• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • 10 Temmuz 2013 Çarşamba

    Yakın zamanda yaşadığım bazı olaylardan sonra ruh mahkememi kurmanın zamanının geldiğini ve acil olarak yapılması gereken duruşmadan sonra yine yıldırım hızıyla alınan kararları bir an önce uygulamam gerektiğini anladım. 

    Öyle ya zararın nersinden dönersem kardır diyordu içimdeki farkındalığını bekleyen ben... Beden sağlığım ve içimdeki benin yani ruh sağlığım için bir şeyler yapmam gerekiyordu.

    Aslında zaman zaman hepimizin üstünde sanki kara bulutlar dolaşır, omuzlarımız düşer, gözlerimizdeki ışık söner, beklentilerimiz umutsuzluğa dönüşür ya; dipsiz kuyular içinde sesimizi kimse duymaz olur! Çığlıklar beynimizi boğarken, sessizliğimiz aslında kalkanımızdır zannederiz..

    İşte şimdi karar zamanı: Hayır demek bencillik değilmiş yanılgı bir, hayat kısa ve zamanda hızlı akıyorsa mutluluk beklenmez işte o an da yakala, başkalarının ne düşündüğü değil, benim ne hissettiğim önemli. Bunu önce kendim kabul edersem çevremde kabul eder ve saygı duyar. Hayatımızdaki radikal değişikliklerin çoğu aslında aldığımız ani kararların sonucudur. Bu alınan kararlardaki başarı ya da başarısızlık ise uygulamdaki istikrara ya da istikrarsızlığa bağlı. Şikayet etmek mazeretler üretmek işin en kolayı olduğu için ee bizde tabii onu seçeriz. Bizi sorumsuzluğa iten, işte bu başarısız olduğumuz anda ki kendimize acıma duygumuzun sağlamlığı olmalı :)!

    Hayır diyebilmenin asilliğinden nereye geldik?! Nerde kalmıştık arkadaşlar? Ben ve çevremde tanıdığım, hani tabiri caizse dertleştiğim tüm dostlarım hep aynı şeyden yakınır"bir hayır diyebilsem, bu kadar üzülmeyecektim!" Haklı başta kullanacağı beş harfli bir kelime şuan ki kendiyle yaptığı bu savaşa mani olacak, yaşama sevincini, umudunu ve insanlara olan güvenini sarsmayacaktı. Hayır diyemediği gün aslında bugün akıttığı göz yaşlarını birktirmeye başlamıştı bile. Zaten birilerini mutlu etmek için gönülsüz dediğimiz her evet önce bizi sonra çevremizi mutsuz etmek için kendi dinamitimiz olacaktır. Eşimi, çocuklarımı, arkadaşlarımı, annemi babamı, kardeşimi liste uzar gider ; sevdiklerimizi mutlu etmek için önce kendimizi mutlu etmemiz gerktiğinin farkındalığını anladığımız gün gönül bahçemizdeki gül kokulu huzura ilk adımı atmış oluruz derim:) ve uygulamaya başlayan biri olarak ruhumun ve evimdeki huzurun tadını anlatmaksa ayrı bir yazı konusu olur inanın bana.

    Hani demiştik ya ruh mahkememizdeki alınan acil kararlar var diye... İşte bu radikal kararlar arsında ikinci sırayı kendimizi affetmek geliyor. Affetmenin getirdiği rahatlama, üzerindeki attığın yükün getirdiği o kuş misali muhteşem hafifleme. Bu hediyeyi önce kendimize sunmalıyız. Geçmişte yaptığım hatalarım için önce içimdeki beni affetmeliyim. Keşkelerin aciz teslimiyetçiliğinden sıyrılıp, o gün için doğru olan buydu diyebilmeli, bu günün doğru karaları için önümü açabilmeliyim. Geçmişin pişmanlıklarına takılmak bu günümü ve yarınımı gölgeleyen ruhumu karanlığa boğan bir mutluluk yok etme canavarı. Zafer için önce düşmanı tanımalı sonra savaşmalı insan değil mi?:)

    Eee aynalara gülümseyerek bakmaya başladıysam, ruh sağlığım da yerinde bitti mi hayır! Şimdi bu güzel dünyanın, varlığımın ve çevremdeki tüm sevdiklerimin hakkını vermek, onlarla daha uzun kalabilmek için beden sağlığımı korumalıyım:). Artık sağlığıma daha dikkat etmeliyim! Doktora gitmeyi, düzenli spor yapmayı ihmal etmemeliyim. Şu uyku saatlerimde artık düzene girmeli. Mazeret üretmeden bakınca aslında, spora da, sinemaya da, tiyatroya da zaman kalıyor. Şİmdi hayat bu kadar kolay mı diyen iç seslerinizi duyar gibiyim. Yurtta, dünyada yüzlerce sorun varken, sen pembe gözlükler mutluluk oyunu oynamaya çalışan sözde Pollyanna! Pek doğru haklısınız. Şu da bir gerçek ki ilk duyduğumuzda yüreklerimizi dağlayıp bizleri kahreden her şey, kendimizle ilgili başka bir sorun karşında eriyip yok olabilir. Ta ki başka bir hatırlatmaya kadar. Madem durum bundan ibaret diyorum; elbette duyarsız kalmadan içinde bulunduğumuz evrene ve getirdiklerine, aldığımız her nefesi hakkını vererek, varabildiğimiz kadar keyfine vararak geçirmeye çalışmalıyız. Mazeretlerimizin esiri olmadan...
    Dilek YAKA

    Benim bu duruşmalarım uzun sürüyor arkadaşlar. Sizleri daha fazla sıkmadan hayatımdan ve hayata bakış açımdan kesitleri içimden geldiği gibi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim:) Sizler de isteyip, fikirlerinizle beni aydınlattığınız sürece:).

    Gülümsemenizin aydınlattığı umut çiçekleriniz solmasın.

    * Dilek YAKA


    © Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
    Yazarımıza mail atmak için tıklayınız.,

    Gönül mahkemem ve karar

    Konu Saati  04:43  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Yakın zamanda yaşadığım bazı olaylardan sonra ruh mahkememi kurmanın zamanının geldiğini ve acil olarak yapılması gereken duruşmadan sonra yine yıldırım hızıyla alınan kararları bir an önce uygulamam gerektiğini anladım. 

    Öyle ya zararın nersinden dönersem kardır diyordu içimdeki farkındalığını bekleyen ben... Beden sağlığım ve içimdeki benin yani ruh sağlığım için bir şeyler yapmam gerekiyordu.

    Aslında zaman zaman hepimizin üstünde sanki kara bulutlar dolaşır, omuzlarımız düşer, gözlerimizdeki ışık söner, beklentilerimiz umutsuzluğa dönüşür ya; dipsiz kuyular içinde sesimizi kimse duymaz olur! Çığlıklar beynimizi boğarken, sessizliğimiz aslında kalkanımızdır zannederiz..

    İşte şimdi karar zamanı: Hayır demek bencillik değilmiş yanılgı bir, hayat kısa ve zamanda hızlı akıyorsa mutluluk beklenmez işte o an da yakala, başkalarının ne düşündüğü değil, benim ne hissettiğim önemli. Bunu önce kendim kabul edersem çevremde kabul eder ve saygı duyar. Hayatımızdaki radikal değişikliklerin çoğu aslında aldığımız ani kararların sonucudur. Bu alınan kararlardaki başarı ya da başarısızlık ise uygulamdaki istikrara ya da istikrarsızlığa bağlı. Şikayet etmek mazeretler üretmek işin en kolayı olduğu için ee bizde tabii onu seçeriz. Bizi sorumsuzluğa iten, işte bu başarısız olduğumuz anda ki kendimize acıma duygumuzun sağlamlığı olmalı :)!

    Hayır diyebilmenin asilliğinden nereye geldik?! Nerde kalmıştık arkadaşlar? Ben ve çevremde tanıdığım, hani tabiri caizse dertleştiğim tüm dostlarım hep aynı şeyden yakınır"bir hayır diyebilsem, bu kadar üzülmeyecektim!" Haklı başta kullanacağı beş harfli bir kelime şuan ki kendiyle yaptığı bu savaşa mani olacak, yaşama sevincini, umudunu ve insanlara olan güvenini sarsmayacaktı. Hayır diyemediği gün aslında bugün akıttığı göz yaşlarını birktirmeye başlamıştı bile. Zaten birilerini mutlu etmek için gönülsüz dediğimiz her evet önce bizi sonra çevremizi mutsuz etmek için kendi dinamitimiz olacaktır. Eşimi, çocuklarımı, arkadaşlarımı, annemi babamı, kardeşimi liste uzar gider ; sevdiklerimizi mutlu etmek için önce kendimizi mutlu etmemiz gerktiğinin farkındalığını anladığımız gün gönül bahçemizdeki gül kokulu huzura ilk adımı atmış oluruz derim:) ve uygulamaya başlayan biri olarak ruhumun ve evimdeki huzurun tadını anlatmaksa ayrı bir yazı konusu olur inanın bana.

    Hani demiştik ya ruh mahkememizdeki alınan acil kararlar var diye... İşte bu radikal kararlar arsında ikinci sırayı kendimizi affetmek geliyor. Affetmenin getirdiği rahatlama, üzerindeki attığın yükün getirdiği o kuş misali muhteşem hafifleme. Bu hediyeyi önce kendimize sunmalıyız. Geçmişte yaptığım hatalarım için önce içimdeki beni affetmeliyim. Keşkelerin aciz teslimiyetçiliğinden sıyrılıp, o gün için doğru olan buydu diyebilmeli, bu günün doğru karaları için önümü açabilmeliyim. Geçmişin pişmanlıklarına takılmak bu günümü ve yarınımı gölgeleyen ruhumu karanlığa boğan bir mutluluk yok etme canavarı. Zafer için önce düşmanı tanımalı sonra savaşmalı insan değil mi?:)

    Eee aynalara gülümseyerek bakmaya başladıysam, ruh sağlığım da yerinde bitti mi hayır! Şimdi bu güzel dünyanın, varlığımın ve çevremdeki tüm sevdiklerimin hakkını vermek, onlarla daha uzun kalabilmek için beden sağlığımı korumalıyım:). Artık sağlığıma daha dikkat etmeliyim! Doktora gitmeyi, düzenli spor yapmayı ihmal etmemeliyim. Şu uyku saatlerimde artık düzene girmeli. Mazeret üretmeden bakınca aslında, spora da, sinemaya da, tiyatroya da zaman kalıyor. Şİmdi hayat bu kadar kolay mı diyen iç seslerinizi duyar gibiyim. Yurtta, dünyada yüzlerce sorun varken, sen pembe gözlükler mutluluk oyunu oynamaya çalışan sözde Pollyanna! Pek doğru haklısınız. Şu da bir gerçek ki ilk duyduğumuzda yüreklerimizi dağlayıp bizleri kahreden her şey, kendimizle ilgili başka bir sorun karşında eriyip yok olabilir. Ta ki başka bir hatırlatmaya kadar. Madem durum bundan ibaret diyorum; elbette duyarsız kalmadan içinde bulunduğumuz evrene ve getirdiklerine, aldığımız her nefesi hakkını vererek, varabildiğimiz kadar keyfine vararak geçirmeye çalışmalıyız. Mazeretlerimizin esiri olmadan...
    Dilek YAKA

    Benim bu duruşmalarım uzun sürüyor arkadaşlar. Sizleri daha fazla sıkmadan hayatımdan ve hayata bakış açımdan kesitleri içimden geldiği gibi sizlerle paylaşmaya devam edeceğim:) Sizler de isteyip, fikirlerinizle beni aydınlattığınız sürece:).

    Gülümsemenizin aydınlattığı umut çiçekleriniz solmasın.

    * Dilek YAKA


    © Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.
    Yazarımıza mail atmak için tıklayınız.,

    Kalp damar hastalıklarına yakalanma riski olan kişiler ve hastalar, kış mevsiminde yaşam alışkanlıklarına daha fazla dikkat etmeli. Çünkü soğuk hava, özellikle de sert rüzgar kalp krizini tetikleyebiliyor! Kalp krizinden korunmak içinse öncelikle soğuk havada fazla kalmamak ve sert rüzgarı arkaya alarak yürümek gerekiyor! 

    Ülkemizde yaklaşık  3.5 milyon kalp hastası bulunuyor ve bu sayıya her yıl 240 bin kişi ekleniyor.  Yine her yıl önlenebilir kalp ve damar hastalıkları nedeniyle 205 bin kişi hayatını kaybediyor. Üstelik çoğalan risk faktörleri yüzünden bu sayı her geçen gün giderek artıyor. Hiç kuşkusuz kalp damar hastalıklarına yakalanma riski olan kişilerin ve hastaların sağlıklarına yılın her mevsiminde dikkat etmeleri gerekiyor.

    Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erkan Ekicibaşı özellikle ileri yaş grubunda olanlar, dış mekanda çalışanlar, enfeksiyona zemin hazırlayan kalabalık ortamlarda çalışanlar ve depresyon gibi stres yönetimi bozulmuş kişilerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekerek,  “Çünkü soğuk hava, şiddetli rüzgar, kar ve yağmur, özellikle de sert rüzgar kalp krizi gelişimini tetikleyebiliyor.” uyarısında bulunuyor.

    Sert Rüzgara Dikkat!

    Soğuk hava, şiddetli rüzgar, kar ve yağmur vücut ısısını düşürüyor. Özellikle sert rüzgar, vücut yüzeyindeki ısınmış hava katmanının uzaklaşmasına neden olarak “hipotermi” riskini kar ve yağmura göre daha fazla arttırıyor. Kalp de mevcut vücut sıcaklığını koruyabilmek için daha fazla kan pompalamak zorunda kalıyor. Vücut ısısını korumaya çalışılırken kalbin iş yükü artıyor, bunun sonucunda da kalp damar hastalığı olan kişilerde kalp krizi gelişimini kolaylaştırıyor.

    Gün İçerisinde Sıcaklık 5 Dereceden Fazla Düşerse...

    Soğuk hava ayrıca kan damarlarında daralmaya ve kan basıncında artmaya neden oluyor. Eğer kişi zaten yüksek tansiyon hastası ise  bu durum kan basıncının tehlikeli rakamlara yükselmesine yol açıyor. Öyle ki Fransa da yapılan bir çalışmada -4 derece ve altındaki sıcaklıklarda tansiyon değerinin 140/90 mmHg den yüksek olmasının kalp krizi riskinin 2 kat artmasına neden olduğu saptanmış. Yapılan çalışmalarda tansiyon hastalarında gün içerisindeki hava sıcaklığında 5 dereceden fazla olan düşüşlerde de riskin artığı tespit edilmiş. Soğuk ava ayrıca kalp duvarı stres düzeyinin artmasına ve kanın kalınlaşıp akışkanlığını etkileyerek pıhtılaşmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da kalp krizi oluşumuna zemin hazırlıyor. Bunların yanı sıra solunum sistemi enfeksiyonlarının artmasına neden olarak da kalbin iş yükünü arttırıyor ve kalp krizi oluşumunu kolaylaştırıyor.

    Kimler Risk Altında?

    • Özellikle ileri yaş grubunda olanlar,
    • Dış mekanda çalışanlar,
    • Enfeksiyona zemin hazırlayan kalabalık ortamlarda çalışmak zorunda olanlar,
    • Depresyon gibi stres yönetimi bozulmuş kişiler soğuk havalarda daha dikkatli olmalı.

    Soğuk Havada Kalbinizi Korumanın 10 Püf Noktası

    1- Rüzgarı Arkanıza Alın: Soğuk havada mümkün olduğunca az kalın, rüzgarı arkanıza alarak yürümeye de özen gösterin.
    2- Birkaç Kat Giyinin: Dışarıda uzun süre kalmanız gerekiyorsa veya egzersizi dış ortamda yapacaksanız ve hava soğuksa birkaç katmandan oluşan kıyafet seçerek vücut yüzeyinde koruyucu bir hava katmanı yaratın.
    3- Başınızı ve Ellerinizi Koruyun: Soğuk havalarda en önemli ısı kaybı baş ve ellerde oluyor. Bu nedenle başınızı mutlaka şapka-bere ile koruyun, elleriniz için de eldiven kullanın.
    4- Isımak İçin Alkol Almayın: Isınmak amacıyla alkol alımından uzak durun. Alkol cilt damarlarında genişlemeye neden olarak ısı kaybını kolaylaştırıyor ve kanın yaşamsal organlara akışını azaltıyor.
    5- Haftada 3 Gün Egzersiz Yapın: Haftada en az 3 kez, tercihen her gün egzersiz yapın. Egzersizlerin başında mutlaka 10–15 dakika ısınmaya özen gösterin. Asıl egzersiz de yaşınıza uygun kalp hızınızda 15–30 dakika sürmeli. Bu değerler için mutlaka doktorunuza başvurun. Egzersiz sonrası da 5–10 dakika soğuma, gevşeme ve  toparlanma hareketlerini yapmayı unutmayın.
    6- Dışarıda değil, Kapalı Ortamda Spor Yapın: Soğuk havada yapılan egzersiz kalp hastalığı riskini artırıyor. Ancak bu soğuk havalarda egzersizi erteleyeceğiniz anlamına gelmemeli. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda dış ortam yerine havalandırması optimize edilmiş kapalı ortamlarda egzersiz yapın.
    7- Egzersiz Yaparken Sıvı Alımına Dikkat Edin: Egzersiz öncesinde çay, kahve, sigara ve kafeinli içeceklerden uzak durun. Kalp atım sayısını, dolayısıyla kalbin ihtiyacı olan oksijen miktarını artırıp egzersiz için kullanacağınız rezervi azaltır.
    8- Bol Su İçin: Egzersiz sırasında kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması ve sıvı kaybına bağlı kan akışında bozulmayı önlemek için egzersiz öncesinde ve sonrasında bol miktarda su içmeye özen gösterin.
    9- İlaçlarınızı İhmal Etmeyin: İlaçlarınızı mutlaka doktorunuzu tarafından önerilen saatlerde düzenli olarak alın. Özellikle diyabet ve kalp yetersizliği gibi kronik hastalığınız varsa veya 60 yaş üstünde iseniz her yıl mutlaka grip aşısı yaptırmaya da özen gösterin.
    10- Sigarayı Çöpe Atın: En önemli risk faktörlerinden biri olduğu için sigara kullanıyorsanız hemen bırakın.

    Rüzgara Karşı Yürümek Kalp Krizini Tetikliyor!

    Konu Saati  04:43  |  in  sağlık  |  Devamı»

    Kalp damar hastalıklarına yakalanma riski olan kişiler ve hastalar, kış mevsiminde yaşam alışkanlıklarına daha fazla dikkat etmeli. Çünkü soğuk hava, özellikle de sert rüzgar kalp krizini tetikleyebiliyor! Kalp krizinden korunmak içinse öncelikle soğuk havada fazla kalmamak ve sert rüzgarı arkaya alarak yürümek gerekiyor! 

    Ülkemizde yaklaşık  3.5 milyon kalp hastası bulunuyor ve bu sayıya her yıl 240 bin kişi ekleniyor.  Yine her yıl önlenebilir kalp ve damar hastalıkları nedeniyle 205 bin kişi hayatını kaybediyor. Üstelik çoğalan risk faktörleri yüzünden bu sayı her geçen gün giderek artıyor. Hiç kuşkusuz kalp damar hastalıklarına yakalanma riski olan kişilerin ve hastaların sağlıklarına yılın her mevsiminde dikkat etmeleri gerekiyor.

