• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • 20 Şubat 2013 Çarşamba

    Duyguların farkına varmak, duyguları yönetebilmek ve özdenetim yapabilmek gibi yetilerle belirlenen duygusal zeka, hayatta başarılı olmanın anahtarı... 

    Bazı kişilerin, özellikle heyecanlandıkları ve beklemedikleri bir olayla karşılaştıkları zaman verdikleri tepkileri hatırlamadıklarını belirten uzmanlara göre, herhangi ani bir uyarıcı ile karşılaşınca, beynin heyecan merkezi kişiye "düşün, değerlendir, eyleme geç" emrini veriyor. Duygusal zekası gelişmeyenlerde, ilkel tepki denilen ilk tepki düşünmeden veriliyor. Bu nedenle ani verilen ilk tepkilere genelde anlam verilemiyor ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

    Duygusal Zekanın Özellikleri    

    Uzmanlar duygusal zekanın özelliklerini şöyle sıralıyor:

    - Duyguların farkında olma ve tanıma,
    - Duyguları yönetebilme,
    - Güdülenme,
    - Empati,
    - İyi ilişkiler kurabilme yetenekleri.

    Duygusal Zekayı Duygusallıkla Karıştırmayın   

    EQ denilen duygusal zekanın, akademik zeka olan IQ ile karıştırılmaması gerekiyor.  EQ ve IQ herkeste doğuştan potansiyel olarak oluşsa da, EQ’nun seviyesinin yükselişe ve gelişime daha açık olduğunu belirtiliyor. Duygusal zekanın, akademik zekanın destekleyicisi, yani yakıtı olduğunu belirten uzmanlar, duyarlı insanların duygusal zekalarının çok gelişmiş sanıldığını ancak, bu kavramların birbirinden oldukça farklı olduğunu da vurguluyor. Uzmanlar, kişisel başarıda, yüzde 20 akademik zekanın, yüzde 80 duygusal zekanın etkili olduğu kaydediyorlar.

    Problemleri Ertelemeyin

    - Ne olursa olsun başınızı kuma gömmeyin, problemleri ertelemeyin. Üstüne gidin.
    - Bir mucize beklemeyin. Sabırlı olun, yılmayın.
    - İçinizdeki gücü fark edin.

    Başarının Anahtarı: Duygusal Zeka!...

    Konu Saati  13:04  |  in  Ruh Sağlığı  |  Devamı»

    Duyguların farkına varmak, duyguları yönetebilmek ve özdenetim yapabilmek gibi yetilerle belirlenen duygusal zeka, hayatta başarılı olmanın anahtarı... 

    Bazı kişilerin, özellikle heyecanlandıkları ve beklemedikleri bir olayla karşılaştıkları zaman verdikleri tepkileri hatırlamadıklarını belirten uzmanlara göre, herhangi ani bir uyarıcı ile karşılaşınca, beynin heyecan merkezi kişiye "düşün, değerlendir, eyleme geç" emrini veriyor. Duygusal zekası gelişmeyenlerde, ilkel tepki denilen ilk tepki düşünmeden veriliyor. Bu nedenle ani verilen ilk tepkilere genelde anlam verilemiyor ve olumsuz sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

    Duygusal Zekanın Özellikleri    

    Uzmanlar duygusal zekanın özelliklerini şöyle sıralıyor:

    - Duyguların farkında olma ve tanıma,
    - Duyguları yönetebilme,
    - Güdülenme,
    - Empati,
    - İyi ilişkiler kurabilme yetenekleri.

    Duygusal Zekayı Duygusallıkla Karıştırmayın   

    EQ denilen duygusal zekanın, akademik zeka olan IQ ile karıştırılmaması gerekiyor.  EQ ve IQ herkeste doğuştan potansiyel olarak oluşsa da, EQ’nun seviyesinin yükselişe ve gelişime daha açık olduğunu belirtiliyor. Duygusal zekanın, akademik zekanın destekleyicisi, yani yakıtı olduğunu belirten uzmanlar, duyarlı insanların duygusal zekalarının çok gelişmiş sanıldığını ancak, bu kavramların birbirinden oldukça farklı olduğunu da vurguluyor. Uzmanlar, kişisel başarıda, yüzde 20 akademik zekanın, yüzde 80 duygusal zekanın etkili olduğu kaydediyorlar.

    Problemleri Ertelemeyin

    - Ne olursa olsun başınızı kuma gömmeyin, problemleri ertelemeyin. Üstüne gidin.
    - Bir mucize beklemeyin. Sabırlı olun, yılmayın.
    - İçinizdeki gücü fark edin.

    19 Şubat 2013 Salı

    Zayıflatan Çorba Tarifi
    Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflatan Çorba Zayıflama,Zayıflama Çorbası,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflama sırasında beslenme düzeni ve aldığınız kalori çok önemlidir. Bu sebeple sizlere, zayıflatan çorba tarifi vermek istedik. Sizi hem tok tutacak, hem de sağlıklı bir şekilde zayıflatacak olan  Zayıflama Çorbası sayesinde, kısa sürede forma girebileceksiniz..

    Derya Baykal Zayıflama Çorbası İçin Gerekli Malzemeler;
    *5 litre su,
    *2 havuç,
    *1 patates,
    *8 biber,
    *6 arpacık soğan,
    *1 kabak,
    *1 kepçe brokoli,
    *2 kepçe semiz otu,
    *1 kepçe bulgur,
    *1 pırasa,
    *2 yemek kaşığı zeytin yağı,
    *2 yemek kaşığı fındık yağı,
    * himalaya tuzu,
    Zayıflama Çorbası,Zayıflama Çorbası Tarifi,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflatan Çorba Zayıflama
    suyun için etüm malzemeleri doğrayıp koyun (himalaya tuzu hariç) ve pişmeye bırakın. Pişince ocaktan alıp, blenderden geçirin.
    Servis sırasında üzerien 1 er tutam kıyılmış maydanoz ve dereotu, 1 tatlı kaşığı pul biber,1 tatlı kaşığı sirke ve himalya tuzunu ilave edin.
    ÖNERİ:bu çorbayı 1 er porsiyonluk olacak şekilde dondurup yanınızda taşıyabilirsiniz.
    Zayıflama Çorbası,Zayıflama Çorbası Tarifi,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflatan Çorba Zayıflama

    ZAYIFLAMA ÇORBASI TARİFİ

    Konu Saati  22:00  |  in  Zayıflatan Çorba Zayıflama  |  Devamı»

    Zayıflatan Çorba Tarifi
    Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflatan Çorba Zayıflama,Zayıflama Çorbası,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflama Çorbası Tarifi
    Zayıflama sırasında beslenme düzeni ve aldığınız kalori çok önemlidir. Bu sebeple sizlere, zayıflatan çorba tarifi vermek istedik. Sizi hem tok tutacak, hem de sağlıklı bir şekilde zayıflatacak olan  Zayıflama Çorbası sayesinde, kısa sürede forma girebileceksiniz..

    Derya Baykal Zayıflama Çorbası İçin Gerekli Malzemeler;
    *5 litre su,
    *2 havuç,
    *1 patates,
    *8 biber,
    *6 arpacık soğan,
    *1 kabak,
    *1 kepçe brokoli,
    *2 kepçe semiz otu,
    *1 kepçe bulgur,
    *1 pırasa,
    *2 yemek kaşığı zeytin yağı,
    *2 yemek kaşığı fındık yağı,
    * himalaya tuzu,
    Zayıflama Çorbası,Zayıflama Çorbası Tarifi,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflatan Çorba Zayıflama
    suyun için etüm malzemeleri doğrayıp koyun (himalaya tuzu hariç) ve pişmeye bırakın. Pişince ocaktan alıp, blenderden geçirin.
    Servis sırasında üzerien 1 er tutam kıyılmış maydanoz ve dereotu, 1 tatlı kaşığı pul biber,1 tatlı kaşığı sirke ve himalya tuzunu ilave edin.
    ÖNERİ:bu çorbayı 1 er porsiyonluk olacak şekilde dondurup yanınızda taşıyabilirsiniz.
    Zayıflama Çorbası,Zayıflama Çorbası Tarifi,Derya Baykal Zayıflama Çorbası,Zayıflatan Çorba Tarifi,Zayıflatan Çorba Zayıflama

    Menopoz döneminin gözyaşını azaltıp göz kuruluğuna neden olabileceğini biliyor muydunuz? 

    Göz kuruluğu tedavisi gören 10 kişiden 6'sının kadın olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, gözyaşı azlığı sorununa erken müdahale edilmediği takdirde kalıcı görme bozuklukları ve ciddi enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyardı

    Kadınların korkulu rüyası menopoz, gözyaşını azaltarak, gözde kuruluğa neden oluyor. Gözyaşı bezlerinin androjen ve ostrojen hormonlarından direkt olarak etkilendiğini söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, göz kuruluğu yaşayan 10 hastadan 6’sının kadın olduğunu belirtti. Op. Dr. Gedar, “Kadınlarda bulunan erkeklik hormonu androjen, gözyaşı bezlerinin çalışmasında ve gözyaşı üretiminde önemli bir rol oynuyor.  Androjen de menopoz döneminde kadınlık hormonu ostrojen gibi azalıyor. Bu durum ise gözyaşı bezlerinin çalışmasını ve gözyaşı üretiminin yavaşlamasına neden oluyor” dedi.

    Menopoza giren kadınların yüzde 10’unun göz kuruluğu tedavisi gördüğünü, ancak pek çok kadının ise farkında olmadan bu sorunu yaşadığını ifade eden Op. Dr. Gedar, menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların da göz kuruluğunu tedavi edemeyeceğini dile getirdi. Op. Dr. Gedar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde ostrojen oluyor, ancak androjen hormonu bulunmuyor. Bu nedenle bu tip tedavilerin göz kuruluğunun tedavisinde hiçbir etkisi olmuyor.”

    Kalıcı Görme Sorunlarına Neden Oluyor

    Gözde yanma, batma, kızarıklık gibi belirtilerin gözyaşı azalmasının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunan Op. Dr. Gedar,  göz kuruluğu sorununun erken tedavi edilmediği durumlarda kalıcı görme bozukluklarına ve sık göz enfeksiyonuna neden olabileceğini anlattı.  Artrit gibi romatizmal hastalığı olan, tiroid hastalığı olan, antidepresan ve hipertansiyon ilaçları kullanan, lazer göz operasyonu geçiren kadınların özellikle menopoz döneminde göz kuruluğu sorununu artabileceğini açıklayan Op. Dr. Gedar, “ Bu tedavileri gören hastalarımızı, ilgili branştaki hekimlerinin de kontrolünde göz kuruluğu yapmayan ilaçları tavsiye etmelerini öneriyoruz’ dedi.

    Sık Sık Göz Kırpın

    Göz kuruluğunun, çoğu zaman suni gözyaşı damlası ve omega 3 içeren vitamin desteği ile çözülebileceğini ancak eğer kuruluk sorunu ilerlemişse gözyaşı kanallarını silikon tıkaçlarla tıkadıklarını dile getiren Op. Gedar, gözyaşı azalması sorunu yaşayan kişilerin kırmızı et ve kurutulmuş yiyecekleri azaltmalarını; omega 3 içeren somon, ceviz gibi yiyecekleri tüketmelerini önerdi. Op. Dr. Gedar sözlerine şöyle devam etti:

    “Gözyaşı kuruluğu yaşayan kişilerin ilaçlarının yanı sıra koruyucu gözlük kullanmaları gerekebilir. Suni gözyaşı damlası ve vitamin desteğinin tedavide yeterli olmadığı hastalarda siklosporin içeren ilaçlarla bir ya da iki yıllık bir tedavi ile sorun çözülebilir.  Göz kuruluğu sorunu yaşayan kişilerin bol su içmeleri, gözlerini ovalamamaları, ağır makyaj yapmamaları, sigara ve dumandan uzak durmaları gerekiyor. Bunun yanında bilgisayar kullanımını sınırlamak ve gözleri sık kırpmak önemli.”

    Menopoz Gözyaşını Azaltıyor!

    Konu Saati  13:07  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Menopoz döneminin gözyaşını azaltıp göz kuruluğuna neden olabileceğini biliyor muydunuz? 

    Göz kuruluğu tedavisi gören 10 kişiden 6'sının kadın olduğunu söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, gözyaşı azlığı sorununa erken müdahale edilmediği takdirde kalıcı görme bozuklukları ve ciddi enfeksiyonlara neden olabileceği konusunda uyardı

    Kadınların korkulu rüyası menopoz, gözyaşını azaltarak, gözde kuruluğa neden oluyor. Gözyaşı bezlerinin androjen ve ostrojen hormonlarından direkt olarak etkilendiğini söyleyen Dünyagöz Etiler Hastanesi’nden Op. Dr. Melike Gedar, göz kuruluğu yaşayan 10 hastadan 6’sının kadın olduğunu belirtti. Op. Dr. Gedar, “Kadınlarda bulunan erkeklik hormonu androjen, gözyaşı bezlerinin çalışmasında ve gözyaşı üretiminde önemli bir rol oynuyor.  Androjen de menopoz döneminde kadınlık hormonu ostrojen gibi azalıyor. Bu durum ise gözyaşı bezlerinin çalışmasını ve gözyaşı üretiminin yavaşlamasına neden oluyor” dedi.

    Menopoza giren kadınların yüzde 10’unun göz kuruluğu tedavisi gördüğünü, ancak pek çok kadının ise farkında olmadan bu sorunu yaşadığını ifade eden Op. Dr. Gedar, menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların da göz kuruluğunu tedavi edemeyeceğini dile getirdi. Op. Dr. Gedar, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Menopoz tedavisinde kullanılan ilaçların içerisinde ostrojen oluyor, ancak androjen hormonu bulunmuyor. Bu nedenle bu tip tedavilerin göz kuruluğunun tedavisinde hiçbir etkisi olmuyor.”

    Kalıcı Görme Sorunlarına Neden Oluyor

    Gözde yanma, batma, kızarıklık gibi belirtilerin gözyaşı azalmasının habercisi olabileceği konusunda uyarıda bulunan Op. Dr. Gedar,  göz kuruluğu sorununun erken tedavi edilmediği durumlarda kalıcı görme bozukluklarına ve sık göz enfeksiyonuna neden olabileceğini anlattı.  Artrit gibi romatizmal hastalığı olan, tiroid hastalığı olan, antidepresan ve hipertansiyon ilaçları kullanan, lazer göz operasyonu geçiren kadınların özellikle menopoz döneminde göz kuruluğu sorununu artabileceğini açıklayan Op. Dr. Gedar, “ Bu tedavileri gören hastalarımızı, ilgili branştaki hekimlerinin de kontrolünde göz kuruluğu yapmayan ilaçları tavsiye etmelerini öneriyoruz’ dedi.

    Sık Sık Göz Kırpın

    Göz kuruluğunun, çoğu zaman suni gözyaşı damlası ve omega 3 içeren vitamin desteği ile çözülebileceğini ancak eğer kuruluk sorunu ilerlemişse gözyaşı kanallarını silikon tıkaçlarla tıkadıklarını dile getiren Op. Gedar, gözyaşı azalması sorunu yaşayan kişilerin kırmızı et ve kurutulmuş yiyecekleri azaltmalarını; omega 3 içeren somon, ceviz gibi yiyecekleri tüketmelerini önerdi. Op. Dr. Gedar sözlerine şöyle devam etti:

    “Gözyaşı kuruluğu yaşayan kişilerin ilaçlarının yanı sıra koruyucu gözlük kullanmaları gerekebilir. Suni gözyaşı damlası ve vitamin desteğinin tedavide yeterli olmadığı hastalarda siklosporin içeren ilaçlarla bir ya da iki yıllık bir tedavi ile sorun çözülebilir.  Göz kuruluğu sorunu yaşayan kişilerin bol su içmeleri, gözlerini ovalamamaları, ağır makyaj yapmamaları, sigara ve dumandan uzak durmaları gerekiyor. Bunun yanında bilgisayar kullanımını sınırlamak ve gözleri sık kırpmak önemli.”

    18 Şubat 2013 Pazartesi

    Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Evde Doğal Sabun Yapımı
    Evde Doğal Sabun Yapımı
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Sabun kişisel temizlik ve hijyen açısından olmazsa olmazımız değil mi? Bu sebeple de sabunlar için çok fazla harcamay yapıyoruz. Ama tabi ne kadar doğal olduğu ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor. Gelin kendi sabunumuzu kendimiz yapalım. Evde Doğal Sabun Nasıl Yapılır konulu makalemize bir göz atmanızı öneriyoruz..

    Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    * margarin ya da tereyag,saf zeytin yağı (herhangibiri olabilir),
    * Sodyum hidroksit kostik soda adi ile de bilinir,
    * Yemek Tuzu,
    * Saf su (ütü suyu ya da arabalar icin karbüratör suyu) Musluk suyu kireçli olduğundan kullanmayın.
    * İsteğe Göre parfüm ya da esans,
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Sodyum hidroksit  asit derecesinde tahrişe sebep olabilecek bir maddedir. O sebeple sulandırılmış çözelti hazırlarken dikkatli olunması gerekir. O yüzden cözeltisini hazirlarken, kostik sodanin üstüne su degil, suyun icine kostik sodayi ilave ediniz. Ayrica malzemelerin oranlari da oldukca önemli. fazladan koydugunuz kostik soda, elinizi sabunlayayim derken tahris etmenize neden olur.
    50 mL su icerisinde, 16 gram kostik sodayi cözünüz. Icine 160 mL zeytin yagi ilave ediniz. Ve elde ettiginiz karisimi 20 dakika boyunca kaynatiniz ve karistiriniz. !! Dikkatli olunuz, üzerinize veya saga sola sicramasin.!! 20 dakika sonunda kivamlasmis hale gelmis olacaktir ve bunu baska bir kaba (sabunun icinde katilacagi bir kaba, boyutunu vs. buna göre seciniz) bosaltiniz ve bir kasik yemek tuzu ve eger kokullu sabun istiyorum diyorsaniz, esans ilave ediniz. birkac gün katilasmasini bekleyiniz. Eger degisik yumusaklikta sabunlar yapmak istiyorum diyorsaniz, degisik yaglar kullanmalisiniz. hindistan cevizi yagi olabilir mesela. ya da süt kremasi ile sütlü sabun yapabilirsiniz
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri

    EVDE DOĞAL SABUN YAPIMI

    Konu Saati  22:00  |  in  Evde Sabun Yapımı Tairifi  |  Devamı»

    Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Evde Doğal Sabun Yapımı
    Evde Doğal Sabun Yapımı
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Sabun kişisel temizlik ve hijyen açısından olmazsa olmazımız değil mi? Bu sebeple de sabunlar için çok fazla harcamay yapıyoruz. Ama tabi ne kadar doğal olduğu ayrı bir tartışma konusu oluşturuyor. Gelin kendi sabunumuzu kendimiz yapalım. Evde Doğal Sabun Nasıl Yapılır konulu makalemize bir göz atmanızı öneriyoruz..

    Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    * margarin ya da tereyag,saf zeytin yağı (herhangibiri olabilir),
    * Sodyum hidroksit kostik soda adi ile de bilinir,
    * Yemek Tuzu,
    * Saf su (ütü suyu ya da arabalar icin karbüratör suyu) Musluk suyu kireçli olduğundan kullanmayın.
    * İsteğe Göre parfüm ya da esans,
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri
    Sodyum hidroksit  asit derecesinde tahrişe sebep olabilecek bir maddedir. O sebeple sulandırılmış çözelti hazırlarken dikkatli olunması gerekir. O yüzden cözeltisini hazirlarken, kostik sodanin üstüne su degil, suyun icine kostik sodayi ilave ediniz. Ayrica malzemelerin oranlari da oldukca önemli. fazladan koydugunuz kostik soda, elinizi sabunlayayim derken tahris etmenize neden olur.
    50 mL su icerisinde, 16 gram kostik sodayi cözünüz. Icine 160 mL zeytin yagi ilave ediniz. Ve elde ettiginiz karisimi 20 dakika boyunca kaynatiniz ve karistiriniz. !! Dikkatli olunuz, üzerinize veya saga sola sicramasin.!! 20 dakika sonunda kivamlasmis hale gelmis olacaktir ve bunu baska bir kaba (sabunun icinde katilacagi bir kaba, boyutunu vs. buna göre seciniz) bosaltiniz ve bir kasik yemek tuzu ve eger kokullu sabun istiyorum diyorsaniz, esans ilave ediniz. birkac gün katilasmasini bekleyiniz. Eger degisik yumusaklikta sabunlar yapmak istiyorum diyorsaniz, degisik yaglar kullanmalisiniz. hindistan cevizi yagi olabilir mesela. ya da süt kremasi ile sütlü sabun yapabilirsiniz
    Evde Sabun Nasıl Yapılır,Evde Sabun,Evde Sabun Yapımı,Evde Sabun Yapımı Tairifi,Evde Doğal Sabun Nasıl yapılır,Evde Sabun Yapımı Malzemeleri

    Bikini mevsiminin yaklaştığı bugünlerde herkes zayıflama derdinde... Peki, iştahınızı kilitlemeye ne dersiniz? Kadınlar en çok bundan dert yanıyor; “Sıkılıyorum, yiyorum”... 

    Bitkisel zayıflama yöntemi iştahı dizginliyor ve sizi tok tutuyor...  Sadece o mu? İçindeki bitkiler özellikle yağ yakıcı olanlardan seçilmiş. Doğal bitkilerle elde edilen zayıflama tozu, yağları yakarak gerçek zayıflamayı sağlıyor.  Sadece günde üç kaşık şifalı bitki tozuyla ideal beden geri geliyor.

