin doğru olmadığını ifade eden Serpil Ovalı, "Başta da söylediğim gibi ekmek tak başına kilo yapmaz, Toplum olarak çok fazla meyve ve sebze yemediğimiz için gerekli vitamin ekmekte alınabilir. Bu yüzden şişmanlamayalım diye ekmek yememezlik yapılmaması gerekir. Ekmekte dengeli ve oranlı yenmesi gerekir." diye konuştu

    Serpil Ovalı, "Ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yenirse şişmanlatmaz. Ama ekmeği makarnayla, pilavla, börekle yerseniz beslenmeyi tetikler. Artık memnuniyetle görüyoruz ki, diyetisyenlerin diyet programlarında ekmek var. Ekmek şişmanlama için potansiyel bir risk değil" dedi.

    Diyetisyen Ovalı,, beyaz ekmekten kaçınılıp, kepekli, çavdarlı ekmek tüketimine yönlendirmenin nedenlerine de değinirken, "Çavdarlı, kepekli unla yapılan ekmekleri biz genellikle 40 yaş üstündekiler için tavsiye ediyoruz. Çünkü karbonhidrat, protein, amino asit, vitamin, mineral ve lifli maddeler buğday tanesinin tamamında mevcut. Beyaz ekmeğin yapıldığı 60-70-80 randımanlı unlarda öğütme sırasında bunların önemli bir kısmı kayboluyor. Yaşlılarda beslenme toplam kaloriden çok bağırsak fonksiyonları, mide fonksiyonları bakımından önem kazanıyor." şeklinde konuştu

    Ovalı, "Ekmek şişmanlatmaz. Günlük harcayacağı kaloriden daha fazla kalori alırsanız, bunu nereden alırsanız alın kilo alırsınız. Ekmek bileşiminde yağ olmadığı için beslenme açısından şişmanlatmayı en az tetikleyen bir madde. Ekmekte protein ve karbonhidrat var, bunların bir gramı 4 kalori veriyor. Yağ ise bunların iki misli, 9 kalori veriyor. Dolayısıyla ekmek yerken biz börek, makarna, pirinç, patates gibi karbonhidrat oranı yüksek gıdalarla birlikte alıyorsak doğal olarak beslenmemizi tetikliyor. Ama ekmek sebzeyle, yoğurtla, et ürünleriyle yendiği zaman kesinlikle şişmanlatmaz." diye konuştu.

    10 Mart 2014 Pazartesi

    Göbeğiniz oturduğunuzda akordeon misali kat kat katlanıyorsa ve bu durum sizi rahatsız ediyorsa, ondan kurtulmak için diyet ya da egzersiz tek başlarına yeterli olmayacaktır. İşte göbek eritmenin sırları...


    İnce bir vücuda sahip olduğu halde göbeğinden yakınanlara veya ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar göbeklerini bir türlü eritemeyenlere sıkça rastlarsınız. Hatta bazıları, televizyonlarda reklamı yapılan ilginç görünümlü karın çalıştıran aletlerden satın bile almıştır, ama tabii bunların istenilen randımanı veremediklerini anlamaları da uzun sürmez.

    Aslında 'göbek problemi', kulaktan dolma diyet ve egzersiz yöntemleriyle çözümlenemeyecek kadar önemli bir sorun. Bu konuda uzman önerileri doğrultusunda hareket etmek ve sabır göstermek, 'sıkı ve düz bir karna sahip olmanın' anahtarı. İstenilen ölçülerde, düzgün ve orantılı bir vücuda sahip olmak ve göbeğinizden kurtulmak için şunlara dikkat etmeniz gerekiyor:

    Beslenme:
    Düz bir karın istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta 'beslenme' konusudur. Yağlardan kurtulmak için öncelikle kan şekeri seviyesini kontrol altına almanız gerekiyor. Bu da en iyi günde 4-6 öğünle sağlanır. Tabii 6 öğün deyince aklınıza, masalar dolusu yemek gelmesin. Bir öğün, sebzeli bir omlet de olabilir, meyve doğradığınız bir mısır gevreği de, ya da yarım fincan pilavla bir parça tavuk ve bolca salata veya bir elma. Temel olarak üç ana ve üç ara öğün tüketebilirsiniz. Burada amaç, az ama sık yemektir. Böylece ihtiyacınız kadar protein ve karbonhidrat ve az miktarda da yağ tüketmiş olursunuz. Oranlar
    Alınan kalorilerin yüzde 80'inin karbonhidratlardan gelmesi halinde, sıkı ve düz bir karna sahip olmak pek mümkün olmuyor. Oranlar değişebilir, ama kalorilerin yüzde 55'inden fazlasının karbonhidrattan alınması, vücuttaki yağdan kurtulmada pek yardımcı olmaz. Vücut tolere edebiliyorsa, az miktarda karbonhidrat alarak diyet yapılabilir. Önemli olan, yüzde 55 sınırını aşmamaktır 

    Zamanlama
    Bünyeye giren yağ miktarı azaldıkça, vücut bir tür alarma geçerek, alınan yağı depolamaya çalışır. Bu nedenle gün içinde her 2-3 saatte bir, bir şeyler yenilmesi öneriliyor. Bu, vücuttaki yağı yakmaya yardımcı olur.

    Kalori
    Yukarıda belirtilenlerin hepsini uyguladığı halde, yine de düz bir karna sahip olamayanlar, kilolarını sabit tutmak için günde kaç kalori alacaklarını öğrenmeleri gerekiyor. Bunu da biraz uğraşıp deneme yoluyla öğrenebilirsiniz. Ayrıca, tükettiğiniz toplam kaloriyi, kaç gram protein, karbonhidrat ve yağı tükettiğinizi de belirleyip yazmalısınız. 

    Kalori azaltma
    Kiloyu sabit tutmak için alınması gereken günlük kalori miktarı bulunduktan sonra, alınan kalori miktarının 200 kalori kadar azaltılması gerekiyor. Hedef, yiyebildiğiniz kadar yiyip, yine de yağ yakmaya devam etmek ama bu arada da kas kaybına uğramamaktır. Olabildiğince az yemeyi hedeflerseniz, elde edeceğiniz tek şey metabolizmanızı yavaşlatmak ve kas dokusundan kaybetmek olacaktır. İlk hafta sonra verdiğiniz, kilodan çok, vücutta birikmiş su olacaktır. Esas ondan sonra kilo vermeye başlarsınız. 

    Tutarlılık
    Haftanın 6 günü bu program uygulanıp, haftada bir gün istenilen bir besinden bir porsiyon tüketilebilir. Ancak burada önemli olan şey abartmamaktır. Çünkü abartmanız halinde kan şekeri seviyesi tekrar yükselebilir ki, bu da yağ yakmanızı durdurur.

    Ağırlık çalışması
    Haftada 2-3 kez yapılacak 35 dakikalık (bir saate de çıkılabilir) ağırlık çalışması, hem vücuttaki kas kütlesini, hem de metabolizma hızını arttırır; çünkü kas, yağdan daha çok kalori yakar. Bu şekilde günde fazladan 30 ila 50 kalori yakabilirsiniz. Ağırlık çalışmasına karın egzersizlerini de dahil etmelisiniz. Böylece bir yandan vücudunuzdaki yağ miktarını azaltırken, diğer yandan da karnınızı sıkılaştırmış olursunuz. Kardiyovasküler egzersizler: Haftada 3 ila 5 gün, 30-40 dakikalık orta yoğunlukta kardiyo egzersizleri (yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet vs) yapılması da önerilenler arasında. Başlangıç seviyesindekiler, egzersizin yoğunluğunu kademeli olarak arttırmalılar. Eğer zaten belli bir seviyedeyseniz, haftanın iki günü daha yoğun program uygulayabilirsiniz. Bunu düzenli uygular, yediklerinize dikkat eder ve bu rutini her 3-4 haftada bir değiştirirseniz, düz bir karna sahip olabilirsiniz.

    Göbeğinizden kurtulmaya ne dersiniz?

    Konu Saati  01:46  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Göbeğiniz oturduğunuzda akordeon misali kat kat katlanıyorsa ve bu durum sizi rahatsız ediyorsa, ondan kurtulmak için diyet ya da egzersiz tek başlarına yeterli olmayacaktır. İşte göbek eritmenin sırları...


    İnce bir vücuda sahip olduğu halde göbeğinden yakınanlara veya ne kadar uğraşırlarsa uğraşsınlar göbeklerini bir türlü eritemeyenlere sıkça rastlarsınız. Hatta bazıları, televizyonlarda reklamı yapılan ilginç görünümlü karın çalıştıran aletlerden satın bile almıştır, ama tabii bunların istenilen randımanı veremediklerini anlamaları da uzun sürmez.

    Aslında 'göbek problemi', kulaktan dolma diyet ve egzersiz yöntemleriyle çözümlenemeyecek kadar önemli bir sorun. Bu konuda uzman önerileri doğrultusunda hareket etmek ve sabır göstermek, 'sıkı ve düz bir karna sahip olmanın' anahtarı. İstenilen ölçülerde, düzgün ve orantılı bir vücuda sahip olmak ve göbeğinizden kurtulmak için şunlara dikkat etmeniz gerekiyor:

    Beslenme:
    Düz bir karın istiyorsanız, dikkat etmeniz gereken en önemli nokta 'beslenme' konusudur. Yağlardan kurtulmak için öncelikle kan şekeri seviyesini kontrol altına almanız gerekiyor. Bu da en iyi günde 4-6 öğünle sağlanır. Tabii 6 öğün deyince aklınıza, masalar dolusu yemek gelmesin. Bir öğün, sebzeli bir omlet de olabilir, meyve doğradığınız bir mısır gevreği de, ya da yarım fincan pilavla bir parça tavuk ve bolca salata veya bir elma. Temel olarak üç ana ve üç ara öğün tüketebilirsiniz. Burada amaç, az ama sık yemektir. Böylece ihtiyacınız kadar protein ve karbonhidrat ve az miktarda da yağ tüketmiş olursunuz. Oranlar
    Alınan kalorilerin yüzde 80'inin karbonhidratlardan gelmesi halinde, sıkı ve düz bir karna sahip olmak pek mümkün olmuyor. Oranlar değişebilir, ama kalorilerin yüzde 55'inden fazlasının karbonhidrattan alınması, vücuttaki yağdan kurtulmada pek yardımcı olmaz. Vücut tolere edebiliyorsa, az miktarda karbonhidrat alarak diyet yapılabilir. Önemli olan, yüzde 55 sınırını aşmamaktır 

    Zamanlama
    Bünyeye giren yağ miktarı azaldıkça, vücut bir tür alarma geçerek, alınan yağı depolamaya çalışır. Bu nedenle gün içinde her 2-3 saatte bir, bir şeyler yenilmesi öneriliyor. Bu, vücuttaki yağı yakmaya yardımcı olur.

    Kalori
    Yukarıda belirtilenlerin hepsini uyguladığı halde, yine de düz bir karna sahip olamayanlar, kilolarını sabit tutmak için günde kaç kalori alacaklarını öğrenmeleri gerekiyor. Bunu da biraz uğraşıp deneme yoluyla öğrenebilirsiniz. Ayrıca, tükettiğiniz toplam kaloriyi, kaç gram protein, karbonhidrat ve yağı tükettiğinizi de belirleyip yazmalısınız. 

    Kalori azaltma
    Kiloyu sabit tutmak için alınması gereken günlük kalori miktarı bulunduktan sonra, alınan kalori miktarının 200 kalori kadar azaltılması gerekiyor. Hedef, yiyebildiğiniz kadar yiyip, yine de yağ yakmaya devam etmek ama bu arada da kas kaybına uğramamaktır. Olabildiğince az yemeyi hedeflerseniz, elde edeceğiniz tek şey metabolizmanızı yavaşlatmak ve kas dokusundan kaybetmek olacaktır. İlk hafta sonra verdiğiniz, kilodan çok, vücutta birikmiş su olacaktır. Esas ondan sonra kilo vermeye başlarsınız. 

    Tutarlılık
    Haftanın 6 günü bu program uygulanıp, haftada bir gün istenilen bir besinden bir porsiyon tüketilebilir. Ancak burada önemli olan şey abartmamaktır. Çünkü abartmanız halinde kan şekeri seviyesi tekrar yükselebilir ki, bu da yağ yakmanızı durdurur.

    Ağırlık çalışması
    Haftada 2-3 kez yapılacak 35 dakikalık (bir saate de çıkılabilir) ağırlık çalışması, hem vücuttaki kas kütlesini, hem de metabolizma hızını arttırır; çünkü kas, yağdan daha çok kalori yakar. Bu şekilde günde fazladan 30 ila 50 kalori yakabilirsiniz. Ağırlık çalışmasına karın egzersizlerini de dahil etmelisiniz. Böylece bir yandan vücudunuzdaki yağ miktarını azaltırken, diğer yandan da karnınızı sıkılaştırmış olursunuz. Kardiyovasküler egzersizler: Haftada 3 ila 5 gün, 30-40 dakikalık orta yoğunlukta kardiyo egzersizleri (yürüyüş, koşu, yüzme, bisiklet vs) yapılması da önerilenler arasında. Başlangıç seviyesindekiler, egzersizin yoğunluğunu kademeli olarak arttırmalılar. Eğer zaten belli bir seviyedeyseniz, haftanın iki günü daha yoğun program uygulayabilirsiniz. Bunu düzenli uygular, yediklerinize dikkat eder ve bu rutini her 3-4 haftada bir değiştirirseniz, düz bir karna sahip olabilirsiniz.

    27 Şubat 2014 Perşembe

    Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi. 

    Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

    Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı

    Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve bu yüzden metabolizma da daha yavaştır. Bu yüzden kadın daha çabuk kilo alır.

    Adet dönemi, hamilelik, emzirme ve menapoz bedeni kontrol etmeyi zorlaştırıyor

    Kadınların hormon değişimlerinin ilk adet göreme tarihinden itibaren kadını yoğun şekilde etkilediğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Her ay bireye göre değişmekle birlikte kadının duygu durumu, iştahı, bedenindeki ödem adet görme günlerinde değişiklik göstererek kadını zorlar. Hamilelik, emzirme, menapoz gibi dönemler yine kadının hormonal değişimlere uğradığı, bedenini kontrol etmekte zorlandığı ve kilo almaya eğilimli olduğu zamanlar olarak karşımıza çıkar” diyor.

    Kadınlar duygusal olarak erkeklere göre daha hassas bu yüzden fizyolojik açlık ile psikolojik açlığın birbirine karıştığı, terk edilme, yalnızlık, üzüntü, stres, kayıplar, aldatılma gibi duygular kadında daha yüksek etki yaratıp yemeğe yönelmesine sebep olabiliyor.

    Ev Hanımları Daha Kilolu

    İş hayatı, erkek arkadaşları, spor zamanı gibi kendine özgü zamanı ve sosyal çevresini erkek daha rahat hatta bazen bencilce yönetebiliyor. Oysa kadın her zaman bu kadar özgür davranamıyor. Çalışan kadın için de çalışmayan kadın için de ev ve çocuk sorumluğu ile eşe odaklı yaşamak çoğunlukla daha önde geliyor. Bununla birlikte, kilolu olma durumu eğitim seviyesi düştükçe, yaş ilerledikçe artıyor. Ev hanımlarının da çalışan kadınlara göre daha kilolu olduğu biliniyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, ‘saçını süpürge eden kadın’ın kilo alma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

    Kendine öncelik veremeyen başkalarına öncelik veren, bir anlamda kendi değerine sahip çıkamayan kadın değersizlik duygusu ve bilinçaltı oyunları ile aslında tam tersini istese de yediklerini kontrol edemiyor. Araştırmalara göre kendini birinci sıraya koyamayan başkaları için yaşayan bireylerin obez olma eğilimi daha yüksek.

    Eş, eşin ailesi, çocuklar, ev, alışveriş, yemek, temizlik eğer varsa çalışma hayatı kadının ilk akla gelen sorumlukların oluşturuyor. Bunların hepsini başarıyla yöneten kadına bir de fotomodel ölçülerinde ince olması stresi yüklendiğinde durum pek de adil görünmüyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Aslında sağlık açısından herkesin incecik olması gerekmiyor. Bedenen sağlıklı olan iyi beslenen dengeli bir yaşam süren bir bireyin 3-4 kg fazlasının olması stres haline gelmemeli,” diyor.

    58 Yaşındaki Kadın, 28 Yaşındaki Kilosunu Hedeflememeli

    Kilo fazlalığı olan kadının bu durumu çözerken esnek bir bakış açısında olması, kendisi hakkındaki değerlendirmeyi gerçekçi yapması ve hedefi doğru belirlemesi gerekiyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, doğru değerlendirmeyi yapmak için kadınların dikkat etmesi gereken konuları şu sözlerle açıklıyor:

    “58 yaşında bir kadının 28 yaşındaki kilosunu hedeflemesi veya son 5 yılda 60–65 kg aralığında iken 1 aylık sıkı bir diyetle 58 kiloyu hedeflemesi doğru yaklaşımlar olmaz. Bu durum sağlığı olumsuz etkiler bireyin duygu durumunu bozar. Uygulanacak beslenme modeli bireyin hem ruhunu hem bedenini tatmin etmeli aksi takdirde kamp hayatı gibi geçen diyet dönemi bitince verilen tüm kilolar geri geliyor. Ruhu beslemek sevilen besinleri de yiyebilmek bir anlamda içimizdeki çocuğu da memnun etmek önemli.”


    'Saçını Süpürge Eden Kadın' Obez Oluyor!

    Konu Saati  04:20  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Kadının kilolu olması 1900’lü yılardan önce bereket ve bolluk sembolü idi. Zayıflık fakir halk için normaldi, erkek için kadınının kilosu önemli bir gösterişti. Bugüne baktığımızda ise tabi ki kilolu olmak sağlık açısından uygun değil ancak incecik bir fotomodel gibi görünme baskısı da aynı şekilde kadına zarar verir hale geldi. 

    Erkekler çoğu zaman ancak sağlıkları söz konusu olduğunda diyet disiplini içinde oluyorlar. Kadınlar ise görselliğin çok fazla konuşulduğu bir dünyada hem kadın hem de erkekler tarafından acımasız eleştiriye maruz kalabiliyorlar. Üstelik kadınların kilo vermesi ve bunu koruması erkeklerden daha zor. İki cinsiyet arasında bedenen, ruhen ve sosyal açıdan farklar olduğuna dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kadın ve erkeklerin farklı şekilde kilo alıp verme nedenlerini şu şekilde sıralıyor:

    Östrojen Hormonu Nedeniyle Kadın Bedeni Daha Yağlı

    Kadınlık hormonu olan östrojen nedeniyle kadın daha yağlıdır, kas oranı erkeğe göre daha düşüktür ve bu yüzden metabolizma da daha yavaştır. Bu yüzden kadın daha çabuk kilo alır.

    Adet dönemi, hamilelik, emzirme ve menapoz bedeni kontrol etmeyi zorlaştırıyor

    Kadınların hormon değişimlerinin ilk adet göreme tarihinden itibaren kadını yoğun şekilde etkilediğine dikkat çeken Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Her ay bireye göre değişmekle birlikte kadının duygu durumu, iştahı, bedenindeki ödem adet görme günlerinde değişiklik göstererek kadını zorlar. Hamilelik, emzirme, menapoz gibi dönemler yine kadının hormonal değişimlere uğradığı, bedenini kontrol etmekte zorlandığı ve kilo almaya eğilimli olduğu zamanlar olarak karşımıza çıkar” diyor.