    Acıbadem Kadıköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Erkan Ekicibaşı özellikle ileri yaş grubunda olanlar, dış mekanda çalışanlar, enfeksiyona zemin hazırlayan kalabalık ortamlarda çalışanlar ve depresyon gibi stres yönetimi bozulmuş kişilerin soğuk havalarda daha dikkatli olmaları gerektiğine dikkat çekerek,  “Çünkü soğuk hava, şiddetli rüzgar, kar ve yağmur, özellikle de sert rüzgar kalp krizi gelişimini tetikleyebiliyor.” uyarısında bulunuyor.

    Sert Rüzgara Dikkat!

    Soğuk hava, şiddetli rüzgar, kar ve yağmur vücut ısısını düşürüyor. Özellikle sert rüzgar, vücut yüzeyindeki ısınmış hava katmanının uzaklaşmasına neden olarak “hipotermi” riskini kar ve yağmura göre daha fazla arttırıyor. Kalp de mevcut vücut sıcaklığını koruyabilmek için daha fazla kan pompalamak zorunda kalıyor. Vücut ısısını korumaya çalışılırken kalbin iş yükü artıyor, bunun sonucunda da kalp damar hastalığı olan kişilerde kalp krizi gelişimini kolaylaştırıyor.

    Gün İçerisinde Sıcaklık 5 Dereceden Fazla Düşerse...

    Soğuk hava ayrıca kan damarlarında daralmaya ve kan basıncında artmaya neden oluyor. Eğer kişi zaten yüksek tansiyon hastası ise  bu durum kan basıncının tehlikeli rakamlara yükselmesine yol açıyor. Öyle ki Fransa da yapılan bir çalışmada -4 derece ve altındaki sıcaklıklarda tansiyon değerinin 140/90 mmHg den yüksek olmasının kalp krizi riskinin 2 kat artmasına neden olduğu saptanmış. Yapılan çalışmalarda tansiyon hastalarında gün içerisindeki hava sıcaklığında 5 dereceden fazla olan düşüşlerde de riskin artığı tespit edilmiş. Soğuk ava ayrıca kalp duvarı stres düzeyinin artmasına ve kanın kalınlaşıp akışkanlığını etkileyerek pıhtılaşmasına neden oluyor. Bunun sonucunda da kalp krizi oluşumuna zemin hazırlıyor. Bunların yanı sıra solunum sistemi enfeksiyonlarının artmasına neden olarak da kalbin iş yükünü arttırıyor ve kalp krizi oluşumunu kolaylaştırıyor.

    Kimler Risk Altında?

    • Özellikle ileri yaş grubunda olanlar,
    • Dış mekanda çalışanlar,
    • Enfeksiyona zemin hazırlayan kalabalık ortamlarda çalışmak zorunda olanlar,
    • Depresyon gibi stres yönetimi bozulmuş kişiler soğuk havalarda daha dikkatli olmalı.

    Soğuk Havada Kalbinizi Korumanın 10 Püf Noktası

    1- Rüzgarı Arkanıza Alın: Soğuk havada mümkün olduğunca az kalın, rüzgarı arkanıza alarak yürümeye de özen gösterin.
    2- Birkaç Kat Giyinin: Dışarıda uzun süre kalmanız gerekiyorsa veya egzersizi dış ortamda yapacaksanız ve hava soğuksa birkaç katmandan oluşan kıyafet seçerek vücut yüzeyinde koruyucu bir hava katmanı yaratın.
    3- Başınızı ve Ellerinizi Koruyun: Soğuk havalarda en önemli ısı kaybı baş ve ellerde oluyor. Bu nedenle başınızı mutlaka şapka-bere ile koruyun, elleriniz için de eldiven kullanın.
    4- Isımak İçin Alkol Almayın: Isınmak amacıyla alkol alımından uzak durun. Alkol cilt damarlarında genişlemeye neden olarak ısı kaybını kolaylaştırıyor ve kanın yaşamsal organlara akışını azaltıyor.
    5- Haftada 3 Gün Egzersiz Yapın: Haftada en az 3 kez, tercihen her gün egzersiz yapın. Egzersizlerin başında mutlaka 10–15 dakika ısınmaya özen gösterin. Asıl egzersiz de yaşınıza uygun kalp hızınızda 15–30 dakika sürmeli. Bu değerler için mutlaka doktorunuza başvurun. Egzersiz sonrası da 5–10 dakika soğuma, gevşeme ve  toparlanma hareketlerini yapmayı unutmayın.
    6- Dışarıda değil, Kapalı Ortamda Spor Yapın: Soğuk havada yapılan egzersiz kalp hastalığı riskini artırıyor. Ancak bu soğuk havalarda egzersizi erteleyeceğiniz anlamına gelmemeli. Özellikle soğuk ve rüzgarlı havalarda dış ortam yerine havalandırması optimize edilmiş kapalı ortamlarda egzersiz yapın.
    7- Egzersiz Yaparken Sıvı Alımına Dikkat Edin: Egzersiz öncesinde çay, kahve, sigara ve kafeinli içeceklerden uzak durun. Kalp atım sayısını, dolayısıyla kalbin ihtiyacı olan oksijen miktarını artırıp egzersiz için kullanacağınız rezervi azaltır.
    8- Bol Su İçin: Egzersiz sırasında kaybedilen sıvı ve elektrolitlerin yerine konması ve sıvı kaybına bağlı kan akışında bozulmayı önlemek için egzersiz öncesinde ve sonrasında bol miktarda su içmeye özen gösterin.
    9- İlaçlarınızı İhmal Etmeyin: İlaçlarınızı mutlaka doktorunuzu tarafından önerilen saatlerde düzenli olarak alın. Özellikle diyabet ve kalp yetersizliği gibi kronik hastalığınız varsa veya 60 yaş üstünde iseniz her yıl mutlaka grip aşısı yaptırmaya da özen gösterin.
    10- Sigarayı Çöpe Atın: En önemli risk faktörlerinden biri olduğu için sigara kullanıyorsanız hemen bırakın.

    Çocuğunuzun doğum tarihinin sadece burcunu belirlediğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hatta sadece doğum tarihi değil, doğum şekli de çok önemli... Neden mi? 

    Uz. Dr. İlkay Keskinel'in verdiği bilgilere göre, doğumdan itibaren maruz kalınan alerjenler, eğer çocukta alerjik bir genetik alt yapı varsa, ileri yaşlarda nelere karşı alerji gelişeceğini belirler. Örneğin rutubetli bir evde çok yoğun küf mantarına maruz kalan ve alerjik aileden gelen bir bebeğin, ilerleyen zamanda küf alerjisi geliştirmesi beklenebilir. “Ne kadar koruyabiliriz ki, bırakalım çocuklar bu maddelere alışsın” yaklaşımı, ne yazık ki alerjenler için geçerli değildir.

    Vatan'da yer alan habere göre, bazı solunum yolu virüs enfeksiyonları dışında kalan enfeksiyonlara erken yaşlarda maruziyetin ise tam tersine alerji açısından koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda geçerli olan bu görüşe, “hijyen hipotezi” adı verilmektedir. Buna göre, mikroptan fazlasıyla arındırılmış, aşırı hijyenik ortamlarda büyüyen çocuklarda alerji ve astım riski artabilmektedir.

    Risk Doğum Ayına Göre Değişiyor

    Alerjenlere sürekli maruz kalmanın kişinin o maddelere karşı duyarlı olmasına neden olduğu gerçeğine dayanarak yapılan çalışmalarda, doğum tarihinin alerjik hastalıklarla ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Buna neden, bebeklerin doğduklara aylara göre karşılaştıkları alerjen cinslerinin farklı olmasıdır.

    Hangi Çocuklar Risk Altında?

    Mevsimsel polenlerin en yoğun olduğu ve daha çok açık havada zaman geçirdiğimiz ilkbahar ve yaz aylarında doğanların, mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) açısından daha büyük risk altında oldukları bilinmektedir. Örneğin, Mart ve Nisan aylarında doğanlarda huş polenine bağlı olarak huş ağacı alerjisi riski daha fazladır. Polenler, her ne kadar bitkinin cinsine göre, Şubat ayından Kasım sonuna kadar yayılabilse de, saman nezlesi olanlarda, daha çok ilkbaharda yakınmalara neden olurlar.

    Sonbaharda Doğanlar...

    Sonbahar aylarında doğanlarda ise, ev tozu akarı alerjisi daha sıktır. Buna neden olarak, iç ortamda daha uzun süre kalınması gösterilebilir. Ek olarak, nemli sonbahar günleri, akarların üremesi için zemin hazırlamaktadır. “Ev tozu” ile kast edilen, evlerde gördüğümüz “toz” değil, çıplak gözle görülemeyen çok küçük canlılardır. Bu canlıların dışkıları alerjiye sebep olmaktadır.

    Eylül-Şubat Arasında Doğanlar...

    Yine, iç ortamda çokça vakit geçirilen Eylül ve Şubat ayları arasında doğan bebeklerin yaz ve bahar aylarında doğan bebeklere göre besinlere ve hayvan tüylerine karşı alerji geliştirme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, yaz aylarında ve sonbaharda doğan bebeklerin astıma yakalanma riski daha yüksek bulunmuştur.

    Sezeryenle Dünyaya Gelen Bebekler...

    Bunların dışında, sezaryenle doğan bebeklerin de normal yolla doğan bebeklere göre ileriki yaşlarda astım geliştirme riski artmaktadır. Normal doğum sırasında, annenin doğum kanalından geçen bebek, bağırsaklarına yerleşecek faydalı mikroplarla tanışmaktadır. Bu mikroplar, yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini sağlıklı bir biçimde uyarmaktadır. Oysa sezaryenle doğan bebeklerde, bu faydalı mikroplar yerine ciltte yaşayan mikroplara vb. maruziyet, bağışıklık sisteminin bu ilk gelişim noktasında bir sapmaya neden olmaktadır.

    Sigara Dumanı da Çocuk Sağlığının Baş Düşmanı

    Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, alerjik hastalıklardan korunmak için bebeğin doğum tarihinin ya da doğum şeklinin saptanmasının yanı sıra önemli olan bir diğer nokta da, doğum öncesi ve sonrası dönemde sigara dumanına maruz kalınmamasıdır. Bebekliklerinde sigara dumanına maruz kalan çocukların ilerleyen yaşlarda, çok daha sıklıkla alerjik hastalıklara ve astıma yakalanabildikleri gösterilmiştir. Astımın da, diğer alerjik hastalıkların da birden fazla faktörün etkisiyle (genetik, çevre koşulları vb) geliştiği unutulmamalıdır.

    Çocuğunuzun Doğum Tarihine Dikkat!

    Konu Saati  04:43  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Çocuğunuzun doğum tarihinin sadece burcunu belirlediğini sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Hatta sadece doğum tarihi değil, doğum şekli de çok önemli... Neden mi? 

    Uz. Dr. İlkay Keskinel'in verdiği bilgilere göre, doğumdan itibaren maruz kalınan alerjenler, eğer çocukta alerjik bir genetik alt yapı varsa, ileri yaşlarda nelere karşı alerji gelişeceğini belirler. Örneğin rutubetli bir evde çok yoğun küf mantarına maruz kalan ve alerjik aileden gelen bir bebeğin, ilerleyen zamanda küf alerjisi geliştirmesi beklenebilir. “Ne kadar koruyabiliriz ki, bırakalım çocuklar bu maddelere alışsın” yaklaşımı, ne yazık ki alerjenler için geçerli değildir.

    Vatan'da yer alan habere göre, bazı solunum yolu virüs enfeksiyonları dışında kalan enfeksiyonlara erken yaşlarda maruziyetin ise tam tersine alerji açısından koruyucu olabileceği düşünülmektedir. Son yıllarda geçerli olan bu görüşe, “hijyen hipotezi” adı verilmektedir. Buna göre, mikroptan fazlasıyla arındırılmış, aşırı hijyenik ortamlarda büyüyen çocuklarda alerji ve astım riski artabilmektedir.

    Risk Doğum Ayına Göre Değişiyor

    Alerjenlere sürekli maruz kalmanın kişinin o maddelere karşı duyarlı olmasına neden olduğu gerçeğine dayanarak yapılan çalışmalarda, doğum tarihinin alerjik hastalıklarla ilişkili olabileceği gösterilmiştir. Buna neden, bebeklerin doğduklara aylara göre karşılaştıkları alerjen cinslerinin farklı olmasıdır.

    Hangi Çocuklar Risk Altında?

    Mevsimsel polenlerin en yoğun olduğu ve daha çok açık havada zaman geçirdiğimiz ilkbahar ve yaz aylarında doğanların, mevsimsel alerjik rinit (saman nezlesi) açısından daha büyük risk altında oldukları bilinmektedir. Örneğin, Mart ve Nisan aylarında doğanlarda huş polenine bağlı olarak huş ağacı alerjisi riski daha fazladır. Polenler, her ne kadar bitkinin cinsine göre, Şubat ayından Kasım sonuna kadar yayılabilse de, saman nezlesi olanlarda, daha çok ilkbaharda yakınmalara neden olurlar.

    Sonbaharda Doğanlar...

    Sonbahar aylarında doğanlarda ise, ev tozu akarı alerjisi daha sıktır. Buna neden olarak, iç ortamda daha uzun süre kalınması gösterilebilir. Ek olarak, nemli sonbahar günleri, akarların üremesi için zemin hazırlamaktadır. “Ev tozu” ile kast edilen, evlerde gördüğümüz “toz” değil, çıplak gözle görülemeyen çok küçük canlılardır. Bu canlıların dışkıları alerjiye sebep olmaktadır.

    Eylül-Şubat Arasında Doğanlar...

    Yine, iç ortamda çokça vakit geçirilen Eylül ve Şubat ayları arasında doğan bebeklerin yaz ve bahar aylarında doğan bebeklere göre besinlere ve hayvan tüylerine karşı alerji geliştirme olasılığı daha fazladır. Ayrıca, yaz aylarında ve sonbaharda doğan bebeklerin astıma yakalanma riski daha yüksek bulunmuştur.

    Sezeryenle Dünyaya Gelen Bebekler...

    Bunların dışında, sezaryenle doğan bebeklerin de normal yolla doğan bebeklere göre ileriki yaşlarda astım geliştirme riski artmaktadır. Normal doğum sırasında, annenin doğum kanalından geçen bebek, bağırsaklarına yerleşecek faydalı mikroplarla tanışmaktadır. Bu mikroplar, yeni doğan bebeğin bağışıklık sistemini sağlıklı bir biçimde uyarmaktadır. Oysa sezaryenle doğan bebeklerde, bu faydalı mikroplar yerine ciltte yaşayan mikroplara vb. maruziyet, bağışıklık sisteminin bu ilk gelişim noktasında bir sapmaya neden olmaktadır.

    Sigara Dumanı da Çocuk Sağlığının Baş Düşmanı

    Sonuç olarak belirtmek isteriz ki, alerjik hastalıklardan korunmak için bebeğin doğum tarihinin ya da doğum şeklinin saptanmasının yanı sıra önemli olan bir diğer nokta da, doğum öncesi ve sonrası dönemde sigara dumanına maruz kalınmamasıdır. Bebekliklerinde sigara dumanına maruz kalan çocukların ilerleyen yaşlarda, çok daha sıklıkla alerjik hastalıklara ve astıma yakalanabildikleri gösterilmiştir. Astımın da, diğer alerjik hastalıkların da birden fazla faktörün etkisiyle (genetik, çevre koşulları vb) geliştiği unutulmamalıdır.

    9 Temmuz 2013 Salı

    Bebeklere ek besin verirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü basit gibi görülen hatalar ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Örneğin bebeklere 1 yaşından önce verilen tuz damarlarda birikerek erken yaşta hipertansiyon hastası olmalarına yol açabiliyor.

    Bebeklerin ilk 4-6  aylarına kadar sadece anne sütüyle beslenmeleri, ardından da mutlaka ek besinlere başlamaları öneriliyor. Ancak ek besinlere 4. aydan önce kesinlikle başlanmaması gerekiyor. Bunun nedeni ise bebeklerin mide-bağırsak sistemi ve böbrek fonksiyonları yeteri kadar olgunlaşmadığı için bu dönemde ek besinleri almaya hazır olmamaları. İnek sütü ve buğday unu gibi ek besinlere erken başlamanın en büyük riski ise bebekte besin alerjisine yol açabilmesi! Bunun aksine ek besinlere geç başlandığında ise yetersiz enerji ve protein alımına bağlı enfeksiyon riskinin artması, demir eksikliğine bağlı anemi, katı besinleri ve çiğnemeyi öğrenememe ile yetersiz vitamin – mineral alımına bağlı büyüme- gelişme geriliği gibi pek çok ciddi tablo ortaya çıkabiliyor.

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, bebeklere ek besin verirken son derece dikkatli olunması gerektiğini belirterek, “Çünkü basit gibi görülen hatalar ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Örneğin bebeklere 1 yaşından önce verilen tuz damarlarda birikerek erken yaşta hipertansiyon hastası olmalarına yol açabiliyor” uyarısında bulunuyor!

    Tuzlu Besinler Damarlara Zarar Veriyor!

    Bebeklerin beslenmelerinde yapılan en sık hatalardan biri, tuzlu besinler yedirmek oluyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de bebeklerin yüzde 60’ının 1 yaşından önce evde yetişkinler için yapılan  salçalı, tuzlu ve baharatlı yemekleri yediğini gösteriyor. Oysa bebeklere 1 yaşına gelinceye dek tuzlu hiçbir besini tattırmamak gerekiyor. Çünkü bebeklik dönemi aşırı sodyum, dolayısıyla tuz tüketimine bağlı ileri yaşlarda oluşacak tansiyon hastalığı yönünden hassas  ve belirleyici bir dönem. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada, doğumdan itibaren 15 yaşına kadar kan basınçları izlenen bebeklerin, ilk 1 yaşta diyetlerinde yüksek oranda tuz bulunanların, düşük tuz içerenlere göre kan basınçları daha yüksek bulundu. Çünkü bebeklik döneminde aşırı tuz, yani sodyum tüketimi kan basıncını yükselterek aort ve koroner damarlarda  erken dönemde damarsal değişikliklere ve dolayısıyla kalp –damar ile böbrek hastalıklarına zemin  hazırlıyor. Bunun sonucunda da bebeğin yetişkinlik dönemine geldiğinde daha erken yaşta, hatta çocukluk çağında bile tansiyon hastası olmasına yol açabiliyor!

    Yarım Çay Kaşığından Az Almalı!

    1 yaşından küçük bebeklerin günde  1000mg, yani yarım çay kaşığından da az tuz almaları  gerekiyor. Bu konuda Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Kalp vakfı gibi önemli sağlık  otoritelerinin önerdikleri günlük tuz alımı 1-3 yaş arası çocuklarda 1500mg dan az ve 4-8 yaş aralığında da 1900mg altında olması yönünde.