    Artık şişmanlık sadece estetik sorunu da değil. Aşırı kilo; kanser, kalp, diyabet ve tansiyon gibi önemli hastalıkların da nedeni olabiliyor. Şişmanlığın ruhsal yansımalarını da unutmamak lazım. “Depresyondayım” şarkısını söyleyenlerin büyük çoğunluğunun sıkıntıdan yediği için kilo aldığı söylenir. Ama tek tersine, şişman kadınların depresyona girme oranı çok daha fazla.

    Neden- sonuç açısından değerlendirildiğinde şişmanlığın ilk nedeni fazla kalori almak. Ayrıca hormonsal düzensizlikler ve troid bezi sorunları da kilolara neden olarak gösteriliyor. Peki zayıflama tekniklerinin hiç suçu yok mu? Uzmanlar sıkı diyete girip günlerce aç kalıp, sonra da zayıflayanların büyük yanlış yaptığını söylüyor. Bir süre sonra iki misli kiloyla karşılaşınca neye uğradıklarına şaşıran kadınlar başka çareler aramaya başlıyorlar. Bu çarelerden birinden de şifalı bitkilerden “Zayıflama tozu” üreten Volkan Kurt söz ediyor. Kurt, sadece hızlı kilo vermenin zararlarından değil, "zayıflama çayı" ile kilolarla savaşma çabalarına da değiniyor; “Bu çayların içeriğine baktığımız zaman idrar söktürücü, bağırsak ve böbrek çalıştırıcı otlarla karşılaşıyoruz.

    Kullanıldıkları zaman vücuttan hızlı bir şekilde su atılıyor. Ama şu unutulmamalıdır ki, insan vücudunun yaklaşık yüzde 70'i su. Bu bitkisel çayları 1 hafta kadar kullandığımız zaman zaten vücuttan yaklaşık 4-5 kilo kadar suyu dışarı atıyoruz.” Tartıda hafif gözüküp, zayıfladığımızı  sandığımızı söyleyen Kurt,  “Kilo verme yanılsaması” olarak bu durumu açıklıyor. Volkan Kurt bir çok kadının bu şikayetlerden  yakındığını, o yüzden de böyle bir bitkisel ürünün üretimi üzerine düşündüklerini vurguluyor.

    Yeme İsteği Azalıyor

    Ataşehir'de sağlıklı beslenme ve doğal sağlık üzerine faaliyet gösteren Herbalium  Doğal Ürünler Merkezi'nin müdürü olan Kurt, bitkisel ve doğal olan herşeyin ilgi alanlarına girdiğini belirtiyor. Son olarak ürettikleri ürün ise kilo sorunu olanların ilgi odağında. Bu yeni ürünün en önemli özelliği, içeriğinde  "yağ yakıcı" şifalı bitkilerin ve özel karışımların bulunması. Bunun çay değil, "toz" olduğuna dikkat çeken Volkan Kurt, sağlıklı zayıflamak isteyenlere bu ürünlerini öneriyor.

    Bu Toz Nasıl Kullanılıyor?

    Her yemekten 15-20 dakika önce bir yemek kaşığı dolusu "bitkisel zayıflama tozu" alınıyor. Bitkisel tozun, üç öğün, bir kase yağsız yoğurda karıştırılarak yenmesi öneriliyor. Üzerine bir su bardağı su içildiğinde, bu karışım hem tok tutuyor hem de barsakları çalıştırıyor.  Öte yandan en önemlisi yemekte alınan yağların da vücuttan daha kolay atılmasını sağlıyor. Bu karışımın içerisinde kesinlikle sinemaki gibi boşaltım sistemini aşırı çalıştıran bitkiler yok. Tam tersi  faydası var. Yüksek kolesterolü düşürüyor, tansiyona faydalı oluyor.

    Herbalium'un ürettiği zayıflama tozu  "Z-34" adını taşıyan "Bitki özü damlası" ile birlikte kullanılırsa, daha olumlu sonuçlar ortaya çıkıyor. Sabah ve  akşam yarım çay bardağı su içerisine 10 damla damlatılarak içilmesi gereken "Zayıflama damlası" vücuttaki yağların atılmasını hızlandırıyor. Volkan Kurt, "Bahsettiğimiz bu formül ile ayda 4-6 kilo vermeniz mümkün. 100 kilo’nun üzerinde olan kişilerin 8 kiloya kadar indiği görüldü... Uzun süre kullanılmasının da herhangi bir sakıncası yok" diyor. Kurt, ayrıca bitki özü damlasının bedendeki zayıflamadan kaynaklanan bütün sinirsel ayaklanmayı yok ettiğini, bitki özü damlası ile birlikte bedenin ihtiyacı olan vitaminlerin alındığını, dolayısıyola yemeğe karşı olan zayıf iradenin güçlendiğini söylüyor...

    Aslında İştahınıza Kilit Vurabilirsiniz!...

    Konu Saati  13:05  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Bikini mevsiminin yaklaştığı bugünlerde herkes zayıflama derdinde... Peki, iştahınızı kilitlemeye ne dersiniz? Kadınlar en çok bundan dert yanıyor; “Sıkılıyorum, yiyorum”... 

    Bitkisel zayıflama yöntemi iştahı dizginliyor ve sizi tok tutuyor...  Sadece o mu? İçindeki bitkiler özellikle yağ yakıcı olanlardan seçilmiş. Doğal bitkilerle elde edilen zayıflama tozu, yağları yakarak gerçek zayıflamayı sağlıyor.  Sadece günde üç kaşık şifalı bitki tozuyla ideal beden geri geliyor.

    Artık şişmanlık sadece estetik sorunu da değil. Aşırı kilo; kanser, kalp, diyabet ve tansiyon gibi önemli hastalıkların da nedeni olabiliyor. Şişmanlığın ruhsal yansımalarını da unutmamak lazım. “Depresyondayım” şarkısını söyleyenlerin büyük çoğunluğunun sıkıntıdan yediği için kilo aldığı söylenir. Ama tek tersine, şişman kadınların depresyona girme oranı çok daha fazla.

    Neden- sonuç açısından değerlendirildiğinde şişmanlığın ilk nedeni fazla kalori almak. Ayrıca hormonsal düzensizlikler ve troid bezi sorunları da kilolara neden olarak gösteriliyor. Peki zayıflama tekniklerinin hiç suçu yok mu? Uzmanlar sıkı diyete girip günlerce aç kalıp, sonra da zayıflayanların büyük yanlış yaptığını söylüyor. Bir süre sonra iki misli kiloyla karşılaşınca neye uğradıklarına şaşıran kadınlar başka çareler aramaya başlıyorlar. Bu çarelerden birinden de şifalı bitkilerden “Zayıflama tozu” üreten Volkan Kurt söz ediyor. Kurt, sadece hızlı kilo vermenin zararlarından değil, "zayıflama çayı" ile kilolarla savaşma çabalarına da değiniyor; “Bu çayların içeriğine baktığımız zaman idrar söktürücü, bağırsak ve böbrek çalıştırıcı otlarla karşılaşıyoruz.

    Kullanıldıkları zaman vücuttan hızlı bir şekilde su atılıyor. Ama şu unutulmamalıdır ki, insan vücudunun yaklaşık yüzde 70'i su. Bu bitkisel çayları 1 hafta kadar kullandığımız zaman zaten vücuttan yaklaşık 4-5 kilo kadar suyu dışarı atıyoruz.” Tartıda hafif gözüküp, zayıfladığımızı  sandığımızı söyleyen Kurt,  “Kilo verme yanılsaması” olarak bu durumu açıklıyor. Volkan Kurt bir çok kadının bu şikayetlerden  yakındığını, o yüzden de böyle bir bitkisel ürünün üretimi üzerine düşündüklerini vurguluyor.

    Yeme İsteği Azalıyor

    Ataşehir'de sağlıklı beslenme ve doğal sağlık üzerine faaliyet gösteren Herbalium  Doğal Ürünler Merkezi'nin müdürü olan Kurt, bitkisel ve doğal olan herşeyin ilgi alanlarına girdiğini belirtiyor. Son olarak ürettikleri ürün ise kilo sorunu olanların ilgi odağında. Bu yeni ürünün en önemli özelliği, içeriğinde  "yağ yakıcı" şifalı bitkilerin ve özel karışımların bulunması. Bunun çay değil, "toz" olduğuna dikkat çeken Volkan Kurt, sağlıklı zayıflamak isteyenlere bu ürünlerini öneriyor.

    Bu Toz Nasıl Kullanılıyor?

    Her yemekten 15-20 dakika önce bir yemek kaşığı dolusu "bitkisel zayıflama tozu" alınıyor. Bitkisel tozun, üç öğün, bir kase yağsız yoğurda karıştırılarak yenmesi öneriliyor. Üzerine bir su bardağı su içildiğinde, bu karışım hem tok tutuyor hem de barsakları çalıştırıyor.  Öte yandan en önemlisi yemekte alınan yağların da vücuttan daha kolay atılmasını sağlıyor. Bu karışımın içerisinde kesinlikle sinemaki gibi boşaltım sistemini aşırı çalıştıran bitkiler yok. Tam tersi  faydası var. Yüksek kolesterolü düşürüyor, tansiyona faydalı oluyor.

    Herbalium'un ürettiği zayıflama tozu  "Z-34" adını taşıyan "Bitki özü damlası" ile birlikte kullanılırsa, daha olumlu sonuçlar ortaya çıkıyor. Sabah ve  akşam yarım çay bardağı su içerisine 10 damla damlatılarak içilmesi gereken "Zayıflama damlası" vücuttaki yağların atılmasını hızlandırıyor. Volkan Kurt, "Bahsettiğimiz bu formül ile ayda 4-6 kilo vermeniz mümkün. 100 kilo’nun üzerinde olan kişilerin 8 kiloya kadar indiği görüldü... Uzun süre kullanılmasının da herhangi bir sakıncası yok" diyor. Kurt, ayrıca bitki özü damlasının bedendeki zayıflamadan kaynaklanan bütün sinirsel ayaklanmayı yok ettiğini, bitki özü damlası ile birlikte bedenin ihtiyacı olan vitaminlerin alındığını, dolayısıyola yemeğe karşı olan zayıf iradenin güçlendiğini söylüyor...

    16 Şubat 2013 Cumartesi

    Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek için ne yazık ki dikkatli beslenmek tek başına yeterli değil. İşte dikkat etmemiz gereken ve gözden kaçırdığımız ayrıntılar…

    Gizli tuzaklar

    Soğuk algınlığına kapıldıysanız…
    Sık sık burnunuzu çekmeniz ve öksürmeniz daha çok yemek yemenize neden oluyor. Ancak hastayken tükettiğiniz tostun içindeki peynirin kilo aldırmadığını da ekleyelim! Çok sık rastlanan AD-36 virüsü de kilo aldırabiliyor. Obezite sorunu yaşayanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu hastaların yüzde 30’unun vücudunda AD-36 virüsü olduğunu saptadı. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ise AD-36 virüsünün vücuttaki yağ oranını artırdığı kanıtlandı. “Nedenleri ve etkileri daha kesinleşmemekle birlikte yapılan araştırmalar aşırı kilolu olanların ve obezite hastalarının büyük bir kısmının bu virüsü taşıdığını işaret ediyor” diyen Adam Walsh, Victoria’s Deakin Üniversitesi’nde Sağlık Bilimi eğitimi veriyor. Bu virüse karşı korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor. Sık sık elinizi yıkayabilir ve nezle olan kişilerle aynı havayı solumamaya çalışabilirsiniz.

    Geç saatlere kadar laptop ile çalışıyorsanız…
    Uyumadan önce kucağınızda laptop’ınız ile online alışveriş, sörf ya da chat yapıyorsanız, yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor! Kuzey Avustralya Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Siobhan Banks; “Parlak ışık melatonin hormonu üretiminde yavaşlamaya neden oluyor ve bu hormon uykunuzun gelmesini hızlandırıp, düzenli bir uyku rutini oturtmanıza da neden oluyor” diyor. Chicago Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yaptığı araştırmalar ise altı saatten az uykunun ensülin oranında yüzde 40’lık bir azalmaya ve bununla birlikte kilo alımıyla diyabete karşı eğilimin meydana gelmesine neden olduğunu gösteriyor. Bu nedenle akşam sekizden sonra çok aydınlık ortamlarda bulunmaktan kaçının ve daha çok masa üstü aydınlatmalarını tercih etmeye özen gösterin. Ayrıca da bilgisayar ekranının ışığını kısarak akşam geç saatlere çalışmak yerine erken yatın ve sabah erken kalkıp çalışmayı deneyin.

    Evhamlıysanız…
    Harvard Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmalara göre kadınların yüzde 52’si işten evliliğe kadar birçok konuda oldukça evhamlı! Üstelik aynı araştırma evhamla birlikte ortaya çıkan stresin kilo alımına neden olduğunu da gösteriyor. Neden mi? Stresli olduğumuzda yemek yapmakla uğraşmamak için hazır yiyeceklere yöneliyor ve daha çok kalorili besinler tüketiyoruz. Üstelik stres karın bölgesinde yağ oluşumuna neden olan kortizon hormonunun vücutta daha çok salgılanmasına neden oluyor. Eğer mümkünse her gün meditasyon yapmaya ve kendinizi küçük ayrıntılar nedeniyle endişelendirmemeye özen göstermelisiniz. Tıpkı Psikolog Dr. Leah Brennan’ın da dile getirdiği gibi; “Yeri geldiğinde ‘hayır’ demeyi öğrenmeli, her gün kendinize sakinleşmek için kitap okumak ve sıcak banyo yapmak için zaman ayırmalısınız. Vereceğiniz küçük molalar ise daha büyük olayları daha sakin karşılamanızı sağlayacaktır.” Ancak küçük molalar ile rahatlamakta zorlanıyorsanız, daha kesin sonuçlar için bir psikolog ile görüşmenizde fayda var.

    Gürültülü ortamlarda bulunuyorsanız...
    Bir dakikalık sessizliğe dahi hasret misiniz? O zaman karın bölgenizde meydana gelen yağların nedeni keşfedildi demektir! Marie Claire'in haberine göre; Penn State Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada az seviyede bile olsa sürekli gürültülü ortamlarda bulunan kişilerin daha çok yemek yediğini ve şekerli gıdalar tüketmeyi arzuladığı görülüyor. Koşu sırasında rahatlamak için iPod’unuzdan dinlediğiniz müziğin dahi kimi zaman yağlanmaya neden olduğu belirtiliyor. Her kadar müzik dinlerken rahatladığınızı ve daha iyi çalıştığınızı düşünseniz, bazen hafif bir müziğin bile şaşırtıcı tehlikeleri bulunuyor. Bu nedenle hayatınızdaki bazı sesleri kısa süreliğine de olsa yok etmelisiniz! Arada sırada telefon ile radyonuzu kapatabilir ya da televizyonun sesini kısabilirsiniz. Bu küçük değişimlerin bile çok büyük farklar yaratacağını göreceksiniz.

    Odanız ideal sıcaklıktaysa…
    Son 30 yılda ev ve iş yerlerimizdeki sıcaklık altı derece arttı ve London College Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalara göre bu durum metabolizmamızın bizi sıcak ya da soğuk tutmak için daha az çalışmasına neden oluyor. Ayrıca metabolizma hızındaki bu yavaşlama daha az enerji tüketimine ve daha yavaş bunun sonucunda daha az yağ yakımına da yol açıyor. Eğer kilo almak istemiyorsanız, kalorifer ya da havalandırmanın derecesini birkaç derece indirerek metabolizmanızı daha hızlı çalışmasını sağlayabilirsiniz.

    Arkadaşlarınız yemek yemeyi seviyorsa…
    2007 yılında dünya genelinde yapılan araştırmalar aşırı kilolu kişilerle arkadaş olanların bu arkadaşlıkları başladıktan sonra kilolarında ciddi bir artış meydana geldiği görülüyor. Bu durum tabii ki psikolojik! Genellikle birçok kişi yakın çevresindekilerin alışkanlıklarına zamanla sahip olmaya başlıyor. Televizyon seyrederken cips ya da patlamış mısır yemek, aşırı tatlı tüketmek ve gazlı içecekler içmek de bu alışkanlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca bazen tok olmanıza rağmen arkadaşınızın zorlamasıyla kendinizi aşırı abur cubur tüketimi yaparken bulabilirsiniz. Bu tip sorunların genellikle ofis ortamlarında karşımıza çıktığını unutmayınız. Bu nedenle eğer etrafınızda yemek yemekten hoşlanan kişiler varsa, kendinizi mutlaka kontrol etmelisiniz. Sürekli dışarıda yemek yerine evde sağlıklı yemekler pişirmeye ve yemek sonrası abur cubur yerine meyve tüketmeye özen göstermelisiniz.

    Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek neden zor?

    Konu Saati  11:37  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Sağlıklı ve kalıcı bir şekilde kilo vermek için ne yazık ki dikkatli beslenmek tek başına yeterli değil. İşte dikkat etmemiz gereken ve gözden kaçırdığımız ayrıntılar…

    Gizli tuzaklar

    Soğuk algınlığına kapıldıysanız…
    Sık sık burnunuzu çekmeniz ve öksürmeniz daha çok yemek yemenize neden oluyor. Ancak hastayken tükettiğiniz tostun içindeki peynirin kilo aldırmadığını da ekleyelim! Çok sık rastlanan AD-36 virüsü de kilo aldırabiliyor. Obezite sorunu yaşayanlar üzerinde yapılan araştırmalar, bu hastaların yüzde 30’unun vücudunda AD-36 virüsü olduğunu saptadı. Hayvanlar üzerinde yapılan araştırmalarda ise AD-36 virüsünün vücuttaki yağ oranını artırdığı kanıtlandı. “Nedenleri ve etkileri daha kesinleşmemekle birlikte yapılan araştırmalar aşırı kilolu olanların ve obezite hastalarının büyük bir kısmının bu virüsü taşıdığını işaret ediyor” diyen Adam Walsh, Victoria’s Deakin Üniversitesi’nde Sağlık Bilimi eğitimi veriyor. Bu virüse karşı korunmak için bağışıklık sisteminizi güçlendirmeniz gerekiyor. Sık sık elinizi yıkayabilir ve nezle olan kişilerle aynı havayı solumamaya çalışabilirsiniz.

    Geç saatlere kadar laptop ile çalışıyorsanız…
    Uyumadan önce kucağınızda laptop’ınız ile online alışveriş, sörf ya da chat yapıyorsanız, yediklerinize dikkat etmeniz gerekiyor! Kuzey Avustralya Üniversitesi akademisyenlerinden Dr. Siobhan Banks; “Parlak ışık melatonin hormonu üretiminde yavaşlamaya neden oluyor ve bu hormon uykunuzun gelmesini hızlandırıp, düzenli bir uyku rutini oturtmanıza da neden oluyor” diyor. Chicago Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yaptığı araştırmalar ise altı saatten az uykunun ensülin oranında yüzde 40’lık bir azalmaya ve bununla birlikte kilo alımıyla diyabete karşı eğilimin meydana gelmesine neden olduğunu gösteriyor. Bu nedenle akşam sekizden sonra çok aydınlık ortamlarda bulunmaktan kaçının ve daha çok masa üstü aydınlatmalarını tercih etmeye özen gösterin. Ayrıca da bilgisayar ekranının ışığını kısarak akşam geç saatlere çalışmak yerine erken yatın ve sabah erken kalkıp çalışmayı deneyin.

    Evhamlıysanız…
    Harvard Üniversitesi’nin yaptığı son araştırmalara göre kadınların yüzde 52’si işten evliliğe kadar birçok konuda oldukça evhamlı! Üstelik aynı araştırma evhamla birlikte ortaya çıkan stresin kilo alımına neden olduğunu da gösteriyor. Neden mi? Stresli olduğumuzda yemek yapmakla uğraşmamak için hazır yiyeceklere yöneliyor ve daha çok kalorili besinler tüketiyoruz. Üstelik stres karın bölgesinde yağ oluşumuna neden olan kortizon hormonunun vücutta daha çok salgılanmasına neden oluyor. Eğer mümkünse her gün meditasyon yapmaya ve kendinizi küçük ayrıntılar nedeniyle endişelendirmemeye özen göstermelisiniz. Tıpkı Psikolog Dr. Leah Brennan’ın da dile getirdiği gibi; “Yeri geldiğinde ‘hayır’ demeyi öğrenmeli, her gün kendinize sakinleşmek için kitap okumak ve sıcak banyo yapmak için zaman ayırmalısınız. Vereceğiniz küçük molalar ise daha büyük olayları daha sakin karşılamanızı sağlayacaktır.” Ancak küçük molalar ile rahatlamakta zorlanıyorsanız, daha kesin sonuçlar için bir psikolog ile görüşmenizde fayda var.

    Gürültülü ortamlarda bulunuyorsanız...
    Bir dakikalık sessizliğe dahi hasret misiniz? O zaman karın bölgenizde meydana gelen yağların nedeni keşfedildi demektir! Marie Claire'in haberine göre; Penn State Üniversitesi’nin yaptığı bir araştırmada az seviyede bile olsa sürekli gürültülü ortamlarda bulunan kişilerin daha çok yemek yediğini ve şekerli gıdalar tüketmeyi arzuladığı görülüyor. Koşu sırasında rahatlamak için iPod’unuzdan dinlediğiniz müziğin dahi kimi zaman yağlanmaya neden olduğu belirtiliyor. Her kadar müzik dinlerken rahatladığınızı ve daha iyi çalıştığınızı düşünseniz, bazen hafif bir müziğin bile şaşırtıcı tehlikeleri bulunuyor. Bu nedenle hayatınızdaki bazı sesleri kısa süreliğine de olsa yok etmelisiniz! Arada sırada telefon ile radyonuzu kapatabilir ya da televizyonun sesini kısabilirsiniz. Bu küçük değişimlerin bile çok büyük farklar yaratacağını göreceksiniz.

