• Haberi Oku..

    Kaju aslında meyvesinin sapıdır...

  • Haberi Oku..

    Ananas aslında meyve değildir.

  • Makale

    Çekilen fotolar

  • Makale

    Yıldız sayısı..

  • 24 Ocak 2013 Perşembe

    Uzmanların kış için yaptığı tavsiyeleri uygularsanız, güneşli günleri mutlu ve sağlıklı bir şekilde karşılayabileceksiniz. İşte uzmanların kıştan etkilenmemek için önerileri…

    1. Mutluluk şapkasını asla unutmayın
    Uzmanlara göre insan vücudu 18 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kendini iyi hisseder. Hava sıcaklığı 18 derecenin altına iner inmez ise; ilk sinirlilik işaretleri ortaya çıkmaya başlar. Soğuk havalarda mutlu hissetmenin sırrı sıkı giyinmektir. Kışın asla şapkasız dışarı çıkılmamalı; çünkü insan vücudu en çok başından sıcaklık kaybeder.

    2. Korunduğunuzdan emin olun
    Uzun gecelerde aşka daha fazla vakit ayırmak ve hamile kalmak istemiyorsanız, doğum kontrol yöntemlerini titizlikle uygulayın. Kıs yılın en doğurgan dönemidir. Daha uzun süren karanlık, yumurtlamayı canlandıran hormonların seviyesini arttırır. Sonuç? Daha düzenli bir yumurtlama, daha büyük ve sağlıklı yumurtalar… Aynı şekilde erkeklerin spermleri de kışın daha kuvvetlidir. Doğurmaya niyetiniz yoksa, aralık-şubat dönemine dikkat: Hamilelik olasılığı bu aylarda oldukça yüksek.

    3. Erken yemek yiyin
    Yapılan araştırmalara göre; sabah kahvaltısını atlamazsanız, kışın hasta olma riskiniz yarı yarıya iner. Sabahları on dakikayı kahvaltıya ayırmak sizi kötü sürprizlerden korur. “Minide Foods” (Sihirli Yiyecekler) adlı kitabın yazarı Anna Selby ise; sağlıklı bir kış geçirmenin formülünü bulmuşa benziyor: “Mascarpone peynirine bal ve rendelenmiş limon kabuğu karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı bir dilim ekmeğe sürün ve her kahvaltıda onu mutlaka yiyin.”

    4. Ellerinizi yıkayın
    Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre; kışın elleri sık yıkamak grip ve soğuk algınlığına neden olan mikroplara karşı oldukça etkin bir yöntem. Ellerinizi yıkamayı unutmamak için işyerinizde ufak hatırlatma notları yapıştırabilirsiniz. Ihlamur özlü sabunlar ve bazı mikrop öldürücü sabunlar kış hijyeni için daha etkilidir.

    5. Kış uykusuna çekilmeyin
    “Be Yourself (Kendiniz Olun) adlı kitabın yazarı Lynda Field’e göre; kışla ilgili yapılan en büyük hata, kışı bir dinlenme mevsimi olarak görmektir: “Doğada kış bir uyku değil, tam tersi, bir hazırlıktır. İnsanlar için de kış bir hazırlık anlamına gelmeli. Yeni yıl için planlar yapılmalı, değişimler için ilk adımlar atılmalı.”

    6. Şekere dikkat
    Psikologlar, aşırı şeker tüketimine eğilim gösteren kişilerin kış depresyonuna yakalanma riskinin daha fazla olduğunu belirtiyor. Aşırı şeker tüketimi, insanın enerji seviyesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. İdeal bir şeker tüketimi, günlük 40 gramı aşmamalı. Bu dengeyi aşmamak için, şeker ihtiyacı duyulduğunda, kek ve bisküvi yerine doğal şeker içeren meyvelere yönelmeli.

    7. Duruşunuzu kontrol edin
    Soğuğun etkisiyle, kışın vücut duruşunu sık sık bozarız. Soğuktan korunmak için omuzlar iner, sırt kamburlaşır, baş omuzlar arasına gömülür. Bu yanlış pozisyon boyun ve sırt için son derece zararlı ve oldukça şiddetli ağrıları da beraberinde getirir. Vücut duruşunuz her bozulduğunda, omuzlarınızı geriye çekip, duruşunuzu düzeltin.

    8. Mutlu kalın
    Yapılan son araştırmalar, mutlu kişilerin grip ve soğuk algınlıklarına daha az yakalanmakla kalmayıp hastalıkları da daha hafif atlattıklarını gösteriyor. Sizi mutlu eden üç faktör belirleyin ve bunları asla aklınızdan çıkarmayın.

    9. Spor yapın
    Egzersiz yapmayı kışın bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Egzersiz yaparsanız, kendinizi daha enerjik hissedersiniz, bağışıklık sisteminiz daha iyi çalışır, soğuğu daha az hissedersiniz. Günler kısaldıkça, egzersize ayrılan vakit de kısalır ve insanlar yağlı besinlere yönelir. Programınızı yeniden yapılandırın ve kış için sporu bir alışkanlık haline getirin. Sloganınız: “Salona gitmeden, eve gitme” olmalı.

    10. Cildinizi nemlendirin
    Soğuk hava ve merkezi ısıtma sistemlerinin etkisiyle cilt kışın doğal nemini kaybeder. Cildinizin kurumasını engelleyen bir nemlendirici kullanmalısınız. Aynı zamanda, evin belirli yerlerine suyla dolu kaplar yerleştirerek, havanın nemini yeniden kazandırmalısınız.

    11. Güneşi arayın
    Kışın güneş ışığının daha az olması, insanın sağlığını olumsuz etkiler. Duygusal rahatsızlıklarla birlikte, insanların çoğu enerji eksikliğinden yakınır. Işık yetersizliği, beyindeki bazı hormonların aktivitesini etkileyip, insanların enerji seviyesini düşürür. Kışın enerjinizi kaybetmek istemiyorsanız, öğle saatlerinde dışarı çıkmalısınız. Kapalı yerlerde kalmak mecburiyetindeyseniz, cam kenarlarında oturun ve perdeleri açın.

    12. Pozitif insanlarla takılın
    Negatif insanlar sizin de ruh sağlığınızı bozabilir. Bioenerji uzmanı Fiona Slatter, “Biriyle konuşurken, size negatif enerji verdiğini hissediyorsanız, elinizi göğsünüzün ortasına koyun. Negatif enerjinin size geçmesini engelleyeceksiniz” diyor.

    13. Arı gibi olun
    Bir kaşık bal her zaman iyi gelir. İçerdiği glukoz ve fruktoz kan dolaşımına hızla geçip, enerji kaynağı oluşturur. Nemi çekip, muhafaza ettiği için, bal cilt kuruluğuna da çok iyi gelir (Madonna da, Kylie Minogue da bunu uyguluyor). Kış için ideal bir maske hazırlamak istiyorsanız, bir çorba kaşığı bala, bir yumurta akı ve 1-2 çorba kaşığı gliserin ekleyip, çeyrek bardak unla karıştırın. Cildinize uyguladıktan sonra, on dakika bekletin ve ılık suyla durulayın.

    14. Kötü bir ev sahibi olun
    Dirençli bir vücut virüs ve mikroplara iyi ev sahipliği yapmaz. Sağlıklı ve dayanıklı bir vücut için kalsiyumu ve magnezyumu unutmamalısınız (yeşil yapraklı sebzelerde, balık ve süt ürünlerinde bulunur). Bu iki mineral hücreleri virüslere karşı güçlendirir. A vitamini de çok önemli (ciğer, havuç, portakal ve sarı renkli sebze ve meyvelerde bulunur).

    15. Aynaya bakın
    Bağışıklık sistemi sorunları, yüzden kolayca okunabilir. Gözlerin burunun yanındaki köşelerinde oluşan mavi/siyah renk, zayıf bir bağışıklık sistemine işaret eder. Bu işareti fark ederseniz, meyve ve sebze tüketimine ağırlık verin, dinlenin ve stresten uzak durun.

    16. Sevişmeyi ihmal etmeyin
    Uzun kış gecelerinde sevişmekten daha yararlı yapılacak ne var? Haftada en az bir kez seks yapan insanlarda ‘Imunoglobin A’ denilen ve enfeksiyonlara karşı koruyan bir madde daha çok oluyor. Hiç seks yapmayan veya haftada 3 defadan fazla yapan kişilerde, bu madde düşük seviyelerde seyrediyor. Yani, sevişin, ama dozu kaçırmayın!

    17. Hayal edin
    Ruhunuzu ısıtacak hayaller kurun. Kendinizi bir sahilde hayal edin. Hafif bir rüzgar saçınızı okşarken, güneş vücudunuzu ısıtıyor ve huzurlusunuz.

    18. Sisteminize yardım edin
    Hasta olmayıp, devamlı üşüyorsanız, sorununuz hatalı bir dolaşım sistemi olabilir. Dolaşım sisteminin en iyi dostu zencefildir.

    19. Bir hedef belirleyin
    Kariyerle, aşkla veya sporla ilgili, hedefiniz ne olursa olsun, gerçekçi olmalı. Planınızı iyi yapın ve onu adım adım uygulayın.

    20. Yünden kaçının
    Alerjik biri misiniz? Avustralya’da yapılan araştırmalar, yünde bulunan ve alerjileri tetikleyen bazı maddelere dikkat çekiyor. Sorununuz hayvan tüyüyse, yünden uzak durup, pamuklu giysileri tercih edin. Yoksa, bütün kışı burnunuzu çekerek geçirme ihtimaliniz yüksek!

    21. Sosyal bir kelebek olun
    Ne kadar sosyal olursanız, o kadar az hasta olursunuz (arkadaşlık stresi azalttığından olmalı). Soğuk algınlığı virüsü bir grup kişiye verilerek yapılan bir araştırmaya göre, arkadaşlarla ve aile mensuplarıyla daha sık görüşen kişilerde hastalık belirtilerinin daha az görüldüğü ortaya çıkmış.

    22. Magnezyuma dikkat
    Magnezyum enerji seviyesini ve ruh sağlığını ayakta tutan bir mineraldir. Besinlerden enerji alınmasını sağlar. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve kan basıncını ayarlar. Ne yazık ki, yedi kadından birinde magnezyum eksikliği var. Magnezyumu yeterli miktarda bulundurmak için, beslenmenizde yeşil sebzelere, ceviz, balık ve deniz ürünlerine, çekirdek, kuru ve taze meyvelere yer verin.

    23. Saçınıza özen gösterin
    Soğuk havanın, sürekli taktığınız şapkanın saçlarınızı kötü etkilemesine izin vermeyin. Saçınıza bakım yapacak, canlı, parlak ve sağlıklı olmasını sağlayacak bakımlar uygulayın.

    24. Bahçıvanlığı unutmayın
    Sırf kış olduğu için bahçenizi unutmayın. Eldivenlerinizi takın ve arada sırada bahçenize inin. Son araştırmalar, toprakla, çiçeklerle uğraşmanın kan basıncını düşürdüğünü ve beyin aktivitesini hızlandırdığını gösteriyor. İşte kış depresyonuna ideal panzehir!

    25. Bir parti planlayın
    Hiçbir madde size hitap etmiyorsa ve hâlâ kıştan nefret ediyorsanız, kışın beraberinde getirdiği bazı güzel anları düşünün (yılbaşı, sevgililer günü vs). Güzel bir parti organize edip, hem eğlenin hem enerji kazanın.

    Kış uykusuna çekilmeyin ama

    Konu Saati  10:56  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Uzmanların kış için yaptığı tavsiyeleri uygularsanız, güneşli günleri mutlu ve sağlıklı bir şekilde karşılayabileceksiniz. İşte uzmanların kıştan etkilenmemek için önerileri…

    1. Mutluluk şapkasını asla unutmayın
    Uzmanlara göre insan vücudu 18 derecenin üzerindeki sıcaklıklarda kendini iyi hisseder. Hava sıcaklığı 18 derecenin altına iner inmez ise; ilk sinirlilik işaretleri ortaya çıkmaya başlar. Soğuk havalarda mutlu hissetmenin sırrı sıkı giyinmektir. Kışın asla şapkasız dışarı çıkılmamalı; çünkü insan vücudu en çok başından sıcaklık kaybeder.

    2. Korunduğunuzdan emin olun
    Uzun gecelerde aşka daha fazla vakit ayırmak ve hamile kalmak istemiyorsanız, doğum kontrol yöntemlerini titizlikle uygulayın. Kıs yılın en doğurgan dönemidir. Daha uzun süren karanlık, yumurtlamayı canlandıran hormonların seviyesini arttırır. Sonuç? Daha düzenli bir yumurtlama, daha büyük ve sağlıklı yumurtalar… Aynı şekilde erkeklerin spermleri de kışın daha kuvvetlidir. Doğurmaya niyetiniz yoksa, aralık-şubat dönemine dikkat: Hamilelik olasılığı bu aylarda oldukça yüksek.

    3. Erken yemek yiyin
    Yapılan araştırmalara göre; sabah kahvaltısını atlamazsanız, kışın hasta olma riskiniz yarı yarıya iner. Sabahları on dakikayı kahvaltıya ayırmak sizi kötü sürprizlerden korur. “Minide Foods” (Sihirli Yiyecekler) adlı kitabın yazarı Anna Selby ise; sağlıklı bir kış geçirmenin formülünü bulmuşa benziyor: “Mascarpone peynirine bal ve rendelenmiş limon kabuğu karıştırın. Elde ettiğiniz karışımı bir dilim ekmeğe sürün ve her kahvaltıda onu mutlaka yiyin.”

    4. Ellerinizi yıkayın
    Pennsylvania Üniversitesi’nde yapılan araştırmalara göre; kışın elleri sık yıkamak grip ve soğuk algınlığına neden olan mikroplara karşı oldukça etkin bir yöntem. Ellerinizi yıkamayı unutmamak için işyerinizde ufak hatırlatma notları yapıştırabilirsiniz. Ihlamur özlü sabunlar ve bazı mikrop öldürücü sabunlar kış hijyeni için daha etkilidir.

    5. Kış uykusuna çekilmeyin
    “Be Yourself (Kendiniz Olun) adlı kitabın yazarı Lynda Field’e göre; kışla ilgili yapılan en büyük hata, kışı bir dinlenme mevsimi olarak görmektir: “Doğada kış bir uyku değil, tam tersi, bir hazırlıktır. İnsanlar için de kış bir hazırlık anlamına gelmeli. Yeni yıl için planlar yapılmalı, değişimler için ilk adımlar atılmalı.”

    6. Şekere dikkat
    Psikologlar, aşırı şeker tüketimine eğilim gösteren kişilerin kış depresyonuna yakalanma riskinin daha fazla olduğunu belirtiyor. Aşırı şeker tüketimi, insanın enerji seviyesini düşürmekle kalmıyor, aynı zamanda bağışıklık sistemini olumsuz etkiliyor. İdeal bir şeker tüketimi, günlük 40 gramı aşmamalı. Bu dengeyi aşmamak için, şeker ihtiyacı duyulduğunda, kek ve bisküvi yerine doğal şeker içeren meyvelere yönelmeli.

    7. Duruşunuzu kontrol edin
    Soğuğun etkisiyle, kışın vücut duruşunu sık sık bozarız. Soğuktan korunmak için omuzlar iner, sırt kamburlaşır, baş omuzlar arasına gömülür. Bu yanlış pozisyon boyun ve sırt için son derece zararlı ve oldukça şiddetli ağrıları da beraberinde getirir. Vücut duruşunuz her bozulduğunda, omuzlarınızı geriye çekip, duruşunuzu düzeltin.

    8. Mutlu kalın
    Yapılan son araştırmalar, mutlu kişilerin grip ve soğuk algınlıklarına daha az yakalanmakla kalmayıp hastalıkları da daha hafif atlattıklarını gösteriyor. Sizi mutlu eden üç faktör belirleyin ve bunları asla aklınızdan çıkarmayın.

    9. Spor yapın
    Egzersiz yapmayı kışın bir alışkanlık haline getirmelisiniz. Egzersiz yaparsanız, kendinizi daha enerjik hissedersiniz, bağışıklık sisteminiz daha iyi çalışır, soğuğu daha az hissedersiniz. Günler kısaldıkça, egzersize ayrılan vakit de kısalır ve insanlar yağlı besinlere yönelir. Programınızı yeniden yapılandırın ve kış için sporu bir alışkanlık haline getirin. Sloganınız: “Salona gitmeden, eve gitme” olmalı.

    10. Cildinizi nemlendirin
    Soğuk hava ve merkezi ısıtma sistemlerinin etkisiyle cilt kışın doğal nemini kaybeder. Cildinizin kurumasını engelleyen bir nemlendirici kullanmalısınız. Aynı zamanda, evin belirli yerlerine suyla dolu kaplar yerleştirerek, havanın nemini yeniden kazandırmalısınız.

    11. Güneşi arayın
    Kışın güneş ışığının daha az olması, insanın sağlığını olumsuz etkiler. Duygusal rahatsızlıklarla birlikte, insanların çoğu enerji eksikliğinden yakınır. Işık yetersizliği, beyindeki bazı hormonların aktivitesini etkileyip, insanların enerji seviyesini düşürür. Kışın enerjinizi kaybetmek istemiyorsanız, öğle saatlerinde dışarı çıkmalısınız. Kapalı yerlerde kalmak mecburiyetindeyseniz, cam kenarlarında oturun ve perdeleri açın.

    12. Pozitif insanlarla takılın
    Negatif insanlar sizin de ruh sağlığınızı bozabilir. Bioenerji uzmanı Fiona Slatter, “Biriyle konuşurken, size negatif enerji verdiğini hissediyorsanız, elinizi göğsünüzün ortasına koyun. Negatif enerjinin size geçmesini engelleyeceksiniz” diyor.

    13. Arı gibi olun
    Bir kaşık bal her zaman iyi gelir. İçerdiği glukoz ve fruktoz kan dolaşımına hızla geçip, enerji kaynağı oluşturur. Nemi çekip, muhafaza ettiği için, bal cilt kuruluğuna da çok iyi gelir (Madonna da, Kylie Minogue da bunu uyguluyor). Kış için ideal bir maske hazırlamak istiyorsanız, bir çorba kaşığı bala, bir yumurta akı ve 1-2 çorba kaşığı gliserin ekleyip, çeyrek bardak unla karıştırın. Cildinize uyguladıktan sonra, on dakika bekletin ve ılık suyla durulayın.

    14. Kötü bir ev sahibi olun
    Dirençli bir vücut virüs ve mikroplara iyi ev sahipliği yapmaz. Sağlıklı ve dayanıklı bir vücut için kalsiyumu ve magnezyumu unutmamalısınız (yeşil yapraklı sebzelerde, balık ve süt ürünlerinde bulunur). Bu iki mineral hücreleri virüslere karşı güçlendirir. A vitamini de çok önemli (ciğer, havuç, portakal ve sarı renkli sebze ve meyvelerde bulunur).

    15. Aynaya bakın
    Bağışıklık sistemi sorunları, yüzden kolayca okunabilir. Gözlerin burunun yanındaki köşelerinde oluşan mavi/siyah renk, zayıf bir bağışıklık sistemine işaret eder. Bu işareti fark ederseniz, meyve ve sebze tüketimine ağırlık verin, dinlenin ve stresten uzak durun.

    16. Sevişmeyi ihmal etmeyin
    Uzun kış gecelerinde sevişmekten daha yararlı yapılacak ne var? Haftada en az bir kez seks yapan insanlarda ‘Imunoglobin A’ denilen ve enfeksiyonlara karşı koruyan bir madde daha çok oluyor. Hiç seks yapmayan veya haftada 3 defadan fazla yapan kişilerde, bu madde düşük seviyelerde seyrediyor. Yani, sevişin, ama dozu kaçırmayın!

    17. Hayal edin
    Ruhunuzu ısıtacak hayaller kurun. Kendinizi bir sahilde hayal edin. Hafif bir rüzgar saçınızı okşarken, güneş vücudunuzu ısıtıyor ve huzurlusunuz.