    Kadınlar duygusal olarak erkeklere göre daha hassas bu yüzden fizyolojik açlık ile psikolojik açlığın birbirine karıştığı, terk edilme, yalnızlık, üzüntü, stres, kayıplar, aldatılma gibi duygular kadında daha yüksek etki yaratıp yemeğe yönelmesine sebep olabiliyor.

    Ev Hanımları Daha Kilolu

    İş hayatı, erkek arkadaşları, spor zamanı gibi kendine özgü zamanı ve sosyal çevresini erkek daha rahat hatta bazen bencilce yönetebiliyor. Oysa kadın her zaman bu kadar özgür davranamıyor. Çalışan kadın için de çalışmayan kadın için de ev ve çocuk sorumluğu ile eşe odaklı yaşamak çoğunlukla daha önde geliyor. Bununla birlikte, kilolu olma durumu eğitim seviyesi düştükçe, yaş ilerledikçe artıyor. Ev hanımlarının da çalışan kadınlara göre daha kilolu olduğu biliniyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, ‘saçını süpürge eden kadın’ın kilo alma eğiliminde olduğuna dikkat çekiyor.

    Kendine öncelik veremeyen başkalarına öncelik veren, bir anlamda kendi değerine sahip çıkamayan kadın değersizlik duygusu ve bilinçaltı oyunları ile aslında tam tersini istese de yediklerini kontrol edemiyor. Araştırmalara göre kendini birinci sıraya koyamayan başkaları için yaşayan bireylerin obez olma eğilimi daha yüksek.

    Eş, eşin ailesi, çocuklar, ev, alışveriş, yemek, temizlik eğer varsa çalışma hayatı kadının ilk akla gelen sorumlukların oluşturuyor. Bunların hepsini başarıyla yöneten kadına bir de fotomodel ölçülerinde ince olması stresi yüklendiğinde durum pek de adil görünmüyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, “Aslında sağlık açısından herkesin incecik olması gerekmiyor. Bedenen sağlıklı olan iyi beslenen dengeli bir yaşam süren bir bireyin 3-4 kg fazlasının olması stres haline gelmemeli,” diyor.

    58 Yaşındaki Kadın, 28 Yaşındaki Kilosunu Hedeflememeli

    Kilo fazlalığı olan kadının bu durumu çözerken esnek bir bakış açısında olması, kendisi hakkındaki değerlendirmeyi gerçekçi yapması ve hedefi doğru belirlemesi gerekiyor. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, doğru değerlendirmeyi yapmak için kadınların dikkat etmesi gereken konuları şu sözlerle açıklıyor:

    “58 yaşında bir kadının 28 yaşındaki kilosunu hedeflemesi veya son 5 yılda 60–65 kg aralığında iken 1 aylık sıkı bir diyetle 58 kiloyu hedeflemesi doğru yaklaşımlar olmaz. Bu durum sağlığı olumsuz etkiler bireyin duygu durumunu bozar. Uygulanacak beslenme modeli bireyin hem ruhunu hem bedenini tatmin etmeli aksi takdirde kamp hayatı gibi geçen diyet dönemi bitince verilen tüm kilolar geri geliyor. Ruhu beslemek sevilen besinleri de yiyebilmek bir anlamda içimizdeki çocuğu da memnun etmek önemli.”


    19 Şubat 2014 Çarşamba


    Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

    Atkuyruğu bitkisi

    İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

    Maydanoz

    Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

    Adaçayı

    Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

    Fesleğen

    Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

    Kekik

    Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

    Civanperçemi

    Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

    Biberiye

    Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

    Tere

    Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

    Sinameki

    Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

    Balık otu

    Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

    10 bitkiyle sağlıklı zayıflama teknikleri

    Konu Saati  01:44  |  in  Genel Sağlık  |  Devamı»


    Sağlıklı kilo vermek isteyenler, iştah azaltan ve yağ yakımını hızlandıran bu bitkileri tercih ediyorlar…

    Atkuyruğu bitkisi

    İdrar sökücü özelliğiyle biliniyor. Yağ dokularını eritmeye yardım eden bitki yaraların iyileşmesine de yardımcı oluyor. Fakat tüm idrar söktürücü bitkilerde olduğu gibi fazla dozda kullanılırsa böbreklere zarar verebilir.

    Maydanoz

    Metabolizmayı hızlandırarak bağ dokusunu güçlendiriyor. Maydanoz yemek ve çayını içmek, ödemlere ve vücudun su toplamasına karşı çok etkili bir yöntem olarak biliniyor.

    Adaçayı

    Zayıflamak isteyenler tarafından iştah kesici olarak kullanılıyor. Çay ve yemeklerde baharat olarak da kullanılabiliyor.

    Fesleğen

    Vücutta biriken fazla suyu atmaya yardımcı oluyor. Üstelik içindeki eter yağların moral yükseltici etkisi bulunuyor.

    Kekik

    Sindirim sorunlarını tedavi edici etkiye sahip ve metabolizmayı hızlandırıyor. Bağışıklık sistemini güçlendirmenin yanı sıra yorgunluktan şikâyet edenlere zindelik veriyor.

    Civanperçemi

    Tatlıya karşı iştahı keser, tokluk hissi verir. Tazelik veren lezzeti, ağır yemeklerin tadını hafifletir.

    Biberiye

    Sindirimi düzenler. İyi bir canlandırıcıdır, kan dolaşımını hızlandırır, cildi sıkılaştırır. Et yemeklerinde kullanılabilir.

    Tere

    Vücuttaki yağ yakımını hızlandırıyor. İnce yaprakları pişince acılaştığı için çiğ yemek gerekir. Ayrıca içinde birçok vitamin barındırır.

    Sinameki

    Kalın bağırsakta suyun emilmesini önleyerek müshil görevi yapar. Uzun süreli kullanımlarda bağırsaklarda yan etkilere yol açacağından idrar söktürücü özelliği bulunan rezene ve nane gibi bitkilerle desteklenmesi gerekiyor.

    Balık otu

    Bünyenin kimyasını hızlandırarak zayıflamaya destek olur. İçindeki maddeler tırnakları güçlendirerek saçlara parlaklık verir. Salata ve meyveli içecekler içinde kullanılabilir.

    12 Şubat 2014 Çarşamba

    Kadınlarda ve erkeklerde sorun olan göbek yağlanması göbek bölgesinden neden yağlanma olur işte cevapları

    Son zamanlarda göbek bölgesi yağlanması kalça basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik oturarak çalışma ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Oya Yüksek, Göbek bölgesi yağlanması hakkında şöyle devam etti.


    İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
    Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel ve karın  bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

    Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
    2007 yılında Diyabet Merkezi'nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş  öğün başına 400 kal bir program uygulamışlardır. Ve Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücuttaki yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözükmüştür. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak. avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.

    Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
    1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması.
    2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
    3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal-gün kısıtlamak.

    1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih edilmeli ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
    2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
    3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilirler.


    Göbekler neden yağlanır ne yapalım?

    Konu Saati  05:09  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Kadınlarda ve erkeklerde sorun olan göbek yağlanması göbek bölgesinden neden yağlanma olur işte cevapları

    Son zamanlarda göbek bölgesi yağlanması kalça basen bölgesi yağlanmasından daha büyük bir sorun haline geldi. Lokal yani bölgesel olarak tabir edilen bu tür yağlanmalar zayıf kadınlarda bile görülen sorunun nedenleri arasında ise, yüksek şekerli yiyecek alımının fazla olması, hareketsizlik oturarak çalışma ve insülin dengesizliği başta geliyor. Suadiye Memorial Tıp Merkezi Beslenme ve Diyet Bölümü'nden Dyt. Oya Yüksek, Göbek bölgesi yağlanması hakkında şöyle devam etti.


    İnsülin dengesizliği neden göbek yapar?
    Kandaki şekeri kontrol eden bu hormonun kandaki seviyesi çok önemli. İnsülin metabolizması bozulduğu zaman kan şekeri seviyelerinde ve bununla birlikte diğer kan değerlerinde bozulmalar ve özellikle bel ve karın  bölgesinde yağlanmalar oluşur. Bununla birlikte alınan yüksek karbonhidrat da bu rahatsızlığı tetikler.

    Yağlanmamak için kalori mi içerik mi önemli?
    2007 yılında Diyabet Merkezi'nin yaptığı bir çalışmada her ikisinin de önemli olduğu kanıtlandı. Araştırma kapsamında; aynı kaloriye fakat farklı besin öğelerine sahip üç beslenme programı hazırlanmış, 62 yaş civarında ailesinde diyabet geçmişi olan ve vücutlarında insülin direnci gelişmiş 11 obez katılımcıya uygulanmış. Bu katılıcılar 28 gün boyunca 1600 kalorilik ve dört öğüne bölünmüş  öğün başına 400 kal bir program uygulamışlardır. Ve Sonuç olarak; kilo ve yağ değişimleri olmamış fakat yüksek karbonhidrat alındığı zaman vücuttaki yağlarının göbek bölgesine doğru biriktiği gözükmüştür. Diğer bir iddia ise; yüksek karbonhidrat ile birlikte alınan tekli doymamış yağların insülin metabolizmasını düzelttiği için göbek bölgesi yağlanmasını yavaşlattığı ve koruduğudur. Bu çalışmada tekli doymamış besin kaynağı olarak. avokado, ceviz, zeytinyağı, zeytin, çekirdek ve bitter çikolata kullanılmıştır. Bununla birlikte birçok çalışma tekli doymamış yağların insülin metabolizması üzerinde olumlu etkilerinin olduğunu savunmaktadır.

    Göbek bölgenizi nasıl kontrol altında tutarsınız?
    1. SIKILAŞTIRMA: Vücut kaslarını korumak için sıkılaştırma kuvvetlendirme hareketlerinin yapılması.
    2. EGZERSİZ: Yağ yakımı için aerobik egzersiz
    3. DİYET: Kalp sağlığını koruyan doymamış yağların çok, doymuş yağların az olduğu Akdeniz Tipi beslenme programı ve kilo yönetimi için gün başına alınan enerjiden 100 kal-gün kısıtlamak.

    1. Yüksek karbonhidrat yerine daha düzenli dağılmış öğünleri tercih edilmeli ve karbonhidrat alımında ise karışık karbonhidrat diye tanımlanan esmer tahıl ürünlerinin tüketilebilir.
    2. Salata ve yemeklerde zeytinyağı veya kanola yağı kullanılabilir.
    3. Öğün aralarında fındık veya ceviz tüketilebilirler.


    30 Aralık 2013 Pazartesi

    Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.

    Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor.

    Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.

    ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

    Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı.

    Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.

    DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

    Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.

    Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

    Bitkisel çaylar zayıflatmaz mı?

    Konu Saati  03:57  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Doğa mucizesi olan bazı bitkileri o kadar yanlış kullanmaya başladık ki "bitkisel tedavi" artık tedavi olmaktan çıktı. Önüne gelen herkes, her türlü "otu, çöpü, sapı, kökü" ilaç gibi öneriyor.

    Çoğunun iyi niyetle yapıldığından hiç kuşku duymadığım bu bilimsel onaydan uzak tavsiyeler bazen tehlikeli olabiliyor. Nerede, nasıl yapıldığı kaç kişi üzerinde uygulandığı bilimsel olup olmadığı belli olmayan ön görüler insanlara onaylanmış güvenli sağlık bilgileri gibi anlatılınca fayda yerine zarar veriyor.

    Biz de her yıl eskiden başımıza gelen olaylardan ders almadan yeni bir veya birkaç kötü örneği yaşamak zorunda kalıyoruz. Bu bazen zayıflama tozlarıyla hayatını kaybeden Kahramanmaraşlı dondurmacı Ahmet Bey, bazen zayıflatıcı yosun kapsülleriyle genç yaşta öbür dünyaya göç eden basın camiasından bir arkadaş bazen de genç bir yavrumuz olabiliyor.

    ÇAYLA, OTLA, ÇÖPLE KİLO VERİLMEZ! 

    Mesela son yıllarda zayıflamak ve forma girmek amacıyla içilen bitkisel çaylar, prostatı iyileştirmek amacıyla kullanılan sebze suları böbrek iltihaplanması veya adet düzensizliklerini önlemek amacıyla kullanılan bitki karışımlarına bağlı karaciğer hastalıklarına çok sık rastlanmaya başlandı.

    Karaciğer uzmanı doktor arkadaşlarımız (gastroenterologlar) infial içindeler. Söylediklerine göre bitkisel desteklerin veya ürünlerin yanlış kullanılmasına bağlı karaciğer hastalıklarında müthiş bir artış var. Bu ürünlerin içinde bulunan bazı toksik kimyasalların karaciğer hücrelerine ciddi zararlar verdiğini söylüyorlar. Özellikle zayıflama çayları olarak satılan ürünlerden çok şikáyetçiler.

    DOĞAL OLAN HER ŞEY ZARARSIZ DEĞİLDİR

    Doğal olan her şeyin yararlı olduğunu düşünmek yanlış bir yaklaşımdır. Doğada da birçok bitki zararlı veya zehirli kimyasallar içerebiliyor. Ayrıca düşük dozlarıyla faydalı olabilen bu bitkisel kimyasallar fazla miktarlarda ya da uzun sürelerle kullanıldıklarında zararlı olabiliyorlar. Bu nedenle bitkisel destekleri kullanırken de dikkatli olmakta onlara da ilaç muamelesi yapmakta fayda var.

    Tıbbi bitkileri bile doğru kullanmak beceri istiyor. Eğer dikkat edilmezse bu doğal mucizeler bile bazen zararlı toksik maddelere dönüşebiliyor. İster ekinezya, sarıkantoron, zerdeçal, ister ginseng, deve dikeni, meyan kökü, ısırgan kullanın, bilgisizlik her zaman sorun yaratabiliyor. Bitkisel bir tedavi önerisi ya da koruyucu mucizesi ile karşılaştığınızda biraz "mütereddit" ve "ihtiyatlı" yaklaşmakta fayda var.

    23 Aralık 2013 Pazartesi

    Bazı besinlerden ne kadar kıssanız da kilo veremiyor olabilirsiniz, ama bazı besinlerde yağ yakma özelliklerinden dolayı kilo kaybetmenize yardımcı oluyor.

    Vücuttan en zor atılan, kilo vermeyi en zorlaştıran şeyler yağlardır. Kendinize uymayan diyet programları yüzünden ya da yanlış yemekleri yediğiniz için yağ yakamıyor olabilirsiniz. Ama bunun da doğal bir çözümü var. Bazı yağ yakıcı besinler sayesinde vücudunuzdan bir türlü atamadığınız kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. İşte o besinler;

    Suyosunu: Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

    Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

    Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

    Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

    Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

    Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

    Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

    Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

    Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

    Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

    Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

    Yağ yakıcı besinlerle zayıflayın

    Konu Saati  10:39  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Bazı besinlerden ne kadar kıssanız da kilo veremiyor olabilirsiniz, ama bazı besinlerde yağ yakma özelliklerinden dolayı kilo kaybetmenize yardımcı oluyor.

    Vücuttan en zor atılan, kilo vermeyi en zorlaştıran şeyler yağlardır. Kendinize uymayan diyet programları yüzünden ya da yanlış yemekleri yediğiniz için yağ yakamıyor olabilirsiniz. Ama bunun da doğal bir çözümü var. Bazı yağ yakıcı besinler sayesinde vücudunuzdan bir türlü atamadığınız kilolarınızdan kurtulabilirsiniz. İşte o besinler;

    Suyosunu: Düşük kalorili suyosunu için adeta ilaç tanımlamasını yapmak kesinlikle yanlış değil: içindeki vitamin ve minerallerle tiroid bezlerinin çalışmasını düzene sokuyor, metabolizmayı hızlandırıyor ve tüketilen besinler kolay yakılmasına yardımcı oluyor.

    Ananas: Ananastaki bazı enzimler, balık ve kırmızı etteki proteinin daha kolay parçalanmasına yardımcı oluyor. Böylece protein, hücreler içinde daha kolay emilebiliyor, vücut bu proteinlerden daha fazla yarar sağlıyor. Ananas aynı zamanda vücudun enerjisini artırarak daha fazla yağ yakılmasını da sağlıyor.

    Elma: Elmanın sağlımıza pek çok faydası olduğunu artık herkes biliyor. Bu faydaların arasında özellikle bir tanesi kilo vermenize yardımcı olabilir. Hangisi mi? Tabii ki iştah kapatması. Elmadaki pektin sizi uzun süre tok tutar ve gereksiz atıştırmaları önler. Üstelik bir tanesi ile doymazsanız bir ikincisini yemekte hiç sakınca yok!

    Enginar: Enginarda bulunan “cynarin” isimli madde vücuttaki toksinlerin atımını kolaylaştırıyor. Karaciğerin dostu olarak bilinen bu sebze bol magnezyum içeriyor ve yağ yakımını hızlandırıyor. Ayrıca bağırsakların çalışmasını da düzene sokuyor.

    Fasulye: Yağ oranı düşük ve protein açısından zengin fasulyenin her türü, zayıflamak isteyenlerin listesinde mutlaka bulunmalı. Tok tuttuğu için atıştırmayı da önleyen fasulye, Kolesterolü düzenliyor, metabolizmayı hızlandırıyor, yağ yakımın kolaylaştırıyor. Tüm bu özelliklerin, nohut ve mercimekte de bulunduğunu hatırlatalım…

    Kırmızı acı biber: Bibere acı tadın veren “capsaicin” maddesi metabolizmayı hızlandırıyor, vücut ısısını artırıyor. Vücut yükselen ısıyı düşürmek için ekstra enerjiye ihtiyaç duyuyor ve böylece yağ yakımı kolaylaşıyor. Zerdeçal da, vücutta kırmızıbibere benzer etkiye sahip.

    Yabanmersini: C vitamini bombası yabanmersini aynı zamanda çok güçlü bir antioksidan. Ona koyu rengini veren madde serbest radikalleri yok ederek, toksinlerin dışarıya atılmasını kolaylaştırıyor. Yabanmersini yağ hücrelerinin çözülmesine de yardımcı oluyor.

    Rezene: Çok güçlü bir aromaya sahip bu bitkinin içindeki uçucu yağlar metabolizmayı hızlandırıyor, enzim oluşumunu artırıyor ve bu enzimler yağların vücutta depolanmasını önlüyor.

    Tavuk eti: Derisinden ayrılan beyaz tavuk eti protein açısından zengin, yağ açısından ise son derece fakirdir. Tavuğun yanı sıra piliç, deve kuşu ve hindi eti de aynı özelliğe sahip. Ayrıca bu gıdalar zengin birer protein kaynağı olarak cildin yağ dokusunu güçlendirirler.

    Salatalık: Hemen hemen hiç kalori içermeyen salatalık, potasyum, kalsiyum ve demir açısından çok zengin. Selülitlere karşı kullanabileceğiniz bu gizli silah, vücudun su ihtiyacını karşılamaya da yardımcı.

    Zencefil: Zencefil de, içerdiği yağlarla, tıpkı kırmızı acı biber gibi kalori yakımını hızlandırır. Aynı zamanda midenin yeterli derecede enzim salgılamasına yardım ederek sindirimi kolaylaştırır.