    1 Yaşından Önce Yasak Olan Besinler!

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, 1 yaş öncesinde bebeklere verilmesi yasak olan besinleri şöyle sıralıyor:

    • Bal: Kabızlık, emme ve yutma güçlüğü, solunum durması, kas zayıflığı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve ölüme neden olabilen Botulizm hastalığına yol açabiliyor. Bu hastalığa  Clostridium  Botulinum adında, toprak, toz ve balda  üreyebilen  bir bakteri neden oluyor. Balı yiyen  bebeğin bağırsaklarında toksin üreterek zehirlenme tablosuna yol açıyor. 1 yaşından sonra az miktarlarda verebilirsiniz. Bal içeren  hazır mamaların üretiminde  kullanılan bal ise  bu tehlikeyi ortadan kaldıracak şekilde  yüksek derecelerde ısıtıldığı için bu riski taşımıyor.
    • Yumurta Akı: Alerjiye neden olabiliyor.
    • İnek Sütü: Alerji, kabızlık ve demir eksikliğine yol açabiliyor
    • Kakao, Çikolata ve Çilek: Alerjik reaksiyon oluşturabiliyor,
    • Şarküteri Ürünleri:  Aşırı tuz ve nitrat içerdikleri için kalp damar ve böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.
    • Kuruyemiş Gibi sert Besinler: Nefes borusuna kaçma riski var.

    Besinleri Mutlaka Hafif Pütürlü Yedirin

    Beslenme alışkanlığında yapılan bir başka hata da, bebek 1 yaşına gelmesine rağmen besinleri blenderden geçirerek muhallebi kıvamında yedirmek oluyor. Bunun sonucunda da bebek ileride pütürlü yemekleri kabul etmiyor; yemek seçen, problemli bir çocuk haline geliyor. Örneğin çiğneme fonksiyonunu gerektirdiği için et yemeyi reddediyor. Bunun sonucunda da beslenme yetersizliğine bağlı kansızlık veya büyüme-gelişme gerilikleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle özellikle 8. aya kadar besinleri püre kıvamında, ancak hafif pütürlü yedirin, böylelikle bebeğiniz çiğnemeye alışır. Bu aydan itibaren besinleri daha iri pütürlü de yedirebilirsiniz. Kendi kendine beslenmesini öğrenebilmesi için de 9. aydan itibaren bebeğinizin eline ekmek veya bisküvi parçası verin. Özellikle 1 yaşından sonra da sizinle sofraya oturup, aynı besinleri yemesini sağlayın.

    Bu Uyarılara Dikkat!

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, 1 yaş öncesinde bebeklere verilmesi yasak olan besinleri şöyle sıralıyor:

    • Miktarını Yavaş Artırın: Bir besini ilk kez yedirecekseniz az miktarda verin ve miktarını yavaş yavaş artırın. Örneğin armut püresi yedirecekseniz ilk önce 2 çay kaşığı ile başlayın, eğer ciltte döküntü ya da kızarıklık gibi sorunlar gelişmezse veya sindirim sisteminde problem ortaya çıkmazsa bu miktarı 4-5 kaşığa kadar çıkarabilirsiniz.

    • Tek Bir Besin Yedirin: Aynı anda birkaç ek besin verirseniz, alerjik bir reaksiyon oluştuğunda buna hangi besinin yol açtığını belirlemeniz güçleşir. Bu nedenle 1 hafta boyunca sadece tek bir besin yedirin, 2. hafta başka bir besine başlayın. Böylelikle bebeğinizin yedirdiğiniz besine alerjisi olup olmadığını daha kolay anlayabilirsiniz.

    • Besini Reddediyorsa Israr Etmeyin: Bebeğiniz verdiğiniz ek besini reddediyorsa, ısrar etmeyin. Çünkü bu besini tümüyle reddetmesine yol açabilirsiniz. Başka bir ek besine geçin ve 1-2 gün sonra tekrar yedirmeyi deneyin.

    • Sebze ve Meyveler Taze Olsun: Besin içerikleri zengin olmadığı için 1 yaşından önce dondurulmuş sebze ve meyve ile konserve besinler yedirmeyin. Aksi halde vitamin ve mineral eksikliğine bağlı kansızlık ile büyüme geriliği oluşabilir. Bebeğinizin yeterli vitamin ve mineral alabilmesi için taze sebze ve meyve yedirmeye özen gösterin.

    • Yoğurdu Kendiniz Mayalayın: Dışarıda satılan yoğurtlar raf ömrünün uzaması için katkı maddesi içerebiliyor. Evde yapılmış yoğurtlar ise hem daha sağlıklı, hem de bebeklerin gelişiminde önemli bir rol oynayan probiyotikler de içeriyor. Bu nedenle bebeğiniz en azından 1 yaşına gelinceye dek yoğurdunuzu evde kendiniz mayalayın.

    1 Yaşından Önce Tuz Yasak!

    Konu Saati  01:10  |  in  Genel Sağlık  |  Devamı»

    Bebeklere ek besin verirken son derece dikkatli olmak gerekiyor. Çünkü basit gibi görülen hatalar ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Örneğin bebeklere 1 yaşından önce verilen tuz damarlarda birikerek erken yaşta hipertansiyon hastası olmalarına yol açabiliyor.

    Bebeklerin ilk 4-6  aylarına kadar sadece anne sütüyle beslenmeleri, ardından da mutlaka ek besinlere başlamaları öneriliyor. Ancak ek besinlere 4. aydan önce kesinlikle başlanmaması gerekiyor. Bunun nedeni ise bebeklerin mide-bağırsak sistemi ve böbrek fonksiyonları yeteri kadar olgunlaşmadığı için bu dönemde ek besinleri almaya hazır olmamaları. İnek sütü ve buğday unu gibi ek besinlere erken başlamanın en büyük riski ise bebekte besin alerjisine yol açabilmesi! Bunun aksine ek besinlere geç başlandığında ise yetersiz enerji ve protein alımına bağlı enfeksiyon riskinin artması, demir eksikliğine bağlı anemi, katı besinleri ve çiğnemeyi öğrenememe ile yetersiz vitamin – mineral alımına bağlı büyüme- gelişme geriliği gibi pek çok ciddi tablo ortaya çıkabiliyor.

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, bebeklere ek besin verirken son derece dikkatli olunması gerektiğini belirterek, “Çünkü basit gibi görülen hatalar ileri yaşlarda ciddi sağlık sorunları oluşturabiliyor. Örneğin bebeklere 1 yaşından önce verilen tuz damarlarda birikerek erken yaşta hipertansiyon hastası olmalarına yol açabiliyor” uyarısında bulunuyor!

    Tuzlu Besinler Damarlara Zarar Veriyor!

    Bebeklerin beslenmelerinde yapılan en sık hatalardan biri, tuzlu besinler yedirmek oluyor. Yapılan araştırmalar, Türkiye’de bebeklerin yüzde 60’ının 1 yaşından önce evde yetişkinler için yapılan  salçalı, tuzlu ve baharatlı yemekleri yediğini gösteriyor. Oysa bebeklere 1 yaşına gelinceye dek tuzlu hiçbir besini tattırmamak gerekiyor. Çünkü bebeklik dönemi aşırı sodyum, dolayısıyla tuz tüketimine bağlı ileri yaşlarda oluşacak tansiyon hastalığı yönünden hassas  ve belirleyici bir dönem. Amerika Birleşik Devletleri’nde yapılan bir çalışmada, doğumdan itibaren 15 yaşına kadar kan basınçları izlenen bebeklerin, ilk 1 yaşta diyetlerinde yüksek oranda tuz bulunanların, düşük tuz içerenlere göre kan basınçları daha yüksek bulundu. Çünkü bebeklik döneminde aşırı tuz, yani sodyum tüketimi kan basıncını yükselterek aort ve koroner damarlarda  erken dönemde damarsal değişikliklere ve dolayısıyla kalp –damar ile böbrek hastalıklarına zemin  hazırlıyor. Bunun sonucunda da bebeğin yetişkinlik dönemine geldiğinde daha erken yaşta, hatta çocukluk çağında bile tansiyon hastası olmasına yol açabiliyor!

    Yarım Çay Kaşığından Az Almalı!

    1 yaşından küçük bebeklerin günde  1000mg, yani yarım çay kaşığından da az tuz almaları  gerekiyor. Bu konuda Amerikan Pediatri Akademisi, Amerikan Kalp vakfı gibi önemli sağlık  otoritelerinin önerdikleri günlük tuz alımı 1-3 yaş arası çocuklarda 1500mg dan az ve 4-8 yaş aralığında da 1900mg altında olması yönünde.

    1 Yaşından Önce Yasak Olan Besinler!

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, 1 yaş öncesinde bebeklere verilmesi yasak olan besinleri şöyle sıralıyor:

    • Bal: Kabızlık, emme ve yutma güçlüğü, solunum durması, kas zayıflığı gibi belirtilerle ortaya çıkan ve ölüme neden olabilen Botulizm hastalığına yol açabiliyor. Bu hastalığa  Clostridium  Botulinum adında, toprak, toz ve balda  üreyebilen  bir bakteri neden oluyor. Balı yiyen  bebeğin bağırsaklarında toksin üreterek zehirlenme tablosuna yol açıyor. 1 yaşından sonra az miktarlarda verebilirsiniz. Bal içeren  hazır mamaların üretiminde  kullanılan bal ise  bu tehlikeyi ortadan kaldıracak şekilde  yüksek derecelerde ısıtıldığı için bu riski taşımıyor.
    • Yumurta Akı: Alerjiye neden olabiliyor.
    • İnek Sütü: Alerji, kabızlık ve demir eksikliğine yol açabiliyor
    • Kakao, Çikolata ve Çilek: Alerjik reaksiyon oluşturabiliyor,
    • Şarküteri Ürünleri:  Aşırı tuz ve nitrat içerdikleri için kalp damar ve böbrek hastalıklarına zemin hazırlayabiliyor.
    • Kuruyemiş Gibi sert Besinler: Nefes borusuna kaçma riski var.

    Besinleri Mutlaka Hafif Pütürlü Yedirin

    Beslenme alışkanlığında yapılan bir başka hata da, bebek 1 yaşına gelmesine rağmen besinleri blenderden geçirerek muhallebi kıvamında yedirmek oluyor. Bunun sonucunda da bebek ileride pütürlü yemekleri kabul etmiyor; yemek seçen, problemli bir çocuk haline geliyor. Örneğin çiğneme fonksiyonunu gerektirdiği için et yemeyi reddediyor. Bunun sonucunda da beslenme yetersizliğine bağlı kansızlık veya büyüme-gelişme gerilikleri ortaya çıkabiliyor. Bu nedenle özellikle 8. aya kadar besinleri püre kıvamında, ancak hafif pütürlü yedirin, böylelikle bebeğiniz çiğnemeye alışır. Bu aydan itibaren besinleri daha iri pütürlü de yedirebilirsiniz. Kendi kendine beslenmesini öğrenebilmesi için de 9. aydan itibaren bebeğinizin eline ekmek veya bisküvi parçası verin. Özellikle 1 yaşından sonra da sizinle sofraya oturup, aynı besinleri yemesini sağlayın.

    Bu Uyarılara Dikkat!

    International Hospital’den Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Şebnem Ersoy, 1 yaş öncesinde bebeklere verilmesi yasak olan besinleri şöyle sıralıyor:

    • Miktarını Yavaş Artırın: Bir besini ilk kez yedirecekseniz az miktarda verin ve miktarını yavaş yavaş artırın. Örneğin armut püresi yedirecekseniz ilk önce 2 çay kaşığı ile başlayın, eğer ciltte döküntü ya da kızarıklık gibi sorunlar gelişmezse veya sindirim sisteminde problem ortaya çıkmazsa bu miktarı 4-5 kaşığa kadar çıkarabilirsiniz.

    • Tek Bir Besin Yedirin: Aynı anda birkaç ek besin verirseniz, alerjik bir reaksiyon oluştuğunda buna hangi besinin yol açtığını belirlemeniz güçleşir. Bu nedenle 1 hafta boyunca sadece tek bir besin yedirin, 2. hafta başka bir besine başlayın. Böylelikle bebeğinizin yedirdiğiniz besine alerjisi olup olmadığını daha kolay anlayabilirsiniz.

    • Besini Reddediyorsa Israr Etmeyin: Bebeğiniz verdiğiniz ek besini reddediyorsa, ısrar etmeyin. Çünkü bu besini tümüyle reddetmesine yol açabilirsiniz. Başka bir ek besine geçin ve 1-2 gün sonra tekrar yedirmeyi deneyin.

    • Sebze ve Meyveler Taze Olsun: Besin içerikleri zengin olmadığı için 1 yaşından önce dondurulmuş sebze ve meyve ile konserve besinler yedirmeyin. Aksi halde vitamin ve mineral eksikliğine bağlı kansızlık ile büyüme geriliği oluşabilir. Bebeğinizin yeterli vitamin ve mineral alabilmesi için taze sebze ve meyve yedirmeye özen gösterin.

    • Yoğurdu Kendiniz Mayalayın: Dışarıda satılan yoğurtlar raf ömrünün uzaması için katkı maddesi içerebiliyor. Evde yapılmış yoğurtlar ise hem daha sağlıklı, hem de bebeklerin gelişiminde önemli bir rol oynayan probiyotikler de içeriyor. Bu nedenle bebeğiniz en azından 1 yaşına gelinceye dek yoğurdunuzu evde kendiniz mayalayın.

    Yürüdükçe beyin mutluluk hormonu (endorfin) salgılar, kaslar güçlenir ve diyabet hastalığının gelişi ötelenebilir.

    Çabuk yorulmanın en önemli nedenlerinden birinin kalp, akciğer ve kasların kondisyonunun düşüklüğü olduğuna dikkat çeken Bayındır Hastanesi İçerenköy Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak,” İki adımda nefes nefese kalıyorsanız hareketsiz yaşıyorsunuz demektir. Yürüyün kondisyonunuz artsın, yürüyün çünkü her yaşın, her hastalığın, her yerin sporu yürüyüştür” dedi.

    Her Gün Yarım Saat

    Kalp hastalığı, kilo problemleri, şeker hastalığı, kolesterol hastası ya da sağlıklı bir birey olarak, sadece kalp sağlığı için değil, tüm vücudun sağlığı için her gün yarım saatlik tempolu yürüyüşler yapılmalıdır. Sağlıklı bir yaşam için eve gelirken, işe giderken bir durak önce inilebilir ve asansör kullanımı yerine merdivenler tercih edilebilir.

    Yarışmaya katılacak bir sporcu ya da salon sporları yapacak bir birey, sportif faaliyetlere başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir. Çünkü doktor kontrolleriyle kalbin dayanıklılığı ve spora hazır olup olmadığı kontrol edilir. Ayrıca uzun süre ara verildikten sonra birden bire spora başlamak uzun süredir spor yapmamış kalbi riske atmak demektir.

    Doktor kontrolü ile tansiyon ve kalp seslerinin düzenli olup olmadığına, kan tetkikleri ile şeker ve kolesterol düzeylerinin uygunluğuna, EKG ile kalp ritimde bir sorun olup olmadığına, Efor testi ile kalp damarlarında bir sorun olup olmadığına ve Eko ile kalp kapaklarında ve kasılmasında bir sorun olup olmadığına bakılır.
    Bu kontrollerden sonra güvenle spor yapılabilir. Her yaşın sporu ayrıdır. 40 yaşını geçenler kalp sağlığı için yarışmacı sporlardan kaçınmalı, halı sahada futbol oynama işini gençlere bırakmalıdır. Bu yaşlardan sonra yapılan ağırlık çalışmaları da kalbi zorlar. Her yaşın en uygun sporu tempolu yürüyüştür. Fakat çok sıcak ve çok soğuk havalarda yürüyüşlere ara verin.  Açken ve yemeklerden hemen sonra yürüyüş yapmayın. Yürüyüş için en ideal zaman yemek ya da kahvaltıdan 1-1,5 saat sonrasıdır.

    Kalp Hastaları Yürüyüş Yapabilir mi?

    Yürürken göğüs ağrısı oluşmayan kalp damarlarına stent takılmış ya da bypass olmuş kalp hastaları da yürüyebilir. Bu hastalar düzenli olarak doktor kontrolünden geçtikleri için, yürüyüş onların yaşam tarzlarının olmazsa olmazlarından olmalıdır. Yürüdükçe kalp kası güçlenir, damarlar daha iyi kan pompalayarak tıkalı damarlara da destek vermeye başlarlar. Yürüdükçe beyin mutluluk hormonu endorfin salgılar ve belli bir süre sonra yürümenin müptelası, bağımlısı olunur. Herhangi bir nedenden yürüyemediğinde artık kişi kendini mutsuz hissetmeye başlar. Yürümekle kaslar güçlenir, göbek erir, kolesterol düşer, kilo sorununun ortadan kalkması kolaylaşır ve diyabet hastalığının gelişi ötelenir.

    Her Yaşın Sporu Tempolu Yürüyüş

    Konu Saati  01:10  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Yürüdükçe beyin mutluluk hormonu (endorfin) salgılar, kaslar güçlenir ve diyabet hastalığının gelişi ötelenebilir.

    Çabuk yorulmanın en önemli nedenlerinden birinin kalp, akciğer ve kasların kondisyonunun düşüklüğü olduğuna dikkat çeken Bayındır Hastanesi İçerenköy Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Timur Timurkaynak,” İki adımda nefes nefese kalıyorsanız hareketsiz yaşıyorsunuz demektir. Yürüyün kondisyonunuz artsın, yürüyün çünkü her yaşın, her hastalığın, her yerin sporu yürüyüştür” dedi.

    Her Gün Yarım Saat

    Kalp hastalığı, kilo problemleri, şeker hastalığı, kolesterol hastası ya da sağlıklı bir birey olarak, sadece kalp sağlığı için değil, tüm vücudun sağlığı için her gün yarım saatlik tempolu yürüyüşler yapılmalıdır. Sağlıklı bir yaşam için eve gelirken, işe giderken bir durak önce inilebilir ve asansör kullanımı yerine merdivenler tercih edilebilir.

    Yarışmaya katılacak bir sporcu ya da salon sporları yapacak bir birey, sportif faaliyetlere başlamadan önce mutlaka doktor kontrolünden geçmelidir. Çünkü doktor kontrolleriyle kalbin dayanıklılığı ve spora hazır olup olmadığı kontrol edilir. Ayrıca uzun süre ara verildikten sonra birden bire spora başlamak uzun süredir spor yapmamış kalbi riske atmak demektir.

    Doktor kontrolü ile tansiyon ve kalp seslerinin düzenli olup olmadığına, kan tetkikleri ile şeker ve kolesterol düzeylerinin uygunluğuna, EKG ile kalp ritimde bir sorun olup olmadığına, Efor testi ile kalp damarlarında bir sorun olup olmadığına ve Eko ile kalp kapaklarında ve kasılmasında bir sorun olup olmadığına bakılır.
    Bu kontrollerden sonra güvenle spor yapılabilir. Her yaşın sporu ayrıdır. 40 yaşını geçenler kalp sağlığı için yarışmacı sporlardan kaçınmalı, halı sahada futbol oynama işini gençlere bırakmalıdır. Bu yaşlardan sonra yapılan ağırlık çalışmaları da kalbi zorlar. Her yaşın en uygun sporu tempolu yürüyüştür. Fakat çok sıcak ve çok soğuk havalarda yürüyüşlere ara verin.  Açken ve yemeklerden hemen sonra yürüyüş yapmayın. Yürüyüş için en ideal zaman yemek ya da kahvaltıdan 1-1,5 saat sonrasıdır.

    Kalp Hastaları Yürüyüş Yapabilir mi?