    18. Sisteminize yardım edin
    Hasta olmayıp, devamlı üşüyorsanız, sorununuz hatalı bir dolaşım sistemi olabilir. Dolaşım sisteminin en iyi dostu zencefildir.

    19. Bir hedef belirleyin
    Kariyerle, aşkla veya sporla ilgili, hedefiniz ne olursa olsun, gerçekçi olmalı. Planınızı iyi yapın ve onu adım adım uygulayın.

    20. Yünden kaçının
    Alerjik biri misiniz? Avustralya’da yapılan araştırmalar, yünde bulunan ve alerjileri tetikleyen bazı maddelere dikkat çekiyor. Sorununuz hayvan tüyüyse, yünden uzak durup, pamuklu giysileri tercih edin. Yoksa, bütün kışı burnunuzu çekerek geçirme ihtimaliniz yüksek!

    21. Sosyal bir kelebek olun
    Ne kadar sosyal olursanız, o kadar az hasta olursunuz (arkadaşlık stresi azalttığından olmalı). Soğuk algınlığı virüsü bir grup kişiye verilerek yapılan bir araştırmaya göre, arkadaşlarla ve aile mensuplarıyla daha sık görüşen kişilerde hastalık belirtilerinin daha az görüldüğü ortaya çıkmış.

    22. Magnezyuma dikkat
    Magnezyum enerji seviyesini ve ruh sağlığını ayakta tutan bir mineraldir. Besinlerden enerji alınmasını sağlar. Bağışıklık sistemini kuvvetlendirir ve kan basıncını ayarlar. Ne yazık ki, yedi kadından birinde magnezyum eksikliği var. Magnezyumu yeterli miktarda bulundurmak için, beslenmenizde yeşil sebzelere, ceviz, balık ve deniz ürünlerine, çekirdek, kuru ve taze meyvelere yer verin.

    23. Saçınıza özen gösterin
    Soğuk havanın, sürekli taktığınız şapkanın saçlarınızı kötü etkilemesine izin vermeyin. Saçınıza bakım yapacak, canlı, parlak ve sağlıklı olmasını sağlayacak bakımlar uygulayın.

    24. Bahçıvanlığı unutmayın
    Sırf kış olduğu için bahçenizi unutmayın. Eldivenlerinizi takın ve arada sırada bahçenize inin. Son araştırmalar, toprakla, çiçeklerle uğraşmanın kan basıncını düşürdüğünü ve beyin aktivitesini hızlandırdığını gösteriyor. İşte kış depresyonuna ideal panzehir!

    25. Bir parti planlayın
    Hiçbir madde size hitap etmiyorsa ve hâlâ kıştan nefret ediyorsanız, kışın beraberinde getirdiği bazı güzel anları düşünün (yılbaşı, sevgililer günü vs). Güzel bir parti organize edip, hem eğlenin hem enerji kazanın.

    Aşırı kıskançlık, sürekli arayıp nerede olduğunun sorulması, aşırı üstüne düşmek en sık yapılan hatalar kuşkusuz… Ancak dikkat edilmesi gereken başka konular da var.

    Sevgiliniz fazla konuşmayı sevmeyen ve sakin yapıda biriyse sürekli üzerine giderek “bir derdin mi var? Niçin konuşmuyorsun” gibi sözlerle onu bunaltmayın. Böyle davranmakla aslında iyilik yapılmadığını vurgulayan uzmanlar, erkeklerin, kadınlar kadar çok konuşmayı sevmediğine ve tek başlarına da çok mutlu olabildiğine dikkat çekiyor.

    Onu çok seviyor ve merak ediyor olabilirsiniz ama bu onu günde 10 kez aramanızı gerektirmez. Özellikle işyerinden saat başı sevgilinizi arayıp onu kontrol etmeniz onu oldukça sıkabilir. Eğer aramadan duramıyorsanız, en azından vakti olup olmadığını sorun.

    Hesabı genelde erkekler öder ancak bırakın bunu içinden geldiği için yapsın. Eğer her zaman hesap ödeme görevini ona bırakıyorsanız, kendilerini kullanılmış gibi hissederler. Zaman zaman siz de hesap ödemeyi teklif edin.

    Bir tartışma sonrasında erkeklerin, hatalı olsalar da, ya hiçbir şey söylemediğini veya çok doğal şekilde özür dilediğini kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
    “Sizden taş gibi duygusuz olmanız beklenmiyor, yeter ki tartışmalar sırasında duygularınıza hâkim olup bir yetişkin gibi konuşun. Erkekler gözyaşlarından etkilenir ve hiçbir erkek bir kadını ağlatmak istemez. Ne var ki, her şeye ağlarsanız, sizinle doğru dürüst konuşamayacak ve söylemek istediklerini söyleyemeyecektir.”

    Erkeklerin, içlerinden geldiği gibi davranmayı sevdiğine ve sürprizlerle dolu bir hayat istediğine dikkat çeken uzmanlar, şunları kaydediyor:

    “Siz cumartesi akşamlarının programını 3 hafta önceden yaparsanız, çok sevdikleri sürprizleri yaşayamazlar. Fazla üstlerine düşerseniz, hareketlerinin kısıtlandığını düşünürler. Uzun zamandır biriyle birlikte olan bir erkek bile özgürlüğünden kolay kolay vazgeçmez.

    Eğer siz de planlama huyundan vazgeçemiyorsanız, en azından havayı yumuşatın. Ona öneri yapın, emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkı verdiğinizi düşünür ve rahatsız olmaz.”

    İlişkinizde bunlara dikkat etmelisiniz

    Konu Saati  10:51  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Aşırı kıskançlık, sürekli arayıp nerede olduğunun sorulması, aşırı üstüne düşmek en sık yapılan hatalar kuşkusuz… Ancak dikkat edilmesi gereken başka konular da var.

    Sevgiliniz fazla konuşmayı sevmeyen ve sakin yapıda biriyse sürekli üzerine giderek “bir derdin mi var? Niçin konuşmuyorsun” gibi sözlerle onu bunaltmayın. Böyle davranmakla aslında iyilik yapılmadığını vurgulayan uzmanlar, erkeklerin, kadınlar kadar çok konuşmayı sevmediğine ve tek başlarına da çok mutlu olabildiğine dikkat çekiyor.

    Onu çok seviyor ve merak ediyor olabilirsiniz ama bu onu günde 10 kez aramanızı gerektirmez. Özellikle işyerinden saat başı sevgilinizi arayıp onu kontrol etmeniz onu oldukça sıkabilir. Eğer aramadan duramıyorsanız, en azından vakti olup olmadığını sorun.

    Hesabı genelde erkekler öder ancak bırakın bunu içinden geldiği için yapsın. Eğer her zaman hesap ödeme görevini ona bırakıyorsanız, kendilerini kullanılmış gibi hissederler. Zaman zaman siz de hesap ödemeyi teklif edin.

    Bir tartışma sonrasında erkeklerin, hatalı olsalar da, ya hiçbir şey söylemediğini veya çok doğal şekilde özür dilediğini kaydeden uzmanlar, şöyle devam ediyor:
    “Sizden taş gibi duygusuz olmanız beklenmiyor, yeter ki tartışmalar sırasında duygularınıza hâkim olup bir yetişkin gibi konuşun. Erkekler gözyaşlarından etkilenir ve hiçbir erkek bir kadını ağlatmak istemez. Ne var ki, her şeye ağlarsanız, sizinle doğru dürüst konuşamayacak ve söylemek istediklerini söyleyemeyecektir.”

    Erkeklerin, içlerinden geldiği gibi davranmayı sevdiğine ve sürprizlerle dolu bir hayat istediğine dikkat çeken uzmanlar, şunları kaydediyor:

    “Siz cumartesi akşamlarının programını 3 hafta önceden yaparsanız, çok sevdikleri sürprizleri yaşayamazlar. Fazla üstlerine düşerseniz, hareketlerinin kısıtlandığını düşünürler. Uzun zamandır biriyle birlikte olan bir erkek bile özgürlüğünden kolay kolay vazgeçmez.

    Eğer siz de planlama huyundan vazgeçemiyorsanız, en azından havayı yumuşatın. Ona öneri yapın, emir vermeyin. Böylece kendine de söz hakkı verdiğinizi düşünür ve rahatsız olmaz.”





    Samsung'un, iPad mini'nin 7 inch'lik tablet klasmanında piyasayı domine etmeye başlaması canını sıkmıştı ve kulaktan kulağa yeni bir Galaxy tabletin geleceği bilgisi dolanıyordu. Nitekim o bilgi doğru çıktı ancak bu kez de hangi özelliklerle geleceği merak konusu oldu.





    Artık Galaxy Note 8.0 de sızdırılanlar kervanına katılmış bulunuyor. İşte teknik olarak Note 8.0'in özellikleri:

    Galaxy Note 8.0 Özellikleri Sızdı

    Konu Saati  07:12  |  in  Tablet PC  |  Devamı»





    Samsung'un, iPad mini'nin 7 inch'lik tablet klasmanında piyasayı domine etmeye başlaması canını sıkmıştı ve kulaktan kulağa yeni bir Galaxy tabletin geleceği bilgisi dolanıyordu. Nitekim o bilgi doğru çıktı ancak bu kez de hangi özelliklerle geleceği merak konusu oldu.





    Artık Galaxy Note 8.0 de sızdırılanlar kervanına katılmış bulunuyor. İşte teknik olarak Note 8.0'in özellikleri:


    Apple Store'a yaklaşık bir hafta önce gelen ve 20 milyondan fazla kullanıcıyla oldukça iyi bir indirme sayısı elde eden; sevilen aksiyon ve macera oyunu Temple Run 2 artık Android için de yayınlandı ve Google Play'de yerini aldı. 







    Oyunun ilk versiyonunu oynanmamış olan okuyucularımız için belirtelim. Oyunda bir bakıma Indiana Jones karakteri gibi bir oyuncu oluyorsunuz ve biraz hazine,

    Temple Run 2 Google Play'de

    Konu Saati  06:17  |  in  Android Oyunları  |  Devamı»


    Apple Store'a yaklaşık bir hafta önce gelen ve 20 milyondan fazla kullanıcıyla oldukça iyi bir indirme sayısı elde eden; sevilen aksiyon ve macera oyunu Temple Run 2 artık Android için de yayınlandı ve Google Play'de yerini aldı. 







    Oyunun ilk versiyonunu oynanmamış olan okuyucularımız için belirtelim. Oyunda bir bakıma Indiana Jones karakteri gibi bir oyuncu oluyorsunuz ve biraz hazine,

    "Sosyal Ağların Efendisi" konumunda bulunan Facebook'un konumunu korumak ve insanların ilgisi canlı tumanın yanında sosyal ağları "sanal" olmaktan çıkarıp daha "gerçekçi" olmaya yönelik adımlarından bir tanesi de Graph Search yeniliği olacak.

    Nedir ve ne işe yarar bu özellik?
    Kelime manasına vuracak olursak Grafik yönlü Arama hizmeti bu yeni özellik, ya da resmi olarak Türkçeleştirmesini

    Facebook Graph Search De Neymiş Ki?

    Konu Saati  04:56  |  in  Sosyal Medya  |  Devamı»

    "Sosyal Ağların Efendisi" konumunda bulunan Facebook'un konumunu korumak ve insanların ilgisi canlı tumanın yanında sosyal ağları "sanal" olmaktan çıkarıp daha "gerçekçi" olmaya yönelik adımlarından bir tanesi de Graph Search yeniliği olacak.

    Nedir ve ne işe yarar bu özellik?
    Kelime manasına vuracak olursak Grafik yönlü Arama hizmeti bu yeni özellik, ya da resmi olarak Türkçeleştirmesini

    23 Ocak 2013 Çarşamba

    Başkalarına empati yapamayan, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren egosu yüksek kişileri tanımak ister misiniz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan sizin için anlatıyor  

    Narsisist kendisini fazla beğenen, üstün gören, hep takdir ve ilgi bekleyen, imtiyazlı olduğuna inanan, özel muamele bekleyen kişidir. Narsisist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır.

    Bu insanları şuuraltı kendine güvensizliği bastırarak egosu yüksek insanı üretir. Narsisistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.

    Narsisist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?

    Narsisistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur.

    Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.

    Narsisistler elitist davranışa eğilimlidirler. Statüsü yüksek arkadaşlar edinmek, iyi yerlere gitmek, iyi arabalara binmek isterler. İnsanları ezmekten çekinmezler, kendileri en üstün oldukları için, başkalarını ezmek doğal davranışlarıdır.

    İzleri ergenlik, hatta çocukluk yıllarına kadar uzanabilir, ama asıl 18 yaşından sonra belirgin hale gelir. Narsisistler, genellikle narsisist olduklarını fark etmezler; söyleseniz de kabul etmezler; kabul etseler bile kolay kolay değiştiremezler.

    Narsisist kişiler çevresine zarar verirler mi?

    Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler.

    Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.

    Hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Çünkü hepimiz kendimizi iyi görmek isteriz. Ama narsisistlerin problemi kendilerini iyiden de öte imtiyazlı görmek ve başkalarına değer vermemektir.

    Narsistiklerin tedavi edilmesi gerekir mi? Ya da bu kişilikler tedaviyi kabul eder mi?

    `Ben narsisistim` diye diye tedaviye gelmezler. Genellikle depresyon yüzünden başvururlar. Çünkü narsisistler sık hayal kırıklığı yaşarlar. Çünkü hep sevilme, övülme beklentilerinin hayat boyu devamlı karşılanması mümkün değildir.

    Kaynak: elmaElma

    Psikolojik rahatsızlık: Kendini beğenmişlik

    Konu Saati  13:15  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Başkalarına empati yapamayan, karşısındaki kişileri her zaman ezen ve küçük düşüren egosu yüksek kişileri tanımak ister misiniz? Psikiyatri Uzmanı Dr. Oğuz Tan sizin için anlatıyor  

    Narsisist kendisini fazla beğenen, üstün gören, hep takdir ve ilgi bekleyen, imtiyazlı olduğuna inanan, özel muamele bekleyen kişidir. Narsisist kişiliğin altında, paradoksal olarak, derin bir kendine güvensizlik yatar. Nitekim bu kişiler çok alıngan, eleştiriye oldukça tahammülsüz insanlardır.

    Bu insanları şuuraltı kendine güvensizliği bastırarak egosu yüksek insanı üretir. Narsisistler ayrıca empati kuramayan, başkalarının duygularını anlayamayan kişilerdir. Kendine güvensizlikle başkalarını anlayamama birleşince, narsisistik kişilik gelişir.

    Narsisist davranışların eğitim ile bağlantısı var mıdır?

    Narsisistler övgüyle beslendikleri için, çok çalışırlar. Dolayısıyla hayatta başarı kazanma, iyi bir yere gelme ihtimalleri yüksektir. Başarı, kendini beğenmişliklerini iyice besler, böylece narsisistin yakın çevresiyle ilişkisi iyice bozulur.

    Parlak bir statüsü olan, ama yalnız bir insan vardır tepelerde bir yerde. Çalışkan olmayan, başarı kazanamayan narsisistlerin de hayatları kötüdür, çünkü çok ihtiyaç duydukları övgüyü bir türlü elde edemezler.

    Narsisistler elitist davranışa eğilimlidirler. Statüsü yüksek arkadaşlar edinmek, iyi yerlere gitmek, iyi arabalara binmek isterler. İnsanları ezmekten çekinmezler, kendileri en üstün oldukları için, başkalarını ezmek doğal davranışlarıdır.

    İzleri ergenlik, hatta çocukluk yıllarına kadar uzanabilir, ama asıl 18 yaşından sonra belirgin hale gelir. Narsisistler, genellikle narsisist olduklarını fark etmezler; söyleseniz de kabul etmezler; kabul etseler bile kolay kolay değiştiremezler.

    Narsisist kişiler çevresine zarar verirler mi?

    Önemli özelliklerinden biri empati eksikliğidir. Başkalarının duygularını anlayamazlar. Zaten başkalarını önemsemezler. Başkaları, ancak kendilerini övmek, onaylamak için vardır. Bu yüzden yakın ilişkileri; evlilik ve yakın dostlukları sürdüremezler.

    Fedakarlığı hep başkalarından beklerler, çünkü onlar uğruna her türlü fedakarlığın yapılacağı insanlardır. Vermezler, alırlar. Aşkta bile, beğenilmek için vardırlar. Başkalarının hakkını çiğnemekten çekinmezler, hatta hak çiğnediklerinin farkına bile varmazlar, zaten her şeyin kendi hakları olduğuna inanırlar. Çıkarcıdırlar.

    Hepimiz narsisistik savunmalar yaparız. Çünkü hepimiz kendimizi iyi görmek isteriz. Ama narsisistlerin problemi kendilerini iyiden de öte imtiyazlı görmek ve başkalarına değer vermemektir.

    Narsistiklerin tedavi edilmesi gerekir mi? Ya da bu kişilikler tedaviyi kabul eder mi?

    `Ben narsisistim` diye diye tedaviye gelmezler. Genellikle depresyon yüzünden başvururlar. Çünkü narsisistler sık hayal kırıklığı yaşarlar. Çünkü hep sevilme, övülme beklentilerinin hayat boyu devamlı karşılanması mümkün değildir.

    Kaynak: elmaElma

    Anne sütünü sağma, ya elinizle, ya da manuel (elle) veya elektrikle çalışan bir pompa yardımı ile, memenizdeki sütü alma işlemidir.

    Anne sütünü sağma, ya elinizle, ya da manuel (elle) veya elektrikle çalışan bir pompa yardımı ile, memenizdeki sütü alma işlemidir. Süt sağma, şu durumlarda bir gereksinim olabilir:

    Memenizdeki doluluk sizi rahatsız ediyor: Sütü sağmak, doluluk hissini azaltacak ve bebeğinizin memenizi almasını kolaylaştıracaktır.

    Bir başka kişinin sizin sütünüzü bebeğinize vererek, sizin bir süreliğine bebekten uzaklaşmanızı veya işinize geri dönmenizi sağlar.

    Bebeğiniz iyi beslenemiyor (örneğin bebeğinizde çatlamış dudak ve yarık damak var ise).

    Bebeğiniz erken doğduysa, memeden emebilecek olana kadar(eğer sağlıklı bir bebekse, 32 hafta süresinde) sütünüzün gelişini hızlandırmanız gerekir. Sütünüzü nasıl sağacağınızı bilmek, yararlıdır. Bu işlemi ya sizi rahatlatmak adına, ya da saklayıp daha sonra bebeğinize vermek için yaparsınız. Böylece, bebeğinizin, besleyici ve sağlıklı anne sütünüzden yararlanmaya devam etmesini sağlamış olursunuz. Bazı anneler, hamilelik dönemlerinin son dönemlerinde ‘kolostrum’ (karbonhidrat, protein ve antikor açısından zengin ilk süt) çeker ve bunu damlalıklara doldurarak dondururlar. Bunu amacı, kendilerinin veya bebeklerinin doğum sonrası dönemde yaşama olasılıkları olan emzirme zorluklarına karşı bir tedbir almaktır. Bu annelerin sağlıklı ve hamilelik dönemlerinin de iyi gidiyor olmaları gerekir.

    Elle sütünüzü sağma
    Emzirme süresince, memeden elle süt sağmak, faydalı bir yöntemdir.

    Önce, ellerinizi iyice yıkamalısınız. Biraz öne eğilip, memenizin rahat bir konuma gelmesini sağlayın. Sanki bir meme muayenesi yaparmış gibi, memenizi hafifçe okşayarak ve masaj yapın.

    Oturun ve elinizi (herhangi biri olabilir) memenizin üstüne yerleştirin; parmaklarınızla ve başparmağınızla, meme ucundan 3 cm. uzak bir bölgede bir C harfi çizer gibi, genelde meme ucunun kahverengi bölümünün (areola) etrafında çevirin.