    2 Aralık 2013 Pazartesi

    Tüm kadınların ortak derdi olan doğum sonrası vücutta oluşan değişiklikler hakkındaki sorularınızın cevapları burada!

    Hamilelik döneminde oluşan ve doğum sonrasında kendi önemli ölçüde kendini gösteren vücut deformasyonları sorunlarını çözmek hayal değil. Doğum sonrası yapılacak estetetik operasyonlarla bu sorunlardan tamamen kurtulmak mümkün. Peki çiçeği burnunda anneler vücutlarında meydana gelen bu deformasyonlar karşısında ne yapmalı ve kimlere başvurmalı? Bu konuyu Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Fındık’a sorduk.

    Hamilelik döneminde ve doğum sonrası dönemde yaşanan deformasyonlar nelerdir?

    Deride çatlaklar
    Yüzde lekeler
    Vücut şeklinin bozulması
    Karın bölgesinde göbekli görüntü ve sarkıklık
    Meme boyutu-diriliği ve dikliğinin değişmesi
    Özellikle normal doğum yapanlarda vajen genişlemesi  ve vajen dudaklarında sarkıklık oluştuğundan genital bölge estetiği de sık yapılan operasyonlardandır.

    Doğum sonrası dönemde sık olarak yapılan estetik operasyonları nelerdir?
    Hamilelik ve emzirme sırasında oluşan kilo farklılıkları ve hormon değişiklikleri sonrası  kadınlarda pek çok psikolojık ve bedensel değişiklikler oluşur. İstenmeyen bu deformasyonlardan onları kurtarmak için ise artık pek çok yöntem var. Meme operasyonlarından, bel bölgesi operasyonlarına kadar tepeden tırnağa onları istedikleri kusursuz ve doğal görüntüye kavuşturmak mümkün.

    Yüz bölgesindeki lekeler ve vücuttaki çatlaklara yönelik neler yapılabiliyor?
    Doğum sonrası lekelere yönelik olarak lazer uygulamalarıyla gerçekleşen cilt soyma prosedürleri uygulanmaktadır. Çatlaklara yönelik olarak ise yine cihaz uygulamalarıyla birlikte uygulanan  kollojen oluşumunu hızlandıran solüsyonların kullanımıyla başarılı sonuçlar alınmaktadır

    Ne tür meme operasyonları uygulanıyor?
    Genel olarak meme dikleştirme ve toparlama operasyonu yapılmaktadır çünkü en sık görülen değişiklik memenin içinin boşalmasıyla birlikte sarkmasıdır. Bunun dışında beden yapısına göre memenin boyutu küçük ise eş zamanlı büyütme işlemi gerçekleştirilebilir.

    Karın bölgesi estetiği nasıl yapılıyor?
    Karın bölgesindeki çatlaklı ve sarkık deri çıkarılırken, doğum  nedeniyle bozulmuş olan karın kasları da içten bir korse gibi onarılarak göbekli görüntü giderilir. Eğer kilolu ise eş zamanlı olarak karın ve bel bölgesine liposuction (yağ alma) uygulanarak güzel bir vücut hattı elde edilebilir.

    Genital Bölge estetiğinin amacı nedir?
    Doğum sonrası vajen genişlemesi oluştuğu takdirde cinsel haz duyusunda bir azalma söz konusu olmaktadır. Bu hem kadının hem de erkeğin cinsellikten almış oldukları doyumu azaltmaktadır çünkü haz duyusunu oluşturan ana nedenlerden biri temas yüzeylerinin tam ve sıkı olmasıdır. Vajen daraltma operasyonu da işte tam bu sorunu çözerek sağlıklı bir cinsel hayatın devamını sağlamaktadır. Bazı kadınlarda ve hatta genç kızlarda vajen çevresinde bulunan ve labium denilen vajen dudakları biçimsiz ve sarkık olabilmektedir. Bazı kadınlarda ise bu dudaklar çok büyük veya aşırı küçük olabilmektedirler. Bu çok büyük oranda görünüş olarak kendilerini rahatsız etmekte ve utanma duygusu oluşturmaktadır (iç çamaşırlarında çıkıntı gibi görünmesi vb). Bu sıkıntılar da labium estetiği ile çözülmektedir.

    Vücut şeklini daha güzel göstermeye yönelik olarak  en temel operasyon nedir?
    Hormonal ve kilo artışına bağlı olarak vücutta olan değişikliklere yönelik en güzel yöntem liposuction – lipoliz işlemidir. Böylelikle orantısız yağ birikimleri sonrası oluşan şekilsizlikler( iri basen-düz bel-geniş ve basık popo-eğri bacak vb) kolaylıkla giderilebilir.

    Çatlak tedavisi nedir? Nasıl yapılıyor? 
    Vücuttaki çatlaklar sıklıkla doğum sonrası ve kilo alıp vermeler sonucunda  gerginliklere bağlı olarak oluşurlar. Asıl mekanizma cildin ince olan üst tabakasının kalın olan alt tabakasından ayrılmasıdır. Bunun sonucunda hem istenmeyen görüntü hem de  beraberinde  cildin elastikiyetinde azalma olmaktadır. Tedavisinde güncel olarak, ciltte mikro kanallar açarak içerisinde büyüme faktörleri olan karışımların  uygulanması oldukça etkindir. Mikrokanalların açılmasında üzerinde yüzlerce mikro iğne bulunan silindir şeklinde  kişiye özel bir alet kullanılmaktadır. Böylece çatlak olan alanlarda  cildin derin tabakasına ulaşacak şekilde yüzlerce kanallar açılmaktadır. Bu tedavinin en önemli özelliği cildin sadece yüzeyel tabakasına değil derin tabakasına da özellikli karışımların ulaşabilmesidir. Böylece kollajen yapımı uyarılarak cildin hem  elastikiyetinin artması hem de çatlak görüntüsünün azalması sağlanmış olur. Bu şekilde çatlağın oluşma mekanizmasına uygun olarak tedavide hem yüzeyel hem de derin cilt tabakalarına uygulanan tedavi her zaman daha olumlu sonuçlar doğurmaktadır.

    Doğum sonrası dönemde güzellik sırları

    Konu Saati  23:11  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Tüm kadınların ortak derdi olan doğum sonrası vücutta oluşan değişiklikler hakkındaki sorularınızın cevapları burada!

    Hamilelik döneminde oluşan ve doğum sonrasında kendi önemli ölçüde kendini gösteren vücut deformasyonları sorunlarını çözmek hayal değil. Doğum sonrası yapılacak estetetik operasyonlarla bu sorunlardan tamamen kurtulmak mümkün. Peki çiçeği burnunda anneler vücutlarında meydana gelen bu deformasyonlar karşısında ne yapmalı ve kimlere başvurmalı? Bu konuyu Estetik, Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Hasan Fındık’a sorduk.

    Hamilelik döneminde ve doğum sonrası dönemde yaşanan deformasyonlar nelerdir?

    Deride çatlaklar
    Yüzde lekeler
    Vücut şeklinin bozulması
    Karın bölgesinde göbekli görüntü ve sarkıklık
    Meme boyutu-diriliği ve dikliğinin değişmesi
    Özellikle normal doğum yapanlarda vajen genişlemesi  ve vajen dudaklarında sarkıklık oluştuğundan genital bölge estetiği de sık yapılan operasyonlardandır.

    Doğum sonrası dönemde sık olarak yapılan estetik operasyonları nelerdir?
    Hamilelik ve emzirme sırasında oluşan kilo farklılıkları ve hormon değişiklikleri sonrası  kadınlarda pek çok psikolojık ve bedensel değişiklikler oluşur. İstenmeyen bu deformasyonlardan onları kurtarmak için ise artık pek çok yöntem var. Meme operasyonlarından, bel bölgesi operasyonlarına kadar tepeden tırnağa onları istedikleri kusursuz ve doğal görüntüye kavuşturmak mümkün.

    Yüz bölgesindeki lekeler ve vücuttaki çatlaklara yönelik neler yapılabiliyor?
    Doğum sonrası lekelere yönelik olarak lazer uygulamalarıyla gerçekleşen cilt soyma prosedürleri uygulanmaktadır. Çatlaklara yönelik olarak ise yine cihaz uygulamalarıyla birlikte uygulanan  kollojen oluşumunu hızlandıran solüsyonların kullanımıyla başarılı sonuçlar alınmaktadır

    Ne tür meme operasyonları uygulanıyor?
    Genel olarak meme dikleştirme ve toparlama operasyonu yapılmaktadır çünkü en sık görülen değişiklik memenin içinin boşalmasıyla birlikte sarkmasıdır. Bunun dışında beden yapısına göre memenin boyutu küçük ise eş zamanlı büyütme işlemi gerçekleştirilebilir.

    Karın bölgesi estetiği nasıl yapılıyor?
    Karın bölgesindeki çatlaklı ve sarkık deri çıkarılırken, doğum  nedeniyle bozulmuş olan karın kasları da içten bir korse gibi onarılarak göbekli görüntü giderilir. Eğer kilolu ise eş zamanlı olarak karın ve bel bölgesine liposuction (yağ alma) uygulanarak güzel bir vücut hattı elde edilebilir.

    Genital Bölge estetiğinin amacı nedir?
    Doğum sonrası vajen genişlemesi oluştuğu takdirde cinsel haz duyusunda bir azalma söz konusu olmaktadır. Bu hem kadının hem de erkeğin cinsellikten almış oldukları doyumu azaltmaktadır çünkü haz duyusunu oluşturan ana nedenlerden biri temas yüzeylerinin tam ve sıkı olmasıdır. Vajen daraltma operasyonu da işte tam bu sorunu çözerek sağlıklı bir cinsel hayatın devamını sağlamaktadır. Bazı kadınlarda ve hatta genç kızlarda vajen çevresinde bulunan ve labium denilen vajen dudakları biçimsiz ve sarkık olabilmektedir. Bazı kadınlarda ise bu dudaklar çok büyük veya aşırı küçük olabilmektedirler. Bu çok büyük oranda görünüş olarak kendilerini rahatsız etmekte ve utanma duygusu oluşturmaktadır (iç çamaşırlarında çıkıntı gibi görünmesi vb). Bu sıkıntılar da labium estetiği ile çözülmektedir.

    Vücut şeklini daha güzel göstermeye yönelik olarak  en temel operasyon nedir?
    Hormonal ve kilo artışına bağlı olarak vücutta olan değişikliklere yönelik en güzel yöntem liposuction – lipoliz işlemidir. Böylelikle orantısız yağ birikimleri sonrası oluşan şekilsizlikler( iri basen-düz bel-geniş ve basık popo-eğri bacak vb) kolaylıkla giderilebilir.

    Çatlak tedavisi nedir? Nasıl yapılıyor? 
    Vücuttaki çatlaklar sıklıkla doğum sonrası ve kilo alıp vermeler sonucunda  gerginliklere bağlı olarak oluşurlar. Asıl mekanizma cildin ince olan üst tabakasının kalın olan alt tabakasından ayrılmasıdır. Bunun sonucunda hem istenmeyen görüntü hem de  beraberinde  cildin elastikiyetinde azalma olmaktadır. Tedavisinde güncel olarak, ciltte mikro kanallar açarak içerisinde büyüme faktörleri olan karışımların  uygulanması oldukça etkindir. Mikrokanalların açılmasında üzerinde yüzlerce mikro iğne bulunan silindir şeklinde  kişiye özel bir alet kullanılmaktadır. Böylece çatlak olan alanlarda  cildin derin tabakasına ulaşacak şekilde yüzlerce kanallar açılmaktadır. Bu tedavinin en önemli özelliği cildin sadece yüzeyel tabakasına değil derin tabakasına da özellikli karışımların ulaşabilmesidir. Böylece kollajen yapımı uyarılarak cildin hem  elastikiyetinin artması hem de çatlak görüntüsünün azalması sağlanmış olur. Bu şekilde çatlağın oluşma mekanizmasına uygun olarak tedavide hem yüzeyel hem de derin cilt tabakalarına uygulanan tedavi her zaman daha olumlu sonuçlar doğurmaktadır.

    13 Kasım 2013 Çarşamba

    Çağımızın en büyük problemlerinden biri olan obezite çeşitli diyetler, egzersiz programları, ilaçlar ve doğal yöntemlerle engellenmeye çalışılsa da bu sorunla mücadele edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Peki, neden kilomuzu kontrol etmemiz bu kadar zor? 

    Suçlu, tüketicileri yeni ürünlerle kışkırtan firmalar mı, bitmek bilmeyen iştahımız mı, yoksa beynimiz mi? Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzman Nörolog Dr. Mehmet Yavuz obezitenin nedenlerini ve kontrol yöntemlerini anlatıyor…

    Yeterli gıda alındığında doygunluk hissiyle beynin yemek konusunda ‘dur’ demesi gerekirken obezlerde beyin-mide dengesi kontrolden çıkar ve beyin açlık hissini durdurmaz. Özellikle öğün aralarının uzun tutulması halinde aç kalma refleksiyle daha çok yemek yendiğini belirten Dr. Mehmet Yavuz, bu durumda kişinin doyduğunu fark edemeyerek obeziteye davetiye çıkardığını vurguladı.

    Yeme Kontrolü Bu İki Hormona Bağlı…

    Beynin, hipotalamus ile sindirim sistemi arasında acıkmayı ve doymayı belirleyen hormonsal mekanizmalardan en önemlileri leptin ve grelin hormonlarıdır. Leptin hormonu, organizma günlük aktivitelerini yerine getirecek kadar gıda aldığında devreye girerek doygunluk hissi uyandırır. Böylece dışarıdan gıda alımı durur. Grelin hormonu ise leptinin aksine açlık hissi uyandırır. Dolayısıyla bu iki hormon birbirlerine karşı zıt etkiler gösterir. Obezlerde leptin aktivasyonu azalmış, grelin salınımı artmış ya da her ikisi de değişmiş olabilir.

    İlaç Kullanımı Obeziteyi Tetikliyor

    Hipotalamustan yeterli leptin salgılanmadığı ya da aşırı grelin salgılandığında obezitenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, bazı ilaçların ve özellikle de antidepresanların leptin-grelin dengesini bozarak kilo alımına neden olduğunu hatırlattı. Son yıllarda bilim adamları leptin aktivasyonunu artırarak tokluk hissi uyandıracak ve böylelikle şişmanlığı tedavi edecek ilaçlar üzerinde çalışıyor ancak bu konuda etkin bir ilaç henüz geliştirilemedi.

    Bir diğer görüşe göre de leptin aynı zamanda yağ dokusundan da salgılanmakta ve hipotalamusu etkilemektedir. Kanda düzensiz beslenme nedeniyle yağ oranı arttığında tokluk hissi uyandıran bu hormon beyne ulaşamaz, hipotalamustan salgılanan miktar yetersiz kalır ve şişmanlık kaçınılmaz hale gelir. 

    Hafif Yiyecekler Atıştırın ve 15 Dakika Ara Verin

    Leptin hormonunun yemeye başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra harekete geçtiğini belirten Dr. Yavuz, leptin salgılanıp beyinde tokluk hissi uyandırıncaya kadar kilo yapacak derecede yemek yenmiş olabileceğini, hızlı yemenin bu açıdan sakıncalı olduğunu vurguladı. Kilo problemi olanlara atıştırdıktan sonra en az 15–20 dakika beklemelerini tavsiye eden Yavuz, bu yöntemle az yiyerek daha çabuk tokluk hissedileceğini hatırlattı.

    Tiroit ve İnsülin Direnci de Önemli Faktörlerden…

    Tiroit hormonları, metabolizma aktivitesini düzenleyen hormonlardır ve az salgılandığında metabolizma yavaşlar. Bu durumda kalori harcanma düzeyi düşeceği için alınan gıdalar yakılamayıp depolanmaya başlar. Ve sonuç yine aşırı kilo alımıdır.
    İnsülin direncinin de kilo alınımını etkileyen önemli bir faktör olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, insülinin kan şekerini parçalayan ve enerjiye dönüştüren bir hormon olduğunu belirtiyor. Ancak bazı durumlarda kas, karaciğer ve yağ dokusu insüline karşı direnç geliştirir. Bu nedenle insülin kan şekerini parçalayamaz, kanda şeker oranı yükselmeye ve vücut gereğinden fazla kalori maddesi üretmeye başlar. Bu yükselme dışarıdan vücuda giren kalorilerle birleşince ihtiyaç fazlası kan şekeri yağa dönüştürülerek depolanır. Sonuç yine obeziteye çıkar ki zaten şeker hastalarının yüzde 80’i obezite problemiyle mücadele etmektedir.

    Yaşlandıkça Kilo Alma Riski Artar

    Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. Metabolizma yavaşladığı halde dışarıdan alınan gıda miktarı eskisi gibi olursa bir süre sonra ihtiyaç fazlası kaloriler vücutta depolanmaya başlar. Bu nedenle kişiler yemek disiplinleri değişmediği halde yıllar süresince artan bir grafikle kilo almalarına bir anlam veremezler. Dr. Yavuz, yaş ilerledikçe kontrolsüz kilo alımını engellemek için yemek alışkanlığını disiplinize etmeyi ve düzenli egzersizi öneriyor.

    Kadınlar Daha Çabuk Kilo Alıyor

    Kadınların daha kolay kilo alıp zor zayıfladığını hatırlatan Dr. Yavuz, erkeklerin bu konuda metabolizmaları daha hızlı çalıştığı için şanslı olduğunu belirtti. Kadınların küçük de olsa aylık kilo alımına dikkat etmesi gerektiğini belirten Yavuz, obezitenin sinsi bir hastalık olduğunu ve vücuda yerleştikten sonra mücadelenin zorlaştığını vurguladı.

    Obezite Cinsel Hayatı da Vuruyor!

    Obezite, birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi, erkeklik hormonunun azalmasına da neden olur. Şişmanlık nedeniyle yağlar arttıkça testosteron miktarı azalır, cinsel istek ve performans düşer. Kadınlarda ise karın içi yağlar androjen algısını artırdığı için menopoz öncesinde kıllanma gibi sorunlar baş gösterir.

    Yağlanma Erkeklerde Göbekte, Kadınlarda Kalçada Görülüyor

    Yağlanma en çok erkeklerde göbek ve karın bölgesinde, bayanlarda ise kalça ve basen bölgesinde görülür. Bu yüzden bayanlar kilo verdiklerinde eski hallerine dönebilirken erkekler kilo verseler bile karın bölgesinde sarkmalar oluşur.

    Polikistik Over Sendromu ve Obezite Bağlantılı mı?

    Polikistik over sendromu, nedeni tam olarak bilinemeyen bir yumurtlama bozukluğudur. Obezite mi polikistik over nedeni yoksa bu sendrom mu obezite yapıyor, bu konu henüz netlik kazanmadı ama kesin olan bir şey var ki, bunlar birbirini tetikleyen durumlardır. Ancak obez olup zayıflayan kadınlarda polikistik over tablosunun düzelmesi, obezitenin bu hastalığa neden olduğu görüşünü destekliyor.