    Yürürken göğüs ağrısı oluşmayan kalp damarlarına stent takılmış ya da bypass olmuş kalp hastaları da yürüyebilir. Bu hastalar düzenli olarak doktor kontrolünden geçtikleri için, yürüyüş onların yaşam tarzlarının olmazsa olmazlarından olmalıdır. Yürüdükçe kalp kası güçlenir, damarlar daha iyi kan pompalayarak tıkalı damarlara da destek vermeye başlarlar. Yürüdükçe beyin mutluluk hormonu endorfin salgılar ve belli bir süre sonra yürümenin müptelası, bağımlısı olunur. Herhangi bir nedenden yürüyemediğinde artık kişi kendini mutsuz hissetmeye başlar. Yürümekle kaslar güçlenir, göbek erir, kolesterol düşer, kilo sorununun ortadan kalkması kolaylaşır ve diyabet hastalığının gelişi ötelenir.

    Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Seks isteği, 12’ci haftadan sonra eski haline döner. 

    Emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajende kuruluklara yol açabilir. Bu kuruluğa karşı rahatlatıcı bir önlem olarak gliserin kullanılabilir.

    Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınların doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendilerini hazır hissettiklerinde başlamasının hem kendileri hem de eşleri için olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi.

    Çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) çok önemli. Prof. Dr. Ünlü, doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmanın doğru olmadığını belirtiyor. Genel olarak vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkileniyor. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalıyor. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek gerekiyor. Bu sayede iltihaplı hastalıklardan korunmak mümkün olabiliyor.

    Emzirirken Nasıl Korunmalısınız?

    Emzirme döneminde korunma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cihat Ünlü, ister sezaryen, ister normal olsun; doğumlardan sonra vücudun toparlanması için en az bir yıl süre ile yeni bir gebelik önermediklerini söylüyor. Çünkü ancak bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabiliyor. Prof. Ünlü, emzirme sırasındaki korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor:

    • Bebeğinizi emzirmeniz, doğumunuz sonrası 3 aya kadar hamilelikten korunmanızı sağlar. Bu süre sonunda da koruyuculuğu azalarak devam eder, çünkü "ovulasyon (yumurtlama)" genellikle üçüncü aydan sonra başlar. Beş ve altıncı aylardan sonra normal periyoduna döner.
    • Spirali doğumdan sonraki ilk adet kanamanızdan sonra takılabilirsiniz. Eşinizin prezervatif kullanması da, doğru şekilde kullanıldığı zaman koruma sağlar.
    • Spiral ve prezervatif yöntemlerini kullanamayan kişilere "üç aylık depo progestinler" yapılabilir. Sütünüze zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
    • Üçüncü ayınızdan sonra uzun etkili, cilt altı implantlarını (progesteron içeren) kullanmanız da alternatif bir yöntemdir.
    • Klasik doğum kontrol hapları hem östrojen hem de progestinleri içerir. Emzirme döneminizde doğum kontrol hapları kullanmanızı önermiyoruz.
    • Doğumunuz sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemiyorsanız ve 35 yaşın üzerindeyseniz "tüplerin bağlaması (ligasyon)" işlemi yaptırabilirsiniz.
    • Tüp ligasyonu işlemi ise, sezaryenle doğumunuz gerçekleşirken, önceden işlem için rızalarınızı alınarak, ameliyatınız sırasında yapılabiliyor. Tüplerin bağlanması durumunda, geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için bebek istememe konusunda kesin kararlı olmalısınız.
    • Diğer doğum kontrol yöntemleri; cervical cap, vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.

    Kadınların Seksteki En Hassas Bölgeleri...

    İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da başka bir deyişle cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildir. Erkeklerde de, kadınlarda da az ya da çok uyarılabilecek nitelikteki en büyük organ tüm gövdeyi kaplayan deridir. Kadınlar okşanmaktan, masaj yapılmasından çok hoşlanırlar. Bu hassasiyet, özellikle sevişmenin ilerleyen anlarında orgazma katkıda bulunabilecek düzeyde olabilir.

    Klitoris: Kadında klitoris, erkekteki penisin karşılığıdır. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya oldukça duyarlıdır.
    Büyük dudaklar (Labia Majora): Erkeğin testis torbalarını andırır. Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz.
    Küçük dudaklar (Labia Minora): Küçük dudakların iç bölümleri, dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.
    Vajina: Cinsel ilişkide, her iki taraf içinde en duyarlı bölgelerindendir.
    Göğüsler: Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar. Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır.
    Ağız: Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümleri, en az cinsel organlardaki kadar cinsel duyu bulunmaktadır.
    Bacaklar: Bacakların iç bölümleri, cinsel uyarıya karşı keskin bir tepki gösterirler.
    Diğer hassas bölgeler: Gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altları, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir.

    Doğumdan Sonra Sekste Yavaş Hareket Edin

    Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Y. Özay Özdemir ise, doğumdan sonra sekste dikkat edilecek konular hakkında şu önerilerde bulundu:

    • Doğum sonrasında, bedeninizde ortaya çıkan değişimler konusunda eşinizi de bilgilendirin. Özellikle ilk üç ay vajinal mukoza (vajina içi derisi) daha ince ve hassastır, vajinal ıslanma, doğum öncesine göre daha az olabilir.
    • Cinsel birliktelik sırasında vajinal ıslanma ve vajinal açılma, doğum öncesine göre daha uzun sürede gerçekleşebilir.
    • Cinsel birleşme odaklı, kısa süreli cinsel ilişkiden kaçının. Birleşme öncesi cinsel oyunlar için daha uzun zaman ayırmaya gayret edin. Özellikle doğum sonrası ilk üç ay, bedensel duyumlara odaklanan, sıralı sevişme uygulamaları yapın.
    • Birbirinize, sırayla (önce bedenin arka yüzü sonra ön yüz) dokunma çalışmaları yapın. Önce yalnız cinsel organlar dışında kalan kısımlar, daha sonra cinsel organların da dahil olduğu tüm bedene dokunuşlar uygularken hemen cinsel doyuma ulaşmayı hedeflemeyin.
    • Cinsel birleşme için sizin de aktif olabileceğiniz pozisyonları tercih edin ve cinsel ilişkiyi siz yönetin. Cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek konusunda yoğun endişe duyuyorsanız, birleşme girişimi sırasında acı hissi ve ağrı duyumsarsanız, ilişkiyi sürdürmekte ısrarcı olmayın.
    • Doğum sonrası, yine özellikle üçüncü aya dek, cinsel doyum (orgazm) sırasında gerçekleşen kontraksiyonlar (cinsel bölge etrafında hissedilen kas kasılıp gevşemeleri) daha az sayıda ve daha az yoğunlukta olabilir.
    • Eşler (erkekler) de doğum sonrası süreçte karmaşık duygular içinde olabilirler. Bir yanda “bir ebeveyn olmanın” yaşattığı duygular, diğer yanda gebelik ve doğum nedeniyle çeşitli değişimler yaşamakta olan eşin durumu arasında bocalayan kocalar. Tüm bu yaşananların etkisiyle onların da cinsel tepkilerinde değişiklikler olabilir. Cinsel açıdan uyarılmakta veya o zamana dek bir sorun yokken boşalmayı (ejakülasyon) kontrol etmekte zorlanabilirler.

    Doğumdan Sonra 'Seks İsteği' 3 Ayda Geliyor...

    Konu Saati  01:09  |  in  Cinsel Sağlık  |  Devamı»

    Doğum sonrasında, cinsel istekte bir süre azalma olabilir. Bu azalma genel olarak psikolojik kökenlidir. Seks isteği, 12’ci haftadan sonra eski haline döner. 

    Emzirme döneminizde yükselen süt hormonu, östrojen hormonunu baskılayarak vajende kuruluklara yol açabilir. Bu kuruluğa karşı rahatlatıcı bir önlem olarak gliserin kullanılabilir.

    Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu Prof. Dr. Cihat Ünlü, kadınların doğum sonrası cinsel ilişkiye, kendilerini hazır hissettiklerinde başlamasının hem kendileri hem de eşleri için olumlu sonuçlar doğuracağını söyledi.

    Çiftlerin doğumdan sonra yeniden sekse başlarken, birbirlerine gösterdikleri anlayış ve uyum (özellikle erkeğin) çok önemli. Prof. Dr. Ünlü, doğum sonrası kanama tümüyle kesilmeden önce ilişkide bulunmanın doğru olmadığını belirtiyor. Genel olarak vajinanın iltihaptan koruyucu ortamı, kanama sırasında etkileniyor. Mikroplara karşı koruyuculuğu azalıyor. İlişki için kanamanın bitmesini beklemek gerekiyor. Bu sayede iltihaplı hastalıklardan korunmak mümkün olabiliyor.

    Emzirirken Nasıl Korunmalısınız?

    Emzirme döneminde korunma hakkında bilgi veren Prof. Dr. Cihat Ünlü, ister sezaryen, ister normal olsun; doğumlardan sonra vücudun toparlanması için en az bir yıl süre ile yeni bir gebelik önermediklerini söylüyor. Çünkü ancak bir yıl içinde vücut tam olarak kendini toparlayabiliyor. Prof. Ünlü, emzirme sırasındaki korunma yolları hakkında şu bilgileri veriyor:

    • Bebeğinizi emzirmeniz, doğumunuz sonrası 3 aya kadar hamilelikten korunmanızı sağlar. Bu süre sonunda da koruyuculuğu azalarak devam eder, çünkü "ovulasyon (yumurtlama)" genellikle üçüncü aydan sonra başlar. Beş ve altıncı aylardan sonra normal periyoduna döner.
    • Spirali doğumdan sonraki ilk adet kanamanızdan sonra takılabilirsiniz. Eşinizin prezervatif kullanması da, doğru şekilde kullanıldığı zaman koruma sağlar.
    • Spiral ve prezervatif yöntemlerini kullanamayan kişilere "üç aylık depo progestinler" yapılabilir. Sütünüze zararı yoktur. Tam olarak 90 gün süreyle korunma sağlar, bu sürenin sonunda tekrar yapılması gerekir.
    • Üçüncü ayınızdan sonra uzun etkili, cilt altı implantlarını (progesteron içeren) kullanmanız da alternatif bir yöntemdir.
    • Klasik doğum kontrol hapları hem östrojen hem de progestinleri içerir. Emzirme döneminizde doğum kontrol hapları kullanmanızı önermiyoruz.
    • Doğumunuz sonrası artık kesinlikle yeni bir çocuk istemiyorsanız ve 35 yaşın üzerindeyseniz "tüplerin bağlaması (ligasyon)" işlemi yaptırabilirsiniz.
    • Tüp ligasyonu işlemi ise, sezaryenle doğumunuz gerçekleşirken, önceden işlem için rızalarınızı alınarak, ameliyatınız sırasında yapılabiliyor. Tüplerin bağlanması durumunda, geriye dönüş yok denecek kadar az olduğu için bebek istememe konusunda kesin kararlı olmalısınız.
    • Diğer doğum kontrol yöntemleri; cervical cap, vajen içi fitil ve kremler, geri çekme yöntemleri (coitus interruptus) ise koruyuculukları daha az olan yöntemlerdir.

    Kadınların Seksteki En Hassas Bölgeleri...

    İnsan gövdesindeki cinsel uyarı bölgeleri ya da başka bir deyişle cinsel uyarıya yatkın bölümler yalnızca üreme organları değildir. Erkeklerde de, kadınlarda da az ya da çok uyarılabilecek nitelikteki en büyük organ tüm gövdeyi kaplayan deridir. Kadınlar okşanmaktan, masaj yapılmasından çok hoşlanırlar. Bu hassasiyet, özellikle sevişmenin ilerleyen anlarında orgazma katkıda bulunabilecek düzeyde olabilir.

    Klitoris: Kadında klitoris, erkekteki penisin karşılığıdır. Uyarıya çok yatkın olup, dokunmaya oldukça duyarlıdır.
    Büyük dudaklar (Labia Majora): Erkeğin testis torbalarını andırır. Kadının cinsel duygularının uyanmasında önemli bir rol oynamaz.
    Küçük dudaklar (Labia Minora): Küçük dudakların iç bölümleri, dokunmaya karşı son derece duyarlıdır.
    Vajina: Cinsel ilişkide, her iki taraf içinde en duyarlı bölgelerindendir.
    Göğüsler: Kadınlarda memeler dokunmaya karşı duyarlıdırlar. Ritmik bir basınç ve uyarı hareketi cinsel duyguların çoğalmasını sağlayabilir. Özellikle meme uçları, klitoris kadar duyarlıdır.
    Ağız: Dudaklar, dil ve ağzın diğer bölümleri, en az cinsel organlardaki kadar cinsel duyu bulunmaktadır.
    Bacaklar: Bacakların iç bölümleri, cinsel uyarıya karşı keskin bir tepki gösterirler.
    Diğer hassas bölgeler: Gözler, kulaklar, ense, boyun, koltuk altları, göbek, karın, bel, sırt, kasıklar, göğsün iki yanı ve bunların çevresindeki bölgelerdir.

    Doğumdan Sonra Sekste Yavaş Hareket Edin

    Acıbadem Kadıköy Hastanesi’nden Psikiyatri Uzmanı Dr. Y. Özay Özdemir ise, doğumdan sonra sekste dikkat edilecek konular hakkında şu önerilerde bulundu:

    • Doğum sonrasında, bedeninizde ortaya çıkan değişimler konusunda eşinizi de bilgilendirin. Özellikle ilk üç ay vajinal mukoza (vajina içi derisi) daha ince ve hassastır, vajinal ıslanma, doğum öncesine göre daha az olabilir.
    • Cinsel birliktelik sırasında vajinal ıslanma ve vajinal açılma, doğum öncesine göre daha uzun sürede gerçekleşebilir.
    • Cinsel birleşme odaklı, kısa süreli cinsel ilişkiden kaçının. Birleşme öncesi cinsel oyunlar için daha uzun zaman ayırmaya gayret edin. Özellikle doğum sonrası ilk üç ay, bedensel duyumlara odaklanan, sıralı sevişme uygulamaları yapın.
    • Birbirinize, sırayla (önce bedenin arka yüzü sonra ön yüz) dokunma çalışmaları yapın. Önce yalnız cinsel organlar dışında kalan kısımlar, daha sonra cinsel organların da dahil olduğu tüm bedene dokunuşlar uygularken hemen cinsel doyuma ulaşmayı hedeflemeyin.
    • Cinsel birleşme için sizin de aktif olabileceğiniz pozisyonları tercih edin ve cinsel ilişkiyi siz yönetin. Cinsel birleşmeyi gerçekleştirmek konusunda yoğun endişe duyuyorsanız, birleşme girişimi sırasında acı hissi ve ağrı duyumsarsanız, ilişkiyi sürdürmekte ısrarcı olmayın.
    • Doğum sonrası, yine özellikle üçüncü aya dek, cinsel doyum (orgazm) sırasında gerçekleşen kontraksiyonlar (cinsel bölge etrafında hissedilen kas kasılıp gevşemeleri) daha az sayıda ve daha az yoğunlukta olabilir.
    • Eşler (erkekler) de doğum sonrası süreçte karmaşık duygular içinde olabilirler. Bir yanda “bir ebeveyn olmanın” yaşattığı duygular, diğer yanda gebelik ve doğum nedeniyle çeşitli değişimler yaşamakta olan eşin durumu arasında bocalayan kocalar. Tüm bu yaşananların etkisiyle onların da cinsel tepkilerinde değişiklikler olabilir. Cinsel açıdan uyarılmakta veya o zamana dek bir sorun yokken boşalmayı (ejakülasyon) kontrol etmekte zorlanabilirler.

    Karşınızdaki kadını tahrik etmek her zaman kolay olmayabilir. İşte kadınları tahrik eden 8 şey...

    Saçlarınıza Dokunması

    Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda.
    Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.
    Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.

    Elini Bacağınıza Koyması

    Neden işe yarar?: "İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur" diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.
    Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!

    Uzun Bir Koşu Sonrası Nefes Nefese Kalmak

    Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.
    Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.

    Hiç Tanımadığınız Bir Adamla Göz Göze Gelmek

    Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.
    Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.

    Jean Pantolon Giymesi

    Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar "Burada biyolojinin de etkisini unutmayın" diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki! 
    Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.

    Sabun Gibi Kokması

    Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor. 
    Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.

    Bir Köpük Banyosunda Uzanmak

    Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.
    Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.

    Omzunuzu Öpmesi

    Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir. 
    Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Cosmotürk'ün haberine göre, bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!

    Kadınları Tahrik Eden 8 Şey

    Konu Saati  01:09  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Karşınızdaki kadını tahrik etmek her zaman kolay olmayabilir. İşte kadınları tahrik eden 8 şey...

    Saçlarınıza Dokunması

    Neden işe yarar?: Kafatası derisi milyonlarca sinir ucu içerir. Bir erkeğin parmaklarının saçlarınızda dolaşması, sizden hoşlandığını da gösteriyor aynı zamanda.
    Boşuna burun kıvırmayın, evrimsel psikoloji görev başında.
    Bunu deneyin: Bu hissi saçınızı taramasını isteyerek artırabilirsiniz.

    Elini Bacağınıza Koyması

    Neden işe yarar?: "İç baldırınız gibi, vücudunuzun bazı bölümlerine kazayla dokunmaya imkan yoktur" diyor Dr. Haltzman. Haksız da değil! Birisine duygusal olarak yeterince yakın olunca, o kadar yakına gelmesine izin vermek, duyguları harekete geçiriyor.
    Bunu deneyin: Onu, vücudunuzun başka bölgelerine de yönlendirebilirsiniz. Mesela elini jean’inizin arka cebine sokmasını sağlayın!

    Uzun Bir Koşu Sonrası Nefes Nefese Kalmak

    Neden işe yarar?: Egzersiz dopamin ve norepineprin salgılanmasını tetikler, vücudunuz egzersiz sonrasında endorfin salgılar ve kan akışınız artar. Egzersiz sonrası tüm bu vücutta yaşananlar, cinsellik yaşanırken olanlara paralel.
    Bunu deneyin: İşten eve gelince, TV seyretmek için koltuğa yayılmadan önce bir iki zindelik verici yoga hareketi, birkaç mekik veya şınav deneyin.

    Hiç Tanımadığınız Bir Adamla Göz Göze Gelmek

    Neden işe yarar?: İlk kez göz göze gelindiğinde, bu son derece etkileyici olabiliyor. Heyecanlanıyorsunuz çünkü göz göze gelmek kafalarda bir anda cinsel bir soru işaretini de çağrıştırıyor.
    Bunu deneyin: İster şaka yollu ister bilerek olsun; bir kol teması ile işe başlayabilirsiniz. Bu, bir yabancıda ufak da olsa etkileşim yaratacaktır.

    Jean Pantolon Giymesi

    Neden işe yarar?: Erotik anlamda sutyen kadın bedeni için neyse, jean pantolon da erkek bedeni için o! Uzmanlar "Burada biyolojinin de etkisini unutmayın" diyor. Sıkı bir jean pantolon, sağlıklı bacak kasları, karın kasları anlamına geliyor! Bunlar da sağlıklı ve güçlü bir partner demek tabii ki! 
    Bunu deneyin: Unutmayın, erkekler de en az kadınlar kadar iltifat edilmeyi sever. Ona, jean giydiği zaman yakışıklı göründüğü yönünde ne kadar çok iltifat ederseniz, o kadar çok jean giyecek.

    Sabun Gibi Kokması

    Neden işe yarar?: Sabun kokan bir erkekten hoşlanmak, fırından geçerken kokusundan ötürü canınızın ekmek çekmesi gibidir. Koku karşılaşana dek tanımadığınız bir iştahı tetikler. Kolonyanın tersine, sabun onun doğal kokusunu bloke ediyor. Sabun kokusu ve erkeğin kokusu birbirine karışıyor. Burada vücudun salgıladığı doğal kimyasallar devreye giriyor. 
    Bunu deneyin: Yürüyüşe çıkın veya beraber koşun. Böylelikle onun vücut ısı derecesini artırarak doğal kokusunu duyabileceksiniz.