    Başparmağınızla ilk iki parmağınızı yavaşça birbirlerine yaklaştırın ve göğüs duvarına doğru bastırın. Sonra da meme ucuna doğru ilerleyin. Genelde parmaklarınızı meme üstünde kaydırmak yerine yuvarlayarak meme ucuna getirmek, size daha rahat gelecektir. Bu hareket, meme kanalarına baskı yapacak ve kısa bir zaman sonra, meme ucunuzdan birkaç damla süt geldiğini göreceksiniz. Bir zaman sonra bir fışkırma olabilir ve bu sütü steril bir kaba doldurabilirsiniz. Süt akışı yavaşlayınca, elinizi, koyu renkli bölgenin etrafında gezdirin ve ritmik hareketlerle, sütünüzü çekmeye devam edin. En az iki kere meme değiştirerek, toplamda 20-30 dakika süresince memenizden süt çekin. Eğer bebeğiniz, memenizi almakta ve emmekte zorlanıyorsa, bu şekilde süt sağmaya hemen başlamanız ve bebeğiniz acıktıkça devam etmeniz önerilir. Bu da ilk günlerde, 24 saatlik zaman içinde 8-12 kere demektir.

    Eğer doğumdan çok kısa bir süre sonra, ilk sütü- kolostrumu sağarsanız (rengi koyu turuncudan açık sarıya değişebilir), bunu 12 saat boyunca, 32ºC ye kadar olan ısı düzeninde saklayabilirsiniz. Çok kısa miktarlarda çekme yapabileceğiniz beklenendir; örneğin, ilk birkaç günde, sadece bir çay kaşığı kadar. Bebeğinize bunu, sizden başka bir kimse daha da rahat verebilir; bunun için bir damlalık, emzik, kaşık veya fincan kullanılabilir.

    Memeden Süt Sağmak, Öğrenilen Bir Sanattır
    Anne sütünü çekmek, öğrenilen bir beceridir. Bu nedenle, ilk başlarda sütünüzü sağamazsanız, hayal kırıklığı yaşamayın. Bebeğinizin doğumundan 3-5 gün sonra, memeniz ‘olgun süt’ üretmeye başlayacaktır. Kolostrum ise, az miktarda, iki hafta süresince, bu olgun sütte de var olmaya devam edecektir. Memenizin ürettiği süt miktarı ise, gittikçe artacaktır. ‘Olgun süt’ memeye dolmaya başladığında, birçok anne, elle veya elektrikle çalışan pompalarla memeden süt sağmayı tercih ederler. Elle süt sağma işlemi bazı zamanlar için rahat ve kolaysa da, pompa yöntemi genellikle daha hızlıdır. Kullandığınız pompanın ağız kısmının, meme ucunuza rahatça yerleşecek kadar geniş olmasına dikkat edin. Bazı pompaların birden fazla ağız genişliği seçenekleri vardır; eğer meme uçlarınız küçük değilse, bu tip pompaları tercih edin.

    Pompalar, meme ucunu emerek ve serbest bırakarak çalışır ve böylece memeden süt çekerler. Elektrikle çalışan bazı pompalar, sizin rahatınıza uygun olarak, emme seviyesini ayarlarlar. Bazıları da sağma işlemi esnasında, size hareket izni verir. Bir elinizle rahatça kullanabileceğiniz bir pompa, size daha yararlı olacaktır. Özellikle bir memeden süt çekerken, diğer memeden bebeğinizi emziriyorsanız, bu önemlidir. Elle çalışan pompaların biçimi ya silindir şeklindedir, veya elinizle sıkmak yoluyla işlev görür. Pompanın her bölümünün çok temiz olması gerekir; bazı çalışan anneler yanlarında yedek parçaları da taşırlar ve bunları sonra evde tekrar yıkarlar. Pompanızı temiz ve kurulmuş olarak muhafaza ederseniz daha rahat sağım yapabilirsiniz. Stresli olmak ve düşük vücut ısısı gibi faktörler, sütün akma refleksini engelledikleri için, sağma işleminin üretkenliğini düşürür. Bu zamanlarda ılık kompres deneyebilirsiniz; memeye masaj yapabilirsiniz ve gevşeme teknikleri uygulayabilirsiniz. Bebeğinizin bir resmine bakmak, yakın zaman önce giyindiği bir giysiyi koklamak ve onun kokusunu anımsamak da yararlı olacaktır.

    Sağılmış sütü saklamak
    Buzdolabına konulmuş veya dondurulmuş anne sütü, sert kenarlı plastik kaplarda, ağzı sıkı sıkı kapalı cam kaplarda veya özellikle anne sütü için üretilmiş, anne sütü saklama torbalarında saklanabilir. Bir kullanımlık ve atılabilen şişe torbalar önerilmez.

    Aşağıda ‘olgun’ anne sütünü saklamak için bilmeniz gerekenler sıralanmıştır:
    Isı Saklama süresi
    Oda ısısı (19-26ºC) 6 saate kadar

    Buzdolabı (<4ºC) 72 saate kadar

    Buzluklu ve tek kapılı buzdolabı Buzluk bölmesinde 2 haftaya kadar

    İki kapılı buzdolabı / buzluk Buzluk bölmesinde 3-4 kadar aya

    Sabit olarak 0ºF (-18ºC) derecede 6 ay tutulan derin dondurucuda

    Eğer sakladığınız anne sütü ile ilgili bir şüpheniz varsa, sütü atın ve bebeğinize vermeyin. Eğer anne sütünün doğru saklanması konusuyla ilgili sorularınız varsa, sağlık profesyonellerine danışınız. Meme pompası ile süt sağan ve bunu işyerlerinin ortak buzdolaplarında saklayan çalışan anneler, sütlerini, kendi isimleri yazılı etiketlerle ayırdıkları torbalara yerleştirirler - amaç, inek sütü ile kendi sütlerinin karışmamasıdır. Sütünüzü derin dondurucu poşetlerine aktarıp saklayabilirsiniz. Amaç hem sütü korumak, hem de donmasını önlemektir.

    Anne Sütü Nasıl Ilıtılır
    İdeal olan, donmuş sütün buzdolabında çözülmesini beklemektir.

    Eğer süt buzdolabında erimişse, 24 saat süresince tutulmak üzere ve kabın ağzı açılmadan tekrar buzdolabına konulabilir.

    Eğer ısıtma gerekiyorsa, kabı veya torbayı, ya sıcak su dolu bir kaba daldırın veya sıcak akan çeşme suyu altına tutarak, sütü ılıtın.

    Sütün ısısını asla kaynama noktasına getirmeyin. Donmuş süt çözülme aşamasında ekşi kokuyorsa, sütü dondurmadan önce, kabı sıcak buhar veya sıcak su altında haşlamak tavsiye edilir. (İçinde yüksek Lipaze bulunan anne sütü dondurulduktan sonra ekşi kokabilir. Süt kabını, sıcak su veya buhara tutmak, bu ekşi kokuyu engeller).

    Isısını ölçmeden önce, anne sütünü, kabı içinde hafifçe döndürünüz, çalkalayınız. Üstte biriken kaymak kısmı, bunun sonucunda bütün süte dağılacaktır. (Saklanan sütün kaymak ve sıvı süt olarak ayrışması normaldir.) Kabı çok hızlı ve kuvvetli şekilde çalkalamayınız. Bu, anne sütünün içinde var olan değerli ve gerekli bir takım canlı maddeleri zedeleyecektir.

    İçindeki yararlı besinler yok olacağı için, asla mikrodalga fırın kullanmayın. Bu tip bir ısıtma, sütün içinde çok sıcak bölümler yaratabilir; bu nedenle de tavsiye edilmez.

    Eritilen anne sütü tekrar dondurulamaz

    Kaynak: HT Hayat

    Anne sütünü sağma ve saklama

    Konu Saati  10:54  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    Anne sütünü sağma, ya elinizle, ya da manuel (elle) veya elektrikle çalışan bir pompa yardımı ile, memenizdeki sütü alma işlemidir.

    Anne sütünü sağma, ya elinizle, ya da manuel (elle) veya elektrikle çalışan bir pompa yardımı ile, memenizdeki sütü alma işlemidir. Süt sağma, şu durumlarda bir gereksinim olabilir:

    Memenizdeki doluluk sizi rahatsız ediyor: Sütü sağmak, doluluk hissini azaltacak ve bebeğinizin memenizi almasını kolaylaştıracaktır.

    Bir başka kişinin sizin sütünüzü bebeğinize vererek, sizin bir süreliğine bebekten uzaklaşmanızı veya işinize geri dönmenizi sağlar.

    Bebeğiniz iyi beslenemiyor (örneğin bebeğinizde çatlamış dudak ve yarık damak var ise).

    Bebeğiniz erken doğduysa, memeden emebilecek olana kadar(eğer sağlıklı bir bebekse, 32 hafta süresinde) sütünüzün gelişini hızlandırmanız gerekir. Sütünüzü nasıl sağacağınızı bilmek, yararlıdır. Bu işlemi ya sizi rahatlatmak adına, ya da saklayıp daha sonra bebeğinize vermek için yaparsınız. Böylece, bebeğinizin, besleyici ve sağlıklı anne sütünüzden yararlanmaya devam etmesini sağlamış olursunuz. Bazı anneler, hamilelik dönemlerinin son dönemlerinde ‘kolostrum’ (karbonhidrat, protein ve antikor açısından zengin ilk süt) çeker ve bunu damlalıklara doldurarak dondururlar. Bunu amacı, kendilerinin veya bebeklerinin doğum sonrası dönemde yaşama olasılıkları olan emzirme zorluklarına karşı bir tedbir almaktır. Bu annelerin sağlıklı ve hamilelik dönemlerinin de iyi gidiyor olmaları gerekir.

    Elle sütünüzü sağma
    Emzirme süresince, memeden elle süt sağmak, faydalı bir yöntemdir.

    Önce, ellerinizi iyice yıkamalısınız. Biraz öne eğilip, memenizin rahat bir konuma gelmesini sağlayın. Sanki bir meme muayenesi yaparmış gibi, memenizi hafifçe okşayarak ve masaj yapın.

    Oturun ve elinizi (herhangi biri olabilir) memenizin üstüne yerleştirin; parmaklarınızla ve başparmağınızla, meme ucundan 3 cm. uzak bir bölgede bir C harfi çizer gibi, genelde meme ucunun kahverengi bölümünün (areola) etrafında çevirin.

    Başparmağınızla ilk iki parmağınızı yavaşça birbirlerine yaklaştırın ve göğüs duvarına doğru bastırın. Sonra da meme ucuna doğru ilerleyin. Genelde parmaklarınızı meme üstünde kaydırmak yerine yuvarlayarak meme ucuna getirmek, size daha rahat gelecektir. Bu hareket, meme kanalarına baskı yapacak ve kısa bir zaman sonra, meme ucunuzdan birkaç damla süt geldiğini göreceksiniz. Bir zaman sonra bir fışkırma olabilir ve bu sütü steril bir kaba doldurabilirsiniz. Süt akışı yavaşlayınca, elinizi, koyu renkli bölgenin etrafında gezdirin ve ritmik hareketlerle, sütünüzü çekmeye devam edin. En az iki kere meme değiştirerek, toplamda 20-30 dakika süresince memenizden süt çekin. Eğer bebeğiniz, memenizi almakta ve emmekte zorlanıyorsa, bu şekilde süt sağmaya hemen başlamanız ve bebeğiniz acıktıkça devam etmeniz önerilir. Bu da ilk günlerde, 24 saatlik zaman içinde 8-12 kere demektir.

    Eğer doğumdan çok kısa bir süre sonra, ilk sütü- kolostrumu sağarsanız (rengi koyu turuncudan açık sarıya değişebilir), bunu 12 saat boyunca, 32ºC ye kadar olan ısı düzeninde saklayabilirsiniz. Çok kısa miktarlarda çekme yapabileceğiniz beklenendir; örneğin, ilk birkaç günde, sadece bir çay kaşığı kadar. Bebeğinize bunu, sizden başka bir kimse daha da rahat verebilir; bunun için bir damlalık, emzik, kaşık veya fincan kullanılabilir.

    Memeden Süt Sağmak, Öğrenilen Bir Sanattır
    Anne sütünü çekmek, öğrenilen bir beceridir. Bu nedenle, ilk başlarda sütünüzü sağamazsanız, hayal kırıklığı yaşamayın. Bebeğinizin doğumundan 3-5 gün sonra, memeniz ‘olgun süt’ üretmeye başlayacaktır. Kolostrum ise, az miktarda, iki hafta süresince, bu olgun sütte de var olmaya devam edecektir. Memenizin ürettiği süt miktarı ise, gittikçe artacaktır. ‘Olgun süt’ memeye dolmaya başladığında, birçok anne, elle veya elektrikle çalışan pompalarla memeden süt sağmayı tercih ederler. Elle süt sağma işlemi bazı zamanlar için rahat ve kolaysa da, pompa yöntemi genellikle daha hızlıdır. Kullandığınız pompanın ağız kısmının, meme ucunuza rahatça yerleşecek kadar geniş olmasına dikkat edin. Bazı pompaların birden fazla ağız genişliği seçenekleri vardır; eğer meme uçlarınız küçük değilse, bu tip pompaları tercih edin.

    Pompalar, meme ucunu emerek ve serbest bırakarak çalışır ve böylece memeden süt çekerler. Elektrikle çalışan bazı pompalar, sizin rahatınıza uygun olarak, emme seviyesini ayarlarlar. Bazıları da sağma işlemi esnasında, size hareket izni verir. Bir elinizle rahatça kullanabileceğiniz bir pompa, size daha yararlı olacaktır. Özellikle bir memeden süt çekerken, diğer memeden bebeğinizi emziriyorsanız, bu önemlidir. Elle çalışan pompaların biçimi ya silindir şeklindedir, veya elinizle sıkmak yoluyla işlev görür. Pompanın her bölümünün çok temiz olması gerekir; bazı çalışan anneler yanlarında yedek parçaları da taşırlar ve bunları sonra evde tekrar yıkarlar. Pompanızı temiz ve kurulmuş olarak muhafaza ederseniz daha rahat sağım yapabilirsiniz. Stresli olmak ve düşük vücut ısısı gibi faktörler, sütün akma refleksini engelledikleri için, sağma işleminin üretkenliğini düşürür. Bu zamanlarda ılık kompres deneyebilirsiniz; memeye masaj yapabilirsiniz ve gevşeme teknikleri uygulayabilirsiniz. Bebeğinizin bir resmine bakmak, yakın zaman önce giyindiği bir giysiyi koklamak ve onun kokusunu anımsamak da yararlı olacaktır.

    Sağılmış sütü saklamak
    Buzdolabına konulmuş veya dondurulmuş anne sütü, sert kenarlı plastik kaplarda, ağzı sıkı sıkı kapalı cam kaplarda veya özellikle anne sütü için üretilmiş, anne sütü saklama torbalarında saklanabilir. Bir kullanımlık ve atılabilen şişe torbalar önerilmez.

    Aşağıda ‘olgun’ anne sütünü saklamak için bilmeniz gerekenler sıralanmıştır:
    Isı Saklama süresi
    Oda ısısı (19-26ºC) 6 saate kadar

    Buzdolabı (<4ºC) 72 saate kadar

    Buzluklu ve tek kapılı buzdolabı Buzluk bölmesinde 2 haftaya kadar

    İki kapılı buzdolabı / buzluk Buzluk bölmesinde 3-4 kadar aya

    Sabit olarak 0ºF (-18ºC) derecede 6 ay tutulan derin dondurucuda

    Eğer sakladığınız anne sütü ile ilgili bir şüpheniz varsa, sütü atın ve bebeğinize vermeyin. Eğer anne sütünün doğru saklanması konusuyla ilgili sorularınız varsa, sağlık profesyonellerine danışınız. Meme pompası ile süt sağan ve bunu işyerlerinin ortak buzdolaplarında saklayan çalışan anneler, sütlerini, kendi isimleri yazılı etiketlerle ayırdıkları torbalara yerleştirirler - amaç, inek sütü ile kendi sütlerinin karışmamasıdır. Sütünüzü derin dondurucu poşetlerine aktarıp saklayabilirsiniz. Amaç hem sütü korumak, hem de donmasını önlemektir.

    Anne Sütü Nasıl Ilıtılır
    İdeal olan, donmuş sütün buzdolabında çözülmesini beklemektir.

    Eğer süt buzdolabında erimişse, 24 saat süresince tutulmak üzere ve kabın ağzı açılmadan tekrar buzdolabına konulabilir.

    Eğer ısıtma gerekiyorsa, kabı veya torbayı, ya sıcak su dolu bir kaba daldırın veya sıcak akan çeşme suyu altına tutarak, sütü ılıtın.

    Sütün ısısını asla kaynama noktasına getirmeyin. Donmuş süt çözülme aşamasında ekşi kokuyorsa, sütü dondurmadan önce, kabı sıcak buhar veya sıcak su altında haşlamak tavsiye edilir. (İçinde yüksek Lipaze bulunan anne sütü dondurulduktan sonra ekşi kokabilir. Süt kabını, sıcak su veya buhara tutmak, bu ekşi kokuyu engeller).

    Isısını ölçmeden önce, anne sütünü, kabı içinde hafifçe döndürünüz, çalkalayınız. Üstte biriken kaymak kısmı, bunun sonucunda bütün süte dağılacaktır. (Saklanan sütün kaymak ve sıvı süt olarak ayrışması normaldir.) Kabı çok hızlı ve kuvvetli şekilde çalkalamayınız. Bu, anne sütünün içinde var olan değerli ve gerekli bir takım canlı maddeleri zedeleyecektir.

    İçindeki yararlı besinler yok olacağı için, asla mikrodalga fırın kullanmayın. Bu tip bir ısıtma, sütün içinde çok sıcak bölümler yaratabilir; bu nedenle de tavsiye edilmez.

    Eritilen anne sütü tekrar dondurulamaz

    Kaynak: HT Hayat

    Yapılan bir araştırma, emeklilikten sonra iş hayatından elini eteğini tamamen çekmenin sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu ortaya çıkardı.

    Daily Telegraph’ın haberine göre, yeni bir araştırma, çalışma hayatını tamamen geride bırakanların, emekliliğin ardından yarı zamanlı işlerde çalışanlardan daha az sağlıklı olduklarını ortaya koydu.

    Araştırmaya göre, emeklilikten sonra bir işle meşgul olanlar çalışmayı tamamen bırakanlardan daha az ciddi hastalıklara yakalanıyor. Daha önceki işleriyle bağlantılı bir yarı zamanlı işle meşgul olanlarınsa, zihni olarak daha iyi durumda olduğu belirtildi.

    Araştırmacılar, ABD Milli Yaşlılık Enstitüsünün 51-61 yaş arasındaki 12 bin kişinin sağlık, maliye, istihdam ve emeklilik hikayelerini 6 yıl boyunca inceleyen verilerini değerlendirdiler. Araştırmacılar bu kişilerin tansiyon, şeker, kanser, akciğer ve kalp hastalıkları, inme ve psikiyatrik sorunlarına baktılar.

    Ölüm bile gelebilir

    Sonuçlar, çalışmaya devam eden emeklilerin bu temel hastalıklardan daha az mustarip olduğunu gösterdi.

    Belli başlı akıl sağlığı problemleri açısından da incelenen bu kişilerden, emekliliğin ardından önceki kariyerleriyle bağlantılı bir işle meşgul olanların, iş hayatından tamamen el etek çekmiş oranlara kıyasla akıl sağlıklarının daha iyi olduğu belirlendi. Ancak, akıl sağlığı konusundaki bu olumluluk, emeklilikten sonra önceki kariyerleri dışındaki bir işle meşgul olanlarda görülmedi.

    Bunun nedeninin, esas meslekleri dışında bir işte çalışmaya başlayanların, farklı bir işe ve iş çevresine adapte olmanın getirdiği zorluklardan dolayı strese girmeleri olabileceği belirtildi.

    Yapılan bu son araştırma, uzun süreli çalışma hayatından sonra emekli olanların emeklilikten kısa bir süre sonra ölebilecekleri yolundaki araştırmayı teyit ediyor.

    Meşgalesiz emeklilik sağlığı bozuyor

    Konu Saati  10:51  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Yapılan bir araştırma, emeklilikten sonra iş hayatından elini eteğini tamamen çekmenin sağlık üzerinde olumsuz etkilere neden olduğunu ortaya çıkardı.