    Obezite Kanseri de Tetikliyor…

    Erkeklerde kanser nedeniyle ölümlerin yüzde 14'ünden, kadınlarda ise yüzde 20'sinden obezitenin sorumlu olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, obezitenin savunma sistemini çökerterek kanser oluşumunu hızlandırdığının altını çizdi. 
    ABD’de her yıl 300 bin kişi obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu oran, sigaranın oluşturduğu hastalıklar ve kanserden kaynaklanan ölümlerden bile daha yüksek bir rakam. Bu durumun en kötü yanıysa her geçen yıl obez sayısının artması. Eğer tedbir alınmazsa 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının obez olacağını hatırlatan Dr. Yavuz, bilinçli beslenme ve düzenli egzersizin obeziteyle mücadelede en etkin yöntem olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

    Şişmanlık Beyinde Başlar!

    Konu Saati  01:21  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Çağımızın en büyük problemlerinden biri olan obezite çeşitli diyetler, egzersiz programları, ilaçlar ve doğal yöntemlerle engellenmeye çalışılsa da bu sorunla mücadele edenlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Peki, neden kilomuzu kontrol etmemiz bu kadar zor? 

    Suçlu, tüketicileri yeni ürünlerle kışkırtan firmalar mı, bitmek bilmeyen iştahımız mı, yoksa beynimiz mi? Reem Nöropsikiyatri Merkezi’nden Uzman Nörolog Dr. Mehmet Yavuz obezitenin nedenlerini ve kontrol yöntemlerini anlatıyor…

    Yeterli gıda alındığında doygunluk hissiyle beynin yemek konusunda ‘dur’ demesi gerekirken obezlerde beyin-mide dengesi kontrolden çıkar ve beyin açlık hissini durdurmaz. Özellikle öğün aralarının uzun tutulması halinde aç kalma refleksiyle daha çok yemek yendiğini belirten Dr. Mehmet Yavuz, bu durumda kişinin doyduğunu fark edemeyerek obeziteye davetiye çıkardığını vurguladı.

    Yeme Kontrolü Bu İki Hormona Bağlı…

    Beynin, hipotalamus ile sindirim sistemi arasında acıkmayı ve doymayı belirleyen hormonsal mekanizmalardan en önemlileri leptin ve grelin hormonlarıdır. Leptin hormonu, organizma günlük aktivitelerini yerine getirecek kadar gıda aldığında devreye girerek doygunluk hissi uyandırır. Böylece dışarıdan gıda alımı durur. Grelin hormonu ise leptinin aksine açlık hissi uyandırır. Dolayısıyla bu iki hormon birbirlerine karşı zıt etkiler gösterir. Obezlerde leptin aktivasyonu azalmış, grelin salınımı artmış ya da her ikisi de değişmiş olabilir.

    İlaç Kullanımı Obeziteyi Tetikliyor

    Hipotalamustan yeterli leptin salgılanmadığı ya da aşırı grelin salgılandığında obezitenin kaçınılmaz olduğunu vurgulayan Dr. Yavuz, bazı ilaçların ve özellikle de antidepresanların leptin-grelin dengesini bozarak kilo alımına neden olduğunu hatırlattı. Son yıllarda bilim adamları leptin aktivasyonunu artırarak tokluk hissi uyandıracak ve böylelikle şişmanlığı tedavi edecek ilaçlar üzerinde çalışıyor ancak bu konuda etkin bir ilaç henüz geliştirilemedi.

    Bir diğer görüşe göre de leptin aynı zamanda yağ dokusundan da salgılanmakta ve hipotalamusu etkilemektedir. Kanda düzensiz beslenme nedeniyle yağ oranı arttığında tokluk hissi uyandıran bu hormon beyne ulaşamaz, hipotalamustan salgılanan miktar yetersiz kalır ve şişmanlık kaçınılmaz hale gelir. 

    Hafif Yiyecekler Atıştırın ve 15 Dakika Ara Verin

    Leptin hormonunun yemeye başladıktan yaklaşık 20 dakika sonra harekete geçtiğini belirten Dr. Yavuz, leptin salgılanıp beyinde tokluk hissi uyandırıncaya kadar kilo yapacak derecede yemek yenmiş olabileceğini, hızlı yemenin bu açıdan sakıncalı olduğunu vurguladı. Kilo problemi olanlara atıştırdıktan sonra en az 15–20 dakika beklemelerini tavsiye eden Yavuz, bu yöntemle az yiyerek daha çabuk tokluk hissedileceğini hatırlattı.

    Tiroit ve İnsülin Direnci de Önemli Faktörlerden…

    Tiroit hormonları, metabolizma aktivitesini düzenleyen hormonlardır ve az salgılandığında metabolizma yavaşlar. Bu durumda kalori harcanma düzeyi düşeceği için alınan gıdalar yakılamayıp depolanmaya başlar. Ve sonuç yine aşırı kilo alımıdır.
    İnsülin direncinin de kilo alınımını etkileyen önemli bir faktör olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, insülinin kan şekerini parçalayan ve enerjiye dönüştüren bir hormon olduğunu belirtiyor. Ancak bazı durumlarda kas, karaciğer ve yağ dokusu insüline karşı direnç geliştirir. Bu nedenle insülin kan şekerini parçalayamaz, kanda şeker oranı yükselmeye ve vücut gereğinden fazla kalori maddesi üretmeye başlar. Bu yükselme dışarıdan vücuda giren kalorilerle birleşince ihtiyaç fazlası kan şekeri yağa dönüştürülerek depolanır. Sonuç yine obeziteye çıkar ki zaten şeker hastalarının yüzde 80’i obezite problemiyle mücadele etmektedir.

    Yaşlandıkça Kilo Alma Riski Artar

    Yaş ilerledikçe metabolizma yavaşlar. Metabolizma yavaşladığı halde dışarıdan alınan gıda miktarı eskisi gibi olursa bir süre sonra ihtiyaç fazlası kaloriler vücutta depolanmaya başlar. Bu nedenle kişiler yemek disiplinleri değişmediği halde yıllar süresince artan bir grafikle kilo almalarına bir anlam veremezler. Dr. Yavuz, yaş ilerledikçe kontrolsüz kilo alımını engellemek için yemek alışkanlığını disiplinize etmeyi ve düzenli egzersizi öneriyor.

    Kadınlar Daha Çabuk Kilo Alıyor

    Kadınların daha kolay kilo alıp zor zayıfladığını hatırlatan Dr. Yavuz, erkeklerin bu konuda metabolizmaları daha hızlı çalıştığı için şanslı olduğunu belirtti. Kadınların küçük de olsa aylık kilo alımına dikkat etmesi gerektiğini belirten Yavuz, obezitenin sinsi bir hastalık olduğunu ve vücuda yerleştikten sonra mücadelenin zorlaştığını vurguladı.

    Obezite Cinsel Hayatı da Vuruyor!

    Obezite, birçok hastalığa davetiye çıkardığı gibi, erkeklik hormonunun azalmasına da neden olur. Şişmanlık nedeniyle yağlar arttıkça testosteron miktarı azalır, cinsel istek ve performans düşer. Kadınlarda ise karın içi yağlar androjen algısını artırdığı için menopoz öncesinde kıllanma gibi sorunlar baş gösterir.

    Yağlanma Erkeklerde Göbekte, Kadınlarda Kalçada Görülüyor

    Yağlanma en çok erkeklerde göbek ve karın bölgesinde, bayanlarda ise kalça ve basen bölgesinde görülür. Bu yüzden bayanlar kilo verdiklerinde eski hallerine dönebilirken erkekler kilo verseler bile karın bölgesinde sarkmalar oluşur.

    Polikistik Over Sendromu ve Obezite Bağlantılı mı?

    Polikistik over sendromu, nedeni tam olarak bilinemeyen bir yumurtlama bozukluğudur. Obezite mi polikistik over nedeni yoksa bu sendrom mu obezite yapıyor, bu konu henüz netlik kazanmadı ama kesin olan bir şey var ki, bunlar birbirini tetikleyen durumlardır. Ancak obez olup zayıflayan kadınlarda polikistik over tablosunun düzelmesi, obezitenin bu hastalığa neden olduğu görüşünü destekliyor.

    Obezite Kanseri de Tetikliyor…

    Erkeklerde kanser nedeniyle ölümlerin yüzde 14'ünden, kadınlarda ise yüzde 20'sinden obezitenin sorumlu olduğunu hatırlatan Dr. Yavuz, obezitenin savunma sistemini çökerterek kanser oluşumunu hızlandırdığının altını çizdi. 
    ABD’de her yıl 300 bin kişi obezite nedeniyle hayatını kaybediyor. Bu oran, sigaranın oluşturduğu hastalıklar ve kanserden kaynaklanan ölümlerden bile daha yüksek bir rakam. Bu durumun en kötü yanıysa her geçen yıl obez sayısının artması. Eğer tedbir alınmazsa 2050 yılında dünya nüfusunun yarısından fazlasının obez olacağını hatırlatan Dr. Yavuz, bilinçli beslenme ve düzenli egzersizin obeziteyle mücadelede en etkin yöntem olduğunu belirterek sözlerini tamamladı.

    6 Kasım 2013 Çarşamba

    Küçük farklar, sabır gösterirseniz büyük farklar yapabilir. İşte zayıflamayı kolaylaştıracak birkaç öneri…

    Diyet yapma fikri birçok insanda zorluk duygusunu çağrıştırıyor. Hayatı zorlaştırarak diyet yapmak ise sağlığa zarar veriyor. Eğer her gün bir diyet listesine bağımlı olmak sizde sıkıntı yaratıyorsa, aşağıdaki önerileri deneyebilirsiniz.

    Küçük farklar, sabır gösterirseniz büyük farklar yaratabilir. İşte zayıflamayı kolaylaştıracak birkaç öneri…

    Porsiyonları küçültün:
     Kendinize yasaklar koymak yerine her şeyden küçük miktarlarda tüketin. Böylece mahrumiyet duygusu gelişmez ve bu alışkanlığınızın tamamen değişmesi için de daha sabırlı olabilirsiniz.

    Çay ve kahveyi şekersiz için:
    Her gün beş kesme şeker kullandığınız düşünerek bir hesap yaparsak ortaya nasıl bir tabla çıktığına bir göz atın! Günde 5 şeker x 20 = 100 kalori enerji veriyor. Her gün sadece 100 kaloriden vazgeçerek ayda 3000 kalori yılda 36 bin 500 kalori tasarruf eder, yıl sonunda 5 kg. zayıflarsınız. Tabii bunun farklı bir açılımı daha var. Her gün beş kesme şeker size yılsonunda 5 kg. yağ olarak da dönebilir.

    Salatanın yağına dikkat:
    Bir tatlı kaşığı zeytinyağı yeterli. Bundan fazlası 50 kalori demektir. Salatanızda zeytinyağı miktarını azaltmak için içinde sirke ve baharat bulunan soslar yaratabilirsiniz, bu soslara biraz hardal ya da yoğurt ekleyebilirsiniz.

    Haftada bir, iki kez kuru baklagil tüketin:
    Mercimek, nohut ve kuru fasulyeyi ihmal etmeyin. Haşlayıp salatalarınıza katabilir, çorbasını yapabilirsiniz. Böylece bitkisel protein kaynağı ve lif açısından daha zengin beslenmiş olacaksınız. Lifler kansere karşı koruyucu olduğu gibi bağırsak hareketlerinin düzeni ve yok tutma açısından da çok önemlidir.

    Doymuş yağ tüketimini azaltın:
    Hayvansal besinlerin; süt, yoğurt, peynir ve et gibi, yağsız olanlarını tercih edin. Daha az yağ ve kolesterol almış olursunuz günlük kalori alımınızda otomatik olarak azalmış olur.

    Alkol tüketimini sınırlandırın:
    Alkol seviyorsanız tercihiniz şarap olsun. Rakı, votka ve viski yüzde 45, 50 oranında alkol içerirken, şarapta bu oran yüzde 12 ila 15 arasındadır. 1 gr yağ 9 kalori içerir. 1 gr alkol ise 7 kalori, unutmayın.

    Her sabah benzer kahvaltı yapmayın:
    Bazı günler yeme biçiminizi değiştirin. Tek yönlü beslenmeyerek farklı tatları deneyin. Bazen meyve ve yoğurt bazen peynir ekmek bazen yulaf ve süt bazen de yumurta ve ekmek gibi.

    Haftada bir, iki gün yumurta yiyin:
    Bir yumurta sarısı ile üç yumurta beyazını karıştırın. Böylece daha az yağ ve kolesterol daha çok protein ve kalsiyum alırsınız. e Fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırın: Özellikle gece daha fazla acıkıyor ve kontrol edemiyorsanız bunun sebebi duygusal boşluklar olabilir biraz daha fazla gözlemci olmaya çalışın ihtiyaç duyarsanız mutlaka bir psikolog ile çalışmaya başlayın.

    Alternatifli beslenin:
    Hiçbir besin tek başına mucizevi bir özelliğe sahip ve hiçbir besin tek başına suçlu değildir. Hedefiniz hep ölçülü beslenmek olsun. Dengeli beslenme tüm dünya otoriteleri tarafından hala en geçerli yöntem mucizeler aramayın kilo kaybederken sağlığınızı kaybedebilirisiniz.

    Kalori saymayın, dengeli beslenin:
     Her öğün, beş temel besin grubundaki yiyecekleri birlikte tüketin. Bu şekilde beslenme, besin öğeleri arasında dengeyi sağlarsınız. Besin gruplarını ilk sayfalarda inceleyebilirsiniz

    Etiketleri inceleyin:
     Doğru besini ararken, mutlaka etiketlerini de okuyun. Besinlerin kalori, yağ ve tuz değerlerini, son kullanma tarihlerini inceleyin.

    Yaşam biçiminizi ve düşünce şeklinizi yenileyin:
    Dengeli beslenme ve iyi yaşamı hayatınızın bir parçası haline getirin ve etrafınıza da bunu anlatın.

    ‘Ya hep ya hiç’ demeyin:
    Diyetiniz bazı günler veya öğünler bozulabilir. Sakın; ‘Battı balık yan gider’ demeyin.

    İşte zayıflamayı kolaylaştıran öneriler...

    Konu Saati  11:52  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Küçük farklar, sabır gösterirseniz büyük farklar yapabilir. İşte zayıflamayı kolaylaştıracak birkaç öneri…

    Diyet yapma fikri birçok insanda zorluk duygusunu çağrıştırıyor. Hayatı zorlaştırarak diyet yapmak ise sağlığa zarar veriyor. Eğer her gün bir diyet listesine bağımlı olmak sizde sıkıntı yaratıyorsa, aşağıdaki önerileri deneyebilirsiniz.

    Küçük farklar, sabır gösterirseniz büyük farklar yaratabilir. İşte zayıflamayı kolaylaştıracak birkaç öneri…

    Porsiyonları küçültün:
     Kendinize yasaklar koymak yerine her şeyden küçük miktarlarda tüketin. Böylece mahrumiyet duygusu gelişmez ve bu alışkanlığınızın tamamen değişmesi için de daha sabırlı olabilirsiniz.

    Çay ve kahveyi şekersiz için:
    Her gün beş kesme şeker kullandığınız düşünerek bir hesap yaparsak ortaya nasıl bir tabla çıktığına bir göz atın! Günde 5 şeker x 20 = 100 kalori enerji veriyor. Her gün sadece 100 kaloriden vazgeçerek ayda 3000 kalori yılda 36 bin 500 kalori tasarruf eder, yıl sonunda 5 kg. zayıflarsınız. Tabii bunun farklı bir açılımı daha var. Her gün beş kesme şeker size yılsonunda 5 kg. yağ olarak da dönebilir.

    Salatanın yağına dikkat:
    Bir tatlı kaşığı zeytinyağı yeterli. Bundan fazlası 50 kalori demektir. Salatanızda zeytinyağı miktarını azaltmak için içinde sirke ve baharat bulunan soslar yaratabilirsiniz, bu soslara biraz hardal ya da yoğurt ekleyebilirsiniz.

    Haftada bir, iki kez kuru baklagil tüketin:
    Mercimek, nohut ve kuru fasulyeyi ihmal etmeyin. Haşlayıp salatalarınıza katabilir, çorbasını yapabilirsiniz. Böylece bitkisel protein kaynağı ve lif açısından daha zengin beslenmiş olacaksınız. Lifler kansere karşı koruyucu olduğu gibi bağırsak hareketlerinin düzeni ve yok tutma açısından da çok önemlidir.

    Doymuş yağ tüketimini azaltın:
    Hayvansal besinlerin; süt, yoğurt, peynir ve et gibi, yağsız olanlarını tercih edin. Daha az yağ ve kolesterol almış olursunuz günlük kalori alımınızda otomatik olarak azalmış olur.

    Alkol tüketimini sınırlandırın:
    Alkol seviyorsanız tercihiniz şarap olsun. Rakı, votka ve viski yüzde 45, 50 oranında alkol içerirken, şarapta bu oran yüzde 12 ila 15 arasındadır. 1 gr yağ 9 kalori içerir. 1 gr alkol ise 7 kalori, unutmayın.

    Her sabah benzer kahvaltı yapmayın:
    Bazı günler yeme biçiminizi değiştirin. Tek yönlü beslenmeyerek farklı tatları deneyin. Bazen meyve ve yoğurt bazen peynir ekmek bazen yulaf ve süt bazen de yumurta ve ekmek gibi.

    Haftada bir, iki gün yumurta yiyin:
    Bir yumurta sarısı ile üç yumurta beyazını karıştırın. Böylece daha az yağ ve kolesterol daha çok protein ve kalsiyum alırsınız. e Fiziksel açlık ile duygusal açlığı ayırın: Özellikle gece daha fazla acıkıyor ve kontrol edemiyorsanız bunun sebebi duygusal boşluklar olabilir biraz daha fazla gözlemci olmaya çalışın ihtiyaç duyarsanız mutlaka bir psikolog ile çalışmaya başlayın.

    Alternatifli beslenin:
    Hiçbir besin tek başına mucizevi bir özelliğe sahip ve hiçbir besin tek başına suçlu değildir. Hedefiniz hep ölçülü beslenmek olsun. Dengeli beslenme tüm dünya otoriteleri tarafından hala en geçerli yöntem mucizeler aramayın kilo kaybederken sağlığınızı kaybedebilirisiniz.

    Kalori saymayın, dengeli beslenin:
     Her öğün, beş temel besin grubundaki yiyecekleri birlikte tüketin. Bu şekilde beslenme, besin öğeleri arasında dengeyi sağlarsınız. Besin gruplarını ilk sayfalarda inceleyebilirsiniz

    Etiketleri inceleyin:
     Doğru besini ararken, mutlaka etiketlerini de okuyun. Besinlerin kalori, yağ ve tuz değerlerini, son kullanma tarihlerini inceleyin.

    Yaşam biçiminizi ve düşünce şeklinizi yenileyin:
    Dengeli beslenme ve iyi yaşamı hayatınızın bir parçası haline getirin ve etrafınıza da bunu anlatın.

    ‘Ya hep ya hiç’ demeyin:
    Diyetiniz bazı günler veya öğünler bozulabilir. Sakın; ‘Battı balık yan gider’ demeyin.

    29 Ekim 2013 Salı

    Tembelliğe son! Kilonuzda istikrarı sağlamak için, egzersizlerinizi istikrarlı bir şekilde yapmalısınız!