    Bir Köpük Banyosunda Uzanmak

    Neden işe yarar?: Köpük banyosu, rahatlamanın en kolay yolu. Genelde zihnimizdeki yapılacaklar listesi ile uğraştığımız için kendi fiziki uyanışımızın işaretlerini kaçırıyoruz ama ılık su, kanın cilt yüzeyinin altındaki sinir uçlarına gidişini hızlandırıyor ve bu da uyarılmayı kolaylaştırıyor.
    Bunu deneyin: Düzenli olarak banyoyu akşam rutininiz içine alın. Vücudunuzun hisleriyle ilgili olarak ne kadar rahat ve uyanıksanız, onları ilerletmekle ilgili o kadar istekli olacaksınız. Ayrıca duş başlığının gücünü asla hafife almayın.

    Omzunuzu Öpmesi

    Neden işe yarar?: Çünkü size beklenmedik bir şekilde yaklaşır. Ayrıca sürpriz öpücükler sizin çekiciliğinizi ve onun size bağlılığını gösterir. 
    Bunu deneyin: Partnerinize vücudunuzun ihmal edilmiş bölgelerini fark etmesi için yol gösterici olabilirsiniz. Cosmotürk'ün haberine göre, bu konuda açıkça konuşmaktan çekiniyorsanız, kalemi kağıdı elinize alın ve romantik bir not yazın. Köprücük kemiğinizin okşanması, kulak memenize dille küçük dokunuşların ne kadar tahrik edici olduğunu öğrenince bakalım ne yapacak!

    Erkeklerin gözüyle 'ideal kadın'ın özellikleri bir listede toplandı. Bu listeye göre, ideal kadın olmak için 15 ayrı özelliğe sahip olmak gerekiyor. Makyajdan alışverişe, vücut tipinden alışkanlıklara kadar pek çok  konuda ideal kadının özellikleri şöyle sıralandı:

    • İdeal bir kadının okuma alışkanlığı olmalı. Erkekler gazetelerin sadece ilk ve son sayfalarını okuyan ve gündemi takip etmeyen kadınları sohbet arkadaşı olarak görmüyorlar.

    • Telefonla gerektiği kadar konuşmalı. Kadınların telefon konuşmalarını saatlerce uzatmaları erkeklerin sinirlerini bozuyor.

    • Ağır makyaj yapmaktan, aşırı parfüm ve çok çarpıcı ojeler kullanmaktan kaçınmalı. Böyle görünen kadınlar daha çok ilgi çekse de erkeklerin tercihi doğal ve masum güzellikten yana oluyor.

    • Televizyon dizilerine bağımlı olmamalı. Yaşamını bu dizilere göre programlayan ve bu saatlerde dünyadan kopan kadınları anlayamayan erkekler, doğal olarak onlardan uzaklaşıyorlar.

    • Lüks tutkunu olmamalı, alışveriş sırasında da mantığını koruyabilmeli. Taksit imkanı var diye eve gereksiz eşyalarla dolu paketler taşımamalı.

    • Alkol ve sigaradan uzak durmalı. Beğendikleri kadınları aynı zamanda birer anne adayı olarak gören erkekler kötü alışkanlıkları olan kadınlardan içgüdüsel olarak uzaklaşabiliyorlar.

    • Formuna dikkat etmeli. Ama her yemeğe ‘diyetteyim’ diye başlamamalı. Çünkü bu erkekleri en çok sıkan kelimelerden biri…

    • Evi ya da odasını oyuncaklarla doldurmamalı. Sadece görüntüsü güzel diye evi hiçbir işe yaramayan eşya kalabalığına boğmamalı.

    • Türkçe’yi kötü kullanmamalı. Bol bol yani, filan, şey gibi kelimeler kullanan ve argo konuşan kadınlar yerine etkili ve tane tane bir konuşma her zaman daha çekici geliyor.

    • Sadece kızlarla değil erkeklerle de arkadaş olabilen kadınlar, erkeklere daha çekici geliyor. Böyle kadınlarla daha kolay ve iyi iletişim kurabiliyorlar.

    • Çocuk taklidi yaparken itici olmamalı. Kadınların şirin olmak adına yaptıkları küçük çocuk taklitleri yerinde ve dozunda olmadığında erkeklerde ters tepki yaratabiliyor.

    • Kıskanç olmamalı. Sevgilisini sürekli sorgulayan ve takip eden kadınlar, kendilerine güvenmedikleri mesajını vererek çekiciliklerini kaybedebilirler.

    • Erkeğin her şeyiyle ilgilenmemeli. Bazen annesinden daha ileriye geçerek, erkeğin her işiyle ilgilenen kadınlar, aradaki büyünün bozulmasına ve erkeğin kaçmasına neden oluyorlar.

    • İç dünyasında huzurlu olabilmeli. Geçmişte yaşadığı psikolojik sorunları ve ailesel problemleri çözümleyememiş kadınların, erkeklerin gelecek planlarına girmeleri zorlaşıyor.

    • Kendi ayakları üzerinde durabilmeli. Hiçbir işlerini bir erkeğin yardımı olmadan yapamayacağını düşünen kadınlar, erkeklerde önceleri bir koruma duygusu yaratsa da bir süre sonra bu duygu sıkılmaya dönüşüyor.

    Erkeklerin Gözüyle "İdeal Kadın" Tipi...

    Konu Saati  01:07  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Erkeklerin gözüyle 'ideal kadın'ın özellikleri bir listede toplandı. Bu listeye göre, ideal kadın olmak için 15 ayrı özelliğe sahip olmak gerekiyor. Makyajdan alışverişe, vücut tipinden alışkanlıklara kadar pek çok  konuda ideal kadının özellikleri şöyle sıralandı:

    • İdeal bir kadının okuma alışkanlığı olmalı. Erkekler gazetelerin sadece ilk ve son sayfalarını okuyan ve gündemi takip etmeyen kadınları sohbet arkadaşı olarak görmüyorlar.

    • Telefonla gerektiği kadar konuşmalı. Kadınların telefon konuşmalarını saatlerce uzatmaları erkeklerin sinirlerini bozuyor.

    • Ağır makyaj yapmaktan, aşırı parfüm ve çok çarpıcı ojeler kullanmaktan kaçınmalı. Böyle görünen kadınlar daha çok ilgi çekse de erkeklerin tercihi doğal ve masum güzellikten yana oluyor.

    • Televizyon dizilerine bağımlı olmamalı. Yaşamını bu dizilere göre programlayan ve bu saatlerde dünyadan kopan kadınları anlayamayan erkekler, doğal olarak onlardan uzaklaşıyorlar.

    • Lüks tutkunu olmamalı, alışveriş sırasında da mantığını koruyabilmeli. Taksit imkanı var diye eve gereksiz eşyalarla dolu paketler taşımamalı.

    • Alkol ve sigaradan uzak durmalı. Beğendikleri kadınları aynı zamanda birer anne adayı olarak gören erkekler kötü alışkanlıkları olan kadınlardan içgüdüsel olarak uzaklaşabiliyorlar.

    • Formuna dikkat etmeli. Ama her yemeğe ‘diyetteyim’ diye başlamamalı. Çünkü bu erkekleri en çok sıkan kelimelerden biri…

    • Evi ya da odasını oyuncaklarla doldurmamalı. Sadece görüntüsü güzel diye evi hiçbir işe yaramayan eşya kalabalığına boğmamalı.

    • Türkçe’yi kötü kullanmamalı. Bol bol yani, filan, şey gibi kelimeler kullanan ve argo konuşan kadınlar yerine etkili ve tane tane bir konuşma her zaman daha çekici geliyor.

    • Sadece kızlarla değil erkeklerle de arkadaş olabilen kadınlar, erkeklere daha çekici geliyor. Böyle kadınlarla daha kolay ve iyi iletişim kurabiliyorlar.

    • Çocuk taklidi yaparken itici olmamalı. Kadınların şirin olmak adına yaptıkları küçük çocuk taklitleri yerinde ve dozunda olmadığında erkeklerde ters tepki yaratabiliyor.

    • Kıskanç olmamalı. Sevgilisini sürekli sorgulayan ve takip eden kadınlar, kendilerine güvenmedikleri mesajını vererek çekiciliklerini kaybedebilirler.

    • Erkeğin her şeyiyle ilgilenmemeli. Bazen annesinden daha ileriye geçerek, erkeğin her işiyle ilgilenen kadınlar, aradaki büyünün bozulmasına ve erkeğin kaçmasına neden oluyorlar.

    • İç dünyasında huzurlu olabilmeli. Geçmişte yaşadığı psikolojik sorunları ve ailesel problemleri çözümleyememiş kadınların, erkeklerin gelecek planlarına girmeleri zorlaşıyor.

    • Kendi ayakları üzerinde durabilmeli. Hiçbir işlerini bir erkeğin yardımı olmadan yapamayacağını düşünen kadınlar, erkeklerde önceleri bir koruma duygusu yaratsa da bir süre sonra bu duygu sıkılmaya dönüşüyor.

    8 Temmuz 2013 Pazartesi


    FIFA 13 mobil platformda Windows Phone 8'e de gelerek daha da ulaşılabilir hale geldi. Ancak Windows Phone'lu telefonların çeşitli farklılıklar içeriyor olması nedeniyle FIFA13 her marka ve model için ulaşılabilir durumda değil henüz.

    Nokia'nın gözdesi olan Lumia akıllı telefonlar için FIFA13'ü indirip kurmak mümkün. Diğer Windows Phone 8'li telefonların başlıcaları HTC ve Samsung modelleri ise

    FIFA 13 Windows Phone 8'e Geldi

    Konu Saati  15:00  |  in  Windows Phone  |  Devamı»


    FIFA 13 mobil platformda Windows Phone 8'e de gelerek daha da ulaşılabilir hale geldi. Ancak Windows Phone'lu telefonların çeşitli farklılıklar içeriyor olması nedeniyle FIFA13 her marka ve model için ulaşılabilir durumda değil henüz.

    Nokia'nın gözdesi olan Lumia akıllı telefonlar için FIFA13'ü indirip kurmak mümkün. Diğer Windows Phone 8'li telefonların başlıcaları HTC ve Samsung modelleri ise

    7 Temmuz 2013 Pazar

    Patrick Priebe ismini belki daha önce duymuş olabilirsiniz. Duymadıysanız kısaca bir kaç bilgi verelim kendisi genç bir mucit(öyle denebilir) ve Iron Man eldivenlerini kendi imkanları ile yapmış olmasıyla çok bilinir hale gelmişti.

    Yine bir icat ile karşımıza çıktı ve oldukça da ilgi gördü. Kişisel lazer silahı... Evet lazer teknolojisinin henüz emekleme demlerinde bireysel olarak üstelik de

    Evde Lazer Silahı Yapmak!

    Konu Saati  11:31  |  in  İcat  |  Devamı»

    Patrick Priebe ismini belki daha önce duymuş olabilirsiniz. Duymadıysanız kısaca bir kaç bilgi verelim kendisi genç bir mucit(öyle denebilir) ve Iron Man eldivenlerini kendi imkanları ile yapmış olmasıyla çok bilinir hale gelmişti.

    Yine bir icat ile karşımıza çıktı ve oldukça da ilgi gördü. Kişisel lazer silahı... Evet lazer teknolojisinin henüz emekleme demlerinde bireysel olarak üstelik de

    6 Temmuz 2013 Cumartesi

    Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır, Yosun Yağının İçindekiler
    Yosun Yağının Faydaları
    Yosun Yağının Faydaları
    Yosun Yağı,Yosun Yağı Ne İşe Yarar,Yosun Yağının Faydaları, Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır, Yosun Yağının İçindekiler
    Yosun, çiçeksiz bitkilerin; suların yüzünde veya diplerinde bulunan bir türüdür.

    Yosunun İçindekiler ; Yüksek mineral içerik metabolik aktiviteyi ve kan dolaşımını uyarır, besinlerin hücreler tarafından emilimini hızlandırır, toksik ve artık maddelerin atılmasında yardımcıdır. 
    Yosunun Faydaları,Yosun Yağının Faydaları,Yosun Yağı Ne İş Yarar,Yosun Yağının Yararları
    Selüite karşı yardımcı. Laminaria yosunu ve özel bir ekstre, problemli bölgedeki yağ oluşumunu engeller ve cildi sıkılaştırır. Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddeleri içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.
    Yosun Yağı Nasıl Kullanılır,Yosun Yağı Kullanım Şekli ; Haricen; cilde masaj uygulanır.
    * Cilt üzerine bir miktar yosun yağı masaj friksiyon tarzında sürülür. Daha sonra yosun yağının üzerine pamuklu bir ürün veya film strech ile kapatılır. 4-5 saat kadar bu şekilde durulur. Günaşırı uygulanır.
    * Pamuk üzerine 3-4 damla koyularak gözaltına sürülür. 2-3 saat kadar bu şekilde bekletilir. Sabah ve akşam uygulanabilir.
    Yosun Yağı,Yosun Yağı Ne İşe Yarar,Yosun Yağının Faydaları,Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır,Yosun Yağının İçindekiler

    Yosun Yağının Faydaları

    Konu Saati  22:00  |  in  Yosun Yağının Yararları  |  Devamı»

    Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır, Yosun Yağının İçindekiler
    Yosun Yağının Faydaları
    Yosun Yağının Faydaları
    Yosun Yağı,Yosun Yağı Ne İşe Yarar,Yosun Yağının Faydaları, Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır, Yosun Yağının İçindekiler
    Yosun, çiçeksiz bitkilerin; suların yüzünde veya diplerinde bulunan bir türüdür.

    Yosunun İçindekiler ; Yüksek mineral içerik metabolik aktiviteyi ve kan dolaşımını uyarır, besinlerin hücreler tarafından emilimini hızlandırır, toksik ve artık maddelerin atılmasında yardımcıdır. 
    Yosunun Faydaları,Yosun Yağının Faydaları,Yosun Yağı Ne İş Yarar,Yosun Yağının Yararları
    Selüite karşı yardımcı. Laminaria yosunu ve özel bir ekstre, problemli bölgedeki yağ oluşumunu engeller ve cildi sıkılaştırır. Metabolizmanın işleyişini hızlandırıyor. Troid hormonundaki dengesizlikleri engellen maddeleri içeren su yosunu, metabolizmayı hızlandırıyor. Ayrıca, B vitamini, kalsiyum ve çinko içeren yosun; deriye, tırnaklara ve saça karşı etkili.
    Yosun Yağı Nasıl Kullanılır,Yosun Yağı Kullanım Şekli ; Haricen; cilde masaj uygulanır.
    * Cilt üzerine bir miktar yosun yağı masaj friksiyon tarzında sürülür. Daha sonra yosun yağının üzerine pamuklu bir ürün veya film strech ile kapatılır. 4-5 saat kadar bu şekilde durulur. Günaşırı uygulanır.
    * Pamuk üzerine 3-4 damla koyularak gözaltına sürülür. 2-3 saat kadar bu şekilde bekletilir. Sabah ve akşam uygulanabilir.
    Yosun Yağı,Yosun Yağı Ne İşe Yarar,Yosun Yağının Faydaları,Yosun Yağının Yararları,Yosun Yağı Nasıl Kullanılır,Yosun Yağının İçindekiler

    5 Temmuz 2013 Cuma

    Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği
    Çinkonun Saça Faydası
    Çinkonun Saça Faydaları
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası, Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği
    Saç Dökülmesi kadın ve erkeklerde ortak sorunlardan bir tanesi.. Bedenimiz için sağlıklı beslenmek, aynı zamanda saçlarımız için de sağlıklı beslenmek anlamına gelmekte.. Saçlarımızın dökülmesinin en büyük sebeblerinden biri sağlıksız ve dengesiz beslenmedir
    . Vücudumuza günlük ihtiyacının altında protein aldığımızda, saç telinin oluşumundan sorumlu hücrelerin üretimi azalır ve demir, çinko, selenyum, bakır, kalsiyum gibi oligoelement, aminoasit eksikliği saç dökülmesine neden olur.Çalışmalar çinko mineralinin 5-alfa redüktaz enziminin hareketini engellediğini, ayrıca testesteron ve DHT' nin hücrelerimizin resöptörlerine bağlanmalarını önlediğini göstermektedir. Böylece çinko, folikülleri DHT' den korurken bu hormanların atılımını da artırır.
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası,Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği

    Çinko eksikliğinde saç büyümesi yavaşlamakta ve yaygın saç dökülmesi görülebilmektedir.Parlak, dolgun saçlara sahip olmaya yardım eden çinko ayrıca güzel ve sağlıklı bir cilt için gerekli dokuların oluşumuna, tırnakların gelişimine önemli katkıda bulunur.Çinko açısından en zengin besinler deniz ürünleridir. Bunun yanı sıra yağsız kırmızı ette de bol miktarda çinko bulunur. Ayrıca mantar, ceviz, fındık, badem, bulgur, fasulye, bezelye gibi besinler de çinko minerali açısından son derece zengin besinlerdir.Doktorunuzun denetiminde çinko ihtiyacınızı kapsül yada hap olarak da karşılayabilirsiniz.
    Temel Yağ Asitleri ve Kullanımı
    Araştırmalar ve klinik deneyler, keten tohumu yağı, ay çiçek yağı, siyah kuşüzümü yağı (GLA: gama linolenik asit açısından zengindir), çuha çiçeği yağı ve soya yağında bulunanlar da dahil olmak üzere temel yağ asitlerinin, prostata zarar veren ve erkek tipi kelliğin oluşmasına katkıda bulunan süreçlere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Temel yağ asitleri, linoleik, linolenik ve araşidonik asitleri kapsar. Bunlardan birini ya da daha fazlasını içinde bulunduran yağlar sık sık diyetimizde yer almalıdırlar.
    Temel Yağ Asitlerinin KullanımıYukarıdaki yağların birinden günde bir çay kaşığı almanız yeterlidir. Siyah kuş üzümü yağı ve çuha çiçeği yağı kapsüllerini kullanabilir ya da bir çay kaşığı ayçiçeği yağını, diğer malzemelerle birlikte salata ya da diğer yiyeceklere ekleyebilirsiniz. Bu şekilde tavsiye edilen dozu almış olursunuz.Diyetinizde yeterli miktarda GLA almak genellikle zordur. Sağlıklı bir cilde, saç ve tırnaklara sahip olmanızı sağladığı ve ilaçlar gibi yan etkilere neden olmaksızın iltihap Önlemede etkili olduğu için GLA önemli bir maddedir. Günde iki kere 500 mg.lık siyah kuş üzümü kapsülü alarak, altı-sekiz hafta içinde saçınızın dokusunda, yoğunluğunda ve kalitesinde gelişme görebilirsiniz.
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası,Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği

    Çinkonun Saça Faydaları

    Konu Saati  22:00  |  in  Çinkonun Saça Faydası  |  Devamı»

    Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği
    Çinkonun Saça Faydası
    Çinkonun Saça Faydaları
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası, Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği
    Saç Dökülmesi kadın ve erkeklerde ortak sorunlardan bir tanesi.. Bedenimiz için sağlıklı beslenmek, aynı zamanda saçlarımız için de sağlıklı beslenmek anlamına gelmekte.. Saçlarımızın dökülmesinin en büyük sebeblerinden biri sağlıksız ve dengesiz beslenmedir
    . Vücudumuza günlük ihtiyacının altında protein aldığımızda, saç telinin oluşumundan sorumlu hücrelerin üretimi azalır ve demir, çinko, selenyum, bakır, kalsiyum gibi oligoelement, aminoasit eksikliği saç dökülmesine neden olur.Çalışmalar çinko mineralinin 5-alfa redüktaz enziminin hareketini engellediğini, ayrıca testesteron ve DHT' nin hücrelerimizin resöptörlerine bağlanmalarını önlediğini göstermektedir. Böylece çinko, folikülleri DHT' den korurken bu hormanların atılımını da artırır.
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası,Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği

    Çinko eksikliğinde saç büyümesi yavaşlamakta ve yaygın saç dökülmesi görülebilmektedir.Parlak, dolgun saçlara sahip olmaya yardım eden çinko ayrıca güzel ve sağlıklı bir cilt için gerekli dokuların oluşumuna, tırnakların gelişimine önemli katkıda bulunur.Çinko açısından en zengin besinler deniz ürünleridir. Bunun yanı sıra yağsız kırmızı ette de bol miktarda çinko bulunur. Ayrıca mantar, ceviz, fındık, badem, bulgur, fasulye, bezelye gibi besinler de çinko minerali açısından son derece zengin besinlerdir.Doktorunuzun denetiminde çinko ihtiyacınızı kapsül yada hap olarak da karşılayabilirsiniz.
    Temel Yağ Asitleri ve Kullanımı
    Araştırmalar ve klinik deneyler, keten tohumu yağı, ay çiçek yağı, siyah kuşüzümü yağı (GLA: gama linolenik asit açısından zengindir), çuha çiçeği yağı ve soya yağında bulunanlar da dahil olmak üzere temel yağ asitlerinin, prostata zarar veren ve erkek tipi kelliğin oluşmasına katkıda bulunan süreçlere karşı etkili olduğunu ortaya koymuştur. Temel yağ asitleri, linoleik, linolenik ve araşidonik asitleri kapsar. Bunlardan birini ya da daha fazlasını içinde bulunduran yağlar sık sık diyetimizde yer almalıdırlar.
    Temel Yağ Asitlerinin KullanımıYukarıdaki yağların birinden günde bir çay kaşığı almanız yeterlidir. Siyah kuş üzümü yağı ve çuha çiçeği yağı kapsüllerini kullanabilir ya da bir çay kaşığı ayçiçeği yağını, diğer malzemelerle birlikte salata ya da diğer yiyeceklere ekleyebilirsiniz. Bu şekilde tavsiye edilen dozu almış olursunuz.Diyetinizde yeterli miktarda GLA almak genellikle zordur. Sağlıklı bir cilde, saç ve tırnaklara sahip olmanızı sağladığı ve ilaçlar gibi yan etkilere neden olmaksızın iltihap Önlemede etkili olduğu için GLA önemli bir maddedir. Günde iki kere 500 mg.lık siyah kuş üzümü kapsülü alarak, altı-sekiz hafta içinde saçınızın dokusunda, yoğunluğunda ve kalitesinde gelişme görebilirsiniz.
    Çinkonun Saç İçin Faydaları,Çinkonun Saça Faydası,Çinkonun Saça Faydaları,Çinko ve Saç, Çinko ve Saç Dökülmesi,Çinko ve Saç Uzaması,Çinko Eksikliği

    Feridun Kunak Diz ve Kalça Ağrısı
    Feridun Kunaktan Tedavi Edici Çamur
    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı
    Feridun Kunak kalça ve diz ağrıları çekenlere çok fayda sağlayacak olan doğal tedavi edici çamur önerisinde bulundu. Bu doğal çamur sayesinde, kalça ve di ağrılarından kurtulabileceksiniz..

    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı
    Sizlere Feridun Kunak tarafından önerilen doğal çamurun tarifini vermek istiyoruz..
    Gerekli Malzemeler ;
    *2yemek kaşığı buğday kepeği,
    *2yemek kaşığı kil,
    *1yemek kaiığı deniz tuzu,
    *1kapak biberiye yağı,
    *1kapak menekşe yağı,
    *1tane maden suyu,
    Hazırlanışı ve Uygulama Şekli : Bütün malzemeleri karıştırıyoruz,maden sodasınıda azar azar ilave ederek çamuru elde ediyoruz;Dha sonra ocağa koyup dayanabileceğimiz sıcaklığa getirip ağrıyan yere sürüyoruz ve strec-flmlsarıp bekletiyoruz.Eğer sıcak sardığınız zaman ağrılarınız artıyorsa hemen çamuru çıkartıp soğuk bir şekilde sarıyoruz.Her gün düzenli olarak eğzersiz yapıp çamuru sürüyoruz.
    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı

    Feridun Kunaktan Tedavi Edici Çamur

    Konu Saati  03:16  |  in  Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi  |  Devamı»

    Feridun Kunak Diz ve Kalça Ağrısı
    Feridun Kunaktan Tedavi Edici Çamur
    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı
    Feridun Kunak kalça ve diz ağrıları çekenlere çok fayda sağlayacak olan doğal tedavi edici çamur önerisinde bulundu. Bu doğal çamur sayesinde, kalça ve di ağrılarından kurtulabileceksiniz..

    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı
    Sizlere Feridun Kunak tarafından önerilen doğal çamurun tarifini vermek istiyoruz..
    Gerekli Malzemeler ;
    *2yemek kaşığı buğday kepeği,
    *2yemek kaşığı kil,
    *1yemek kaiığı deniz tuzu,
    *1kapak biberiye yağı,
    *1kapak menekşe yağı,
    *1tane maden suyu,
    Hazırlanışı ve Uygulama Şekli : Bütün malzemeleri karıştırıyoruz,maden sodasınıda azar azar ilave ederek çamuru elde ediyoruz;Dha sonra ocağa koyup dayanabileceğimiz sıcaklığa getirip ağrıyan yere sürüyoruz ve strec-flmlsarıp bekletiyoruz.Eğer sıcak sardığınız zaman ağrılarınız artıyorsa hemen çamuru çıkartıp soğuk bir şekilde sarıyoruz.Her gün düzenli olarak eğzersiz yapıp çamuru sürüyoruz.
    Diz ağrıları İçin Doğal Çamur,Kalça Ağrıları İçin Doğal Çamur,Feridun Kunak Diz ağrıları için Doğal tedavi,Kalça Ağrıları İçin Doğal Tedavi,Feridun Kunak Diz ağrısı,Feridun Kunak Kalça Ağrısı

    4 Temmuz 2013 Perşembe

    Yoğurdun Faydaları Nelerdir ?
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu
    Tam anlamıyla doğal bir mucize olan yoğurdun faydaları o kadar fazla ki. Hangisi söylesek bilemedik. Bu makalemizde yoğurdun faydaları kısaca anlatmak istedik. 

    *Yoğurdun faydaları içinde belki de en önemli olanı, vücuda alınan antioksidanların vücutta gereği gibi kullanılmasını sağlamak. Bu sebeple çok değerli bir besin kaynağı.
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu
    Yoğurt Zayıflatırmı,Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır
    Bir önceki satırda kullanmış olduğumuz ifadelerin tamamı doğru. Yoğurt, yüksek oranda kalsiyum ve Konjuge Linoetik Asit içermesi nedeni ile, zayıflatıcı etkiye sahip. Yapılan bir araştırma sonucu, diyeti sırasında yoğurt tüketen kişiler, tüketmeyen kişilere oranla % 22 daha fazla kilo vermekteler. Yoğurdun karın bölgesindeki yağları hızla yakma özelliği mevcut. Eğer zayıflamak istiyorsanız, günde yarım kg yoğurt tüketmeniz gerekiyor.
    * Düzenli olarak öğünlerinde yoğurt tüketen kişilerin, bağırsak kanseri riski de en aza iniyor.
    * Yoğurt suyu da yoğurt kadar faydalı. yoğurt suyu, B12 vitamini içeriyor. Bu da bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, ağız içi yaralarına fayda sağlıyor.   Karın yağlarını azaltmaya yardımcı oluyor. Barsak kanseri riskini önlüyor.
    * Yoğurt, şekerin vücuda vermiş olduğu zararlı etkiyi nötralize ediyor. Şekerin aniden yükselerek, vücudun fazladan insülin salgılamasını önlüyor. Fazladan insülin salgılanması sizin aniden açıkmanıza sebep oluyor. Yoğurt tüketimi sayesinde, uzun süre tok kalabiliyor ve işhaınızın azalmasını sağlıyorsunuz.
    * Günde 3 bardak yoğurt tüketmek vücudun tüm kalsiyum ihtiyacını karşılıyor. Kan yağlarını azaltıyor. İyi kolsterolü yükseltirken kötü kolsterolü düşürüyor. Kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
    Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası
    Düzenli olarak yoğurt tüketilmesi, cilde parlaklık kazandırıyor. Ayrıca, yoğurt ile yapılan cilt maskeleri de cilt güzelliğini olumlu yönde etkiliyor.
    * Et bulunmayan her öğünde mutlaka bulunması gerekn mükemmel bir protein kaynağıdır.
    * Gece yatmadan önce yenilecek bir kase yoğurt, gençlik hormonunu çalıştırı. ve çok daha sağlıklı yaşamanızı sağlar.
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu

    Yoğurdun Faydaları Nelerdir ?

    Konu Saati  06:00  |  in  Yoğurt Zayıflatıyor  |  Devamı»

    Yoğurdun Faydaları Nelerdir ?
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu
    Tam anlamıyla doğal bir mucize olan yoğurdun faydaları o kadar fazla ki. Hangisi söylesek bilemedik. Bu makalemizde yoğurdun faydaları kısaca anlatmak istedik. 

    *Yoğurdun faydaları içinde belki de en önemli olanı, vücuda alınan antioksidanların vücutta gereği gibi kullanılmasını sağlamak. Bu sebeple çok değerli bir besin kaynağı.
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu
    Yoğurt Zayıflatırmı,Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır
    Bir önceki satırda kullanmış olduğumuz ifadelerin tamamı doğru. Yoğurt, yüksek oranda kalsiyum ve Konjuge Linoetik Asit içermesi nedeni ile, zayıflatıcı etkiye sahip. Yapılan bir araştırma sonucu, diyeti sırasında yoğurt tüketen kişiler, tüketmeyen kişilere oranla % 22 daha fazla kilo vermekteler. Yoğurdun karın bölgesindeki yağları hızla yakma özelliği mevcut. Eğer zayıflamak istiyorsanız, günde yarım kg yoğurt tüketmeniz gerekiyor.
    * Düzenli olarak öğünlerinde yoğurt tüketen kişilerin, bağırsak kanseri riski de en aza iniyor.
    * Yoğurt suyu da yoğurt kadar faydalı. yoğurt suyu, B12 vitamini içeriyor. Bu da bağışıklık sistemini kuvvetlendiriyor, ağız içi yaralarına fayda sağlıyor.   Karın yağlarını azaltmaya yardımcı oluyor. Barsak kanseri riskini önlüyor.
    * Yoğurt, şekerin vücuda vermiş olduğu zararlı etkiyi nötralize ediyor. Şekerin aniden yükselerek, vücudun fazladan insülin salgılamasını önlüyor. Fazladan insülin salgılanması sizin aniden açıkmanıza sebep oluyor. Yoğurt tüketimi sayesinde, uzun süre tok kalabiliyor ve işhaınızın azalmasını sağlıyorsunuz.
    * Günde 3 bardak yoğurt tüketmek vücudun tüm kalsiyum ihtiyacını karşılıyor. Kan yağlarını azaltıyor. İyi kolsterolü yükseltirken kötü kolsterolü düşürüyor. Kalp ve damar sağlığını olumlu yönde etkiliyor.
    Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası
    Düzenli olarak yoğurt tüketilmesi, cilde parlaklık kazandırıyor. Ayrıca, yoğurt ile yapılan cilt maskeleri de cilt güzelliğini olumlu yönde etkiliyor.
    * Et bulunmayan her öğünde mutlaka bulunması gerekn mükemmel bir protein kaynağıdır.
    * Gece yatmadan önce yenilecek bir kase yoğurt, gençlik hormonunu çalıştırı. ve çok daha sağlıklı yaşamanızı sağlar.
    Yoğurt ve Faydaları,Yoğurdun Faydası,Yoğurdun Faydaları Nelerdir,Yoğurdun Yararları, Yoğurdun Cilde Faydaları,Yoğurdun Cilde Faydası,Yoğurdun Besin Değeri,Yoğurt Zayıflatırmı, Yoğurt Zayıflama,Yoğurt Zayıflatıyor,Yoğrut Zayıflatır,Yoğurt Suyu

    3 Temmuz 2013 Çarşamba

    Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi, Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Yalancı Yaprak Sarması
    Yalancı Yaprak Sarması Tarifi
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması, Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi, Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Sizlere harika ve kolay bir yemek tarifi vermek istiyorum. Özellikle çalışan hanımların çok işine yarayacak bir tarif. Yaprak sarması hepimiz tarafından sevilen, ama oldukça zahmetli bir türk yemeği. Peki bu yaprak sarmasını kolay yoldan yapıp, afiyetle yemeye ne dersiniz ? İşte sizlete yalancı yaprak sarması tarifi ...

    Yalancı Yaprak Sarması içi için gerekli malzemeler, Yaprak Dolması İçi,Yaprak sarması içi
    * Asma yaprağı,
    * 1 su bardağı pirinç,
    * 1 su bardağı zeytinyağı,
    * 3 tane kuru soğan,
    * 1/2 demet taze (yeşil) soğan,
    * 1/2 demet taze nane,
    * 1/2 demet dereotu,
    * 1 çorba kaşığı dolmalık fıstık,
    * 1 çorba kaşığı kuş üzümü,
    * Salça,
    * 1 tatlı kaşığı toz şeker,
    * 1 tatlı kaşığı tuz,
    * 1 tatlı kaşığı tarçın,
    * 1 çay kaşığı dolma baharı,
    * 1/2 limon
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması,Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi,Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Soğanları incecik doğrayın. Bir kısım zeytinyağını tencerini içine koyup, kızdırın. soğanları bu yağda öldürmeden 2-3 tur çevirin. Hemen dolmalık fıstıkları ilave edin. 2 tur daha çevirin. Salçayı ilave edin. Pirinci de ilave edip, 2-3 dakika kavurun. Ocağın altını kapattıkan sonra, kuş üzümü, dolma baharı, dereotu, nane,yeşil soğantoz şeker,tarçın ve tuzu da ilave edip, malzemelerin iyice karışmasını sağlayın. Sarmaya hazır olan asma yapraklarının içine hazırladığınız harçtan bir tatlı kaşığı koyup iri dolmalar yapın. Yaprak sarmasında olduğu gibi, incecik sarmanız gerekmiyor. ASma yaprakları ve harç bitene kadar bu işleme devam edin. Sarmış olduğunuz yalanccı dolmaları, bir tencenenin içine dizin. Sarma işlemi bitince, üzerine 2 su bardağı su, 1 çar bardağu zeytinyağı ve yarım limon suyu ekleyin. En üste kapak görevi görecek bir tabak koyun ki, dolmalar dağılmasın. Tencerenin kapağını kapatıp, kısık ateşte dolmaları pişirin. Afiyet olsun...
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması,Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi,Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi

    Yalancı Yaprak Sarması Tarifi

    Konu Saati  00:15  |  in  Yaprak Sarması  |  Devamı»

    Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi, Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Yalancı Yaprak Sarması
    Yalancı Yaprak Sarması Tarifi
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması, Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi, Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Sizlere harika ve kolay bir yemek tarifi vermek istiyorum. Özellikle çalışan hanımların çok işine yarayacak bir tarif. Yaprak sarması hepimiz tarafından sevilen, ama oldukça zahmetli bir türk yemeği. Peki bu yaprak sarmasını kolay yoldan yapıp, afiyetle yemeye ne dersiniz ? İşte sizlete yalancı yaprak sarması tarifi ...

    Yalancı Yaprak Sarması içi için gerekli malzemeler, Yaprak Dolması İçi,Yaprak sarması içi
    * Asma yaprağı,
    * 1 su bardağı pirinç,
    * 1 su bardağı zeytinyağı,
    * 3 tane kuru soğan,
    * 1/2 demet taze (yeşil) soğan,
    * 1/2 demet taze nane,
    * 1/2 demet dereotu,
    * 1 çorba kaşığı dolmalık fıstık,
    * 1 çorba kaşığı kuş üzümü,
    * Salça,
    * 1 tatlı kaşığı toz şeker,
    * 1 tatlı kaşığı tuz,
    * 1 tatlı kaşığı tarçın,
    * 1 çay kaşığı dolma baharı,
    * 1/2 limon
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması,Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi,Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi
    Soğanları incecik doğrayın. Bir kısım zeytinyağını tencerini içine koyup, kızdırın. soğanları bu yağda öldürmeden 2-3 tur çevirin. Hemen dolmalık fıstıkları ilave edin. 2 tur daha çevirin. Salçayı ilave edin. Pirinci de ilave edip, 2-3 dakika kavurun. Ocağın altını kapattıkan sonra, kuş üzümü, dolma baharı, dereotu, nane,yeşil soğantoz şeker,tarçın ve tuzu da ilave edip, malzemelerin iyice karışmasını sağlayın. Sarmaya hazır olan asma yapraklarının içine hazırladığınız harçtan bir tatlı kaşığı koyup iri dolmalar yapın. Yaprak sarmasında olduğu gibi, incecik sarmanız gerekmiyor. ASma yaprakları ve harç bitene kadar bu işleme devam edin. Sarmış olduğunuz yalanccı dolmaları, bir tencenenin içine dizin. Sarma işlemi bitince, üzerine 2 su bardağı su, 1 çar bardağu zeytinyağı ve yarım limon suyu ekleyin. En üste kapak görevi görecek bir tabak koyun ki, dolmalar dağılmasın. Tencerenin kapağını kapatıp, kısık ateşte dolmaları pişirin. Afiyet olsun...
    Yalancı Yaprak Sarması,Yalancı Yaprak Sarması Tarifi,Yaprak Sarması,Yaprak Sarma,Yaprak Sarma Tarifi,Yaprak Dolması,Yaprak dolması Tarifi,Yaprak Dolması Nasıl Yapılır,Yaprak Dolması İçi

    2 Temmuz 2013 Salı

    Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Bitter Çikolatanın Faydaları
    Bitter Çikolata Zayıflatırmı ?
    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları, Bitter Çikolata İle Zayıflama, Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Çikolata... Kimsenin karşı koyamadığı muhteşem lezzet. Ama, nedense insalar, çikolatanın zararları konusunda hem fikir. Ağız birliği etmişcesine çikolata zararlıdır diyorlar. Aslında çikolata oldukça faydalı. Ama bahsettiğimiz bitter çikolata... Diğer çikolatalar için aynı şeyi söylemek çok doğru olmaz. İçerdikleri yağ oranı neden ile bitter çikolata dışındakiler, uzmanlar tarafından önerilmiyor.