    Daily Telegraph’ın haberine göre, yeni bir araştırma, çalışma hayatını tamamen geride bırakanların, emekliliğin ardından yarı zamanlı işlerde çalışanlardan daha az sağlıklı olduklarını ortaya koydu.

    Araştırmaya göre, emeklilikten sonra bir işle meşgul olanlar çalışmayı tamamen bırakanlardan daha az ciddi hastalıklara yakalanıyor. Daha önceki işleriyle bağlantılı bir yarı zamanlı işle meşgul olanlarınsa, zihni olarak daha iyi durumda olduğu belirtildi.

    Araştırmacılar, ABD Milli Yaşlılık Enstitüsünün 51-61 yaş arasındaki 12 bin kişinin sağlık, maliye, istihdam ve emeklilik hikayelerini 6 yıl boyunca inceleyen verilerini değerlendirdiler. Araştırmacılar bu kişilerin tansiyon, şeker, kanser, akciğer ve kalp hastalıkları, inme ve psikiyatrik sorunlarına baktılar.

    Ölüm bile gelebilir

    Sonuçlar, çalışmaya devam eden emeklilerin bu temel hastalıklardan daha az mustarip olduğunu gösterdi.

    Belli başlı akıl sağlığı problemleri açısından da incelenen bu kişilerden, emekliliğin ardından önceki kariyerleriyle bağlantılı bir işle meşgul olanların, iş hayatından tamamen el etek çekmiş oranlara kıyasla akıl sağlıklarının daha iyi olduğu belirlendi. Ancak, akıl sağlığı konusundaki bu olumluluk, emeklilikten sonra önceki kariyerleri dışındaki bir işle meşgul olanlarda görülmedi.

    Bunun nedeninin, esas meslekleri dışında bir işte çalışmaya başlayanların, farklı bir işe ve iş çevresine adapte olmanın getirdiği zorluklardan dolayı strese girmeleri olabileceği belirtildi.

    Yapılan bu son araştırma, uzun süreli çalışma hayatından sonra emekli olanların emeklilikten kısa bir süre sonra ölebilecekleri yolundaki araştırmayı teyit ediyor.

    22 Ocak 2013 Salı

    Hipertansiyon başta kalp damar sistemi olmak üzere pek çok organımızda ciddi hasarlar oluşturabiliyor.

    Ancak yaşam alışkanlıklarınızda alacağınız basit önlemlerle kan basıncınızın kontrol altında olmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin 30 dakika tempolu yürüyüş yapmak gibi!

    Yaşam tarzı açısından geçiş döneminde olan ülkemizde başta tuz tüketimindeki artış olmak üzere beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareket düzeyinin azalması ve obezite sıklığının artması nedeniyle hipertansiyon görülme oranı giderek artıyor. Öyle ki 2008 yılı verilerine göre; ülkemizde yaşayan erişkin nüfusun yüzde 31,8’i hipertansiyon hastası. Üstelik ülkemizde her 4 ölümden biri, hipertansiyon nedeniyle gerçekleşiyor. Uzun süre devam eden kontrolsüz hipertansiyon kalp damar sistemi, beyin, böbrek ve gözlerde ciddi hasarlar oluşturabiliyor, hatta ölüme bile yol açabiliyor. Bu iç karartan tablo canınızı sıkmasın, çünkü yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız basit düzenlemelerle hafif düzeydeki hipertansiyonu kontrol altına alabilir veya ilaç kullanıyorsanız kan basıncının daha iyi düşmesini sağlayabilirsiniz.

    1. Düzenli egzersiz yapın: Haftada 5 gün en az 30 dakika, örneğin orta tempolu yürüyüş gibi, orta tempolu aerobik egzersiz yapın. Eğer egzersiz süresini 1 saate çıkartabilir ve şiddetini artırabilirseniz (hızlı tempolu yürüyüş veya koşmaca gibi) sporu haftada 3 gün yapmanız yeterli olacaktır. İnsan vücudunun biyoritmi açısından en iyi egzersiz saatlerinin öğle-akşamüzeri olduğu düşünülmekle birlikte, bulabildiğiniz her fırsatta egzersiz yapmanız önemli. Siz yeter ki buna zaman ayırın. Yine yemekten sonraki ilk 1,5 saat içerisinde yoğun sindirim faaliyetleri nedeniyle yoğun egzersiz önerilmiyor.

    2. İdeal kilonuza ulaşın: Fazla kilolarınızı vermeniz kan basıncınızı düşüreceği gibi sizi diyabet ve kalp hastalıkları riskinden de koruyacaktır. 5–10 kilo kaybı bile kan basıncında anlamlı düşüş yapabiliyor. Çalışmalar kısa vadede kan basıncını düşüren en etkili önlemin kilo kaybı olduğunu, tuz kısıtlaması ve egzersizin etkisinin ise orta uzun vadede ortaya çıktığını gösteriyor.

    3. Sağlıklı beslenin: Özellikle hayvansal yağlardan fakir, karbonhidratı azaltılmış, proteinden zengin ve bol sebze ile meyveden oluşan bir beslenme türünü tercih edin. Şeker ilave edilmiş gıdalardan ve içeceklerden de kaçının. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, günlük tuz tüketimini günde 6 gramla sınırlandırmak olmalı.

    4. Sigara içiyorsanız bırakın: Yapılan araştırmalara göre; sigara içimi sırasında ve sonrasında kan basıncı yükseliyor. Unutmayın ki sigara aynı zamanda kalp damar hastalıklarına da yol açan önemli etkenlerden biri.

    5. Alkol miktarını sınırlayın: Düzenli ve daha yüksek miktarlarda alınan alkol tansiyonu yükseltmenin yanı sıra, diyabet, kalp damar hastalıkları, karaciğer sirozu ve kanser gelişim riskini de artırıyor. Şarap ve benzeri içkiler için günlük miktar erkekseniz 2 kadehi, kadınsanız 1 kadehi geçmemeli.

    6. Stresin esiri olmayın: Stres yeme bozukluklarını tetikliyor, sigara ve alkol kullanımına olan eğilimi artırıyor, hareket düzeyini azaltabiliyor böylece kan basıncı yüksekliğine eğilimi artırabiliyor. Eğer stresin olumsuz etkilerinden korunamıyorsanız sağlık profesyonellerinden, örneğin psikologlardan yardım isteyebilirsiniz.

    İlaç tedavisine ne zaman başvurulmalı?
    Eğer ilk ölçümlerde kan basıncınız 160/100 mmHg’nın üzerinde ise ve bu şekilde devam ediyorsa muhtemelen doktorunuz tıbbi durumunuza uygun bir ilacı size reçete edecektir.

    Yine başlangıçta ilaç tedavisi gerekli görülmemiş, ancak yaşam tarzı değişikliklerinize rağmen tansiyonunuz 140/90 mmHg’nın üzerinde seyrediyorsa, uzun dönemde oluşabilecek komplikasyonları engellemek için doktorunuz ilaç tedavisine başlar.

    Özellikle son yıllarda kullanıma giren ve sayıları giderek artan modern tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyelleri oldukça düşük olup, ilaçların seçimi eşlik eden tanılara göre değişebiliyor.

    İlaç kullanımında önemli olan nokta, doktorunuzun sizin için seçtiği ilacı saatinde aksatmadan kullanmanız.

    Yine ilacın etkinliğini değerlendirebilmek için büyük olasılıkla doktorunuz kan basıncınızı takip etmeye ve sonuçları kaydetmeye devam etmenizi isteyecektir.

    Kaynak: HT Hayat

    Yürüyüş tansiyonu düşürüyor!

    Konu Saati  13:19  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Hipertansiyon başta kalp damar sistemi olmak üzere pek çok organımızda ciddi hasarlar oluşturabiliyor.

    Ancak yaşam alışkanlıklarınızda alacağınız basit önlemlerle kan basıncınızın kontrol altında olmasını sağlayabilirsiniz. Örneğin 30 dakika tempolu yürüyüş yapmak gibi!

    Yaşam tarzı açısından geçiş döneminde olan ülkemizde başta tuz tüketimindeki artış olmak üzere beslenme alışkanlıklarının değişmesi, hareket düzeyinin azalması ve obezite sıklığının artması nedeniyle hipertansiyon görülme oranı giderek artıyor. Öyle ki 2008 yılı verilerine göre; ülkemizde yaşayan erişkin nüfusun yüzde 31,8’i hipertansiyon hastası. Üstelik ülkemizde her 4 ölümden biri, hipertansiyon nedeniyle gerçekleşiyor. Uzun süre devam eden kontrolsüz hipertansiyon kalp damar sistemi, beyin, böbrek ve gözlerde ciddi hasarlar oluşturabiliyor, hatta ölüme bile yol açabiliyor. Bu iç karartan tablo canınızı sıkmasın, çünkü yaşam alışkanlıklarınızda yapacağınız basit düzenlemelerle hafif düzeydeki hipertansiyonu kontrol altına alabilir veya ilaç kullanıyorsanız kan basıncının daha iyi düşmesini sağlayabilirsiniz.

    1. Düzenli egzersiz yapın: Haftada 5 gün en az 30 dakika, örneğin orta tempolu yürüyüş gibi, orta tempolu aerobik egzersiz yapın. Eğer egzersiz süresini 1 saate çıkartabilir ve şiddetini artırabilirseniz (hızlı tempolu yürüyüş veya koşmaca gibi) sporu haftada 3 gün yapmanız yeterli olacaktır. İnsan vücudunun biyoritmi açısından en iyi egzersiz saatlerinin öğle-akşamüzeri olduğu düşünülmekle birlikte, bulabildiğiniz her fırsatta egzersiz yapmanız önemli. Siz yeter ki buna zaman ayırın. Yine yemekten sonraki ilk 1,5 saat içerisinde yoğun sindirim faaliyetleri nedeniyle yoğun egzersiz önerilmiyor.

    2. İdeal kilonuza ulaşın: Fazla kilolarınızı vermeniz kan basıncınızı düşüreceği gibi sizi diyabet ve kalp hastalıkları riskinden de koruyacaktır. 5–10 kilo kaybı bile kan basıncında anlamlı düşüş yapabiliyor. Çalışmalar kısa vadede kan basıncını düşüren en etkili önlemin kilo kaybı olduğunu, tuz kısıtlaması ve egzersizin etkisinin ise orta uzun vadede ortaya çıktığını gösteriyor.

    3. Sağlıklı beslenin: Özellikle hayvansal yağlardan fakir, karbonhidratı azaltılmış, proteinden zengin ve bol sebze ile meyveden oluşan bir beslenme türünü tercih edin. Şeker ilave edilmiş gıdalardan ve içeceklerden de kaçının. Dikkat etmeniz gereken bir başka nokta da, günlük tuz tüketimini günde 6 gramla sınırlandırmak olmalı.

    4. Sigara içiyorsanız bırakın: Yapılan araştırmalara göre; sigara içimi sırasında ve sonrasında kan basıncı yükseliyor. Unutmayın ki sigara aynı zamanda kalp damar hastalıklarına da yol açan önemli etkenlerden biri.

    5. Alkol miktarını sınırlayın: Düzenli ve daha yüksek miktarlarda alınan alkol tansiyonu yükseltmenin yanı sıra, diyabet, kalp damar hastalıkları, karaciğer sirozu ve kanser gelişim riskini de artırıyor. Şarap ve benzeri içkiler için günlük miktar erkekseniz 2 kadehi, kadınsanız 1 kadehi geçmemeli.

    6. Stresin esiri olmayın: Stres yeme bozukluklarını tetikliyor, sigara ve alkol kullanımına olan eğilimi artırıyor, hareket düzeyini azaltabiliyor böylece kan basıncı yüksekliğine eğilimi artırabiliyor. Eğer stresin olumsuz etkilerinden korunamıyorsanız sağlık profesyonellerinden, örneğin psikologlardan yardım isteyebilirsiniz.

    İlaç tedavisine ne zaman başvurulmalı?
    Eğer ilk ölçümlerde kan basıncınız 160/100 mmHg’nın üzerinde ise ve bu şekilde devam ediyorsa muhtemelen doktorunuz tıbbi durumunuza uygun bir ilacı size reçete edecektir.

    Yine başlangıçta ilaç tedavisi gerekli görülmemiş, ancak yaşam tarzı değişikliklerinize rağmen tansiyonunuz 140/90 mmHg’nın üzerinde seyrediyorsa, uzun dönemde oluşabilecek komplikasyonları engellemek için doktorunuz ilaç tedavisine başlar.

    Özellikle son yıllarda kullanıma giren ve sayıları giderek artan modern tansiyon ilaçlarının yan etki potansiyelleri oldukça düşük olup, ilaçların seçimi eşlik eden tanılara göre değişebiliyor.

    İlaç kullanımında önemli olan nokta, doktorunuzun sizin için seçtiği ilacı saatinde aksatmadan kullanmanız.

    Yine ilacın etkinliğini değerlendirebilmek için büyük olasılıkla doktorunuz kan basıncınızı takip etmeye ve sonuçları kaydetmeye devam etmenizi isteyecektir.

    Kaynak: HT Hayat

    Kansızlık, yaşlılarda fiziksel aktiviteleri gerilettiği gibi kas gücünü de zayıflatıyor. Kansızlığı olan yaşlılar, olmayanlara göre üç kat daha fazla düşme riski ile karşı karşıya kalıyor. Bu hastalarda kırık vakası da artıyor.  

    Seksen beş yaşın üzerindeki her üç erkekten ve her beş kadından birinde kansızlık bulunduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, kansızlığın bir hastalığın habercisi olabileceğini, vücut fonksiyonlarında bozulma ve gerileme yaratacağını belirterek, mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor.

    Araştırmalar, hemoglobin düzeyi 11’in altında olan yaşlılarda yaşam kaybı riskinin, kalp krizi ya da kalp yetmezliğine bağlı riskten daha yüksek olduğunu ve kansızlığın fiziksel durumu daha fazla bozduğunu gösteriyor. Kansızlık, başka hastalıklar veya cerrahi müdahaleler için hastaneye yatan hastaların tedavi sürelerini de uzatıyor.

    Belirtilere dikkat!

    Kansızlığı olan yaşlı bireylerde en sık görülen şikayetler; solukluk, halsizlik, yorgunluk, en hafif günlük aktivitelerde nefes darlığı ve çabuk yorulma, baş dönmesi, bayılma, kulak çınlaması, çarpıntı ve baş ağrısı olarak kendini gösteriyor. Kansızlık, fiziksel performansta ciddi azalmalara yol açarken, kas gücünü de azaltıyor. Kansızlığı olan yaşlılar, olmayanlara göre üç kat daha fazla düşme riski ile karşı karşıya kalıyor ve bu hastalarda kırık vakası da daha fazla görülüyor.

    Kansızlık nedenleri…

    Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, beslenme yetersizliği ve mide-barsak sisteminden kaynaklanan kanamalar başta olmak üzere, birçok kronik hastalık ve kanserlerin kansızlık nedeni olabileceğini belirterek, şunları söylüyor: “Hemoroidler, barsaklardaki polip veya divertiküller, bazı ağrı kesici ve romatizma ilaçları ile aspirin kullanımına bağlı mide-barsak kanamaları demir eksikliğine bağlı kansızlık nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yaşlı erkeklerde azalmış testosteron düzeyi de kansızlığın sorumlusu olabilirken, kas erimesi ile kansızlık arasında da yakın ilişki olduğu gözleniyor.”

    Tedavide amaç eksik olanı yerine koymaktır

    “Yaşlılarda yeterli ve dengeli beslenme, diğer birçok konuda olduğu gibi kansızlığın önüne geçilmesi için de esastır” diyen Prof. Dr. Öktenli, açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Tıbbi tedavide prensip,  eğer varsa kan kaybına neden olan problemi çözmek ve eksik olanı yerine koymaktır. Demir eksikliği olan yaşlı hastaların mide-barsak sisteminden kan kaybı olup olmadığını kontrol etmek için gastroskopi ve kolonoskopi yapılması uygun olur.

    Demir eksikliğine bağlı kansızlıklarda ağızdan demir preparatları kullanılarak tedavi mümkündür. Kansızlığın derin olduğu durumlarda demir preparatları ile tedavi süresi çok uzar. Bu nedenle damardan uygulanan demir preparatları kullanılabilir. Folat eksikliği de ağızdan alınan folat içeren ilaçlar ile tamamlanabilir. Ancak, vitamin B12’nin mide-barsak sisteminden emilimi çok iyi olmadığı için kas içine enjeksiyon formunda kullanılması daha uygundur.”

    Kansızlığı olan yaşlıların düşme riski artıyor

    Konu Saati  13:13  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»

    Kansızlık, yaşlılarda fiziksel aktiviteleri gerilettiği gibi kas gücünü de zayıflatıyor. Kansızlığı olan yaşlılar, olmayanlara göre üç kat daha fazla düşme riski ile karşı karşıya kalıyor. Bu hastalarda kırık vakası da artıyor.  

    Seksen beş yaşın üzerindeki her üç erkekten ve her beş kadından birinde kansızlık bulunduğunu söyleyen Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, kansızlığın bir hastalığın habercisi olabileceğini, vücut fonksiyonlarında bozulma ve gerileme yaratacağını belirterek, mutlaka tedavi edilmesi gerektiğini söylüyor.

    Araştırmalar, hemoglobin düzeyi 11’in altında olan yaşlılarda yaşam kaybı riskinin, kalp krizi ya da kalp yetmezliğine bağlı riskten daha yüksek olduğunu ve kansızlığın fiziksel durumu daha fazla bozduğunu gösteriyor. Kansızlık, başka hastalıklar veya cerrahi müdahaleler için hastaneye yatan hastaların tedavi sürelerini de uzatıyor.

    Belirtilere dikkat!

    Kansızlığı olan yaşlı bireylerde en sık görülen şikayetler; solukluk, halsizlik, yorgunluk, en hafif günlük aktivitelerde nefes darlığı ve çabuk yorulma, baş dönmesi, bayılma, kulak çınlaması, çarpıntı ve baş ağrısı olarak kendini gösteriyor. Kansızlık, fiziksel performansta ciddi azalmalara yol açarken, kas gücünü de azaltıyor. Kansızlığı olan yaşlılar, olmayanlara göre üç kat daha fazla düşme riski ile karşı karşıya kalıyor ve bu hastalarda kırık vakası da daha fazla görülüyor.

    Kansızlık nedenleri…

    Anadolu Sağlık Merkezi İç Hastalıkları ve Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Çağatay Öktenli, beslenme yetersizliği ve mide-barsak sisteminden kaynaklanan kanamalar başta olmak üzere, birçok kronik hastalık ve kanserlerin kansızlık nedeni olabileceğini belirterek, şunları söylüyor: “Hemoroidler, barsaklardaki polip veya divertiküller, bazı ağrı kesici ve romatizma ilaçları ile aspirin kullanımına bağlı mide-barsak kanamaları demir eksikliğine bağlı kansızlık nedenleri arasında ilk sıralarda yer alıyor. Yaşlı erkeklerde azalmış testosteron düzeyi de kansızlığın sorumlusu olabilirken, kas erimesi ile kansızlık arasında da yakın ilişki olduğu gözleniyor.”

    Tedavide amaç eksik olanı yerine koymaktır

    “Yaşlılarda yeterli ve dengeli beslenme, diğer birçok konuda olduğu gibi kansızlığın önüne geçilmesi için de esastır” diyen Prof. Dr. Öktenli, açıklamasını şöyle sürdürüyor: “Tıbbi tedavide prensip,  eğer varsa kan kaybına neden olan problemi çözmek ve eksik olanı yerine koymaktır. Demir eksikliği olan yaşlı hastaların mide-barsak sisteminden kan kaybı olup olmadığını kontrol etmek için gastroskopi ve kolonoskopi yapılması uygun olur.

    Demir eksikliğine bağlı kansızlıklarda ağızdan demir preparatları kullanılarak tedavi mümkündür. Kansızlığın derin olduğu durumlarda demir preparatları ile tedavi süresi çok uzar. Bu nedenle damardan uygulanan demir preparatları kullanılabilir. Folat eksikliği de ağızdan alınan folat içeren ilaçlar ile tamamlanabilir. Ancak, vitamin B12’nin mide-barsak sisteminden emilimi çok iyi olmadığı için kas içine enjeksiyon formunda kullanılması daha uygundur.”