    Yaptığınız egzersizler tutarlı değil. Bir hafta yapmanız gereken günlerde egzersizinizi yapıyorsunuz geri kalan iki hafta spor salonunun önünden bil geçmiyorsunuz. Daha sonra uzun bir aradan sonra spor salonunda alıyorsunuz soluğu. Bu durum biyolojik sisteminizin korumaya çalıştığı kiloyu, daha fazla almasına neden olabilir. İngiltere'de bulunan Hertfordshire Üniversitesinde görevli Sağlık Psikoloğu Ben Fletcher, düzensiz egzersizin, vücudun doğal dengesine zarar verdiğini, böylece kiloda artışa yol açtığını ve kilo vermeyi zorlaştırdığını söylüyor. Bu nedenle sporunuzu, devamlı yapmanız gerekir.

    Los Angeles'ta bulunan Kaliforniya Üniversitesi Egzersiz ve Metabolik Hastalıklar Araştırma Labarotuvar'ında görevli uzman Drusilla Rosales, “Düzenli egzersiz yapılmadığında ve bir anda yoğun aktivite yapılmaya başlandığında kalp ve ciğer her zamankinden fazla çalışır. Böylece egzersize adapte olamazlar. Bu tarz egzersizlerin sadece fiziksel etkisi yoktur, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarakta etkiler. Çünkü insanlar hedeflerine ulaşamazlar, daha mutsuz hissederler ve ümitsiziğe kapılırlar. Bu da  yeni bir egzersiz programına başlamak istendiğinde motivasyonunuzu negatif etkiler ” diyor.

    Hedeflerinizde kararlı olun! 
    Bir sporcu için hedefler koymak iyidir. Çünkü ağır egzersizler sonunda bir amaç olduğu için sporcuların gözünde büyümez. Amaç kilo vermek olduğunda, süreklilik sağlanmaz. Bunun başlıca nedenlerinden biri genellikle “Kilo veremiyorum” ya da “İstediğim kilodayım” düşünceleri olur. Fakat kötü haber; bu düşüncelere sahip olanlar verdikleri kiloları sonradan tekrar alırlar.

    Kiloyla ilgili bir hedefiniz olması, sizi istediğiniz kiloya inmenize yardımcı olur. Fakat verdiğiniz kiloları tekrar almak istemiyorsanız, (ki kimsenin istediğini düşünmüyorum), bunun için hedefinizin daha geniş kapsamlı olması gerekir. Bunu en iyi Brown Tıp Okulu bünyesi altında bulunan Kilo Kontrolü ve Diyabet Merkezinde görevli Yardımcı Doçent Dr. J. Graham Thomas açıklıyor “ Egzersizinizi istikrarla yapan ve bunu hayat tarzınızın bir parçası haline getirenler, amacı sadece kilo vermek olanlara göre daha başarılı sonuçlar elde ediyor”.

    Bunun için kaç kilo vereceğinizden öte, hayatınıza kaç beden devam etmek istediğinizi düşünün. Spor yaptığınızda kaç kalori yakacağınızdan çok, kas oranınızın ne kadar artacağını düşünmeye çalışın.

    Vücudunuzu şaşırtın! 
    İnsanların eğilimleri genellikle ilgilerini çeken popüler sporlardan yana olur. Belki de maymun iştahlılığın en çok işe yaradığı yer spor salonlarıdır. Spor istikrarınızı kaybetmeyin fakat farklı sporlarla vücudunuzu şaşırtın. Carrie Underwood ve bir çok ünlünün egzersiz koçluğunu yapan, Tony Greco bu konuda “Sürekli aynı egzersizi yapmak hem sıkıcı olur, hem de vücudunuz egzersize alışır. Sporda farklı branşlara yönelmeniz daha etkili sonuçlar almanıza neden olur. Kaslarınızı sürekli farklı hareketlerle kullanın ve daha fazla kalori yakın. Böylece metabolizmanızda hızlanacaktır. Bu noktada sporları birbiriyle uyumlu şekilde kombinlemelisiniz. Mesela koşuyor ya da bisiklete biniyorsunuz, bu hareketlerden sonra kaslarınızı gevşetmek için yoga yapmalısınız. Amacımız vücudumuzun ve kaslarımızın dengesini bozmadan sağlıklı bir şekilde kilo vermek” diyor.

    Sabrın sonu selamet! 
    Kendimizi motive eder, güzel günleri düşünürüz ve çabuk sonuç alacağımızı düşünüp olağan gücümüzle ağır bir maratona hazırlanırmışçasına spora asılırız. Fakat bu Hiçbir sonuç getirmeyeceği gibi aynı zamanda sizi hem fiziksel, hem de ruhsal olarak yorar.

    Bu konuda Kuzey Karolina Atletik Performans Merkezi'nde görevli fizik tedavi uzmanı Brian Schiff “Spora iki- dört hafta arasında iki veya üç günlük egzersizlerle başlayın. Daha sonra bu sisteme vücudunuzun alıştığını hissettiğinizde günleri artırın. Fakat her ne kadar vücudunuz dayanırsa dayansın kesinlikle her gün spor yapmayın. Haftanın bir günü vücudunuzun dinlenmesi, kendini toparlaması, güç kazanması ve yenilenmesini sağlayın. Böylece daha iyi sonuçlar alırsınız” diyor. Spor Psikoloğu Casey Cooper ise “Kilo vermeyi hedefleyip, spora başladığımızda zihinsel enerjimizi çoğu zaman görmezden geliriz. Fakat önemli olan vücudunuzun tamamiyle bir uyum ve rahatlık içinde olması gerekir”.

    Bir hafta spor yapmasam demeyin!

    Konu Saati  10:16  |  in  Genel Sağlık  |  Devamı»

    Tembelliğe son! Kilonuzda istikrarı sağlamak için, egzersizlerinizi istikrarlı bir şekilde yapmalısınız!

    Yaptığınız egzersizler tutarlı değil. Bir hafta yapmanız gereken günlerde egzersizinizi yapıyorsunuz geri kalan iki hafta spor salonunun önünden bil geçmiyorsunuz. Daha sonra uzun bir aradan sonra spor salonunda alıyorsunuz soluğu. Bu durum biyolojik sisteminizin korumaya çalıştığı kiloyu, daha fazla almasına neden olabilir. İngiltere'de bulunan Hertfordshire Üniversitesinde görevli Sağlık Psikoloğu Ben Fletcher, düzensiz egzersizin, vücudun doğal dengesine zarar verdiğini, böylece kiloda artışa yol açtığını ve kilo vermeyi zorlaştırdığını söylüyor. Bu nedenle sporunuzu, devamlı yapmanız gerekir.

    Los Angeles'ta bulunan Kaliforniya Üniversitesi Egzersiz ve Metabolik Hastalıklar Araştırma Labarotuvar'ında görevli uzman Drusilla Rosales, “Düzenli egzersiz yapılmadığında ve bir anda yoğun aktivite yapılmaya başlandığında kalp ve ciğer her zamankinden fazla çalışır. Böylece egzersize adapte olamazlar. Bu tarz egzersizlerin sadece fiziksel etkisi yoktur, aynı zamanda duygusal ve psikolojik olarakta etkiler. Çünkü insanlar hedeflerine ulaşamazlar, daha mutsuz hissederler ve ümitsiziğe kapılırlar. Bu da  yeni bir egzersiz programına başlamak istendiğinde motivasyonunuzu negatif etkiler ” diyor.

    Hedeflerinizde kararlı olun! 
    Bir sporcu için hedefler koymak iyidir. Çünkü ağır egzersizler sonunda bir amaç olduğu için sporcuların gözünde büyümez. Amaç kilo vermek olduğunda, süreklilik sağlanmaz. Bunun başlıca nedenlerinden biri genellikle “Kilo veremiyorum” ya da “İstediğim kilodayım” düşünceleri olur. Fakat kötü haber; bu düşüncelere sahip olanlar verdikleri kiloları sonradan tekrar alırlar.

    Kiloyla ilgili bir hedefiniz olması, sizi istediğiniz kiloya inmenize yardımcı olur. Fakat verdiğiniz kiloları tekrar almak istemiyorsanız, (ki kimsenin istediğini düşünmüyorum), bunun için hedefinizin daha geniş kapsamlı olması gerekir. Bunu en iyi Brown Tıp Okulu bünyesi altında bulunan Kilo Kontrolü ve Diyabet Merkezinde görevli Yardımcı Doçent Dr. J. Graham Thomas açıklıyor “ Egzersizinizi istikrarla yapan ve bunu hayat tarzınızın bir parçası haline getirenler, amacı sadece kilo vermek olanlara göre daha başarılı sonuçlar elde ediyor”.

    Bunun için kaç kilo vereceğinizden öte, hayatınıza kaç beden devam etmek istediğinizi düşünün. Spor yaptığınızda kaç kalori yakacağınızdan çok, kas oranınızın ne kadar artacağını düşünmeye çalışın.

    Vücudunuzu şaşırtın! 
    İnsanların eğilimleri genellikle ilgilerini çeken popüler sporlardan yana olur. Belki de maymun iştahlılığın en çok işe yaradığı yer spor salonlarıdır. Spor istikrarınızı kaybetmeyin fakat farklı sporlarla vücudunuzu şaşırtın. Carrie Underwood ve bir çok ünlünün egzersiz koçluğunu yapan, Tony Greco bu konuda “Sürekli aynı egzersizi yapmak hem sıkıcı olur, hem de vücudunuz egzersize alışır. Sporda farklı branşlara yönelmeniz daha etkili sonuçlar almanıza neden olur. Kaslarınızı sürekli farklı hareketlerle kullanın ve daha fazla kalori yakın. Böylece metabolizmanızda hızlanacaktır. Bu noktada sporları birbiriyle uyumlu şekilde kombinlemelisiniz. Mesela koşuyor ya da bisiklete biniyorsunuz, bu hareketlerden sonra kaslarınızı gevşetmek için yoga yapmalısınız. Amacımız vücudumuzun ve kaslarımızın dengesini bozmadan sağlıklı bir şekilde kilo vermek” diyor.

    Sabrın sonu selamet! 
    Kendimizi motive eder, güzel günleri düşünürüz ve çabuk sonuç alacağımızı düşünüp olağan gücümüzle ağır bir maratona hazırlanırmışçasına spora asılırız. Fakat bu Hiçbir sonuç getirmeyeceği gibi aynı zamanda sizi hem fiziksel, hem de ruhsal olarak yorar.

    Bu konuda Kuzey Karolina Atletik Performans Merkezi'nde görevli fizik tedavi uzmanı Brian Schiff “Spora iki- dört hafta arasında iki veya üç günlük egzersizlerle başlayın. Daha sonra bu sisteme vücudunuzun alıştığını hissettiğinizde günleri artırın. Fakat her ne kadar vücudunuz dayanırsa dayansın kesinlikle her gün spor yapmayın. Haftanın bir günü vücudunuzun dinlenmesi, kendini toparlaması, güç kazanması ve yenilenmesini sağlayın. Böylece daha iyi sonuçlar alırsınız” diyor. Spor Psikoloğu Casey Cooper ise “Kilo vermeyi hedefleyip, spora başladığımızda zihinsel enerjimizi çoğu zaman görmezden geliriz. Fakat önemli olan vücudunuzun tamamiyle bir uyum ve rahatlık içinde olması gerekir”.

    22 Ekim 2013 Salı


    İşte 16 maddede eğlenceli şekilde, evde kalori yakın!

    Evde veya ofiste yapacağınız basit ve eğlenceli hareketlerle kilo vermek hayal değil. Sizin için 16 ipucu hazırladık...

    Dudak kremini abartın! 
    765 kere dudak kremi sürün.

    Korku filmlerini sevin! 
    Korku filmi izleyin, korkmak kilo yakmanıza yardımcı olur.

    Dizi izlerken ne yapıyorsunuz?
    Dizi izlerken sürekli hareket edin, hoplayın zıplayın böylece oturarak izleyenlere göre 350 kalori fazla yakmış olursunuz.

    Kumandaya elvada...
    Kanal değiştirmek için, kumanda yerine televizyonun üzerindeki tuşları tercih edin. Bizim önerimiz bu işlemi 40 kere yapmanız.

    Giyinme süresini uzatın! 
    Ertesi gün giyecekleriniz için 48 dakikanızı ayırın desek. Yani 16 çift kıyafet deneyin ve hepsine 3 dakika ayırın.

    Yatakta oyalanın! 
    Yatakta uzun süreler geçirmeye ne dersiniz. Seksin kalori yakımına yardımcı olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle ön sevişmeye 35, sekse ise 45 dakikanızı ayırın.

    Apartman basamaklarına yönelin... 
    45 basamak merdiven çıkın ve sonra inin. Bunu günde 2 kere yapmanız yeterli.

    Basamak alıştırmasını zorlaştırın! 
    İsterseniz basamak çıkma işini biraz daha zorlaştırın ve bu işi 10 cm. topuklularla 36 basamak yapın.

    Acı biber mucizesi...
    Acı yemekleri unutmayın. Uzmanlar acının kilo yakımında yardımcı olduğunu ve günlük 50 kalori yakmanızı sağladığını söylüyor.

    Masanızda Japon mutfağından temalar bulundurun!  
    Yemeğinizi çatal yerine, çubuklarla yemeği deneyin. Yavaş yemek yediğiniz takdirde 25 kalori daha az almış olursunuz.

    İşe rahat kıyafetlerinizle gidin! 
    Haftanın dört günü iş yerinizde rahat kıyafetler giymeye çalışın. Yapılan araştırmalara göre; kot ile işe girenler 491 adım daha fazla ve 25 kalori fazladan yakıyor.

    Yeşil çayı unutmayın! 
    Yeşil çay tüketiminizi artırın! Günde 3 fincan yeeşil çay 106 kalori kaybetmenizi sağlar. Uzmanlara göre yeşil çay, vücudun harcadığı enerjiyi artırıyor. Sıcak çaylardan hoşlanmıyorsanız, 12 bardak buzlu çay içebilirsiniz. Bu da yeşil çayla aynı etkiye sahip.

    Video oyunlarına ne dersiniz? 
    Çocuklaşmaya ne dersiniz? 20 dakika Nintendo Wii ile tenis oynayın. Ter atmanıza ve tenis oynuyormuşsunuz gibi vücudunuzdaki kasların çalışmasını sağlar.

    İp atlayın! 
    Aman alttaki komşular rahatsız olmasın! 780 defa zıplayın ya da kuru kuru zıplamak can sıkar derseniz alın elinize bir ip olabildiğince hızlı şekilde 10 dakika boyunca ip atlayın.

    Emzirin! 
    Anneler müjde! Yeni doğum yaptıysanız bu öneride sizin için özel. Bebeğinizi yarım saat emzirin. Bu işlemde kalori yakımında çok etkili.

    Evinize özen gösterin! 
    Biraz hamarat olmaya ne dersiniz? 30 dakika boyunca, yerlerinizi paspasla silebilirsiniz, 20 dakika boyunca evinizdeki mobilyaların yerleri ile oynayabilir ya da 15 dakika evinizi süpürebilirsiniz.

    Eğlenceli hareketlerle kilo vermenin 16 yolu!

    Konu Saati  12:01  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»


    İşte 16 maddede eğlenceli şekilde, evde kalori yakın!

    Evde veya ofiste yapacağınız basit ve eğlenceli hareketlerle kilo vermek hayal değil. Sizin için 16 ipucu hazırladık...

    Dudak kremini abartın! 
    765 kere dudak kremi sürün.

    Korku filmlerini sevin! 
    Korku filmi izleyin, korkmak kilo yakmanıza yardımcı olur.

    Dizi izlerken ne yapıyorsunuz?
    Dizi izlerken sürekli hareket edin, hoplayın zıplayın böylece oturarak izleyenlere göre 350 kalori fazla yakmış olursunuz.

    Kumandaya elvada...
    Kanal değiştirmek için, kumanda yerine televizyonun üzerindeki tuşları tercih edin. Bizim önerimiz bu işlemi 40 kere yapmanız.

    Giyinme süresini uzatın! 
    Ertesi gün giyecekleriniz için 48 dakikanızı ayırın desek. Yani 16 çift kıyafet deneyin ve hepsine 3 dakika ayırın.

    Yatakta oyalanın! 
    Yatakta uzun süreler geçirmeye ne dersiniz. Seksin kalori yakımına yardımcı olduğunu biliyorsunuz. Bu nedenle ön sevişmeye 35, sekse ise 45 dakikanızı ayırın.

    Apartman basamaklarına yönelin... 
    45 basamak merdiven çıkın ve sonra inin. Bunu günde 2 kere yapmanız yeterli.

    Basamak alıştırmasını zorlaştırın! 
    İsterseniz basamak çıkma işini biraz daha zorlaştırın ve bu işi 10 cm. topuklularla 36 basamak yapın.

    Acı biber mucizesi...
    Acı yemekleri unutmayın. Uzmanlar acının kilo yakımında yardımcı olduğunu ve günlük 50 kalori yakmanızı sağladığını söylüyor.

    Masanızda Japon mutfağından temalar bulundurun!  
    Yemeğinizi çatal yerine, çubuklarla yemeği deneyin. Yavaş yemek yediğiniz takdirde 25 kalori daha az almış olursunuz.

    İşe rahat kıyafetlerinizle gidin! 
    Haftanın dört günü iş yerinizde rahat kıyafetler giymeye çalışın. Yapılan araştırmalara göre; kot ile işe girenler 491 adım daha fazla ve 25 kalori fazladan yakıyor.

    Yeşil çayı unutmayın! 
    Yeşil çay tüketiminizi artırın! Günde 3 fincan yeeşil çay 106 kalori kaybetmenizi sağlar. Uzmanlara göre yeşil çay, vücudun harcadığı enerjiyi artırıyor. Sıcak çaylardan hoşlanmıyorsanız, 12 bardak buzlu çay içebilirsiniz. Bu da yeşil çayla aynı etkiye sahip.

    Video oyunlarına ne dersiniz? 
    Çocuklaşmaya ne dersiniz? 20 dakika Nintendo Wii ile tenis oynayın. Ter atmanıza ve tenis oynuyormuşsunuz gibi vücudunuzdaki kasların çalışmasını sağlar.

    İp atlayın! 
    Aman alttaki komşular rahatsız olmasın! 780 defa zıplayın ya da kuru kuru zıplamak can sıkar derseniz alın elinize bir ip olabildiğince hızlı şekilde 10 dakika boyunca ip atlayın.

    Emzirin! 
    Anneler müjde! Yeni doğum yaptıysanız bu öneride sizin için özel. Bebeğinizi yarım saat emzirin. Bu işlemde kalori yakımında çok etkili.

    Evinize özen gösterin! 
    Biraz hamarat olmaya ne dersiniz? 30 dakika boyunca, yerlerinizi paspasla silebilirsiniz, 20 dakika boyunca evinizdeki mobilyaların yerleri ile oynayabilir ya da 15 dakika evinizi süpürebilirsiniz.

    10 Ekim 2013 Perşembe

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş: MikrokanülerVaser® Liposuction

    Diyet ve spora rağmen verilemeyen kilolar, özellikle kadınları oldukça rahatsız eder. Son yıllarda bu tür fazlalıklarla mücadelede öne çıkan yöntem, hepimizin adını sıkça duyduğu Liposuction tekniğidir. Liposuction, cilt altındaki yağların bir kanül ile çekilmesi işlemidir. Liposuction, yağ hücrelerinin azaltılması yoluyla vücudun şekillendirilmesinde en etkili yöntemdir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    İnce kanüllerleLiposuction daha etkili
    Liposuction’ın operasyonda kullanılan kanül ve tekniklere göre birçok çeşidi bulunur. MikrokanülerVaser® Liposuction da operasyonlarda kullanılan en yeni yöntemlerden biridir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction’ı diğer yöntemlerden ayıran üstünlüğü, işlemde kullanılan kanüllerin sadece 1-2 milimetre kalınlığında olmasıdır. Kanüllerin bu denli ince olması, cerrahın yağ hücreleri üzerinde daha detaylı ve etkili çalışabilmesine izin verir. Kanüllerin inceliği; daha az morarma ve şişliğe neden olurken, hızlı iyileşmeye de olanak sağlar.