    Odanız ideal sıcaklıktaysa…
    Son 30 yılda ev ve iş yerlerimizdeki sıcaklık altı derece arttı ve London College Üniversitesi’nin yaptığı araştırmalara göre bu durum metabolizmamızın bizi sıcak ya da soğuk tutmak için daha az çalışmasına neden oluyor. Ayrıca metabolizma hızındaki bu yavaşlama daha az enerji tüketimine ve daha yavaş bunun sonucunda daha az yağ yakımına da yol açıyor. Eğer kilo almak istemiyorsanız, kalorifer ya da havalandırmanın derecesini birkaç derece indirerek metabolizmanızı daha hızlı çalışmasını sağlayabilirsiniz.

    Arkadaşlarınız yemek yemeyi seviyorsa…
    2007 yılında dünya genelinde yapılan araştırmalar aşırı kilolu kişilerle arkadaş olanların bu arkadaşlıkları başladıktan sonra kilolarında ciddi bir artış meydana geldiği görülüyor. Bu durum tabii ki psikolojik! Genellikle birçok kişi yakın çevresindekilerin alışkanlıklarına zamanla sahip olmaya başlıyor. Televizyon seyrederken cips ya da patlamış mısır yemek, aşırı tatlı tüketmek ve gazlı içecekler içmek de bu alışkanlıklar arasında yer alıyor. Ayrıca bazen tok olmanıza rağmen arkadaşınızın zorlamasıyla kendinizi aşırı abur cubur tüketimi yaparken bulabilirsiniz. Bu tip sorunların genellikle ofis ortamlarında karşımıza çıktığını unutmayınız. Bu nedenle eğer etrafınızda yemek yemekten hoşlanan kişiler varsa, kendinizi mutlaka kontrol etmelisiniz. Sürekli dışarıda yemek yerine evde sağlıklı yemekler pişirmeye ve yemek sonrası abur cubur yerine meyve tüketmeye özen göstermelisiniz.

    İnternette gezinirken, video izleyip sohbet ederken ya da elektronik posta yollarken iklim değişikliğinin artmasına neden olduğunuz aklınıza gelir mi?

    Centre for Energy-Efficient Telecommunications (Enerji Verimliliği ve Telekominikasyon Merkezi) CEET ve Bell Labs tarafından yapılan araştırmanın sonuçları çarpıcı. Hazırlanan rapora göre internette gezinme, video izleme, sohbet etme, konuşma, e-posta ve diğer bulut temelli kullanımların sebep olduğu emisyonlar yılda 830 milyon ton karbondioksit.


    Bu tüketim, havacılık sektörünün yarattığı toplam karbon emisyonu ile aynı. Buradaki sorunun önemli bir kaynağı ise internet firmalarının hizmetlerini verebilmek için kullandığı sunucular. Sorunun 2020 yılı itibarıyla çok daha büyüyeceği düşünülüyor.

    Kaynak:ntvmsnbc.com
    Görsel:http://www.google.com.tr/imgres?hl=tr&safe=active&sa=X&tbo=d&biw=1163&bih=619&tbm=isch&tbnid=iTC1Abdy2uZQpM:&imgrefurl=http://www.forumacil.com/soru-lar-ile-cevap-lar/317216-kuresel-iklim-degisikligi-ile-ilgili-resimler.html&docid=0Da5373RlL5BhM&imgurl=http://img142.imageshack.us/img142/379/2b4edd6d1e5b4b83a8c35fa.jpg&w=417&h=565&ei=RnofUbStA8ajtAaQxICQBA&zoom=1&ved=1t:3588,r:5,s:0,i:93&iact=rc&dur=469&sig=108613569278065852579&page=1&tbnh=182&tbnw=129&start=0&ndsp=13&tx=51&ty=84

    İNTERNET KULLANIRKEN İKLİMİ DEĞİŞTİRİYORUZ

    Konu Saati  04:26  |  in    |  Devamı»

    İnternette gezinirken, video izleyip sohbet ederken ya da elektronik posta yollarken iklim değişikliğinin artmasına neden olduğunuz aklınıza gelir mi?

    Centre for Energy-Efficient Telecommunications (Enerji Verimliliği ve Telekominikasyon Merkezi) CEET ve Bell Labs tarafından yapılan araştırmanın sonuçları çarpıcı. Hazırlanan rapora göre internette gezinme, video izleme, sohbet etme, konuşma, e-posta ve diğer bulut temelli kullanımların sebep olduğu emisyonlar yılda 830 milyon ton karbondioksit.


    Bu tüketim, havacılık sektörünün yarattığı toplam karbon emisyonu ile aynı. Buradaki sorunun önemli bir kaynağı ise internet firmalarının hizmetlerini verebilmek için kullandığı sunucular. Sorunun 2020 yılı itibarıyla çok daha büyüyeceği düşünülüyor.

    Kaynak:ntvmsnbc.com
    Görsel:http://www.google.com.tr/imgres?hl=tr&safe=active&sa=X&tbo=d&biw=1163&bih=619&tbm=isch&tbnid=iTC1Abdy2uZQpM:&imgrefurl=http://www.forumacil.com/soru-lar-ile-cevap-lar/317216-kuresel-iklim-degisikligi-ile-ilgili-resimler.html&docid=0Da5373RlL5BhM&imgurl=http://img142.imageshack.us/img142/379/2b4edd6d1e5b4b83a8c35fa.jpg&w=417&h=565&ei=RnofUbStA8ajtAaQxICQBA&zoom=1&ved=1t:3588,r:5,s:0,i:93&iact=rc&dur=469&sig=108613569278065852579&page=1&tbnh=182&tbnw=129&start=0&ndsp=13&tx=51&ty=84

    2013 Rujları
    2013 Ruj Renkleri
    2013 Ruj Renkleri
    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar
    2013 yılında ruj modası da bir hayli renkli diğer modalarda olduğu gibi.. 2013 Ruj Rengi koyu kırmızı..Bir zamanlar oldukça moda olan koyu renk dudaklar geri dönüyor.. Peki 2013 ruj trendleri neler biliyor musunuz? Bu gün sizlere 2013 ruj modası hakkında bilgiler vereceğiz..

    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar
    Makyaj çantanızda bulunması gereken ruj renkleri nelermiş hep birlikte görelim..Doğal renkler ve metalik görünümlü dudaklarla bu sene sıkça karşılaşılacağız.2013 ruj rengi kırmızı olacak.Fuşya, kırmızı ve koyu tonlarda rujlar ön planda bu yıl..
    Bu yıl gerçekten parlak ve göz alıcı dudaklar moda olacak. En büyük trendlerden biri ise elektrik dudaklar. Yani dudaklar kalın, güzel ve bir parça metalik olacak. Göz alıcı renkler daha ön planda olacağından fuşya, kırmızı ve koyu tonlarda rujların da makyaj çantasında yer alması gerekiyor. Evoria.com, bu rujları kullanırken pürüzsüz bir tene sahip olmanız gerektiğinin altını çiziyor.
    Her dönemin vazgeçilmez ruj rengi elbette kırmızı. Kadınların vazgeçmediği ve ruj severlerin makyaj çantasından asla çıkarmadığı kırmızı ruj, tüm tonları ile bu sene de oldukça revaçta. Ancak koyu metalik kırmızı ve kan kırmızılar daha gözde olacak.
    Gül rengi dudaklar ile 2013’te stilinizi belli edebilirsiniz. Gül renkleri ve yumuşak pembe rujlar tüm cilt tonlarıyla kullanılabilir. Benzer tonlarda bir allık ile güzel ve çekici bir görünüm kolaylıkla yakalanabilir.
    Çit Taraflı Rujlar Oldukça Moda ..
    İki rengi aynı rujda kullanma imkanı sunan çift taraflı rujlar önemli makyaj malzemeleri arasında yer alacak bu sene.. Farklı zamanlarda renkleri ayrı ayrı kullanabileceğiniz gibi, iki rengi karıştırarak kullanma imkanınızda mevcut..
    Ruj renginde oje sürün
    2013 trendlerinden en çok göze çarpanı ise, ruj ve oje renginin aynı olması olacak..Rujunuzun ve kullandığınız ojenin aynı renk olması çok önemli bu yıl..
    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar

    2013 RUJ RENKLERİ

    Konu Saati  00:01  |  in  Ruj Modası 2013  |  Devamı»

    2013 Rujları
    2013 Ruj Renkleri
    2013 Ruj Renkleri
    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar
    2013 yılında ruj modası da bir hayli renkli diğer modalarda olduğu gibi.. 2013 Ruj Rengi koyu kırmızı..Bir zamanlar oldukça moda olan koyu renk dudaklar geri dönüyor.. Peki 2013 ruj trendleri neler biliyor musunuz? Bu gün sizlere 2013 ruj modası hakkında bilgiler vereceğiz..

    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar
    Makyaj çantanızda bulunması gereken ruj renkleri nelermiş hep birlikte görelim..Doğal renkler ve metalik görünümlü dudaklarla bu sene sıkça karşılaşılacağız.2013 ruj rengi kırmızı olacak.Fuşya, kırmızı ve koyu tonlarda rujlar ön planda bu yıl..
    Bu yıl gerçekten parlak ve göz alıcı dudaklar moda olacak. En büyük trendlerden biri ise elektrik dudaklar. Yani dudaklar kalın, güzel ve bir parça metalik olacak. Göz alıcı renkler daha ön planda olacağından fuşya, kırmızı ve koyu tonlarda rujların da makyaj çantasında yer alması gerekiyor. Evoria.com, bu rujları kullanırken pürüzsüz bir tene sahip olmanız gerektiğinin altını çiziyor.
    Her dönemin vazgeçilmez ruj rengi elbette kırmızı. Kadınların vazgeçmediği ve ruj severlerin makyaj çantasından asla çıkarmadığı kırmızı ruj, tüm tonları ile bu sene de oldukça revaçta. Ancak koyu metalik kırmızı ve kan kırmızılar daha gözde olacak.
    Gül rengi dudaklar ile 2013’te stilinizi belli edebilirsiniz. Gül renkleri ve yumuşak pembe rujlar tüm cilt tonlarıyla kullanılabilir. Benzer tonlarda bir allık ile güzel ve çekici bir görünüm kolaylıkla yakalanabilir.
    Çit Taraflı Rujlar Oldukça Moda ..
    İki rengi aynı rujda kullanma imkanı sunan çift taraflı rujlar önemli makyaj malzemeleri arasında yer alacak bu sene.. Farklı zamanlarda renkleri ayrı ayrı kullanabileceğiniz gibi, iki rengi karıştırarak kullanma imkanınızda mevcut..
    Ruj renginde oje sürün
    2013 trendlerinden en çok göze çarpanı ise, ruj ve oje renginin aynı olması olacak..Rujunuzun ve kullandığınız ojenin aynı renk olması çok önemli bu yıl..
    2013 Rujları,2013 Ruj Modası,2013 Ruj Trendleri,2013 Ruj Rengi,Ruj Modası 2013,2013 Kırmızı Ruj Modası,Çift Taraflı Rujlar

    14 Şubat 2013 Perşembe

    Elme Sirkesi İle Zayıflama
    Elma Sirkesinin Faydaları ve Zararları
    Elma Sirkesi Zayıflatır mı ?
    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi
    Son dönemlerde, elma sirkesinini mucizeleri sıklıkla konuşuluyor. Biz de sizler için küçük bir araştırma yaptık. Araştırma sonucucunda elma sirkesi mucizesini bir kezde biz sizlere anlatmak istedik..

    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi
    Elma Sirkesi Vücudu temizler
    Elma sirkesi çok etkili bir detoks ürünüdür. Vücudu toksinlerden arındırır, böbrek ve karaciğeri temizler, canlılık verir, cildin daha parlak görünmesini sağlar.
    Elma Sirkesi Şeker hastalığına İyi Gelirmi?
    Evet elma sirkesi Şeker hastalığında faydalıdır. Günde 1 yemek kaşığı elma sirkesi tüketen diyabetli bireylerin daha düzenli kan şekerine sahip oldukları araştırmalarca destekleniyor. Ayrıca diyabetli hastalarda HDL,
    iyi kolesterol seviyesinde de artış gözleniyor.
    Elma Sirkesi Zayıflatırmı ?
    Elma sirkesinin yağ yakmayı sağladığına dair bir yaygın düşünce vardır. Ama maalesef kilo vermek bu kadar da kolay değil. Elma sirkesi sadece sindirimi hızlandırdığı ve ödem atımını sağladığı için kilo verme programınızda destek olabilir.
    Yüksek Tansiyon
    Kan basıncını düşürücü etkisinden dolayı elma sirkesi hipertansiyonda faydalı olabilir. Ama hipertansiyon rahatsızlığında çok fazla tüketilmemesinde fayda var.
    Elma Sirkesinin Zararları
    Günde 2 yemek kaşığı ve üzeri tüketimlerde sindirim sisteminde ve tansiyonda problemler olabilir. Bazı ilaçlarla etkileşim yapabilir. Tüketirken asla tek başına değil su ile karıştırarak tüketin.
    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi

    ELMA SİRKESİ ZAYIFLATIRMI ?

    Konu Saati  07:57  |  in  Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü  |  Devamı»

    Elme Sirkesi İle Zayıflama
    Elma Sirkesinin Faydaları ve Zararları
    Elma Sirkesi Zayıflatır mı ?
    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi
    Son dönemlerde, elma sirkesinini mucizeleri sıklıkla konuşuluyor. Biz de sizler için küçük bir araştırma yaptık. Araştırma sonucucunda elma sirkesi mucizesini bir kezde biz sizlere anlatmak istedik..

    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi
    Elma Sirkesi Vücudu temizler
    Elma sirkesi çok etkili bir detoks ürünüdür. Vücudu toksinlerden arındırır, böbrek ve karaciğeri temizler, canlılık verir, cildin daha parlak görünmesini sağlar.
    Elma Sirkesi Şeker hastalığına İyi Gelirmi?
    Evet elma sirkesi Şeker hastalığında faydalıdır. Günde 1 yemek kaşığı elma sirkesi tüketen diyabetli bireylerin daha düzenli kan şekerine sahip oldukları araştırmalarca destekleniyor. Ayrıca diyabetli hastalarda HDL,
    iyi kolesterol seviyesinde de artış gözleniyor.
    Elma Sirkesi Zayıflatırmı ?
    Elma sirkesinin yağ yakmayı sağladığına dair bir yaygın düşünce vardır. Ama maalesef kilo vermek bu kadar da kolay değil. Elma sirkesi sadece sindirimi hızlandırdığı ve ödem atımını sağladığı için kilo verme programınızda destek olabilir.
    Yüksek Tansiyon
    Kan basıncını düşürücü etkisinden dolayı elma sirkesi hipertansiyonda faydalı olabilir. Ama hipertansiyon rahatsızlığında çok fazla tüketilmemesinde fayda var.
    Elma Sirkesinin Zararları
    Günde 2 yemek kaşığı ve üzeri tüketimlerde sindirim sisteminde ve tansiyonda problemler olabilir. Bazı ilaçlarla etkileşim yapabilir. Tüketirken asla tek başına değil su ile karıştırarak tüketin.
    Elma Sikesinin Faydaları,Elme Sirkesi İle Zayıflama,Elma Sirkesi Şeker Hastalığı,Elme Sirkesi Şekeri Düşürürmü,Elma Sirkesi Şeker Hastalığına İyi Gelirmi

    12 Şubat 2013 Salı

    Sürekli diyette olduğunuz halde bir türlü zayıflayamıyor musunuz? İşte buna neden olabilecek yanlışlar...

    Hızlı diyetlere güvenmek
    Bir haftada 10 kilo zayıflayacağınızı vadeden hiç birşey yemediğiniz sadece greyfurt ya da lahana içeren diyetlere aldanmayın. İlk önce yemediğiniz için zayıflıyor gibi görünseniz de gerçekte, sadece birkaç kalori ile beslendiğiniz için metabolizmanız yavaş çalışmaya başlar. Diyet bittiğinde vücudunuz kalorileri az yakar ve verdiğinizden daha kısa sürede kilo alırsınız.

    Kahvaltı etmemek
    Sabah kahvaltı etmemek birkaç kalori az almanızı sağlıyor gibi görünebilir ancak bu sebeple gün boyunca hep aç hissedersiniz. Bu nedenle sürekli ofiste ya da evde kalorili şeyler atıştırırsınız. Ancak yüksek protein ve lif içeren iyi bir kahvaltı gün boyu aç hissetmenizi engelleyebilir. Araştırmalara göre her sabah kahvaltı eden insanlar diğerlerine göre daha sağlıklı.

    Sık atıştırmak
    Her öğününüzde yediklerinize dikkat ediyor olabilirsiniz ancak ara öğünlerde gereksiz şeyler yiyor olabilirsiniz. Masanızın üstünde koca bir dilim ekler varsa, çubuk dondurmadan vazgeçmiyorsanız ya da ofis partilerinde ikram edilen kekten mutlaka bir dilim kek yiyorsanız  zararlı çıkan siz olursunuz. Beslenmenize bir bütün olarak dikkat etmelisiniz.

    Çok fazla çerez yemek
    Dikkat etmeden yediğiniz cips gibi kızartılmış atıştırmalıklar bel çevrenizin kalınlaşmasına neden olur. Bazı insanlar açlıklarını bastırmak için çok fazla yer. Bu tür yiyeceklerin yerine özellikle protein bakımından zengin  fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler tüketmek metabolizmanızın hızlı çalışmasını sağlar. Araştırmalarda bunları tüketenlenlerin diğer cips gibi şeyleri yiyenlere göre daha zayıf oldukları da belirlenmiş.

    Çok fazla az yağlı yiyecek yemek
    Düşük yağlı yiyecekler diyette önemli bir yere sahiptir ancak düşük yağlı demek düşük kalorili demek değildir. Eğer tabağınızda düşük yağlı bir kek varsa düşük kalorili olduğu anlamına gelmez. En iyisi yediğinizin ne kadar yağ, kalori ve şeker içerdiğine de dikkat etmektir.

    Çok az su içmek
    Bu en çok yapılan en basit diyet hatasıdır. Su özellikle kalorilerin yakılması için gereklidir. Eğer suyunuzu kurutursanız metabolizmanız çalışmaz yani daha yavaş zayıflarsınız. Her yemekten veya atıştırmalıklardan sonra mutlaka bol su için.

    Süt ürünleri tüketmemek
    Süt, peynir, dondurma, yoğurt çoğu diyet yapan kişi için tabudur ancak aslında yararlıdır. Bazı araştırmalara göre vücut yeterince kalsiyum aldığında yağ yakmaya başlar. Vücut kalsiyumdan yoksunsa vücut yağ depolamaya başlar. Kalsiyum vitaminleri yerine süt ve süt ürünleri tüketilmesi daha yararlıdır. Çoğu diyetisyen yağsız ya da yarım yağlı süt, peynir ve yoğurt öneriyor.

    Araçta yiyip içmek
    Yiyeceklerinizi aracınızda yiyecekseniz mutlaka salata türü sağlıklı yiyecekleri tercih edin. Bol kalorili menülerden uzak durun. Eğer bir kere aracınızda yiyip içerseniz bu alışkanlık haline gelebilir, bu yüzden asla denemeyin.

    Her gün tartılmak
    Her gün tartılmak sizi diyetiniz konusunda umutsuzlaştırabilir. En iyisi haftada bir tartılmak ya da uzun bir diyet döneminden sonra tatılmak olabilir. Tartıda başlangıçtan daha az bir değer gördüğünüzde daha mutlu hissedeceksiniz.

    Gerçekçi olmayan hedefler koymak
    İlk haftada 5 kilo zayıflamaya çalışıyorsanız hafta sonunda umutsuzluğa kapılarak beslenmenize dikkat etmeyebilirsiniz. Kendinizi cesaretlendirmek ve motive etmek adına gerçekleştirebileceğiniz hedefler koyun. Ne kadar zamanda ne kadar zayıflayacağınızı bilemiyorsanız diyetisyeninizle konuşabilirsiniz.

    Egzersiz yapmamak
    Egzersiz yapmazsanız verdiğiniz kilolaları almanız daha kolay hale gelir. Eğer egzersiz yaparsanız sevdiğiniz şeyleri daha çok yiyebilirsiniz ve hala zayıflamaya devam edersiniz. Düzenli egzersiz yapmanın anahtarı ise sevdiğiniz egzersize karar vermek ve başlamak.

    Diyetteyken Yapılan 12 Yanlış

    Konu Saati  13:10  |  in  Diyet zayıflama  |  Devamı»

    Sürekli diyette olduğunuz halde bir türlü zayıflayamıyor musunuz? İşte buna neden olabilecek yanlışlar...

    Hızlı diyetlere güvenmek
    Bir haftada 10 kilo zayıflayacağınızı vadeden hiç birşey yemediğiniz sadece greyfurt ya da lahana içeren diyetlere aldanmayın. İlk önce yemediğiniz için zayıflıyor gibi görünseniz de gerçekte, sadece birkaç kalori ile beslendiğiniz için metabolizmanız yavaş çalışmaya başlar. Diyet bittiğinde vücudunuz kalorileri az yakar ve verdiğinizden daha kısa sürede kilo alırsınız.

    Kahvaltı etmemek
    Sabah kahvaltı etmemek birkaç kalori az almanızı sağlıyor gibi görünebilir ancak bu sebeple gün boyunca hep aç hissedersiniz. Bu nedenle sürekli ofiste ya da evde kalorili şeyler atıştırırsınız. Ancak yüksek protein ve lif içeren iyi bir kahvaltı gün boyu aç hissetmenizi engelleyebilir. Araştırmalara göre her sabah kahvaltı eden insanlar diğerlerine göre daha sağlıklı.