    Uzun süreli bir ilişkinizin olmaması hayatın sonu değil. Şimdi size anlatacağımız güzel yönlerini düşünün ve tadını çıkarın! Tespit edilen bekarlığı sevme nedenleri belki size “bekarlık sultanlıktır” dedirtebilir, kim bilir!

    “Bekarlık harikadır ve hep böyle kalın” demiyoruz. Sadece, “Hayatınızda uzun süreli bir ilişki yok ya da bekarsınız diye üzülmeyin! Bu hayatın sonu değil” demek istiyoruz. Bu durumun tadını çıkarın.

    Şöyle düşünün: Yanınızda sürekli horlayan, bir şeylerden şikayet eden, yiyip içtiğinizi takip eden, sevmediğiniz alışkanlıkları olan biri yok! Kararlarınızı tek başınıza alabiliyor, arkadaşlarınızla bol bol zaman geçirebiliyor, özgürce flört edebiliyorsunuz…

    1. Akşam yemeğinde sadece salata, kahvaltıda pizza yiyebilirsiniz
    Tabii bu verdiğimiz örnekleri siz kahvaltı ve akşam yemeklerinde sevdiğiniz diğer yiyeceklerle değiştirebilirsiniz. Bazı geceler canınız sadece tost yemek isteyebilir akşam yemeklerinde. Yanında da bir bardak çay… Bazı sabahlar akşamdan kalan pizza dilimleriyle kahvaltı etmek isteyebilir canınız. Ama bir başkasıyla sürdürülen müşterek hayatta her zaman sadece kendi zevklerinize hitap eden türde yemekler yeme özgürlüğüne sahip değilsiniz. Yalnızsanız, istediğiniz her şeyi, istediğiniz her yerde, istediğiniz zaman, hiç kimse size “neden” diye sormadan yiyebilirsiniz.

    2. Yatağın tek tarafına mahkum değilsiniz
    Bekarsanız yatağınız yalnızca size aittir, zaman zaman biriyle paylaşmanız gerekmediği sürece. İster sağ tarafınızdan isterseniz de sol tarafınızdan kalkabilirsiniz. Üstelik bütün yastıklar da sizin kullanımınızda. Yanınızda horlayan biri de yok!

    3. Özgürce flört edebilirsiniz
    Hayatınızda bir ilişkiniz yoksa ya da evli değilseniz, beğendiğiniz erkekle flört etme özgürlüğünüz var demektir. Çapkın göz kontakları, kısa bakışmalar, tanışmalar ve … İstediğiniz her zaman yeni insanlarla tanışıp yeni bir flört edinmeye hazırsınızdır! Gözünüz size beğeniyle bakan gözlere açıktır.

    4. Facebook facialarından uzak kalırsınız
    Çoğu kişinin başına gelmiştir. Eski sevgilinizle Facebook arkadaşı olmanız eşinizin haberdar olmasıyla soruna dönüşür. Ya da tam tersi. Eşinizin eski sevgilisiyle Facebook’ta arkadaşlığını sürdürmesi sizin için bir derttir. Küçük bir meseleymiş gibi görünse de sorunlar buradan çıkar hep. Saçma kavgalara dönüşür. Ama şimdi bekarsınız… Özgür aşk hayatı, daha az dram!

    5. Arkadaşlarınızla daha fazla zaman geçirebilirsiniz 
    Evliler arkadaşlarına yeterince zaman ayıramamaktan şikayet ederler hep. Şimdi, sahne sizin! Her hafta sonu eğlenceli buluşmalar sizi bekliyor.

    6. Bakımsız bir gün sorun değildir
    Yani anlayın işte, tıraşsız bir gün demek istiyoruz. Hafif uzamış bacak tüyleriniz, onlara uzaktan bakacak olanlar için sorun teşkil etmez. Bir günü atlayabilirsiniz. Sabah banyosunda tüy operasyonu yerine 10 dakika ekstra uyku uyuyabilir, biraz tembellik yapabilirsiniz.

    Kaynak: pudra

    Bekarlığı sevmenizi gerektiren 6 neden

    Konu Saati  13:12  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Uzun süreli bir ilişkinizin olmaması hayatın sonu değil. Şimdi size anlatacağımız güzel yönlerini düşünün ve tadını çıkarın! Tespit edilen bekarlığı sevme nedenleri belki size “bekarlık sultanlıktır” dedirtebilir, kim bilir!

    “Bekarlık harikadır ve hep böyle kalın” demiyoruz. Sadece, “Hayatınızda uzun süreli bir ilişki yok ya da bekarsınız diye üzülmeyin! Bu hayatın sonu değil” demek istiyoruz. Bu durumun tadını çıkarın.

    Şöyle düşünün: Yanınızda sürekli horlayan, bir şeylerden şikayet eden, yiyip içtiğinizi takip eden, sevmediğiniz alışkanlıkları olan biri yok! Kararlarınızı tek başınıza alabiliyor, arkadaşlarınızla bol bol zaman geçirebiliyor, özgürce flört edebiliyorsunuz…

    1. Akşam yemeğinde sadece salata, kahvaltıda pizza yiyebilirsiniz
    Tabii bu verdiğimiz örnekleri siz kahvaltı ve akşam yemeklerinde sevdiğiniz diğer yiyeceklerle değiştirebilirsiniz. Bazı geceler canınız sadece tost yemek isteyebilir akşam yemeklerinde. Yanında da bir bardak çay… Bazı sabahlar akşamdan kalan pizza dilimleriyle kahvaltı etmek isteyebilir canınız. Ama bir başkasıyla sürdürülen müşterek hayatta her zaman sadece kendi zevklerinize hitap eden türde yemekler yeme özgürlüğüne sahip değilsiniz. Yalnızsanız, istediğiniz her şeyi, istediğiniz her yerde, istediğiniz zaman, hiç kimse size “neden” diye sormadan yiyebilirsiniz.

    2. Yatağın tek tarafına mahkum değilsiniz
    Bekarsanız yatağınız yalnızca size aittir, zaman zaman biriyle paylaşmanız gerekmediği sürece. İster sağ tarafınızdan isterseniz de sol tarafınızdan kalkabilirsiniz. Üstelik bütün yastıklar da sizin kullanımınızda. Yanınızda horlayan biri de yok!

    3. Özgürce flört edebilirsiniz
    Hayatınızda bir ilişkiniz yoksa ya da evli değilseniz, beğendiğiniz erkekle flört etme özgürlüğünüz var demektir. Çapkın göz kontakları, kısa bakışmalar, tanışmalar ve … İstediğiniz her zaman yeni insanlarla tanışıp yeni bir flört edinmeye hazırsınızdır! Gözünüz size beğeniyle bakan gözlere açıktır.

    4. Facebook facialarından uzak kalırsınız
    Çoğu kişinin başına gelmiştir. Eski sevgilinizle Facebook arkadaşı olmanız eşinizin haberdar olmasıyla soruna dönüşür. Ya da tam tersi. Eşinizin eski sevgilisiyle Facebook’ta arkadaşlığını sürdürmesi sizin için bir derttir. Küçük bir meseleymiş gibi görünse de sorunlar buradan çıkar hep. Saçma kavgalara dönüşür. Ama şimdi bekarsınız… Özgür aşk hayatı, daha az dram!

    5. Arkadaşlarınızla daha fazla zaman geçirebilirsiniz 
    Evliler arkadaşlarına yeterince zaman ayıramamaktan şikayet ederler hep. Şimdi, sahne sizin! Her hafta sonu eğlenceli buluşmalar sizi bekliyor.

    6. Bakımsız bir gün sorun değildir
    Yani anlayın işte, tıraşsız bir gün demek istiyoruz. Hafif uzamış bacak tüyleriniz, onlara uzaktan bakacak olanlar için sorun teşkil etmez. Bir günü atlayabilirsiniz. Sabah banyosunda tüy operasyonu yerine 10 dakika ekstra uyku uyuyabilir, biraz tembellik yapabilirsiniz.

    Kaynak: pudra

    Prof. Dr. Songül Çakmakçı, süt içtiği zaman karın ağrıları, ishal, gaz, şişkinlik gibi şikayetleri olanlara yoğurt tüketmelerini önerdi.

    ''Yoğurt diş ve kemik gelişimi açısından önemlidir, sindirimi kolaylaştırdığı için insanı rahatlatır.''

    Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Songül Çakmakçı, süt içtiği zaman karın ağrıları, ishal, gaz, şişkinlik gibi şikayetleri olanlara yoğurt tüketmelerini önerdi.

    Prof. Dr. Çakmakçı, açıklamada sütün içeriği bakımından mükemmele yakın bir gıda maddesi olduğunu, özellikle çocukların gelişimine önemli katkıda bulunduğunu belirtti.

    Çakmakçı, ''Yoğurtta bulunan laktoz, karbonhidrat, proteinler ki özellikle bu proteinler muhakkak dışarıdan alınması gereken önemli aminoasitlerdir, yumurta proteini en fazla biyolojik değeri olan protein olarak anlatılmaktadır ama sütte ve yoğurta bulunan bazı proteinler yumurtayı bile geçen proteinlerdir'' diye konuştu.

    Bazı insanlarda laktoz denilen enzimim az bulunduğunu veya olmadığını, bu insanlarda sütün karın ağrısı, ishal, gaz ve şişkinliğe neden olduğunu ifade eden Çakmakçı, ''Ama yoğurt yedikleri zaman bu belirtiler daha az görülmektir. Çünkü laktozun oranı azalmış ve laktik asit oluştuğu zaman bu belirtiler görülmemektedir. Süt içtiği zaman bu sıkıntılarla karşılaşanların yoğurt yemelerini tavsiye ediyoruz. Fosfor ve kalsiyum, aynı miktarda oldukları zaman bile yoğurttaki emilim, vücut tarafından sindirilebilirlik, yarayışlılık süte göre daha fazladır'' dedi.

    Yoğurt ve sütte bulunan kalsiyum ve fosforun başka hiçbir üründe bulunmadığını belirten Çakmakçı, kemik ve diş gelişimi açısından süt ve yoğurt tüketimini tavsiye ettiklerini söyledi.

    Çakmakçı, ''Yoğurtta laktik asit olduğu için bu asit sindirimi ve kalsiyumun yarayışlılığını artırır. Diğer taraftan, yoğurt sindirimi kolaylaştırdığı için insanı rahatlatır, besleyici özelliği vardır'' diye konuştu.

    Günde 200-250 gram yoğurt tüketilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çakmakçı, şunları kaydetti:

    ''Çocuklar, yoğurdun ekşimsi tadından dolayı yoğurt tüketmeye eğilimli değildir. Avrupalılar, Amerikalılar yoğurdu 20. yüzyılda tanımalarına rağmen yoğurt tüketimini artırmak için meyveli yoğurdu piyasaya sürdüler. Özellikle çocukların yoğurt tüketimini sağlamışlardır. Yoğurtlardaki meyveler usulüne uygun üretilmişse yoğurttaki bazı minerallerin artışını sağlayabilir.''

    Mide sorunlarına karşı yoğurt

    Konu Saati  13:12  |  in  sağlık  |  Devamı»

    Prof. Dr. Songül Çakmakçı, süt içtiği zaman karın ağrıları, ishal, gaz, şişkinlik gibi şikayetleri olanlara yoğurt tüketmelerini önerdi.

    ''Yoğurt diş ve kemik gelişimi açısından önemlidir, sindirimi kolaylaştırdığı için insanı rahatlatır.''

    Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Songül Çakmakçı, süt içtiği zaman karın ağrıları, ishal, gaz, şişkinlik gibi şikayetleri olanlara yoğurt tüketmelerini önerdi.

    Prof. Dr. Çakmakçı, açıklamada sütün içeriği bakımından mükemmele yakın bir gıda maddesi olduğunu, özellikle çocukların gelişimine önemli katkıda bulunduğunu belirtti.

    Çakmakçı, ''Yoğurtta bulunan laktoz, karbonhidrat, proteinler ki özellikle bu proteinler muhakkak dışarıdan alınması gereken önemli aminoasitlerdir, yumurta proteini en fazla biyolojik değeri olan protein olarak anlatılmaktadır ama sütte ve yoğurta bulunan bazı proteinler yumurtayı bile geçen proteinlerdir'' diye konuştu.

    Bazı insanlarda laktoz denilen enzimim az bulunduğunu veya olmadığını, bu insanlarda sütün karın ağrısı, ishal, gaz ve şişkinliğe neden olduğunu ifade eden Çakmakçı, ''Ama yoğurt yedikleri zaman bu belirtiler daha az görülmektir. Çünkü laktozun oranı azalmış ve laktik asit oluştuğu zaman bu belirtiler görülmemektedir. Süt içtiği zaman bu sıkıntılarla karşılaşanların yoğurt yemelerini tavsiye ediyoruz. Fosfor ve kalsiyum, aynı miktarda oldukları zaman bile yoğurttaki emilim, vücut tarafından sindirilebilirlik, yarayışlılık süte göre daha fazladır'' dedi.

    Yoğurt ve sütte bulunan kalsiyum ve fosforun başka hiçbir üründe bulunmadığını belirten Çakmakçı, kemik ve diş gelişimi açısından süt ve yoğurt tüketimini tavsiye ettiklerini söyledi.

    Çakmakçı, ''Yoğurtta laktik asit olduğu için bu asit sindirimi ve kalsiyumun yarayışlılığını artırır. Diğer taraftan, yoğurt sindirimi kolaylaştırdığı için insanı rahatlatır, besleyici özelliği vardır'' diye konuştu.

    Günde 200-250 gram yoğurt tüketilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Çakmakçı, şunları kaydetti:

    ''Çocuklar, yoğurdun ekşimsi tadından dolayı yoğurt tüketmeye eğilimli değildir. Avrupalılar, Amerikalılar yoğurdu 20. yüzyılda tanımalarına rağmen yoğurt tüketimini artırmak için meyveli yoğurdu piyasaya sürdüler. Özellikle çocukların yoğurt tüketimini sağlamışlardır. Yoğurtlardaki meyveler usulüne uygun üretilmişse yoğurttaki bazı minerallerin artışını sağlayabilir.''

    Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kalça ve Basen Eriten Diyet
    Kalça ve Basen Eritme
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kalça ve basen pek çok kadının ortak sorunu.. Başta hareketsiz bir hayat olmak üzere, yanlış beslenme,kontrolsüz yemek yeme, peş peşe ve çok sayıda doğum yapmak gibi sebeplerle kalça ve basen bölgesinde biriken yağlar, sorun teşkil eder.. Peki kalça ve basen eritme konusunda neler yapılabilir ? 6 haftda kalça ve basen eritme diyeti önereceğiz sizlere;
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kahvaltı:
    Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz. (Bu diyetin en önemli öğesi sabah özel olarak hazırlayacağınız müslidir. Tarifi yazının sonunda verilmiştir.)
    Ara Öğün :
    Saat 11.00'de bir elma.
    Öğle:
    Bir porsiyon müsli ve yarım muz.
    2. Ara Öğün :
    Öğleden sonra; Bir avuç kuru üzüm.
    Akşam: Meyveyle birlikte temel gıdalar
    Yatmadan önce:
    Bir portakal, elma, kayısı, iki kurutulmuş erik veya bir mango.
    Sabah kahvaltısında yemek üzere, bir müsli tarifi vereceğiz sizlere;
    Gerekli Malzemeler:
    2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı gerekiyor.
    Hazırlanışı ve Kullanım Şekli :
    Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirdikten sonra, hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tükettiğinizde, diyetin önemli bir katkısını göreceksiniz.
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli

    KALÇA VE BASEN ERİTME

    Konu Saati  03:50  |  in  Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli  |  Devamı»

    Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kalça ve Basen Eriten Diyet
    Kalça ve Basen Eritme
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kalça ve basen pek çok kadının ortak sorunu.. Başta hareketsiz bir hayat olmak üzere, yanlış beslenme,kontrolsüz yemek yeme, peş peşe ve çok sayıda doğum yapmak gibi sebeplerle kalça ve basen bölgesinde biriken yağlar, sorun teşkil eder.. Peki kalça ve basen eritme konusunda neler yapılabilir ? 6 haftda kalça ve basen eritme diyeti önereceğiz sizlere;
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli
    Kahvaltı:
    Bir porsiyon hazırladığınız müsli, bir fincan süt ve dilimlenmiş yarım dilim muz. (Bu diyetin en önemli öğesi sabah özel olarak hazırlayacağınız müslidir. Tarifi yazının sonunda verilmiştir.)
    Ara Öğün :
    Saat 11.00'de bir elma.
    Öğle:
    Bir porsiyon müsli ve yarım muz.
    2. Ara Öğün :
    Öğleden sonra; Bir avuç kuru üzüm.
    Akşam: Meyveyle birlikte temel gıdalar
    Yatmadan önce:
    Bir portakal, elma, kayısı, iki kurutulmuş erik veya bir mango.
    Sabah kahvaltısında yemek üzere, bir müsli tarifi vereceğiz sizlere;
    Gerekli Malzemeler:
    2 fincan yulaf tanesi, 2 fincan kırılmış fındık, 1 fincan buğday, 1 fincan çekirdeksiz kuru üzüm, 1 fincan ayçiçek tohumu, 1 fincan badem, 1 fincan ince kıyılmış kuru kayısı gerekiyor.
    Hazırlanışı ve Kullanım Şekli :
    Malzemeleri karıştırıp, blenderdan geçirdikten sonra, hazırladığınız karışımı tam 12 porsiyon olacak şekilde eşit parçalara ayırın. Her porsiyonda karışımı bir bardak diyet soğuk süt ilave ederek tükettiğinizde, diyetin önemli bir katkısını göreceksiniz.
    Kalça Eriten Diyet,Basen Eriten Diyet,Kalça Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Basen Eritmek İçin Ne Yapmalıyız,Kalça ve Basen Eritmek İçin Ne Yemeli

    20 Ocak 2013 Pazar


    MS Office'ın En İyi Alternatifi


    LibreOffice 4

                                       




    Microsoft Office programlarının en popüler ve işlevsel daha önemlisi açık kaynak kodlu ve belki daha önemlisi ücretsiz alternatifi LibreOffice'in en son sürümü olacak olan 4.0 sürümü kendisini daha belirgin olarak göstermiş durumda.

    Geçen aylarda iki nolu betası yayınlanan office programının geliştirilen

    LibreOffice 4.0

    Konu Saati  12:20  |  in  Programlar  |  Devamı»


    MS Office'ın En İyi Alternatifi


    LibreOffice 4

                                       




    Microsoft Office programlarının en popüler ve işlevsel daha önemlisi açık kaynak kodlu ve belki daha önemlisi ücretsiz alternatifi LibreOffice'in en son sürümü olacak olan 4.0 sürümü kendisini daha belirgin olarak göstermiş durumda.

    Geçen aylarda iki nolu betası yayınlanan office programının geliştirilen

    Güzellik İçin Pratik Öneriler
    Pratik Güzellik Sırları
    Etkili Güzellik Sırları
    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri
    Hayatın her alanında olduğu gibi, güzellik konusunda da pratik öneriler ihtiyaç dahilinidedir. Gelin bugün etkili güzellik sırları öğrenelim hep birlikte.Güzellik için pratik öneriler konulu makalemize birlikte göz atalım ne dersiniz ?