    MikrokanülerVaser® Liposuction sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski de tüm Liposuction sistemlerine göre çok daha azdır.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş

    Konu Saati  01:15  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş: MikrokanülerVaser® Liposuction

    Diyet ve spora rağmen verilemeyen kilolar, özellikle kadınları oldukça rahatsız eder. Son yıllarda bu tür fazlalıklarla mücadelede öne çıkan yöntem, hepimizin adını sıkça duyduğu Liposuction tekniğidir. Liposuction, cilt altındaki yağların bir kanül ile çekilmesi işlemidir. Liposuction, yağ hücrelerinin azaltılması yoluyla vücudun şekillendirilmesinde en etkili yöntemdir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    İnce kanüllerleLiposuction daha etkili
    Liposuction’ın operasyonda kullanılan kanül ve tekniklere göre birçok çeşidi bulunur. MikrokanülerVaser® Liposuction da operasyonlarda kullanılan en yeni yöntemlerden biridir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction’ı diğer yöntemlerden ayıran üstünlüğü, işlemde kullanılan kanüllerin sadece 1-2 milimetre kalınlığında olmasıdır. Kanüllerin bu denli ince olması, cerrahın yağ hücreleri üzerinde daha detaylı ve etkili çalışabilmesine izin verir. Kanüllerin inceliği; daha az morarma ve şişliğe neden olurken, hızlı iyileşmeye de olanak sağlar.

    MikrokanülerVaser® Liposuction sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski de tüm Liposuction sistemlerine göre çok daha azdır.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    19 Eylül 2013 Perşembe

    Bazı yiyecekler bizi tok tutacağı yerde daha da acıkmanızı sağlıyor. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için işte dikkat etmemiz gereken önemli ayrıntılar…

    Tok tutan besinler
    Yumurta: Yapılan araştırmalar sabahları kahvaltıda bir adet yumurta tüketen kadınların, aynı kalori miktarına sahip bagel tüketenlere nazaran daha çok kilo verdiği gösteriyor. Sadece 70 kalori olan yumurtanın içerisinde bulunan altı gram protein kendinizi daha uzun süre tok hissetmenize neden oluyor. Ayrıca yumurta enerjiyi de artırıyor.
    Çorba: Her ne kadar çorbanın içerisinde un bulunduğu için diyet menülerinde çok az önerilse de, içerisinde su bulunduğu için özellikle de doğal olanlar çok uzun süre kendinizi tok hissetmenize neden oluyor. Başlangıç olarak çorba tüketirseniz, ana yemeğe geçtiğinizde beyin kısa sürede ‘yeteri kadar yediniz’ sinyali vermeye başlıyor. Böylece aşırı tüketmekten kaçmış oluyorsunuz.
    Avokado: Avokadonun içerisinde bulunan tekli doğmamış yağ, potasyum, E vitamini ve folik asit kişiyi, diğer besinlere nazaran daha çabuk doyuruyor ve uzun süre tok tutuyor.
    Yulaf: Sabah kahvaltıda tükettiğiniz yulaf ezmeleri bu kahvaltının kaburgalarınıza yapışmasına neden oluyor. Üstelik üzerine süt eklemeden bile dört ile yedi gram arası protein içermesi bir hayli şaşırtıcı! Süt ile birlikte tüketildiğinde ekstra enerji sağlayan bu besinin birçok farklı faydası bulunuyor.
    Fasulye ve mercimek: Bu iki besinden birini tükettiğiniz zaman uzun bir süre başka bir yemek istemediğinizi fark edeceksiniz. Üç yemek kaşığından oluşan bir porsiyonda kolay kırılmayan kompleks karbonhidratlardan oluşan yedi gram protein yer alıyor. Tüm bu içerikler de bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı oluyor.
    Ceviz, badem ve fıstık: Lif, protein ve yağ üçlüsünün muhteşem bir kombinasyonu olan bu besinler kolesterolünüzü düşük tutmaya yardımcı olurken, ara öğünler için çok ideal bir alternatif. Açlığınızı bastırmanıza yardımcı olan bu üçlüyü çok fazla kalori içerdiği için az oranda tüketmeye özen göstermelisiniz.
    Nane: Kokusuyla sakinleştirme özelliğine sahip olan nane açlığı da yok ediyor. Çalışma odanızda nane içerikli bir mum yakabilir ya da gün içerisinde acıktığınızı hissettiğiniz zaman ara öğün tüketmek yerine nane çayı içebilirsiniz.
    Yağlı balık: Somon, ton, sardunya, uskumru ve ringa gibi yağlı balıklar yüksek miktarda Omega-3 içerdikleri için kolesterolün düşmesine ve metabolizmanın daha hızlı çalışmasına neden oluyor. Ayrıca Omega-3 metabolizmayı yağ yakması ya da depolaması için direkt etkileyen leptin hormonunun doğru şekilde çalışmasına da yardımcı oluyor.

    Açlığa neden olan besinler
    Pasta ve hamurlu ürünler: Hiç kahvaltıda yediğiniz kocaman kruvasandan sadece yarım saat sonra sanki hiçbir şey yememiş gibi kendinizi aç hissettiğiniz oldu mu? Bunun nedeni beyaz şeker ile un içeren basit karbonhidratların lif içermemesi oluşu ve çok az miktarda vitamine sahip olması. Bu tip besinleri tükettiğiniz an insülinde hızlı bir artışa ve beraberinde şeker kırılmasına neden oluyor. Bu nedenle de kısa bir sürede kendinizi aç hissetmeye başlıyorsunuz.
    İşlenmiş mısır gevreği: Fırınlanmış hamur ürünleri gibi mısır gevreği de kahvaltı için uygun bir seçenek değil. Yüksek karbonhidrat içeren bu besinin ne yazık ki enerji vermiyor. Bu nedenle mısır gevreği yerine yulaf tüketmeye özen göstermelisiniz.
    Diyet gazlı içecekler: Her ne kadar sıfır kaloriye sahip gazlı içecek tüketmenin daha sağlıklı olduğunu düşünseniz de, yapılan araştırmalar işlenmiş tatlandırıcıların açlığa ve şeker aşermenize neden oluyor.
    Kızarmış patates: Yüksek oranda karbonhidrat ve tuz içerdiği için kızarmış patates tükettikçe, daha fazla tüketme isteği ortaya çıkıyor. Patates sebze reyonunda yer almasına rağmen ne yazık ki kızartma ve tuz ile birlikte bir hayli zararlı bir besin haline geliyor.
    Hazır Çin yemekleri: Birçok Çin restoranında eve servis yapılan yemeklere MSG ekleniyor. İşlenmiş yemekleri daha lezzetli bir hale getiren bu karışım daha çok acıkmanıza neden oluyor. Eğer dikkat ederseniz, Çin yemeklerini sevenlerin büyük bir kısmı restoran yerine evde yemek yemeyi tercih ediyor.
    Süt, tereyağı ve peynir: Bilim adamları yumurta, tereyağı, palmiye yağı ve peynir içerisinde bulunan hurma yağının doyduğunuz zaman size sinyal veren ensülin ve leptin hormonu salgılanmasında azalmaya neden olduğunu dile getiriyor. Özellikle hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda sadece bu besinleri tüketenlerin üç günün sonunda kilo aldığı görülüyor.
    Alkol: Birçok kişi iş çıkışı kendini aç hissetmediği için aperitif yiyecekler tüketmek yerine içki içmeyi tercih ediyor ve iki kadeh şarabın sonunda kendisini açlıktan ölürken buluyor. Marie Claire'in haberine göre; yapılan araştırmalar özellikle bira ile kırmızı şarabın aşırı açlık hissi yarattığını gösteriyor.
    Aromalı yoğurt: Her ne kadar yoğurt yoğun miktarda kalsiyum içerdiği için sağlıklı besinler arasında yer alsa da şeker ve şurup ile aromalandırıldığı zaman kilo alımına ve açlık hissine neden oluyor. Bu nedenle meyveli yoğurt almadan içeriğine dikkatli bir şekilde bakmalı ya da sade bir yoğurt tercih ederek istediğiniz ek içerikleri kendiniz katmalısınız.

    Hangi besin tok tutar, hangisi açlığa neden olur?

    Konu Saati  03:52  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Bazı yiyecekler bizi tok tutacağı yerde daha da acıkmanızı sağlıyor. Sağlıklı bir şekilde kilo vermek için işte dikkat etmemiz gereken önemli ayrıntılar…

    Tok tutan besinler
    Yumurta: Yapılan araştırmalar sabahları kahvaltıda bir adet yumurta tüketen kadınların, aynı kalori miktarına sahip bagel tüketenlere nazaran daha çok kilo verdiği gösteriyor. Sadece 70 kalori olan yumurtanın içerisinde bulunan altı gram protein kendinizi daha uzun süre tok hissetmenize neden oluyor. Ayrıca yumurta enerjiyi de artırıyor.
    Çorba: Her ne kadar çorbanın içerisinde un bulunduğu için diyet menülerinde çok az önerilse de, içerisinde su bulunduğu için özellikle de doğal olanlar çok uzun süre kendinizi tok hissetmenize neden oluyor. Başlangıç olarak çorba tüketirseniz, ana yemeğe geçtiğinizde beyin kısa sürede ‘yeteri kadar yediniz’ sinyali vermeye başlıyor. Böylece aşırı tüketmekten kaçmış oluyorsunuz.
    Avokado: Avokadonun içerisinde bulunan tekli doğmamış yağ, potasyum, E vitamini ve folik asit kişiyi, diğer besinlere nazaran daha çabuk doyuruyor ve uzun süre tok tutuyor.
    Yulaf: Sabah kahvaltıda tükettiğiniz yulaf ezmeleri bu kahvaltının kaburgalarınıza yapışmasına neden oluyor. Üstelik üzerine süt eklemeden bile dört ile yedi gram arası protein içermesi bir hayli şaşırtıcı! Süt ile birlikte tüketildiğinde ekstra enerji sağlayan bu besinin birçok farklı faydası bulunuyor.
    Fasulye ve mercimek: Bu iki besinden birini tükettiğiniz zaman uzun bir süre başka bir yemek istemediğinizi fark edeceksiniz. Üç yemek kaşığından oluşan bir porsiyonda kolay kırılmayan kompleks karbonhidratlardan oluşan yedi gram protein yer alıyor. Tüm bu içerikler de bağışıklık sisteminizi güçlendirmeye yardımcı oluyor.
    Ceviz, badem ve fıstık: Lif, protein ve yağ üçlüsünün muhteşem bir kombinasyonu olan bu besinler kolesterolünüzü düşük tutmaya yardımcı olurken, ara öğünler için çok ideal bir alternatif. Açlığınızı bastırmanıza yardımcı olan bu üçlüyü çok fazla kalori içerdiği için az oranda tüketmeye özen göstermelisiniz.
    Nane: Kokusuyla sakinleştirme özelliğine sahip olan nane açlığı da yok ediyor. Çalışma odanızda nane içerikli bir mum yakabilir ya da gün içerisinde acıktığınızı hissettiğiniz zaman ara öğün tüketmek yerine nane çayı içebilirsiniz.
    Yağlı balık: Somon, ton, sardunya, uskumru ve ringa gibi yağlı balıklar yüksek miktarda Omega-3 içerdikleri için kolesterolün düşmesine ve metabolizmanın daha hızlı çalışmasına neden oluyor. Ayrıca Omega-3 metabolizmayı yağ yakması ya da depolaması için direkt etkileyen leptin hormonunun doğru şekilde çalışmasına da yardımcı oluyor.

    Açlığa neden olan besinler
    Pasta ve hamurlu ürünler: Hiç kahvaltıda yediğiniz kocaman kruvasandan sadece yarım saat sonra sanki hiçbir şey yememiş gibi kendinizi aç hissettiğiniz oldu mu? Bunun nedeni beyaz şeker ile un içeren basit karbonhidratların lif içermemesi oluşu ve çok az miktarda vitamine sahip olması. Bu tip besinleri tükettiğiniz an insülinde hızlı bir artışa ve beraberinde şeker kırılmasına neden oluyor. Bu nedenle de kısa bir sürede kendinizi aç hissetmeye başlıyorsunuz.
    İşlenmiş mısır gevreği: Fırınlanmış hamur ürünleri gibi mısır gevreği de kahvaltı için uygun bir seçenek değil. Yüksek karbonhidrat içeren bu besinin ne yazık ki enerji vermiyor. Bu nedenle mısır gevreği yerine yulaf tüketmeye özen göstermelisiniz.
    Diyet gazlı içecekler: Her ne kadar sıfır kaloriye sahip gazlı içecek tüketmenin daha sağlıklı olduğunu düşünseniz de, yapılan araştırmalar işlenmiş tatlandırıcıların açlığa ve şeker aşermenize neden oluyor.
    Kızarmış patates: Yüksek oranda karbonhidrat ve tuz içerdiği için kızarmış patates tükettikçe, daha fazla tüketme isteği ortaya çıkıyor. Patates sebze reyonunda yer almasına rağmen ne yazık ki kızartma ve tuz ile birlikte bir hayli zararlı bir besin haline geliyor.
    Hazır Çin yemekleri: Birçok Çin restoranında eve servis yapılan yemeklere MSG ekleniyor. İşlenmiş yemekleri daha lezzetli bir hale getiren bu karışım daha çok acıkmanıza neden oluyor. Eğer dikkat ederseniz, Çin yemeklerini sevenlerin büyük bir kısmı restoran yerine evde yemek yemeyi tercih ediyor.
    Süt, tereyağı ve peynir: Bilim adamları yumurta, tereyağı, palmiye yağı ve peynir içerisinde bulunan hurma yağının doyduğunuz zaman size sinyal veren ensülin ve leptin hormonu salgılanmasında azalmaya neden olduğunu dile getiriyor. Özellikle hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda sadece bu besinleri tüketenlerin üç günün sonunda kilo aldığı görülüyor.
    Alkol: Birçok kişi iş çıkışı kendini aç hissetmediği için aperitif yiyecekler tüketmek yerine içki içmeyi tercih ediyor ve iki kadeh şarabın sonunda kendisini açlıktan ölürken buluyor. Marie Claire'in haberine göre; yapılan araştırmalar özellikle bira ile kırmızı şarabın aşırı açlık hissi yarattığını gösteriyor.
    Aromalı yoğurt: Her ne kadar yoğurt yoğun miktarda kalsiyum içerdiği için sağlıklı besinler arasında yer alsa da şeker ve şurup ile aromalandırıldığı zaman kilo alımına ve açlık hissine neden oluyor. Bu nedenle meyveli yoğurt almadan içeriğine dikkatli bir şekilde bakmalı ya da sade bir yoğurt tercih ederek istediğiniz ek içerikleri kendiniz katmalısınız.

    11 Eylül 2013 Çarşamba

    Kendinize uygun, zevk alacağınız egzersizi bulmanız, daha kolay kilo vermenize ve vücudunuzun şekillenmesine yardımcı olur.

    Hem dans ediyoruz, hem zayıflıyoruz! 
    Malum kış ayları, dışarıda yürüyüş yapmak zor olduğundan sıcak evimizde oturmak cazip geliyor. Spor salonları da, spor yapmak istemeyenler için sıkıcı geliyor. Fakat sporunuzu daha zevkli ve eğlenceli hale getirmek istemez misiniz? Bu sene trend olan sporlar çok eğlenceli olmasının yanında çok kalori yakmanızı sağlıyor.

    Zumba
    Bu spor latin müziği eşliğinde basit adımlar ve kolay hareketlerle yapılıyor. Shakira'nın kareografı Beto Perez tarafından geliştirilen zumba, herkes tarafından jkolaylıkla yapılabilecek ve bolca ters atabileceğiniz egzersizlerden biri. Zumba sayesinde dans etmeyi öğreneceğiniz gibi bir derste yaklaşık 700 kilo yakmanızda cabası.

    Dance for life
    Latin, house, techno gibi birçok dans türünün birleştiği bu egzersiz bol kalori yakmanızı, denge sağlamanızı ve vücudunuzun sıkılaşmasını sağlar.

    Oryantal
    Karın ve kalça probleminiz mi var? O zaman Türk kadınlarının en iyi olduğu dans olan oryantal bu bölgelerdeki problemleriniz için ideal bir seçim olacaktır. Oryantal sırasında hem bolca ter atarsınız hem de karın ve kalça bölgenizin şekillenmesini sağlarsınız.

    Sakinliğe ihtiyacım var diyenlerdenseniz... 

    Aqua Gym 
    Bel bölgenizde veya eklemlerinizde sorun yaşıyorsanız, Aqua Gym sizin için biçilmiş kaftan. Müzik eşliğinde yapılan bu egzersiz boyunca suyun kaldırma kuvvetinden yararlanılarak, bu kuvvete direnç gösterilmesi sağlanıyor. Bu egzersiz için yaşınız ve kondisyon durumunuz çok önemli değil.

    Yoga
    Eski bir Asya öğretisi olan ve  2 bin yılı aşkın süredir uygulanan bu egzersiz sayesinde, stres, despresyon, astım ve hipertansiyon etkilerinin azalmasını sağlıyor. Bununla da kalmıyor, farkındalığınızı artırıyor, duruş ve nefesinizi bir düzene sokuyor.

    Acelem var, yerimde duramıyorum diyenlerdenseniz...

    Step ve dans
    80'lerin modası step adım egzersizlerini, dansla birleştiren bu spor sayesinde hem eğlenecek hem de hızla kilo yakmış olacaksınız.

    Indoor cycle
    Bir nevi, kapalı alanda yerinde duran bisiklerle turnuva yapılan bu egzersiz sırasında sizi hareketlendirmek için müzik ön planda tutuluyor. Bu egzersizi yaklaşık 50 dakika boyunca yaptığınızda, bu süreçte tahmini 600 ile 700 arasında kalori yakmış oluyorsunuz.

    Deşarj olmam lazım diyenlerdenseniz...

    Tae-Bo
    Bu spor, 90'lı yıllarda ünlü tekvando ustaası Billy Blanks tarafından ortaya çıkmıştır. Birçok dövüş sanatının harmanlanmasından oluşan Tae-Bo'da yaklaşık bir saat içerisinde müzik eşliğinde aerobik adımlarla tekme ve yumruk atılıyor. Siz, bir yandan stresinizi atıyorsunuz, bir yandan da bolca ter atıyorsunuz. Karşınızda bir rakip olmadan yapılan hareketler sayesinde denge, esneklik ve koordinasyon sağlıyorsunuz.

    Hangi egzersiz sizi yansıtıyorsa, öyle zayıflayın!

    Konu Saati  02:55  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Kendinize uygun, zevk alacağınız egzersizi bulmanız, daha kolay kilo vermenize ve vücudunuzun şekillenmesine yardımcı olur.