    Sık atıştırmak
    Her öğününüzde yediklerinize dikkat ediyor olabilirsiniz ancak ara öğünlerde gereksiz şeyler yiyor olabilirsiniz. Masanızın üstünde koca bir dilim ekler varsa, çubuk dondurmadan vazgeçmiyorsanız ya da ofis partilerinde ikram edilen kekten mutlaka bir dilim kek yiyorsanız  zararlı çıkan siz olursunuz. Beslenmenize bir bütün olarak dikkat etmelisiniz.

    Çok fazla çerez yemek
    Dikkat etmeden yediğiniz cips gibi kızartılmış atıştırmalıklar bel çevrenizin kalınlaşmasına neden olur. Bazı insanlar açlıklarını bastırmak için çok fazla yer. Bu tür yiyeceklerin yerine özellikle protein bakımından zengin  fındık, badem, ceviz gibi kuruyemişler tüketmek metabolizmanızın hızlı çalışmasını sağlar. Araştırmalarda bunları tüketenlenlerin diğer cips gibi şeyleri yiyenlere göre daha zayıf oldukları da belirlenmiş.

    Çok fazla az yağlı yiyecek yemek
    Düşük yağlı yiyecekler diyette önemli bir yere sahiptir ancak düşük yağlı demek düşük kalorili demek değildir. Eğer tabağınızda düşük yağlı bir kek varsa düşük kalorili olduğu anlamına gelmez. En iyisi yediğinizin ne kadar yağ, kalori ve şeker içerdiğine de dikkat etmektir.

    Çok az su içmek
    Bu en çok yapılan en basit diyet hatasıdır. Su özellikle kalorilerin yakılması için gereklidir. Eğer suyunuzu kurutursanız metabolizmanız çalışmaz yani daha yavaş zayıflarsınız. Her yemekten veya atıştırmalıklardan sonra mutlaka bol su için.

    Süt ürünleri tüketmemek
    Süt, peynir, dondurma, yoğurt çoğu diyet yapan kişi için tabudur ancak aslında yararlıdır. Bazı araştırmalara göre vücut yeterince kalsiyum aldığında yağ yakmaya başlar. Vücut kalsiyumdan yoksunsa vücut yağ depolamaya başlar. Kalsiyum vitaminleri yerine süt ve süt ürünleri tüketilmesi daha yararlıdır. Çoğu diyetisyen yağsız ya da yarım yağlı süt, peynir ve yoğurt öneriyor.

    Araçta yiyip içmek
    Yiyeceklerinizi aracınızda yiyecekseniz mutlaka salata türü sağlıklı yiyecekleri tercih edin. Bol kalorili menülerden uzak durun. Eğer bir kere aracınızda yiyip içerseniz bu alışkanlık haline gelebilir, bu yüzden asla denemeyin.

    Her gün tartılmak
    Her gün tartılmak sizi diyetiniz konusunda umutsuzlaştırabilir. En iyisi haftada bir tartılmak ya da uzun bir diyet döneminden sonra tatılmak olabilir. Tartıda başlangıçtan daha az bir değer gördüğünüzde daha mutlu hissedeceksiniz.

    Gerçekçi olmayan hedefler koymak
    İlk haftada 5 kilo zayıflamaya çalışıyorsanız hafta sonunda umutsuzluğa kapılarak beslenmenize dikkat etmeyebilirsiniz. Kendinizi cesaretlendirmek ve motive etmek adına gerçekleştirebileceğiniz hedefler koyun. Ne kadar zamanda ne kadar zayıflayacağınızı bilemiyorsanız diyetisyeninizle konuşabilirsiniz.

    Egzersiz yapmamak
    Egzersiz yapmazsanız verdiğiniz kilolaları almanız daha kolay hale gelir. Eğer egzersiz yaparsanız sevdiğiniz şeyleri daha çok yiyebilirsiniz ve hala zayıflamaya devam edersiniz. Düzenli egzersiz yapmanın anahtarı ise sevdiğiniz egzersize karar vermek ve başlamak.

    11 Şubat 2013 Pazartesi

    Fiziksel ve ruhsal sağlık iyi bir cinsel yaşam için ön koşul. Bu nedenle de özellikle uyku düzeni ve beslenme cinsel yaşam için çok önemli.... Sağlıklı cinsel yaşamın sırları bu yazımızda...

    İşte Cenk Kiper'den iyi bir cinselliğin sırları:

    Spor yapın: Cinsel çekicilik hem kendiniz için hem de karşı taraf için önemlidir. Düzenli spor fiziksel kondisyonunuzu arttıracağı gibi düzenli vücut hatları sağlayıp karşı tarafın ilgisini çekip cinsel arzu uyandıracaktır. Ayrıca cinsel arzunuz olsa da nefes nefese kalıp bunu tam yaşayamadıktan sonra neye yarar ki?

    İçkinin etkisi: Alkol kullanımı beyinde sinirler üzerinde gösterdiği uyuşturma etkisi ile bazı psikolojik baskıları geçici olarak ortadan kaldırarak verdiği rahatlama ile cinsel isteği arttırmaktadır. Fakat alkolün bu etkisine rağmen hem kısa dönemde hem uzun dönemde cinsel arzuyu artırmasına rağmen cinsel gücü azalttığı da bilinmelidir. İçki kontrolsüzlük getirir kontrolsüz davranışların bedeli ise ağır olmaktadır bunu da unutmamak gerekir.

    Stresten uzak durmak: Başarılı olmak demek stresle başa çıkmayı bilmektir. Sorun yokken herkes yönetici olur, başarılı yönetici sorun varken çözebilen krizi atlatabilendir. Hayatın her koşulunda yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Bunu kendi başınıza başaramıyorsanız psikolojik destek alabilirsiniz. Terapi, danışmanlık veya koçluk gibi birçok alandan faydalanabilirsiniz.

    Uyumlu partner: Gün boyu didiştiğiniz, birbirinize saygı duymadığınız birini yatakta arzulamak ve cinsel performansınızın iyi olmasını beklemekte pek yerinde olmaz.

    Sağlıklı Cinsel Yaşamın Sırları

    Konu Saati  13:09  |  in  Cinsel Sağlık  |  Devamı»

    Fiziksel ve ruhsal sağlık iyi bir cinsel yaşam için ön koşul. Bu nedenle de özellikle uyku düzeni ve beslenme cinsel yaşam için çok önemli.... Sağlıklı cinsel yaşamın sırları bu yazımızda...

    İşte Cenk Kiper'den iyi bir cinselliğin sırları:

    Spor yapın: Cinsel çekicilik hem kendiniz için hem de karşı taraf için önemlidir. Düzenli spor fiziksel kondisyonunuzu arttıracağı gibi düzenli vücut hatları sağlayıp karşı tarafın ilgisini çekip cinsel arzu uyandıracaktır. Ayrıca cinsel arzunuz olsa da nefes nefese kalıp bunu tam yaşayamadıktan sonra neye yarar ki?

    İçkinin etkisi: Alkol kullanımı beyinde sinirler üzerinde gösterdiği uyuşturma etkisi ile bazı psikolojik baskıları geçici olarak ortadan kaldırarak verdiği rahatlama ile cinsel isteği arttırmaktadır. Fakat alkolün bu etkisine rağmen hem kısa dönemde hem uzun dönemde cinsel arzuyu artırmasına rağmen cinsel gücü azalttığı da bilinmelidir. İçki kontrolsüzlük getirir kontrolsüz davranışların bedeli ise ağır olmaktadır bunu da unutmamak gerekir.

    Stresten uzak durmak: Başarılı olmak demek stresle başa çıkmayı bilmektir. Sorun yokken herkes yönetici olur, başarılı yönetici sorun varken çözebilen krizi atlatabilendir. Hayatın her koşulunda yaşamayı öğrenmek gerekiyor. Bunu kendi başınıza başaramıyorsanız psikolojik destek alabilirsiniz. Terapi, danışmanlık veya koçluk gibi birçok alandan faydalanabilirsiniz.

    Uyumlu partner: Gün boyu didiştiğiniz, birbirinize saygı duymadığınız birini yatakta arzulamak ve cinsel performansınızın iyi olmasını beklemekte pek yerinde olmaz.

    Kas, kemik ve eklemlerdeki ağrılar sanıldığı gibi basit ağrılar değildir.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Zateri, kas, kemik ve eklemlerdeki ağrıların romatizma hastalığından kaynaklanabileceğini bildirdi.

    Yrd. Doç. Dr. Zateri, yaptığı yazılı açıklamada, eklemlerdeki şişlik, ağrı ve kızarıklıkların, sabah uyanıldığında eklemleri hareket ettirmede yaşanan güçlüklerin, iltihaplı romatizma bulgusu olabileceğini belirtti.

    İltihaplı romatizmanın, eklemlerde şekil bozukluğuna ve eklemin hiç hareket ettirilememesine yol açabileceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Zateri, romatizmal hastalıklara eşlik eden eklem dışı şikayetleri ise zayıflama, iştah kaybı, ateş, göz yakınmaları (kırmızılık, kaşınma, kuruluk, bulanık görme), karın ağrısı, kanlı ishal, 
    saç dökülmesi, güneş ışığına aşırı duyarlılık, deri döküntüsü, ağız kuruluğu, ağız içi yara (aft), bel, sırt ve topuk ağrısı olarak sıraladı.

    Yrd. Doç. Dr. Zateri, romatizmal hastalıkların çoğunlukla kadınlarda görülmekle birlikte erkeklerde de ortaya çıkabildiğine işaret ederek, şu bilgileri verdi:

    “Çocuklar dahil tüm yaş gruplarında romatizmal hastalıkların ortaya çıkması olasıdır. Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak genelde mikrobik ya da bulaşıcı hastalık değillerdir. Bazılarında genetik yatkınlık olabilir. Bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için ilk aşamada hastalığa doğru teşhisin konulması gereklidir. Doktorunuz tarafından önerilmeyen tedavileri uygulamak, hastalar için yararsız ve tehlikeli olabilir.”

    Eklemlerdeki yükü artıran fazla kiloların verilmesinin, doktor tarafından önerilen egzersizlerin düzenli yapılmasının, damar yapısını bozan sigara kullanımının bırakılmasının romatizmalı hastalar için önemli olduğunu ifade eden Dr. Zateri, bazı romatizma hastalarında ise fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının oldukça yararlı olduğunu kaydetti.

    Romatizma kadınlarda çok görülüyor

    Konu Saati  06:54  |  in  sağlık  |  Devamı»

    Kas, kemik ve eklemlerdeki ağrılar sanıldığı gibi basit ağrılar değildir.

    Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Fiziksel Tıp ve Rehabilitasyon Kliniğinden Yrd. Doç. Dr. Coşkun Zateri, kas, kemik ve eklemlerdeki ağrıların romatizma hastalığından kaynaklanabileceğini bildirdi.

    Yrd. Doç. Dr. Zateri, yaptığı yazılı açıklamada, eklemlerdeki şişlik, ağrı ve kızarıklıkların, sabah uyanıldığında eklemleri hareket ettirmede yaşanan güçlüklerin, iltihaplı romatizma bulgusu olabileceğini belirtti.

    İltihaplı romatizmanın, eklemlerde şekil bozukluğuna ve eklemin hiç hareket ettirilememesine yol açabileceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Zateri, romatizmal hastalıklara eşlik eden eklem dışı şikayetleri ise zayıflama, iştah kaybı, ateş, göz yakınmaları (kırmızılık, kaşınma, kuruluk, bulanık görme), karın ağrısı, kanlı ishal, 
    saç dökülmesi, güneş ışığına aşırı duyarlılık, deri döküntüsü, ağız kuruluğu, ağız içi yara (aft), bel, sırt ve topuk ağrısı olarak sıraladı.

    Yrd. Doç. Dr. Zateri, romatizmal hastalıkların çoğunlukla kadınlarda görülmekle birlikte erkeklerde de ortaya çıkabildiğine işaret ederek, şu bilgileri verdi:

    “Çocuklar dahil tüm yaş gruplarında romatizmal hastalıkların ortaya çıkması olasıdır. Romatizmal hastalıkların önemli bir bölümünün kesin nedeni bilinmemektedir. Ancak genelde mikrobik ya da bulaşıcı hastalık değillerdir. Bazılarında genetik yatkınlık olabilir. Bütün sağlık sorunlarında olduğu gibi romatizmal hastalıklarda da en uygun tedavinin yapılabilmesi için ilk aşamada hastalığa doğru teşhisin konulması gereklidir. Doktorunuz tarafından önerilmeyen tedavileri uygulamak, hastalar için yararsız ve tehlikeli olabilir.”

    Eklemlerdeki yükü artıran fazla kiloların verilmesinin, doktor tarafından önerilen egzersizlerin düzenli yapılmasının, damar yapısını bozan sigara kullanımının bırakılmasının romatizmalı hastalar için önemli olduğunu ifade eden Dr. Zateri, bazı romatizma hastalarında ise fizik tedavi ve rehabilitasyon uygulamalarının oldukça yararlı olduğunu kaydetti.


    Sevdiğinize mesajınızı kendi sesinizle yollayabilseniz güzel olmaz mıydı?

    SesiniVer.com bize bu fırsatı sunuyor!

    Sitedeki birbirinden güzel kartlardan birini seçtikten sonra isterseniz yazı yazabiliyorsunuz. Ama en önemlisi yazı yazmasanız bile karta sesinizi ekleyebilirsiniz. Nasıl mı? Tabii ki QR Code teknolojisiyle.

    İki seçeneğiniz var, dilerseniz site üzerinden canlı canlı kaydedebilir, isterseniz önceden kaydettiğiniz sesinizi ekleyebilirsiniz. Bu arada sadece sizin sesiniz olması gerekmez, 2mb’ı geçmeyecek büyüklükteki herhangi bir ses dosyasını yollamanız mümkün. Eşinize yolladığınız kartta ilk dans müziğinizin olması hoş olmaz mıydı?

    Sesli kartın çok uygun fiyatlarla iki çeşidi var. Biri bildiğimiz kartpostal, diğeri de e-kart. E-kartı seçerseniz, kartınız e-posta olarak hem size hem de e-posta adresini verdiğiniz kişiye gönderiliyor. Üstelik anında! Kartpostalı ise iki gün içerisinde hazırlayıp, teslim edebiliyorlar.

    Bu arada kartı isterseniz doğrudan sevgilinize yollayabilirsiniz. Ya da önceden kendinize yollatıp hediyenizin yanına da ekleyebilirsiniz.

    Ödemesi de gayet kolay! Havale ve PayPal ile ödeme yapabiliyorsunuz. Dilerseniz 5 TL fark ödeyerek kapıda nakit veya kredi kartı ile ödeme seçeneği de mevcut.

    En ilginç hediye sizinki olsun istiyorsanız veya aldığınız hediye içinize sinmediyse bu kart tam size göre!

    Detaylı bilgiler için aşağıdaki linkleri takip edebilirsiniz:

    SesiniVer.com
    https://www.facebook.com/sesiniver
    https://twitter.com/sesiniver




    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    Senin Sesin, Senin Hediyen!

    Konu Saati  06:43  |  in  Yaşam  |  Devamı»


    Sevdiğinize mesajınızı kendi sesinizle yollayabilseniz güzel olmaz mıydı?

    SesiniVer.com bize bu fırsatı sunuyor!

    Sitedeki birbirinden güzel kartlardan birini seçtikten sonra isterseniz yazı yazabiliyorsunuz. Ama en önemlisi yazı yazmasanız bile karta sesinizi ekleyebilirsiniz. Nasıl mı? Tabii ki QR Code teknolojisiyle.

    İki seçeneğiniz var, dilerseniz site üzerinden canlı canlı kaydedebilir, isterseniz önceden kaydettiğiniz sesinizi ekleyebilirsiniz. Bu arada sadece sizin sesiniz olması gerekmez, 2mb’ı geçmeyecek büyüklükteki herhangi bir ses dosyasını yollamanız mümkün. Eşinize yolladığınız kartta ilk dans müziğinizin olması hoş olmaz mıydı?

    Sesli kartın çok uygun fiyatlarla iki çeşidi var. Biri bildiğimiz kartpostal, diğeri de e-kart. E-kartı seçerseniz, kartınız e-posta olarak hem size hem de e-posta adresini verdiğiniz kişiye gönderiliyor. Üstelik anında! Kartpostalı ise iki gün içerisinde hazırlayıp, teslim edebiliyorlar.

    Bu arada kartı isterseniz doğrudan sevgilinize yollayabilirsiniz. Ya da önceden kendinize yollatıp hediyenizin yanına da ekleyebilirsiniz.

    Ödemesi de gayet kolay! Havale ve PayPal ile ödeme yapabiliyorsunuz. Dilerseniz 5 TL fark ödeyerek kapıda nakit veya kredi kartı ile ödeme seçeneği de mevcut.

    En ilginç hediye sizinki olsun istiyorsanız veya aldığınız hediye içinize sinmediyse bu kart tam size göre!

    Detaylı bilgiler için aşağıdaki linkleri takip edebilirsiniz:

    SesiniVer.com
    https://www.facebook.com/sesiniver
    https://twitter.com/sesiniver




    Bir bumads advertorial içeriğidir.

    10 Şubat 2013 Pazar

    Uzmanlar, doğru kullanıldığında hastalıkların tedavisinde mucizeler yaratabilen ilaçların bazen sağlığı tehlikeye atabileceğini belirterek ilaçların kullanımı esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgiler verdi.

    İlacınızı doktorunuz önermeli

    Doktor tavsiyesi olmadan, eş, dost, komşu önerisi ile alınan ilaçlar bazen ciddi sıkıntılara neden olabilir.

    Bu bir deneme yanılma yöntemidir ve bazen aynı sandığınız sağlık problemi size ilaç önerisinde bulunan kişininkinden çok farklı olabilir. Aldığınız ilaç kesinlikle almamanız gereken bir içeriğe sahip olabilir ve bunun sonucunda da önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

    Önerilen ilaç uygun gibi görünse de, sizin kullanmakta olduğunuz başka ilaçlarla etkileşimi olabilir ve bir arada kullanılmaması gerekebilir.

    Kişiye ve hastalığına özel doz ve kullanım süreleri önemlidir.

    Erken teşhisin çok önem kazandığı günümüzde doktor tarafından görülmeden yapılan geçiştirici tedaviler sorunların daha da büyümesine ve çözülmesinin zorlaşmasına yol açabilir.

    Doktor önerisi ile alınan ilaçların doğru şekilde alınması, hem daha etkili olmalarını hem de yan etkilerinin en aza indirilmesini sağlar. İlacın aç veya tok iken alınması, başka ilaçlarla birlikte kullanımı, tedavi süresince önerilen beslenme biçimi ve kullanım süresi doktorun tavsiyesine göre düzenlenmelidir.

    İlaç alırken sindirim sistemi sorunlarına dikkat!

    İlaçların çoğunun (Özellikle kan sulandırıcılar, romatizma ilaçları ve bazı antibiyotikler) mide, bağırsak ve yemek borusu üzerinde olumsuz etkileri vardır. En çok görülen sorunlar; bu bölgelerde oluşan ülserler, bu ülserlere bağlı ağrı, yanma ve kanamalardır.

    Geçmişte mide bağırsak sistemi kanamaları ya da gastrit-ülser-reflü öyküsü olan kişilerin ilaç kullanımlarında daha fazla dikkatli olması gerekir. Hastanın öykü ve değerlendirilmesine göre; hekim tarafından sindirim sistemine yan etkileri daha az olan ilaçların seçimi bazen de beraberinde mide koruyucu ilaçların verilmesi planlanabilir.

    İlaçları dik pozisyonda oturarak ve bol suyla alın

    İlaçların sindirim sistemine direkt ve kan yolu ile olumsuz etkilerinin yanı sıra; özellikle büyük tabletlerin yemek borusunda takılarak tahriş oluşturması ve buna bağlı olarak şiddetli göğüs ağısı-yanması ve yutma güçlüğü görülmesi sık karşılaşılan durumlardır. Bu bulgularla gelen hastalarda endoskopik incelemelerde yemek borusunda ülserler görülmesi çok tipiktir. Bunu en aza indirmek için ilaçların mutlaka dik ve oturur pozisyonda, bol su ile alınması, ilacın ardından en az 10 dakika yatar pozisyona geçilmemesi özellikle önemlidir. İlaçları su ile almak en doğrusudur. Çay ve kahve yan etkileri artırabilir ve emilim üzerine olumsuz etkilidir. İlaçların süt ile alınması da bazı ilaçların emilimini azaltması yönünden önerilmemektedir.

    Doktor tavsiyesi olmadan, eş, dost, komşu önerisi ile alınan ilaçlar bazen ciddi sıkıntılara neden olabilir.

    Bu bir deneme yanılma yöntemidir ve bazen aynı sandığınız sağlık problemi size ilaç önerisinde bulunan kişininkinden çok farklı olabilir. Aldığınız ilaç kesinlikle almamanız gereken bir içeriğe sahip olabilir ve bunun sonucunda da önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

    Önerilen ilaç uygun gibi görünse de, sizin kullanmakta olduğunuz başka ilaçlarla etkileşimi olabilir ve bir arada kullanılmaması gerekebilir.

    İlaç kullanırken dikkatli olun

    Konu Saati  13:10  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Uzmanlar, doğru kullanıldığında hastalıkların tedavisinde mucizeler yaratabilen ilaçların bazen sağlığı tehlikeye atabileceğini belirterek ilaçların kullanımı esnasında dikkat edilmesi gereken noktalar hakkında bilgiler verdi.

    İlacınızı doktorunuz önermeli

    Doktor tavsiyesi olmadan, eş, dost, komşu önerisi ile alınan ilaçlar bazen ciddi sıkıntılara neden olabilir.

