• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • 14 Ekim 2013 Pazartesi


    Microsoft'un Windows 8 devrimi, Windows deneyimimizi keyifli hale getirip bir çok noktada işlemlerimizi kolaylaştırsa da önceki sürümlere göre Windows 8 Metro'nun benzersiz arayüzünün açılışta karşımıza çıkıyor olması ve de masaüstüne ulaşmanın bir çok kullanıcı için kabus olması nedeniyle Windows 8 bünyesinde bulunan ya da Windows Mağazasından edindiğimiz uygulamaların güncellenmesi bile bazen

    Windows 8 Uygulama Güncellemesi Nasıl Yapılır

    Konu Saati  07:51  |  in  Windows  |  Devamı»


    Microsoft'un Windows 8 devrimi, Windows deneyimimizi keyifli hale getirip bir çok noktada işlemlerimizi kolaylaştırsa da önceki sürümlere göre Windows 8 Metro'nun benzersiz arayüzünün açılışta karşımıza çıkıyor olması ve de masaüstüne ulaşmanın bir çok kullanıcı için kabus olması nedeniyle Windows 8 bünyesinde bulunan ya da Windows Mağazasından edindiğimiz uygulamaların güncellenmesi bile bazen

    12 Ekim 2013 Cumartesi


    Lenovo firmasının son yıllarda bilgisayarlarında standart haline getirdiği kurtarma/onarma yöneticisi One Key Recovery isimli programın nasıl kullanıldığı basit adımlarla gösteriyoruz. Oldukça işlevsel ve de kolay kullanıma sahip olan OneKey Recovery isimli program sayesinde Windows işletim sisteminizi olası çökme, virüs ve zararlı bulaşmalarına karşı basitçe yedekleyebilir sonrasında da yedek

    Lenovo OneKey Recovery Kullanımı Resimli Anlatım

    Konu Saati  07:58  |  in  Windows  |  Devamı»


    Lenovo firmasının son yıllarda bilgisayarlarında standart haline getirdiği kurtarma/onarma yöneticisi One Key Recovery isimli programın nasıl kullanıldığı basit adımlarla gösteriyoruz. Oldukça işlevsel ve de kolay kullanıma sahip olan OneKey Recovery isimli program sayesinde Windows işletim sisteminizi olası çökme, virüs ve zararlı bulaşmalarına karşı basitçe yedekleyebilir sonrasında da yedek

    10 Ekim 2013 Perşembe

    Her 100 Türk erkeğinin neredeyse 70’inde cinsel fonksiyon bozukluğu var. Bu sorun günümüzde 40 yaş altı genç erkeklerde de görülüyor. Cinsel sorunları olan erkeklerin çoğu, doktora gitmeye çekiniyor

    ‘Cinsel fonksiyon bozukluğu’; cinsel aktiviteyle ilişkili tüm evrelerle, bu evrelerde ortaya çıkan aksaklıklar anlamına geliyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, 40-70 yaş arası erkeklerde yüzde 52.1 oranında farklı derecelerde ereksiyon sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türk Androloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada da aynı yaş grubu erkeklerde yüzde 69.2 oranında cinsel fonksiyon bozukluğu saptandığı belirtiliyor.

    Strese Dikkat!
    Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, cinsel fonksiyon bozukluklarının; cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, ereksiyon kaybı, boşalma süresinde kısalma ve orgazm sorunları olarak sıralandığını söylüyor. En sık görülen bozuklukların; ereksiyon kaybı, erken boşalma ve cinsel istek kaybı olduğu belirtiliyor. Ereksiyon sorununa neden olan faktörlerin başında damarsal nedenler (damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, sigara) ve diyabet geliyor. Bunun yanı sıra, günümüzde artan sıklıkla uygulanan onkolojik cerrahiler de (özellikle prostat cerrahisi sonrası) her ne kadar laparoskopik ve robotik yöntemlerle sinir koruyucu yaklaşımlar yapılsa da, bir grup hastada ereksiyon sorununa neden olabiliyor.

    İş stresi, yaşam koşullarındaki değişiklikler, aile içi ilişkiler, ailesel faktörler gibi bireyin yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da cinsel işlev bozukluğu yaratabiliyor. Yoğun iş yükü altında yaşayanlarda ve stresli iş yapan kişilerde, cinsel yaşam bundan olumsuz etkileniyor. Çevresel faktörler cinsel fonksiyon bozukluğu nedenleri içinde genç yaş grubunda yüzde 70-90 oranında rol oynarken, 50 yaş ve üzerinde yüzde 20-40 arasında görülüyor. Çeşitli toplumsal çalışmalar, cinsel fonksiyon bozukluklarının 20-30 yaş arasında yüzde 40-45, 40 yaşlarında yüzde 26-35, 50 yaşlarında yüzde 40-52, 50 yaş üzerinde yüzde 49-72 oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.

    Obezlerin Riski Yüksek
    Obez bireylerde yağ doku oranı arttığı ve testosteronun östrojene dönüşümü hızlandığı için, kısmi olarak 2 hormon arasında bir dengesizlik ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu kişilerde ereksiyonu olumsuz etkileyecek kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açan pek çok risk faktörü de bulunuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; vücut görüntüsündeki değişikliklerin cinsellik kaygılarını ve cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine dair veriler bulunuyor. Prof. Dr. Başar, “Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve metabolik sendrom olarak adlandırılan tablo, cinsel fonksiyon bozukluğunun göstergesi olabilir” diye konuşuyor.

    Cinsel Sorunu Olan Erkek Utangaç
    Tansiyon ilaçları cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
    Tansiyon ilaçlarının bir kısmı cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Böyle bir sorun ortaya çıkarsa; hastanın bunu doktoruyla paylaşması ve ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

    Sperm kalitesinin bozulması cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
    Sperm kalitesinin bozulması cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Ancak sperm kalitesini etkileyen hormonal bir bozukluk, beraberinde cinsel işlev bozukluğunu da getirebilir.

    Türk erkeği cinsel yönden sorunlu olmayı nasıl algılıyor ve bu durumda nasıl davranıyor?
    Utanıyor ve çekiniyorlar. Üroloji polikliniklerine cinsel sorunlar nedeniyle başvuran hasta oranının
    yüzde 10’dan az olduğu biliniyor.

    Cinsel sorunlarla en çok karşılaşılan yaş hangisidir?
    Cinsel sorunlar genelde 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Ancak Türkiye’de 40 yaş altı grupta da cinsel sorunların 50 yaş üzerindeki erkeklere yakın oranda olduğu belirtiliyor.

    Türk erkeklerinde cinsel sorun yaşı 40'ın altına düştü

    Konu Saati  01:20  |  in  Cinsel Sağlık  |  Devamı»

    Her 100 Türk erkeğinin neredeyse 70’inde cinsel fonksiyon bozukluğu var. Bu sorun günümüzde 40 yaş altı genç erkeklerde de görülüyor. Cinsel sorunları olan erkeklerin çoğu, doktora gitmeye çekiniyor

    ‘Cinsel fonksiyon bozukluğu’; cinsel aktiviteyle ilişkili tüm evrelerle, bu evrelerde ortaya çıkan aksaklıklar anlamına geliyor. ABD’de yapılan geniş kapsamlı bir çalışma, 40-70 yaş arası erkeklerde yüzde 52.1 oranında farklı derecelerde ereksiyon sorunu olduğunu gözler önüne seriyor. Türk Androloji Derneği tarafından yapılan bir çalışmada da aynı yaş grubu erkeklerde yüzde 69.2 oranında cinsel fonksiyon bozukluğu saptandığı belirtiliyor.

    Strese Dikkat!
    Memorial Şişli Hastanesi Üroloji Bölümü’nden Prof. Dr. Mehmet Murad Başar, cinsel fonksiyon bozukluklarının; cinsel isteksizlik, uyarılma sorunları, ereksiyon kaybı, boşalma süresinde kısalma ve orgazm sorunları olarak sıralandığını söylüyor. En sık görülen bozuklukların; ereksiyon kaybı, erken boşalma ve cinsel istek kaybı olduğu belirtiliyor. Ereksiyon sorununa neden olan faktörlerin başında damarsal nedenler (damar sertliği, kolesterol yüksekliği, hipertansiyon, sigara) ve diyabet geliyor. Bunun yanı sıra, günümüzde artan sıklıkla uygulanan onkolojik cerrahiler de (özellikle prostat cerrahisi sonrası) her ne kadar laparoskopik ve robotik yöntemlerle sinir koruyucu yaklaşımlar yapılsa da, bir grup hastada ereksiyon sorununa neden olabiliyor.

    İş stresi, yaşam koşullarındaki değişiklikler, aile içi ilişkiler, ailesel faktörler gibi bireyin yaşam kalitesini etkileyen unsurlar da cinsel işlev bozukluğu yaratabiliyor. Yoğun iş yükü altında yaşayanlarda ve stresli iş yapan kişilerde, cinsel yaşam bundan olumsuz etkileniyor. Çevresel faktörler cinsel fonksiyon bozukluğu nedenleri içinde genç yaş grubunda yüzde 70-90 oranında rol oynarken, 50 yaş ve üzerinde yüzde 20-40 arasında görülüyor. Çeşitli toplumsal çalışmalar, cinsel fonksiyon bozukluklarının 20-30 yaş arasında yüzde 40-45, 40 yaşlarında yüzde 26-35, 50 yaşlarında yüzde 40-52, 50 yaş üzerinde yüzde 49-72 oranında görüldüğünü ortaya koyuyor.

    Obezlerin Riski Yüksek
    Obez bireylerde yağ doku oranı arttığı ve testosteronun östrojene dönüşümü hızlandığı için, kısmi olarak 2 hormon arasında bir dengesizlik ve buna bağlı olarak cinsel isteksizlik ortaya çıkıyor. Bu kişilerde ereksiyonu olumsuz etkileyecek kalp-damar hastalıkları, hipertansiyon, kolesterol yüksekliği ve uyku apnesi gibi cinsel fonksiyon bozukluklarına yol açan pek çok risk faktörü de bulunuyor. Son yıllarda yapılan çalışmalarda; vücut görüntüsündeki değişikliklerin cinsellik kaygılarını ve cinsel yaşamı olumsuz yönde etkilediğine dair veriler bulunuyor. Prof. Dr. Başar, “Bu durum özellikle kadınlarda daha belirgin hale geliyor. Şişmanlık, diyabet, kalp-damar hastalıkları, tansiyon, kolesterol yüksekliği ve metabolik sendrom olarak adlandırılan tablo, cinsel fonksiyon bozukluğunun göstergesi olabilir” diye konuşuyor.

    Cinsel Sorunu Olan Erkek Utangaç
    Tansiyon ilaçları cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
    Tansiyon ilaçlarının bir kısmı cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olabilir. Böyle bir sorun ortaya çıkarsa; hastanın bunu doktoruyla paylaşması ve ilaç ayarlaması yapılması gerekir.

    Sperm kalitesinin bozulması cinsel fonksiyon bozukluğuna neden olur mu?
    Sperm kalitesinin bozulması cinsel işlev bozukluğuna neden olmaz. Ancak sperm kalitesini etkileyen hormonal bir bozukluk, beraberinde cinsel işlev bozukluğunu da getirebilir.

    Türk erkeği cinsel yönden sorunlu olmayı nasıl algılıyor ve bu durumda nasıl davranıyor?
    Utanıyor ve çekiniyorlar. Üroloji polikliniklerine cinsel sorunlar nedeniyle başvuran hasta oranının
    yüzde 10’dan az olduğu biliniyor.

    Cinsel sorunlarla en çok karşılaşılan yaş hangisidir?
    Cinsel sorunlar genelde 50 yaş üzerinde daha sık görülüyor. Ancak Türkiye’de 40 yaş altı grupta da cinsel sorunların 50 yaş üzerindeki erkeklere yakın oranda olduğu belirtiliyor.

    Bebeklerin tırnakları genellikle ince ve yumuşaktır. Bu yüzden tırnaklarını keserken çok dikkatli olmalısınız.

    Bebek bakımında en önemli şeylerden biri tırnak kesimidir bu yüzden haftalık olarak bebeğinizin el tırnaklarını aylık olarakta ayak tırnaklarını kesmeniz gerekir. Yeni doğan bebeğinizin tırnaklarını kesmenin için 4 adım rehberimizi okuyun.

    Öncelikle bilmeniz gereken bebeğinizin tırnaklarını kesmenin en iyi zamanı banyo sonrası ve bebeğiniz uykuda olduğu zamandır. Dikkatli bir şekilde bebeğinizin tırnaklarını kestiğinizde, bebeğinizin tırnak bakımı 30-35 dakikanızı alır.

    Bebeğinizi rahat bir yere yerleştirin
    Bebeğinizin banyosundan sonra tırnaklarını kesmek istiyorsanız en doğru zamanı seçmişsiniz demektir. Bebeğinizi rahat bir yere yerleştirin, birinden yardım alıp bebeği tutmasını isteyebilirsiniz. Bebeğinizin dikkatini bir oyuncağa yönlendirirseniz tırnak kesimini daha kolay ve doğru yapabilirsiniz.

    Bebeğinizin parmaklarını sıkıca tutun
    Eğer bebeğiniz uyanıkken tırnaklarını kesmek istiyorsanız, yaralanmalardan ve kazalardan korumak için parmaklarını sıkıca tutun çünkü bebeğiniz sık sık elini kapatmak isteyecektir.

    Bebeğinizin tırnaklarını pürüzsüzleştirin
    Bu işlem bebeğinizin kendi tırnaklarıyla yüzünü ve vücudunu yaralamaması için son derece önemlidir. Bebeğinizin tırnağını kestikten sonra mutlaka bebek törpüsüyle tırnaklarını pürüzsüzleştirin.

    Bebeğinizin ayak tırnaklarını kesmek
    Bebeğinizin ayak tırnaklarını kesmek el tırnakları kadar zor olmayacaktır. Dikkatli bir şekilde kestikten sonra bebek törpüsüyle pürüzsüzleştirmeyi unutmayın.

    Sıkça Sorulan Sorular
    Doktorlar bebeklerin tırnaklarını sıkça kesilmesi gerektiğini neden tavsiye eder?
    Bebeklerin yeterli kas kontrolü olmadığından, tırnakları uzun olduğunda oyun oynarken kendi vücudunu yaralayabilir.

    Bebeğin tırnaklarını güvenli bir şekilde kesmek için gerekli olan şeyler nelerdir?
    Ucu yuvarlak ve çok keskin olmayan bebek tırnak makası, bebek tırnak törpüsü bebeğinizin tırnak kesimi için yeterli olacaktır.

    Tırnak kesme sırasında yanlışlıkla bebeğin parmaklarına zarar verirsem ne yapmalıyım?
    Bebeğinizin tırnak kesme işlemi sırasında parmak veya yumuşak derisine küçük zarar verme olasılığınız vardır. Böyle bir kaza meydana gelirse, derhal, steril bez veya gazlı bezden bir parça alıp ve yaraya uygulayın. Pamuk bebeğinizin cildine yapışabilir bu yüzden pamuk kullanmayın. Bazı anti-biyotik krem veya kanama durduran çözümler uygulayın.

    İpuçları
    Bebeğinizin tırnaklarını keserken asla yetişkin tırnak makası kullanmayın.

    Bebeğinizin tırnaklarını güvenli bir şekilde kesmenin en iyi yolu onun neşeli olduğu zamanlarda bunu yapmanızdır. Eğer bebeğiniz iyi bir ruh halinde tutabilirseniz, sorunsuz bir şekilde tırnaklarını kesebilirsiniz.

    Bebeğinizi huzursuz gördüğünüzde tırnaklarını kesmekten kaçının, ona zarar verebilirsiniz ya da canı acımış olabilir.

    Bebeğinizin tırnaklarını keserken

    Konu Saati  01:20  |  in  Anne- bebek  |  Devamı»

    Bebeklerin tırnakları genellikle ince ve yumuşaktır. Bu yüzden tırnaklarını keserken çok dikkatli olmalısınız.