    Hem dans ediyoruz, hem zayıflıyoruz! 
    Malum kış ayları, dışarıda yürüyüş yapmak zor olduğundan sıcak evimizde oturmak cazip geliyor. Spor salonları da, spor yapmak istemeyenler için sıkıcı geliyor. Fakat sporunuzu daha zevkli ve eğlenceli hale getirmek istemez misiniz? Bu sene trend olan sporlar çok eğlenceli olmasının yanında çok kalori yakmanızı sağlıyor.

    Zumba
    Bu spor latin müziği eşliğinde basit adımlar ve kolay hareketlerle yapılıyor. Shakira'nın kareografı Beto Perez tarafından geliştirilen zumba, herkes tarafından jkolaylıkla yapılabilecek ve bolca ters atabileceğiniz egzersizlerden biri. Zumba sayesinde dans etmeyi öğreneceğiniz gibi bir derste yaklaşık 700 kilo yakmanızda cabası.

    Dance for life
    Latin, house, techno gibi birçok dans türünün birleştiği bu egzersiz bol kalori yakmanızı, denge sağlamanızı ve vücudunuzun sıkılaşmasını sağlar.

    Oryantal
    Karın ve kalça probleminiz mi var? O zaman Türk kadınlarının en iyi olduğu dans olan oryantal bu bölgelerdeki problemleriniz için ideal bir seçim olacaktır. Oryantal sırasında hem bolca ter atarsınız hem de karın ve kalça bölgenizin şekillenmesini sağlarsınız.

    Sakinliğe ihtiyacım var diyenlerdenseniz... 

    Aqua Gym 
    Bel bölgenizde veya eklemlerinizde sorun yaşıyorsanız, Aqua Gym sizin için biçilmiş kaftan. Müzik eşliğinde yapılan bu egzersiz boyunca suyun kaldırma kuvvetinden yararlanılarak, bu kuvvete direnç gösterilmesi sağlanıyor. Bu egzersiz için yaşınız ve kondisyon durumunuz çok önemli değil.

    Yoga
    Eski bir Asya öğretisi olan ve  2 bin yılı aşkın süredir uygulanan bu egzersiz sayesinde, stres, despresyon, astım ve hipertansiyon etkilerinin azalmasını sağlıyor. Bununla da kalmıyor, farkındalığınızı artırıyor, duruş ve nefesinizi bir düzene sokuyor.

    Acelem var, yerimde duramıyorum diyenlerdenseniz...

    Step ve dans
    80'lerin modası step adım egzersizlerini, dansla birleştiren bu spor sayesinde hem eğlenecek hem de hızla kilo yakmış olacaksınız.

    Indoor cycle
    Bir nevi, kapalı alanda yerinde duran bisiklerle turnuva yapılan bu egzersiz sırasında sizi hareketlendirmek için müzik ön planda tutuluyor. Bu egzersizi yaklaşık 50 dakika boyunca yaptığınızda, bu süreçte tahmini 600 ile 700 arasında kalori yakmış oluyorsunuz.

    Deşarj olmam lazım diyenlerdenseniz...

    Tae-Bo
    Bu spor, 90'lı yıllarda ünlü tekvando ustaası Billy Blanks tarafından ortaya çıkmıştır. Birçok dövüş sanatının harmanlanmasından oluşan Tae-Bo'da yaklaşık bir saat içerisinde müzik eşliğinde aerobik adımlarla tekme ve yumruk atılıyor. Siz, bir yandan stresinizi atıyorsunuz, bir yandan da bolca ter atıyorsunuz. Karşınızda bir rakip olmadan yapılan hareketler sayesinde denge, esneklik ve koordinasyon sağlıyorsunuz.

    10 Temmuz 2013 Çarşamba

    "Su içsem bile yarıyor. Ne yaparsam yapayım fazla kilolarımdan kurtulamıyorum!" diyenlerdenseniz metabolizmanızı hızlandırmalı ve diyet tuzaklarına dikkat etmelisiniz...

    Yavaş çalışan bir metabolizmanız varsa, egzersiz çok önemlidir. Kas dokusundaki artış ve yağ dokusundaki azalışla birlikte metabolizma hızı artar ve yediklerinizi daha hızlı yakmaya başlarsınız.

    Ayrıca, metabolizma hızınız normal olsa da, kilo vermek için çabalarken bazı şeyleri yanlış yapıyor olabilirsiniz. Diyet tuzaklarını tanımak için Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’ın önerilerine dikkat!

    Bazal Metabolizma Hızı Nedir?

    Bazal metabolizma hızı (BMH) 24 saat boyunca hiç hareket etmeden hayati fonksiyonların devamı için harcanan enerjidir. BMH kadınlar için ortalama 1.000 – 1.400 kalori; erkekler içinse 1.200 – 1.600 kalori diye düşünülebilir. Kilo vermek için kadınlar 1.000 – 1.200 kalori, erkekler 1.200 – 1.600 kalori alabilir. Kiloyu muhafaza etmek için kadınların günlük ortalama 2.000 kalori erkeklerin ise ortalama 2.500 kalori alması tavsiye edilir.

    Ancak tabii ki, tüm bunlar ortalama değerlerdir. Bazal metabolizmanızın hızını ölçmek için bir uzmandan yardım almanız en doğrusudur. Eğer düşük kalorili beslenmenize rağmen kilo kaybedemiyorsanız, bazal metabolizma hızınız ortalama değerlerden düşük olabilir.

    Kas Dokusunu Artırarak Metabolizmayı Hızlandırabilirsiniz

    Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, metabolizma hızını artırabilmeniz için şu önerilerde bulunuyor:
    “Vücudumuzun yaşamak için kullandığı enerji (kalori) miktarı olan metabolizma hızı, kişiler arasında oldukça değişkenlik gösterir. Bu da onların kilo alıp vermelerini etkiler. Bazı kadınlar günde 1.600 kaloriyle hızla kilo verirken, günde 800 kalori almalarına rağmen yavaş kilo veren insanlar da nadir olmakla birlikte vardır. Bu insanlar enerjiyi depolayarak ve kilo aldırarak daha idareli çalışan bir metabolizmaya sahiptirler. Eğer bu şekilde yavaş çalışan bir metabolizmanız varsa, egzersiz çok önemlidir.

    Kas dokusundaki artış ve yağ dokusundaki azalışla birlikte metabolizma hızı artar ve yediklerinizi daha hızlı yakmaya başlarsınız. Üstelik düzenli egzersize bağlı olarak vücut enerjisi artar, yorgunluk hissi minimuma düşer."

    Dirençli Kilolarda Moralinizi Bozmayın

    Eğer diyet yapıyorsanız ve bir belirli bir noktada kilo vermeniz duruyorsa hemen moralinizi bozmayın. Daha önce kilo alıp veridiyseniz bedeniniz önceki kilolarınıza sadakat gösterme eğiliminde olur. Uzun süre kaldığınız bir kilo, diyetin tam orta dönemine denk gelip kilo verme hızınızı oldukça yavaşlatabilir. Böyle bir durumda sabırlı olmak ve hareketi arttırarak negatif enerji dengesine yardımcı olmak en doğru yoldur. Kendinizi aç bırakmak kesinlikle çözüm değildir. Üstelik siz aç kaldıkça metabolik hızınız yavaşlar ve daha sonra kilo alma riski doğar. Bunun yerine öğün sıklığını arttırmak, diyetin karbonhidrat miktarını azaltıp yağsız proteini arttırmak denenebilir. Ancak, bunu yaparken de yeterli miktarda karbonhidrat almayı ihmal etmemelisiniz, çünkü beyin dokusu enerji için sadece karbonhidrat yani glikoz kullanır.

    Tuzaklara Dikkat!

    Kilo vermek için çabalasanız da bazı şeyleri yanlış yapıyor olabilirsiniz. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kilo aldıran tuzakları tanımanızı ve onlara dikkat etmenizi öneriyor. İşte size kilo aldıran o hain tuzaklar:

    Light etiketli demek, istediğiniz kadar yiyebilirsiniz demek değil: Diyet ürünler tehlikesiz göründükleri için aşırı tüketime oldukça müsait. İstenmeyen tablo bu gıdaların diyet etiketli olmasına rağmen hala kalorili olduklarını unutunca ortaya çıkıyor. Unutmayın ki, bir ürünün ambalajında light etiketi bulunması demek, istediğiniz kadar tüketebileceğiniz anlamına gelmiyor.

    Salata soslarına dikkat: Kilo sorunumuzu düşünmeden bol bol yediğimiz salatalar da aslında dikkat etmez isek kilo almamıza sebep olabiliyorlar. Nasıl mı? Salatayı daha çekici kılmak için ilave edilen baştan çıkarıcı ve kalori yönünden zengin soslar yüzünden. Salata hazırlarken koyu yapraklı malzemelere ağırlık vermeniz ve salatayı soslar yerine peynir,  avokado, kuru meyveler ve tahıllarla süslemeniz size iyi bir çözüm sunar. Öte yandan sağlıklı bir yağ olmasına rağmen zeytinyağının da her tatlı kaşığında 45 kalori bulunduğunu da unutmamak gerek.

    Diziler kilo aldırıyor: Bir araştırmaya göre kadınların fazla kilolarının bir suçlusu da sevilen diziler. Bir kadın en sevdiği diziyi onuncu kez izlemeye bile karşı koyamıyor. Dizi izleme eylemini daha keyifli kılmak için ise elbette atıştırmalıkları yanı başından ayıramıyor. İşin en tehlikeli kısmı ise akşam yemeğini TV karşısında yemek. Çünkü bu yemek normalden çok daha fazla uzuyor. Mutlaka TV karşısında bir şeyler yemek istediğinizde ise yoğurt ve meyve gibi sağlıklı seçeneklere yönelmeniz yararınıza olacaktır.

    'Su İçsem Yarıyor' Diyorsanız...

    Konu Saati  04:46  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    "Su içsem bile yarıyor. Ne yaparsam yapayım fazla kilolarımdan kurtulamıyorum!" diyenlerdenseniz metabolizmanızı hızlandırmalı ve diyet tuzaklarına dikkat etmelisiniz...

    Yavaş çalışan bir metabolizmanız varsa, egzersiz çok önemlidir. Kas dokusundaki artış ve yağ dokusundaki azalışla birlikte metabolizma hızı artar ve yediklerinizi daha hızlı yakmaya başlarsınız.

    Ayrıca, metabolizma hızınız normal olsa da, kilo vermek için çabalarken bazı şeyleri yanlış yapıyor olabilirsiniz. Diyet tuzaklarını tanımak için Uzman Diyetisyen Dilara Koçak’ın önerilerine dikkat!

    Bazal Metabolizma Hızı Nedir?

    Bazal metabolizma hızı (BMH) 24 saat boyunca hiç hareket etmeden hayati fonksiyonların devamı için harcanan enerjidir. BMH kadınlar için ortalama 1.000 – 1.400 kalori; erkekler içinse 1.200 – 1.600 kalori diye düşünülebilir. Kilo vermek için kadınlar 1.000 – 1.200 kalori, erkekler 1.200 – 1.600 kalori alabilir. Kiloyu muhafaza etmek için kadınların günlük ortalama 2.000 kalori erkeklerin ise ortalama 2.500 kalori alması tavsiye edilir.

    Ancak tabii ki, tüm bunlar ortalama değerlerdir. Bazal metabolizmanızın hızını ölçmek için bir uzmandan yardım almanız en doğrusudur. Eğer düşük kalorili beslenmenize rağmen kilo kaybedemiyorsanız, bazal metabolizma hızınız ortalama değerlerden düşük olabilir.

    Kas Dokusunu Artırarak Metabolizmayı Hızlandırabilirsiniz

    Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, metabolizma hızını artırabilmeniz için şu önerilerde bulunuyor:
    “Vücudumuzun yaşamak için kullandığı enerji (kalori) miktarı olan metabolizma hızı, kişiler arasında oldukça değişkenlik gösterir. Bu da onların kilo alıp vermelerini etkiler. Bazı kadınlar günde 1.600 kaloriyle hızla kilo verirken, günde 800 kalori almalarına rağmen yavaş kilo veren insanlar da nadir olmakla birlikte vardır. Bu insanlar enerjiyi depolayarak ve kilo aldırarak daha idareli çalışan bir metabolizmaya sahiptirler. Eğer bu şekilde yavaş çalışan bir metabolizmanız varsa, egzersiz çok önemlidir.

    Kas dokusundaki artış ve yağ dokusundaki azalışla birlikte metabolizma hızı artar ve yediklerinizi daha hızlı yakmaya başlarsınız. Üstelik düzenli egzersize bağlı olarak vücut enerjisi artar, yorgunluk hissi minimuma düşer."

    Dirençli Kilolarda Moralinizi Bozmayın

    Eğer diyet yapıyorsanız ve bir belirli bir noktada kilo vermeniz duruyorsa hemen moralinizi bozmayın. Daha önce kilo alıp veridiyseniz bedeniniz önceki kilolarınıza sadakat gösterme eğiliminde olur. Uzun süre kaldığınız bir kilo, diyetin tam orta dönemine denk gelip kilo verme hızınızı oldukça yavaşlatabilir. Böyle bir durumda sabırlı olmak ve hareketi arttırarak negatif enerji dengesine yardımcı olmak en doğru yoldur. Kendinizi aç bırakmak kesinlikle çözüm değildir. Üstelik siz aç kaldıkça metabolik hızınız yavaşlar ve daha sonra kilo alma riski doğar. Bunun yerine öğün sıklığını arttırmak, diyetin karbonhidrat miktarını azaltıp yağsız proteini arttırmak denenebilir. Ancak, bunu yaparken de yeterli miktarda karbonhidrat almayı ihmal etmemelisiniz, çünkü beyin dokusu enerji için sadece karbonhidrat yani glikoz kullanır.

    Tuzaklara Dikkat!

    Kilo vermek için çabalasanız da bazı şeyleri yanlış yapıyor olabilirsiniz. Uzman Diyetisyen Dilara Koçak, kilo aldıran tuzakları tanımanızı ve onlara dikkat etmenizi öneriyor. İşte size kilo aldıran o hain tuzaklar:

    Light etiketli demek, istediğiniz kadar yiyebilirsiniz demek değil: Diyet ürünler tehlikesiz göründükleri için aşırı tüketime oldukça müsait. İstenmeyen tablo bu gıdaların diyet etiketli olmasına rağmen hala kalorili olduklarını unutunca ortaya çıkıyor. Unutmayın ki, bir ürünün ambalajında light etiketi bulunması demek, istediğiniz kadar tüketebileceğiniz anlamına gelmiyor.

    Salata soslarına dikkat: Kilo sorunumuzu düşünmeden bol bol yediğimiz salatalar da aslında dikkat etmez isek kilo almamıza sebep olabiliyorlar. Nasıl mı? Salatayı daha çekici kılmak için ilave edilen baştan çıkarıcı ve kalori yönünden zengin soslar yüzünden. Salata hazırlarken koyu yapraklı malzemelere ağırlık vermeniz ve salatayı soslar yerine peynir,  avokado, kuru meyveler ve tahıllarla süslemeniz size iyi bir çözüm sunar. Öte yandan sağlıklı bir yağ olmasına rağmen zeytinyağının da her tatlı kaşığında 45 kalori bulunduğunu da unutmamak gerek.

    Diziler kilo aldırıyor: Bir araştırmaya göre kadınların fazla kilolarının bir suçlusu da sevilen diziler. Bir kadın en sevdiği diziyi onuncu kez izlemeye bile karşı koyamıyor. Dizi izleme eylemini daha keyifli kılmak için ise elbette atıştırmalıkları yanı başından ayıramıyor. İşin en tehlikeli kısmı ise akşam yemeğini TV karşısında yemek. Çünkü bu yemek normalden çok daha fazla uzuyor. Mutlaka TV karşısında bir şeyler yemek istediğinizde ise yoğurt ve meyve gibi sağlıklı seçeneklere yönelmeniz yararınıza olacaktır.

    20 Haziran 2013 Perşembe

    "Acaba kalkıp koşsam mı?" diye başlayan soruya "Amaaan yarın koşarım" diye cevap verirsiniz. 

    Rejime başlamayı planladığınız gün "Bugün de ne canım isterse yiyeyim, yarın başlarım" diyebilirsiniz. Ancak, kendinizle yaptığınız bu konuşmalar uzadıkça güzel bir vücuda sahip olmak da bir o kadar uzaklaşır. Komik olan ise ilk adımı attığımızda herşeyin başlayacağını bilmemiz. Eğer kafanızın içindeki direksiyon spor yapmak yerine televizyon seyretme yönüne dönmeye başlıyorsa ya da salata yerine hamburger yemeyi düşünüyorsa, öğrenmeniz gereken daha birçok şey var demektir.

    Sizi Caydıracak Düşüncelerden Uzak Durun

    Aklınıza gelen ve sizi caydıracak bütün kötü düşünceleri beyninizden uzaklaştırın. Daha sonra pozitif birşeyler yapın; mesela her zamankinden daha güzel görünmeye çalışın, yemek zorunda olduğunuz sebzeleri elinizden geldiğince süslü bir hale getirin.

    İpucu: Yediğiniz ufacık bir çikolata parçasının size neler kaybettireceğini bir düşünün. Hala yemek istiyor musunuz?

    Tabağınızı sağlıklı yiyeceklerle doldurun. Sebze, balık vs. ve ikinci tabakta da size kilo aldıracak yiyecekler olduğunu düşünün. Eğer birinci tabaktaki iyi huylu yemeği yerseniz, kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Fakat ikinci tabağı da yerseniz kendinizi hem çok şişmiş hem de vicdanen rahatsız hissedeceksiniz. Bunu düşünerek kendinizi avuttukça rahata kavuşacaksınız.

    Rejim Günlüğü Tutun

    Küçük bir not kağıdına yapmanız gereken fakat yapmadığınız egzersizleri, yemeniz gereken fakat yemediğiniz yemekleri yazın. Listeyi gözden geçirdiğinizde neden vizcdan azabı çektiğinizi düşünürken, hayranı olduğunuz mankenin şu an kumsalda salına salına yürüdüğünü de unutmayın.

    Zayıflamakta Kararlı Olun!

    Konu Saati  07:49  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    "Acaba kalkıp koşsam mı?" diye başlayan soruya "Amaaan yarın koşarım" diye cevap verirsiniz. 

    Rejime başlamayı planladığınız gün "Bugün de ne canım isterse yiyeyim, yarın başlarım" diyebilirsiniz. Ancak, kendinizle yaptığınız bu konuşmalar uzadıkça güzel bir vücuda sahip olmak da bir o kadar uzaklaşır. Komik olan ise ilk adımı attığımızda herşeyin başlayacağını bilmemiz. Eğer kafanızın içindeki direksiyon spor yapmak yerine televizyon seyretme yönüne dönmeye başlıyorsa ya da salata yerine hamburger yemeyi düşünüyorsa, öğrenmeniz gereken daha birçok şey var demektir.

    Sizi Caydıracak Düşüncelerden Uzak Durun

    Aklınıza gelen ve sizi caydıracak bütün kötü düşünceleri beyninizden uzaklaştırın. Daha sonra pozitif birşeyler yapın; mesela her zamankinden daha güzel görünmeye çalışın, yemek zorunda olduğunuz sebzeleri elinizden geldiğince süslü bir hale getirin.