    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları,Bitter Çikolata İle Zayıflama,Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Bitter Çikolatanın Faydası,Bitter Çikolatanın Faydaları,Bitter Çikolatanın Yararları
    * Kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko ve bakır gibi mineraller içeren bitter çikolata, kanser ve kalp hastalıklarından korunmada olumlu etkiye sahip.
    * İçeriğinde bulunan polifenol nedeni ile iyi bir antioksidan.
    * Kalp damar sağlığı için oldukça faydalı.
    * İçerdiği phenethylamine nedeni ile sinir sistemini uyarır ve rahatlatır.
    * Mutluluk hormonu (Endorfin) sağladığı için kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve ağrıları dindirir.
    * İçerdiği flavanolun nedeni ile kolesterol ve tansiyon üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
    * İçindeki flavanolun sayesinde, UV ışınlarını yutar kan dolaşımını hızlandırarak, cildi korur.
    Bitter çikolata yemek, seratonin salgılanmasına neden olur. Bu da vücudumuz için adeta antideprasan görevi görür.
    Bitter Çikolata Zayıflatırmı ?
    Bitter çikolata, günlük 2 parça yemek kaydıyla, zayıflamaya ve kalori yakmaya yardımcı olur.  Çikolatanın, uygun ölçülerde yenildiğinde zayıflamaya yardımcı olduğubilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Sadece bitter çikolata için bu söylediğimiz geçerlidir.  Faydalı yağları duymuşsunuzdur. İşte bitter de o gruba giriyor. Badem, fındık, zeytin, zeytin ezmesi... nasıl yağ yakma konusunda işe yarıyorsa, bitter de aynı işe yarıyor. Ara öğünlerde, iki parça yediğiniz takdirde yağ yakımına yardımcı oluyor. Unutmayın, iki parça yemeniz gerekli. Daha fazlası tam tersi etki yapacaktır.
    Bitter Çikolata Zararları
    Önerilen miktarlardan fazla tüketilmesi fazla kalori almanıza neden olacağından kilo almanızı sağlar. Bazı kişilerde allerjik reaksiyona neden olabilir.
    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları,Bitter Çikolata İle Zayıflama,Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları

    Bitter Çikolata Zayıflatırmı ?

    Konu Saati  03:03  |  in  Bitter Çikolta Faydaları  |  Devamı»

    Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Bitter Çikolatanın Faydaları
    Bitter Çikolata Zayıflatırmı ?
    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları, Bitter Çikolata İle Zayıflama, Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Çikolata... Kimsenin karşı koyamadığı muhteşem lezzet. Ama, nedense insalar, çikolatanın zararları konusunda hem fikir. Ağız birliği etmişcesine çikolata zararlıdır diyorlar. Aslında çikolata oldukça faydalı. Ama bahsettiğimiz bitter çikolata... Diğer çikolatalar için aynı şeyi söylemek çok doğru olmaz. İçerdikleri yağ oranı neden ile bitter çikolata dışındakiler, uzmanlar tarafından önerilmiyor.

    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları,Bitter Çikolata İle Zayıflama,Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları
    Bitter Çikolatanın Faydası,Bitter Çikolatanın Faydaları,Bitter Çikolatanın Yararları
    * Kalsiyum, fosfor, magnezyum, demir, çinko ve bakır gibi mineraller içeren bitter çikolata, kanser ve kalp hastalıklarından korunmada olumlu etkiye sahip.
    * İçeriğinde bulunan polifenol nedeni ile iyi bir antioksidan.
    * Kalp damar sağlığı için oldukça faydalı.
    * İçerdiği phenethylamine nedeni ile sinir sistemini uyarır ve rahatlatır.
    * Mutluluk hormonu (Endorfin) sağladığı için kendinizi iyi hissetmenizi sağlar ve ağrıları dindirir.
    * İçerdiği flavanolun nedeni ile kolesterol ve tansiyon üzerinde olumlu etkiye sahiptir.
    * İçindeki flavanolun sayesinde, UV ışınlarını yutar kan dolaşımını hızlandırarak, cildi korur.
    Bitter çikolata yemek, seratonin salgılanmasına neden olur. Bu da vücudumuz için adeta antideprasan görevi görür.
    Bitter Çikolata Zayıflatırmı ?
    Bitter çikolata, günlük 2 parça yemek kaydıyla, zayıflamaya ve kalori yakmaya yardımcı olur.  Çikolatanın, uygun ölçülerde yenildiğinde zayıflamaya yardımcı olduğubilimsel olarak da kanıtlanmıştır. Sadece bitter çikolata için bu söylediğimiz geçerlidir.  Faydalı yağları duymuşsunuzdur. İşte bitter de o gruba giriyor. Badem, fındık, zeytin, zeytin ezmesi... nasıl yağ yakma konusunda işe yarıyorsa, bitter de aynı işe yarıyor. Ara öğünlerde, iki parça yediğiniz takdirde yağ yakımına yardımcı oluyor. Unutmayın, iki parça yemeniz gerekli. Daha fazlası tam tersi etki yapacaktır.
    Bitter Çikolata Zararları
    Önerilen miktarlardan fazla tüketilmesi fazla kalori almanıza neden olacağından kilo almanızı sağlar. Bazı kişilerde allerjik reaksiyona neden olabilir.
    Bitter Çikolata,Bitter Çikolta Faydaları,Bitter Çikolata İle Zayıflama,Bitter Çikolata Zayıflatırmı,Bitter Çikolata Faydaları,Bitter Çikolata Zararları

    29 Haziran 2013 Cumartesi

    Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Hangi Ekmek Kaç Kalori 
    Hangi Ekmek Kaç Kalori ?
    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi, Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Ekmek sofralarımızın baş tacı ve vazgeçilmezi. Tabii, atıştırmalık olarak kullandığımız bisküvi ve diğer sofra sultanı makarna da var... Yani unlu mamüller kısaca... Peki sıklıkla tükettiğimiz ekmek,makarna ve bisküvi kaç kalori biliyor musunuz ? Dilerseniz sorunun cevabına Hep Birlikte Bakalım.
    Aşağıda verilen kalori miktarları 1 dilime göre hesaplanmıştır ve 1 dilim ekmek ortalama 20-25 gr dır.

    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi, Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Buğday unu:  100 gram, 365 kaloridir. Buna göre; Buğday ekmeği (beyaz) : 100 gram, 246 kaloridir. - Buğday ekmeği (kepekli) : 100 gram, 251 kaloridir.
    Mısır unu : 100 gram, 368 kaloridir. Buna Göre; Mısır ekmeği : 100 gram, 227 kaloridir.
    Kepek unu : 100 gram, 213 kalorİdir. Buna göre ; Kepek ekmeği : 100 gram, 213 kaloridir.
    Yulaf unu:  100 gram, 395 kaloridir. Buna göre; Yulaf ekmeği : 100 gram, 212 kalori
    Arpa unu : 100 gram, 356 kaloridir. Buna Göre ; Arpa ekmeği : 100 gram, 198 kaloridir.
    Kızarmış ekmek: Bir dilim, 35 kaloridir.
    Beyaz ekmek : 1 dilim, 90 kaloridir.
    Çavdar ekmeği : 1 dilim, 55 kaloridir.
    Yufka : 100 gram, 152 kaloridir.
    Makarna : 100 gram, 361 kaloridir.
    Pirinç unu : 100 gram, 361 kalori
    Nişasta  : 100 gram, 352 kalori
    Bisküvi : 100 gram, 462 kalori
    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi,Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi

    Hangi Ekmek Kaç Kalori ?

    Konu Saati  09:36  |  in  Mısır Ekmeğinin Kalorisi  |  Devamı»

    Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Hangi Ekmek Kaç Kalori 
    Hangi Ekmek Kaç Kalori ?
    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi, Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Ekmek sofralarımızın baş tacı ve vazgeçilmezi. Tabii, atıştırmalık olarak kullandığımız bisküvi ve diğer sofra sultanı makarna da var... Yani unlu mamüller kısaca... Peki sıklıkla tükettiğimiz ekmek,makarna ve bisküvi kaç kalori biliyor musunuz ? Dilerseniz sorunun cevabına Hep Birlikte Bakalım.
    Aşağıda verilen kalori miktarları 1 dilime göre hesaplanmıştır ve 1 dilim ekmek ortalama 20-25 gr dır.

    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi, Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi
    Buğday unu:  100 gram, 365 kaloridir. Buna göre; Buğday ekmeği (beyaz) : 100 gram, 246 kaloridir. - Buğday ekmeği (kepekli) : 100 gram, 251 kaloridir.
    Mısır unu : 100 gram, 368 kaloridir. Buna Göre; Mısır ekmeği : 100 gram, 227 kaloridir.
    Kepek unu : 100 gram, 213 kalorİdir. Buna göre ; Kepek ekmeği : 100 gram, 213 kaloridir.
    Yulaf unu:  100 gram, 395 kaloridir. Buna göre; Yulaf ekmeği : 100 gram, 212 kalori
    Arpa unu : 100 gram, 356 kaloridir. Buna Göre ; Arpa ekmeği : 100 gram, 198 kaloridir.
    Kızarmış ekmek: Bir dilim, 35 kaloridir.
    Beyaz ekmek : 1 dilim, 90 kaloridir.
    Çavdar ekmeği : 1 dilim, 55 kaloridir.
    Yufka : 100 gram, 152 kaloridir.
    Makarna : 100 gram, 361 kaloridir.
    Pirinç unu : 100 gram, 361 kalori
    Nişasta  : 100 gram, 352 kalori
    Bisküvi : 100 gram, 462 kalori
    Ekmeğin Kalorisi,Buğday Ekmeğinin Kalorisi, Beyaz Ekmeğin Kalorisi,Mısır Ekmeğinin Kalorisi,Kepek Ekmeğininin Kalorisi,Çavdar Ekmeğinin Kalorisi,Makarnanın Kalorisi,Buğdayın Kalorisi, Bisküvinin Kalorisi

    24 Haziran 2013 Pazartesi

    Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları
    Pilates Nedir Nasıl Yapılır
    Pilates Nasıl Yapılır?
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları
    Son zamanlarda ilgi gören egzersiz çalışmalarından biri olan pilates, vücuttaki kas kütlesinin artmasını, yağ oranının düşmesini ve vücudun eski halinden çok daha sağlıklı görünmesini sağlıyor. Pilates kadar faydalı, her zaman ilgi gören bir başka egzersiz ise yüzme. Tüm vücudun aynı anda çalıştığı yüzme sporu, kalp ve damar sistemini güçlendirip, kasların direncini artırıyor.
    Pilates ve yüzmenin vücudu şekillendiren iki önemli egzersiz olduğunu vurgulayan Acıbadem Bakırköy Hastanesi'nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. İnci Şenses, bu konuda merak ettiklerimizi şöyle yanıtladı.
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları,Pilates yapmak bize ne kazandırır?
    Pilates 1880'de Josep
    Neden pilates yapmamız gerekiyor? Avantajları neler?

    Eklem,kas ve kemikleri hayat boyu koruyor. Karın kaslarını güçlendiriyor. Karın ve sırt bölgelerini güçlendirip sağlam bir iskelet oluşturuyor. Avantajlarını şöyle sıralayabiliriz; 3 derste farkı hissedip, 10 derste farkı görüp, 20 derste de değişim görülebiliyor. Yağ kaybı oluyor. Pilates dışındaki sporlarda zayıf kaslar zayıflıyor, güçlü kaslar güçleniyor. Pilateste ise tüm kaslar güçleniyor. Kaslar güçlendiği için metabolizma hızlanıyor. Vücut ince görünüm alıp, kas kütlesi artıyor ve kilo kaybı olmuyor. Daha sıkı bir vücuda sahip olunuyor.
    Pilates dersi kimden alınmalıdır?

    Öncelikle pilates eğitmeni olmalı, sertifikası olmalı, hangi ağırlıkları kullanılacağını bilmesi gerekiyor. Herhangi bir tehlike yaratmamak için anatomiyi tanımalı.
    Diğer incelme yöntemlerinden farkı nedir?

    Diğer zayıflama aletleri gibi değil. Pilateste kendiniz yapıyorsunuz, kas kütlesi artmasıyla metabolizmada artıyor. Kas çalışınca enerji de harcanıyor, yağlı insanların metabolizması düşük olduğundan kas fazla olunca enerjide artıyor. Pilates kas kütlesini güçlendiriyor.
    Pilates gibi yüzme de omurga dostu bir spor. Yüzmenin avantajları neler?

    Tüm vücut aynı anda çalışıp, suyla beraber hareket ediyor. Vücut ağırlığı suyun içinde 10 kat hafifliyor, eklemlere yük binmiyor. Stresi gidermeye yarıyor. Kalp ve damar sistemini güçlendiriyor. 1 saat yüzmeyle 500 kalori harcanıyor. Vücut ağırlığı su içinde hafifliyor ve bir dirence karşı geliniyor. Kaslar gelişiyor, yüzmeyle kalp odacıklarının hacmi artıyor. Kalbe giden kan miktarı artıyor, kalp atım sayısı azalıp kalp kası güçleniyor. İnsan dinlenir halde 12-16 kez soluk alıp vermekle beraber yüzerken bu 40-50 oluyor. Esneklik artıyor, gerginlik azalıyor. Yaşlılar, engelliler, boyun ve bel fıtığı olanlar da yüzebilir.
    Yüzerken nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

    Suyun içinde vücut ağırlığı azaldığından yük binmiyor. Bu nedenle çok daha rahat hareket ediliyor. Aşırı kilolu insanlar da yüzebilir yüzmeden önce de 5-10 dakika germe egzersizleri yapmaları gerekiyor. Yüzmede fazla yağ yakıldığı için kasın direnci artıyor, glikojen daha az tüketilip damar kireçlenmeleri azalıyor. Bununla beraber iyi huylu lipidler artıyor. Haftada üç kez birer saat yüzülmeli, 15 dakikada bir dinlenilmelidir.
    Kimler pilates yapabilir?

    Her yaştaki insanlar yapabilir.Hamileler için konsantrasyon,nefes çalışmaları yapılabilir. Pilates sonrası kasların güçlenmesiyle vücut duruşu desteklenmiş ve kas kontrolü,sakatlanma riskinin azalması sağlanabiliyor.
    Ne sıklıkla ve nasıl yapılabilir?

    Önce haftada iki gün 50 dakika, daha sonra haftada 4 gün günde 30 dakika yapılabilir. Üç haftada 2 cm uzamayla etkisini gösterebiliyor. Pilates aletli ve aletsiz yapılabiliyor. Aletli de özel makinaların üzerinde egzersiz hareketleri yapılabiliyor, küçük ağırlıklarla bazı hareketler yapılıyor. Aletsiz olarak da mat üzerinde küçük, çember, büyük lastik top, bant kullanılabiliyor. Bu sayede kalça ve bel hastalıkları gideriliyor, kemik direncini azaltıyor, ostreoporozda kas kütlesini artırıp kemik direncini arttırıyor. Ayrıca pilateste en önemli faktör denge olduğundan diğer sporlar gibi yemekten 1 saat sonra yapılıp,bittikten sonra 5 dakika gevşeme yapmak gerekiyor.
    Pilates nasıl doğru yapılır?
    Pilateste belli başlı kurallar şunlardır:

    1-Konsantrasyon:
    Sadece hareketlere yoğunlaşmalı, vücudun nasıl çalışıp hangi kasların kullanıldığına dikkat edilmesi gerekiyor.
    2-Kontrol: Pilateste kontrol çok önemli olup gösterilen hareketlerin mutlaka aynı şekilde yapılması gerekiyor.
    3- Merkezleme: Doğru hareketler bel, göbek ve karın çevresinde esneme ve uzamayı sağlıyor.
    4-Akıcılık: Pilatesin acele edilmeden, her noktadan geçilerek, duraksamadan yapılması gerekiyor.
    5- Kesinlik
    6-Doğru nefes alıp-vermek: Göğüs kafesinin kapalı olması gerekiyor.
    h Plates tarafından Düsseldorf'da bulundu. Kendisi astım ve romatizma hastasıydı. Jimnastikle uğraşarak vücüdunu geliştirdi. 1918'de askeri kampta bu egzersizleri yapanların çıkan grip salgınından etkilenmediği ortaya çıktı. Sonra 1926'da ABD'ye göç etti ve tekniğini geliştirdi. Pilateste içeride bulunan gözle görünmeyen kaslar da çalışıyor. Pilateste 40 temel hareket bulunuyor ve isteğe göre çeşitlendiriliyor. Tüm vücuda yönelik bir kondisyon çalışması yapılmış oluyor. Bu yöntem zihin, beden bütünlüğünü öngören denge-nefes-hareketin buluşması ile yapılıyor. Nefes alıp verme, denge ve zihin arasında belli bir düzenli alışveriş olması gerekiyor.
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları

    Pilates Nasıl Yapılır?

    Konu Saati  07:07  |  in  Platesin Yararları  |  Devamı»

    Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları
    Pilates Nedir Nasıl Yapılır
    Pilates Nasıl Yapılır?
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları
    Son zamanlarda ilgi gören egzersiz çalışmalarından biri olan pilates, vücuttaki kas kütlesinin artmasını, yağ oranının düşmesini ve vücudun eski halinden çok daha sağlıklı görünmesini sağlıyor. Pilates kadar faydalı, her zaman ilgi gören bir başka egzersiz ise yüzme. Tüm vücudun aynı anda çalıştığı yüzme sporu, kalp ve damar sistemini güçlendirip, kasların direncini artırıyor.
    Pilates ve yüzmenin vücudu şekillendiren iki önemli egzersiz olduğunu vurgulayan Acıbadem Bakırköy Hastanesi'nden Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. İnci Şenses, bu konuda merak ettiklerimizi şöyle yanıtladı.
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları,Pilates yapmak bize ne kazandırır?
    Pilates 1880'de Josep
    Neden pilates yapmamız gerekiyor? Avantajları neler?

    Eklem,kas ve kemikleri hayat boyu koruyor. Karın kaslarını güçlendiriyor. Karın ve sırt bölgelerini güçlendirip sağlam bir iskelet oluşturuyor. Avantajlarını şöyle sıralayabiliriz; 3 derste farkı hissedip, 10 derste farkı görüp, 20 derste de değişim görülebiliyor. Yağ kaybı oluyor. Pilates dışındaki sporlarda zayıf kaslar zayıflıyor, güçlü kaslar güçleniyor. Pilateste ise tüm kaslar güçleniyor. Kaslar güçlendiği için metabolizma hızlanıyor. Vücut ince görünüm alıp, kas kütlesi artıyor ve kilo kaybı olmuyor. Daha sıkı bir vücuda sahip olunuyor.
    Pilates dersi kimden alınmalıdır?

    Öncelikle pilates eğitmeni olmalı, sertifikası olmalı, hangi ağırlıkları kullanılacağını bilmesi gerekiyor. Herhangi bir tehlike yaratmamak için anatomiyi tanımalı.
    Diğer incelme yöntemlerinden farkı nedir?

    Diğer zayıflama aletleri gibi değil. Pilateste kendiniz yapıyorsunuz, kas kütlesi artmasıyla metabolizmada artıyor. Kas çalışınca enerji de harcanıyor, yağlı insanların metabolizması düşük olduğundan kas fazla olunca enerjide artıyor. Pilates kas kütlesini güçlendiriyor.
    Pilates gibi yüzme de omurga dostu bir spor. Yüzmenin avantajları neler?

    Tüm vücut aynı anda çalışıp, suyla beraber hareket ediyor. Vücut ağırlığı suyun içinde 10 kat hafifliyor, eklemlere yük binmiyor. Stresi gidermeye yarıyor. Kalp ve damar sistemini güçlendiriyor. 1 saat yüzmeyle 500 kalori harcanıyor. Vücut ağırlığı su içinde hafifliyor ve bir dirence karşı geliniyor. Kaslar gelişiyor, yüzmeyle kalp odacıklarının hacmi artıyor. Kalbe giden kan miktarı artıyor, kalp atım sayısı azalıp kalp kası güçleniyor. İnsan dinlenir halde 12-16 kez soluk alıp vermekle beraber yüzerken bu 40-50 oluyor. Esneklik artıyor, gerginlik azalıyor. Yaşlılar, engelliler, boyun ve bel fıtığı olanlar da yüzebilir.
    Yüzerken nelere dikkat edilmesi gerekiyor?