    Bebek bakımında en önemli şeylerden biri tırnak kesimidir bu yüzden haftalık olarak bebeğinizin el tırnaklarını aylık olarakta ayak tırnaklarını kesmeniz gerekir. Yeni doğan bebeğinizin tırnaklarını kesmenin için 4 adım rehberimizi okuyun.

    Öncelikle bilmeniz gereken bebeğinizin tırnaklarını kesmenin en iyi zamanı banyo sonrası ve bebeğiniz uykuda olduğu zamandır. Dikkatli bir şekilde bebeğinizin tırnaklarını kestiğinizde, bebeğinizin tırnak bakımı 30-35 dakikanızı alır.

    Bebeğinizi rahat bir yere yerleştirin
    Bebeğinizin banyosundan sonra tırnaklarını kesmek istiyorsanız en doğru zamanı seçmişsiniz demektir. Bebeğinizi rahat bir yere yerleştirin, birinden yardım alıp bebeği tutmasını isteyebilirsiniz. Bebeğinizin dikkatini bir oyuncağa yönlendirirseniz tırnak kesimini daha kolay ve doğru yapabilirsiniz.

    Bebeğinizin parmaklarını sıkıca tutun
    Eğer bebeğiniz uyanıkken tırnaklarını kesmek istiyorsanız, yaralanmalardan ve kazalardan korumak için parmaklarını sıkıca tutun çünkü bebeğiniz sık sık elini kapatmak isteyecektir.

    Bebeğinizin tırnaklarını pürüzsüzleştirin
    Bu işlem bebeğinizin kendi tırnaklarıyla yüzünü ve vücudunu yaralamaması için son derece önemlidir. Bebeğinizin tırnağını kestikten sonra mutlaka bebek törpüsüyle tırnaklarını pürüzsüzleştirin.

    Bebeğinizin ayak tırnaklarını kesmek
    Bebeğinizin ayak tırnaklarını kesmek el tırnakları kadar zor olmayacaktır. Dikkatli bir şekilde kestikten sonra bebek törpüsüyle pürüzsüzleştirmeyi unutmayın.

    Sıkça Sorulan Sorular
    Doktorlar bebeklerin tırnaklarını sıkça kesilmesi gerektiğini neden tavsiye eder?
    Bebeklerin yeterli kas kontrolü olmadığından, tırnakları uzun olduğunda oyun oynarken kendi vücudunu yaralayabilir.

    Bebeğin tırnaklarını güvenli bir şekilde kesmek için gerekli olan şeyler nelerdir?
    Ucu yuvarlak ve çok keskin olmayan bebek tırnak makası, bebek tırnak törpüsü bebeğinizin tırnak kesimi için yeterli olacaktır.

    Tırnak kesme sırasında yanlışlıkla bebeğin parmaklarına zarar verirsem ne yapmalıyım?
    Bebeğinizin tırnak kesme işlemi sırasında parmak veya yumuşak derisine küçük zarar verme olasılığınız vardır. Böyle bir kaza meydana gelirse, derhal, steril bez veya gazlı bezden bir parça alıp ve yaraya uygulayın. Pamuk bebeğinizin cildine yapışabilir bu yüzden pamuk kullanmayın. Bazı anti-biyotik krem veya kanama durduran çözümler uygulayın.

    İpuçları
    Bebeğinizin tırnaklarını keserken asla yetişkin tırnak makası kullanmayın.

    Bebeğinizin tırnaklarını güvenli bir şekilde kesmenin en iyi yolu onun neşeli olduğu zamanlarda bunu yapmanızdır. Eğer bebeğiniz iyi bir ruh halinde tutabilirseniz, sorunsuz bir şekilde tırnaklarını kesebilirsiniz.

    Bebeğinizi huzursuz gördüğünüzde tırnaklarını kesmekten kaçının, ona zarar verebilirsiniz ya da canı acımış olabilir.

    Diyet yaparken ya da günlük beslenmede kalori kısıtlamasında bulunmak amacıyla, gerek kadınlar gerekse erkekler önce ekmek tüketmeyi kesiyor.

    Diyet yaparken ya da günlük beslenmede kalori kısıtlamasında bulunmak amacıyla, gerek kadınlar gerekse erkekler önce ekmek tüketmeyi kesiyor. Ancak ekmeğin vücuda 2 büyük faydası var: Birincisi kan şekerini dengeliyor, ikincisi ise sinir sistemi için çok gerekli olan vitaminlerin alımına katkıda bulunuyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, günlük beslenmesinden ekmeği çıkarmak isteyenlere bir kez daha düşünmelerini önererek, ekmek hakkında merak edilen soruları yanıtlıyor:

    Diyet yaparken hiç ekmek tüketmemek doğru mu?
    Diyet yaparken veya sağlıklı bir beslenme düzeninde hiç ekmek yememek doğru bir beslenme alışkanlığı değil. Diyet yaparak kilo vermeyi hedefleyen kişi sağlıklı, dengeli ve düzenli bir beslenme planı uygulamalı. Sağlıklı ve düzenli beslenmenin en önemli kurallarından biri de her besin grubundan belirli miktarlarda tüketilmesi. Zayıflamayı planlayan kişinin, beslenmesinden karbonhidrat grubunu (çikolata, pasta, şeker, sütlü tatlılar) tamamen çıkardığı için vücudun, özellikle de beynin ihtiyacı olan enerji gereksinimini ekmek grubuyla alarak sağlaması gerekiyor. Bu şekilde kan şekerinin dengeli bir şekilde değişimi sağlanıyor ve şiddetli açlık duygusu yaşanmıyor. Ayrıca sinir sistemi için gerekli olan vitaminler ekmeklerle alınmış oluyor.

    Ekmek ne zaman faydalı, ne zaman zararlı?
    Ekmek, miktarı kişiye uygun olacak şekilde ve kaliteli cinsi tercih edildiğinde faydalı oluyor. Ekmeğin cinsi tam buğday, çavdar veya kepekli olmalı. Fakat gün içinde düzensiz ve kalitesiz gıda örüntüsü ile beslenen kişi için ekmek tüketimi bir de fazla miktarlarda olduğunda zararlı hale geliyor.

    Sağlıklı bir insan günde kaç dilim ekmek yemeli?
    Ekmek tüketiminin miktarı kişinin kilosuna, cinsiyetine veya çalışma temposuna göre değişkenlik gösterebiliyor. Sağlıklı bir insanın her öğünde ortalama ikişer dilim ekmek tüketmesi fazla olmayacaktır. Gün içinde bir kişi en az 6-8 dilim tüketebilir.

    Beyaz ekmek günlük beslenmeden tamamen mi çıkarılmalı?
    Ekmek cinsi olarak sağlıklı ve düzenli bir beslenme de tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya kepekli ekmek tüketimi çok daha ön planda olmalı. Özellikle kronik hastalığı (diyabet, tansiyon, kalp) olan kişilerin posaya fazla ihtiyaçları olduğu için beyaz ekmek yerine diğerlerini tercih etmeleri daha sağlıklı olacaktır. Yine kronik olarak kabızlık problemi olan kişilerin de posa ihtiyacı fazla olduğu için tam buğday veya çavdar ekmeğini tercih etmeleri bağırsak hareketleri açısından daha fazla yarar sağlayacaktır. Sadece aşırı kansızlık şikayeti olan kişilerin, demir emilimini olumsuz yönde etkileyeceği için kepekli ekmeği sürekli tüketmemeleri, dönüşümlü olarak beyaz ekmek de yemeleri daha doğru olacaktır.

    Kişi günlük beslenmesinde hiç ekmek yemezse zayıflar mı? Bu sağlıklı bir zayıflama olur mu?
    Zayıflamada esas olan, günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması. Aldığımız enerji az olduğunda vücut ihtiyacı olan enerjiyi vücuttaki yağları yakarak sağlıyor ve sonuçta da zayıflama gerçekleşiyor. Günlük beslenmemizde ekmeği hiç yemediğimizde alınan enerji bir miktar azaldığı için belli bir kilo kaybı sağlayacaktır, fakat bu kilo kaybı sağlıklı bir kilo kaybı olmayacaktır.

    Ekmeği tamamen yasakladığınız kişiler var mı?
    Zayıflamak adına ekmeği tamamen yasakladığımız kişiler kesinlikle yok. Fakat bazı sindirim sisteminde gelişen hastalıklar var ki onlardan biri de çölyak. Çölyakta unun yapısında bulunan gluten o kişinin sindirim sistemini olumsuz etkilediği için hiç tüketmemesi gerekiyor. Tabi bunun alternatifi olan glutensiz unla yapılmış veya mısır ekmekleri tercih edebilir.

    Hipoglisemide, diyabette ekmek yememek doğru mu?
    Hipoglisemide veya diyabette ekmeği tamamen tüketmemek doğru bir uygulama değil. Bu hastalıklarda kana hızlı karışan kan şekeri ritmini hızlı bozan basit karbonhidratları ( şeker, çikolata, pasta ) beslenmeden uzaklaştırmak gerekiyor. Tam tersi bu hastalıklarda kişi enerji ihtiyacını kompleks karbonhidratlardan sağlamalıdır ki onlardan biri de ekmektir. Fakat ekmeğin beyaz olanını değil kan şekerini daha yavaş yükselten tam buğday veya çavdar tarzı ekmekleri tercih etmeleri gerekiyor.

    Bazı uzmanlar günde 3 öğün yemenin yeterli olduğunu, ekmek yerine kuruyemiş tüketmenin daha yararlı olduğunu savunuyor. Kuruyemiş masum mu?
    Sadece 3 öğün ile beslenme, sağlıklı olan kişiler için geçerli bir durum. Fakat diyabeti veya hipoglisemisi gibi kan şekeri düzensizliği olan ve düzenli beslenmeleri gereken kişiler için çok uygun bir beslenme biçimi değil. Kişi sağlıklı bir bireyse beslenmesine fındık ceviz ve badem gibi besin değeri yüksek gıdalarla destek olabilir, fakat onların da miktarlarını ayarlamaları önemli. Çünkü miktar olarak fazla tüketildiklerinde gereğinden fazla yağ alımına neden olabiliyorlar.

    Günde kaç ceviz, kaç fındık, kaç badem yemeliyiz?
    Beslenme planı düzenlerken günde ortalama 2 adet ceviz, 10 adet fındık ve 10 adet badem tüketmelerini öneriyoruz.
     
    Ekmeğin yerine ne yiyebiliriz? 
    Ekmek bir tahıl grubu yiyecektir. Diğer tahıllarla değişiklik yapılarak tüketilebilir. Örneğin bir dilim ekmek yerine öğününüzde 2-3 yemek kaşığına karşılık gelecek pilav özellikle daha sağlıklı olan bulgur pilavı tüketebilirsiniz. Ekmek veya pilav yemek istemezseniz, bir kase çorba içebilirsiniz.

    Ekmeksiz hayatın tadı yok!

    Konu Saati  01:19  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Diyet yaparken ya da günlük beslenmede kalori kısıtlamasında bulunmak amacıyla, gerek kadınlar gerekse erkekler önce ekmek tüketmeyi kesiyor.

    Diyet yaparken ya da günlük beslenmede kalori kısıtlamasında bulunmak amacıyla, gerek kadınlar gerekse erkekler önce ekmek tüketmeyi kesiyor. Ancak ekmeğin vücuda 2 büyük faydası var: Birincisi kan şekerini dengeliyor, ikincisi ise sinir sistemi için çok gerekli olan vitaminlerin alımına katkıda bulunuyor. Acıbadem Kadıköy Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Evrim Demirel, günlük beslenmesinden ekmeği çıkarmak isteyenlere bir kez daha düşünmelerini önererek, ekmek hakkında merak edilen soruları yanıtlıyor:

    Diyet yaparken hiç ekmek tüketmemek doğru mu?
    Diyet yaparken veya sağlıklı bir beslenme düzeninde hiç ekmek yememek doğru bir beslenme alışkanlığı değil. Diyet yaparak kilo vermeyi hedefleyen kişi sağlıklı, dengeli ve düzenli bir beslenme planı uygulamalı. Sağlıklı ve düzenli beslenmenin en önemli kurallarından biri de her besin grubundan belirli miktarlarda tüketilmesi. Zayıflamayı planlayan kişinin, beslenmesinden karbonhidrat grubunu (çikolata, pasta, şeker, sütlü tatlılar) tamamen çıkardığı için vücudun, özellikle de beynin ihtiyacı olan enerji gereksinimini ekmek grubuyla alarak sağlaması gerekiyor. Bu şekilde kan şekerinin dengeli bir şekilde değişimi sağlanıyor ve şiddetli açlık duygusu yaşanmıyor. Ayrıca sinir sistemi için gerekli olan vitaminler ekmeklerle alınmış oluyor.

    Ekmek ne zaman faydalı, ne zaman zararlı?
    Ekmek, miktarı kişiye uygun olacak şekilde ve kaliteli cinsi tercih edildiğinde faydalı oluyor. Ekmeğin cinsi tam buğday, çavdar veya kepekli olmalı. Fakat gün içinde düzensiz ve kalitesiz gıda örüntüsü ile beslenen kişi için ekmek tüketimi bir de fazla miktarlarda olduğunda zararlı hale geliyor.

    Sağlıklı bir insan günde kaç dilim ekmek yemeli?
    Ekmek tüketiminin miktarı kişinin kilosuna, cinsiyetine veya çalışma temposuna göre değişkenlik gösterebiliyor. Sağlıklı bir insanın her öğünde ortalama ikişer dilim ekmek tüketmesi fazla olmayacaktır. Gün içinde bir kişi en az 6-8 dilim tüketebilir.

    Beyaz ekmek günlük beslenmeden tamamen mi çıkarılmalı?
    Ekmek cinsi olarak sağlıklı ve düzenli bir beslenme de tam buğday ekmeği, çavdar ekmeği veya kepekli ekmek tüketimi çok daha ön planda olmalı. Özellikle kronik hastalığı (diyabet, tansiyon, kalp) olan kişilerin posaya fazla ihtiyaçları olduğu için beyaz ekmek yerine diğerlerini tercih etmeleri daha sağlıklı olacaktır. Yine kronik olarak kabızlık problemi olan kişilerin de posa ihtiyacı fazla olduğu için tam buğday veya çavdar ekmeğini tercih etmeleri bağırsak hareketleri açısından daha fazla yarar sağlayacaktır. Sadece aşırı kansızlık şikayeti olan kişilerin, demir emilimini olumsuz yönde etkileyeceği için kepekli ekmeği sürekli tüketmemeleri, dönüşümlü olarak beyaz ekmek de yemeleri daha doğru olacaktır.

    Kişi günlük beslenmesinde hiç ekmek yemezse zayıflar mı? Bu sağlıklı bir zayıflama olur mu?
    Zayıflamada esas olan, günlük alınan enerjinin harcanan enerjiden az olması. Aldığımız enerji az olduğunda vücut ihtiyacı olan enerjiyi vücuttaki yağları yakarak sağlıyor ve sonuçta da zayıflama gerçekleşiyor. Günlük beslenmemizde ekmeği hiç yemediğimizde alınan enerji bir miktar azaldığı için belli bir kilo kaybı sağlayacaktır, fakat bu kilo kaybı sağlıklı bir kilo kaybı olmayacaktır.

    Ekmeği tamamen yasakladığınız kişiler var mı?
    Zayıflamak adına ekmeği tamamen yasakladığımız kişiler kesinlikle yok. Fakat bazı sindirim sisteminde gelişen hastalıklar var ki onlardan biri de çölyak. Çölyakta unun yapısında bulunan gluten o kişinin sindirim sistemini olumsuz etkilediği için hiç tüketmemesi gerekiyor. Tabi bunun alternatifi olan glutensiz unla yapılmış veya mısır ekmekleri tercih edebilir.