    Bu bir deneme yanılma yöntemidir ve bazen aynı sandığınız sağlık problemi size ilaç önerisinde bulunan kişininkinden çok farklı olabilir. Aldığınız ilaç kesinlikle almamanız gereken bir içeriğe sahip olabilir ve bunun sonucunda da önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

    Önerilen ilaç uygun gibi görünse de, sizin kullanmakta olduğunuz başka ilaçlarla etkileşimi olabilir ve bir arada kullanılmaması gerekebilir.

    Kişiye ve hastalığına özel doz ve kullanım süreleri önemlidir.

    Erken teşhisin çok önem kazandığı günümüzde doktor tarafından görülmeden yapılan geçiştirici tedaviler sorunların daha da büyümesine ve çözülmesinin zorlaşmasına yol açabilir.

    Doktor önerisi ile alınan ilaçların doğru şekilde alınması, hem daha etkili olmalarını hem de yan etkilerinin en aza indirilmesini sağlar. İlacın aç veya tok iken alınması, başka ilaçlarla birlikte kullanımı, tedavi süresince önerilen beslenme biçimi ve kullanım süresi doktorun tavsiyesine göre düzenlenmelidir.

    İlaç alırken sindirim sistemi sorunlarına dikkat!

    İlaçların çoğunun (Özellikle kan sulandırıcılar, romatizma ilaçları ve bazı antibiyotikler) mide, bağırsak ve yemek borusu üzerinde olumsuz etkileri vardır. En çok görülen sorunlar; bu bölgelerde oluşan ülserler, bu ülserlere bağlı ağrı, yanma ve kanamalardır.

    Geçmişte mide bağırsak sistemi kanamaları ya da gastrit-ülser-reflü öyküsü olan kişilerin ilaç kullanımlarında daha fazla dikkatli olması gerekir. Hastanın öykü ve değerlendirilmesine göre; hekim tarafından sindirim sistemine yan etkileri daha az olan ilaçların seçimi bazen de beraberinde mide koruyucu ilaçların verilmesi planlanabilir.

    İlaçları dik pozisyonda oturarak ve bol suyla alın

    İlaçların sindirim sistemine direkt ve kan yolu ile olumsuz etkilerinin yanı sıra; özellikle büyük tabletlerin yemek borusunda takılarak tahriş oluşturması ve buna bağlı olarak şiddetli göğüs ağısı-yanması ve yutma güçlüğü görülmesi sık karşılaşılan durumlardır. Bu bulgularla gelen hastalarda endoskopik incelemelerde yemek borusunda ülserler görülmesi çok tipiktir. Bunu en aza indirmek için ilaçların mutlaka dik ve oturur pozisyonda, bol su ile alınması, ilacın ardından en az 10 dakika yatar pozisyona geçilmemesi özellikle önemlidir. İlaçları su ile almak en doğrusudur. Çay ve kahve yan etkileri artırabilir ve emilim üzerine olumsuz etkilidir. İlaçların süt ile alınması da bazı ilaçların emilimini azaltması yönünden önerilmemektedir.

    Doktor tavsiyesi olmadan, eş, dost, komşu önerisi ile alınan ilaçlar bazen ciddi sıkıntılara neden olabilir.

    Bu bir deneme yanılma yöntemidir ve bazen aynı sandığınız sağlık problemi size ilaç önerisinde bulunan kişininkinden çok farklı olabilir. Aldığınız ilaç kesinlikle almamanız gereken bir içeriğe sahip olabilir ve bunun sonucunda da önemli sorunlar ortaya çıkabilir.

    Önerilen ilaç uygun gibi görünse de, sizin kullanmakta olduğunuz başka ilaçlarla etkileşimi olabilir ve bir arada kullanılmaması gerekebilir.

    Son yıllarda estetik işlemler sıklıkla tercih ediliyor. Manken ve ünlüler dünyasında daha çok tercih edilen estetik ameliyatlar halk arasında da yaygınlaştı. Günümüzde artık güzel görünmek bir zorunluluk haline dönüştü. Peki, görsellik neden bu kadar önem kazanır oldu? Yoksa aldatılma korkusu güzel görünme çabasını mı artırdı?

    Son dönemde herkes tarafından neredeyse alışveriş yapmak kadar normal sayılan estetik uygulamalar ve talep artışının nedenleri hakkında Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bilgiler verdi.

    - Eskiye oranla estetik yaptırma isteği neden bu kadar arttı?
    Estetik ameliyatlar daha önceleri birçok kişi tarafından lüks olarak algılanıyordu. Fakat değişen rekabetçi iş ortamı, kadınların ekonomik özgürlüklerini ele alması, toplumda güzelliğe ve kişisel bakıma daha çok önem verilmesi estetik ameliyatlarda artış sağladı. Ayrıca estetik işlemlerin krem ya da bitkisel kürlere göre daha çabuk sonuç vermesi ve kalıcı olması da estetik operasyonların oranını artırdı.

    - Estetik yaptırma isteğinde psikolojik nedenler etkili midir?
    Elbette estetik yaptırmanın arkasında birçok psikolojik neden olması mümkündür. Aldatılma korkusu, boşanma sonrası depresyon ve yenilenme isteği, doğum sonrası depresyon, yaşanan kötü ilişkiler örnek olarak sıralanabilir.

    - Aldatılma korkusu estetik işlemlerin talebini artırmış olabilir mi?
    Özellikle orta yaş grubu dediğimiz 25 ve 50’li yaşlarda estetik ameliyat talebi artıyor. Çünkü yıllar geçtikçe yüzde ve vücutta oluşan çizgiler, sarkmalar kişilerin psikolojilerini olumsuz yönde etkiliyor. Özgüvenlerini kaybeden kişiler eşleri veya beraber oldukları kişi tarafından beğenilmeyeceklerini düşünerek aldatılma korkusu yaşıyor ve estetik ameliyatlar sayesinde istedikleri güzel ve çekici görünüme kavuşuyor.

    - Kadın ve erkekler daha güzel görünmek adına ne gibi işlemleri tercih ediyor?
    Kadınlar genelde daha çarpıcı ve çekici görünmek istedikleri için burun estetiği, meme estetiği, liposuction, dekolte bölgesine uygulanan estetikler, karın germe ve botox işlemlerini tercih ediyorlar.

    Liposuction: Vücudun çeşitli bölgelerinden vakumla yağ emilip gereken bölgelere bu emilen yağdan enjeksiyonla ilave yapılarak, vücudun yeniden şekillendirilmesi sağlanır. Eskiden 3 litreden fazla yağ almayı riskli bulan plastik cerrahlar yeni buldukları yöntemle 10 litreye kadar yağ çekebiliyorlar ve yağlardan bir kısmını enjeksiyonla ilave yaparak, vücudun adeta bir heykeltıraş gibi yeniden şekillendirilmesini sağlıyor. Cumartesi liposuction ya da meme silikon yaptıran kişi Pazartesi işine dönebiliyor.

    Botox: Özellikle alın ve göz çevresi kırışıklıklarının giderilmesi için son zamanların en ideal ilacıdır. Monalisa gülümsemesi ve Nefertiti boynu uygulaması 5 dakika içerisinde yapılmaktadır. Etki mekanizması; mimik ve kırışıklığa neden olan kasların hareketlerini minimalize etmektir, süresi yaklaşık altı aydır.
    Dolgu maddeleri ise özellikle yüzdeki çöküklükler ve kırışıklıklar, dudak inceliği için kullanılmaktadır. Bu maddelerin uygulanması yüze anestezik bir krem sürüldükten sonra beş dakika içinde ince bir iğne sayesinde uygulama gerçekleşmektedir. Çalışan kişiler bunları öğle tatilinde dahi yaptırabilmektedir. Bu maddelerin etki süreleri hyaluronik asit içerikliler 6 ay, kalsiyumhidroksi içerikliler 2 yıldır.

    Karın germe: Yapılan uygulama da karın gerilir ve tamamen dümdüz olur. Tekrar aynı bölgede yağ oluşumu söz konusu değildir. Karın duvarı kasları gevşemişse, dikişle karın duvarı da gerilir. Aynı esnada karın duvarının yan bölümündeki kaslara güçlendirme dikişleri konularak, bel oyuntusu oluşturulur. Göbek deliği yeni yerine yerleştirilerek işlem sonlandırılır.

    Dekolte bölgesi: Dekolte estetiği dört basamakta tamamlanır; Peeling, Prp / dolgu, Lipofiling, Boyun germe.

    Meme estetiği: Meme protezle küçük ve içi boşalmış memeler dolgun ve güzel hale geliyor. İri ve sarkmış memeler toparlanıp kişinin dekolte görüntüsü son derece güzel hale getirilebiliyor.

    Aynı Dertten Erkekler de Muzdarip!

    - Günümüzde erkeklerde aldatılma korkusu yaşıyorlar. Peki, onlar hangi işlemleri tercih ediyorlar?
    Erkekler genelde saç ekimi ve burun estetiği yaptırıyorlar. Estetik işlemler ise şu şekilde uygulanıyor.

    Burun:  Mir  ( minimal invazif rihinoplasti) tekniği ile burun estetiği, burnun boyutlarını küçültmek, büyütmek, ucunu yeniden şekillendirmek, burnun tümsekliğini azaltmak, üst dudak ile burun arasındaki kötü açıyı düzeltmek (burnu kaldırmak), geniş burun kanatlarının daraltılması, burun deliklerinin küçültülmesi ve burun yaygınlığının giderilmesi amacıyla uygulanır. Operasyon 30 dakika kadar sürer. Hasta 3–4 saat sonra taburcu edilerek evine yollanır. Ayrıca bu teknik sayesinde ödem ve morluk yok denecek kadar azdır.

    Saç ekimi: Tedavide 2 çeşit uygulama vardır. Fut ve Fue tekniği ancak Fue tekniği daha çok tercih edilmektedir.

    Saç ekimi Fue tekniği (follikiler ünite ekstraksiyonu): Folliküler ünite diye adlandırdığımız saç köklerinin bisturi (cerrahi bıçak) kullanılmadan, çok ince (çapı 0.75 mm - 1,0 mm) olan mikro cerrahi aletlerle tek tek çıkarılması işlemidir.
    Fue yönteminde saçların çıkartılacağı alandaki saçın uzunluğu 1 mm olacak şekilde tıraşlanır. Lokal anestezi ile uyuşturulan bölgeden mikro cerrahi aletlerle saç kökleriniz doktor tarafından tek tek çıkartılır.  Saç ekimi yapılacak bölgeye belirli açıda ve derinlikte yönler verilerek doktor tarafından özenle çok ince kanallar açılır.
    Son olarak bu kanallara çıkartılmış olan saç köklerinin yerleştirilmesiyle işlem sonlandırılır.

    Aldatılma Korkusu Güzel Görünme Çabasını Artırdı

    Konu Saati  13:09  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Son yıllarda estetik işlemler sıklıkla tercih ediliyor. Manken ve ünlüler dünyasında daha çok tercih edilen estetik ameliyatlar halk arasında da yaygınlaştı. Günümüzde artık güzel görünmek bir zorunluluk haline dönüştü. Peki, görsellik neden bu kadar önem kazanır oldu? Yoksa aldatılma korkusu güzel görünme çabasını mı artırdı?

    Son dönemde herkes tarafından neredeyse alışveriş yapmak kadar normal sayılan estetik uygulamalar ve talep artışının nedenleri hakkında Prof. Dr. Erol Kışlaoğlu bilgiler verdi.

    - Eskiye oranla estetik yaptırma isteği neden bu kadar arttı?
    Estetik ameliyatlar daha önceleri birçok kişi tarafından lüks olarak algılanıyordu. Fakat değişen rekabetçi iş ortamı, kadınların ekonomik özgürlüklerini ele alması, toplumda güzelliğe ve kişisel bakıma daha çok önem verilmesi estetik ameliyatlarda artış sağladı. Ayrıca estetik işlemlerin krem ya da bitkisel kürlere göre daha çabuk sonuç vermesi ve kalıcı olması da estetik operasyonların oranını artırdı.

    - Estetik yaptırma isteğinde psikolojik nedenler etkili midir?
    Elbette estetik yaptırmanın arkasında birçok psikolojik neden olması mümkündür. Aldatılma korkusu, boşanma sonrası depresyon ve yenilenme isteği, doğum sonrası depresyon, yaşanan kötü ilişkiler örnek olarak sıralanabilir.

    - Aldatılma korkusu estetik işlemlerin talebini artırmış olabilir mi?
    Özellikle orta yaş grubu dediğimiz 25 ve 50’li yaşlarda estetik ameliyat talebi artıyor. Çünkü yıllar geçtikçe yüzde ve vücutta oluşan çizgiler, sarkmalar kişilerin psikolojilerini olumsuz yönde etkiliyor. Özgüvenlerini kaybeden kişiler eşleri veya beraber oldukları kişi tarafından beğenilmeyeceklerini düşünerek aldatılma korkusu yaşıyor ve estetik ameliyatlar sayesinde istedikleri güzel ve çekici görünüme kavuşuyor.

    - Kadın ve erkekler daha güzel görünmek adına ne gibi işlemleri tercih ediyor?
    Kadınlar genelde daha çarpıcı ve çekici görünmek istedikleri için burun estetiği, meme estetiği, liposuction, dekolte bölgesine uygulanan estetikler, karın germe ve botox işlemlerini tercih ediyorlar.

    Liposuction: Vücudun çeşitli bölgelerinden vakumla yağ emilip gereken bölgelere bu emilen yağdan enjeksiyonla ilave yapılarak, vücudun yeniden şekillendirilmesi sağlanır. Eskiden 3 litreden fazla yağ almayı riskli bulan plastik cerrahlar yeni buldukları yöntemle 10 litreye kadar yağ çekebiliyorlar ve yağlardan bir kısmını enjeksiyonla ilave yaparak, vücudun adeta bir heykeltıraş gibi yeniden şekillendirilmesini sağlıyor. Cumartesi liposuction ya da meme silikon yaptıran kişi Pazartesi işine dönebiliyor.

    Botox: Özellikle alın ve göz çevresi kırışıklıklarının giderilmesi için son zamanların en ideal ilacıdır. Monalisa gülümsemesi ve Nefertiti boynu uygulaması 5 dakika içerisinde yapılmaktadır. Etki mekanizması; mimik ve kırışıklığa neden olan kasların hareketlerini minimalize etmektir, süresi yaklaşık altı aydır.
    Dolgu maddeleri ise özellikle yüzdeki çöküklükler ve kırışıklıklar, dudak inceliği için kullanılmaktadır. Bu maddelerin uygulanması yüze anestezik bir krem sürüldükten sonra beş dakika içinde ince bir iğne sayesinde uygulama gerçekleşmektedir. Çalışan kişiler bunları öğle tatilinde dahi yaptırabilmektedir. Bu maddelerin etki süreleri hyaluronik asit içerikliler 6 ay, kalsiyumhidroksi içerikliler 2 yıldır.

    Karın germe: Yapılan uygulama da karın gerilir ve tamamen dümdüz olur. Tekrar aynı bölgede yağ oluşumu söz konusu değildir. Karın duvarı kasları gevşemişse, dikişle karın duvarı da gerilir. Aynı esnada karın duvarının yan bölümündeki kaslara güçlendirme dikişleri konularak, bel oyuntusu oluşturulur. Göbek deliği yeni yerine yerleştirilerek işlem sonlandırılır.

    Dekolte bölgesi: Dekolte estetiği dört basamakta tamamlanır; Peeling, Prp / dolgu, Lipofiling, Boyun germe.

    Meme estetiği: Meme protezle küçük ve içi boşalmış memeler dolgun ve güzel hale geliyor. İri ve sarkmış memeler toparlanıp kişinin dekolte görüntüsü son derece güzel hale getirilebiliyor.

    Aynı Dertten Erkekler de Muzdarip!

    - Günümüzde erkeklerde aldatılma korkusu yaşıyorlar. Peki, onlar hangi işlemleri tercih ediyorlar?
    Erkekler genelde saç ekimi ve burun estetiği yaptırıyorlar. Estetik işlemler ise şu şekilde uygulanıyor.

    Burun:  Mir  ( minimal invazif rihinoplasti) tekniği ile burun estetiği, burnun boyutlarını küçültmek, büyütmek, ucunu yeniden şekillendirmek, burnun tümsekliğini azaltmak, üst dudak ile burun arasındaki kötü açıyı düzeltmek (burnu kaldırmak), geniş burun kanatlarının daraltılması, burun deliklerinin küçültülmesi ve burun yaygınlığının giderilmesi amacıyla uygulanır. Operasyon 30 dakika kadar sürer. Hasta 3–4 saat sonra taburcu edilerek evine yollanır. Ayrıca bu teknik sayesinde ödem ve morluk yok denecek kadar azdır.

    Saç ekimi: Tedavide 2 çeşit uygulama vardır. Fut ve Fue tekniği ancak Fue tekniği daha çok tercih edilmektedir.

    Saç ekimi Fue tekniği (follikiler ünite ekstraksiyonu): Folliküler ünite diye adlandırdığımız saç köklerinin bisturi (cerrahi bıçak) kullanılmadan, çok ince (çapı 0.75 mm - 1,0 mm) olan mikro cerrahi aletlerle tek tek çıkarılması işlemidir.
    Fue yönteminde saçların çıkartılacağı alandaki saçın uzunluğu 1 mm olacak şekilde tıraşlanır. Lokal anestezi ile uyuşturulan bölgeden mikro cerrahi aletlerle saç kökleriniz doktor tarafından tek tek çıkartılır.  Saç ekimi yapılacak bölgeye belirli açıda ve derinlikte yönler verilerek doktor tarafından özenle çok ince kanallar açılır.
    Son olarak bu kanallara çıkartılmış olan saç köklerinin yerleştirilmesiyle işlem sonlandırılır.

    9 Şubat 2013 Cumartesi

    Erkekler de ciltlerine bakım yapmalı denilince ilk akla metroseksüel kavramı geliyor. Metroseksüel son senelerde çok sık kullanılan bir kelime olmasına rağmen, erkeklerin bakım alışkanlıkları asırlar öncesine dayanır.

    Tarih bilimciler ve arkeologlar, taş devri erkeklerinin M.Ö. 100’de dişlerini törpülediklerini, yüzlerini ve vücutlarını boyadıklarını ve saçlarını arkaya doğru toplayıp görünüşlerini değiştirdiklerini göstermektedir. Kıllardan kurtulmak için iki deniz kabuğunun cımbız olarak kullanımına bile rastlıyoruz.

    Daha sonraki dönemlerde incelen ve dökülen saçları güçlendirmek için saç bakımı yaptıklarına, vücut kokusunu engellemek için koltuk altlarına yulaf sürdüklerini, ağız kokusu için süt ile gargaradan sonra bitkileri çiğnediklerini görüyoruz.

    Yunanlı bir iş adamı Romalı erkeklere hizmet sunmak amacı ile Latince “barba sakal” anlamına gelen “berber” ile erkekleri buluşturuyor. Bundan sonra erkekler berberlerde manikür, masaj ve tıraş için saatlerini geçirmeye başlıyorlar.

    Erkek cildi

    Erkeklerin cilt yapıları kadınlardan çok farklı değil. Erkekler ve kadınlar arasındaki en büyük fark, erkeklerde yağ salgılamasının daha fazla olmasıdır ve bu farklılık günlük aşınmalar ile büyük değişiklikler yaratır. Bir erkek her gün cildini jilet ile kazır, sert temizleyici ile taciz eder ve korumak için nemlendirici kullanmaz.

    Erkeklerin ciltleri ile ilgili en büyük şikâyetleri hassasiyet, batıklar, tahrişler, kalın ve sert kıllardır. Siyah noktalar her yaş grubunda sorun olabilirken akne özellikle gençlerin sorunudur. Bu şikâyetlerin çoğu sadece babayı gözlemlemeye dayalı yanlış tıraş öğreniminden ve yanlış ürün kullanımından kaynaklanır.

    Erkek cildindeki en yoğun şikâyetler

    Batıklar
    Batıklara, kıl kesildiğinde sivrileşmiş kılın dönüp aynı yere tekrar batması neden olur. Vücut, bu kıl dönmesini yabancı bir cisim (bir kıymığa davranır gibi) olarak algılayarak cevap verir; cilt kızarır, kaşınır ve o bölgede içinde pası andıran iltihaplı sivilce benzeri bir oluşum ile sonuçlanır.

    Sivilceler
    Tıraştan kaynaklanan sivilceler kıl batmasına oldukça benzer. Ufak fiske şeklindeki kabarcıklar genellikle kıllar büyüyüp tekrar komşu kıl yatağına battığında ve tıraş bıçağı ile tekrar kesildiğinde zaman görülebilir.

    Tıraş Tahrişi:
    Tıraş tahrişinin en önemli sebebi tıraş sırasında uygulanan baskıdır. Tıraş tahrişi doğru şekilde tıraş yapılmadığında meydana gelir. Tahriş genellikle, çok yakın ve çok çabuk tıraş olunduğunda; yeterince keskin olmayan bıçakla tıraş yapıldığında, temiz tıraş bıçağı kullanılmadığında, kılın ters yönünde ve daha önce tahriş olmuş veya hassaslaşmış bölgelerin tıraş edildiğinde meydana gelir.

    Tüm bunlara çözüm nedir?