    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri
    Cildin Pürüzsüz olması için ; Özellike içinde bulunduğumuz kış mevsinde, soğuk hava ve rüzgar nedeni ile cildin yapısı bozulur. Bunun için size çok kolay ve pratik maske tarifi vereceğiz.  Bir kasenin içerisine bir muzu ezerek püre haline getirin ve içine bir tatlı kaşığı bal katın Bu karışımı cildinize sürün ve 5 dak. bekletin. Ardından pamuğu ılıtılmış ıhlamura batırarak cildinizi temizleyin.
    El ve Ayaklar İçin Bakım Kürü ; 1/2 limon suyu, 2 çay kaşığı tarçın ve 2 çorba kaşığı zeytinyağını bir kasede karıştırın, içinde ellerinizi en az 10 dakika bekletin. Ellerinizi yıkayıp kuruladıktan sonra cildinizdeki değişime siz bile inanamayacaksınız. Aynı kürü ayaklarınızın bakımı için de rahatlıkla kullanabilirsiniz.
    Elektriklenen Saçlara Çözüm ; Saçlarınızın elektriklenmesinden şikatçi iseniz ya da yataktan kaltığınızda saçlarınızın şekil verilemeyecek kadar dağınık olduğunu mu gördünüz.. Hemen saç spreyi ile durumu düzeltebilirsiniz.. Ama o da ne Spreyiniz bitmiş.. Şimdi ne olacak.. Üzülmeyin. Kendi spreyimizi kendimiz yapacağız.. Nasıl mı ? Bunun için gerekli olan bir bardak sıcak su, bir tatlı kaşığı toz şeker ve plastik bir şişe. Malzemeyi karıştırın ve şişeye koyun, ardından saçlarınıza sıkın..
    Şekil Almayan kısa saçlar ; Saçlarınız kısacık ve siz onları bir türlü şekillendiremiyorsanız paniklemeyin. Çünkü çözümü gayet basit; size dax ile aynı işleve sahip bir adet lipstick gerekli! Saçlarınızın uçlarına lipsticki sürün ve elinizle şekillendirin.
    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri

    ETKİLİ GÜZELLİK SIRLARI

    Konu Saati  08:12  |  in  Pratik Güzellik Tüyoları  |  Devamı»

    Güzellik İçin Pratik Öneriler
    Pratik Güzellik Sırları
    Etkili Güzellik Sırları
    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri
    Hayatın her alanında olduğu gibi, güzellik konusunda da pratik öneriler ihtiyaç dahilinidedir. Gelin bugün etkili güzellik sırları öğrenelim hep birlikte.Güzellik için pratik öneriler konulu makalemize birlikte göz atalım ne dersiniz ?

    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri
    Cildin Pürüzsüz olması için ; Özellike içinde bulunduğumuz kış mevsinde, soğuk hava ve rüzgar nedeni ile cildin yapısı bozulur. Bunun için size çok kolay ve pratik maske tarifi vereceğiz.  Bir kasenin içerisine bir muzu ezerek püre haline getirin ve içine bir tatlı kaşığı bal katın Bu karışımı cildinize sürün ve 5 dak. bekletin. Ardından pamuğu ılıtılmış ıhlamura batırarak cildinizi temizleyin.
    El ve Ayaklar İçin Bakım Kürü ; 1/2 limon suyu, 2 çay kaşığı tarçın ve 2 çorba kaşığı zeytinyağını bir kasede karıştırın, içinde ellerinizi en az 10 dakika bekletin. Ellerinizi yıkayıp kuruladıktan sonra cildinizdeki değişime siz bile inanamayacaksınız. Aynı kürü ayaklarınızın bakımı için de rahatlıkla kullanabilirsiniz.
    Elektriklenen Saçlara Çözüm ; Saçlarınızın elektriklenmesinden şikatçi iseniz ya da yataktan kaltığınızda saçlarınızın şekil verilemeyecek kadar dağınık olduğunu mu gördünüz.. Hemen saç spreyi ile durumu düzeltebilirsiniz.. Ama o da ne Spreyiniz bitmiş.. Şimdi ne olacak.. Üzülmeyin. Kendi spreyimizi kendimiz yapacağız.. Nasıl mı ? Bunun için gerekli olan bir bardak sıcak su, bir tatlı kaşığı toz şeker ve plastik bir şişe. Malzemeyi karıştırın ve şişeye koyun, ardından saçlarınıza sıkın..
    Şekil Almayan kısa saçlar ; Saçlarınız kısacık ve siz onları bir türlü şekillendiremiyorsanız paniklemeyin. Çünkü çözümü gayet basit; size dax ile aynı işleve sahip bir adet lipstick gerekli! Saçlarınızın uçlarına lipsticki sürün ve elinizle şekillendirin.
    Pratik Güzellik Sırları,Etkili Güzellik Sırları,Güzellik İçin Öneriler,Güzellik İçin Pratik Öneriler,Pratik Güzellik Tüyoları,Pratik Güzellik Önerileri

    19 Ocak 2013 Cumartesi

    Koko Kurabiye Yapılışı
    Çikolatalı Koko Kurabiye
    Çikolatalı Koko Kurabiye
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı, Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı
    Kurabiye yapmanın pekçok farklı tarifi mevcut. Bu gün sizlere nefis olduğu kadar kolay yapılabilecek koko kurabiyesi tarifi vereceğiz. Gerçek anlamda bir lezzet şöleni olan koko kurabiye yapımı için ;

    Gerekli Malzemeler ;
    *200 gr. Hindistan cevizi,
    *100 gr. Toz şeker,
    *20 gr. Nişasta,
    *20 gr. Damla çikolata,
    *60 gr. Toz findık,
    *2 yumurta,
    *1 paket bitter çikolata,
    *1 kahve fincanı krema,
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı,Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı
    Bitter çikolatayı küçük parçalara bölün. Derince bir kasenin içine diğer malzemeleride koyup kaşıkla karıştırın. Fırın tepsisini yağlayın ve kaşık kaşık bu karışımdan alıp tepsiye dizin önceden 175 derecede ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin..
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı,Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı

    ÇİKOLATALI KOKO KURABİYE

    Konu Saati  05:49  |  in  Koko Kurabiyesi Tarifi  |  Devamı»

    Koko Kurabiye Yapılışı
    Çikolatalı Koko Kurabiye
    Çikolatalı Koko Kurabiye
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı, Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı
    Kurabiye yapmanın pekçok farklı tarifi mevcut. Bu gün sizlere nefis olduğu kadar kolay yapılabilecek koko kurabiyesi tarifi vereceğiz. Gerçek anlamda bir lezzet şöleni olan koko kurabiye yapımı için ;

    Gerekli Malzemeler ;
    *200 gr. Hindistan cevizi,
    *100 gr. Toz şeker,
    *20 gr. Nişasta,
    *20 gr. Damla çikolata,
    *60 gr. Toz findık,
    *2 yumurta,
    *1 paket bitter çikolata,
    *1 kahve fincanı krema,
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı,Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı
    Bitter çikolatayı küçük parçalara bölün. Derince bir kasenin içine diğer malzemeleride koyup kaşıkla karıştırın. Fırın tepsisini yağlayın ve kaşık kaşık bu karışımdan alıp tepsiye dizin önceden 175 derecede ısıtılmış fırında kızarıncaya kadar pişirin..
    Koko Kurabiye,Koko Kurabiyesi Tarifi,Koko Kurabiye Yapımı,Çikolatalı Koko Kurabiye Tarifi, Koko Kurabiye Nasıl Yapılır,Koko Kurabiye Yapılışı

    17 Ocak 2013 Perşembe

    Burçin Göksu Makyaj
    Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır
    Kusursuz Makyaj Yapımı
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj
    Makyaj yapmanın pek çok farklı stili var. Hangi stilde makyaj yaparsanız yapın, mutlaka kusursuz makyaj yapın deriz. Çünkü, kusursuz makyaj, sizi olduğunuzdan çok daha genç gösterir. Güzelliğinizi gözler önüne serer. Bu gün sizlere en iyi makyaj teknikleri ile kusursuz makyaj nasıl yapılır konusunda önemli tüyolar vereceğiz. Öneri Ünlülerin makyözü Burçin Göksu'dan..
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj
    Kaş Altları İçin :Kaş altlarına ten renginden bir ton açık kullanın.
    Göz Altları İçin :Göz altına da olmak üzere allığınızı olabildiğince açık renklerde ugulayın.
    Göz Çevresi İçin :Göz kapağına gölge için kullanacağınız rengin de koyu olması gereklidir.. Göz kapağı çevresine uygulayacağınız siyah kalem gözlerinizin ön plana çıkmasını sağlayacaktır.
    Gözün dış kenarına tamamını sarmayan yarım bir kalem çekerek dağıtın. Siyah kalem uygulamanız daha seksi, daha duru bir görünüm sağlar.
    Kirpikler İçin :Gözler ve kirpikler en güzel ikilidir. Yerine göre seksi, yerine göre cici bir bakışı sağlamayı çok iyi bilirler. Alt ve üst kirpikleri boyamak gözleri belirginleştirir.
    Makyaj yapmadan dışarı çıkacaksanız, en azından kirpiklerinize rimel sürün. Çünkü kirpiklere sürülen rimel sizi çok daha canlı ve dinç gösterecektir.
    Göz Çukurları İçin:Göz çukuruna dokunuşunuz ise gölge olarak kullanacağınız iki ton açık renk ile olmalı. Göz çukuruna siyah çizgileri ihmal etmeyin.
    Dudaklar İçin :Dudakları göz çukuruna uyguladığımız far ile aynı renk kullanabilirsiniz. Dudak için iddialı ve yumuşak bir renk olan pas kırmızısını tercih edebilirsiniz. Bu tonlar herkese gider.
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj

    KUSURSUZ MAKYAJ YAPIMI

    Konu Saati  03:16  |  in  Kusursuz Makyaj Yapımı  |  Devamı»

    Burçin Göksu Makyaj
    Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır
    Kusursuz Makyaj Yapımı
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj
    Makyaj yapmanın pek çok farklı stili var. Hangi stilde makyaj yaparsanız yapın, mutlaka kusursuz makyaj yapın deriz. Çünkü, kusursuz makyaj, sizi olduğunuzdan çok daha genç gösterir. Güzelliğinizi gözler önüne serer. Bu gün sizlere en iyi makyaj teknikleri ile kusursuz makyaj nasıl yapılır konusunda önemli tüyolar vereceğiz. Öneri Ünlülerin makyözü Burçin Göksu'dan..
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj
    Kaş Altları İçin :Kaş altlarına ten renginden bir ton açık kullanın.
    Göz Altları İçin :Göz altına da olmak üzere allığınızı olabildiğince açık renklerde ugulayın.
    Göz Çevresi İçin :Göz kapağına gölge için kullanacağınız rengin de koyu olması gereklidir.. Göz kapağı çevresine uygulayacağınız siyah kalem gözlerinizin ön plana çıkmasını sağlayacaktır.
    Gözün dış kenarına tamamını sarmayan yarım bir kalem çekerek dağıtın. Siyah kalem uygulamanız daha seksi, daha duru bir görünüm sağlar.
    Kirpikler İçin :Gözler ve kirpikler en güzel ikilidir. Yerine göre seksi, yerine göre cici bir bakışı sağlamayı çok iyi bilirler. Alt ve üst kirpikleri boyamak gözleri belirginleştirir.
    Makyaj yapmadan dışarı çıkacaksanız, en azından kirpiklerinize rimel sürün. Çünkü kirpiklere sürülen rimel sizi çok daha canlı ve dinç gösterecektir.
    Göz Çukurları İçin:Göz çukuruna dokunuşunuz ise gölge olarak kullanacağınız iki ton açık renk ile olmalı. Göz çukuruna siyah çizgileri ihmal etmeyin.
    Dudaklar İçin :Dudakları göz çukuruna uyguladığımız far ile aynı renk kullanabilirsiniz. Dudak için iddialı ve yumuşak bir renk olan pas kırmızısını tercih edebilirsiniz. Bu tonlar herkese gider.
    Kusursuz Makyaj,Kusursuz Makyaj Nasıl Yapılır,Kusursuz Makyaj Yapımı,En İyi Makyaj Yapımı, En İyi Makyaj Yapma Teknikleri,Burçin Göksu Makyaj

    16 Ocak 2013 Çarşamba



    Anneler, çocuklarımızın sağlığı herşeyden önemli değil mi? 16 Ocak 2013 Dünya Hijyen Günü kapsamında başlattığı Ellerinize Sağlık projesi ile, Dettol, Türk Pediatri Kurumu’nun uzmanlığı ile ilkokul çağındaki binlerce çocuğa 6 adımda el yıkamayı öğretti. Değerli anneler ne duruyorsunuz? Siz de Dettol ile çocuğunuza bir hayat boyu taşıyacağı el yıkama alışkanlığını 6 adımda eğlenerek öğretin. Annelerimizin ellerine sağlık! Hijyen haftanız kutlu olsun!

    Bir bumads advertorial içeriğidir.


    Daha Sağlıklı Nesiller İçin Hijyen Haftası

    Konu Saati  06:06  |  in  sağlıklı yaşam  |  Devamı»



    Anneler, çocuklarımızın sağlığı herşeyden önemli değil mi? 16 Ocak 2013 Dünya Hijyen Günü kapsamında başlattığı Ellerinize Sağlık projesi ile, Dettol, Türk Pediatri Kurumu’nun uzmanlığı ile ilkokul çağındaki binlerce çocuğa 6 adımda el yıkamayı öğretti. Değerli anneler ne duruyorsunuz? Siz de Dettol ile çocuğunuza bir hayat boyu taşıyacağı el yıkama alışkanlığını 6 adımda eğlenerek öğretin. Annelerimizin ellerine sağlık! Hijyen haftanız kutlu olsun!

    Bir bumads advertorial içeriğidir.


    Kaparinin Faydaları ve Zararları Nelerdir
    Kaparinin Faydaları ve Zararları
    Kaparinin Faydaları ve Zarararı
    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir,Kaparinin Zararları
    Son zamanlarda, özellikle kan hücrelerinin artışını sağlaması ve pek çok kanser hastasına iyi geldiğinin iddia edilmesi üzerine kapari bitkisi oldukça gözde bir bitki oldu. Peki bu kadar çok methedilen ve her fırsatta çok faydalı olduğu söylenen kaparinin faydaları nelerdir, Kapari Nasıl Kullanılır,Kaparinin zararları varmıdır ? Merak ettiğiniz her sorunun cevabını sizlere kısaca anlatmak istedik.

    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir
    * Kapari çok iyi bir ağrı kesicidir. Hatta eski zamanlarda, tek başına ağrı kesici olarak kullanılan bir bitkidir.
    * İçerdiği sodyum miktarı ile gençleşmenizi sağlar.
    * İyi bir enerji kaynağıdır.
    * Sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.
    * Romatizma, eklem ağrıları ve migren ağrıları üzerinde oldukça etkilidir.
    * Diş ağrılarına iyi gelir.
    * Kanı temizler ve kan sorunlarına karşı etkilidir.
    * Adet sancılarına iyi gelir.
    * Adet düzensizliğine fayda sağlar.
    * Menapoz sıkıntışarına çok faydalıdır. Menapozdaki hormon eksikliği nedeni ile yaşanılan gerginlikler için çok iyidir.
    * Hamilelerde düşük riskini azaltır.
    * Karaciğer fonksiyonlarını düzenler.
    * Kalp ve tansiyon rahatsızlığı için çok faydalıdır.
    * Göz tansiyonunu dengeler.
    Kaparinin Zararları
    Kapari çok faydalı bir bitki olmasının yanısıra, oldukça da zehirli bir bitkidir. İşlenmiş olanları ya da kapsül olarak satılanları kullanmak çok daha iyidir.
    Kaparinin Kullanımı,Kapari Nasıl Kullanılır ?
    Kaparinin turşusu ve reçeli yapılır. Turşusu çok fayda vermediğinden reçel olarak tüketilmesi önerilir. Ya da kapari tablatleri mevcuttur. Onları kullanmak da iyi sonuç verir. İşlenmiş olanları salatalarda da kullanmak mümkündür.
    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir,Kaparinin Zararları

    KAPARİNİN FAYDALARI VE ZARARLARI

    Konu Saati  03:50  |  in  Kaparinin Zararları  |  Devamı»

    Kaparinin Faydaları ve Zararları Nelerdir
    Kaparinin Faydaları ve Zararları
    Kaparinin Faydaları ve Zarararı
    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir,Kaparinin Zararları
    Son zamanlarda, özellikle kan hücrelerinin artışını sağlaması ve pek çok kanser hastasına iyi geldiğinin iddia edilmesi üzerine kapari bitkisi oldukça gözde bir bitki oldu. Peki bu kadar çok methedilen ve her fırsatta çok faydalı olduğu söylenen kaparinin faydaları nelerdir, Kapari Nasıl Kullanılır,Kaparinin zararları varmıdır ? Merak ettiğiniz her sorunun cevabını sizlere kısaca anlatmak istedik.

    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir
    * Kapari çok iyi bir ağrı kesicidir. Hatta eski zamanlarda, tek başına ağrı kesici olarak kullanılan bir bitkidir.
    * İçerdiği sodyum miktarı ile gençleşmenizi sağlar.
    * İyi bir enerji kaynağıdır.
    * Sinirleri yatıştırıcı özelliği vardır.
    * Romatizma, eklem ağrıları ve migren ağrıları üzerinde oldukça etkilidir.
    * Diş ağrılarına iyi gelir.
    * Kanı temizler ve kan sorunlarına karşı etkilidir.
    * Adet sancılarına iyi gelir.
    * Adet düzensizliğine fayda sağlar.
    * Menapoz sıkıntışarına çok faydalıdır. Menapozdaki hormon eksikliği nedeni ile yaşanılan gerginlikler için çok iyidir.
    * Hamilelerde düşük riskini azaltır.
    * Karaciğer fonksiyonlarını düzenler.
    * Kalp ve tansiyon rahatsızlığı için çok faydalıdır.
    * Göz tansiyonunu dengeler.
    Kaparinin Zararları
    Kapari çok faydalı bir bitki olmasının yanısıra, oldukça da zehirli bir bitkidir. İşlenmiş olanları ya da kapsül olarak satılanları kullanmak çok daha iyidir.
    Kaparinin Kullanımı,Kapari Nasıl Kullanılır ?
    Kaparinin turşusu ve reçeli yapılır. Turşusu çok fayda vermediğinden reçel olarak tüketilmesi önerilir. Ya da kapari tablatleri mevcuttur. Onları kullanmak da iyi sonuç verir. İşlenmiş olanları salatalarda da kullanmak mümkündür.
    Kaparinin yararları,Kaparinin Kullanımı,Kaparinin Faydaları ve Kullanımı,Kaparinin Faydaları Nasıl Kullanılır,Kaparinin Faydaları Nelerdir,Kaparinin Zararları

    15 Ocak 2013 Salı

    Evde Krem Yapımı Tarifi
    Evde El Kremi Yapımı
    Kayısı Yağı İle Evde El Kremi Yapımı
    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi
    Evde el kremi yapmaya ne dersiniz? Cilt bakımı için illede pahalı veya hazır ürünler kullanmak gerekmez. Son derece doğal ve cilt bakımında faydalı kayısı yağı kremi ile, dilediğiniz genç ve pürüzsüz ellere kavuşmanız hiç de zor değil. Sizlere, kayısı yağı kremi tarifi vermek istiyorum..

    Evde el Kremi Yapımı İçin Gerekli Malzemeler ;
    * 4 çorba kaşığı kayısı yağı,
    * 2 çorba kaşığı susam yağı,
    * 2 çorba kaşığı tereyağı,
    * 1 çorba kaşığı damıtılmış su,
    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi
    Bütün malzemeleri birbirine karıştırın. Karışım düzgün bir krem halini alınca cam bir kavanoza koyarak buzdolabının kapak kısmında saklayın. Elinize aldığınız bir miktar kremi cildinize masaj yaparak yedirin. 5 dak. beklettikten sonra ılık su ile temizleyerek çıkarın. Nemlendirici krem sürün.

    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi

    KAYISI YAĞI İLE EVDE EL KREM YAPIMI

    Konu Saati  04:05  |  in  Kayısı Yağı Kremi  |  Devamı»

    Evde Krem Yapımı Tarifi
    Evde El Kremi Yapımı
    Kayısı Yağı İle Evde El Kremi Yapımı
    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi
    Evde el kremi yapmaya ne dersiniz? Cilt bakımı için illede pahalı veya hazır ürünler kullanmak gerekmez. Son derece doğal ve cilt bakımında faydalı kayısı yağı kremi ile, dilediğiniz genç ve pürüzsüz ellere kavuşmanız hiç de zor değil. Sizlere, kayısı yağı kremi tarifi vermek istiyorum..