    Hipoglisemide, diyabette ekmek yememek doğru mu?
    Hipoglisemide veya diyabette ekmeği tamamen tüketmemek doğru bir uygulama değil. Bu hastalıklarda kana hızlı karışan kan şekeri ritmini hızlı bozan basit karbonhidratları ( şeker, çikolata, pasta ) beslenmeden uzaklaştırmak gerekiyor. Tam tersi bu hastalıklarda kişi enerji ihtiyacını kompleks karbonhidratlardan sağlamalıdır ki onlardan biri de ekmektir. Fakat ekmeğin beyaz olanını değil kan şekerini daha yavaş yükselten tam buğday veya çavdar tarzı ekmekleri tercih etmeleri gerekiyor.

    Bazı uzmanlar günde 3 öğün yemenin yeterli olduğunu, ekmek yerine kuruyemiş tüketmenin daha yararlı olduğunu savunuyor. Kuruyemiş masum mu?
    Sadece 3 öğün ile beslenme, sağlıklı olan kişiler için geçerli bir durum. Fakat diyabeti veya hipoglisemisi gibi kan şekeri düzensizliği olan ve düzenli beslenmeleri gereken kişiler için çok uygun bir beslenme biçimi değil. Kişi sağlıklı bir bireyse beslenmesine fındık ceviz ve badem gibi besin değeri yüksek gıdalarla destek olabilir, fakat onların da miktarlarını ayarlamaları önemli. Çünkü miktar olarak fazla tüketildiklerinde gereğinden fazla yağ alımına neden olabiliyorlar.

    Günde kaç ceviz, kaç fındık, kaç badem yemeliyiz?
    Beslenme planı düzenlerken günde ortalama 2 adet ceviz, 10 adet fındık ve 10 adet badem tüketmelerini öneriyoruz.
     
    Ekmeğin yerine ne yiyebiliriz? 
    Ekmek bir tahıl grubu yiyecektir. Diğer tahıllarla değişiklik yapılarak tüketilebilir. Örneğin bir dilim ekmek yerine öğününüzde 2-3 yemek kaşığına karşılık gelecek pilav özellikle daha sağlıklı olan bulgur pilavı tüketebilirsiniz. Ekmek veya pilav yemek istemezseniz, bir kase çorba içebilirsiniz.

    Aşırı zayıf olan her 3 kadından 1'i risk altında! Sıfır beden olma tutkusu erken menopoz riskini artırıyor.

    Son yıllarda özellikle genç kızlar olmak üzere kadınların sıfır beden, bir başka deyişle aşırı zayıflama tutkuları ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Örneğin vücuttaki kritik yağ sınırı olan yüzde 12’nin altına düşüldüğünde üreme fonksiyonları durabiliyor. Bunun sonucunda sıfır bedene sahip olan kadınların yüzde 30’unda erken menopoz gibi ciddi bir tablo ortaya çıkabiliyor!

    Ülkemizde kadınlar ortalama olarak 48 yaşında menopoza giriyor.  Ancak menopoz çeşitli nedenlerden dolayı 40 yaşından önce de görülebiliyor ve buna ‘erken menopoz’ deniyor. Bu konuda ülkemizde sağlıklı bir istatistiksel veri olmasa da, modern yaşamın olumsuz getirisi olan çevre kirliliğinin artması, sigara kullanımı, aşırı stres ve diğer faktörler nedeniyle erken menopozun görülme sıklığının arttığı belirtiliyor. Günümüzde erken menopoza yol açabilen bir başka önemli neden de, son yıllarda özellikle genç kızlar olmak üzere kadınların sıfır bedene ulaşma çabaları. Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, sadece obezite değil, aynı zamanda çok zayıf olmanın da üreme sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekerek, “Çünkü vücuttaki yağ oranı kritik yağ sınırı olan yüzde 12’nin altına düştüğünde üreme fonksiyonları da durabiliyor. Bunun sonucunda da kadının genç yaşta olmasına rağmen hamile kalmasını önleyen ve yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyebilen “hipolatamik amenore”, bir başka deyişle adetin beyinsel olarak durdurulması tablosu ortaya çıkabiliyor. Bu olguların üçte birinde de erken menopoz ortaya çıkabiliyor” diyor.

    Üreme Sistemi Büyük Bir Enerjiye İhtiyaç Duyuyor

    Kadın üreme sistemi dışarıdan gelen etkilere son derece açık oluyor ve belirgin bir şekilde etkileniyor. Üreme büyük bir enerjiye ihtiyaç duyuyor. Enerjinin az olduğu zamanlar ile açlık dönemlerinde üreme fonksiyonları duruyor. İnsan üremesinin beslenme ile ilişkisi 3 olayın analizinden anlaşılıyor:
    1- Dünyada açlık çekilen zamanlardaki veriler.
    2- Kaşeksi denilen hastalığı olan çok zayıf kadınlardan elde edilen veriler.
    3- Aşırı spor nedeni ile hızla yağ kaybeden sporculardan elde edilen veriler.
    Yapılan analizlere göre; besinlerle alınan enerji ilk olarak kalp-damar sistemi ve beyinsel aktiviteler gibi yaşam fonksiyonları için kullanılıyor.  Bunu ikinci olarak hareket ve büyüme gibi kısıtlanabilir fonksiyonlar takip ediyor. Son olarak da yeterli enerji olursa üreme fonksiyonları için kullanılıyor.

    Hatalı Diyetler Üremeyi Durduruyor

    Aşırı zayıf olan kadınlarda hem enerji yokluğu hem de hatalı diyetler nedeniyle gerekli yaşamsal maddelerin alınmaması sonucu bozulan hücre aktiviteleri üreme fonksiyonlarını durduruyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, aşırı zayıflık durumu ne kadar uzun olursa, kalıcı etkilerinin de o kadar çok olacağını belirterek, “Örneğin daha sonra tekrar normal diyete dönülüp ideal kiloya erişilse bile bu kadınların yaklaşık yüzde 30’unda adet görememe durumu kalıcı hale geliyor” diyor.

    İlk Belirti Adet Döngüsünün Hızlanması

    Normalde adet döngüsü ortalama 28 günde bir oluyor. Adet döngüsünün 22 günden daha sık olmasının genellikle yumurtalık rezervinin azaldığına işaret ettiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, “Durum her zaman böyle olmasa da, FSH hormon yüksekliği tespit edilirse hastanın durumuna uygun üreme ve doğurganlığın korunması seçeneklerinin anlatılması gerekiyor” diyor. Adet döngüsünün hızlanmasından başka, tablo daha da ilerlediğinde; vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki, cinsel isteksizlik, sıcak basmaları, uyku ve konsantrasyon bozuklukları, depresyon, iş veya okulda başarı düşüşü görülebiliyor. Son aşamada da adet kanamaları seyrekleşmeye başlıyor. Menopoz tam oturduğunda ise adetler tamamen kesiliyor. İlerleyen yıllarda kemik erimesi, kalp hastalıklarında artış, vücut şeklinde ve oranlarında değişim, örneğin erkek tipi göbeklenme görülüyor.

    Şikayetler Oluşmadan Tedbir Almak Şart!

    Belirtiler ortaya çıktığında çoğu kez durum oldukça ciddi boyutlara ulaşmış oluyor. Bu nedenle her kadının erken menopoz açısından risk faktörlerine sahip olup olmadığını analiz etmesinin son derece önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, “Eğer belirgin bir erken menopoz riski varsa belirtiler henüz ortaya çıkmadan doktora başvurulmalı ve doğurganlığı koruma seçenekleri hakkında fikir edinilmeli” diyor.

    Diğer Risk Faktörleri

    • Ailede erken menopoz öyküsü,
    • Turner sendromu veya Swyer sendromu gibi kromozal hastalıklar,
    • Galaktozemi ve talassemi majör gibi bazı enzim eksiklikleri,
    • Kemoterapi ya da radyoterapi,
    • Sık geçirilen yumurtalık ameliyatları,
    • Kabakulak ve zona gibi enfeksiyonlar,
    • Tiroit, romatizmal artrit, diyabet, vitiligo gibi bazı otoimmün hastalıklar,
    • Epilepsi,
    • Sigara,
    • Stres,
    • Aşırı zayıflık veya obezite,
    • Bazı meslekler
    • Bayan kuaföründe çalışanlar
    • Kimyasal kozmetik satıcıları
    • Solvent ile çalışan ressamlar / boyacılar
    • Propanediol, metilolakrilamid, monometil eter, ftalatlar ile çalışanlar

    Menopoza Karşı Önlem Alın

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, menopoz yaşını geciktirebilmeniz için yaşam alışkanlıklarınızda dikkat etmeniz gereken noktaları şöyle sıralıyor:

    • Sıfır beden ya da obez olmayın. Vücut Kitle indeksinizi hesaplayın: Ağırlık (kilo)/boy2 metre. Vücut Kitle indeksinizin 18-30 arasında olmasına dikkat edin.
    • Stresinizi azaltacak önlemler alın.
    • Sigara içmeyin ve pasif içicilikten uzak durun.
    • Zararlı olduğu bilinen propanediol, metilolakrilamid, monometil eter gibi kimyasal maddelerden kaçının.
    • Spora hayatınızda yer verin. Mümkünse her gün, değilse haftanın en az 3 günü bu egzersizlerden birini mutlaka uygulayın: 50 dakika tempolu yürüyüş, 30 dakika yüzme, 30 dakika bisiklet veya 45 dakika jimnastik.
    • Oksijen radikali emme kapasitesi yüksek antioksidan besinleri tüketin: Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleri bu besinler arasında yer alıyor. Aynı zamanda yeşil çay ve taze greyfurt suyu da oksijen radikali emme kapasitesi yüksek olan içeceklerden.
    • Antioksidan ilaçlar alın: Örneğin Koenzim-Q 10, L-arginin veya Royal jelly takviyesi yapabilirsiniz.
    • Kalsiyumdan zengin beslenin: Günde 200 ml süt, yoğurt veya dondurma yiyin.
    • Güneşlenerek D vitamini aktivasyonuna yardımcı olun.

    Aşırı Zayıflık Erken Menopoza Sebep Oluyor!

    Konu Saati  01:19  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Aşırı zayıf olan her 3 kadından 1'i risk altında! Sıfır beden olma tutkusu erken menopoz riskini artırıyor.

    Son yıllarda özellikle genç kızlar olmak üzere kadınların sıfır beden, bir başka deyişle aşırı zayıflama tutkuları ciddi sağlık sorunlarını da beraberinde getiriyor. Örneğin vücuttaki kritik yağ sınırı olan yüzde 12’nin altına düşüldüğünde üreme fonksiyonları durabiliyor. Bunun sonucunda sıfır bedene sahip olan kadınların yüzde 30’unda erken menopoz gibi ciddi bir tablo ortaya çıkabiliyor!

    Ülkemizde kadınlar ortalama olarak 48 yaşında menopoza giriyor.  Ancak menopoz çeşitli nedenlerden dolayı 40 yaşından önce de görülebiliyor ve buna ‘erken menopoz’ deniyor. Bu konuda ülkemizde sağlıklı bir istatistiksel veri olmasa da, modern yaşamın olumsuz getirisi olan çevre kirliliğinin artması, sigara kullanımı, aşırı stres ve diğer faktörler nedeniyle erken menopozun görülme sıklığının arttığı belirtiliyor. Günümüzde erken menopoza yol açabilen bir başka önemli neden de, son yıllarda özellikle genç kızlar olmak üzere kadınların sıfır bedene ulaşma çabaları. Acıbadem Maslak Hastanesi’nden Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, sadece obezite değil, aynı zamanda çok zayıf olmanın da üreme sağlığını olumsuz yönde etkilediğine dikkat çekerek, “Çünkü vücuttaki yağ oranı kritik yağ sınırı olan yüzde 12’nin altına düştüğünde üreme fonksiyonları da durabiliyor. Bunun sonucunda da kadının genç yaşta olmasına rağmen hamile kalmasını önleyen ve yaşam kalitesini ciddi boyutlarda etkileyebilen “hipolatamik amenore”, bir başka deyişle adetin beyinsel olarak durdurulması tablosu ortaya çıkabiliyor. Bu olguların üçte birinde de erken menopoz ortaya çıkabiliyor” diyor.

    Üreme Sistemi Büyük Bir Enerjiye İhtiyaç Duyuyor

    Kadın üreme sistemi dışarıdan gelen etkilere son derece açık oluyor ve belirgin bir şekilde etkileniyor. Üreme büyük bir enerjiye ihtiyaç duyuyor. Enerjinin az olduğu zamanlar ile açlık dönemlerinde üreme fonksiyonları duruyor. İnsan üremesinin beslenme ile ilişkisi 3 olayın analizinden anlaşılıyor:
    1- Dünyada açlık çekilen zamanlardaki veriler.
    2- Kaşeksi denilen hastalığı olan çok zayıf kadınlardan elde edilen veriler.
    3- Aşırı spor nedeni ile hızla yağ kaybeden sporculardan elde edilen veriler.
    Yapılan analizlere göre; besinlerle alınan enerji ilk olarak kalp-damar sistemi ve beyinsel aktiviteler gibi yaşam fonksiyonları için kullanılıyor.  Bunu ikinci olarak hareket ve büyüme gibi kısıtlanabilir fonksiyonlar takip ediyor. Son olarak da yeterli enerji olursa üreme fonksiyonları için kullanılıyor.

    Hatalı Diyetler Üremeyi Durduruyor

    Aşırı zayıf olan kadınlarda hem enerji yokluğu hem de hatalı diyetler nedeniyle gerekli yaşamsal maddelerin alınmaması sonucu bozulan hücre aktiviteleri üreme fonksiyonlarını durduruyor.  Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, aşırı zayıflık durumu ne kadar uzun olursa, kalıcı etkilerinin de o kadar çok olacağını belirterek, “Örneğin daha sonra tekrar normal diyete dönülüp ideal kiloya erişilse bile bu kadınların yaklaşık yüzde 30’unda adet görememe durumu kalıcı hale geliyor” diyor.

    İlk Belirti Adet Döngüsünün Hızlanması

    Normalde adet döngüsü ortalama 28 günde bir oluyor. Adet döngüsünün 22 günden daha sık olmasının genellikle yumurtalık rezervinin azaldığına işaret ettiğini söyleyen Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, “Durum her zaman böyle olmasa da, FSH hormon yüksekliği tespit edilirse hastanın durumuna uygun üreme ve doğurganlığın korunması seçeneklerinin anlatılması gerekiyor” diyor. Adet döngüsünün hızlanmasından başka, tablo daha da ilerlediğinde; vajinal kuruluk, ağrılı cinsel ilişki, cinsel isteksizlik, sıcak basmaları, uyku ve konsantrasyon bozuklukları, depresyon, iş veya okulda başarı düşüşü görülebiliyor. Son aşamada da adet kanamaları seyrekleşmeye başlıyor. Menopoz tam oturduğunda ise adetler tamamen kesiliyor. İlerleyen yıllarda kemik erimesi, kalp hastalıklarında artış, vücut şeklinde ve oranlarında değişim, örneğin erkek tipi göbeklenme görülüyor.

    Şikayetler Oluşmadan Tedbir Almak Şart!

    Belirtiler ortaya çıktığında çoğu kez durum oldukça ciddi boyutlara ulaşmış oluyor. Bu nedenle her kadının erken menopoz açısından risk faktörlerine sahip olup olmadığını analiz etmesinin son derece önemli olduğunu belirten Prof. Dr. Tansu Küçük, “Eğer belirgin bir erken menopoz riski varsa belirtiler henüz ortaya çıkmadan doktora başvurulmalı ve doğurganlığı koruma seçenekleri hakkında fikir edinilmeli” diyor.