    Mükemmel Tıraş için 3 aşamalı yaklaşım

    1.Tıraş öncesi
    İyi bir tıraş için hazırlık aşaması ve bu aşamada daha yakın tıraş için kılı yumuşatmak çok önemlidir. İdeal olarak sabah kalkar kalkmaz tıraş olmamak gerekir çünkü gece boyunca ciltte ödem oluşur. Bu da yakın tıraşı zorlaştırır. Uyandıktan sonra en az 10-15 dakika bekleyin ve duştan sonra tıraş olun. Banyoda sıcak su ve buhar cildi ve sakalı yumuşatır. Bu aşama için, özellikle sert sakalı ve tıraş tahrişinden şikayetçi olan kişilere Dermalogica Pre-shave Guard‘ı denemelerini öneririm. Ürün sakalı yumuşatırken cildi nemlendirir cildi tıraşa hazırlar. Kafuru cildi serinletir, Karanfil Yağı sakalı yumuşatır.

    2.Tıraş
    Tıraş sırasında kullanılacak ürün seçimi çok önemlidir. Genellikle, kişisel tercihlere bağlı olarak bu seçenekler değişmektedir fakat ideal olarak sert sakalı olanlar tıraş kremi, daha yumuşak sakalı olanlar tıraş jeli veya yağı seçmelidirler.

    Dermalogica Soothing Shave Cream, tıraştan kaynaklanan tahrişi önleyen ve cildi sakinleştirip yatıştıran ultra kayganlaştırıcı bir kremdir, tüm cilt tipleri özellikle hassas ve kuru ciltler için uygundur. Köpüklü bir ürün veya tıraş sırasında daha net görüş tercih edenler Dermalogica Invigorating Shave Gel kullanabilir. Koly tıraş olmayı sağlarken, tıraş sonrası oluşabilecek sivilceleri engeller. Tüm cilt tipleri için uygundur.

    3.Tıraş sonrası
    Tıraştan kaynaklanan rahatsızlıkları, tahrişi ve kızarıklığı azaltmak için tıraş sonrası ferahlatıcı ve rahatlatıcı bir tıraş balsamı kullanın. Bu ürünler kızarıklığı engellemeye yardımcı olur, cildi nemlendirir ve cildi bakterilerden korur. Dermalogica tıraşın son aşaması için iki ürün öneriyor.

    Post-Shave Balm, tıraş sırasında oluşan kızarıklık ve tahrişi engeller. Yağsız formül kolay emilerek cildi rahatlatır, nemlendirir. Tüm cilt tipleri, özellikle yağlı ciltler, kıl dönmesi ve hassasiyete eğilimli ciltler için uygundur. Ayrıca elektrikli tıraş makinesi kullanımı tercih edenlere de önerilir. Tüm beylere özellikle önerim cilt nemlendiricisi olarak Daily Defense Block SPF15 kullanmaları. Yağsız, ciltte parlama ve yağlanma yapmayan güneş filtreli bu nemlendirici, E ve C vitaminleri içerir. Hafif ve yağsız yapısıyla cilt yaşlanmasına karşı savunmayı artıran losyon, UV akıllı kapsül teknolojisi ile güneş ışınlarından korunma sağlar. Tüm cilt tipleri, özellikle kuru ciltler için uygundur.

    Tarih boyunca metroseksüel erkekler

    Konu Saati  13:11  |  in  Erkek Sağlığı  |  Devamı»

    Erkekler de ciltlerine bakım yapmalı denilince ilk akla metroseksüel kavramı geliyor. Metroseksüel son senelerde çok sık kullanılan bir kelime olmasına rağmen, erkeklerin bakım alışkanlıkları asırlar öncesine dayanır.

    Tarih bilimciler ve arkeologlar, taş devri erkeklerinin M.Ö. 100’de dişlerini törpülediklerini, yüzlerini ve vücutlarını boyadıklarını ve saçlarını arkaya doğru toplayıp görünüşlerini değiştirdiklerini göstermektedir. Kıllardan kurtulmak için iki deniz kabuğunun cımbız olarak kullanımına bile rastlıyoruz.

    Daha sonraki dönemlerde incelen ve dökülen saçları güçlendirmek için saç bakımı yaptıklarına, vücut kokusunu engellemek için koltuk altlarına yulaf sürdüklerini, ağız kokusu için süt ile gargaradan sonra bitkileri çiğnediklerini görüyoruz.

    Yunanlı bir iş adamı Romalı erkeklere hizmet sunmak amacı ile Latince “barba sakal” anlamına gelen “berber” ile erkekleri buluşturuyor. Bundan sonra erkekler berberlerde manikür, masaj ve tıraş için saatlerini geçirmeye başlıyorlar.

    Erkek cildi

    Erkeklerin cilt yapıları kadınlardan çok farklı değil. Erkekler ve kadınlar arasındaki en büyük fark, erkeklerde yağ salgılamasının daha fazla olmasıdır ve bu farklılık günlük aşınmalar ile büyük değişiklikler yaratır. Bir erkek her gün cildini jilet ile kazır, sert temizleyici ile taciz eder ve korumak için nemlendirici kullanmaz.

    Erkeklerin ciltleri ile ilgili en büyük şikâyetleri hassasiyet, batıklar, tahrişler, kalın ve sert kıllardır. Siyah noktalar her yaş grubunda sorun olabilirken akne özellikle gençlerin sorunudur. Bu şikâyetlerin çoğu sadece babayı gözlemlemeye dayalı yanlış tıraş öğreniminden ve yanlış ürün kullanımından kaynaklanır.

    Erkek cildindeki en yoğun şikâyetler

    Batıklar
    Batıklara, kıl kesildiğinde sivrileşmiş kılın dönüp aynı yere tekrar batması neden olur. Vücut, bu kıl dönmesini yabancı bir cisim (bir kıymığa davranır gibi) olarak algılayarak cevap verir; cilt kızarır, kaşınır ve o bölgede içinde pası andıran iltihaplı sivilce benzeri bir oluşum ile sonuçlanır.

    Sivilceler
    Tıraştan kaynaklanan sivilceler kıl batmasına oldukça benzer. Ufak fiske şeklindeki kabarcıklar genellikle kıllar büyüyüp tekrar komşu kıl yatağına battığında ve tıraş bıçağı ile tekrar kesildiğinde zaman görülebilir.

    Tıraş Tahrişi:
    Tıraş tahrişinin en önemli sebebi tıraş sırasında uygulanan baskıdır. Tıraş tahrişi doğru şekilde tıraş yapılmadığında meydana gelir. Tahriş genellikle, çok yakın ve çok çabuk tıraş olunduğunda; yeterince keskin olmayan bıçakla tıraş yapıldığında, temiz tıraş bıçağı kullanılmadığında, kılın ters yönünde ve daha önce tahriş olmuş veya hassaslaşmış bölgelerin tıraş edildiğinde meydana gelir.

    Tüm bunlara çözüm nedir?

    Mükemmel Tıraş için 3 aşamalı yaklaşım

    1.Tıraş öncesi
    İyi bir tıraş için hazırlık aşaması ve bu aşamada daha yakın tıraş için kılı yumuşatmak çok önemlidir. İdeal olarak sabah kalkar kalkmaz tıraş olmamak gerekir çünkü gece boyunca ciltte ödem oluşur. Bu da yakın tıraşı zorlaştırır. Uyandıktan sonra en az 10-15 dakika bekleyin ve duştan sonra tıraş olun. Banyoda sıcak su ve buhar cildi ve sakalı yumuşatır. Bu aşama için, özellikle sert sakalı ve tıraş tahrişinden şikayetçi olan kişilere Dermalogica Pre-shave Guard‘ı denemelerini öneririm. Ürün sakalı yumuşatırken cildi nemlendirir cildi tıraşa hazırlar. Kafuru cildi serinletir, Karanfil Yağı sakalı yumuşatır.

    2.Tıraş
    Tıraş sırasında kullanılacak ürün seçimi çok önemlidir. Genellikle, kişisel tercihlere bağlı olarak bu seçenekler değişmektedir fakat ideal olarak sert sakalı olanlar tıraş kremi, daha yumuşak sakalı olanlar tıraş jeli veya yağı seçmelidirler.

    Dermalogica Soothing Shave Cream, tıraştan kaynaklanan tahrişi önleyen ve cildi sakinleştirip yatıştıran ultra kayganlaştırıcı bir kremdir, tüm cilt tipleri özellikle hassas ve kuru ciltler için uygundur. Köpüklü bir ürün veya tıraş sırasında daha net görüş tercih edenler Dermalogica Invigorating Shave Gel kullanabilir. Koly tıraş olmayı sağlarken, tıraş sonrası oluşabilecek sivilceleri engeller. Tüm cilt tipleri için uygundur.

    3.Tıraş sonrası
    Tıraştan kaynaklanan rahatsızlıkları, tahrişi ve kızarıklığı azaltmak için tıraş sonrası ferahlatıcı ve rahatlatıcı bir tıraş balsamı kullanın. Bu ürünler kızarıklığı engellemeye yardımcı olur, cildi nemlendirir ve cildi bakterilerden korur. Dermalogica tıraşın son aşaması için iki ürün öneriyor.

    Post-Shave Balm, tıraş sırasında oluşan kızarıklık ve tahrişi engeller. Yağsız formül kolay emilerek cildi rahatlatır, nemlendirir. Tüm cilt tipleri, özellikle yağlı ciltler, kıl dönmesi ve hassasiyete eğilimli ciltler için uygundur. Ayrıca elektrikli tıraş makinesi kullanımı tercih edenlere de önerilir. Tüm beylere özellikle önerim cilt nemlendiricisi olarak Daily Defense Block SPF15 kullanmaları. Yağsız, ciltte parlama ve yağlanma yapmayan güneş filtreli bu nemlendirici, E ve C vitaminleri içerir. Hafif ve yağsız yapısıyla cilt yaşlanmasına karşı savunmayı artıran losyon, UV akıllı kapsül teknolojisi ile güneş ışınlarından korunma sağlar. Tüm cilt tipleri, özellikle kuru ciltler için uygundur.

    Her ne kadar erkekler her zaman tercihlerinin doğal olmaktan yana olduğunu söylese de yapılan araştırmalar bunun geçerli olmadığını ortaya çıkardı. Bu araştırmadan yola çıkan güzellik doğal makyaj ile güzel olmak için yapılabilecekleri araştırdı. İşte doğal makyajın sırları…

    Son zamanlarda yüzlerce erkeğe, karşılarındaki kadının makyajlı mı yoksa doğal mı olmasını tercih ettiklerini sorduk. Yüzde 82’si oylarını doğal görünümden yana kullandılar. Fakat onlara bir ünlünün biri doğal diğeri makyajlı iki fotoğrafını gösterdiğimizde, doğal görünümü seçen grubun yüzde 71’i makyajlı olan fotoğrafı beğendiklerini söyledi. Yoksa birilerinin kafası mı karışmış?

    Clarins makyaj uzmanı Pati Dubroff, kadınlara göre doğal anlayışının bir parlatıcıdan daha fazlası olmadığını söylüyor. Fakat antropolog Helen Fisher’ın notlarına göre, kozmetik dünyasıyla ilgili en ufak bir fikri olmayan erkekler pürüzsüz bir cilt, ön plana çıkarılmış gözler ve dolgun dudakların (ki bu özellikler onlar için sağlıklı doğurganlığı simgeliyor) doğallık olduğuna inanıyor. Diğer bir deyişle erkekler, sizi yeterince sağlıklı gösterecek renklerle yapılan makyajı seviyorlar. Bu etkileri yakalamak için ipuçlarımıza göz atın.

    Az miktarda fondöten

    Hiçbir şey makyajınızı; doğal cildinizin rengini ve güzelliklerini kapatacak kadar yoğun bir fondötenden daha abartılı gösteremez. Fondöten, kapatıcı ve pudra uygulamasıyla pürüzsüz bir cilt elde etseniz bile, çil gibi karakteristik özellikleriniz (bu uygulamaların tümüne rağmen) gözlenebilir olmalı. Ünlülerin makyaj uzmanı Rachel Goodwin bunu nasıl başaracağınızı anlattı.

    - Bir makyaj süngerini ıslatıp sıkın. Suyun etkisiyle fondöteninizin daha ince sürülmesini ve daha düzgün yayılmasını sağlar.

    - Bir damla fondöteni elinizin üst kısmına sıkın ve süngeri dokundurun. Fondöten bulaştırdığınız süngeri yüzünüzün merkezinden dışına doğru uygulayın. Böylece kapatılmaya daha çok ihtiyaç duyulan mor halkaları fondötenin henüz süngerdeki etkisi azalmamışken kapatmış olacaksınız. Bu uygulama sonrasında ise yüz ve boyun bölgenizde kesinlikle renk farkı olmayacak.

    - Ardından parmaklarınızı hafifçe (nemlendirici sürer gibi) yüzünüzde gezdirin. Parmaklarınızın ısısı, fondötenin iyice cilt yüzeyine oturmasını sağlayacak ve fazlasını alarak abartılı görünümü ortadan kaldıracak.

    - Tüm sivilceleri kapatıcı ile gizleme zamanı. Uygulamayı kapatıcı fırçasıyla yapmak, ürünün tüm boşluklara rahatça girmesini sağlayacak. Böylece kat kat makyaj uygulamanız da gerekmeyecek.

    - Son olarak T bölgesine pudra sürün. Böylece elmacık kemiklerinizde ışıltıyı koruyarak T bölgesindeki rahatsız edici parlaklıktan kurtulabilirsiniz.

    Gözleri ön plana çıkarın

    - Kirpiklerinizi kıvırmadan göz makyajınıza başlamayın. Çoğu kadının kirpikleri uzun olsa da dümdüz ya da yeterince kıvrık olamayabilir. Kirpikleri kıvırmak onların uzun olduklarını daha da ortaya çıkaracak. Makyaj uzmanı Napoleon Perdis, plastik kirpik kıvırıcılardan ziyade, eski usül metal olanları tercih etmenizi öneriyor. Kirpik dibinde sabitleyip, 90 derecelik bir açıyla kıvırın ve herkesin kirpiklerinizin kıvrımının doğal olduğunu düşüneceğine emin olun.

    - Ardından kirpik diplerinizi eğer açık tenliyseniz kahverengi, esmerseniz siyah bir göz kalemiyle belirginleştirin. Uygulamayı yalnızca üst kirpik diplerinizle sınırlandırın ve göz kaleminin arkasındaki sünger ile göz kalemini dağıtın.

    - Son olarak kirpiklerinizi uzun gösterecek bir maskara sürün. Ürünü mutlaka iki kat uygulamalısınız. Çünkü maskaranın ilk katı kirpiklerinizi uzatır, ikinci katı ise dolgunlaştırır. Tek yapmanız gereken ikinci katı uygulamadan önce ilk katın kuruduğundan emin olmak. Tabii rimelinizin topaklanmış görünmesini istemiyorsanız…

    Öpülesi dudaklar 

    - Parmağınızla dudak balmı uygulayarak dudaklarınızı hazırlayın. Balm, çatlakların arasına girecek ve dudaklarınızı nemlendirecek. 30 saniye boyunca yapacağınız dairesel masaj (ki bu bir sonraki adım için çok önemlidir) kan dolaşımını hızlandıracak.

    - Şimdi dudaklarınızın rengine uyan ruju bulma zamanı. Bir önceki adımda kan dolaşımını hızlandıran masaj, dudak renginizin bir, hatta iki ton daha koyu görünmesini sağlayacak.

    - Şimdi ruju dudaklarınıza yalnızca dokundurun (sürmek daha fazla renk vermesine neden olur). Böylelikle hafif bir renk elde etmiş olacaksınız ki bu daha makyajınızın daha inandırıcı olmasını sağlayacak. Ardından bir peçeteyi dudaklarınıza bastırarak rujun fazlasını alın.

    - Son adımda, hafif bir ışıltı için renksiz parlatıcı sürün. Dudaklarınızın ortasına daha yoğun uygulayarak ışığı yansıtmasını sağlayarak onları daha dolgun gösterebilirsiniz.

    Doğal makyajın sırları

    Konu Saati  13:10  |  in  makyaj sırları  |  Devamı»

    Her ne kadar erkekler her zaman tercihlerinin doğal olmaktan yana olduğunu söylese de yapılan araştırmalar bunun geçerli olmadığını ortaya çıkardı. Bu araştırmadan yola çıkan güzellik doğal makyaj ile güzel olmak için yapılabilecekleri araştırdı. İşte doğal makyajın sırları…

    Son zamanlarda yüzlerce erkeğe, karşılarındaki kadının makyajlı mı yoksa doğal mı olmasını tercih ettiklerini sorduk. Yüzde 82’si oylarını doğal görünümden yana kullandılar. Fakat onlara bir ünlünün biri doğal diğeri makyajlı iki fotoğrafını gösterdiğimizde, doğal görünümü seçen grubun yüzde 71’i makyajlı olan fotoğrafı beğendiklerini söyledi. Yoksa birilerinin kafası mı karışmış?

    Clarins makyaj uzmanı Pati Dubroff, kadınlara göre doğal anlayışının bir parlatıcıdan daha fazlası olmadığını söylüyor. Fakat antropolog Helen Fisher’ın notlarına göre, kozmetik dünyasıyla ilgili en ufak bir fikri olmayan erkekler pürüzsüz bir cilt, ön plana çıkarılmış gözler ve dolgun dudakların (ki bu özellikler onlar için sağlıklı doğurganlığı simgeliyor) doğallık olduğuna inanıyor. Diğer bir deyişle erkekler, sizi yeterince sağlıklı gösterecek renklerle yapılan makyajı seviyorlar. Bu etkileri yakalamak için ipuçlarımıza göz atın.

    Az miktarda fondöten

    Hiçbir şey makyajınızı; doğal cildinizin rengini ve güzelliklerini kapatacak kadar yoğun bir fondötenden daha abartılı gösteremez. Fondöten, kapatıcı ve pudra uygulamasıyla pürüzsüz bir cilt elde etseniz bile, çil gibi karakteristik özellikleriniz (bu uygulamaların tümüne rağmen) gözlenebilir olmalı. Ünlülerin makyaj uzmanı Rachel Goodwin bunu nasıl başaracağınızı anlattı.

    - Bir makyaj süngerini ıslatıp sıkın. Suyun etkisiyle fondöteninizin daha ince sürülmesini ve daha düzgün yayılmasını sağlar.

    - Bir damla fondöteni elinizin üst kısmına sıkın ve süngeri dokundurun. Fondöten bulaştırdığınız süngeri yüzünüzün merkezinden dışına doğru uygulayın. Böylece kapatılmaya daha çok ihtiyaç duyulan mor halkaları fondötenin henüz süngerdeki etkisi azalmamışken kapatmış olacaksınız. Bu uygulama sonrasında ise yüz ve boyun bölgenizde kesinlikle renk farkı olmayacak.

    - Ardından parmaklarınızı hafifçe (nemlendirici sürer gibi) yüzünüzde gezdirin. Parmaklarınızın ısısı, fondötenin iyice cilt yüzeyine oturmasını sağlayacak ve fazlasını alarak abartılı görünümü ortadan kaldıracak.

    - Tüm sivilceleri kapatıcı ile gizleme zamanı. Uygulamayı kapatıcı fırçasıyla yapmak, ürünün tüm boşluklara rahatça girmesini sağlayacak. Böylece kat kat makyaj uygulamanız da gerekmeyecek.

    - Son olarak T bölgesine pudra sürün. Böylece elmacık kemiklerinizde ışıltıyı koruyarak T bölgesindeki rahatsız edici parlaklıktan kurtulabilirsiniz.

    Gözleri ön plana çıkarın

    - Kirpiklerinizi kıvırmadan göz makyajınıza başlamayın. Çoğu kadının kirpikleri uzun olsa da dümdüz ya da yeterince kıvrık olamayabilir. Kirpikleri kıvırmak onların uzun olduklarını daha da ortaya çıkaracak. Makyaj uzmanı Napoleon Perdis, plastik kirpik kıvırıcılardan ziyade, eski usül metal olanları tercih etmenizi öneriyor. Kirpik dibinde sabitleyip, 90 derecelik bir açıyla kıvırın ve herkesin kirpiklerinizin kıvrımının doğal olduğunu düşüneceğine emin olun.

    - Ardından kirpik diplerinizi eğer açık tenliyseniz kahverengi, esmerseniz siyah bir göz kalemiyle belirginleştirin. Uygulamayı yalnızca üst kirpik diplerinizle sınırlandırın ve göz kaleminin arkasındaki sünger ile göz kalemini dağıtın.

    - Son olarak kirpiklerinizi uzun gösterecek bir maskara sürün. Ürünü mutlaka iki kat uygulamalısınız. Çünkü maskaranın ilk katı kirpiklerinizi uzatır, ikinci katı ise dolgunlaştırır. Tek yapmanız gereken ikinci katı uygulamadan önce ilk katın kuruduğundan emin olmak. Tabii rimelinizin topaklanmış görünmesini istemiyorsanız…

    Öpülesi dudaklar 

    - Parmağınızla dudak balmı uygulayarak dudaklarınızı hazırlayın. Balm, çatlakların arasına girecek ve dudaklarınızı nemlendirecek. 30 saniye boyunca yapacağınız dairesel masaj (ki bu bir sonraki adım için çok önemlidir) kan dolaşımını hızlandıracak.

    - Şimdi dudaklarınızın rengine uyan ruju bulma zamanı. Bir önceki adımda kan dolaşımını hızlandıran masaj, dudak renginizin bir, hatta iki ton daha koyu görünmesini sağlayacak.

    - Şimdi ruju dudaklarınıza yalnızca dokundurun (sürmek daha fazla renk vermesine neden olur). Böylelikle hafif bir renk elde etmiş olacaksınız ki bu daha makyajınızın daha inandırıcı olmasını sağlayacak. Ardından bir peçeteyi dudaklarınıza bastırarak rujun fazlasını alın.

    - Son adımda, hafif bir ışıltı için renksiz parlatıcı sürün. Dudaklarınızın ortasına daha yoğun uygulayarak ışığı yansıtmasını sağlayarak onları daha dolgun gösterebilirsiniz.