    Evde el Kremi Yapımı İçin Gerekli Malzemeler ;
    * 4 çorba kaşığı kayısı yağı,
    * 2 çorba kaşığı susam yağı,
    * 2 çorba kaşığı tereyağı,
    * 1 çorba kaşığı damıtılmış su,
    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi
    Bütün malzemeleri birbirine karıştırın. Karışım düzgün bir krem halini alınca cam bir kavanoza koyarak buzdolabının kapak kısmında saklayın. Elinize aldığınız bir miktar kremi cildinize masaj yaparak yedirin. 5 dak. beklettikten sonra ılık su ile temizleyerek çıkarın. Nemlendirici krem sürün.

    Kayısı Yağı Kremi,Kayısı Kremi,Evde Kayısı Kremi Yapımı,Evde Doğal El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Yapımı,Evde El Kremi Nasıl Yapılır,Evde Krem Yapımı Tarifi

    10 Ocak 2013 Perşembe

    Kayısı Yağının ciltte Kullanımı
    Kayısı Yağı Cilt Bakımında Nasıl Kullanılır
    Kayısı Yağının Cilde Faydaları
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı, Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı
    Kayısı yağı, cilt için kullanılabilecek en iyi bitkisel yağların başında gelmektedir. Bu gün sizlere kayısı yağının ciltte kullanımı ve kayısı yağının cilde faydaları konusunda bilgi vereceğiz.
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı
    * Akneleri temizler.
    * Cilde canlılık ve parlaklık verir.
    * Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları gidermek için kullanılır. Oldukça da iyi sonuç verir.
    * Nemlendirici özeliği vardır.
    * Tüm cilt tipleri için uygundur.
    Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı Kayısı yağı ciltte haricen kullanılır. Cilde pamukla sürüldükten sonra masaj yapılarak kullanılır.
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı, Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı

    KAYISI YAĞININ CİLDE FAYDALARI

    Konu Saati  07:07  |  in  Kayısı Yağının ciltte Kullanımı  |  Devamı»

    Kayısı Yağının ciltte Kullanımı
    Kayısı Yağı Cilt Bakımında Nasıl Kullanılır
    Kayısı Yağının Cilde Faydaları
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı, Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı
    Kayısı yağı, cilt için kullanılabilecek en iyi bitkisel yağların başında gelmektedir. Bu gün sizlere kayısı yağının ciltte kullanımı ve kayısı yağının cilde faydaları konusunda bilgi vereceğiz.
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı
    * Akneleri temizler.
    * Cilde canlılık ve parlaklık verir.
    * Yaşlanma ile ortaya çıkan kırışıklıkları gidermek için kullanılır. Oldukça da iyi sonuç verir.
    * Nemlendirici özeliği vardır.
    * Tüm cilt tipleri için uygundur.
    Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı Kayısı yağı ciltte haricen kullanılır. Cilde pamukla sürüldükten sonra masaj yapılarak kullanılır.
    Kayısı Yağı,Kayısı Yağı Cilt,Kayısı Yağı ciltte Nasıl Kullanılır,Kayısı Yağının ciltte Kullanımı, Kayısı Yağının Cilde Faydaları,Kayısı Yağı İle Cilt Bakımı

    8 Ocak 2013 Salı

    Her kadın hayatında değer verdiği ve değer gördüğü, ruhunun ruhuna dokunduğu bir erkek ister! 

    Önce hayatı sonra yatağını paylaşacağı, şefkati, sevgiyi, güveni, sadakati, huzuru ve bunun meyvesi mutluluğu yaşayacağı bir erkeği öyle değil mi? Peki bunları isterken ya da beklerken hayatımıza giren karşı cinse beklentilerimiz ve içimizdeki gerçek bizle ilgili ne kadar sinyal gönderebiliyoruz. Daha açık konuşmak gerekirse kendimizi gerçekten iyi ifade edebiliyor muyuz? Duruşumuzla, konuşmalarımızla ve hareketlerimizle!

    Aslında ilişkilerin öyle 'top on' kurallarıyla sınırlandırılmasına karşıyım. Fakat sonuçta bilimsel olarak kanıtlanmış ve yaradılıştan gelen (fıtratla) ve desteklenmiş bazı genellemeleri de herkes kabul eder. Erkekler ve kadınlarla ilgili gerek aynı pencereden ve gerekse karşı pencerelerden kesinleşmiş yargı ya da kurallarımız vardır değil mi? Dilerseniz bunlardan birkaçını paylaşalım.

    Şimdi efendim, günümüz erkekleri evlenilecek kızlarda artık şu özellikleri arıyorlarmış:

    Günümüz erkekleri bağımlı kadınlar istemiyorlar hayatlarında arkadaşlar. Nasıl mı? Kendinize ait özel bir hayatınız olmalı, arkadaşlarınız, akşam yürüyüşleriniz kendinize ait, yemekleriniz, seyahatleriniz ve ille de işiniz olmalı! Ayakları yere basan ve her daim erkeğin gölgesine ihtiyaç duymayan özgüvenli hatunlar artık makbul dostlar! Kural 1.

    Erkekler genel anlamda romantizm özürlüdürler. Ya da bunu yalnızca kadını elde edinceye kadar kullandıkları etkili, vurucu bir av malzemesi olarak görürler. İlişkinin devamı ve taze kalması için vazgeçilmez ise de bunu ilişkinin sürekliğin de kadından beklenmeye başlanır. Yani plan yapmak zorunda kalmaktan sıkılırlar. Bunu “ilk adımı erkeğin atması lazım, o benden bekler” falan diye düşünmüyorlar artık! İstedikleri kadınının plan yapması, organizasyonda iş bitiriciliği artık etkileyici bir unsur! Pahalı hediyeler alıyorsa değer veriyor, sık arıyorsa önemsiyor diye takıntılarımızı artık rafa kaldırmalıyız! Erkekler hayatı teferruatta aramıyorlar arkadaşlar, onlar daha basit algılıyorlar hayatı ve yorulmak istemiyorlar!

    Cinsellik, kullanılması bilinirse en büyük silah! Fakat yanlış kullanımlarda ise kendimize en büyük tehlike! Dikkat! Erkekler ulu orta kendisini öpen, sarılan ve hatta tahrik eden kadınlardan hoşlanmıyorlar ve bu tip kadınları evlenilecek ciddi ilişkilere girecek sınıfta görmüyorlar. İlişkinin başında anlamlı bakışlar, küçük dokunuşlar hoş karşılansa da ilerleyen zamanlarda cinsel beklentileri olan bir kadın pozisyonu makbul değil!

    Sağlıklı bir cinsel yaşam ilişkinin veya evliliğin temelidir. Cinsel ilişki ile kadınlarda OKSİTOSİN HORMONU salgılanır. Bu hormon ile kadın eşine karşı daha içten, şefkatli, sıcak olmasını sağlar. Bu hormonun kontrolsüzlüğü yatak odasından çıkmayan çift olmaya doğru götürürse, işte o zaman tehlike kapımızdadır. Her şeyin fazlası zararrrrr! Hele de bir ilişkiden çıkmışsanız, en bir ay sonra yeni bir ilişkiye girin derim! Sonuçta bu hormona ihtiyacınız var, yeni ilişkide tanıyacağınız erkek bunu hissetmek isteyecektir!. Yarın bu altın kuralların devamı ile sizlerle olacağım.  Hayallerinizin ve umutlarınızın aydınlattığı yolunuz hep açık olsun dostlarım.


    * Dilek YAKA

    © Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.

    Erkekler evlenecekleri kızda bu özellikleri arıyor

    Konu Saati  11:38  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Her kadın hayatında değer verdiği ve değer gördüğü, ruhunun ruhuna dokunduğu bir erkek ister! 

    Önce hayatı sonra yatağını paylaşacağı, şefkati, sevgiyi, güveni, sadakati, huzuru ve bunun meyvesi mutluluğu yaşayacağı bir erkeği öyle değil mi? Peki bunları isterken ya da beklerken hayatımıza giren karşı cinse beklentilerimiz ve içimizdeki gerçek bizle ilgili ne kadar sinyal gönderebiliyoruz. Daha açık konuşmak gerekirse kendimizi gerçekten iyi ifade edebiliyor muyuz? Duruşumuzla, konuşmalarımızla ve hareketlerimizle!

    Aslında ilişkilerin öyle 'top on' kurallarıyla sınırlandırılmasına karşıyım. Fakat sonuçta bilimsel olarak kanıtlanmış ve yaradılıştan gelen (fıtratla) ve desteklenmiş bazı genellemeleri de herkes kabul eder. Erkekler ve kadınlarla ilgili gerek aynı pencereden ve gerekse karşı pencerelerden kesinleşmiş yargı ya da kurallarımız vardır değil mi? Dilerseniz bunlardan birkaçını paylaşalım.

    Şimdi efendim, günümüz erkekleri evlenilecek kızlarda artık şu özellikleri arıyorlarmış:

    Günümüz erkekleri bağımlı kadınlar istemiyorlar hayatlarında arkadaşlar. Nasıl mı? Kendinize ait özel bir hayatınız olmalı, arkadaşlarınız, akşam yürüyüşleriniz kendinize ait, yemekleriniz, seyahatleriniz ve ille de işiniz olmalı! Ayakları yere basan ve her daim erkeğin gölgesine ihtiyaç duymayan özgüvenli hatunlar artık makbul dostlar! Kural 1.

    Erkekler genel anlamda romantizm özürlüdürler. Ya da bunu yalnızca kadını elde edinceye kadar kullandıkları etkili, vurucu bir av malzemesi olarak görürler. İlişkinin devamı ve taze kalması için vazgeçilmez ise de bunu ilişkinin sürekliğin de kadından beklenmeye başlanır. Yani plan yapmak zorunda kalmaktan sıkılırlar. Bunu “ilk adımı erkeğin atması lazım, o benden bekler” falan diye düşünmüyorlar artık! İstedikleri kadınının plan yapması, organizasyonda iş bitiriciliği artık etkileyici bir unsur! Pahalı hediyeler alıyorsa değer veriyor, sık arıyorsa önemsiyor diye takıntılarımızı artık rafa kaldırmalıyız! Erkekler hayatı teferruatta aramıyorlar arkadaşlar, onlar daha basit algılıyorlar hayatı ve yorulmak istemiyorlar!

    Cinsellik, kullanılması bilinirse en büyük silah! Fakat yanlış kullanımlarda ise kendimize en büyük tehlike! Dikkat! Erkekler ulu orta kendisini öpen, sarılan ve hatta tahrik eden kadınlardan hoşlanmıyorlar ve bu tip kadınları evlenilecek ciddi ilişkilere girecek sınıfta görmüyorlar. İlişkinin başında anlamlı bakışlar, küçük dokunuşlar hoş karşılansa da ilerleyen zamanlarda cinsel beklentileri olan bir kadın pozisyonu makbul değil!

    Sağlıklı bir cinsel yaşam ilişkinin veya evliliğin temelidir. Cinsel ilişki ile kadınlarda OKSİTOSİN HORMONU salgılanır. Bu hormon ile kadın eşine karşı daha içten, şefkatli, sıcak olmasını sağlar. Bu hormonun kontrolsüzlüğü yatak odasından çıkmayan çift olmaya doğru götürürse, işte o zaman tehlike kapımızdadır. Her şeyin fazlası zararrrrr! Hele de bir ilişkiden çıkmışsanız, en bir ay sonra yeni bir ilişkiye girin derim! Sonuçta bu hormona ihtiyacınız var, yeni ilişkide tanıyacağınız erkek bunu hissetmek isteyecektir!. Yarın bu altın kuralların devamı ile sizlerle olacağım.  Hayallerinizin ve umutlarınızın aydınlattığı yolunuz hep açık olsun dostlarım.


    * Dilek YAKA

    © Copyright, Sağlık TV özel haberidir, izinsiz kullanılamaz.

    “Panter kadın” lakabıyla tanınan Amerikalı milyarderi bilmeyeniniz yoktur. Güzellik uğruna bıçak altına yatarken dikkatli olmakta yarar var... 

    "Maddi ve manevi birçok zorluğu göze alarak güzel olmak için katlanılan zorlukların bedeli ağır olmamalı" diyen, Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, güzelleşmek için bir dizi operasyon geçirdikten sonra çirkinleşen ve doğallıktan uzaklaşan kişilere dikkat çekerek, estetik ameliyat yaptırmak isteyenlere önemli tavsiyelerde bulunuyor. Ayrıca Tuncel, güzellik kavramının tek bir tanımının olmadığını; ifade sahibi, anlamlı, dengeli, uyumlu, ürpertici, masum, yüce gibi birçok kavramı da içinde barındırdığını belirtiyor.

    Op. Dr. Alper Tuncel, estetik işlemlerde de kesin veya yüzde yüz diye bir sonuç olmadığının altını çiziyor. Gerçek güzelliğin bütünde doğal görünebilmek olduğunu belirten Tuncel, herkesin Angelina Jolie gibi Hollywood yıldızlarına benzemek istediğini eğer, alt yapı uygun değilse bunun mümkün olmadığını vurguluyor.
    Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, kalkık hokka gibi burunların, yay gibi kaşların ve dolgun dudakların tek başlarına çok güzel ve dört dörtlük gibi göründüklerini, ancak bir araya geldiklerinde ise her zaman güzel bir görüntüyü oluşturmadıklarını; ifadesiz, yapay ve kötü görüntü de oluşturabildiklerinin altını çiziyor. Ayrıca Tuncel, bilinçsizce yapılan işlemlerin yüz ifadesini bozduğunu, birbirine benzeyen, doğallıktan uzak çirkin insanlar oluşturduğunu da belirtiyor.

    Fit Olayım Derken…

    Op. Dr. Alper Tuncel; zayıf ve fit bir görünüme sahip olmak için sıklıkla başvurulan ve uygun koşullar olduğunda “mükemmel sonuçlar” veren liposuction’un zayıflatma değil şekillendirme ameliyatı olduğunu söylüyor. Liposuction’un basen, göbek, bacaklar gibi bölgelerde zayıflama amaçlı kullanıldığında ve özellikle Plastik Cerrah olmayan doktorlar tarafından yapıldığında deride sarkmalar ya da çukurluklara neden olabileceğine fit olmak isterken sarkık bir deriye de sahip olunabileceğine, bu nedenle tekniği bilmeyen kişilere sırf ucuz diye gidilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    Türkiye’de En Çok Burun Estetiği Yapılıyor

    Burun ameliyatlarının en çok yapılan estetik ameliyat olmasına rağmen, yanlış uygulama sonrası ciddi sorunlar görülebildiğine ve kötü yapılmış burunların hemen fark edildiğine değinen Op. Dr. Alper Tuncel, en çok rastlanan hatanın; burnun ameliyat geçirmiş olduğunun belli olması olduğunu söylüyor. Yüze uyumlu olmayan, orantısız sonuçların bakıldığında anlaşılmasının dışında sağlık açısından da riskli olduğunun önemine değiniyor.

    Botoks’a Dikkat…

    Son yıllarda estetik alanında sıkça başvurulan yöntemlerden biri olan Botoks konusunda; bu uygulamaların çok titiz, işinin ehli hekimler tarafından ve kalitesi tescil edilmiş maddeler kullanılarak yapılması gerektiğini belirten Tuncel, her estetik kusurun botoks ile düzelemeyeceğini söylüyor. Botoks’un dikkatle uygulanmadığında yüzde donuk, şaşkın ve hayret ifadesi oluşabildiğini belirtiyor.

    İri Göğüsler, Dolgun Dudaklar…

    Op. Dr. Alper Tuncel; estetik müdahalelerde ucuz olduğu için tercih edilen bazı maddelerin alerjik reaksiyonlara yol açtığını söylüyor.  Özellikle göğüs ameliyatlarında seçilen protezin kalitesinin çok önemli olduğuna ve sonucu etkilediğine değinen Tunçel,  bu tür ameliyatlarda doktor ile hastanın ortak karar oluşturamadığında göğüs ölçüsünün karşılaştıkları en büyük sorun olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Tuncel, göğüs küçültme ve dikleştirme ameliyatlarında uygun yöntem tercih edilmezse çok iz kalabildiğini ve simetrinin bozularak, şekilsiz bir görüntünün ortaya çıktığını söylüyor. Dudak kalınlaştırmada ise yanlış uygulamalar ördekgagasını anımsatan, doğallıktan uzak itici görüntülere neden olabiliyor, dolayısıyla güzel görünmek isterken önceki halinden bile kötü görünüme kavuşan hastanın psikolojisi bozularak bir çıkmaz doğurduğunu da sözlerine ekliyor.

    Sağlıklı Karar Vermek Gerek

    Op. Dr. Alper Tuncel, hastanın gerçekten istediği operasyona ihtiyacının olup olmadığının, psikolojisinin, beklentilerinin, vücudunun alt yapısının detaylıca ele alınması ve sonrasında operasyon kararının verilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Cerrahi olsun ya da olmasın her türlü estetik müdahalenin diğer müdahalelerde olduğu gibi belli başarı oranları ve sonuçları ve de riskleri olduğunu, bu işlemleri yaptırmak isteyen her bireyin bunu kabul etmesi gerektiğini belirtiyor. Plastik Cerrah'ın geçmiş tecrübelerinden faydalanarak olmayacak olanı olacakmış gibi sunmaktan kaçınması ve gerçekçi hedeflerle ilerlemesi gerektiğini, bu süreçte risklerin gerçekten kabul edilecek kadar azalacağını sözlerine ekliyor.

    Güzellik Uğruna Ağır Bedeller Ödemeyin!

    Konu Saati  11:36  |  in  Kadın Sağlığı  |  Devamı»

    “Panter kadın” lakabıyla tanınan Amerikalı milyarderi bilmeyeniniz yoktur. Güzellik uğruna bıçak altına yatarken dikkatli olmakta yarar var... 

    "Maddi ve manevi birçok zorluğu göze alarak güzel olmak için katlanılan zorlukların bedeli ağır olmamalı" diyen, Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, güzelleşmek için bir dizi operasyon geçirdikten sonra çirkinleşen ve doğallıktan uzaklaşan kişilere dikkat çekerek, estetik ameliyat yaptırmak isteyenlere önemli tavsiyelerde bulunuyor. Ayrıca Tuncel, güzellik kavramının tek bir tanımının olmadığını; ifade sahibi, anlamlı, dengeli, uyumlu, ürpertici, masum, yüce gibi birçok kavramı da içinde barındırdığını belirtiyor.

    Op. Dr. Alper Tuncel, estetik işlemlerde de kesin veya yüzde yüz diye bir sonuç olmadığının altını çiziyor. Gerçek güzelliğin bütünde doğal görünebilmek olduğunu belirten Tuncel, herkesin Angelina Jolie gibi Hollywood yıldızlarına benzemek istediğini eğer, alt yapı uygun değilse bunun mümkün olmadığını vurguluyor.
    Estetik, Plastik ve Rekonstruktif Cerrahi Uzmanı Op. Dr. Alper Tuncel, kalkık hokka gibi burunların, yay gibi kaşların ve dolgun dudakların tek başlarına çok güzel ve dört dörtlük gibi göründüklerini, ancak bir araya geldiklerinde ise her zaman güzel bir görüntüyü oluşturmadıklarını; ifadesiz, yapay ve kötü görüntü de oluşturabildiklerinin altını çiziyor. Ayrıca Tuncel, bilinçsizce yapılan işlemlerin yüz ifadesini bozduğunu, birbirine benzeyen, doğallıktan uzak çirkin insanlar oluşturduğunu da belirtiyor.

    Fit Olayım Derken…

    Op. Dr. Alper Tuncel; zayıf ve fit bir görünüme sahip olmak için sıklıkla başvurulan ve uygun koşullar olduğunda “mükemmel sonuçlar” veren liposuction’un zayıflatma değil şekillendirme ameliyatı olduğunu söylüyor. Liposuction’un basen, göbek, bacaklar gibi bölgelerde zayıflama amaçlı kullanıldığında ve özellikle Plastik Cerrah olmayan doktorlar tarafından yapıldığında deride sarkmalar ya da çukurluklara neden olabileceğine fit olmak isterken sarkık bir deriye de sahip olunabileceğine, bu nedenle tekniği bilmeyen kişilere sırf ucuz diye gidilmemesi gerektiğine dikkat çekiyor.