    Diğer Risk Faktörleri

    • Ailede erken menopoz öyküsü,
    • Turner sendromu veya Swyer sendromu gibi kromozal hastalıklar,
    • Galaktozemi ve talassemi majör gibi bazı enzim eksiklikleri,
    • Kemoterapi ya da radyoterapi,
    • Sık geçirilen yumurtalık ameliyatları,
    • Kabakulak ve zona gibi enfeksiyonlar,
    • Tiroit, romatizmal artrit, diyabet, vitiligo gibi bazı otoimmün hastalıklar,
    • Epilepsi,
    • Sigara,
    • Stres,
    • Aşırı zayıflık veya obezite,
    • Bazı meslekler
    • Bayan kuaföründe çalışanlar
    • Kimyasal kozmetik satıcıları
    • Solvent ile çalışan ressamlar / boyacılar
    • Propanediol, metilolakrilamid, monometil eter, ftalatlar ile çalışanlar

    Menopoza Karşı Önlem Alın

    Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Tansu Küçük, menopoz yaşını geciktirebilmeniz için yaşam alışkanlıklarınızda dikkat etmeniz gereken noktaları şöyle sıralıyor:

    • Sıfır beden ya da obez olmayın. Vücut Kitle indeksinizi hesaplayın: Ağırlık (kilo)/boy2 metre. Vücut Kitle indeksinizin 18-30 arasında olmasına dikkat edin.
    • Stresinizi azaltacak önlemler alın.
    • Sigara içmeyin ve pasif içicilikten uzak durun.
    • Zararlı olduğu bilinen propanediol, metilolakrilamid, monometil eter gibi kimyasal maddelerden kaçının.
    • Spora hayatınızda yer verin. Mümkünse her gün, değilse haftanın en az 3 günü bu egzersizlerden birini mutlaka uygulayın: 50 dakika tempolu yürüyüş, 30 dakika yüzme, 30 dakika bisiklet veya 45 dakika jimnastik.
    • Oksijen radikali emme kapasitesi yüksek antioksidan besinleri tüketin: Balık, ceviz, taze fındık, kabak çekirdeği, brokoli, lahana, karnabahar, domates, biber, havuç, mürdüm eriği, nar, üzüm, çilek karpuz, işlenmemiş tahıl ve ürünleri bu besinler arasında yer alıyor. Aynı zamanda yeşil çay ve taze greyfurt suyu da oksijen radikali emme kapasitesi yüksek olan içeceklerden.
    • Antioksidan ilaçlar alın: Örneğin Koenzim-Q 10, L-arginin veya Royal jelly takviyesi yapabilirsiniz.
    • Kalsiyumdan zengin beslenin: Günde 200 ml süt, yoğurt veya dondurma yiyin.
    • Güneşlenerek D vitamini aktivasyonuna yardımcı olun.

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş: MikrokanülerVaser® Liposuction

    Diyet ve spora rağmen verilemeyen kilolar, özellikle kadınları oldukça rahatsız eder. Son yıllarda bu tür fazlalıklarla mücadelede öne çıkan yöntem, hepimizin adını sıkça duyduğu Liposuction tekniğidir. Liposuction, cilt altındaki yağların bir kanül ile çekilmesi işlemidir. Liposuction, yağ hücrelerinin azaltılması yoluyla vücudun şekillendirilmesinde en etkili yöntemdir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    İnce kanüllerleLiposuction daha etkili
    Liposuction’ın operasyonda kullanılan kanül ve tekniklere göre birçok çeşidi bulunur. MikrokanülerVaser® Liposuction da operasyonlarda kullanılan en yeni yöntemlerden biridir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction’ı diğer yöntemlerden ayıran üstünlüğü, işlemde kullanılan kanüllerin sadece 1-2 milimetre kalınlığında olmasıdır. Kanüllerin bu denli ince olması, cerrahın yağ hücreleri üzerinde daha detaylı ve etkili çalışabilmesine izin verir. Kanüllerin inceliği; daha az morarma ve şişliğe neden olurken, hızlı iyileşmeye de olanak sağlar.

    MikrokanülerVaser® Liposuction sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski de tüm Liposuction sistemlerine göre çok daha azdır.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş

    Konu Saati  01:15  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Vücut Şekillendirme Sanatına Hassas Dokunuş: MikrokanülerVaser® Liposuction

    Diyet ve spora rağmen verilemeyen kilolar, özellikle kadınları oldukça rahatsız eder. Son yıllarda bu tür fazlalıklarla mücadelede öne çıkan yöntem, hepimizin adını sıkça duyduğu Liposuction tekniğidir. Liposuction, cilt altındaki yağların bir kanül ile çekilmesi işlemidir. Liposuction, yağ hücrelerinin azaltılması yoluyla vücudun şekillendirilmesinde en etkili yöntemdir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    İnce kanüllerleLiposuction daha etkili
    Liposuction’ın operasyonda kullanılan kanül ve tekniklere göre birçok çeşidi bulunur. MikrokanülerVaser® Liposuction da operasyonlarda kullanılan en yeni yöntemlerden biridir.

    MikrokanülerVaser® Liposuction’ı diğer yöntemlerden ayıran üstünlüğü, işlemde kullanılan kanüllerin sadece 1-2 milimetre kalınlığında olmasıdır. Kanüllerin bu denli ince olması, cerrahın yağ hücreleri üzerinde daha detaylı ve etkili çalışabilmesine izin verir. Kanüllerin inceliği; daha az morarma ve şişliğe neden olurken, hızlı iyileşmeye de olanak sağlar.

    MikrokanülerVaser® Liposuction sonrası ciltte düzensizlik oluşma riski de tüm Liposuction sistemlerine göre çok daha azdır.

    MikrokanülerVaser® Liposuction, lokal anestezi ile yapılabiliyor
    Son yıllarda Amerika'da oldukça popüler olan tekniği Türkiye’de eğitimini görerek en etkili şekilde uygulayan tek doktor olan Plastik ve Estetik Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Ergin Er, MikrokanülerVaser® Liposuction’ın lokal anesteziyle de yapılabilmesi ve yağ hücrelerini parçalamada kullanılan Vaser® teknolojisinin sadece hedef yağ kitlesini parçalayarak çevre dokudaki sinir ve damarlara zarar vermemesi nedeniyle hasta güvenliği açısından da avantaj sağladığını belirtiyor.

    8 Ekim 2013 Salı


    Dizüstü-Laptop, Ultrabook ve Notebookların taşınabilir olmaları tabletler çıkıncaya kadar tartışılmaz bir artıydı ancak bu özellikleri tabletler yaygınlaştığından beridir "sıradan" bir özellik durumunda kaldı. Ne var ki bu taşınabilirliği ayrıcalıklı kılan en önemli faktörlerden birisi olan "performans+pil ömrü" tabletlere göre genelde daha fazla avantaj oluşturabildiğinden notebook ve türevleri

    Laptop-Notebook Pil Ömrünü Öğrenin

    Konu Saati  06:30  |  in  Programlar  |  Devamı»


    Dizüstü-Laptop, Ultrabook ve Notebookların taşınabilir olmaları tabletler çıkıncaya kadar tartışılmaz bir artıydı ancak bu özellikleri tabletler yaygınlaştığından beridir "sıradan" bir özellik durumunda kaldı. Ne var ki bu taşınabilirliği ayrıcalıklı kılan en önemli faktörlerden birisi olan "performans+pil ömrü" tabletlere göre genelde daha fazla avantaj oluşturabildiğinden notebook ve türevleri

    Halk arasında “karabasan” olarak bilinen uyku felci, iş stresi yüzünden çalışan kesimde, özellikle de vardiyalı çalışanlarda daha sık ortaya çıkıyor.

    Aslında tıbbi olarak tanımlanmış bir uyku bozukluğu çeşidi olan uyku felci ya da “karabasan”, uyanma ya da nadiren uykuya dalma sırasında gelişen, bedenin geçici olarak hareket edememesi yani felç olması durumuna deniyor. Ailesinde uyurgezerlik, gece terörü gibi uyku bozukluğu olanlarda ve çalışanlarda daha sık görülen karabasan hakkında bilgi veren Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aylin Aksoy Çoban, “Çalışanlar iş stresi yüzünden daha sık karabasan yaşıyorlar. Bunun en önemli tetikleyici nedeni ise uyku düzensizliğidir. Uyku düzeni bozuk olanlarda, vardiyalı çalışanlarda, depresyon hastalarında, bazı ilaçları kullananlarda daha sık görülüyor” diyor.

    Karabasan hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Aylin Aksoy Çoban, şu bilgileri veriyor:

    - Karabasan olarak bilinen uyku felci nasıl oluşuyor? 
    Bunu anlayabilmek için uyku fizyolojini bilmek gerekiyor. Uykuya dalma ve uykuyu sürdürme sırasında beyinde bazı fizyolojik değişiklikler meydana geliyor. Düz bir çizgiden ziyade sarmallar halinde devam eden bir uyku süreci oluşuyor. Her bir sarmal yaklaşık 90 dakika sürüyor. Biri biterken diğeri başlıyor. Her bir sarmal REM ve Non-REM uykularından oluşuyor.
    Uyku felci, REM uykusu sırasında ortaya çıkıyor. Beyin uyurken vücut kasları da uykudadır. Uyuyan bir insanın kolunu kaldırıp bıraktığınızda kolu düşer çünkü kaslar aslında felç konumundadır. REM uykusu sırasında beyin bazen birden uyanıyır, ancak bu uyanma kaslarda olmaz. Kaslar felç durumunda kalır ve beynin uyanıklığına eşlik edemez. Uyanan kişi sanki vücudunun üzerinde biri oturmuş ya da ağırlık çökmüş gibi hisseder. Aslında o anda olan durum kişinin kaslarını kıpırdatamaması sonucu hissettiği felç durumudur. Beyni uyanan kişi bedeni ve kasları tam olarak uyanmadığından hareket edemez, konuşamaz. Çoğu zaman bunu yaşayan kişiler korku ve endişeye kapılırlar. Uyku felci birkaç saniye veya birkaç dakika sürebilir. Çok uç durumlarda, 4-5 saat sürdüğü de bilinmektedir. Uyku felcine bazen halüsinasyonlar da eşlik edebilir. Bu halüsinasyonlar işitsel, dokunsal veya görsel olabilir. Bunlar da kısa sürebilir.

    - Uyku felcinin nedenleri nelerdir?
    Kaslardaki bu geçici felç durumu aslında koruyucudur,çünkü REM uykusunda rüya görürüz. Rüyada koşarız, zıplarız ve bazen uçarız. Rüya sırasında yaptığımız hareketleri gerçekte de yapmamamız için kaslarımızda geçici felç durumu meydana gelir. Bu sayede rüyada koşarken koşma hareketini yapmamış oluruz. Bu sırada beynin uyumaya devam etmesi gerekirken bir anda uyanır. Bu geçici felç durumunu hasta bilincinde yaşar. Nedeni tam olarak açıklanmamıştır, ancak diğer uyku bozukluklarını yaşayan kişilerde sık görülür. Değişik çalışmalar çoğu insanın başka bir uyku patolojisi yaşamadığı halde hayatlarında en az bir kez uyku felci yaşadığını göstermektedir. Bazı çalışmalarda değişik faktörler suçlanmıştır. Örneğin; sırtüstü yatmak, düzensiz uyku saatleri, aşırı stres, bazı ilaç tedavileri (alerji ilaçları ve bazen uyku amaçlı alınan ilaçlar), uyku öncesi açlık.

    - Çocuklar ve gençler de karabasan görür mü?
    Evet görürler. Dört yaşında başlayabilir. Bazen bir iki kez olup biter ancak bazı durumlarda sürekli tekrarlayan bir durum haline gelebilir.

    - Uyunacak ortam önemli midir? Yemek düzeni, yediklerimiz uykumuzun kalitesini ve uyku felcini nasıl etkiler?
    Uyku ortamının düzeninde dikkat edilmesi gereken en önemli husus ortamın ışıksız olmasıdır. Işıkla uyumak uykunun kalitesini azaltan bir unsurdur. Işık açık uyumak, fazla ışık veren gece lambası kullanmak uykunun derinliğini etkiler, düşünülenin aksine karabasan ya da diğer uyku bozukluklarının ortaya çıkmasına nenden olur. Yatmadan kısa süre önce yenilen yemek, atıştırmak uyku kalitesini bozacaktır. Mide doluyken yatar pozisyona geçmek reflü riskini de artırır. Bu nedenle uyku zamanına yakın yemek yememek gerekir. Uyku saati ile yemek saati arasında en az iki saat olmalıdır.

    - Günde kaç saat uyumalıyız? Düzenli uykunun karabasan tedavisindeki önemi nedir? 
    Günde en az 7-8 saat uyunmalıdır. Daha az süre uyuyup yettiğini iletenler olur, ancak baktığınızda az uyuyanlarda karabasan sıklığı daha fazladır. Düzenli uyku karabasan tedavisinin en önemli ayağıdır. Düzenli uyku kişinin derin uyku kalitesine yansır ve ani uyanmaların önüne geçer. Aynı saatlerde yatıp benzer saatte uyanmak uyku bozukluklarının görülme sıklığını azaltır. Düzenli yatış kalkış saatleri derin uyku kalitesi açısından da önemlidir. Bu nedenle uykuyu belli düzende uyumak önemlidir.

    - Uyku felci için doktora başvurulduğunda nasıl bir yol izlenir? Hangi tetkikler yapılır? 
    Ailede öykü varsa, başka uyku bozuklukları eşlik ediyorsa ya da uyku sırasında apne dediğimiz soluk alıp vermenin durması da gözleniyorsa, kişi uyku laboratuarına yönlendirilerek uyku EEG’si ile izlenir. Beyin dalgaları ve uyku bozukluğu çeşidi belirlenir. Tek bir uyku bozukluğu çeşidi varsa buna gerek kalmadan sadece ilaç tedavisi ile uyku düzenlenir. Depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar da uyku bozukluklarını tetikler. Yapılacak psikiyatrik muayene sonucunda düzenlenecek antidepresan tedavi ve uyku düzenleyici tedavi bu sorunu tamamen ortadan kaldırır. Altta yatan psikopatoloji ilaçla düzenlenmeden yapılacak terapi her zaman yeterli olmayabilir. Kişinin yaşamındaki çatışmaları terapi ile çözümlemek iyi bir destekleyici durumdur ancak bu fiziksel problemin tedavisinde her zaman yeterli olmayabilir.

    - Uyku felci tedavisinde ne tür ilaçlar kullanılır? Hastanın ilaca kendi kendine başlaması doğru mu? 
    Uykuya geçişi sağlayan, REM-Non-REM döngüsünü bozmayan, derin uyku kalitesini artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Bu ilaçları arkadaş yorumu ya da tavsiyesi ile başlamak kesinlikle doğru bir tutum değildir. İlaçların etkileri ya da yan etkileri çok subjektiftir. Kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle hiçbir ilaç doktor tavsiyesi ya da doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır. Antidepresanlar tek başına uyku bozukluklarının tedavisinde yer almazlar ancak altta yatan depresyonu tedavi ettiklerinden uyku bozukluğunu giderirler.

    - Uyku felci hangi sıklıkta görülebilir? Üst üste görülebilir mi? Hasta sonrasında neler yaşarsa doktor yardımı alınmalı?
    Stresli yaşam koşullarında birkaç gecede bir tekrarlayabilir. Nadiren de olsa bu durumu her gece yaşayan kişiler de olmaktadır. Aynı gecede birkaç kez bile yaşanabilir. Etkisi saatler sürebilir. Bu sıklıkta yaşanan uyku felci yaşam kalitesini bozduğundan hemen doktora başvurulmalıdır. Ayrıca eşlik eden halüsinasyonlar varsa muhakkak yardım alınmalıdır.

    İş Stresi "Karabasan"ı Davet Ediyor!

    Konu Saati  01:47  |  in  sağlık  |  Devamı»

    Halk arasında “karabasan” olarak bilinen uyku felci, iş stresi yüzünden çalışan kesimde, özellikle de vardiyalı çalışanlarda daha sık ortaya çıkıyor.

    Aslında tıbbi olarak tanımlanmış bir uyku bozukluğu çeşidi olan uyku felci ya da “karabasan”, uyanma ya da nadiren uykuya dalma sırasında gelişen, bedenin geçici olarak hareket edememesi yani felç olması durumuna deniyor. Ailesinde uyurgezerlik, gece terörü gibi uyku bozukluğu olanlarda ve çalışanlarda daha sık görülen karabasan hakkında bilgi veren Acıbadem Fulya Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Aylin Aksoy Çoban, “Çalışanlar iş stresi yüzünden daha sık karabasan yaşıyorlar. Bunun en önemli tetikleyici nedeni ise uyku düzensizliğidir. Uyku düzeni bozuk olanlarda, vardiyalı çalışanlarda, depresyon hastalarında, bazı ilaçları kullananlarda daha sık görülüyor” diyor.