    Sanki biri ölümü kulaklarına fısıldıyormuş gibi davranır. Bu durum çok sinir bozucudur fakat aşağıdaki önerilerimizle hasta bir erkekle başa çıkmanız daha kolay olabilir...

    İlişkilerin inişleri ve çıkışları vardır.  Erkeğinizin hastalığı da bu inişlerden biridir. Erkeklerin doğasında olan şevkat ve ilgi görme istekleri, hastalandıklarında çoğu zaman çekilmez oluyor. Çok sık hasta olmuyorlar fakat hasta oldukları zaman bu döenm bir ömre bedel sürüyor. Bu dönemde nasıl davrandığınız çok önemlidir. İşte o hastayken yapmanız gereken 4 öneri...

    Hazırlıklı olun!
    İlişkiniz için gösterebileceğiniz en iyi tavır hazırlıklı olmanızdır. Hasta bir erkeğin karşısında hazır olmak demek, hemen bir tavuk suyuna çorba yapmak demektir.

    Empati kurun!
    Erkeğinizin yerine kendinizi koyun. Hasta olduğunuzu düşünün siz nasıl hissederdiniz? Tabiiki de bir kadın hiçbir zaman bir erkeğin yattığı kadar yatma ve nazlanma lüksüne sahip değildir. Erkekler çok az hasta olduklarından böyle zamanlarda öleceklermiş gibi hissederler. İlişkinizin bu noktasında empati kurmanız çok önemli. Onun için ne kadar üzüldüğünüzü, iyileşmesini ne kadar çok istediğinizi söyleyin.

    Onu şımartın!
    Erkekler özellikle bu günlerde yaptıklarınızı ömürleri boyunca unutmazlar. Onunla ne kadar ilgilendiğiniz, neden onun yanında olduğunuzu gösterir. Şimdi onu şımartıp, fazladan ilgi gösterme zamanı. Evde hazırladığınız tavuk suyuna çorbayı tepsiyle yanına götürün. Kalın battaniyeler ve yumuşak yastıklarla rahat etmesini sağlayın. Bu onun daha çabuk iyileşmesine yardımcı olacaktır.

    Duymazdan gelin!
    Normalde erkeklerin söylediklerini duymazdan gelin demek çok saçmadır. Fakat böyle zamanlarda yapmanız gereken tam da bu. Erkekler hasta olduklarında sürekli mızmızlanırlar. Rahatsız olduğu her şeyi bir çırpıda söylemeye müsaitlerdir. Şimdi saçlarınızı açarak kulaklarınızı biraz kapatın ve onu hastalığı geçene kadar duymazdan gelin.

    Eşiniz ya da sevgiliniz hasta mı?

    Konu Saati  13:08  |  in  Genel Sağlık  |  Devamı»

    Sanki biri ölümü kulaklarına fısıldıyormuş gibi davranır. Bu durum çok sinir bozucudur fakat aşağıdaki önerilerimizle hasta bir erkekle başa çıkmanız daha kolay olabilir...

    İlişkilerin inişleri ve çıkışları vardır.  Erkeğinizin hastalığı da bu inişlerden biridir. Erkeklerin doğasında olan şevkat ve ilgi görme istekleri, hastalandıklarında çoğu zaman çekilmez oluyor. Çok sık hasta olmuyorlar fakat hasta oldukları zaman bu döenm bir ömre bedel sürüyor. Bu dönemde nasıl davrandığınız çok önemlidir. İşte o hastayken yapmanız gereken 4 öneri...

    Hazırlıklı olun!
    İlişkiniz için gösterebileceğiniz en iyi tavır hazırlıklı olmanızdır. Hasta bir erkeğin karşısında hazır olmak demek, hemen bir tavuk suyuna çorba yapmak demektir.

    Empati kurun!
    Erkeğinizin yerine kendinizi koyun. Hasta olduğunuzu düşünün siz nasıl hissederdiniz? Tabiiki de bir kadın hiçbir zaman bir erkeğin yattığı kadar yatma ve nazlanma lüksüne sahip değildir. Erkekler çok az hasta olduklarından böyle zamanlarda öleceklermiş gibi hissederler. İlişkinizin bu noktasında empati kurmanız çok önemli. Onun için ne kadar üzüldüğünüzü, iyileşmesini ne kadar çok istediğinizi söyleyin.

    Onu şımartın!
    Erkekler özellikle bu günlerde yaptıklarınızı ömürleri boyunca unutmazlar. Onunla ne kadar ilgilendiğiniz, neden onun yanında olduğunuzu gösterir. Şimdi onu şımartıp, fazladan ilgi gösterme zamanı. Evde hazırladığınız tavuk suyuna çorbayı tepsiyle yanına götürün. Kalın battaniyeler ve yumuşak yastıklarla rahat etmesini sağlayın. Bu onun daha çabuk iyileşmesine yardımcı olacaktır.

    Duymazdan gelin!
    Normalde erkeklerin söylediklerini duymazdan gelin demek çok saçmadır. Fakat böyle zamanlarda yapmanız gereken tam da bu. Erkekler hasta olduklarında sürekli mızmızlanırlar. Rahatsız olduğu her şeyi bir çırpıda söylemeye müsaitlerdir. Şimdi saçlarınızı açarak kulaklarınızı biraz kapatın ve onu hastalığı geçene kadar duymazdan gelin.

    Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar
    Çam Terebentin Yağı
    Çam Terebentin Yağının Faydaları
    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar
    Çam Terebentin Yağını genellikle saç bakımında kullanılır diye düşünürüz. Evet Çam Terebentin Yağı saç için çok faydalıdır. Ama aynı zamanda, sağlık amaçlı da kullanımı vardır.
    Çam Terebentin Yağı, özellikle dökülen,cansız saçlarda, boyadan dolayı yıpranan ve kepeklenen saçlarda, saç dipleri kaşıntılarında, çamterebentin yağı uygulaması oldukça yarar sağalar.

    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar

    * Solunum sıkıntıları için faydalıdır.
    * Bel soğukluğu için kullanılabilir.
    * idarar yolu enfeksiyonları yararlıdır.
    * Astım, şeker, romatizma tedavisinde kullanılır ve grip döneminde bağışıklık sistemini güçlendirir.
    * Vücudun dirençli tutulmasını sağlar.
    * Hemoroite faydalıdır.
    * Saç dökülmesine ve kepeğe karşı kullanılır.
    * İştah açıcıdır.
    * Anne sütünü artırır.
    * Regl (adet) söktürücü olarak kullanılır.
    * Kılcal damarları uyararak kan dolaşımını düzenler.
    Çam Terebentin Yağı Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı
    Bir çağ bardağı suya 4 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. Egzama, kuru cilde ve saça masaj yaparak uygulanır. Saç diplerine friksiyon şeklinde kullanılır. Sinüzit için sabah akşam burna 1-2 damla damlatılır. Ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.
    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar

    ÇAM TEREBENTİN YAĞININ FAYDALARI

    Konu Saati  05:53  |  in  Çam Terebentin Yağının Yararları  |  Devamı»

    Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar
    Çam Terebentin Yağı
    Çam Terebentin Yağının Faydaları
    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar
    Çam Terebentin Yağını genellikle saç bakımında kullanılır diye düşünürüz. Evet Çam Terebentin Yağı saç için çok faydalıdır. Ama aynı zamanda, sağlık amaçlı da kullanımı vardır.
    Çam Terebentin Yağı, özellikle dökülen,cansız saçlarda, boyadan dolayı yıpranan ve kepeklenen saçlarda, saç dipleri kaşıntılarında, çamterebentin yağı uygulaması oldukça yarar sağalar.

    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar

    * Solunum sıkıntıları için faydalıdır.
    * Bel soğukluğu için kullanılabilir.
    * idarar yolu enfeksiyonları yararlıdır.
    * Astım, şeker, romatizma tedavisinde kullanılır ve grip döneminde bağışıklık sistemini güçlendirir.
    * Vücudun dirençli tutulmasını sağlar.
    * Hemoroite faydalıdır.
    * Saç dökülmesine ve kepeğe karşı kullanılır.
    * İştah açıcıdır.
    * Anne sütünü artırır.
    * Regl (adet) söktürücü olarak kullanılır.
    * Kılcal damarları uyararak kan dolaşımını düzenler.
    Çam Terebentin Yağı Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı
    Bir çağ bardağı suya 4 damla damlatılarak günde 3 defa alınır. Egzama, kuru cilde ve saça masaj yaparak uygulanır. Saç diplerine friksiyon şeklinde kullanılır. Sinüzit için sabah akşam burna 1-2 damla damlatılır. Ayrıca cilde masaj yapılarak kullanılır.
    Çam Terebentin Yağı,Çam Terebentin Yağının Faydaları,Çam Terebentin Yağının Yararları,Çam Terebentin Yağı Saç,Çam Terebentin Yağı Saçta Kullanımı,Çam Terebentin Yağı Ne İşe Yarar

    8 Şubat 2013 Cuma

    Kendinizi bir aşk doktoru mu sanıyorsunuz? Cevabınız evet olabilir. Ancak bu yazıyı okuduktan sonra bildiğinizi sandığınız her şeyi yeterince bilmediğinizi öğreneceksiniz. Çünkü aşk; kesinlikle kural tanıyan, sınırları olan ve maddeleştirilebilen bir duygu değildir.

    Ayaklarınızı yerden kesen o muhteşem duygunun gerçeklerini hiç merak ettiniz mi? Ünlü araştırmacı Helen Fisher, aşkın birbirinden ilginç gizemlerini gözler önüne serdi.

    Araştırmacı Helen Fisher, “Neden Seviyoruz: Aşkın Kimyası ve Doğası” adlı kitabında aşk ile ilgili çok basit konuları ele almış. Yepyeni açıklamalarla ele aldığı aşkı bakın nasıl anlatıyor Fisher ve neler öneriyor…

    ‘Ruh eşi’ diye bir şey yok
    Dünyada, bir yerlerde ruh eşinizin yaşadığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Fisher’a göre dünya “diğer yarınız” olma potansiyeline sahip erkeklerle dolu. Sırf ruh eşini bulma düşüncesinden dolayı birçok kadın ilişki değil, ilişki stresi yaşamaya mahkûm. Hâlbuki bu çabalar yersiz.

    Yıllar geçtikçe insan olgunlaşıyor. Hayattan beklentileri değişiyor, insanlardan ve aşklardan beklentileri de. Karşınıza kriterlerinizin çoğuna uyan biri çıkarsa, sırf bir iki kriterde sınıfta kaldığı için onu bırakmayın. Gerçek sevgiliden, boş hayaller için sakın vazgeçmeyin.

    Kendinizi frenleyin
    Birine âşık olduğunuzda, günün 24 saatini onunla geçirmek istersiniz değil mi? Ne olur, aşkınızın kalıcılığı için kendinizi frenleyin. Neden mi? İşte Fisher’ın araştırmaları…

    “Birbirini seven iki insan ayrı kaldığında beyin ‘dophamin’ ve ‘norapineprin’ denilen ve aşkı olumlu etkileyen bazı kimyasal maddeler salgılar.”

    Yani, çarşamba günü birlikte olduysanız, perşembe akşamını ayrı geçirin. Böylece, hafta sonu buluşmanız çok daha sıcak ve ateşli olacaktır. Bu fikre katılmıyor musunuz? O zaman Fisher’ın bilimsel araştırmalarının sonuçlarına bir göz atmalısınız…

    “Yeni aşık olan kişileri ele alıp, şunu gözlemledim: Aşk, duygulardan sorumlu beyin kısmını değil; motivasyon ve hırstan, bir şeyi kazanma arzusundan sorumlu tarafını etkiliyor.

    Aşkla ilgili bağlantılar, mutluluk ve mutsuzluk gibi duyguların merkezinde değil, motivasyon merkezinde meydana geliyor.” İşte bunun için aşkımızın yoluna engeller çıktıkça, aşkımız kuvvetleniyor.

    Aşk bağımlılık yapar
    Fisher aşık olan bir grup kişiyi ele almış ve onlardan sevdikleri kişinin fotoğrafına dikkatlice bakmalarını ve gözlem yapmalarını istemiş. “Gözlemlediğim şey beni şaşırtmadı. Fotoğraflara bakarken, bu kişilerin dopamin seviyesi yükseliyordu. İlaç almış gibi, sıcak bir mutluluğa kapılıyorlardı. Ne hissettiklerini sorduğumda, neredeyse hepsi o an sevgilileriyle birlikte olmak istediklerini söyledi” diye anlatıyor bulgularını.

    İlk görüşte âşık olabilirsiniz
    Şarkılarda aşk romanlarında, arkadaş sohbetlerinde, çok tartışılan bir konudur ilk görüşte aşk. Peki, siz buna inanıyor musunuz? Fisher, hayvanlardan yola çıkarak, insanlar dünyasına da uyan bazı kimyasal kuralları anlatıyor.

    Hayvanlarda bir çiftleşme zamanı olduğunu herkes biliyor. O dönem sona ermeden türün her bireyi kendine uygun bir eş bulmak zorunda ve doğa onları o şekilde yaratmış ki, bu çiftleşme daima olması gerektiği zaman meydana geliyor.

    Yani bir anda birleşiveriyorlar. İnsan beyni de aşağı yukarı aynı şekilde programlandığına göre, insan da bir anda birine âşık olabilir.

    Erkek çok kolay vuruluyor
    Hep kadınların aşkta hızlı davrandıkları düşünülür, ama gerçekte öyle değil. Erkekler kadınlardan daha çabuk âşık olabilir. Erkekler görsel uyarıcılara hızlı şekilde yanıt verir, gözlerine hitap eden kadınlara karşı daha kolay bazı duygular besleyebilir.

    Erkek çok kolay vuruluyor

    Konu Saati  13:12  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Kendinizi bir aşk doktoru mu sanıyorsunuz? Cevabınız evet olabilir. Ancak bu yazıyı okuduktan sonra bildiğinizi sandığınız her şeyi yeterince bilmediğinizi öğreneceksiniz. Çünkü aşk; kesinlikle kural tanıyan, sınırları olan ve maddeleştirilebilen bir duygu değildir.

    Ayaklarınızı yerden kesen o muhteşem duygunun gerçeklerini hiç merak ettiniz mi? Ünlü araştırmacı Helen Fisher, aşkın birbirinden ilginç gizemlerini gözler önüne serdi.

    Araştırmacı Helen Fisher, “Neden Seviyoruz: Aşkın Kimyası ve Doğası” adlı kitabında aşk ile ilgili çok basit konuları ele almış. Yepyeni açıklamalarla ele aldığı aşkı bakın nasıl anlatıyor Fisher ve neler öneriyor…

    ‘Ruh eşi’ diye bir şey yok
    Dünyada, bir yerlerde ruh eşinizin yaşadığını düşünüyorsanız, yanılıyorsunuz. Fisher’a göre dünya “diğer yarınız” olma potansiyeline sahip erkeklerle dolu. Sırf ruh eşini bulma düşüncesinden dolayı birçok kadın ilişki değil, ilişki stresi yaşamaya mahkûm. Hâlbuki bu çabalar yersiz.

    Yıllar geçtikçe insan olgunlaşıyor. Hayattan beklentileri değişiyor, insanlardan ve aşklardan beklentileri de. Karşınıza kriterlerinizin çoğuna uyan biri çıkarsa, sırf bir iki kriterde sınıfta kaldığı için onu bırakmayın. Gerçek sevgiliden, boş hayaller için sakın vazgeçmeyin.

    Kendinizi frenleyin
    Birine âşık olduğunuzda, günün 24 saatini onunla geçirmek istersiniz değil mi? Ne olur, aşkınızın kalıcılığı için kendinizi frenleyin. Neden mi? İşte Fisher’ın araştırmaları…

    “Birbirini seven iki insan ayrı kaldığında beyin ‘dophamin’ ve ‘norapineprin’ denilen ve aşkı olumlu etkileyen bazı kimyasal maddeler salgılar.”

    Yani, çarşamba günü birlikte olduysanız, perşembe akşamını ayrı geçirin. Böylece, hafta sonu buluşmanız çok daha sıcak ve ateşli olacaktır. Bu fikre katılmıyor musunuz? O zaman Fisher’ın bilimsel araştırmalarının sonuçlarına bir göz atmalısınız…

    “Yeni aşık olan kişileri ele alıp, şunu gözlemledim: Aşk, duygulardan sorumlu beyin kısmını değil; motivasyon ve hırstan, bir şeyi kazanma arzusundan sorumlu tarafını etkiliyor.

    Aşkla ilgili bağlantılar, mutluluk ve mutsuzluk gibi duyguların merkezinde değil, motivasyon merkezinde meydana geliyor.” İşte bunun için aşkımızın yoluna engeller çıktıkça, aşkımız kuvvetleniyor.

    Aşk bağımlılık yapar
    Fisher aşık olan bir grup kişiyi ele almış ve onlardan sevdikleri kişinin fotoğrafına dikkatlice bakmalarını ve gözlem yapmalarını istemiş. “Gözlemlediğim şey beni şaşırtmadı. Fotoğraflara bakarken, bu kişilerin dopamin seviyesi yükseliyordu. İlaç almış gibi, sıcak bir mutluluğa kapılıyorlardı. Ne hissettiklerini sorduğumda, neredeyse hepsi o an sevgilileriyle birlikte olmak istediklerini söyledi” diye anlatıyor bulgularını.

    İlk görüşte âşık olabilirsiniz
    Şarkılarda aşk romanlarında, arkadaş sohbetlerinde, çok tartışılan bir konudur ilk görüşte aşk. Peki, siz buna inanıyor musunuz? Fisher, hayvanlardan yola çıkarak, insanlar dünyasına da uyan bazı kimyasal kuralları anlatıyor.

    Hayvanlarda bir çiftleşme zamanı olduğunu herkes biliyor. O dönem sona ermeden türün her bireyi kendine uygun bir eş bulmak zorunda ve doğa onları o şekilde yaratmış ki, bu çiftleşme daima olması gerektiği zaman meydana geliyor.

    Yani bir anda birleşiveriyorlar. İnsan beyni de aşağı yukarı aynı şekilde programlandığına göre, insan da bir anda birine âşık olabilir.

    Erkek çok kolay vuruluyor
    Hep kadınların aşkta hızlı davrandıkları düşünülür, ama gerçekte öyle değil. Erkekler kadınlardan daha çabuk âşık olabilir. Erkekler görsel uyarıcılara hızlı şekilde yanıt verir, gözlerine hitap eden kadınlara karşı daha kolay bazı duygular besleyebilir.

    Çağımızın temel sorunlarından biri olarak görülen yalnızlık, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkisi altına alıyor. 

    Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, günümüzde modern insanların yalnızlığın çaresini internette bulduğunu belirterek ekliyor: "İnternet insanları birbirine yaklaştırırken aslında daha büyük bir yalnızlığa mahkum ediyor."

    Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, neredeyse konuşmayı unutan, mesajlarla iletişim yolunu keşfeden modern toplum insanının artık duygularını da kablolar üzerinden gerçekleştirdiğini ifade ediyor. Her geçen gün eskilerinin yanına bir yenisi daha eklenen arkadaş, sevgili ve eş bulma sitelerinin binlerce kadın ve erkek üyesiyle duyguları internet üzerinden evlerimize taşıdığını belirtiyor.

    Aynı Evde İki Yabancıya Dönüşmek

    Asosyalleşen ve iletişim problemi yaşayan ya da hayatın hızlı akışı içinde kaybolmuş pek çok kişi tanışmak, sevgili olmak hatta evlenebilmek umuduyla bu siteleri ziyaret ediyor. Bekar, dul, boşanmış, evli yada ayrı yaşayan pek çok kadın ve erkeğin buluştuğu bu siteler, dejenere olmuş ikili ilişkilere de ayna tutuyor. Örneğin, evlerinin farklı odalarında evli ama yabancılaşmış bir çiftin her bir mensubu da bu sitelerin ziyaretçisi olarak boy gösteriyor.

    Kimi doyum sağlayamadığı cinsel hayatına renk katmak kimi de eşi tarafından yeteri kadar ilgi görmediği için giriyor bu sitelere. Problemleri çözmek yerine, eskisinin yerini bir yenisiyle doldurmaya çalışıyorlar.

    Sahte Profiller Kendimize Yabancılaşmanın Kanıtı 

    Diğer taraftan kimliğimizi saklayabilmenin ya da bürünmek istediğimiz kimliklere sahip olmanın da iyi bir yolu bu siteler ve oluşturulan profiller. Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, kendimize yabancılaşmanın bir kanıtının da bu olduğunu belirtiyor. Karşımızdakinin yüzüne kolayca söyleyemeyeceklerimizi özgürce ifade edebilmek, kusurlarımızı kolayca saklayabilmek ve hatta kusursuz görünebilmek sanal bir kişiliğe bürünmenin avantajları olsa gerek diye ifade ediyor.

    İnternet Sosyo-Ekonomik Durum Gözetmiyor

    Üniversite mezunu, sosyo- ekonomik düzeyi yüksek bireylerin de çok sık tercih ettiği bu sitelerden, genellikle yakın çevrelerinin de haberi olmuyor . Hatta bu durumdan utanıyorlar ama iş ve özel hayatın kesiştiği yerde bir boşluk var ve bunu da doldurmanın en kolay yolu seyrettiğimiz diziyi dahi kaçırmadan klavyenin tuşlarına dokunmak…

    Sosyal ilişkileri ve hatta evliliklerdeki iletişimi yok eden televizyondan sonra bilgisayar ve internet de ona eşlik edip duygu dünyamızı fethetmeyi başarırken diğer taraftan da  Avrupalılaşma ya da medenileşme adı altında yok olan alt kültürümüzün bir parçasının daha elden gidiyor.