    İpucu: Yediğiniz ufacık bir çikolata parçasının size neler kaybettireceğini bir düşünün. Hala yemek istiyor musunuz?

    Tabağınızı sağlıklı yiyeceklerle doldurun. Sebze, balık vs. ve ikinci tabakta da size kilo aldıracak yiyecekler olduğunu düşünün. Eğer birinci tabaktaki iyi huylu yemeği yerseniz, kendinizi çok iyi hissedeceksiniz. Fakat ikinci tabağı da yerseniz kendinizi hem çok şişmiş hem de vicdanen rahatsız hissedeceksiniz. Bunu düşünerek kendinizi avuttukça rahata kavuşacaksınız.

    Rejim Günlüğü Tutun

    Küçük bir not kağıdına yapmanız gereken fakat yapmadığınız egzersizleri, yemeniz gereken fakat yemediğiniz yemekleri yazın. Listeyi gözden geçirdiğinizde neden vizcdan azabı çektiğinizi düşünürken, hayranı olduğunuz mankenin şu an kumsalda salına salına yürüdüğünü de unutmayın.

    14 Haziran 2013 Cuma

    Son derece dikkatli yiyen, yaptığı diyete sadık, yürüyüşüne, egzersizlerine özen gösteren bir başkasını tanımıyorsunuz kendinizden başka. Ama ne var ki hala kıyafetlerinizin içine giremiyor ve göbeğiniz sizden önde gitmesine engel olamıyorsunuz! Kadınların kilo vermeyi işte böyle sabote ediyor:

    1. Kıtlık hissi
    Bir anda çok fazla kalori eksiltmek vücudun aldıklarını yakmasına değil depolamasına yol açar. Aniden büyük bir açlıkla karşı karşıya kalan vücut, kıtlık zamanı sinyalleri vermeye ve önemli işlevleri için harcamak üzere, kas kitlesinden de yakmaya başlar.

    Çözüm: Evet, kilo kaybetmek için kalori kesmeniz gerek, ama hepsini değil. Etkili bir kilo verme için size önerimiz, çareyi ölüm diyetlerinden değil, bol bol egzersiz yapmakta aramanız.

    2. Ya hep ya hiç
    Sizin felsefeniz ya hep ya hiç. Yani ya salatalığın dilimlerini sayıyorsunuz ya da hiç hesapsız, büyük hamburger mönüsünü elmalı tartla tamamlıyorsunuz.

    Çözüm: Önemli olan, rejim yapmayı, sadece belirli bir süre devam ettirilecek bir kür değil, yaşam boyu izlenecek bir yaşam biçimi gibi görmeniz.

    3. Hızlı yemek
    Hızlı yemek yiyen kişilerin mideleri, daha beyne doymuş olduğu sinyalini veremeden çok fazla yemekle doldurulmuş oluyor.

    Çözüm: Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra çatalınızı tabağınızın kenarına bırakın ve yavaş yavaş çiğnediğiniz lokmanız bitene kadar tekrar elinize almayın.

    4. Beyaz ekmek
    Rafine edilmiş beyaz ekmek, makarna ve pirinç çeşitleri çok az lif içerir. Az lifli yiyecekler yerine, bol lifli olanları tercih etmeniz metabolizmanız için çok daha iyi.

    Çözüm: Beyaz ekmek, makarna, pirinç ve patates gibi lif oranı düşük yiyecekler kan şekerini hızla yükseltir. Uzmanlar bunların yerine kepekli ekmek ve lif açısından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneriyorlar.

    Kadınlar kilo vermeyi sürekli sabote ediyor

    5. Egzersiz
    Egzersiz tabii ki kilo vermek için vazgeçilmez, ama siz pizzaları hamburgerleri güzelce tüketirken tek başına yetmez.

    Çözüm: Egzersiz yapıyor olmanın rahatlığıyla yiyeceklere sarılmayın. Özellikle porsiyonların miktarı en çok dikkat etmeniz gereken nokta.

    6. Aç ve susuz
    Kilo vermeye çalışanların en yakın dostu, sudur. Toksinlerden arınmak, kasların canlılığını korumak ve metabolizmanızın hızlanmasını sağlamak suyun görevidir. Su sayesinde sıcak yaz günlerinde daha rahat egzersiz yapmanız da mümkün.

    Çözüm: Güne bir sürahi su doldurarak başlayın ve günün sonuna kadar bunu bitirmeyi hedefleyin.

    Kadınların kilo vermesini engelleyen 6 bahane

    Konu Saati  05:55  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Son derece dikkatli yiyen, yaptığı diyete sadık, yürüyüşüne, egzersizlerine özen gösteren bir başkasını tanımıyorsunuz kendinizden başka. Ama ne var ki hala kıyafetlerinizin içine giremiyor ve göbeğiniz sizden önde gitmesine engel olamıyorsunuz! Kadınların kilo vermeyi işte böyle sabote ediyor:

    1. Kıtlık hissi
    Bir anda çok fazla kalori eksiltmek vücudun aldıklarını yakmasına değil depolamasına yol açar. Aniden büyük bir açlıkla karşı karşıya kalan vücut, kıtlık zamanı sinyalleri vermeye ve önemli işlevleri için harcamak üzere, kas kitlesinden de yakmaya başlar.

    Çözüm: Evet, kilo kaybetmek için kalori kesmeniz gerek, ama hepsini değil. Etkili bir kilo verme için size önerimiz, çareyi ölüm diyetlerinden değil, bol bol egzersiz yapmakta aramanız.

    2. Ya hep ya hiç
    Sizin felsefeniz ya hep ya hiç. Yani ya salatalığın dilimlerini sayıyorsunuz ya da hiç hesapsız, büyük hamburger mönüsünü elmalı tartla tamamlıyorsunuz.

    Çözüm: Önemli olan, rejim yapmayı, sadece belirli bir süre devam ettirilecek bir kür değil, yaşam boyu izlenecek bir yaşam biçimi gibi görmeniz.

    3. Hızlı yemek
    Hızlı yemek yiyen kişilerin mideleri, daha beyne doymuş olduğu sinyalini veremeden çok fazla yemekle doldurulmuş oluyor.

    Çözüm: Ağzınıza aldığınız her lokmadan sonra çatalınızı tabağınızın kenarına bırakın ve yavaş yavaş çiğnediğiniz lokmanız bitene kadar tekrar elinize almayın.

    4. Beyaz ekmek
    Rafine edilmiş beyaz ekmek, makarna ve pirinç çeşitleri çok az lif içerir. Az lifli yiyecekler yerine, bol lifli olanları tercih etmeniz metabolizmanız için çok daha iyi.

    Çözüm: Beyaz ekmek, makarna, pirinç ve patates gibi lif oranı düşük yiyecekler kan şekerini hızla yükseltir. Uzmanlar bunların yerine kepekli ekmek ve lif açısından zengin yiyecekleri tüketmenizi öneriyorlar.

    Kadınlar kilo vermeyi sürekli sabote ediyor

    5. Egzersiz
    Egzersiz tabii ki kilo vermek için vazgeçilmez, ama siz pizzaları hamburgerleri güzelce tüketirken tek başına yetmez.

    Çözüm: Egzersiz yapıyor olmanın rahatlığıyla yiyeceklere sarılmayın. Özellikle porsiyonların miktarı en çok dikkat etmeniz gereken nokta.

    6. Aç ve susuz
    Kilo vermeye çalışanların en yakın dostu, sudur. Toksinlerden arınmak, kasların canlılığını korumak ve metabolizmanızın hızlanmasını sağlamak suyun görevidir. Su sayesinde sıcak yaz günlerinde daha rahat egzersiz yapmanız da mümkün.

    Çözüm: Güne bir sürahi su doldurarak başlayın ve günün sonuna kadar bunu bitirmeyi hedefleyin.

    27 Mayıs 2013 Pazartesi

    Hem eğlenceli dakikalar yaşamak hem de forma girmek ister misiniz? 

    1 hafta boyunca her gün yapacağınız 7 su egzersiziyle tatil dönüşündeki farkı fotoğraflarda bile göreceksiniz. Çünkü bu egzersizleri, diyetle destekleyerek, 7 günde tam 1 beden incelmeniz mümkün.

    Kol Egzersizi

    İki ayağınızı yere basın ve sırtınızın dik olmasına özen gösterin. Ellerinizi omuzlarınıza dirsekleriniz açık olacak şekilde yerleştirin. Bir aşağı bir yukarı hareket ettirin. Ardından, biraz eğilerek sol kolunuzu sağ bacak dirseğinize yaklaştırın ve bu hareketi birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken derin nefes alıp vermeye dikkat edin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz sırasında dirseklerinizi çok kırmayın. Vücudunuza dikey konumda olmalarına dikkat edin.

    Karın Egzersizi

    Omuzunuz da içeride olacak şekilde suyun içine girin. Ellerinizi ve kollarınızı öne doğru yatay şekilde uzatın. Şimdi de bir aşağı, bir yukarı hareket ettirin. Daha sonra ellerinizi karnınıza doğru birleştirerek ileri geri hareketlerle basınç uygulayın. Karın bölgenize uyguladığınız bu basınç sayesinde fazla yağlarınızdan kurtulabileceksiniz.
    Daha İyi Sonuç İçin: Karnınızın Basıldığını hissedin. Düzenli nefes alarak karın kaslarınızın çalışmasına yardım edin.

    Omuz Egzersizi

    Bacaklarınızı hafifçe açın. Kollarınızı, elleriniz önde, omuz yüksekliği hizasına kadar kaldırın ve hemen ardından dizinize kadar alçaltın. Bu hareketi 5 kere tekrarlayın. Daha eğlenceli hale getirmek istiyorsanız avuç içleriniz size dönük şekilde tekrar edin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Kollarınızı ön kısmını çalıştırmak için dirseklerin vücudunuza değecek biçimde tutun.

    Göğüs Egzersizi

    Kollarınızı geniş biçimde açarak bir bacağınızı geriye atın. Diğer bacağınızdan da destek alabilmeniz için vücudunuzun ağırlığını öne bırakın. Kollarınızı mümkün olduğu kadar uzakta çapraz şekilde tutun. Suyun basıncına karşı bu şekilde dengede durmayı deneyin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Çapraz hareketlerle kollarınızla suyu hızlıca çalkalayın. Karın kaslarınızın hızlıca hareketlendiğini hissedeceksiniz.

    Kalça Egzersizi

    Bir bacağınızı yere koyun, diğerini dik açı yapacak şekilde havaya kaldırın ve sağa doğru açın. Bu şekilde dengede durmayı deneyin. Ardından aynı duruşu diğer bacağınızla tekrarlayın.
    Daha İyi Sonuç İçin: Dizinizi sağa doğru kaldırın ve bu şekilde dengede durmayı deneyin Böylece karın kaslarınızı harekete geçireceksiniz

    Bacak Egzersizi

    Bacağınızı gergin şekilde kırmadan öne doğru kaldırın. Kollarınız da bacağınıza dikey konumda dursun. Sağ bacağınızı kaldırarak kollarınızla bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu hareketi daha sonra sol bacağınızla uygulayın.
    Daha İyi Sonuç İçin: Sırtınızın kambur olmamasına dikkat edin. Sırtınız dik konumdayken kaslarınız daha fazla çalışacak.

    Baldır Egzersizi

    İki bacağınızı açarak parmak ucunda durun. Bacaklarınızın gergin olmasına özen gösterin. Bacaklarınızla makas hareketi yapın ve bu şekilde seke seke yürüyün. Bu şekilde kalçalarınızın sıkılaşmasına olanak tanıyacaksınız.

    Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz boyunca parmak ucunda durun. Kalçalarınızı sıkıp dengede durmaya çalışın. Böylece vücudunuzun sıkılaştığını hissedeceksiniz.

    Etkiyi Artırın

    Suya Gömülün: Omuzlarınızın da suyun içinde olduğundan emin olun. Bu konum hareketlerinizi daha yumuşak yapmanıza olanak sağlayacak.

    Ritmi Hızlandırın: Egzersizi ne kadar hızlı tekrar ederseniz, suya karşı dayanıklılığınız bir o kadar artacak ve hareketlerden elde ettiğiniz sonuç daha etkili olacak. Ayrıca suyun yumuşaklığı hareketlerinizi uygulamada size yardımcı olacak.

    Her Harekete Ayakla Başlayın: Suyun içinde 5 ya da 7 dakika boyunca koşun. Bacaklarınızı kendinize doğru çekin. Topuğunuzu kalçalarınıza doğru kaldırın.

    Vücudunuzun Konumunu Gözlemleyin: Egzersizin doğru etkiyi sağlaması için vücut pozisyonunuzun doğru olması gerekir. Sırtınızın dik, karın ve kalçaların ise sıkı olmasına özen gösterin.

    Kendinizi Motive Edin: Her egzersizi birkaç kere tekrarlamanız gerekiyor. Eğer hızlı ve çevik hareket ederseniz egzersizler çok zamanınızı almayacak. Bu şekilde vücudunuz efor sarfedecek ve kaslarınızın hızlıca enerji yakmasını sağlayacaksınız.

    Terleyin: Doğru egzersizin ilk kuralı, kasların ihtiyacı olan oksijeni elde etmesi. Bunun için düzenli olarak derinden nefes alın. Ne kadar çok hareket ederseniz o kadar çok terleyeceksiniz. Düzenli olarak tekrar ettiğiniz sürece fazla yağlarınızdan kurtulduğunuzu fark edeceksiniz. (Formasante)

    Suda Kolay Zayıflama Egzersizleri

    Konu Saati  04:00  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Hem eğlenceli dakikalar yaşamak hem de forma girmek ister misiniz? 

    1 hafta boyunca her gün yapacağınız 7 su egzersiziyle tatil dönüşündeki farkı fotoğraflarda bile göreceksiniz. Çünkü bu egzersizleri, diyetle destekleyerek, 7 günde tam 1 beden incelmeniz mümkün.

    Kol Egzersizi

    İki ayağınızı yere basın ve sırtınızın dik olmasına özen gösterin. Ellerinizi omuzlarınıza dirsekleriniz açık olacak şekilde yerleştirin. Bir aşağı bir yukarı hareket ettirin. Ardından, biraz eğilerek sol kolunuzu sağ bacak dirseğinize yaklaştırın ve bu hareketi birkaç kez tekrarlayın. Bunu yaparken derin nefes alıp vermeye dikkat edin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz sırasında dirseklerinizi çok kırmayın. Vücudunuza dikey konumda olmalarına dikkat edin.

    Karın Egzersizi

    Omuzunuz da içeride olacak şekilde suyun içine girin. Ellerinizi ve kollarınızı öne doğru yatay şekilde uzatın. Şimdi de bir aşağı, bir yukarı hareket ettirin. Daha sonra ellerinizi karnınıza doğru birleştirerek ileri geri hareketlerle basınç uygulayın. Karın bölgenize uyguladığınız bu basınç sayesinde fazla yağlarınızdan kurtulabileceksiniz.
    Daha İyi Sonuç İçin: Karnınızın Basıldığını hissedin. Düzenli nefes alarak karın kaslarınızın çalışmasına yardım edin.

    Omuz Egzersizi

    Bacaklarınızı hafifçe açın. Kollarınızı, elleriniz önde, omuz yüksekliği hizasına kadar kaldırın ve hemen ardından dizinize kadar alçaltın. Bu hareketi 5 kere tekrarlayın. Daha eğlenceli hale getirmek istiyorsanız avuç içleriniz size dönük şekilde tekrar edin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Kollarınızı ön kısmını çalıştırmak için dirseklerin vücudunuza değecek biçimde tutun.

    Göğüs Egzersizi

    Kollarınızı geniş biçimde açarak bir bacağınızı geriye atın. Diğer bacağınızdan da destek alabilmeniz için vücudunuzun ağırlığını öne bırakın. Kollarınızı mümkün olduğu kadar uzakta çapraz şekilde tutun. Suyun basıncına karşı bu şekilde dengede durmayı deneyin.
    Daha İyi Sonuç İçin: Çapraz hareketlerle kollarınızla suyu hızlıca çalkalayın. Karın kaslarınızın hızlıca hareketlendiğini hissedeceksiniz.

    Kalça Egzersizi

    Bir bacağınızı yere koyun, diğerini dik açı yapacak şekilde havaya kaldırın ve sağa doğru açın. Bu şekilde dengede durmayı deneyin. Ardından aynı duruşu diğer bacağınızla tekrarlayın.
    Daha İyi Sonuç İçin: Dizinizi sağa doğru kaldırın ve bu şekilde dengede durmayı deneyin Böylece karın kaslarınızı harekete geçireceksiniz

    Bacak Egzersizi

    Bacağınızı gergin şekilde kırmadan öne doğru kaldırın. Kollarınız da bacağınıza dikey konumda dursun. Sağ bacağınızı kaldırarak kollarınızla bacağınıza uzanmaya çalışın. Bu hareketi daha sonra sol bacağınızla uygulayın.
    Daha İyi Sonuç İçin: Sırtınızın kambur olmamasına dikkat edin. Sırtınız dik konumdayken kaslarınız daha fazla çalışacak.

    Baldır Egzersizi

    İki bacağınızı açarak parmak ucunda durun. Bacaklarınızın gergin olmasına özen gösterin. Bacaklarınızla makas hareketi yapın ve bu şekilde seke seke yürüyün. Bu şekilde kalçalarınızın sıkılaşmasına olanak tanıyacaksınız.

    Daha İyi Sonuç İçin: Egzersiz boyunca parmak ucunda durun. Kalçalarınızı sıkıp dengede durmaya çalışın. Böylece vücudunuzun sıkılaştığını hissedeceksiniz.

    Etkiyi Artırın

    Suya Gömülün: Omuzlarınızın da suyun içinde olduğundan emin olun. Bu konum hareketlerinizi daha yumuşak yapmanıza olanak sağlayacak.

    Ritmi Hızlandırın: Egzersizi ne kadar hızlı tekrar ederseniz, suya karşı dayanıklılığınız bir o kadar artacak ve hareketlerden elde ettiğiniz sonuç daha etkili olacak. Ayrıca suyun yumuşaklığı hareketlerinizi uygulamada size yardımcı olacak.

    Her Harekete Ayakla Başlayın: Suyun içinde 5 ya da 7 dakika boyunca koşun. Bacaklarınızı kendinize doğru çekin. Topuğunuzu kalçalarınıza doğru kaldırın.

    Vücudunuzun Konumunu Gözlemleyin: Egzersizin doğru etkiyi sağlaması için vücut pozisyonunuzun doğru olması gerekir. Sırtınızın dik, karın ve kalçaların ise sıkı olmasına özen gösterin.

    Kendinizi Motive Edin: Her egzersizi birkaç kere tekrarlamanız gerekiyor. Eğer hızlı ve çevik hareket ederseniz egzersizler çok zamanınızı almayacak. Bu şekilde vücudunuz efor sarfedecek ve kaslarınızın hızlıca enerji yakmasını sağlayacaksınız.

    Terleyin: Doğru egzersizin ilk kuralı, kasların ihtiyacı olan oksijeni elde etmesi. Bunun için düzenli olarak derinden nefes alın. Ne kadar çok hareket ederseniz o kadar çok terleyeceksiniz. Düzenli olarak tekrar ettiğiniz sürece fazla yağlarınızdan kurtulduğunuzu fark edeceksiniz. (Formasante)

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top