    Karabasan hakkında merak edilen soruları yanıtlayan Dr. Aylin Aksoy Çoban, şu bilgileri veriyor:

    - Karabasan olarak bilinen uyku felci nasıl oluşuyor? 
    Bunu anlayabilmek için uyku fizyolojini bilmek gerekiyor. Uykuya dalma ve uykuyu sürdürme sırasında beyinde bazı fizyolojik değişiklikler meydana geliyor. Düz bir çizgiden ziyade sarmallar halinde devam eden bir uyku süreci oluşuyor. Her bir sarmal yaklaşık 90 dakika sürüyor. Biri biterken diğeri başlıyor. Her bir sarmal REM ve Non-REM uykularından oluşuyor.
    Uyku felci, REM uykusu sırasında ortaya çıkıyor. Beyin uyurken vücut kasları da uykudadır. Uyuyan bir insanın kolunu kaldırıp bıraktığınızda kolu düşer çünkü kaslar aslında felç konumundadır. REM uykusu sırasında beyin bazen birden uyanıyır, ancak bu uyanma kaslarda olmaz. Kaslar felç durumunda kalır ve beynin uyanıklığına eşlik edemez. Uyanan kişi sanki vücudunun üzerinde biri oturmuş ya da ağırlık çökmüş gibi hisseder. Aslında o anda olan durum kişinin kaslarını kıpırdatamaması sonucu hissettiği felç durumudur. Beyni uyanan kişi bedeni ve kasları tam olarak uyanmadığından hareket edemez, konuşamaz. Çoğu zaman bunu yaşayan kişiler korku ve endişeye kapılırlar. Uyku felci birkaç saniye veya birkaç dakika sürebilir. Çok uç durumlarda, 4-5 saat sürdüğü de bilinmektedir. Uyku felcine bazen halüsinasyonlar da eşlik edebilir. Bu halüsinasyonlar işitsel, dokunsal veya görsel olabilir. Bunlar da kısa sürebilir.

    - Uyku felcinin nedenleri nelerdir?
    Kaslardaki bu geçici felç durumu aslında koruyucudur,çünkü REM uykusunda rüya görürüz. Rüyada koşarız, zıplarız ve bazen uçarız. Rüya sırasında yaptığımız hareketleri gerçekte de yapmamamız için kaslarımızda geçici felç durumu meydana gelir. Bu sayede rüyada koşarken koşma hareketini yapmamış oluruz. Bu sırada beynin uyumaya devam etmesi gerekirken bir anda uyanır. Bu geçici felç durumunu hasta bilincinde yaşar. Nedeni tam olarak açıklanmamıştır, ancak diğer uyku bozukluklarını yaşayan kişilerde sık görülür. Değişik çalışmalar çoğu insanın başka bir uyku patolojisi yaşamadığı halde hayatlarında en az bir kez uyku felci yaşadığını göstermektedir. Bazı çalışmalarda değişik faktörler suçlanmıştır. Örneğin; sırtüstü yatmak, düzensiz uyku saatleri, aşırı stres, bazı ilaç tedavileri (alerji ilaçları ve bazen uyku amaçlı alınan ilaçlar), uyku öncesi açlık.

    - Çocuklar ve gençler de karabasan görür mü?
    Evet görürler. Dört yaşında başlayabilir. Bazen bir iki kez olup biter ancak bazı durumlarda sürekli tekrarlayan bir durum haline gelebilir.

    - Uyunacak ortam önemli midir? Yemek düzeni, yediklerimiz uykumuzun kalitesini ve uyku felcini nasıl etkiler?
    Uyku ortamının düzeninde dikkat edilmesi gereken en önemli husus ortamın ışıksız olmasıdır. Işıkla uyumak uykunun kalitesini azaltan bir unsurdur. Işık açık uyumak, fazla ışık veren gece lambası kullanmak uykunun derinliğini etkiler, düşünülenin aksine karabasan ya da diğer uyku bozukluklarının ortaya çıkmasına nenden olur. Yatmadan kısa süre önce yenilen yemek, atıştırmak uyku kalitesini bozacaktır. Mide doluyken yatar pozisyona geçmek reflü riskini de artırır. Bu nedenle uyku zamanına yakın yemek yememek gerekir. Uyku saati ile yemek saati arasında en az iki saat olmalıdır.

    - Günde kaç saat uyumalıyız? Düzenli uykunun karabasan tedavisindeki önemi nedir? 
    Günde en az 7-8 saat uyunmalıdır. Daha az süre uyuyup yettiğini iletenler olur, ancak baktığınızda az uyuyanlarda karabasan sıklığı daha fazladır. Düzenli uyku karabasan tedavisinin en önemli ayağıdır. Düzenli uyku kişinin derin uyku kalitesine yansır ve ani uyanmaların önüne geçer. Aynı saatlerde yatıp benzer saatte uyanmak uyku bozukluklarının görülme sıklığını azaltır. Düzenli yatış kalkış saatleri derin uyku kalitesi açısından da önemlidir. Bu nedenle uykuyu belli düzende uyumak önemlidir.

    - Uyku felci için doktora başvurulduğunda nasıl bir yol izlenir? Hangi tetkikler yapılır? 
    Ailede öykü varsa, başka uyku bozuklukları eşlik ediyorsa ya da uyku sırasında apne dediğimiz soluk alıp vermenin durması da gözleniyorsa, kişi uyku laboratuarına yönlendirilerek uyku EEG’si ile izlenir. Beyin dalgaları ve uyku bozukluğu çeşidi belirlenir. Tek bir uyku bozukluğu çeşidi varsa buna gerek kalmadan sadece ilaç tedavisi ile uyku düzenlenir. Depresyon gibi psikiyatrik hastalıklar da uyku bozukluklarını tetikler. Yapılacak psikiyatrik muayene sonucunda düzenlenecek antidepresan tedavi ve uyku düzenleyici tedavi bu sorunu tamamen ortadan kaldırır. Altta yatan psikopatoloji ilaçla düzenlenmeden yapılacak terapi her zaman yeterli olmayabilir. Kişinin yaşamındaki çatışmaları terapi ile çözümlemek iyi bir destekleyici durumdur ancak bu fiziksel problemin tedavisinde her zaman yeterli olmayabilir.

    - Uyku felci tedavisinde ne tür ilaçlar kullanılır? Hastanın ilaca kendi kendine başlaması doğru mu? 
    Uykuya geçişi sağlayan, REM-Non-REM döngüsünü bozmayan, derin uyku kalitesini artıran ilaçlar tedavide kullanılır. Bu ilaçları arkadaş yorumu ya da tavsiyesi ile başlamak kesinlikle doğru bir tutum değildir. İlaçların etkileri ya da yan etkileri çok subjektiftir. Kişiden kişiye farklılık gösterir. Bu nedenle hiçbir ilaç doktor tavsiyesi ya da doktor kontrolü dışında kullanılmamalıdır. Antidepresanlar tek başına uyku bozukluklarının tedavisinde yer almazlar ancak altta yatan depresyonu tedavi ettiklerinden uyku bozukluğunu giderirler.

    - Uyku felci hangi sıklıkta görülebilir? Üst üste görülebilir mi? Hasta sonrasında neler yaşarsa doktor yardımı alınmalı?
    Stresli yaşam koşullarında birkaç gecede bir tekrarlayabilir. Nadiren de olsa bu durumu her gece yaşayan kişiler de olmaktadır. Aynı gecede birkaç kez bile yaşanabilir. Etkisi saatler sürebilir. Bu sıklıkta yaşanan uyku felci yaşam kalitesini bozduğundan hemen doktora başvurulmalıdır. Ayrıca eşlik eden halüsinasyonlar varsa muhakkak yardım alınmalıdır.

    Kadınlar, yaşamlarının belirli dönemlerinde (ergenlik, menstürasyon, gebelik ve menopoz) değişken hormon seviyesine sahip oluyor. Cinsiyet hormonu seviyesindeki bu dalgalanmalar, ağız ve diş sağlığını da etkiliyor.

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı Dr. Dt. İlker Arslan kadınlarda ağız ve diş sağlığını etkileyen faktörler ile ilgili önemli bilgiler verdi.

    Ergenlik - Menstrüasyon Dönemleri Dişetlerini Vuruyor

    Özellikle mensturasyon dönemlerinde, dişeti hassaslaşmaktadır. Buna bağlı olarak diş eti kızarıklığı ve dişeti kanaması görülebilmektedir. Yine bu dönemde ağız içerisinde uçuk, aft gibi herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır.

    Gebelik Diş Çürüklerini Tetikliyor

    Gebelik sırasında meydana gelen en önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormonlarının seviyesinin yükselmesidir. Bu durum dişler üzerindeki plak birikiminin ve diştaşı oluşumunun artmasına, dolayısıyla diş ve dişeti problemlerine yol açmaktadır. Diş hassasiyeti, diş etlerinde kızarıklık ve kanama bu dönemde görülen başlıca problemlerdir.

    Gebelikte dişeti hastalıklarının yanı sıra, epulis (gebelik tümörü) olarak adlandırılan dişeti büyümeleri görülebilir. Bu büyüme hamileliğin sonlarına doğru veya hamilelikten sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Ancak çiğneme ve ağız bakımı işlemleri sırasında rahatsızlık veriyorsa, alınması gerekebilir.

    Gebelikte diş sağlığını etkileyen diğer bir faktör, anne adayının yaşadığı bulantı ve kusmalardır. Kusma sonrası ağız içinde oluşan asidik ortam dişlerde aşınmaya (erozyon) neden olabileceğinden gebelerin bu dönemde ağızlarını karbonatlı su ile çalkalamaları önerilmektedir.

    Ayrıca halk arasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak, annenin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı düşünülmektedir. Oysa diş gelişimi için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden temin edilmektedir. Bu nedenle annenin kalsiyum ve fosfor bakımından zengin gıdalarla beslenmesi oldukça önem arz etmektedir.

    Doğum Kontrol İlaçları Dişeti İltihabına Sebep Oluyor

    Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar nedeni ile hamilelikte oluşan ağız içi değişikliklere benzer belirtilerin görülmesine neden olurlar. Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı "Çekim Sonrası Alveolit" oluşumu riskini üç kez artırır. Bu nedenle cerrahi operasyon öncesi diş hekiminin bu durumu göz önüne alması gerekmektedir.

    Menopozda Diş Kaybı Riski Artıyor

    Kadınlarda önemli fizyolojik ve psikolojik değişimlere neden olan bu dönemde, östrojen hormonu en az seviyeye inmektedir. Bu hormon kalsiyumun bağlanmasını sağlayan hormon olması nedeniyle, eksikliğinde kemik seviyesinde azalma (çene kemiğinde erime) dolayısıyla dişlerde sallanma ve dişin kaybedilmesi durumu gündeme gelebilmektedir. Bunun yanı sıra ağızda kuruluk, tat almada bozukluk, yanma hissi gibi belirtiler de görülebilmektedir. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınların yeteri düzeyde kalsiyum almaları hem ağız-diş hem de genel sağlık durumları açısından son derece önemlidir.

    Hormonlarınız Başınıza İş Açabilir!

    Konu Saati  01:47  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Kadınlar, yaşamlarının belirli dönemlerinde (ergenlik, menstürasyon, gebelik ve menopoz) değişken hormon seviyesine sahip oluyor. Cinsiyet hormonu seviyesindeki bu dalgalanmalar, ağız ve diş sağlığını da etkiliyor.

    Protez ve İmplantoloji Uzmanı Dr. Dt. İlker Arslan kadınlarda ağız ve diş sağlığını etkileyen faktörler ile ilgili önemli bilgiler verdi.

    Ergenlik - Menstrüasyon Dönemleri Dişetlerini Vuruyor

    Özellikle mensturasyon dönemlerinde, dişeti hassaslaşmaktadır. Buna bağlı olarak diş eti kızarıklığı ve dişeti kanaması görülebilmektedir. Yine bu dönemde ağız içerisinde uçuk, aft gibi herpes tipi viral lezyonlara ve ülserasyonlara sıklıkla rastlanılmaktadır.

    Gebelik Diş Çürüklerini Tetikliyor

    Gebelik sırasında meydana gelen en önemli değişiklik östrojen ve progesteron hormonlarının seviyesinin yükselmesidir. Bu durum dişler üzerindeki plak birikiminin ve diştaşı oluşumunun artmasına, dolayısıyla diş ve dişeti problemlerine yol açmaktadır. Diş hassasiyeti, diş etlerinde kızarıklık ve kanama bu dönemde görülen başlıca problemlerdir.

    Gebelikte dişeti hastalıklarının yanı sıra, epulis (gebelik tümörü) olarak adlandırılan dişeti büyümeleri görülebilir. Bu büyüme hamileliğin sonlarına doğru veya hamilelikten sonra kendiliğinden iyileşmektedir. Ancak çiğneme ve ağız bakımı işlemleri sırasında rahatsızlık veriyorsa, alınması gerekebilir.

    Gebelikte diş sağlığını etkileyen diğer bir faktör, anne adayının yaşadığı bulantı ve kusmalardır. Kusma sonrası ağız içinde oluşan asidik ortam dişlerde aşınmaya (erozyon) neden olabileceğinden gebelerin bu dönemde ağızlarını karbonatlı su ile çalkalamaları önerilmektedir.

    Ayrıca halk arasında bebeğin kendisi için gerekli olan kalsiyumu annenin dişlerinden alarak, annenin dişlerinin çabuk çürümesine yol açtığı düşünülmektedir. Oysa diş gelişimi için gerekli kalsiyum annenin kemiklerinden temin edilmektedir. Bu nedenle annenin kalsiyum ve fosfor bakımından zengin gıdalarla beslenmesi oldukça önem arz etmektedir.

    Doğum Kontrol İlaçları Dişeti İltihabına Sebep Oluyor

    Bu ilaçlar içerdikleri hormonlar nedeni ile hamilelikte oluşan ağız içi değişikliklere benzer belirtilerin görülmesine neden olurlar. Doğum kontrol haplarının uzun süreli kullanımları dişeti iltihaplarına yol açabilmektedir. Doğum kontrol ilaçlarının kullanımı "Çekim Sonrası Alveolit" oluşumu riskini üç kez artırır. Bu nedenle cerrahi operasyon öncesi diş hekiminin bu durumu göz önüne alması gerekmektedir.

    Menopozda Diş Kaybı Riski Artıyor

    Kadınlarda önemli fizyolojik ve psikolojik değişimlere neden olan bu dönemde, östrojen hormonu en az seviyeye inmektedir. Bu hormon kalsiyumun bağlanmasını sağlayan hormon olması nedeniyle, eksikliğinde kemik seviyesinde azalma (çene kemiğinde erime) dolayısıyla dişlerde sallanma ve dişin kaybedilmesi durumu gündeme gelebilmektedir. Bunun yanı sıra ağızda kuruluk, tat almada bozukluk, yanma hissi gibi belirtiler de görülebilmektedir. Bu nedenle menopoz dönemindeki kadınların yeteri düzeyde kalsiyum almaları hem ağız-diş hem de genel sağlık durumları açısından son derece önemlidir.

    Aşkın rengi kırmızı geleneği bu sezon bozuluyor. Kırmızı yerini canlı renklere bırakırken yeni sezonda turuncu en favori renklerden. Aşkınızı yeni sezonun canlı renkleriyle ilan etmeye ne dersiniz?

    Mood’unuzu yükselten canlı tonlar
    Canlı renkte bir eşarp, şapka, ayakkabı, çanta gibi aksesuarlar kış aylarına yaz havası katmış gibi olacak. Size önerimiz turuncu ya da fuşya gibi etkili ve canlı renklerle aşkınızı ilan etmeniz.