    Sanal Arkadaşlıklar Çok Kolay Tüketiliyor

    İnternet yoluyla arkadaş edinmenin olumsuz yönlerinden biri ilişkiye emek vermeden kolayca tüketmek olarak görülüyor. Çünkü seçenek çok ve ulaşmak çok kolay. Biri olmazsa diğeri olur derken aslında gerçek arayışımızın ne olduğunu unutup, bir süre sonra da doyum noktasından uzaklaşabiliyoruz. Kolayca söylenebilen yalanlar ve çok sık yaşanan hayal kırıklıkları reel dünyada yaşananların kat kat üstünde yaşanabiliyor bu arkadaşlık sitelerinde ve sonuç olarak da ciddi duygusal yaralanmalar ortaya çıkabiliyor. Sonuç olarak teknolojiyi kendisine hizmet ettirme çabası içerisinde olması gereken insanoğlu duygusal ve sosyal hayatını bile şartsız koşulsuz ona teslim ederek tehlikeli bir serüvenin içinde kendini ruhsal problemlerin kucağına bırakıyor.

    İnternetteki Aşk Siteleri Bizi Nereye Sürüklüyor?

    Konu Saati  13:09  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Çağımızın temel sorunlarından biri olarak görülen yalnızlık, özellikle büyük şehirlerde yaşayan insanları etkisi altına alıyor. 

    Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, günümüzde modern insanların yalnızlığın çaresini internette bulduğunu belirterek ekliyor: "İnternet insanları birbirine yaklaştırırken aslında daha büyük bir yalnızlığa mahkum ediyor."

    Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, neredeyse konuşmayı unutan, mesajlarla iletişim yolunu keşfeden modern toplum insanının artık duygularını da kablolar üzerinden gerçekleştirdiğini ifade ediyor. Her geçen gün eskilerinin yanına bir yenisi daha eklenen arkadaş, sevgili ve eş bulma sitelerinin binlerce kadın ve erkek üyesiyle duyguları internet üzerinden evlerimize taşıdığını belirtiyor.

    Aynı Evde İki Yabancıya Dönüşmek

    Asosyalleşen ve iletişim problemi yaşayan ya da hayatın hızlı akışı içinde kaybolmuş pek çok kişi tanışmak, sevgili olmak hatta evlenebilmek umuduyla bu siteleri ziyaret ediyor. Bekar, dul, boşanmış, evli yada ayrı yaşayan pek çok kadın ve erkeğin buluştuğu bu siteler, dejenere olmuş ikili ilişkilere de ayna tutuyor. Örneğin, evlerinin farklı odalarında evli ama yabancılaşmış bir çiftin her bir mensubu da bu sitelerin ziyaretçisi olarak boy gösteriyor.

    Kimi doyum sağlayamadığı cinsel hayatına renk katmak kimi de eşi tarafından yeteri kadar ilgi görmediği için giriyor bu sitelere. Problemleri çözmek yerine, eskisinin yerini bir yenisiyle doldurmaya çalışıyorlar.

    Sahte Profiller Kendimize Yabancılaşmanın Kanıtı 

    Diğer taraftan kimliğimizi saklayabilmenin ya da bürünmek istediğimiz kimliklere sahip olmanın da iyi bir yolu bu siteler ve oluşturulan profiller. Psikolog Ayşe Yanık Knudsen, kendimize yabancılaşmanın bir kanıtının da bu olduğunu belirtiyor. Karşımızdakinin yüzüne kolayca söyleyemeyeceklerimizi özgürce ifade edebilmek, kusurlarımızı kolayca saklayabilmek ve hatta kusursuz görünebilmek sanal bir kişiliğe bürünmenin avantajları olsa gerek diye ifade ediyor.

    İnternet Sosyo-Ekonomik Durum Gözetmiyor

    Üniversite mezunu, sosyo- ekonomik düzeyi yüksek bireylerin de çok sık tercih ettiği bu sitelerden, genellikle yakın çevrelerinin de haberi olmuyor . Hatta bu durumdan utanıyorlar ama iş ve özel hayatın kesiştiği yerde bir boşluk var ve bunu da doldurmanın en kolay yolu seyrettiğimiz diziyi dahi kaçırmadan klavyenin tuşlarına dokunmak…

    Sosyal ilişkileri ve hatta evliliklerdeki iletişimi yok eden televizyondan sonra bilgisayar ve internet de ona eşlik edip duygu dünyamızı fethetmeyi başarırken diğer taraftan da  Avrupalılaşma ya da medenileşme adı altında yok olan alt kültürümüzün bir parçasının daha elden gidiyor.

    Sanal Arkadaşlıklar Çok Kolay Tüketiliyor

    İnternet yoluyla arkadaş edinmenin olumsuz yönlerinden biri ilişkiye emek vermeden kolayca tüketmek olarak görülüyor. Çünkü seçenek çok ve ulaşmak çok kolay. Biri olmazsa diğeri olur derken aslında gerçek arayışımızın ne olduğunu unutup, bir süre sonra da doyum noktasından uzaklaşabiliyoruz. Kolayca söylenebilen yalanlar ve çok sık yaşanan hayal kırıklıkları reel dünyada yaşananların kat kat üstünde yaşanabiliyor bu arkadaşlık sitelerinde ve sonuç olarak da ciddi duygusal yaralanmalar ortaya çıkabiliyor. Sonuç olarak teknolojiyi kendisine hizmet ettirme çabası içerisinde olması gereken insanoğlu duygusal ve sosyal hayatını bile şartsız koşulsuz ona teslim ederek tehlikeli bir serüvenin içinde kendini ruhsal problemlerin kucağına bırakıyor.

    Hemen hemen herkes arada sırada da olsa yutma sorunuyla karşı karşıya  kalabiliyor. Ancak dikkat! Yutma güçlüğü, özellikle ileri yaşlarda yemek borusu kanserinin habercisi olabiliyor! Bu riski azaltmak içinse öncelikle tütsülenen ya da mangalda pişirilen besinlerden ve çayı aşırı sıcak içmekten kaçınmak gerekiyor! 

    Hemen herkes hayatının belli bir döneminde yutma sorunu yaşıyor. Genelde boğaz enfeksiyonlarında, yemek borusunun üst kısmında yer alan dokuların zarar görmesinden kaynaklanan yutma güçlüğü, enfeksiyon bitiminde sona eriyor. Ancak alt ve orta kısımlara doğru olan yutmada zorlanmanın sebepleri ise çok daha farklı oluyor. Acıbadem Beylikdüzü Cerrahi Tıp Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Barış Gürsoy, özellikle katı besinlere karşı ortaya çıkan yutma güçlüğünün yemek borusu kanserinin en tipik belirtisi olduğu uyarısında bulunarak, "Kişi ileri yaşlarda ise bu yakınma daha da önem taşıyor. Bu nedenle yutma güçlüğü asla hafife alınmamalı" diyor.

    Yutkunmak Nasıl Gerçekleşiyor?

    İçi boş bir organ olan yemek borusu çiğnediğimiz besinlerin ve içtiğimiz sıvıların mideye geçişini sağlıyor. Bunu, yuvarlak ve uzunlamasına yer alan kaslarının sıralı olarak kasılması ile sağlıyor. Yemek  borusunun üst ve alt kısmında kelepçeye benzer bir kilit mekanizması bulunuyor. Bu sayede yeterince çiğnenmemiş besinler yutulamazken, mide asidi ile karışmış olanlar da tekrar yemek borusuna kaçmıyor.

    Yutma Güçlüğü Kanser Habercisi!

    Yutma güçlüğü zaman zaman birçok kişinin yaşadığı bir sorun. Genellikle önemsenmeyen, “su içince geçer” ya da “boğazın kurumuştur” gibi cümlelerle geçiştirilebilen bu durum aslında yemek borusu kanserinin en önemli belirtisi olabiliyor. Sadece yutkunma güçlüğü belirtisi ile uzman bir hekime başvurmak bile tedavi açısından büyük önem taşıyor.

    Çok İçilen Sıcak Çay Yemek Borusunun Düşmanı!

    Coğrafi farklılıklar ve alışkanlıklar yemek borusu kanserinin görülme oranlarında büyük rol oynuyor. Örneğin beslenme alışkanlıkları, yemek borusu kanserinin oluşumunda çok önemli bir etken. Tütsülenen ya da mangalda pişirilen besinler ile aşırı miktarda ve sıcak tüketilen çay türü içecekler yemek borusunun düşmanı olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle ülkemizde Van, Erzurum, Ağrı ve Kars gibi bu tip beslenme alışkanlıkların yoğun olduğu bölgelerde yemek borusu kanserinin görülme oranı çok daha yüksek. Dünyada ise yemek borusu kanserinin en sık görüldüğü ülkelerin başında Kazakistan ve Çin geliyor. Batı toplumlarında her 100 bin kişiden 20’sinde yemek borusu kanserine rastlanırken, Çin’de bu rakam 160’a, Kazakistan’da ise 560’a ulaşıyor. Ayrıca tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil sebzeler ve kuru yemişlerde bulunan molibden, istiridye, balık, et, çekirdek, ceviz, badem, yumurta, peynir ve sütte bulunan çinkonun yetersiz alınmasından kaynaklanan çinko eksikliği de yemek borusu kanserine zemin hazırlayabiliyor.

    Endoskopik İnceleme Şart

    Genç, sağlıklı, daha önceden herhangi bir hastalığı bulunmayan hastaların yutma güçlüklerinde akla ilk olarak kanser gelmeyebiliyor. Ancak yemek borusunu tıkayıcı rahatsızlığı veya reflüsü olan hastalarda yemek borusu kanseri gelişebileceğinin akılda tutulması ve endoskopik incelemenin mutlaka yapılması gerekiyor.

    Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

    Son yıllarda endoskopik görüntüleme yöntemlerinin artması, daha erken evrede, herhangi bir şikayete yol açmayan lezyonların bile tespit edilmesini mümkün hale getiriyor. Erken teşhis edilen yemek borusu kanserlerinde hastaların kurtulma şansı yüksek oluyor. Bunun aksine geç kalındığında ise akciğer, karaciğer ve karın zarı gibi komşu organ ve dokulara yayılma sık olarak görülüyor. Hastalığın yakalanma evresine göre de cerrahi tedavi, radyoterapi ya da kemoterapi uygulanıyor.

    Yutma Güçlüğü Çekiyorsanız Dikkat!

    Konu Saati  13:09  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Hemen hemen herkes arada sırada da olsa yutma sorunuyla karşı karşıya  kalabiliyor. Ancak dikkat! Yutma güçlüğü, özellikle ileri yaşlarda yemek borusu kanserinin habercisi olabiliyor! Bu riski azaltmak içinse öncelikle tütsülenen ya da mangalda pişirilen besinlerden ve çayı aşırı sıcak içmekten kaçınmak gerekiyor! 

    Hemen herkes hayatının belli bir döneminde yutma sorunu yaşıyor. Genelde boğaz enfeksiyonlarında, yemek borusunun üst kısmında yer alan dokuların zarar görmesinden kaynaklanan yutma güçlüğü, enfeksiyon bitiminde sona eriyor. Ancak alt ve orta kısımlara doğru olan yutmada zorlanmanın sebepleri ise çok daha farklı oluyor. Acıbadem Beylikdüzü Cerrahi Tıp Merkezi Genel Cerrahi Uzmanı Barış Gürsoy, özellikle katı besinlere karşı ortaya çıkan yutma güçlüğünün yemek borusu kanserinin en tipik belirtisi olduğu uyarısında bulunarak, "Kişi ileri yaşlarda ise bu yakınma daha da önem taşıyor. Bu nedenle yutma güçlüğü asla hafife alınmamalı" diyor.

    Yutkunmak Nasıl Gerçekleşiyor?

    İçi boş bir organ olan yemek borusu çiğnediğimiz besinlerin ve içtiğimiz sıvıların mideye geçişini sağlıyor. Bunu, yuvarlak ve uzunlamasına yer alan kaslarının sıralı olarak kasılması ile sağlıyor. Yemek  borusunun üst ve alt kısmında kelepçeye benzer bir kilit mekanizması bulunuyor. Bu sayede yeterince çiğnenmemiş besinler yutulamazken, mide asidi ile karışmış olanlar da tekrar yemek borusuna kaçmıyor.

    Yutma Güçlüğü Kanser Habercisi!

    Yutma güçlüğü zaman zaman birçok kişinin yaşadığı bir sorun. Genellikle önemsenmeyen, “su içince geçer” ya da “boğazın kurumuştur” gibi cümlelerle geçiştirilebilen bu durum aslında yemek borusu kanserinin en önemli belirtisi olabiliyor. Sadece yutkunma güçlüğü belirtisi ile uzman bir hekime başvurmak bile tedavi açısından büyük önem taşıyor.

    Çok İçilen Sıcak Çay Yemek Borusunun Düşmanı!

    Coğrafi farklılıklar ve alışkanlıklar yemek borusu kanserinin görülme oranlarında büyük rol oynuyor. Örneğin beslenme alışkanlıkları, yemek borusu kanserinin oluşumunda çok önemli bir etken. Tütsülenen ya da mangalda pişirilen besinler ile aşırı miktarda ve sıcak tüketilen çay türü içecekler yemek borusunun düşmanı olarak nitelendiriliyor. Bu nedenle ülkemizde Van, Erzurum, Ağrı ve Kars gibi bu tip beslenme alışkanlıkların yoğun olduğu bölgelerde yemek borusu kanserinin görülme oranı çok daha yüksek. Dünyada ise yemek borusu kanserinin en sık görüldüğü ülkelerin başında Kazakistan ve Çin geliyor. Batı toplumlarında her 100 bin kişiden 20’sinde yemek borusu kanserine rastlanırken, Çin’de bu rakam 160’a, Kazakistan’da ise 560’a ulaşıyor. Ayrıca tam tahıllar, kuru baklagiller, yeşil sebzeler ve kuru yemişlerde bulunan molibden, istiridye, balık, et, çekirdek, ceviz, badem, yumurta, peynir ve sütte bulunan çinkonun yetersiz alınmasından kaynaklanan çinko eksikliği de yemek borusu kanserine zemin hazırlayabiliyor.

    Endoskopik İnceleme Şart

    Genç, sağlıklı, daha önceden herhangi bir hastalığı bulunmayan hastaların yutma güçlüklerinde akla ilk olarak kanser gelmeyebiliyor. Ancak yemek borusunu tıkayıcı rahatsızlığı veya reflüsü olan hastalarda yemek borusu kanseri gelişebileceğinin akılda tutulması ve endoskopik incelemenin mutlaka yapılması gerekiyor.

    Erken Teşhis Hayat Kurtarıyor

    Son yıllarda endoskopik görüntüleme yöntemlerinin artması, daha erken evrede, herhangi bir şikayete yol açmayan lezyonların bile tespit edilmesini mümkün hale getiriyor. Erken teşhis edilen yemek borusu kanserlerinde hastaların kurtulma şansı yüksek oluyor. Bunun aksine geç kalındığında ise akciğer, karaciğer ve karın zarı gibi komşu organ ve dokulara yayılma sık olarak görülüyor. Hastalığın yakalanma evresine göre de cerrahi tedavi, radyoterapi ya da kemoterapi uygulanıyor.

    İnanılanın aksine erkekler için yatakta her şey mübah değildir, onlarında nefret ettiği pozisyonlar, kelimeler ve tutumlar vardır.

    Erkekler kız arkadaşlarının deneyimsiz olmalarına artık tahammül edemiyorlar, özellikle yatakta düşüncesiz davranmanıza katlanamıyorlar.
    Erkeklerin yatakta nefret ettiği durumları öğrenmek istiyorsanız buyurun okuyun.

    Erkekler sevdiği kadının daha önceki sevgilileriyle olan sevişme videoları olmasından nefret eder. Ve hatta seksi fotoğraflardan bile kıskanır.

    Sadece uzanıp yatan kadınlar erkekler için çok cezbedici görünmüyor. Altta olsanız bile hareket halinde olmanız erkeklerin ateşlenmesine sebep olur. Ama kımıldamadan yatarsanız erkek bunu sorgulamaktan zevk alamaz.

    Eğer üstte siz varsanız ve bir şeyler için acele ediyorsanız erkek arkadaşınızın hoşuna gitmeyecektir. Çünkü yaptığınız ani ve sert hareketler sonucunda penisinin kırılmasından korkuyor ve geriliyordur. Her ne erkek arkadaşınızın cinsel uzvu kemik olmasa da, kasların sert darbelerle eğildiğini biliyoruz. Siz siz olun nazik ve dikkatli davranın.

    Tırnaklarınızı geçirip sırtında derin yaralar bırakmayın. Her ne kadar seks sırasında bu durum çok cezbedici gelse de her şey bitip ayna baktığı zaman bu onun hiç hoşuna gitmeyecektir. Spor salonunda üstünü çıkaramayacak, erkek arkadaşlarıyla evde rahat rahat üstsüz takılamayacak ve yaralar geçene kadar aklı onlarda olacak.
    Poposundan uzak durun! Her ne kadar kalçalarımızda ve malum bölgemizde çok sayıda sinir uçları olsa da ve bu bazı durumlarda zevk verse de erkekler kalçalarına uzanan ellerden hiç haz etmezler. Ve çoğu zaman siz sadece tutuyor olsanız bile seksi yarıda kesebilirler.

    Her ne kadar çok normal bir durum olasa da, kadının farkında olmadan başına gelen bir olay olsa da ve asla utanılacak bir durum olmasa da erkekler vajinaya kaçan ve daha sonra sesli bir şekilde dışarı çıkan hava akımından nefret ederler. Pek çok azı bunun olası bir durum olduğundan habersizdir.

    Erkek boğa siz kovboy pozisyonundayken iki büklüm olmanız erkeğin sinirlerini bozar ve sürekli olarak sizi doğru pozisyonu almanız için zorlar. Sırt kamburunuzu istemsiz şekilde dışarı çıkarıyorsunuzdur. En iyisi siz sevgilinizi dinleyin ve bedeninizi rahat bırakın.

    Çok kuru olduğunuzda  erkek arkadaşınız sizin onu arzulamadığınızı düşünür, Eğer ıslanmıyorsanız ve bu artık sizin için bir problem haline geldiyse eğlenceli ve değişik bir durum olacakmışcasına sevgilinize kayganlaştırıcı kremlerden kullanmayı önerin.

    Erkekler yatakta değil beyinlerinde sınır koyuyor!

    Konu Saati  11:37  |  in  Erkek Sağlığı  |  Devamı»

    İnanılanın aksine erkekler için yatakta her şey mübah değildir, onlarında nefret ettiği pozisyonlar, kelimeler ve tutumlar vardır.

    Erkekler kız arkadaşlarının deneyimsiz olmalarına artık tahammül edemiyorlar, özellikle yatakta düşüncesiz davranmanıza katlanamıyorlar.
    Erkeklerin yatakta nefret ettiği durumları öğrenmek istiyorsanız buyurun okuyun.

    Erkekler sevdiği kadının daha önceki sevgilileriyle olan sevişme videoları olmasından nefret eder. Ve hatta seksi fotoğraflardan bile kıskanır.

    Sadece uzanıp yatan kadınlar erkekler için çok cezbedici görünmüyor. Altta olsanız bile hareket halinde olmanız erkeklerin ateşlenmesine sebep olur. Ama kımıldamadan yatarsanız erkek bunu sorgulamaktan zevk alamaz.

    Eğer üstte siz varsanız ve bir şeyler için acele ediyorsanız erkek arkadaşınızın hoşuna gitmeyecektir. Çünkü yaptığınız ani ve sert hareketler sonucunda penisinin kırılmasından korkuyor ve geriliyordur. Her ne erkek arkadaşınızın cinsel uzvu kemik olmasa da, kasların sert darbelerle eğildiğini biliyoruz. Siz siz olun nazik ve dikkatli davranın.

    Tırnaklarınızı geçirip sırtında derin yaralar bırakmayın. Her ne kadar seks sırasında bu durum çok cezbedici gelse de her şey bitip ayna baktığı zaman bu onun hiç hoşuna gitmeyecektir. Spor salonunda üstünü çıkaramayacak, erkek arkadaşlarıyla evde rahat rahat üstsüz takılamayacak ve yaralar geçene kadar aklı onlarda olacak.
    Poposundan uzak durun! Her ne kadar kalçalarımızda ve malum bölgemizde çok sayıda sinir uçları olsa da ve bu bazı durumlarda zevk verse de erkekler kalçalarına uzanan ellerden hiç haz etmezler. Ve çoğu zaman siz sadece tutuyor olsanız bile seksi yarıda kesebilirler.

    Her ne kadar çok normal bir durum olasa da, kadının farkında olmadan başına gelen bir olay olsa da ve asla utanılacak bir durum olmasa da erkekler vajinaya kaçan ve daha sonra sesli bir şekilde dışarı çıkan hava akımından nefret ederler. Pek çok azı bunun olası bir durum olduğundan habersizdir.

    Erkek boğa siz kovboy pozisyonundayken iki büklüm olmanız erkeğin sinirlerini bozar ve sürekli olarak sizi doğru pozisyonu almanız için zorlar. Sırt kamburunuzu istemsiz şekilde dışarı çıkarıyorsunuzdur. En iyisi siz sevgilinizi dinleyin ve bedeninizi rahat bırakın.

    Çok kuru olduğunuzda  erkek arkadaşınız sizin onu arzulamadığınızı düşünür, Eğer ıslanmıyorsanız ve bu artık sizin için bir problem haline geldiyse eğlenceli ve değişik bir durum olacakmışcasına sevgilinize kayganlaştırıcı kremlerden kullanmayı önerin.

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top