    Suyun içinde vücut ağırlığı azaldığından yük binmiyor. Bu nedenle çok daha rahat hareket ediliyor. Aşırı kilolu insanlar da yüzebilir yüzmeden önce de 5-10 dakika germe egzersizleri yapmaları gerekiyor. Yüzmede fazla yağ yakıldığı için kasın direnci artıyor, glikojen daha az tüketilip damar kireçlenmeleri azalıyor. Bununla beraber iyi huylu lipidler artıyor. Haftada üç kez birer saat yüzülmeli, 15 dakikada bir dinlenilmelidir.
    Kimler pilates yapabilir?

    Her yaştaki insanlar yapabilir.Hamileler için konsantrasyon,nefes çalışmaları yapılabilir. Pilates sonrası kasların güçlenmesiyle vücut duruşu desteklenmiş ve kas kontrolü,sakatlanma riskinin azalması sağlanabiliyor.
    Ne sıklıkla ve nasıl yapılabilir?

    Önce haftada iki gün 50 dakika, daha sonra haftada 4 gün günde 30 dakika yapılabilir. Üç haftada 2 cm uzamayla etkisini gösterebiliyor. Pilates aletli ve aletsiz yapılabiliyor. Aletli de özel makinaların üzerinde egzersiz hareketleri yapılabiliyor, küçük ağırlıklarla bazı hareketler yapılıyor. Aletsiz olarak da mat üzerinde küçük, çember, büyük lastik top, bant kullanılabiliyor. Bu sayede kalça ve bel hastalıkları gideriliyor, kemik direncini azaltıyor, ostreoporozda kas kütlesini artırıp kemik direncini arttırıyor. Ayrıca pilateste en önemli faktör denge olduğundan diğer sporlar gibi yemekten 1 saat sonra yapılıp,bittikten sonra 5 dakika gevşeme yapmak gerekiyor.
    Pilates nasıl doğru yapılır?
    Pilateste belli başlı kurallar şunlardır:

    1-Konsantrasyon:
    Sadece hareketlere yoğunlaşmalı, vücudun nasıl çalışıp hangi kasların kullanıldığına dikkat edilmesi gerekiyor.
    2-Kontrol: Pilateste kontrol çok önemli olup gösterilen hareketlerin mutlaka aynı şekilde yapılması gerekiyor.
    3- Merkezleme: Doğru hareketler bel, göbek ve karın çevresinde esneme ve uzamayı sağlıyor.
    4-Akıcılık: Pilatesin acele edilmeden, her noktadan geçilerek, duraksamadan yapılması gerekiyor.
    5- Kesinlik
    6-Doğru nefes alıp-vermek: Göğüs kafesinin kapalı olması gerekiyor.
    h Plates tarafından Düsseldorf'da bulundu. Kendisi astım ve romatizma hastasıydı. Jimnastikle uğraşarak vücüdunu geliştirdi. 1918'de askeri kampta bu egzersizleri yapanların çıkan grip salgınından etkilenmediği ortaya çıktı. Sonra 1926'da ABD'ye göç etti ve tekniğini geliştirdi. Pilateste içeride bulunan gözle görünmeyen kaslar da çalışıyor. Pilateste 40 temel hareket bulunuyor ve isteğe göre çeşitlendiriliyor. Tüm vücuda yönelik bir kondisyon çalışması yapılmış oluyor. Bu yöntem zihin, beden bütünlüğünü öngören denge-nefes-hareketin buluşması ile yapılıyor. Nefes alıp verme, denge ve zihin arasında belli bir düzenli alışveriş olması gerekiyor.
    Plates,Plates Nedir,Plates Ne Demek,Plates Kuralları,Plates Nasıl Yapılır,Plates Ne Zaman Yapılır,Plates Yapmak İçin,Platesin Faydaları,Platesin Yararları

    21 Haziran 2013 Cuma

    Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Çikolatalı Islak  Kek
    Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ?
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Islak Kek Sever misiniz ? Ben kendi adıma, çok severim.. Hele bir de çikolatalı olursa... Tadına doyum olmaz. Sizinde ağzınız sulandı değilmi? O halde sizlere çikolatalı ıslak kek tarifi vermek isterim... Sevdiklerinizle birlikte afiyetle yemeniz için..

    Çikolatalı Islak Kek Tarifi İçin Gerekli Malzemeler;
    Kek Hamuru için,
    *4 adet yumurta,
    *2 su bardağı toz şeker,
    *1 su bardağı sıvıyağ,
    *1 su bardağı süt,
    *4 yemek kaşığı kakao,
    *1 tatlı kaşığı tarçın,
    *100 gram sütlü çikolata,
    *2,5 su bardağı un,
    *1 paket kabartma tozu,
    *1 paket vanilya,
    Üzeri için,
    *1 çay bardağı damla çikolata,
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Derin bir kaba yumurta ve toz şekeri alıp iyice çırpın. Sıvıyağ, süt ve kakaoyu ekleyip çırpmaya devam edin. Karışımdan 1 su bardağı ayırın. Sütlü çikolatayı incecik rendeleyin. Kapta kalan karşıma; rendelenmiş çikolata, kabartma tozu, vanilya, tarçın ve vanilyayı ekleyin. Kaşıkla iyice karıştırıp hamuru yağlanmış kek kalıplarına pay edin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. Pişen kekleri fırından çıkarıp ılınması için bekletin. Kekler ılındığında; ayırdığınız kakaolu karışımı üzerlerinde gezdirin. Damla çikolata serperek servis yapın. Afiyet olsun.
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi

    Çikolatalı Islak Kek Nasıl Yapılır ?

    Konu Saati  22:00  |  in  Islak Kek Tarifi  |  Devamı»

    Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Çikolatalı Islak  Kek
    Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ?
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Islak Kek Sever misiniz ? Ben kendi adıma, çok severim.. Hele bir de çikolatalı olursa... Tadına doyum olmaz. Sizinde ağzınız sulandı değilmi? O halde sizlere çikolatalı ıslak kek tarifi vermek isterim... Sevdiklerinizle birlikte afiyetle yemeniz için..

    Çikolatalı Islak Kek Tarifi İçin Gerekli Malzemeler;
    Kek Hamuru için,
    *4 adet yumurta,
    *2 su bardağı toz şeker,
    *1 su bardağı sıvıyağ,
    *1 su bardağı süt,
    *4 yemek kaşığı kakao,
    *1 tatlı kaşığı tarçın,
    *100 gram sütlü çikolata,
    *2,5 su bardağı un,
    *1 paket kabartma tozu,
    *1 paket vanilya,
    Üzeri için,
    *1 çay bardağı damla çikolata,
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi
    Derin bir kaba yumurta ve toz şekeri alıp iyice çırpın. Sıvıyağ, süt ve kakaoyu ekleyip çırpmaya devam edin. Karışımdan 1 su bardağı ayırın. Sütlü çikolatayı incecik rendeleyin. Kapta kalan karşıma; rendelenmiş çikolata, kabartma tozu, vanilya, tarçın ve vanilyayı ekleyin. Kaşıkla iyice karıştırıp hamuru yağlanmış kek kalıplarına pay edin. Önceden ısıtılmış 180 derece fırında yaklaşık 20 dakika pişirin. Pişen kekleri fırından çıkarıp ılınması için bekletin. Kekler ılındığında; ayırdığınız kakaolu karışımı üzerlerinde gezdirin. Damla çikolata serperek servis yapın. Afiyet olsun.
    Çikolatalı Islak  Kek,Çikolatalı Islak  Kek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Yemek Tarifi,Çikolatalı Islak  Kek Nasıl Yapılır ,Çikolatalı Islak  Kek Tarifleri, Islak  Kek  Tarifi

    20 Haziran 2013 Perşembe

    Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Peynirin Faydaları ve Zararları
    Peynirin Faydaları ve Zararları
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Sabah kahvaltılarında ya da sıcacık çıtır çıtır bir simitin yanında olmazsa olmaz peynirden bahsetmek istiyoruz bu gün. Beslenme çizelgesinde önemli bir yere sahip olan peynirin faydaları nelerdir. Peynirin kalori değiri nedir. Peynirin zararları nelerdir.. Hep birlikte görelim.

    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca,Peynirin Yararları,Peynirin Yararı
    * Protein ve kalsiyum açısından zengindir.
    * İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır.
    * Peynir de süt gibi iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Süt sevmeyenler için peynir kalsiyum bakımından iyi bir kaynaktır.
    * Kemik ve diş olumuşunu güçlendirir
    * Kemik erimesini önler.
    * Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir.
    * İshali tedavi eder.
    * Mide rahatsızlıklarını giderir.
    * Sindirim sistemini düzene sokar.
    * Ülseri önler. · Beyine enerji verir.
    * Diş çürüklerini önler.
    * Kronik bronşiti önler.
    * Tansiyonu düşürür.
    * Yağsız süt, kolesterolü düşürür.
    * Kanserin önlenmesine yardımcı olur.
    Peynirin Zararları
    PEynirin belirli bir bekleme süresi vardır. Bu süreyi temamalmayan peynir tüketimi Burucella Hastalığına sebep olur. Kilo ya da kolesterol sorunu yaşayanlar peynirin az yağlı olanı tercih etmeliler. Yağsız beyaz peynir ya da lor en az kalori ve yağa sahiptir.
    Peynirin Kalorisi,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı
    100 gr Beyaz Peynir 235 kalori, 100 gr kaşar peyniri 404 kalori,100 gr lor peynir 85 kalori,100 gr Krem peynir 349 kalori, 100 gr Tulum Peyniri 257 kaloridir.
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi

    Peynirin Faydaları ve Zararları

    Konu Saati  23:36  |  in  Peynirin Zararları  |  Devamı»

    Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Peynirin Faydaları ve Zararları
    Peynirin Faydaları ve Zararları
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Sabah kahvaltılarında ya da sıcacık çıtır çıtır bir simitin yanında olmazsa olmaz peynirden bahsetmek istiyoruz bu gün. Beslenme çizelgesinde önemli bir yere sahip olan peynirin faydaları nelerdir. Peynirin kalori değiri nedir. Peynirin zararları nelerdir.. Hep birlikte görelim.

    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca,Peynirin Yararları,Peynirin Yararı
    * Protein ve kalsiyum açısından zengindir.
    * İyi bir B12 vitamini ve fosfor kaynağıdır.
    * Peynir de süt gibi iyi bir kalsiyum kaynağıdır. Süt sevmeyenler için peynir kalsiyum bakımından iyi bir kaynaktır.
    * Kemik ve diş olumuşunu güçlendirir
    * Kemik erimesini önler.
    * Mikrobik enfeksiyonlara karşı etkilidir.
    * İshali tedavi eder.
    * Mide rahatsızlıklarını giderir.
    * Sindirim sistemini düzene sokar.
    * Ülseri önler. · Beyine enerji verir.
    * Diş çürüklerini önler.
    * Kronik bronşiti önler.
    * Tansiyonu düşürür.
    * Yağsız süt, kolesterolü düşürür.
    * Kanserin önlenmesine yardımcı olur.
    Peynirin Zararları
    PEynirin belirli bir bekleme süresi vardır. Bu süreyi temamalmayan peynir tüketimi Burucella Hastalığına sebep olur. Kilo ya da kolesterol sorunu yaşayanlar peynirin az yağlı olanı tercih etmeliler. Yağsız beyaz peynir ya da lor en az kalori ve yağa sahiptir.
    Peynirin Kalorisi,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı
    100 gr Beyaz Peynir 235 kalori, 100 gr kaşar peyniri 404 kalori,100 gr lor peynir 85 kalori,100 gr Krem peynir 349 kalori, 100 gr Tulum Peyniri 257 kaloridir.
    Peynirin Faydaları Nelerdir,Peynirin Faydaları Kısaca, Peynirin Yararları,Peynirin Yararı, Peynirin Faydaları ve Zararları,Peynirin Zararları,Peynirin Kalori Değeri,Peynirin Kalori Miktarı,Peynirin Kalorisi

    Herkesin yeni umutları vardır yeni yıla dair. Kimi iyi bir iş, kimi mutlu bir yuva, kimi ise yeni başlangıçlar ister. Peki, bunları elde etmenin yolu nereden geçiyor biliyor muyuz?

    Kalsedon Danışmanlık’ın Kurucusu Koç Nesrin Gökpınar, yeni başlangıçlar için ruhsal dinginliğin ve motivasyonun çok önemli olduğunu, ancak iç huzur yakalandığında yeni olan her şeye daha kolay ulaşılabileceğini ve adapte olunabileceğini söylüyor. Peki, nasıl sağlanır ruhsal dinginlik?

    Koç Nesrin Gökpınar, “Başarıya ulaşmak ve devamlılığını sürdürmek için öncelikle başaracağınıza ruhen ve kalben inanmanız, başarı için gerekli olan ruhsal dinginliği ve motivasyonu sağlamış olmanız gerekir. Aksi takdirde her başarısızlık durumunda kendinize saygınızı kaybedebilir ve sonraki başarılarınızın önünü kapatmış olabilirsiniz” diyor.

    Ruhsal Dinginlik Çalışmaları...

    Ruhsal dinginlik çalışmalarının başarıyı etkilemedeki önemini vurgulayan Koç Nesrin Gökpınar, ruhsal dinginlik çalışmalarını şu şekilde sıralıyor:

    Bilinçaltı Temizleme: Bilinçaltı olumlu ve olumsuz inançlarınızın hayatınıza yansımasıdır. Eğer bilinçaltınızda başaramayacağınıza inanıyorsanız başaramazsınız. Başarıyı yakalayabilmeniz için bilinçaltınızda bir takım karamsar düşünce ve inançlarınızı temizlemeniz gerekir. Yani dilinizin söylediğine bilinçaltınızın itaat etmesini sağlamanız gerekir. Ruhsal dinginliği sağlamanın ilk ve en önemli yolu da budur.

    Kuantum: Kuantum düşünme üst nitelikli, yaratıcı bir düşünme şeklidir. Yaratıcı düşünme düzeyinde insan kendi hayatının efendisi konumuna gelir. Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız. O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.

    Meditasyon: Meditasyonu kişinin dikkatini bilinçli ve doğal biçimde içine yöneltmesi olarak tanımlayabiliriz. Temel amaç, zihni sakinleştirmektir. Meditasyon, pek çok zihinsel ve fiziksel odaklanma metoduna sahip bir tekniktir. Bu metotlar endişe ve gerilimi azaltıp kendimizden memnun olmamızı ve üzüntülerimizi tolore etmemizi sağlayabilir. Meditasyonun pozitif enerjisi bizi başarıya götürecektir.

    EFT: İngilizcede Emotional Freedom Techniques kelimelerinin baş harflerinin kısaltılması olan EFT (duygusal özgürleşme teknikleri ) kişinin bedeninde oluşmuş duygusal tıkanıklıkların açılmasında kullanılan bir yöntemdir. Yersiz korku ve endişelerin, olumsuz deneyimlerin yarattığı kötü düşüncelerin ortadan kaldırılması için kullanılan etkili bir yöntemdir.

    Siz de yeni yıl dileklerinizi ve isteklerinizi başarıyla yerine getirmek ve başarınızın devamlılığını sağlamak için ruhsal dinginlik çalışmalarından faydalanabilir ve bu sayede bol başarılı bir yıl geçirebilirsiniz.

    Dilekleriniz Gerçek Olacak!

    Konu Saati  07:52  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Herkesin yeni umutları vardır yeni yıla dair. Kimi iyi bir iş, kimi mutlu bir yuva, kimi ise yeni başlangıçlar ister. Peki, bunları elde etmenin yolu nereden geçiyor biliyor muyuz?

    Kalsedon Danışmanlık’ın Kurucusu Koç Nesrin Gökpınar, yeni başlangıçlar için ruhsal dinginliğin ve motivasyonun çok önemli olduğunu, ancak iç huzur yakalandığında yeni olan her şeye daha kolay ulaşılabileceğini ve adapte olunabileceğini söylüyor. Peki, nasıl sağlanır ruhsal dinginlik?

    Koç Nesrin Gökpınar, “Başarıya ulaşmak ve devamlılığını sürdürmek için öncelikle başaracağınıza ruhen ve kalben inanmanız, başarı için gerekli olan ruhsal dinginliği ve motivasyonu sağlamış olmanız gerekir. Aksi takdirde her başarısızlık durumunda kendinize saygınızı kaybedebilir ve sonraki başarılarınızın önünü kapatmış olabilirsiniz” diyor.

    Ruhsal Dinginlik Çalışmaları...

    Ruhsal dinginlik çalışmalarının başarıyı etkilemedeki önemini vurgulayan Koç Nesrin Gökpınar, ruhsal dinginlik çalışmalarını şu şekilde sıralıyor:

    Bilinçaltı Temizleme: Bilinçaltı olumlu ve olumsuz inançlarınızın hayatınıza yansımasıdır. Eğer bilinçaltınızda başaramayacağınıza inanıyorsanız başaramazsınız. Başarıyı yakalayabilmeniz için bilinçaltınızda bir takım karamsar düşünce ve inançlarınızı temizlemeniz gerekir. Yani dilinizin söylediğine bilinçaltınızın itaat etmesini sağlamanız gerekir. Ruhsal dinginliği sağlamanın ilk ve en önemli yolu da budur.

    Kuantum: Kuantum düşünme üst nitelikli, yaratıcı bir düşünme şeklidir. Yaratıcı düşünme düzeyinde insan kendi hayatının efendisi konumuna gelir. Kuantum Düşünce daha da ilerisi ortak zeka alanında işlem yapar. Bütün evreni tekamül ettiren enerjiyle işbirliğine girildiğinde siz bir "kişi" olmanın sınırlı olanaklarını aşar, "bütün" ün gücüne ulaşırsınız. O zaman da gücünüz tabii ki bütünün gücüne eşit olacaktır.

    Meditasyon: Meditasyonu kişinin dikkatini bilinçli ve doğal biçimde içine yöneltmesi olarak tanımlayabiliriz. Temel amaç, zihni sakinleştirmektir. Meditasyon, pek çok zihinsel ve fiziksel odaklanma metoduna sahip bir tekniktir. Bu metotlar endişe ve gerilimi azaltıp kendimizden memnun olmamızı ve üzüntülerimizi tolore etmemizi sağlayabilir. Meditasyonun pozitif enerjisi bizi başarıya götürecektir.

    EFT: İngilizcede Emotional Freedom Techniques kelimelerinin baş harflerinin kısaltılması olan EFT (duygusal özgürleşme teknikleri ) kişinin bedeninde oluşmuş duygusal tıkanıklıkların açılmasında kullanılan bir yöntemdir. Yersiz korku ve endişelerin, olumsuz deneyimlerin yarattığı kötü düşüncelerin ortadan kaldırılması için kullanılan etkili bir yöntemdir.

    Siz de yeni yıl dileklerinizi ve isteklerinizi başarıyla yerine getirmek ve başarınızın devamlılığını sağlamak için ruhsal dinginlik çalışmalarından faydalanabilir ve bu sayede bol başarılı bir yıl geçirebilirsiniz.

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top