    Tangerine tango aşkın rengi
    Tangerine tango 2012’de çok duyacağınız renk aslında... Pantone, 2012 yılının rengini seçti ve tangerine tango’da karar kıldı. Yani kiremit renginden turuncuya çalan çok canlı ve enerjik bir ton. 2012 ilkbahar yaz koleksiyonlarında bu rengin hâkimiyeti dikkat çekici. Floresan renkler, sarı, koyu ve açık lila, pastel nil yeşili, pastelmavi, gri ve kil rengi gibi yardımcı renkler de 2012 yılında hükümsürecek. Ama tangerine tango’yumoda terimlerinize ekleyebilirsiniz 2012’de çok duyacağız çünkü... Siz de aşkınızı bu renkle ilan ederek yeni yıla trendy bir giriş yapın.

    Yumuşak renklerle romantizm
    Yeni sezon “çok parlak” olmak istemeyenler için uçuk renkler öneriyor. Lila, bal rengi, somon gibi yumuşak renkler yeni sezonda çok moda. Özel gecelerde yumuşak tonlarla romantik görünebilirsiniz.

    Parlayan renkler
    Fuşya, turuncu, limon sarısı gibi parlak renkler çok moda ama size bahsettiğimiz dore, lame gibi parıltılı renkler. Özel gecelerde giydiğiniz bu parıltıyı gündüzleri de abartmadan giyebilirsiniz.

    Desenler
    Bir tarafta puantiyeler, bir tarafta hayvan desenleri, diğer tarafta grafik oyunlar... Tabii ki kış çiçeklerini ve ekoseyi de unutmamak lazım. Yeni sezonda tarzınıza uygun bir desen mutlaka var; ister leopar, ister ekose, isterseniz renk bloklu grafik desenleri... Farkınızı ortaya koyun!

    Aşkın renk kodları

    Konu Saati  01:46  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Aşkın rengi kırmızı geleneği bu sezon bozuluyor. Kırmızı yerini canlı renklere bırakırken yeni sezonda turuncu en favori renklerden. Aşkınızı yeni sezonun canlı renkleriyle ilan etmeye ne dersiniz?

    Mood’unuzu yükselten canlı tonlar
    Canlı renkte bir eşarp, şapka, ayakkabı, çanta gibi aksesuarlar kış aylarına yaz havası katmış gibi olacak. Size önerimiz turuncu ya da fuşya gibi etkili ve canlı renklerle aşkınızı ilan etmeniz.

    Tangerine tango aşkın rengi
    Tangerine tango 2012’de çok duyacağınız renk aslında... Pantone, 2012 yılının rengini seçti ve tangerine tango’da karar kıldı. Yani kiremit renginden turuncuya çalan çok canlı ve enerjik bir ton. 2012 ilkbahar yaz koleksiyonlarında bu rengin hâkimiyeti dikkat çekici. Floresan renkler, sarı, koyu ve açık lila, pastel nil yeşili, pastelmavi, gri ve kil rengi gibi yardımcı renkler de 2012 yılında hükümsürecek. Ama tangerine tango’yumoda terimlerinize ekleyebilirsiniz 2012’de çok duyacağız çünkü... Siz de aşkınızı bu renkle ilan ederek yeni yıla trendy bir giriş yapın.

    Yumuşak renklerle romantizm
    Yeni sezon “çok parlak” olmak istemeyenler için uçuk renkler öneriyor. Lila, bal rengi, somon gibi yumuşak renkler yeni sezonda çok moda. Özel gecelerde yumuşak tonlarla romantik görünebilirsiniz.

    Parlayan renkler
    Fuşya, turuncu, limon sarısı gibi parlak renkler çok moda ama size bahsettiğimiz dore, lame gibi parıltılı renkler. Özel gecelerde giydiğiniz bu parıltıyı gündüzleri de abartmadan giyebilirsiniz.

    Desenler
    Bir tarafta puantiyeler, bir tarafta hayvan desenleri, diğer tarafta grafik oyunlar... Tabii ki kış çiçeklerini ve ekoseyi de unutmamak lazım. Yeni sezonda tarzınıza uygun bir desen mutlaka var; ister leopar, ister ekose, isterseniz renk bloklu grafik desenleri... Farkınızı ortaya koyun!


    İyi uykunun, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğuna inanan İşbir Yatak, herkes sağlıklı uyusun diye yaptığı Büyük İNDİRİM KAMPANYASI ile 2013 yılına damgasını vurdu...

    Yaşamımızın 3’te birini uykuyarak geçiriyoruz…

    Uyku, nefes almak, yemek yemek ve su içmek gibi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Vücudun kendisini yenilediği dönemdir. Bu yenilenmeye izin vermezseniz bedeniniz ruhunuzdan önce yaşlanır. İyi yaşamanın, huzurlu ve sağlıklı olmanın yolu, her şeyden önce iyi bir uykudan geçer. İyi bir uyku içinse doğru yatağı seçimi çok önemlidir. Doğru bir yatak, vücudun doğal omurga eğrisini korumasına yardımcı olurken, yanlış seçilmiş bir yatakta uyumak, kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaparak bel ve sırt ağrılarının oluşmasına neden olabilir. Yaşamımızın 3’te birini geçirdiğimiz uyku ortamı aslında en fazla yatırım yapmamız gereken alanlarından biridir.


    İşbir Yatak, uyku sağlığının sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden olduğu inancıyla, yatak ve uyku konforuna dair kaliteli, sağlıklı ve teknolojik ürünler üretiyor. İlk olarak NASA tarafından geliştirilen viskoelastik malzemeyle, 5 yılı aşkın ar-ge faaliyetlerinin ardından, yatak sektöründe devrim niteliğindeki “VİSKOELASTİK AKILLI YATAK VISCOSTAR”ı üreten İşbir Yatak uyku sektörüne kazandırdığı diğer teknolojilerle de, Türkiye’de yatak sektöründe kalite ve sağlık bilincinin hızla ilerlemesinde önemli role sahip.

    Güne dinlemiş, dinç, keyifli ve mutlu hissederek başlamak için kaliteli uykuyu seçin...

    Son yıllarda uyku konforuyla ilgili artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici eğilimlerinin değişim gösterdiği gözlemleniyor. Günümüzde artık tüketici yatmak için herhangi bir yatak seçmek yerine, özellikleriyle kişisel ihtiyaçlarına en doğru çözüm olacak bir ürün seçmeyi tercih ediyor. Tüketiciler, yatağın bir sağlık ürünü olduğu farkındalığı ile, tercihini, ucuz ve sağlıksız ürünlerden, özellikli ürünlere kaydırmaya başlamış durumda.


    Sağlıklı bir uyku için gereken tüm teknolojiler İşbir Yatak’ta…

    İşbir Yatak, misyon olarak benimsediği, “dünyada gelişen teknolojiyi sektöre adapte etme” ilkesi doğrultusunda, ürettiği üstün teknoloji yataklar ile sağlığına ve konforuna önem verenlerin birinci tercihi. Kullandığı “açık hücreli visko teknolojisi”, sadece İşbir Yatak için Türk mühendisleri tarafından üretilen patentli “polimer yay teknolojisi”, tüm yataklarda kullanılan ve ultra hijyen sağlayan lisanslı “Quallofil® Allerban®” dolgu teknolojisi, yatakların lavanta kokmasını ya da A,C ve E vitamini deposu olmasını sağlayan özel “nanoteknoloji” ile üretilmiş yatak kumaşları, anti-stres etkiye sahip yatak, at saçı yatak, hindistan cevizi özlü yatak, masaj yapan yatak, sporcular için özel nem tutmayan, dolayısıyla uykuda terleme sorunu önlemeye yardımcı olan yatak, yatak kliması gibi yeniliklerle, her anlamda ve her zaman pazarda yatak modasının öncüsü konumunda.


    Teknolojik yatak denince akla ilk olarak İşbir Yatak geliyor....

    İşbir Yatak, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda uzman kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde olmaya devam ediyor ve ürünlerinde kullandığı tüm teknolojileri laboratuvarlarda test ettirip sertifikalandırıyor.

    İşbir Yatak’tan “herkes sağlıklı uyusun” diye, yatak sektöründe yıla damgasını vuran büyük İNDİRİM KAMPANYASI

    *VISCOSTAR Viskoelastik Akıllı Yataklarda %30 (ErgoPlas Polimer Yaylı Viskoelastik Akıllı Yatak hariç), Pocket Spring Paket Yaylı Yataklar (Elite Pocket Ergonomik Ortopedik Paket Yaylı Yatak hariç) ve Lateksit Ergonomik Yaysız Yatak grubundan CocoDream Hindistan Cevizi Lifli Organik Yatak ve Troia At Saçı Yatakta %20 indirim yapılmaktadır. Diğer tüm yataklarda (Açelya, Ekoyat ve bebek yatakları hariç) tek kişilik yataklara 1 adet, cift kişilik yataklara 2 adet Promed yastık bedelsiz olarak verilmektedir. Kampanya, 1 Eylül – 31 Ekim 2013 tarihleri arasında kampanyaya katılan İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nden yapılan alışverişlerde geçerli olacaktır.

    **Görselde, kampanya kapsamındaki  Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak  kullanılmıştır.

    ***Görselde belirtilen fiyat Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak için tavsiye edilen KDV dahil peşin fiyattır. Bu tutara baza ve başlık dahil değildir. (Görseldeki baza seti: Neruda Set – Döşeme: efes – Renk: antrasit düz )


    Unutmayalım... Hayatta bize sunulmuş en güzel hediye, yeni bir güne uyanmaktır...

    İşbir Yatak


    Online sipariş verebileceğiniz web sitemiz: www.isbiryatak.com

    Bizi takip edin, kampanyalardan ve yeni ürünlerden ilk siz haberdar olun.
    www.facebook.com/isbiryatak
    www.twitter.com/isbiryatak


    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    Teknoloji Harikası Yataklarda Büyük İndirim...

    Konu Saati  01:40  |  in  Advertorial  |  Devamı»


    İyi uykunun, sağlıklı yaşamın olmazsa olmazlarından biri olduğuna inanan İşbir Yatak, herkes sağlıklı uyusun diye yaptığı Büyük İNDİRİM KAMPANYASI ile 2013 yılına damgasını vurdu...

    Yaşamımızın 3’te birini uykuyarak geçiriyoruz…

    Uyku, nefes almak, yemek yemek ve su içmek gibi sağlıklı bir yaşam için vazgeçilmez bir zorunluluktur. Vücudun kendisini yenilediği dönemdir. Bu yenilenmeye izin vermezseniz bedeniniz ruhunuzdan önce yaşlanır. İyi yaşamanın, huzurlu ve sağlıklı olmanın yolu, her şeyden önce iyi bir uykudan geçer. İyi bir uyku içinse doğru yatağı seçimi çok önemlidir. Doğru bir yatak, vücudun doğal omurga eğrisini korumasına yardımcı olurken, yanlış seçilmiş bir yatakta uyumak, kaslar, sinirler ve damarlar üzerinde baskı yaparak bel ve sırt ağrılarının oluşmasına neden olabilir. Yaşamımızın 3’te birini geçirdiğimiz uyku ortamı aslında en fazla yatırım yapmamız gereken alanlarından biridir.


    İşbir Yatak, uyku sağlığının sağlıklı yaşamın vazgeçilmezlerinden olduğu inancıyla, yatak ve uyku konforuna dair kaliteli, sağlıklı ve teknolojik ürünler üretiyor. İlk olarak NASA tarafından geliştirilen viskoelastik malzemeyle, 5 yılı aşkın ar-ge faaliyetlerinin ardından, yatak sektöründe devrim niteliğindeki “VİSKOELASTİK AKILLI YATAK VISCOSTAR”ı üreten İşbir Yatak uyku sektörüne kazandırdığı diğer teknolojilerle de, Türkiye’de yatak sektöründe kalite ve sağlık bilincinin hızla ilerlemesinde önemli role sahip.

    Güne dinlemiş, dinç, keyifli ve mutlu hissederek başlamak için kaliteli uykuyu seçin...

    Son yıllarda uyku konforuyla ilgili artan sağlık bilinciyle birlikte tüketici eğilimlerinin değişim gösterdiği gözlemleniyor. Günümüzde artık tüketici yatmak için herhangi bir yatak seçmek yerine, özellikleriyle kişisel ihtiyaçlarına en doğru çözüm olacak bir ürün seçmeyi tercih ediyor. Tüketiciler, yatağın bir sağlık ürünü olduğu farkındalığı ile, tercihini, ucuz ve sağlıksız ürünlerden, özellikli ürünlere kaydırmaya başlamış durumda.


    Sağlıklı bir uyku için gereken tüm teknolojiler İşbir Yatak’ta…

    İşbir Yatak, misyon olarak benimsediği, “dünyada gelişen teknolojiyi sektöre adapte etme” ilkesi doğrultusunda, ürettiği üstün teknoloji yataklar ile sağlığına ve konforuna önem verenlerin birinci tercihi. Kullandığı “açık hücreli visko teknolojisi”, sadece İşbir Yatak için Türk mühendisleri tarafından üretilen patentli “polimer yay teknolojisi”, tüm yataklarda kullanılan ve ultra hijyen sağlayan lisanslı “Quallofil® Allerban®” dolgu teknolojisi, yatakların lavanta kokmasını ya da A,C ve E vitamini deposu olmasını sağlayan özel “nanoteknoloji” ile üretilmiş yatak kumaşları, anti-stres etkiye sahip yatak, at saçı yatak, hindistan cevizi özlü yatak, masaj yapan yatak, sporcular için özel nem tutmayan, dolayısıyla uykuda terleme sorunu önlemeye yardımcı olan yatak, yatak kliması gibi yeniliklerle, her anlamda ve her zaman pazarda yatak modasının öncüsü konumunda.


    Teknolojik yatak denince akla ilk olarak İşbir Yatak geliyor....

    İşbir Yatak, gerek yurtiçinde gerekse yurtdışında konusunda uzman kurum ve kuruluşlarla işbirliği halinde olmaya devam ediyor ve ürünlerinde kullandığı tüm teknolojileri laboratuvarlarda test ettirip sertifikalandırıyor.

    İşbir Yatak’tan “herkes sağlıklı uyusun” diye, yatak sektöründe yıla damgasını vuran büyük İNDİRİM KAMPANYASI

    *VISCOSTAR Viskoelastik Akıllı Yataklarda %30 (ErgoPlas Polimer Yaylı Viskoelastik Akıllı Yatak hariç), Pocket Spring Paket Yaylı Yataklar (Elite Pocket Ergonomik Ortopedik Paket Yaylı Yatak hariç) ve Lateksit Ergonomik Yaysız Yatak grubundan CocoDream Hindistan Cevizi Lifli Organik Yatak ve Troia At Saçı Yatakta %20 indirim yapılmaktadır. Diğer tüm yataklarda (Açelya, Ekoyat ve bebek yatakları hariç) tek kişilik yataklara 1 adet, cift kişilik yataklara 2 adet Promed yastık bedelsiz olarak verilmektedir. Kampanya, 1 Eylül – 31 Ekim 2013 tarihleri arasında kampanyaya katılan İşbir Yatak Uyku Merkezleri’nden yapılan alışverişlerde geçerli olacaktır.

    **Görselde, kampanya kapsamındaki  Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak  kullanılmıştır.

    ***Görselde belirtilen fiyat Comfort Viskoelastik Akıllı Yatak için tavsiye edilen KDV dahil peşin fiyattır. Bu tutara baza ve başlık dahil değildir. (Görseldeki baza seti: Neruda Set – Döşeme: efes – Renk: antrasit düz )


    Unutmayalım... Hayatta bize sunulmuş en güzel hediye, yeni bir güne uyanmaktır...

    İşbir Yatak


    Online sipariş verebileceğiniz web sitemiz: www.isbiryatak.com

    Bizi takip edin, kampanyalardan ve yeni ürünlerden ilk siz haberdar olun.
    www.facebook.com/isbiryatak
    www.twitter.com/isbiryatak


    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    7 Ekim 2013 Pazartesi


    Daha önce MS Office için alternatif yazısını yazdığımız LibreOffice'den sonra şimdi de MS Office 2013 ile tıpa tıp aynı bir ofis yazılımını tanıtalım istedik.