    Türkiye’de En Çok Burun Estetiği Yapılıyor

    Burun ameliyatlarının en çok yapılan estetik ameliyat olmasına rağmen, yanlış uygulama sonrası ciddi sorunlar görülebildiğine ve kötü yapılmış burunların hemen fark edildiğine değinen Op. Dr. Alper Tuncel, en çok rastlanan hatanın; burnun ameliyat geçirmiş olduğunun belli olması olduğunu söylüyor. Yüze uyumlu olmayan, orantısız sonuçların bakıldığında anlaşılmasının dışında sağlık açısından da riskli olduğunun önemine değiniyor.

    Botoks’a Dikkat…

    Son yıllarda estetik alanında sıkça başvurulan yöntemlerden biri olan Botoks konusunda; bu uygulamaların çok titiz, işinin ehli hekimler tarafından ve kalitesi tescil edilmiş maddeler kullanılarak yapılması gerektiğini belirten Tuncel, her estetik kusurun botoks ile düzelemeyeceğini söylüyor. Botoks’un dikkatle uygulanmadığında yüzde donuk, şaşkın ve hayret ifadesi oluşabildiğini belirtiyor.

    İri Göğüsler, Dolgun Dudaklar…

    Op. Dr. Alper Tuncel; estetik müdahalelerde ucuz olduğu için tercih edilen bazı maddelerin alerjik reaksiyonlara yol açtığını söylüyor.  Özellikle göğüs ameliyatlarında seçilen protezin kalitesinin çok önemli olduğuna ve sonucu etkilediğine değinen Tunçel,  bu tür ameliyatlarda doktor ile hastanın ortak karar oluşturamadığında göğüs ölçüsünün karşılaştıkları en büyük sorun olduğuna dikkat çekiyor. Ayrıca Tuncel, göğüs küçültme ve dikleştirme ameliyatlarında uygun yöntem tercih edilmezse çok iz kalabildiğini ve simetrinin bozularak, şekilsiz bir görüntünün ortaya çıktığını söylüyor. Dudak kalınlaştırmada ise yanlış uygulamalar ördekgagasını anımsatan, doğallıktan uzak itici görüntülere neden olabiliyor, dolayısıyla güzel görünmek isterken önceki halinden bile kötü görünüme kavuşan hastanın psikolojisi bozularak bir çıkmaz doğurduğunu da sözlerine ekliyor.

    Sağlıklı Karar Vermek Gerek

    Op. Dr. Alper Tuncel, hastanın gerçekten istediği operasyona ihtiyacının olup olmadığının, psikolojisinin, beklentilerinin, vücudunun alt yapısının detaylıca ele alınması ve sonrasında operasyon kararının verilmesi gerektiğinin altını çiziyor. Cerrahi olsun ya da olmasın her türlü estetik müdahalenin diğer müdahalelerde olduğu gibi belli başarı oranları ve sonuçları ve de riskleri olduğunu, bu işlemleri yaptırmak isteyen her bireyin bunu kabul etmesi gerektiğini belirtiyor. Plastik Cerrah'ın geçmiş tecrübelerinden faydalanarak olmayacak olanı olacakmış gibi sunmaktan kaçınması ve gerçekçi hedeflerle ilerlemesi gerektiğini, bu süreçte risklerin gerçekten kabul edilecek kadar azalacağını sözlerine ekliyor.

    Erkek nesli tükeniyor mu? Erkeklerde sperm sayısı azalıyor, sperm parametreleri değişiyor, normal değerleri düşüyor, küresel ısınma spermleri de öldürüyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuğu olan erkekler üzerinde 4 kıtada yaptığı araştırma sonuçlarına göre, sperm parametrelerinin düştüğünü açıklıyor. Özel Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; iyi haberin semen (meni) değerlerinin düşmesine rağmen halen gebeliklerin oluşabilmesi, kötü haberin ise semen (meni) değerlerindeki bozulma bu hızla devam ederse insanoğlunun yakında gebelik oluşturmakta çok zorlanabileceği olduğunu belirtiyor.

    Bir İyi Bir Kötü Haber!

    Sperm sayısını ve fiziki özellikleri incelendikten sonra hareketliliği ve hareketin niteliğinin değerlendirildiğini belirten Op. Dr. Serhat Partalcı, bu bağlamda bir iyi bir de kötü haberinin olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) son yayınladığı verilere göre, evli çiftlerin kendiliğinden gebelik oluşturabilmesi için gerekli en düşük semen değerleri eskiden (1999 verilerine göre) 2 ml iken son araştırmada 1,5 ml’ye düştüğünü, spermin hareketlilik oranının ise yüzde 61’den yüzde 40’a gerilediğini kaydediyor. En önemlisinin ise morfoloji yani spermlerin şekil bozukluğu oranının gebelik yeterliliği için  yüzde 15 yeterli görülürken, son verilere göre yüzde 3’e düştüğünü belirtiyor. Aynı zamanda WHO'nun eskiden yüzde 5’in altında kalan değerleri mutlak kısır kabul ettiğini vurguluyor.

    Spermlerin Yarıdan Fazlası Kayboluyor

    Tüm bu değişikliklerin çevresel nedenlerden kaynaklandığını aktaran Op. Dr. Serhat Partalcı, testislerin vücut derecesinden 1 – 1,5 derece daha düşük ısıda çalışmaya programlandığını spermlerin 35,5 - 36 derecede yaşadığını, bu sebepten dolayı vücut dışına yerleştirildiğini, son yıllarda yaşanan küresel ısınmanın da etkisiyle spermin yarıdan fazlasının kaybolduğunu belirtiyor. Partalcı, gelişen teknolojiyle birlikte elektro manyetik alanların içinde bulunmanın, yediğimiz hazır gıdaların, kutu içeceklerin ve sigara kullanmanın sperm sayılarını azalttığının altını çiziyor.

    Sperm Sayısını Artırmak İçin...

    Op. Dr. Serhat Partalcı; genetik mirasını değiştiremeyen erkeğin sperm sayısını arttırmak için; doğal beslenmeye önem vermesini, konserve ve hazır yiyeceklerden uzak durmasını, sigara, alkol ve madde kullanımını kesmesini, stresi yönetmeyi öğrenmesini, kıyafetlerini özellikle iç çamaşırını pamuklu ve serin tutan kumaşları tercih etmesini, beden ölçüsünden dar pantolon kullanmamasını tavsiye ediyor.

    Erkeklere Neler Oluyor?

    Konu Saati  11:35  |  in  Cinsel Sağlık  |  Devamı»

    Erkek nesli tükeniyor mu? Erkeklerde sperm sayısı azalıyor, sperm parametreleri değişiyor, normal değerleri düşüyor, küresel ısınma spermleri de öldürüyor.

    Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çocuğu olan erkekler üzerinde 4 kıtada yaptığı araştırma sonuçlarına göre, sperm parametrelerinin düştüğünü açıklıyor. Özel Avrupa Tüp Bebek Merkezi Klinik Direktörü Op. Dr. Serhat Partalcı; iyi haberin semen (meni) değerlerinin düşmesine rağmen halen gebeliklerin oluşabilmesi, kötü haberin ise semen (meni) değerlerindeki bozulma bu hızla devam ederse insanoğlunun yakında gebelik oluşturmakta çok zorlanabileceği olduğunu belirtiyor.

    Bir İyi Bir Kötü Haber!

    Sperm sayısını ve fiziki özellikleri incelendikten sonra hareketliliği ve hareketin niteliğinin değerlendirildiğini belirten Op. Dr. Serhat Partalcı, bu bağlamda bir iyi bir de kötü haberinin olduğunu vurguluyor. Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) son yayınladığı verilere göre, evli çiftlerin kendiliğinden gebelik oluşturabilmesi için gerekli en düşük semen değerleri eskiden (1999 verilerine göre) 2 ml iken son araştırmada 1,5 ml’ye düştüğünü, spermin hareketlilik oranının ise yüzde 61’den yüzde 40’a gerilediğini kaydediyor. En önemlisinin ise morfoloji yani spermlerin şekil bozukluğu oranının gebelik yeterliliği için  yüzde 15 yeterli görülürken, son verilere göre yüzde 3’e düştüğünü belirtiyor. Aynı zamanda WHO'nun eskiden yüzde 5’in altında kalan değerleri mutlak kısır kabul ettiğini vurguluyor.

    Spermlerin Yarıdan Fazlası Kayboluyor

    Tüm bu değişikliklerin çevresel nedenlerden kaynaklandığını aktaran Op. Dr. Serhat Partalcı, testislerin vücut derecesinden 1 – 1,5 derece daha düşük ısıda çalışmaya programlandığını spermlerin 35,5 - 36 derecede yaşadığını, bu sebepten dolayı vücut dışına yerleştirildiğini, son yıllarda yaşanan küresel ısınmanın da etkisiyle spermin yarıdan fazlasının kaybolduğunu belirtiyor. Partalcı, gelişen teknolojiyle birlikte elektro manyetik alanların içinde bulunmanın, yediğimiz hazır gıdaların, kutu içeceklerin ve sigara kullanmanın sperm sayılarını azalttığının altını çiziyor.

    Sperm Sayısını Artırmak İçin...

    Op. Dr. Serhat Partalcı; genetik mirasını değiştiremeyen erkeğin sperm sayısını arttırmak için; doğal beslenmeye önem vermesini, konserve ve hazır yiyeceklerden uzak durmasını, sigara, alkol ve madde kullanımını kesmesini, stresi yönetmeyi öğrenmesini, kıyafetlerini özellikle iç çamaşırını pamuklu ve serin tutan kumaşları tercih etmesini, beden ölçüsünden dar pantolon kullanmamasını tavsiye ediyor.

    Bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını bilmenin yollarını bulduk ve sizinle paylaşıyoruz.

    Bazen şefkat, tutku ve verilen sözlerin sonsuza dek süreceğini hissederiz. Bazen de bunların hepsi uzak bir düşten ibarettir. Şefkat gerçek görünmez, tutku var olmayan bir şeye dönüşür ve sözler sanki hiç verilmemiştir. Böyle zamanlarda ilişkinin temeli sorgulanır. Düşünmeye başlar ve uzun süre devam ederiz. "Benim hakkımda ciddi mi düşünüyor?", "Acaba ilişkimiz hakkında ciddi mi?", "Verdiği sözlerde ciddi mi?" Tüm bu sorular cevapsız kalır.

    Evet, Bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını bilebilirsiniz. Fakat, ilerlemeden önce anlamanız gereken bir şey var. Erkekler basittir. Eğer ciddi olduklarını söylüyorlarsa, ciddilerdir. Eğer değillerse, bunu asla açıkça dile getirmezler. Size gerçekten aşık olup olmadığını bilmek istiyorsanız, ona sormanız yeterli. Size söyleyecektir. Burada bir seçenek de, ona neden sizin hakkınızda o şekilde hissetmediğini ve bunu düzeltmek için ne yapmanız gerektiğini sormak. Ama bir şeyler sizi engelliyorsa, bu ipuçları size bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını söyleyecektir.

    Sizi umursuyor mu?
    Erkeğin ciddi olup olmadığını öğrenmenin ilk adımı sizi umursayıp umursamadığını öğrenmek. Umursayıp umursamadığını sizinle ilgili olaylarda harcadığı küçük eforlarda görebilirsiniz. Eğer gerçekten umursuyorsa ihtiyacınız olduğunda gelip size yardım eden ilk insan olacaktır. Omzu daima göz yaşlarınız akarken yaslanmak için orada olacaktır. Hayatınızdaki tüm hüznü silmek için elinden geleni yapacaktır. Beş dakikada bir iyi olup olmadığınızı kontrol edecektir.

    Düşüncelerinize değer veriyor mu?
    Fikirlerinize ve kararlarınıza değer veriyor mu? Hisleriniz diğer şeylerden önemli mi? Bir öneriniz varsa, bu öneri başkalarının önerilerinden önce mi değerlendiriliyor? Direkt ya da dolaylı olarak ikiniz için verilen kararlarda size danışıyor mu? İkinizi ilgilendiren konularda onayınız eş değerde mi? Eğer evet ise, partneriniz sizi hayatındaki en önemli insanlardan biri olarak görüyor.

    Sizi ağlarken görüyor mu?
    Herkesin ağladığı ya da herhangi bir konu hakkında üzgün olduğu olur. Böyle zamanlarda ne yapıyor? Sizi teselli ediyor ya da neşelendirmeye çalışıyor mu? Her şeyi düzeltmek için elinden geleni yapıyor mu? Eğer sizin ağlamayı bırakmanızı ve gülmeye başlamanızı sağladığından emin olana kadar çabalıyorsa, bu adam ciddi. Eğer sizi ağlatacağını bildiği bir şey varsa, size asla bunu yaşatmamak için elinden geleni yapacaktır.

    Gelecek hakkında konuşuyor mu?
    Sizinle gelecek hakkında konuşuyor mu? Pekiyi bu geleceğin bir parçası mısınız? Hayat hakkında konuştuğunda, sizin daima birlikte olacağınızı düşünerek mi konuşuyor? Gelecek hakkında planlar yaparken sizin fikrinizi ve önerilerinizi alıyor mu? Size hiç hayatını nasıl planladığını ya da geleceğe dair neler düşündüğünü anlattı mı? Bu gelecek hayalinde siz olmadan bir şeylerin hep eksik olacağından hiç bahsetti mi? Eğer bu sorulara cevabınız hayır ise, ona sizin hakkınızda tam olarak ne düşündüğünü sorma vaktiniz gelmiş demektir.

    Duygusal olarak size güveniyor mu?
    Morali bozuk olduğunda hemen koştuğu kişi siz misiniz? Daima onun destek ünitesi misiniz? Bir sorun olduğunda danışacağı ilk kişi siz misiniz? Yalnız olduğunda ilk aradığı kişi siz misiniz? Her şeyi kolaylıkla sizinle paylaşabiliyor mu? Eğer evet ise sizinle ilgili düşünceleri gerçekten de ciddi. Çünkü erkekler duygusal olarak bağlanmakta zorlanır, ve bağlandığı kişi siz iseniz, aranızda gerçek bir şeyler olmalı. Şimdi bir erkeğin sizi sevip sevmediğini anlayabilirsiniz değil mi?

    Bunlar bir erkeğin size karşı ciddi olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak ipuçlarıydı. Daha önce söylediğimiz gibi, bunu öğrenmenin en iyi yolu doğru zaman geldiğinde bunu ona açıkça sormaktır. Sessiz sakin bir ortamda ona neler düşündüğünüzü açın. Dünyada iki insanın konuşamayacağı hiçbir şey yoktur. Umarız aradığınız tüm cevapları bulmuşsunuzdur.

    Sevgiliniz sizinle eğleniyor mu yoksa ciddi mi?

    Konu Saati  11:34  |  in  Yaşam  |  Devamı»

    Bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını bilmenin yollarını bulduk ve sizinle paylaşıyoruz.

    Bazen şefkat, tutku ve verilen sözlerin sonsuza dek süreceğini hissederiz. Bazen de bunların hepsi uzak bir düşten ibarettir. Şefkat gerçek görünmez, tutku var olmayan bir şeye dönüşür ve sözler sanki hiç verilmemiştir. Böyle zamanlarda ilişkinin temeli sorgulanır. Düşünmeye başlar ve uzun süre devam ederiz. "Benim hakkımda ciddi mi düşünüyor?", "Acaba ilişkimiz hakkında ciddi mi?", "Verdiği sözlerde ciddi mi?" Tüm bu sorular cevapsız kalır.

    Evet, Bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını bilebilirsiniz. Fakat, ilerlemeden önce anlamanız gereken bir şey var. Erkekler basittir. Eğer ciddi olduklarını söylüyorlarsa, ciddilerdir. Eğer değillerse, bunu asla açıkça dile getirmezler. Size gerçekten aşık olup olmadığını bilmek istiyorsanız, ona sormanız yeterli. Size söyleyecektir. Burada bir seçenek de, ona neden sizin hakkınızda o şekilde hissetmediğini ve bunu düzeltmek için ne yapmanız gerektiğini sormak. Ama bir şeyler sizi engelliyorsa, bu ipuçları size bir erkeğin sizin hakkınızda ciddi olup olmadığını söyleyecektir.

    Sizi umursuyor mu?
    Erkeğin ciddi olup olmadığını öğrenmenin ilk adımı sizi umursayıp umursamadığını öğrenmek. Umursayıp umursamadığını sizinle ilgili olaylarda harcadığı küçük eforlarda görebilirsiniz. Eğer gerçekten umursuyorsa ihtiyacınız olduğunda gelip size yardım eden ilk insan olacaktır. Omzu daima göz yaşlarınız akarken yaslanmak için orada olacaktır. Hayatınızdaki tüm hüznü silmek için elinden geleni yapacaktır. Beş dakikada bir iyi olup olmadığınızı kontrol edecektir.

    Düşüncelerinize değer veriyor mu?
    Fikirlerinize ve kararlarınıza değer veriyor mu? Hisleriniz diğer şeylerden önemli mi? Bir öneriniz varsa, bu öneri başkalarının önerilerinden önce mi değerlendiriliyor? Direkt ya da dolaylı olarak ikiniz için verilen kararlarda size danışıyor mu? İkinizi ilgilendiren konularda onayınız eş değerde mi? Eğer evet ise, partneriniz sizi hayatındaki en önemli insanlardan biri olarak görüyor.

    Sizi ağlarken görüyor mu?
    Herkesin ağladığı ya da herhangi bir konu hakkında üzgün olduğu olur. Böyle zamanlarda ne yapıyor? Sizi teselli ediyor ya da neşelendirmeye çalışıyor mu? Her şeyi düzeltmek için elinden geleni yapıyor mu? Eğer sizin ağlamayı bırakmanızı ve gülmeye başlamanızı sağladığından emin olana kadar çabalıyorsa, bu adam ciddi. Eğer sizi ağlatacağını bildiği bir şey varsa, size asla bunu yaşatmamak için elinden geleni yapacaktır.

    Gelecek hakkında konuşuyor mu?
    Sizinle gelecek hakkında konuşuyor mu? Pekiyi bu geleceğin bir parçası mısınız? Hayat hakkında konuştuğunda, sizin daima birlikte olacağınızı düşünerek mi konuşuyor? Gelecek hakkında planlar yaparken sizin fikrinizi ve önerilerinizi alıyor mu? Size hiç hayatını nasıl planladığını ya da geleceğe dair neler düşündüğünü anlattı mı? Bu gelecek hayalinde siz olmadan bir şeylerin hep eksik olacağından hiç bahsetti mi? Eğer bu sorulara cevabınız hayır ise, ona sizin hakkınızda tam olarak ne düşündüğünü sorma vaktiniz gelmiş demektir.

    Duygusal olarak size güveniyor mu?
    Morali bozuk olduğunda hemen koştuğu kişi siz misiniz? Daima onun destek ünitesi misiniz? Bir sorun olduğunda danışacağı ilk kişi siz misiniz? Yalnız olduğunda ilk aradığı kişi siz misiniz? Her şeyi kolaylıkla sizinle paylaşabiliyor mu? Eğer evet ise sizinle ilgili düşünceleri gerçekten de ciddi. Çünkü erkekler duygusal olarak bağlanmakta zorlanır, ve bağlandığı kişi siz iseniz, aranızda gerçek bir şeyler olmalı. Şimdi bir erkeğin sizi sevip sevmediğini anlayabilirsiniz değil mi?

    Bunlar bir erkeğin size karşı ciddi olup olmadığını anlamanıza yardımcı olacak ipuçlarıydı. Daha önce söylediğimiz gibi, bunu öğrenmenin en iyi yolu doğru zaman geldiğinde bunu ona açıkça sormaktır. Sessiz sakin bir ortamda ona neler düşündüğünüzü açın. Dünyada iki insanın konuşamayacağı hiçbir şey yoktur. Umarız aradığınız tüm cevapları bulmuşsunuzdur.

    Etiketler

    Hakkımızda-Gizlilik-İletişim
    Copyright © 2013 Develi Kayseri. by Her Telden
    By Seven Blogcu.
    back to top