    Ücretsiz MS Office Alternatifi Kingsoft Office 2013

    Ofis yazılımlarına hepimizin belirli düzeylerde "bağımlı" olduğu gibi bir gerçek mevcut. Hal böyle olunca çoğumuzun bilgisayarında hatta akıllı mobil cihazlarında ofis

    En İyi Ücretsiz Microsoft Office Alternatifi

    Konu Saati  08:45  |  in  Programlar  |  Devamı»


    Daha önce MS Office için alternatif yazısını yazdığımız LibreOffice'den sonra şimdi de MS Office 2013 ile tıpa tıp aynı bir ofis yazılımını tanıtalım istedik.







    Ücretsiz MS Office Alternatifi Kingsoft Office 2013

    Ofis yazılımlarına hepimizin belirli düzeylerde "bağımlı" olduğu gibi bir gerçek mevcut. Hal böyle olunca çoğumuzun bilgisayarında hatta akıllı mobil cihazlarında ofis

    Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Hangi Besin Hangi Organa Faydalıdır
    Hangi Besin Neye İyi Gelir ?
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Besinlerin sağlık açısından vaz geçilmez öğeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı besinler var ki, tıpkı vücudumuzdaki organlara benzemekte ve bu sebeple benzediği organa daha çok fayda sağlamakta. Pek çok insan buna inanmayabilir, ama aşağıdaki makalemizi okuduğunuz zaman, siz de bize hak vereceksiniz..
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Armut : Armut şekil olarak kadın rahmine benzemektedir.. Bu sebeple de rahmim hastalıklarından koruyucu özelliği bulunmaktadır.
    * Havuç: Havucu dilimlediğiniz zaman  insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir. 
    * Domates: Domateste de tıpkı kalpte olduğu gibi, dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermektedir.
    * Üzüm salkımı: Üzüm salkımına dikkatli bakarsanız salkım hali ile kalp şekline benzer. Tane olarak da her bir üzüm tanesi, kan hücresi gibi görünür. Yapılan araştırmalar, üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.
    * Ceviz : küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.
    * Fasulye : böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.
    * Sap kereviz, Çin Lahanası ve Rhubarb (bizde yok): Bu üç sebze,  kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.
    * Patlıcan, Avokado ve Armut : Bu meyveler,kadınların rahim -rahim sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler. Görünümleri bu organa benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks (rahim) kanserini önlediğini göstermiştir.
    * İncir: Görünüm itibari ile erberzine benzer. Tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.
    * Tatlı Pataes : Şekil olarak pankreasa benzeyen pataes, şeker hastaları için özellikle faydalı bir besindir. Şeker hastalarında glisemik indeksi dengeler.
    * Zeytin: Zeytin pek çok derde devadır. Ama özellikle, yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
    * Greyfurt, Portakal ve Diğer Narenciye Meyveleri : Hepsi de şekil itibari ile,kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.
    * Soğan: Soğanın görüntüsü, vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitel katlarını yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur. Soğan doğramaktan nefret eden ve soğan doğrarken ağlamak istemeyen okurlarımıza duyurulur.
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir

    Hangi Besin Neye İyi Gelir ?

    Konu Saati  06:46  |  in  Hangi besinler nelere İyi Gelir  |  Devamı»

    Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Hangi Besin Hangi Organa Faydalıdır
    Hangi Besin Neye İyi Gelir ?
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Besinlerin sağlık açısından vaz geçilmez öğeler olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama bazı besinler var ki, tıpkı vücudumuzdaki organlara benzemekte ve bu sebeple benzediği organa daha çok fayda sağlamakta. Pek çok insan buna inanmayabilir, ama aşağıdaki makalemizi okuduğunuz zaman, siz de bize hak vereceksiniz..
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir
    Armut : Armut şekil olarak kadın rahmine benzemektedir.. Bu sebeple de rahmim hastalıklarından koruyucu özelliği bulunmaktadır.
    * Havuç: Havucu dilimlediğiniz zaman  insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir. 
    * Domates: Domateste de tıpkı kalpte olduğu gibi, dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermektedir.
    * Üzüm salkımı: Üzüm salkımına dikkatli bakarsanız salkım hali ile kalp şekline benzer. Tane olarak da her bir üzüm tanesi, kan hücresi gibi görünür. Yapılan araştırmalar, üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.
    * Ceviz : küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.
    * Fasulye : böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.
    * Sap kereviz, Çin Lahanası ve Rhubarb (bizde yok): Bu üç sebze,  kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır.
    * Patlıcan, Avokado ve Armut : Bu meyveler,kadınların rahim -rahim sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler. Görünümleri bu organa benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks (rahim) kanserini önlediğini göstermiştir.
    * İncir: Görünüm itibari ile erberzine benzer. Tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.
    * Tatlı Pataes : Şekil olarak pankreasa benzeyen pataes, şeker hastaları için özellikle faydalı bir besindir. Şeker hastalarında glisemik indeksi dengeler.
    * Zeytin: Zeytin pek çok derde devadır. Ama özellikle, yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
    * Greyfurt, Portakal ve Diğer Narenciye Meyveleri : Hepsi de şekil itibari ile,kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.
    * Soğan: Soğanın görüntüsü, vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitel katlarını yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur. Soğan doğramaktan nefret eden ve soğan doğrarken ağlamak istemeyen okurlarımıza duyurulur.
    Hangi Besin neye yarar,Hangi Besin Ne İşe Yarar,Hangi besinler nelere İyi Gelir,Hangi Besin Neye Faydalı,Hangi besin Hangi Organ İçin Faydalıdır,Hangi besin Hangi Organa İyi Gelir

    6 Ekim 2013 Pazar


    Google bu kez de Web tasarımcılarının kalbinde yer edinecek kadar güzellikte bir girişimde bulunuyor. Profesyonel tasarımlara sahip, duyarlı ve yeni teknolojilere cevap verebilen web sitelerinin başta İnternet kullanıcıları olmak üzere Google gibi arama motorlarının da aradığı temel özellikler olduğunu söyleyebiliriz.







    Bu nedenle olsa gerek ki Web tasarım ve geliştirme araçlarının sürüsüne

    Ücretsiz Google Web Designer Aracı

    Konu Saati  08:51  |  in  Programlar  |  Devamı»


    Google bu kez de Web tasarımcılarının kalbinde yer edinecek kadar güzellikte bir girişimde bulunuyor. Profesyonel tasarımlara sahip, duyarlı ve yeni teknolojilere cevap verebilen web sitelerinin başta İnternet kullanıcıları olmak üzere Google gibi arama motorlarının da aradığı temel özellikler olduğunu söyleyebiliriz.







    Bu nedenle olsa gerek ki Web tasarım ve geliştirme araçlarının sürüsüne

    5 Ekim 2013 Cumartesi


    Winrar'ın dosya sıkıştırma ve arşivlemede rakipsiz olduğunu düşünüyor ve bu yüzden isteyerek ya da zoraki bir şekilde Winrar kullanmaya devam ediyorsanız size ücretsiz ve Winrar'dan eksiği olmayan, hatta fazlası olan bir alternatif arşiv yöneticisi sunuyoruz.




    Kurulumu ve kullanılımı oldukça basit olan Bandizip aynı zamanda Türkçe destek de veriyor. Bandizip için Portable yani kurulmaya gerek

    Bandizip Ücretsiz Winrar Alternatifi

    Konu Saati  11:58  |  in  Programlar  |  Devamı»


    Winrar'ın dosya sıkıştırma ve arşivlemede rakipsiz olduğunu düşünüyor ve bu yüzden isteyerek ya da zoraki bir şekilde Winrar kullanmaya devam ediyorsanız size ücretsiz ve Winrar'dan eksiği olmayan, hatta fazlası olan bir alternatif arşiv yöneticisi sunuyoruz.




    Kurulumu ve kullanılımı oldukça basit olan Bandizip aynı zamanda Türkçe destek de veriyor. Bandizip için Portable yani kurulmaya gerek

    4 Ekim 2013 Cuma


    Google Chrome 30.0.1599.69 m sürümü ile birlikte alıştığımız her yeni sekmede karşımıza çıkan en çok ziyaret edilenler bölümü ile uygulamalar kısımları bir birlerinden ayrılmış durumdalar. Ayrıca Google Chrome Uygulamalar araç sekmesi yer işaretleri bölümüne eklenmiş durumda.








    Artık yeni sekmede bizi Google ana sayfası ve arama bölümü altında en son ziyaret ettiğimiz siteler bekliyor.



    Google Chrome Güncellemesi

    Konu Saati  10:54  |  in  İnternet Tarayıcılar  |  Devamı»


    Google Chrome 30.0.1599.69 m sürümü ile birlikte alıştığımız her yeni sekmede karşımıza çıkan en çok ziyaret edilenler bölümü ile uygulamalar kısımları bir birlerinden ayrılmış durumdalar. Ayrıca Google Chrome Uygulamalar araç sekmesi yer işaretleri bölümüne eklenmiş durumda.








    Artık yeni sekmede bizi Google ana sayfası ve arama bölümü altında en son ziyaret ettiğimiz siteler bekliyor.



    3 Ekim 2013 Perşembe

    Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Mayaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Cilt bakımı yapmanın en önemli kuralı cildi makyaj kalıntılarından temizlemektir. Bunun için de cildi derinlemesine temizleyen bir makyaj temizleme sütü gereklidir. Evde makyaj temizleme sütü yaparak, kullandığınız cilt temizleme sütünün tamamen doğal olmasını sağlayabilirsiniz. Bu gün sizlere evde makyaj temizleme sütü nasıl yapılır konusundan bahsetmek istiyoruz..

    Unutmayın ki, cildinize yapacağınız bakım ve derinlemesine temizlik ile, uzun yıllar kırışıklıklara meydan okuyabilir ve taptaze bir cilde sahip olabilirsiniz. Hemen tarifimize geçelim.
    Evde temizleme Sütü Yapımı İçin Gerekli Malzemeler
    1/2 Lt süt,
    1 adet yeşil elma,
    1 çorba kaşığı badem yağı,
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Rendelediğiniz elmayı, sütün içine katıp kaynatın. Bir tülbent yardımıyla süzün. Elinizdeki sıvının içine badem yağını ekleyerek iyice karıştırın. Evde yapmış olduğunuz doğal Temizleme sütü hazır bile. Hem de bu kadar kısa sürede..
    Makyajınızı ve cildinizi her gün bu sıvıyla temizleyebilirsiniz. Gece yatmadan en az 2 saat önce mutlaka makyajınızı temizleyip cildinize uygun krem kullanarak cildinizin güzelliğini muhafaza edebilirsiniz.
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı

    Evde Makyaj Temizleme Sütü Yapımı

    Konu Saati  13:56  |  in  Makyaj Temizleme Sütü Yapımı  |  Devamı»

    Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Mayaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Cilt bakımı yapmanın en önemli kuralı cildi makyaj kalıntılarından temizlemektir. Bunun için de cildi derinlemesine temizleyen bir makyaj temizleme sütü gereklidir. Evde makyaj temizleme sütü yaparak, kullandığınız cilt temizleme sütünün tamamen doğal olmasını sağlayabilirsiniz. Bu gün sizlere evde makyaj temizleme sütü nasıl yapılır konusundan bahsetmek istiyoruz..

    Unutmayın ki, cildinize yapacağınız bakım ve derinlemesine temizlik ile, uzun yıllar kırışıklıklara meydan okuyabilir ve taptaze bir cilde sahip olabilirsiniz. Hemen tarifimize geçelim.
    Evde temizleme Sütü Yapımı İçin Gerekli Malzemeler
    1/2 Lt süt,
    1 adet yeşil elma,
    1 çorba kaşığı badem yağı,
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı
    Rendelediğiniz elmayı, sütün içine katıp kaynatın. Bir tülbent yardımıyla süzün. Elinizdeki sıvının içine badem yağını ekleyerek iyice karıştırın. Evde yapmış olduğunuz doğal Temizleme sütü hazır bile. Hem de bu kadar kısa sürede..
    Makyajınızı ve cildinizi her gün bu sıvıyla temizleyebilirsiniz. Gece yatmadan en az 2 saat önce mutlaka makyajınızı temizleyip cildinize uygun krem kullanarak cildinizin güzelliğini muhafaza edebilirsiniz.
    Evde Temizleme Sütü Yapımı,Evde Cilt Temizleme Sütü,Evde Yüz Temizleme Sütü Yapımı,Makyaj Temizleme Sütü Nasıl Yapılır,Makyaj Temizleme Sütü Yapımı

    2 Ekim 2013 Çarşamba

    Arpanın Faydaları ve Zararları
    Arpanın Faydaları ve Zararları
    Arpanın Faydaları,Arpanın Faydaları Nelerdir,Arpanın Yararları, Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler,Arpanın Zararları
    Buğdaygiller ailesinin en tanımış üyesi arpa, herkesin bildiği bir bitki.. Son zamanlarda da arpanın faydaları hakkında pek çok söylendi ve yazıldı.

    Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler
    Arpanın besin değeri oldukça fazladır.Arpa,özellikle Protein, B1, B3, B6, Kvitaminleri ile demir, magnezyum, selenyum, potasyum, fosfor ve manganez açısından son derece zengin bir bitkidir. Arpanın yararları oldukça fazladır.
    Biz bu gün sizlere arpanın bazı faydalarından bahsedeceğiz. 
    Arpanın Faydaları,Arpanın Yararları,Arpanın Faydaları Nelerdir

    * kronik kabızlık çekenlere faydalıdır.

    * Bağırsakları yumuşatır ve sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar.
    *İdrar söktürücü özelliği ile idrar yollarını ve idrar yollarındaki iltihapları temizler.
    * Arpa ekmegi ve arpa çorbası şeker hastaları için çok faydalıdır.
    * Dil iltihaplarına karşı da yararlıdır.
    * Kemikleri güçlendirir.
    * Böbrek taşlarını ve kumlarını dökmeye yardımcı olur.
    * Tuzlu Arpa lapası, kireçlemelre ve eklem ağrılarına çok iyi gelir.
    * Arpa, sirke ile kaynatıldığında, uyuz, egzama gibi kaşıntılı deri hastalıklarına sürülürse faydalı olur.
    * Prostat büyümesini önler.
    * Kansızlığı gidrie, vücuda kuvvet veriri.
    * Baş ve boğaz ağrılarını dindirir.

    Arpanın Zararları
    Arpanın K vitamin açısından zengin olması kanın pıhtılaşması açısından önemlidir. Fakat kanının pıhtılaşması sakıncalı olan kişileri arpa tüketmesi sakıncalıdır.Bunun dışında bilinen bir yan etkisi yoktur.
    Arpanın Faydaları,Arpanın Faydaları Nelerdir,Arpanın Yararları,Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler,Arpanın Zararları

    Arpanın Faydaları ve Zararları

    Konu Saati  13:28  |  in  Arpanın Zararları  |  Devamı»

    Arpanın Faydaları ve Zararları
    Arpanın Faydaları ve Zararları
    Arpanın Faydaları,Arpanın Faydaları Nelerdir,Arpanın Yararları, Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler,Arpanın Zararları
    Buğdaygiller ailesinin en tanımış üyesi arpa, herkesin bildiği bir bitki.. Son zamanlarda da arpanın faydaları hakkında pek çok söylendi ve yazıldı.

    Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler
    Arpanın besin değeri oldukça fazladır.Arpa,özellikle Protein, B1, B3, B6, Kvitaminleri ile demir, magnezyum, selenyum, potasyum, fosfor ve manganez açısından son derece zengin bir bitkidir. Arpanın yararları oldukça fazladır.
    Biz bu gün sizlere arpanın bazı faydalarından bahsedeceğiz. 
    Arpanın Faydaları,Arpanın Yararları,Arpanın Faydaları Nelerdir

    * kronik kabızlık çekenlere faydalıdır.

    * Bağırsakları yumuşatır ve sindirim sisteminin düzgün çalışmasını sağlar.
    *İdrar söktürücü özelliği ile idrar yollarını ve idrar yollarındaki iltihapları temizler.
    * Arpa ekmegi ve arpa çorbası şeker hastaları için çok faydalıdır.
    * Dil iltihaplarına karşı da yararlıdır.
    * Kemikleri güçlendirir.
    * Böbrek taşlarını ve kumlarını dökmeye yardımcı olur.
    * Tuzlu Arpa lapası, kireçlemelre ve eklem ağrılarına çok iyi gelir.
    * Arpa, sirke ile kaynatıldığında, uyuz, egzama gibi kaşıntılı deri hastalıklarına sürülürse faydalı olur.
    * Prostat büyümesini önler.
    * Kansızlığı gidrie, vücuda kuvvet veriri.
    * Baş ve boğaz ağrılarını dindirir.

    Arpanın Zararları
    Arpanın K vitamin açısından zengin olması kanın pıhtılaşması açısından önemlidir. Fakat kanının pıhtılaşması sakıncalı olan kişileri arpa tüketmesi sakıncalıdır.Bunun dışında bilinen bir yan etkisi yoktur.
    Arpanın Faydaları,Arpanın Faydaları Nelerdir,Arpanın Yararları,Arpanın besin değeri,Arpanın içindekiler,Arpanın İçindeki Vitaminler,Arpanın Zararları


    NOKIA'nın beğenilen serisi Lumia'nın yeni modeli Lumia 1020 Türkiye tanıtımı ile merak edilen özelliklerinin yanında Lumia 1020  Türkiye satış fiyatı da açıklandı. Lumia 1020 fiyatı 1999 TL olarak belirlenmiş durumda.







    Boyutları bakımından biraz kalın ve ağır olan Nokia Lumia 1020, 41 Mega Piksellik benzersiz bir kamera ile geliyor. Gerçi bu kadar MP çok da gerekli değil gibi, en azından

    Nokia Lumia 1020 Fiyatı ve Özellikleri

    Konu Saati  09:44  |  in  Windows Phone  |  Devamı»


    NOKIA'nın beğenilen serisi Lumia'nın yeni modeli Lumia 1020 Türkiye tanıtımı ile merak edilen özelliklerinin yanında Lumia 1020  Türkiye satış fiyatı da açıklandı. Lumia 1020 fiyatı 1999 TL olarak belirlenmiş durumda.







    Boyutları bakımından biraz kalın ve ağır olan Nokia Lumia 1020, 41 Mega Piksellik benzersiz bir kamera ile geliyor. Gerçi bu kadar MP çok da gerekli değil gibi, en azından

    1 Ekim 2013 Salı


    "Electrolux Tasarım Laboratuvarı 2010" kapsamında yapılmış olan Yuriy Dimitriev'in biyonik buzdolabı konsept tasarımına denk gelince bunu yazma gereği duydum.



    Oldukça dikkat çekici ve ilginç olan biyopolimer jelli buzdolabı konsept fikri, hakkında yazı yazmaya değecek bir yenilik gibi geldi. Yarışma kapsamında finalist adaylardan birisi olmayı başarmış Yuriy Dimitriev'in tasarımı geleneksel

    Geleceğin Buzdolabı: Biyopolimer Jelli Buzdolabı

    Konu Saati  09:42  |  in  İlginçlikler  |  Devamı»


    "Electrolux Tasarım Laboratuvarı 2010" kapsamında yapılmış olan Yuriy Dimitriev'in biyonik buzdolabı konsept tasarımına denk gelince bunu yazma gereği duydum.



    Oldukça dikkat çekici ve ilginç olan biyopolimer jelli buzdolabı konsept fikri, hakkında yazı yazmaya değecek bir yenilik gibi geldi. Yarışma kapsamında finalist adaylardan birisi olmayı başarmış Yuriy Dimitriev'in tasarımı geleneksel

    30 Eylül 2013 Pazartesi


    Yakın bir zamanda iPhone 5C ve iPhone 5S Ne Kadar Dayanıklı başlıklı yazımızda kendilerinden bahsettiğimiz akıllı telefon "işkencecisi" Android Authority çalışanları bu kez de Samsung Galaxy Note 3 akıllı telefon + tablet için dayanıklılık testi videosu yayınladılar.





    Videoda da görüldüğü üzere deri kaplı arka kapağında belirgin bir hasar oluşmayan Samsung Galaxy Note 3 ekranı için aynı sona

    Samsung Galaxy Note 3 Ne Kadar Dayanıklı

    Konu Saati  09:39  |  in  Samsung  |  Devamı»


    Yakın bir zamanda iPhone 5C ve iPhone 5S Ne Kadar Dayanıklı başlıklı yazımızda kendilerinden bahsettiğimiz akıllı telefon "işkencecisi" Android Authority çalışanları bu kez de Samsung Galaxy Note 3 akıllı telefon + tablet için dayanıklılık testi videosu yayınladılar.





    Videoda da görüldüğü üzere deri kaplı arka kapağında belirgin bir hasar oluşmayan Samsung Galaxy Note 3 ekranı için aynı sona

    29 Eylül 2013 Pazar


    Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)'nın geçen yıl başkası üzerine kayıtlı hat kullanan GSM operatörü kullanıcılarına verdiği bir yıllık süre 1 Ekim 2013 tarihinde doluyor. Hattınız sizin adınıza kayıtlı değilse ve kullandığınız hattı üzerinize almak istiyorsanız bu işlemi hat sahibi olmaksızın yapabileceğiniz son gün 1 Ekim 2013.





    Uzun süredir devam eden hat sahipliği taşıma

    Hattınız Başkası Üzerineyse Dikkat!

    Konu Saati  05:49  |  in  Mobil Operatör  |  Devamı»


    Bilişim Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK)'nın geçen yıl başkası üzerine kayıtlı hat kullanan GSM operatörü kullanıcılarına verdiği bir yıllık süre 1 Ekim 2013 tarihinde doluyor. Hattınız sizin adınıza kayıtlı değilse ve kullandığınız hattı üzerinize almak istiyorsanız bu işlemi hat sahibi olmaksızın yapabileceğiniz son gün 1 Ekim 2013.





    Uzun süredir devam eden hat sahipliği taşıma

    28 Eylül 2013 Cumartesi

    Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir
    Arpa Çorbası Nasıl Yapılır
    Arpa Çorbası Tarifi
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi, Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir
    Pek çok derde deva arpa aynı zamanda çorba olarak da tüketilmekte. Arpa çorbası özellikle kronik kabızlık açısından son derece faydalı.. Bu gün sizlere arpa çorbasının tarifini vermek istiyoruz. Eğer siz de kronik kabızlık problemi yaşıyorsanız arpa çorbası sayesinde bağırsaklarınızın düzene girdiğini göreceksiniz. Arpa Çorbası Tarifi sayın Ender Saraçtan..

    Arpa Çorbası Yapılışı İçin Gerekli Malzemeler ;
    *1 avuç haşlanmış arpa, (1 gece önceden ıslattığınız 1 kg arpayı düdüklü tencerede iyice pişirin. 1 er avuç poşetlere koyup, daha sonra kullanmak üzere difrizde saklayın.)
    * Mevsim sebzesi(Özellikle kabak, pırasa ve bamyadan birisi olması daha faydalı),
    * 1 adet küçük boy soğan,
    * 1 adet dometesin suyu,
    * Kırmızı pul biber,
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi,Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı
    Bütün malzemeleri karıştırıp, çorba gibi pişirin. Gün içerisinde 1- defa içebilirsiniz. Dilerseniz çorbayı içerken biraz limon ekleyebilirsiniz..Çorbadan sonra içeceğiniz 1 fincan rezene çayı bağırsakları daha da yumuşamasını sağlayacaktır. Ayrıca İnciri kabuğuyla yiyip, üzerine 1 bardak ılık su içmek de kabızlık için oldukça faydalıdır.
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi,Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir

    Arpa Çorbası Tarifi

    Konu Saati  22:00  |  in  Kabızlık Çorbası  |  Devamı»

    Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir
    Arpa Çorbası Nasıl Yapılır
    Arpa Çorbası Tarifi
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi, Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir
    Pek çok derde deva arpa aynı zamanda çorba olarak da tüketilmekte. Arpa çorbası özellikle kronik kabızlık açısından son derece faydalı.. Bu gün sizlere arpa çorbasının tarifini vermek istiyoruz. Eğer siz de kronik kabızlık problemi yaşıyorsanız arpa çorbası sayesinde bağırsaklarınızın düzene girdiğini göreceksiniz. Arpa Çorbası Tarifi sayın Ender Saraçtan..

    Arpa Çorbası Yapılışı İçin Gerekli Malzemeler ;
    *1 avuç haşlanmış arpa, (1 gece önceden ıslattığınız 1 kg arpayı düdüklü tencerede iyice pişirin. 1 er avuç poşetlere koyup, daha sonra kullanmak üzere difrizde saklayın.)
    * Mevsim sebzesi(Özellikle kabak, pırasa ve bamyadan birisi olması daha faydalı),
    * 1 adet küçük boy soğan,
    * 1 adet dometesin suyu,
    * Kırmızı pul biber,
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi,Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı
    Bütün malzemeleri karıştırıp, çorba gibi pişirin. Gün içerisinde 1- defa içebilirsiniz. Dilerseniz çorbayı içerken biraz limon ekleyebilirsiniz..Çorbadan sonra içeceğiniz 1 fincan rezene çayı bağırsakları daha da yumuşamasını sağlayacaktır. Ayrıca İnciri kabuğuyla yiyip, üzerine 1 bardak ılık su içmek de kabızlık için oldukça faydalıdır.
    Arpa Çorbası,Arpa Çorbasının Faydaları,Arpa Çorbası Tarifi,Arpa Çorbası Nasıl Yapılır,Arpa Çorbasının Tarifi,Arpa Çorbasının Yapılışı,Kabızlık Çorbası,Kabızlığa Ne İyi Gelir

    Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    Yeşil Taze Soğanın Faydaları
    Yeşil Soğanın Faydaları ve Zararları
    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    Mutfakların ve salataların vazgeçilmezi taze soğan, namı diğer yeşil soğan her mevsim bulunabilen bir sebzedir. O sebeple de sıklıkla tüketlen bir sebzedir. Yeşil soğanı sevip de koku yapıyor diye yemeyen pek çok insan var. Ama, sağlık açısından, her yemeğin yanında ya da salatalarda mutlaka yeşil soğan tüketilmesi gerekmektedir. Bu makalemizde, sizlere taze soğanın faydaları ve zararları konusunda bilgiler vermek istiyoruz..

    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    * Beyaz kısmı bol miktarda A vitamini içeriyor.
    * İçerdiği koversil maddesinden dolayı, hem allerjilere, hem de kansere karşı korucu.
    * Esas şifalı kısmı yeşil yapraklarındadır. Yeşil kısımları bol miktarda C vtamini içeriyor.
    * İyi bir toksin attırıcıdır.
    * Ödem söktürücü özelliği vardır.
    * Şeker hastalarında faydalıdır .Kan şekerini düşürür.
    * Zayıflamaya yardımcı bir sebzedir..
    * Soğuk algınlığına karşı fayda sağlar.
    * Vücut direncini artırır.
    * Soğan doğal antibiyotik gibidir, Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar.
    * İdrar söktürücü etkisi vardır.
    * idrar tutukluğunda fayda sağlar.
    * Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur ve böbrek ağrısını dindirir.
    * Zihin yorgunluğunu dindirir.
    * Baygınlığı geçirir.
    * Prostat bezinin hastalanmasını önler.
    * İktidarsızlıkta faydalıdır. dolayısıyla, cinsel gücü artırır.
    * Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.
    * Öksürüğe iyi gelir ve bronşları temizler.
    * Astım nöbeti, akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.
    * Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
    * İhtiyarlamayı geciktirir.
    * İştah açar.
    * Kalbi kuvvetlendirir ve Koroner damarları genişletir.
    * Damar sertliğinde faydalıdır.
    * Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur.
    * Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.
    Taze Soğanın Zararları,Yeşil Soğanın Zararları
    Taze soğanın iştah açıcı özelliği olduğunu belirtmiştik. Bu sebeple diyet yapan kişilerin diyet süresince taze soğan tüketmemesi yerinde olur. Soğanın dış kısmında buunan ince zar mide ağrısı çekmenize neden olabilirç Bu sebeple, hasas bir mideniz var ise, soğanın dışındaki zarı ayıklayıp tüketmeniz yararlı olacaktır. Mide rahatsızlıınız var ise, çiğ soğanı çok fazla tüketmememeniz yerinde olacaktır.
    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı

    Yeşil Soğanın Faydaları ve Zararları

    Konu Saati  12:24  |  in  Yeşil Soğanın Zararları  |  Devamı»

    Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    Yeşil Taze Soğanın Faydaları
    Yeşil Soğanın Faydaları ve Zararları
    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    Mutfakların ve salataların vazgeçilmezi taze soğan, namı diğer yeşil soğan her mevsim bulunabilen bir sebzedir. O sebeple de sıklıkla tüketlen bir sebzedir. Yeşil soğanı sevip de koku yapıyor diye yemeyen pek çok insan var. Ama, sağlık açısından, her yemeğin yanında ya da salatalarda mutlaka yeşil soğan tüketilmesi gerekmektedir. Bu makalemizde, sizlere taze soğanın faydaları ve zararları konusunda bilgiler vermek istiyoruz..

    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı
    * Beyaz kısmı bol miktarda A vitamini içeriyor.
    * İçerdiği koversil maddesinden dolayı, hem allerjilere, hem de kansere karşı korucu.
    * Esas şifalı kısmı yeşil yapraklarındadır. Yeşil kısımları bol miktarda C vtamini içeriyor.
    * İyi bir toksin attırıcıdır.
    * Ödem söktürücü özelliği vardır.
    * Şeker hastalarında faydalıdır .Kan şekerini düşürür.
    * Zayıflamaya yardımcı bir sebzedir..
    * Soğuk algınlığına karşı fayda sağlar.
    * Vücut direncini artırır.
    * Soğan doğal antibiyotik gibidir, Vücutta biriken zararlı maddeleri ve suyu atar.
    * İdrar söktürücü etkisi vardır.
    * idrar tutukluğunda fayda sağlar.
    * Böbreklerdeki kum ve taşların dökülmesine yardımcı olur ve böbrek ağrısını dindirir.
    * Zihin yorgunluğunu dindirir.
    * Baygınlığı geçirir.
    * Prostat bezinin hastalanmasını önler.
    * İktidarsızlıkta faydalıdır. dolayısıyla, cinsel gücü artırır.
    * Egzama ve diğer cilt hastalıklarında faydalıdır.
    * Öksürüğe iyi gelir ve bronşları temizler.
    * Astım nöbeti, akciğer hastalıkları, grip ve soğuk algınlığında faydalıdır.
    * Kolera ve veremde bağırsak solucanlarının düşürülmesine yardımcı olur.
    * İhtiyarlamayı geciktirir.
    * İştah açar.
    * Kalbi kuvvetlendirir ve Koroner damarları genişletir.
    * Damar sertliğinde faydalıdır.
    * Cerahatlerin boşalmasına yardımcı olur.
    * Dolama ve arpacıkta da faydalıdır.
    Taze Soğanın Zararları,Yeşil Soğanın Zararları
    Taze soğanın iştah açıcı özelliği olduğunu belirtmiştik. Bu sebeple diyet yapan kişilerin diyet süresince taze soğan tüketmemesi yerinde olur. Soğanın dış kısmında buunan ince zar mide ağrısı çekmenize neden olabilirç Bu sebeple, hasas bir mideniz var ise, soğanın dışındaki zarı ayıklayıp tüketmeniz yararlı olacaktır. Mide rahatsızlıınız var ise, çiğ soğanı çok fazla tüketmememeniz yerinde olacaktır.
    Taze Soğanın Faydaları,Yeşil Soğanın Faydaları,Taze Soğanın Faydası,Taze Soğanın Zararları, Yeşil Soğanın Zararları,Taze Soğanın Faydaları ve Zararları,Yeşil Soğan Zayıflatırmı

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top